{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1669 <br>KARAR NO: 2025/785<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/09/2022<br>NUMARASI: 2021/105 Esas - 2022/553 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 11/07/2017 tarihinde Bağcılar İlçesi , ... Mah. ... Sk. Adresinde yapılan çalışma esnasında  müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderildiğini, hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, davalının borcu ödememesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ödeme emri gönderildikten sonra davalının borca ve icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu , izah edilen sebepler ile icra dosyasına yapılan itirazların reddine, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin dava konusu zarardan sorumlu olabilmesi için, kazı işlemi yapılırken, alınması gereken önlemleri almaması yani kusurlu olması ve kusur ile zarar arasında uygun illiyet bağlantısı olması ve davacı şirketin buna kendi kusuru ile sebebiyet vermemesi ve zararı artırmaması gerektiğini, hasarın meydana geldiği arazinin boş bir arazi olduğunu, bu alanda yer altında kablo döşeli olduğuna dair hiçbir uyarıcı levha da bulunmadığını, iddia gerçek dışı olduğunu, işveren ile müvekkili arasındaki sözleşme gereğince hafriyat işleri yapımının işverene ait olduğu,  bahsedilen kot çalışmaların yapılmamış olduğu, bunun yapıldığına dair dosyada herhangi bir kanıt bulunmadığını, dava konusu hasar , kabloların içinde bulundukları kanalın, kabloları yerleştirme formatının , bahsi geçen yönetmeliklerde belirtilmiş olan, kanallarda uyarıcı bant, kum , tuğla kullanılmamış olduğunu kabloların hafriyat toprağı ile doldurulduğu hususlarının tartışma konusu olmayacağını, dava konusu kabloların dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine döşendiği alanın boş arazi olduğu ve arazide bahsedilen kot çalışmaların yapılmadığı ve bunun yapıldığına dair dosyada bir kanıt mevcut olmadığı tespiti ile yönetmelikte belirtilen derinlikte döşenmemesi sebebi ile meydana geldiğini, zarar gören hasarın meydana gelmesinde kendi ağır kusuru ile sebep olmuş davacı şirketin talebinin reddi gerektiğini, dava konusu hasarın meydana gelmesinde müvekkile firmaya atfedilecek bir kusur bulunmadığını, yasal ve maddi koşulların oluşmayan davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davalının yaptığı çalışmalar sırasında davacıya ait tesislere zarar verildiği, davalının cevap dilekçesinde açıkça çalışma yapılmadığı yönünde bir savunma yapmadığı, sadece taraflarının değil işverenin sorumlu olduğunun ileri sürdüğü, ayrıca davacı tarafça olay yerinin fotoğraflarının sunulduğu, bu nedenle davalının oluşan zarardan sorumlu olacağı, mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda malzeme tutarı zarar toplamının 7.923,39 TL olarak hesaplandığı , davacının müterafık kusuru bulunmadığı, haksız eylem ile başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüt oluşacağından kazı tarihi ile icra takibine kadar geçen süre için işlemiş faizin 244,21 TL olacağı, toplamda 8.167,60 -TL üzerinden davanın kısmen kabulünün gerektiği,  davacı tarafça personel ve araç giderleri talebi yönünden yapılan tespitlere itiraz ileri sürülmüş ise de Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/5364 esas, 2020/162 karar sayılı,  2018/1089 esas, 2018/5527 karar sayılı  ilamlarında da belirtildiği üzere tazminat hukuku alanında gerçek zarar ilkesi geçerli olup zarar görenin, ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebileceği, zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderler  olduğu, özel olarak işçi tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderlerin zarar kapsamına dâhil edilemeyeceği, dosya kapsamında davacı arıza onarımı ile ilgili dava dışı bir şirket ile yaptığı anlaşmayı sunmuş ise de  sözleşme gereğince aylık ve sabit bir ödemenin belirlendiği, bu nedenle davaya konu kazı için dava dışı şirkete sözleşme gereği sabit olarak her ay ödenecek  bedel dışında haricen  bir bedel ödenmeyeceği, bu nedenle personel ve araç giderleri yönündeki davacı talebinin yerinde olmadığı, yine davacı tarafın dağıtılamayan enerji /etüd koordinasyon bedeli  ve elektrik eşik kesinti süre aşım bedeli talebi yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda bahsi  geçen gerçek zarar ilkesi ışığında dağıtılamayan enerji yönünden gerçek bir zarardan bahsedilmesinin mümkün olmadığı saptanmakla anılı talebin reddi gerektiği, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği kapsamında ise davacı tarafça abonelerine ödeme yapıldığını gösterir delil ibraz edilmediği gibi davacı şirketin orta gerilimde bildirimsiz kesintilerde 24 saate kadar, alçak gerilimde bildirimsiz kesintilerde  48 saate kadar abonelerine tazminat ödememe hakkına sahip olup dava konusu arıza için bu süreler dahilinde çalışma yapıldığı, bahse konu arıza için davacı şirketin eşik kesinti süre aşım bedeli talep edemeyeceği, anlaşılmakla davanın 8.167,60 -TL tutar üzerinden kısmen kabulüne, dava konusu alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine  dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında davalı yanın itirazının kısmen iptali ile takibin 7.923,39-TL asıl alacak, 244,21-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.167,60 TL üzerinden  aynı kayıt ve şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,Takip konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,   ...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla,hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla,hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu,müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eylemi ve kusurunun bulunmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak  davanın  reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Davalı tarafça yapılan kazı çalışması  sırasında meydana gelen hasar sebebiyle  maddi zarar oluştuğundan bahisle başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince  zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalının kazı yapmadan önce davacıyı bilgilendirmediği, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sebebiyle hasara sebebiyet verdiği, Yerel Mahkemece hükme esas alınan alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun usulüne uygun ve denetime elverişli olduğu, dava konusu zararlandırıcı olayda kusurun davalıya ait olduğu ve dava konusu olayda itirazın iptali şartlarının oluştuğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerinde  görülmemiştir. İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından,İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine  karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesikanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/105 Esas  2022/553 Karar sayılı 27/09/2022 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,5‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cbfe5093b0f785ac","SID":"c22a228d27e668ec"}}