{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1199 <br>KARAR NO: 2025/553<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/02/2024<br>NUMARASI: 2023/1017 E - 2024/269 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 25/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı ile İstanbul, Kartal, ... projesi ... Blok ... Kat ... nolu dairenin alımı ile ilgili 180.000 USD + 90.000 TL bedelle anlaştığını, taraflar arasında 08.11.2022 tarihli rezervasyon formu imzalandığını, müvekkilinin rezervasyon formunda belirtilen 10.000 Euro parayı 08.12.2022 tarihinde muhatap davalının banka hesabına nakit olarak EFT yaparak ödediğini, söz konusu taşınmaz için müvekkilinden 10.000 Euro kapora alındıktan sonra, davalının müvekkilinden habersiz olarak taşınmazı 3. kişiye sattığını ve gayrimenkulü müvekkiline devretmediğini, ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Dairesi Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının kötüniyetli olarak kendisine ihtar ve aleyhine icra takibine rağmen kapora bedeli olarak aldığı 10.000 Euro alacağını iade etmediği gibi takibe de haksız olarak itiraz ettiğini beyanla anılan sebeplerle itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini   talep etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.  Mahkemece yapılan yargılama sonunda; tarafların gayrimenkul alımı konusunda anlaştıkları ve rezervasyon formu imzaladıkları, davacı şirketin yazılı anlaşma doğrultusunda davalı şirket yetkilisinin banka hesabına 10.000 Euro kapora bedelini yolladığı, gayrimenkul alım satımının gerçekleşmediği, davalının almış olduğu kapora bedelini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmesi gerektiği gerekçesiyle; Davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 Euro asıl alacak yönünden davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, kabul edilen asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca EURO cinsin 1 yıllık vadeli mevduata devlet bankalarınca uygulanan en yüksek faiz uygulanmak suretiyle devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Asıl alacağın %20'sine tekabül eden 41.180,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine   karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden müvekkilinin  davadan haberdar olamadığını  ve cevap dilekçesi sunulamadığını,  öncelikle dava dilekçesinin tebliği usulüne uygun olmadığından verilen kararın  eksik incelemeye dayandığı, dava dosyası incelendiğinde müvekkiline dava dilekçesinin 26/10/2023 tarihinde tebliğe çıkarıldığı, Uyap sistemi üzerinden dosya incelendiğinde söz konusu tebligata ilişkin tebliğ mazbatasına ulaşılamadığı,  takip numarası ile sorgulama yapıldığında tebligatın 06/11/2023 tarihinde \"İşyerinde daimi çalışana teslim / ... açıklaması ile tebliğ edildiğinin  görüldüğünü, ancak müvekkilinin isminde bu harfler bulunan bir çalışanı bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin, dava dilekçesi ekinde sunulan tutanaktan da anlaşılacağı üzere arabuluculuk görüşmelerine vekil  aracılığıyla iştirak ettiği, davadan haberdar olsa arabuluculuk görüşmelerine nasıl katılmışsa aleyhine açılan işbu davaya da katılım sağlayacağını, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 13 ve 12. Maddelerine uygun bir tebligat bulunmadığı,Yargıtay’ın “…davalının işyerinde daimi memuru olduğu belirtilen dava dışı…imzasına tebliğ edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunda belirtildiği üzere dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliğine ilişkin tebligat parçasında başkaca herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi, anonim şirketin yetkili temsilcisinin veya ondan sonraki yetkili kişinin adreste olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığı ve nedenleri de şerh edilmemiştir… tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir. Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında değerlendirildiğinde, dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliğ işlemlerinin, yasal mevzuat kapsamında yöntemince yapılmadığı ve bu nedenle geçersiz olduğu açıktır.”  şeklindeki bir diğer kararından da anlaşılacağı üzere, araştırma yapılmasını zorunlu tutmakta buna uyulmadığı takdirde yapılan tebligatı geçersiz saydığına ilişkin içtihatlarının bulunduğu, somut olayda, müvekkilin çalışanı dahi olmayan bir kişiye tebligat yapıldığı,  bu usulsüz tebligat nedeniyle müvekkilinin  davaya katılım sağlayamadığı,  delil ve cevaplarını sunamadığı,  adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Diğer yandan müvekkili davalının, dava konusu taşınmazın sahibi olmayıp taşınmazın satışı için aracılık eden kişi olduğu,  davacının dava konusu kaporayı müvekkili  şirkete ödemediği,  söz konusu bedel taşınmazın sahibine gönderilmiş olup müvekkil satışın gerçekleşmemesi üzerine kaporayı taşınmaz sahibinden iade almadığı, iade alamadığı kaporayı davacıya iade etmesi de mümkün değildir. Davacı ve müvekkili arasında imzalanan, dosyada mübrez rezervasyon formuna göre rezervasyon tarihinden itibaren 45 gün içerisinde satış bedelinin tamamını satıcıya ödememesi durumunda satıcı tarafından depozito bedelinin alıcıya iade edilmeyeceğinin kararlarştırıldığını,  davacının ise rezervasyon tarihinden itibaren 45 gün içinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini  ve sözleşme gereği kaporayı iade alma hakkını kaybetmiş olduğunu, Mahkemece bu hususun  da hiçbir şekilde araştırılmadığını, bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , itirazın iptali  talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında ;  davacı şirketin davalı aleyhinde 10.000,00 Euro asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 268,77 Euro  yasal faizi ile birlikte toplam 10.268,77 Euro'nun tahsili için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı- borçlunun  borca itiraz ettiği,takibin durduğu görülmüştür. Davalı tarafın tebligat usulsüzlüğüne ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesiyle ;dosyadaki tebligat parçalarına göre ,dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğe çıkarıldığı,\"belirtilen adreste muhatabın -şirket yetkilisinin tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle işyerinin daimi çalışanı ...'a tebliğ edildiği\"şeklinde meşruhat verildiği,tebliğ tarihinin 06/11/2023 olduğu görülmüştür. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı 12. maddesine göre “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır.” denmek suretiyle tüzel kişilere yapılacak tebligatın, tüzel kişi tarafından yetkili kılınan temsilcisine yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Tebligat Kanunu’nun “Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13. maddesine gereğince “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler, her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” şeklinde düzenlemeler içermektedir. Buna göre yapılan değerlendirmede ,tebligat parçasına verilen meşruhat itibarıyla davalı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşılmakla ,bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde ; Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; taraflar arasında, 08.11.2022 tarihli Rezervasyon Formu imzalandığı, davalı ile İstanbul, Kartal, ... projesi ... Blok ... Kat ... nolu dairenin alımı ile ilgili 180.000 USD + 90.000 TL bedelle anlaşılmış olduğu görülmektedir. Rezervasyon formunda belirtilen 10.000 Euro'nun  08.12.2022 tarihinde davalının banka hesabına nakit olarak EFT  ile ödendiği ibraz edilen  Banka Dekontundan anlaşılmıştır.Söz konusu taşınmazın  davalı tararfça  3. kişiye satılmış olduğu ,taraflar arasında satış ve devir işlemlerinin gerçekleşmediği uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar ,davalı vekilince  08.11.2022 tarihli Rezervasyon Formunda \" 3- Rezervasyon tarihinden itibaren 45 gün içerisinde satış bedelinin tamamını Satıcıya ödememesi. Yukarıda belirtilen durumların oluşması halinde satıcı tarafından depozito bedeli alıcıya iade edilmeyecektir.\" şeklinde anlaşma yapıldığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; Bilindiği üzere; tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (TMK'nun md.706, BK.md.213, Tapu Kanunu md.26 ve Noterlik Kanunu md.60). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Haklı bir sebep olmaksızın başkası zararına mal edinen kimse, onu iade ile yükümlüdür. Düzenlenen harici satım sözleşmesi (Rezarvasyon Formu) taşınmazın devrini sağlamayan geçersiz bir sözleşmedir. Geçersiz sözleşmenin bulunması halinde taraflar aldıklarını birbirlerine geri vermek zorundadır. Sebepsiz zenginleşme kurumunun varlık sebebinde ise, haksız değer kaymalarının önlenmesi amaçlanmıştır. Pey akçesi (kapora); bir sözleşme yapılırken, taraflardan birinin öbür tarafa sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verdiği bir miktar paradır..Pey akçesi bir cayma parası değildir, ancak sözleşmenin bir kanıtıdır. Somut olayda da ,takip konusu yapılan alacak bir kapora alacağı olduğundan,sözleşme geçersiz olduğundan alınan paranın iade edilmeyeceğine ilişkin kayıt da geçersiz bulunduğundan, sözkonusu paranın davalı şirket hesabına gönderilmesi sebebiyle iade ile yükümlü olananın  davalı şirket olması sebebiyle ,davalı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,  davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 20.472,51  TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.118,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.284,39 TL'nin .davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34742b9fdb339963","SID":"bf1b0e8c7ded2342"}}