{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1277 Esas<br>KARAR NO:2025/124<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:23/03/2022<br>NUMARASI:2020/756 E. - 2022/325 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...' ın, diğer müvekkilleri ... ve ...'un kızları olduğunu, ...'ın 2 yıl kadar bir süre davalı şirkette çalıştığını, çalıştığı süre zarfında işyerinde kasadan bir miktar paranın çalındığından bahisle kendisinin şikayet edileceği ve bu yüzden  cezaevine gireceği şeklinde korkutulmak  suretiyle anne ve babasına davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen boş bir senede imza attırıldığını, davacı müvekkillerinin alacaklı görünen davalı şirket ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmamasına rağmen, korkmaları sebebi ile dava konusu olan senedin hiç doldurulmadan boşa imza atmak suretiyle imzalamak zorunda bırakıldıklarını, davalı şirketin, davacı müvekkillerini korkutarak imzalattığı bedelsiz olan boş senedi, daha sonra kötü niyetli bir şekilde 135.000,00-TL  olarak doldurularak ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, söz konusu icra takibine ilişkin olarak müvekkillerinin 03/08/2016 tarihinde İcra Hukuk Mahkemesine itiraz ettiklerini, Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/214 E. Ve 2016/291 Karar Sayılı dosyasında \"Davacıların davasının (imzanın inkar edilmediği dikkate alınarak) yargılama gerektirdiği, kambiyo senetlerine mahsus takipte ödeme emrine itiraz niteliğindeki davada dar yetkili İcra Hukuk Mahkemesi'nde neticeye ulaşılamayacağı, genel Mahkemelerde yargılamanın gerektiği dikkate alınarak davanın reddi \" kararı verildiğini, davaya ve icra takibine konu senet incelendiğinde, senedin üzerinde \"malen ahzolunmuştur\" ibaresinin bulunduğunun görüleceğini, alacaklı görünen davalının limited şirket olması ve yine senet üzerinde malen ibaresinin yazılı olması sebebiyle taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu anlamını taşıdığını, takip ve dava konusu senedin davacılara boş olarak imzalatılıp evrakın tüm asli unsurlarının sonradan doldurulduğunu belirterek; davalı şirket aleyhine açtıkları Menfi Tespit  davasının  kabulü ile davacı müvekkillerinin  borçlu olmadıklarının tespitine, teminatsız olarak veya teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması ve satış  işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı  verilmesine, senedin iptaline, takibin ve ödeme emrinin iptaline, icra takibine konu olan senetle ilgili olarak icra dosyasının tahsili halinde davanın istirdat  davası olarak kabulü ile ödeme yapılması durumunda  ödeme yapıldığı tarih itibariyle işleyecek yasal faiziyle davalı taraftan alınarak  müvekkillerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafların sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret  olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacıların kendilerinden şantaj yolu ile zorla senet alındığı iddiaları ile ilgili Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını, savcılık soruşturması sonrası davalı şirket yetkililerinin tümü hakkında sanık sıfatı ile Silivri 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/645 E. sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, sonuç itibari ile tüm sanıklar hakkında atılı suçlamalardan ayrı ayrı BERAATLERİNE karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu yönüyle ceza davası sonucunda bahse konu senedin davacılar tarafından iradi olarak verildiğininin, hukuka aykırı yol ve yöntemlere başvurulmadığının ispatlandığını, Ceza Mahkemesinin verdiği beraat kararının hukuk hakimi açısından bağlayıcılığının bulunduğunu, davacıların Mahkemedeki ifadelerinde müvekkili şirkete kendi özgür iradeleri ile bahse konu senedi verdiklerini açıkça ikrar ettiklerini, davacıların kendi iradeleri ile vermiş olduğu senetle ilgili borçlu olmadıklarını iddia etmelerinin kötü niyetle hareket ettiklerini gösterdiğini, taraflar arasında var olan kambiyo senedi ilişkisinin, temel hukuki ilişkiden bağımsız, yani mücerret olduğunu, davaya konu somut olayda, davacıların müvekkili şirkete borçlu olmadıklarını senetle ispat etmek zorunda olduklarını, davacı ...'un müvekkili şirkette kasiyerlik yaptığını, davalı şirketin kasasından her gün para çalmak sureti ile zincirleme şekilde hırsızlık suçunu işlediğini, davacının bu yönlü haksız eylemlerinin şirketin mal varlığında eksilmelere neden olduğunu, borçlu davacılar hakkında başlatılan,... sayılı icra takibinde, ödeme emrine itiraz süresi içinde senedin sonradan doldurulduğu veya imzaların kendilerine ait olmadığı yönünde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, takip hukukundan kaynaklı haklarını kullanmayan davacıların hak düşürücü süreler geçtikten sonra bu yönlü haklarını eldeki davada dile getirmelerinin mümkün olmadığını, davacıların açılan icra takibi ile ilgili tedbir talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibi sonrası açılan menfi tespit davalarında tedbir kararı verilebilmesi için dosya alacağı ve sair giderler dahil olmak üzere hesaplanacak tutarın yüzde yüz yirmisinden aşağı olmamak üzere mahkemeye teminat sunulmasının gerektiğini belirterek; öncelikle davacının şartları oluşmayan tedbir talebinin reddi ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacı müvekkili ...'ın, diğer davacı müvekkilleri ...ve ...'un kızı olduğunu, davacı müvekkili ...'ın, yaklaşık 2 yıl kadar bir süre ile davalı şirkette çalıştığını  ve davacı müvekkilinin çalıştığı süre zarfında işyerinde kasadan bir miktar paranın çalındığından bahisle kendisinin şikayet edileceği ve bu yüzden cezaevine gireceği şeklinde korkutulmak suretiyle ile davacı müvekkili ...'ın anne ve babası olan Davacı ... ve ...'a, davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen boş bir senede imza attırıldığını, davacı müvekkillerinin, alacaklı görünen davalı şirket ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmamasına rağmen, korkmaları sebebi ile dava konusu olan senedin üzeri hiç doldurulmadan boşa imza atmak suretiyle imzalamak zorunda bırakıldığını, Davalı şirketin, davacı müvekkilleri korkutarak imzalattığı bedelsiz olan boş senedi, daha sonra kötüniyetli bir şekilde,  üzeri  135.000,00 TL olacak şekilde doldurularak, ...’ nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra sonucu taşınmazın satışı çıkartıldığını,-Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında, “davalının zararının karşılanması amacıyla davacıların icraya konu senedi imzalayarak davalı şirket yetkililerine verdikleri” şeklinde bir değerlendirmede bulunulduğunu, bilirkişi marifetiyle davalı şirket’in ticari defter ve belgeleri üzerinden inceleme yapılarak sonuca ulaşılması gerekir iken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu,dava konusu senedin üzerinde \"malen ahzolunmuştur\" ibaresinin   bulunduğunu, senedin üzerinde malen yazılı olması alacaklı ve borçlu arasında bir ticari ilişki neticesinde düzenlenen bir evrak olduğu anlamını taşıdığını, malen kaydı olan senetlerde, senedin mal karşılığı alındığı kabul edilmiş varsayılacağını, senedin lehtarı olan davalı şirketin, bu senedi ticari defterlerine işlemek ve karşılığında fatura ve sevk irsaliyesi düzenlemek zorunda olduğunu, müvekkilleri tarafından korkutulmak suretiyle alınan senede yazılan miktarın davalı şirketin uğradığı zarar olduğu hususunun davalı tarafından ispatlanamadığını, ticari defterlerde tacirlerin her türlü ticari işlemi kayıtlı olduğundan mevcut davada  ticari defterlerin incelenerek senet üzerindeki miktarın gerçekten davalının zararı olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gerekli olmasına rağmen, davalının defterlerinin incelenmesine karar verilmeden Davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,-müvekkili ...’in verdiği zarar olduğu iddiasının, şirketin gerçekten bu miktar üzerinden zarara uğradığını ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili ...'in, çalıştığı işyerinden kasadan para almış dahi olsa alınan bedelin 135.000,00 TL olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin ticari defterlerin incelenmesi ile senedin herhangi bir ticari ilişkiye dayanmadığının, davalı şirketin bahsedildiği kadar zarara uğrama gibi bir ihtimalinin olup olmadığını, Ticari defter incelemesi ile ortaya çıkarılmasını ve bilirkişi marifeti ile ticari defterler ve kayıtları üzerinde, inceleme yapılmasını talep ettiklerini, senetteki bedelin, ... verdiği zarar olduğunu iddia edenlerin, şirketin gerçekten bu miktar üzerinden zarara uğradığının ticari defter ve belgelerin bilirkişi marifeti ile ispat edilmesi gerektiğini, defter inceleme talepleri değerlendirilmeden karar verildiğini, davalı tarafın ticari defterlerinde davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile icra takibine ve davaya konu olan senet taraflar arasında ticari ilişki neticesinde verilmediği, taraflar arasında her ne kadar senet malen olarak düzenlenmiş ise de ticari ilişkiyi gösterir bir fatura yahut bir kayıt bulunmadığı, senedin aslında bedelsiz olduğu ve davalı şirketin, müvekkili tarafından iddia edildiği kadar zarara uğratılmasının maddi olarak mümkün olmadığı anlaşılarak davalarının haklılığının anlaşılacağını,-Yerel Mahkemenin red kararını, davalı tarafın bir eyleminin, zor kullanmanın, tehdit ve hakaretin ispat edilmesi gerektiği, tanık beyanlarına itibar edilmediği şeklindeki gerekçelere dayandırdığını, müvekkili ...'in işyerinde kasadan bir miktar paranın çalındığı iddiasıyla, davalı tarafından kendisinin şikayet edileceği ve bu yüzden cezaevine gireceği şeklinde korkutulmak suretiyle davacı müvekkili ...'ın anne ve babası olan Davacı ... ve ...'a, davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen bedelsiz  boş bir senede imza attırıldığını, davalı şirketin, davacı müvekkilleri korkutarak imzalattığı bedelsiz olan boş senedi, daha sonra kötü niyetli bir şekilde,  135.000,00 TL meblağ yazılmak suretiyle  doldurulduğunu, her ne kadar Yerel Mahkeme tarafından müvekkillerinin tehdit edildiği, korkutulduğu, hakaret edildiği şeklinde bir ispatın bulunmadığı öne sürülmüş ise de dosyada bulunan deliller bir arada değerlendirildiğinde müvekkillerinin şikayet edileceği ve cezaevine girileceğinden korkutularak senedin imzalatıldığının açık olduğunu,  her ne kadar gerekçede davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgisi olmadığı  belirtilmiş  ise de bu gerekçe dosya içeriği ile çeliştiğini, davacıların böyle bir senet verme yükümlülüklerinin olmadığını,  dinlenen davacı tanığı ..., “Ablam ağlıyordu. Ben yukarı çıkıp dışarı çıktım o sırada babam geldi annemde geldi, birlikte aşağı indiler…Annem bana \"ablanın kasadan para aldığını söyleyerek bize boş senet imzalattılar\" dedi. Daha sonra da babama imzalatmak üzere arabaya bindiler, ben eve geçtim dedi…Annem bana, karşı tarafın kızını polise veririz diye korkutarak imza attırdığını söyledi.” demek suretiyle ablası ...’in korktuğunu ve ağladığını, annesi ...’un polise veririz diye korkutularak imza attırıldığını görgüye dayalı bilgisi ile beyan ettiğini,  diğer Davacı Tanığı ..., “Ben, ... annesi davacı ... ile yakın görüşürüm. Kendisi bir gün beni aradı. Başımıza bir iş geldi.  ... kasadan para aldığından bize boş kağıda imza attırdılar diye dert yandı. Neden boş bir kağıda imza attınız diye sorduğumda ben o stresle o korku ile dondum kaldım. Bana ve ... imza arttırdılar. Daha sonrada ...'in çalıştığı iş yerine giderek Mehmed'e imza attırdılar dedi.”  demek suretiyle Müvekkili ...’nin kendisine korku ve stres ile imza attırıldığını kendisine söylediğini beyan ettiğini,  Diğer Davacı Tanığı ..., “kızı ve eşinin bir kağıda imza attığı, kendisinin de onları görünce ve kızının iş yerindekileri görünce şok yaşayarak onları da görünce kendisine sundukları belgeleri okumadan heyecan içinde imza attığını” şeklinde beyanda bulunarak müvekkili ...’un kızını ve eşini görünce korku ve heyecan içerisinde imza attığını kendisine söylediğini beyan ettiğini,-Takip konusu ve dava konusu olan senedin, davacılara boş olarak imzalatıldığını, evrakın tüm asli unsurları sonradan doldurulduğunu, bu sebeple evrak, kambiyo senedi vasfı bulunmadığını, davacıların imza attıkları tarihte aslında kambiyo senedi vasfında olan bir bonoya imza atmadıklarını, davacıların boşa imza attırıldığı evrakın sonradan tamamlanmak suretiyle kambiyo senedine dönüştürüldüğünü, senedin esaslı unsurlarının ve özellikle tanzim tarihinin sonradan doldurulmuş olmasının Yargıtayın daire kararlarından da anlaşılacağı üzere senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırdığını, evrak  üzerindeki tanzim tarihi, vade tarihi ve diğer  tüm asli unsurlar, evrakın davacılarca imzalanmasından çok sonra doldurulmuş olup borçlular tarafından değil alacaklı tarafından yazıldığından, senedin kambiyo senedi vasfının ortadan kalktığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını ispat edemediğini, Davacıların istinaf dilekçelerinde belirtikleri, kendilerinden şantajla ve zorla senet alındığı iddiaları ile ilgili şikayet üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, davalı şirket yetkililerinin tümü hakkında Silivri 4.Asliye Ceza Mahkemesi 2017/645 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda tüm sanıkların üzerlerine atılı suçlamalardan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini, beraat kararlarının kesinleştiğini, ceza davası yargılaması sonucunda bahse konu senedin davacılar tarafından iradi olarak verildiği, hukuka aykırı yol ve yöntemlere başvurulmadığı ispat olunduğunu, beraat kararının hukuk hakimi açısından bağlayıcılığı bulunduğunu, davacıların mahkemedeki ifadelerinde de müvekkili şirkete kendi özgür iradeleri ile bahse konu senedi verdiklerini açıkça ikrar ettiklerini, \"Davacı ... mahkemedeki beyanında …bize karşı herhangi bir zor kullanmaları, tehdit ve hakaret içerikli sözleri olmadı, benim herhangi bir şikayetim yoktur. Davacı ...…Ben yaklaşık 2,5 yıldır çalıştığım iş yerimde hırsızlık yapmıştım, bunu kabul ediyorum, daha sonra senetleri imzaladım, bize karşı herhangi bir zor kullanmaları, hakaret ve tehdit içerikli herhangi bir eylemleri olmadı,Her ne kadar şu anki beyanımda sanıkların aileme yönelik eylemleri olduğunu söylemiş isem de, daha önceki beyanlarımdaki gibi ... \"kendi aramızda halledelim\" şeklinde sözler söyledi, herhangi bir zorlama olmadı...Davacı ... patronları bizi arayarak ofislerine çağırdılar ve bazı kamera kayıtlarını izlettiler, bize bazı senetleri imzalamamızı ve yoksa kızımın ceza alacağını söylediler, biz de senetleri imzaladık, ben daha önce de şikayetçi olmamıştım.\" şeklinde beyan verdiklerini, senedin sonradan doldurulduğu, anlaşmaya aykırı olduğu, zorla senet alındığı, şekil unsurlarının eksik olduğu  şeklindeki tüm iddiaların taraflar arasında yargılamalara konu edildiğini ve davacıların bu iddiaların hiçbirini ispat edemediklerini, bir kısım beyanlarında ise  senetteki imzalarını kabul ederek, senet üzerinde yazılı bedelin sonradan doldurulduğu, gerçekte davalı şirkete borçlu olunmakla birlikte senet üzerinde yazılı bedel tutarında borçlu olmadıkları şeklinde birbiriyle çelişen beyanlarda bulunulduklarını, imza inkarı bulunmadığını, Davacının soyut ifadeler dışında iddia ettiği hususları ispata yarayan yazılı delilleri dosyaya sunamadığını, 6762 Sayılı TTK.nun 592.maddesi uyarınca, açığa senet düzenlemesinin mümkün olduğunu aksinin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacı ... davalı şirket bünyesinde 2 yıldan uzun süre çalıştığı, çalışma süresince kasiyerlik yaptığını, uzun süre kasadan para çalmak sureti ile hırsızlık suçunu zincirleme şekilde işlediği hususları, taraflar arasında görülen davalarda tutanaklara yansıyan ifadelerde ve Davacı ... mahkeme tutanaklarına yansıyan ikrarı ile sabit olup, hırsızlık sonucu çalınan paraların ticari defterlere kayıtlanması, diğer bir değişle muhasebeleştirilmesi gerektiği şeklinde ki açıklamaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ... hangi miktarda müvekkili şirketin malvarlığına zarar verdiğini yine en iyi kendisi bilebileceğini, bu itibarla müvekkili şirketin mal varlığında meydana gelen zararların tazmini noktasında, davacılar tarafından bahse konu miktarlı senedi düzenlediklerini, haksız fiil kapsamındaki hususların ticari defter ve kayıtlar ile çözülemeyeceğini, Davacı ... mahkemedeki beyanında ifade ettiği üzere ben yaklaşık 2,5 yıldır çalıştığım iş yerimde hırsızlık yapmıştım,bunu kabul ediyorum, daha sonra senetleri imzaladım, bize karşı herhangi bir zor kullanmaları, hakaret ve tehdit içerikli herhangi bir eylemleri olmadı,Her ne kadar şu anki beyanımda sanıkların aileme yönelik eylemleri olduğunu söylemiş isem de, daha önceki beyanlarımdaki gibi ... \"kendi aramızda halledelim\" şeklinde sözler söyledi, herhangi bir zorlama olmadı…şeklindeki beyanlarıyla uzlaşı sonucu hür iradesiyle meydana getirdiği zarara karşılık diğer davacılarla birlikte sened imzaladığını,bu şekilde davalı şirketin kendisinden mezkür eylemleri nedeniyle şikayetçi olmadığını\" açıkça ifade ettiğini, davacılar tarafından mahkemeye borçlu bulunmadıklarını ispata yarayan yazılı delil sunulmadığından davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğunu,  senede karşı tanık dinletme yasağı kapsamında, HMK 200/2,201 düzenlemeleri gereği davacıların tanık dinletme taleplerine ilişkin muvafakatleri bulunmadığını mahkemeye bildirdikleri halde, davacının bildirdiği tanıkların beyanlarına başvurulmasının hatalı olduğunu, Mahkemece davacı tanıklarının çelişkili beyanlarına itibar edilmemesinin hukuken yerinde olduğunu, kambiyo senedine esas teşkil eden hukuki ilişkinin temelinde davalı şirketin hırsızlık nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilme olduğunu, davacıların uzlaşı sonucu müvekkili şirketin mezkur haksız fiillerden gördüğü zararı  tazmin etmeyi taahhüt ettiklerini, senede dayalı temel hukuki ilişkinin müvekkili şirketin ticari işleri veya işletmesiyle doğrudan  bağlantılı olmadığını, Davaya konu  bononun verilme nedeni taraflarca da kabul edilmekte olup uyuşmazlık konusu olmadığını, tanık beyanlarıyla ve taraflar arasında daha önce görülen hukuk ve ceza yargılamalarına yansıyan mahkeme içi ikrar durumuyla sabit hale geldiğini, bahse konu senedin ticari deftere kaydedilmemiş olmasının onu hükümden düşürmeyeceğini,  davacılar senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarını ispat edemediklerini istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, icra takibine konu edilen senedin korkutularak alındığından bahisle menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı tarafça, davacı ...'ın, diğer davacı ... ve ...'un kızı olduğunu, davacı ...'ın, yaklaşık 2 yıl kadar bir süre ile davalı şirkette çalıştığı ve davacının çalıştığı süre zarfında işyerinde kasadan bir miktar paranın çalındığından bahisle kendisinin şikayet edileceği ve bu yüzden cezaevine gireceği şeklinde korkutulmak suretiyle ile davacı ... ve anne ve babası olan Davacı ... ve ...'dan, davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen boş bir senede imza attırıldığı iddiasıyla menfi tespit davası açıldığı, davalı tarafça da senedin kasadan para çalınmasına ilişkin zarar kapsamında uzlaşı nedeni ile düzenlendiği iddiasının bulunduğu, senedin düzenleniş nedenine ilişkin olarak davalı tarafça da, davacı tarafça da kasadan para çalması nedeniyle düzenlendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın senedin kasadan para çalınması nedeniyle zorla mı, yoksa uzlaşı neticesinde mi alınıp alınmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, Davacı tarafın, dava konusu bononun iş akdi sırasında verilen zarar nedeniyle verildiği,  bedelsiz olduğunun  ileri sürüldüğü, davalı tarafın ise zarar nedeniyle verildiğinin kabul edildiği, davacının kızı ile senet lehtarı şirket arasında iş akdi bulunduğunun anlaşıldığı, senedin iş akdi kapsamında verilen zarar nedeniyle alındığı, iş akdinin mevcut olduğu zamanda oluşan zarar hesabının İş Mahkemesi'nin görevine girdiği,  bu  iddia kapsamına göre uyuşmazlığa İş Hukukunun uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiştir. Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve resen inceleneceği, 137 ve 138. maddelerinde ise dava şartlarının (ve ilk itirazların) öncelikle inceleneceği belirtilmiştir. Somut olayda  davacı iddialarının değerlendirmesinin iş hukuku kurallarına göre yapılması gerektiği (emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/09/2014 tarihli 2014/11745 Esas-2014/13018 Karar sayılı kararı) kanaatiyle, görevli mahkeme iş mahkemeleri olup, Mahkemece görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle  davacı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen gözetilen sebeplerle 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih, 2020/756 E. 2022/325 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48dee57a5b310537","SID":"6c3bb979da829cfd"}}