{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/52 Esas<br>KARAR NO:2025/290 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/11/2024<br>NUMARASI:2021/455 E.  -  2024/188 K.<br>DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>KARAR TARİHİ:26/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Sarıyer İlçesi,... Mahallesi, ... Pafta, ... (...) ada, ... Parselde bulunduğunu ve adı geçen parseldeki mimari projenin, müvekkillerinin miras bırakanı olan mimar ... tarafından hazırlandığını,  parsel üzerinde bulunan yapının estetik  değere  sahip  olduğunu ve  aynı zamanda FSEK'in 4/3. maddesi anlamında mimarlık eseri niteliğini de haiz olduğunu, İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 15/11/1990 tarih ve 2528 sayılı kararı ile dava konusu yapıyı \"Korunması Gerekli Kültür Varlığı\" olarak tescil ettiğini, ancak belediyeye sunulan ilgili projede, her nasılsa davalı ...'un ağabeyi olan müteveffa ...'un imzasının bulunduğunu, bu durumun hiçbir surette dava konusu projenin eser sahipliğinin ...'e ait olduğu gerçeğini değiştirmediğini, ...'in vefatı ile anılan mimari esere ait mali hakların müvekkillerine geçtiğini, davalıların ise  müvekkillerinden izin almadan mimari esere ilişkin restorasyon ve restitüsyon projeleri hazırlayarak FSEK hükümlerini ihlal ettiklerini, davalılara hukuka aykırı eylemlerine son verilmesi hususunda müteaddit ihtarnameler keşide edildiğini, davalıların bu ihtarnamelere verdikleri cevaplarda, binaya ilişkin projenin ...'a ait olduğu, ...'un vefatından sonra mimari projeler üzerindeki tüm mali hakları ...'a devrettiği, 1981 tarihli proje üzerindeki mali hakların kendilerine ait olduğu ve söz konusu arsaların mimari projelerinin çizildiğini ve ...'in bilgi ve onayıyla belediyeye sunulduğu yolunda iddialarda bulunduğunu ve davalıların müvekkillerinin başta FSEK hükümlerinden doğan hakları olmak üzere haklarını ihlal etmeye devam ettiklerini iddia ederek, Sarıyer İlçesi,... Mahallesi, ... Pafta, ... (...) ada, ... Parsel sayılı taşınmazdaki yapıya ilişkin mimari proje müellifinin, müvekkillerinin miras bırakanı ... olduğunun tespitine ve muarazanın giderilmesine, dava konusu yapıya ilişkin eser sahipliğinden doğan mali hakların davalılara devredilmediğinin ve ...'in yasal mirasçısı sıfatıyla müvekkillerine ait olduğunun tespitine, ... adının, gerek dava konusu yapıya ilişkin projenin aslına, gerekse çoğaltılmış nüshaları üzerine, FSEK'in 67. maddesi uyarınca eser sahibi olarak yazılmasına, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, davalıların ilk bildirimin tebliğ tarihi olan 26/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ... Bankası'nca kısa vadeli krediler için öngörülen avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAPLAR:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların tazminat taleplerinin hangi fiile dayandığını açıklamadıklarını, bu nedenle dava konusunun değerini de belirtmediklerini, bunun yerine belirsiz alacak davası denildiğini, bu hususun usulen mümkün bulunmadığını, dolayısıyla dava dilekçesinin HMK'nun 119/d fıkrasına da aykırı olduğunu, bu eksikliğin tamamlattırılması, aksi halde davanın reddi gerektiğini, davacıların tüm taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu yapıya esas Belediye tarafından onaylanan projenin 1981 tarihli olmakla, davacıların her türlü dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davacıların dava konusu projenin uygulandığı yapının yıktırılması için resmi merciilere müracaat ettiklerini, müvekkillerinin yıllardır ...'in eserlerinin korunması için uğraşırken, davacıların bu eserlerin yıktırılması için talepte bulunmaktan çekinmemelerini anlamanın olası olmadığını, davacıların bu davada da manevi tazminat talep etmelerinin de söz konusu olamayacağını, eserlerine olan yaklaşımlarını ortaya koymakta yeterli olduğunu, davacıların,  kötü niyetle  dava açtıklarını  savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; üzerinde hak iddiası olan gayrimenkulün müvekkili tarafından ... tarafından gerçekleştirilen ihaleden 16/02/2005 tarihinde satın alındığını, müvekkilinin gayrimenkulü satın aldığında, bu eserin heba olup gitmemesi, korunması ve iyileştirilmesi için ...'in hayatta iken birçok eserinde birlikte çalıştığı bilinen Mimar ... ile bir sözleşme yaptıklarını, müvekkilinin ... ile ... ile birlikte çalıştıklarını bildiği iki mimarın iç ilişkisini  bilmesi,  mali  hak  sahipliği  ile eser sahipliği ayrımını yaparak hareket etmesinin mümkün olmadığını, bu noktada müvekkiline kusur atfedilemeyeceği hususunun açık olduğunu ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>MAHKEMENİN İLK KARARI:İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 19.04.2018 tarihli 2017/249 E. -  2018/171 K. sayılı kararıyla; \"... Belediye’ye sunulan uygulamaya yönelik projelerinde ...’in bilgi ve onayı ile ... tarafından yapıldığı ve  imzalandığı dolayısıyla,projenin işleme eser olarak kabul edilip edilmemesinin, yapılan proje yönünden ...'un mali hak sahibi olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, aksine düşüncenin hukuk düzeni tarafından korunmayacağı... ispat hukuku kurallarına göre dava konusu uyuşmazlıkta  ölenin kendi iradesi ile davalıya verdiği onay, kullanma izninin yıllar sonra mirasçılarca ileri sürülmesinin, MK 2. madde kapsamında mahkemece hakkaniyete aykırı bulunduğu,...eser sahipliği karinesi ile ilgili davalının eser sahipliğini çürüten bir durum somut olayda mevcut bulunmadığından bu yöndeki davacı iddiasının da sunulu delillere göre mevcut olmadığı...  Dava konusu mimari proje ve mimari yapının FSEK 6. madde anlamında \"eser niteliği\" taşıdığı, eser sahibinin manevi haklarının ölümü ile mirasçılarına intikal etmeyeceği, manevi hakları kullanacak kişilerin FSEK 19.maddesine belirtildiği, davacıların  manevi haklarla ilgili olarak da ayrıca dava açma hakları bulunmadığı,... Alınan bilirkişi raporu, davacı ve davalının tüm iddiaları, savunmaları esere ait tüm proje ve belgelerin incelendiği… Davacıların murisinin ... imzalı 1981 yılındaki projenin revizyonu için  eskiz yapması onun 1981 yılındaki projenin  daha önce  çizdiği eskizler üzerinden yapıldığını bildiğini 1981 yılındaki projede müellif olarak ... tarafından Belediye’ye müracaattan haberdar olduğunu bildiğini ve eskizlerin işlenmesine muvafakat ettiğini gösterdiğinin anlaşıldığı...\" gerekçesiyle; davacıların FSEK kapsamında mali ve manevi hak taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.<br>KALDIRMA KARARI:Dairemizin 29.04.2021 tarihli 2018/2386 E. - 2021/967 K.sayılı kararıyla; \"... Davaya konu projenin uygulanması suretiyle meydana getirilen yapının da, mimar ...'in eserlerindeki Geleneksel Türk Evi niteliklerini barındırdığı, korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edildiği ve FSEK 6. Madde de düzenlenen güzel sanat eseri olduğu anlaşılmakla, 1990, 2006 ve 2013 yıllarında  yapılan değişiklikler  yönünden davacıların mali  haklarının ihlal edilip edilmediğinin ve tazminat talep hakkının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece, muris tarafından verilen iznin sadece 1981 tarihli uygulama projesine yönelik olduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde  karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin işaret ettiği hususlarda yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine...\"   karar verilmiştir.  <br>KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:İstanbul 3.FSHHM'nin 06.11.2024 tarihli 2021/455 E.  -2024/188 K.sayılı kararıyla; \"...davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında davacıların murisinin vasiyetname ile mimari projeler üzerindeki mali haklarını dava dışı üniversiteye bırakıp bırakmadığının tespit edilmesi gerekmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanmak sureti ile kesinleşen ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere; Şişli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1990/951 E. , 1991/113 K. sayılı kararı ile ''…11/01/1988 tarihli elyazısı ile yazılmış vasiyetnamenin sulhen ve tasdikine ve tesciline’’şeklinde karar verildiği, anılan karar üzerinde yer alan şerhten de vasiyetnamenin geçerli olacak şekilde tasdik ve tescil edildiği hususunun 25/04/1994 tarihinde kesinleştiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2017/3398 esas, 2019/2710 karar sayılı 10/12/2019 tarihli kaldırma kararı, toplanan deliller, Şişli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/951 E. , 1991/113 K. Sayılı dosyası,  Beyoğlu ... Noterliğinin 01/04/1991 tarihli, ... yevmiye numaralı miras taksim sözleşmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mirasbırakan tarafından hazırlanan el yazılı vasiyetnamenin geçerli olduğu ve hukuki sonuç doğuracağı, bu nedenle davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı...\" gerekçesiyle davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU:Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkillerinin dava açma sıfatının mevcut olduğunu, dosyaya sundukları mirasçılık belgesinin iptali için dava açılmadığını, davanın ihbar edildiği Mimar Sinan Üniversitesi’nin dahi böyle bir iddiada bulunmadığını, Vasiyetname incelendiğinde görüleceği üzere, Mimar Sinan Üniversitesine “Halen bu dairede mevcut bulunan bütün kitaplarımı ve projelerimi, mesleki çalışma ve yapılarımın tümü” bırakıldığının ifade edildiğini, vasiyetname ile kastedilenin, ...’e ait mimari projelerin telif hakları olmayıp, kitap, proje gibi fiziki unsurların üniversite tarafından muhafaza edilmesi olduğunu, Nitekim merhum ...’in vefatı sonrasında, müvekkillerinin ve ...’in yeğenleri olan .... aile mensuplarının, o tarihte proje ve kitapları teslim için üniversite yetkilileri ile görüştüklerini, ancak netice alınamayınca, anılan eserlerin muhafaza edilmesi için Koç Üniversitesine/Sn. ...a teslim edildiğini,Kaldı ki işbu dava vasiyetname ile ilgili bir dava olmadığını, davalıların iddiasının aksine, söz konusu vasiyetnamenin geçerli olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararının da bulunmadığını, vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı davası maddi hukuk anlamında kesinleşmeden tarafların sulh olduklarını, vasiyetname ile yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,Yerel mahkemenin bu hususları hiç araştırmadan bu konuda tarafların ve/veya ilgililerin (Mimar Sinan Üniversitesi ve ... Ailesi) beyanlarına dahi müracaat etmeden, vermiş olduğu bu kararın, eksik inceleme mahsulü olup usul ve hukuka aykırı olduğunu,Yerel Mahkeme tarafından dosyaya sundukları  Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen mütalaanın dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.4.1991 tarih 1990/951 E. hüküm kısmında aynen \"11.01.1988 tarihli el yazısı ile yazılmış vasiyetnamenin taraf vekillerince mahkemeye verilen Beyoğlu ... Noterliğince düzenlenmiş 1 Nisan 1991 tarih ... nolu MİRAS TAKSİM MUKAVELESİNDE BELİRLENEN ŞARTLAR DAİRESİNDE sulhen tasdikine ve tesciline, miras taksim mukavelesinde belirlenen hususların aynen yerine getirilmesine\" şeklinde ifade edilmesinden de anlaşılacağı üzere \"el yazılı vasiyetname\" bağımsız bir biçimde şartsız, koşulsuz değil \"miras taksim mukavelesinde belirlenen şartlar dairesinde ve tarafların yaptığı sulh çerçevesinde\" tasdik edildiğini, 1991 yılındaki mahkeme kararı ile tasdik edilmiş bir vasiyetname bulunmadığını,Yerel Mahkeme tarafından İstinaf Mahkemesinin kaldırma kararının gerekliliklerinin yerine getirilmediğini, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini belirterek, arz edilen ve Mahkemece re'sen nazara alınacak gerekçelerle: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 06.11.2024 tarihli, 2021/455 Esas ve 2024/188 Karar sayılı ilamının kaldırılarak haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Davacılar tarafından dosyaya sunulan İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/740 esas, 2011/795 karar 28/07/2011 tarihli veraset ilamının incelenmesinde; davacıların murisi ...'in  09/09/1988 tarihinde dul ve çocuksuz olarak vefat ettiği, geride mirasçı olarak  yeğeni ..., yeğeni ..., yeğeni ..., kardeşinin torunu ...'ın kaldığı,  davacıların ...'in yeğenleri  ve ikinci dereceden mirasçısı oldukları, davacılardan başka dava dışı ...'in de mirasçı olduğu, davacı vekilinin bu mirasçıya ait vekaletnamesinin de dosyada bulunduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince hukukçu Av..., mimar ..., mimar Restorasyon Uzmanı Dr....'dan  oluşan bilirkişi heyetinden alınan  19/07/2016 tarihli raporda; 1981 tarihli projenin FSEK 6.madde kapsamında işlenme eser olduğunu, işlenme eser sahibinin ...'a ait olduğunu, davacıların mimari proje üzerinde mali haklarının söz konusu olamayacağını, bu nedenle mali haklara dayalı talepte bulunamayacaklarını bildirdikleri anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince hukukçu akademisyen Prof. ..., Yıldız Teknik Ün. Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. ..., restorasyon uzmanı yüksek mimar ...'den oluşturulan ikinci bilirkişi heyetinden alınan 15/03/2017 tarihli raporda; 1981 tarihli projenin FSEK 10.madde kapsamında ortak eser niteliğinde olduğunu, projeye ...'un proje müellifi olarak imza atmasının...'in  bilgisi dahilinde olduğunun kabul edilebileceğini, FSEK 52. madde kapsamımdaki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, manevi haklar açısından 2006 ve 2013 tarihli tadillerin yapının hususiyetini bozmadığını, eser sahibinin adının projeye dahil edilmesi açısından ölenin sağlığında projeye adını koymamış olmasının, FSEK'in 19.maddesi dikkate alındığında mirasçılarınca bu yönde bir talepte bulunamayacaklarını, mali hakların devir edilip edilmediğinin, mahkemenin takdirinde olduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır.İkinci bilirkişi heyetinden alınan 19/09/2017 tarihli ek raporda; kök rapordaki tespitlerin geçerli olduğunu, itiraz konularının hukuki olması nedeniyle eser sahipliğini karinesinin çürüyüp çürümediğinin mahkemece değerlendirmesi gerektiğini bildirmişlerdir.İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/405 Esas, 2021/249 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacılar tarafından davalı ... hakkında benzer nedenlerle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda \"mirasbırakan tarafından hazırlanan el yazılı vasiyetnamenin geçerli olduğu ve hukuki sonuç doğuracağı bu nedenle davacıların  FSEK 19. Madde ile FSEK 63. Madde hükümleri ile birlikte aktif husumet ehliyeti bulunmadığı\" gerekçesiyle  davanın 6100 sayılı  HMK 114/1-d ve 115/1,2 maddeleri gereği usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/03/2024 tarihli, 2022/5619 Esas, 2024/1955 Karar sayılı kararı ile onandığı ve 11/03/2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/405 Esas, 2021/249 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacılar tarafından davalı ... hakkında murisin başka bir mimarı projesiyle ilgili benzer nedenlerle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda \"mirasbırakan tarafından hazırlanan el yazılı vasiyetnamenin geçerli olduğu ve hukuki sonuç doğuracağı, bu nedenle davacıların  FSEK 19. madde ile FSEK 63. madde hükümleri ile birlikte aktif husumet ehliyeti bulunmadığı\" gerekçesiyle  davanın 6100 sayılı  HMK 114/1-d ve 115/1, 2 maddeleri gereği usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/03/2024 tarihli, 2022/5619 Esas, 2024/1955 Karar sayılı kararı ile onandığı ve 11/03/2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.Bu dava dosyası UYAP üzerinden inceleme talep edilerek incelenmiş, dosya içinde bulunan ve davacı tarafından dosyaya sunulan İstanbul ... Noterliğinin 01/04/1991 tarihli, ... Yevmiye numaralı miras taksim sözleşmesi incelendiğinde; muris ...’in yasal mirasçıları ..., ... ve ... ile mansup mirasçıları ..., ... ve ... arasında imzalandığı, murise ait menkul ve gayrimenkulllerin mirasçılar arasında taksimine ilişkin olduğu, FSEK’ten kaynaklanan haklarıyla ilgili bir hüküm içermediği, Mimar Sinan Üniversitesi'nin miras taksim sözleşmesinde taraf olmadığı, ancak ilgili noterden istenildiğinde, bu belgenin bulunamadığının bildirildiği tespit edilmiştir.<br>G E R E K Ç E:Dava; davacıların murisi ...'in eser sahibi olduğu iddia olunan Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel üzerinde bulunan yapı ile ilgili mimari projenin eser sahibinin ... olduğunun tespiti ile FSEK 68.maddesi kapsamında şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece davanın aktif husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.FSEK’in 19. maddesinde, FSEK’in 14. maddesindeki umuma arz  ve 15. maddesindeki adın belirtilmesi salahiyetleriyle ilgili eser sahibine ait manevi hakların kimler tarafından kullanılabileceği düzenlenmiş olup, buna göre eser sahibi kendisine tanınan selahiyetlerin kullanılış tarzlarını tespit etmemişse yahut bu husus herhangi bir kimseye bırakılmamışsa, bu selahiyetlerin ölümünden sonra kullanılmasının vasiyeti tenfiz memuruna, bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana-babasına, kardeşlerine ait olacağı düzenlenmiştir.FSEK’in 63. maddesinde ise, bu Kanunun tanıdığı mali hakların miras yoluyla intikal edeceği, mali haklar üzerinde ölüme bağlı tasarruflar yapılmasının caiz olduğu düzenlenmiştir.Bu yasal düzenlemeler karşısında davacıların ...’in yeğenleri olmaları ve eserlerinden kaynaklanan haklar için mansup mirasçı olmamaları nedeniyle, FSEK’in 14, 15. ve 16/3. maddelerindeki manevi hakları kullanamayacakları anlaşılmakla, davacıların bu manevi haklara ilişkin taleplerinin husumet nedeniyle reddine karar verilmesi yerindedir.FSEK’in 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen mali hakların davacılara ait olup olmadığına dair yapılan incelemede ise; davalı tarafça dosyaya sunulan ve murise ait el yazılı vasiyetname incelendiğinde; davacıların murisinin mesleki çalışma ve yazılarının tümünü Mimar Sinan Üniversitesi’ne terk ettiğini belirttiği, vasiyetnamenin iptali için açılan davada Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.10.1989 tarihli, 1988/1170E. 1989/701 K. sayılı kararıyla, \"...vasiyetnamenin tanzim mahalli olmadığı gerekçesiyle vasiyetname iptaline ilişkin davanın kabulü...\" şeklinde karar verildiği, temyiz üzerine mahkeme kararının Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 10.05.1990 tarihli 12841-4657 sayılı Karar ile, \"…Olayımıza gelince; miras bırakan antetli basılı (üzerinde ikametgah adresi bulunan) kağıdına el yazısı ile vasiyetini yazıp tarih koyarak el yazısı ile imzaladıktan sonra yine üzerinde açık adresin bulunan özel zarfın içinde kapalı olarak Üniversite rektörüne son arzularını belirten vasiyetname olduğunu açıklayarak teslim etmiştir. Vasiyetnamenin vasiyetçinin antetli kağıdında gösterdiği ikametgahında düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Bu konuda taraflar arasında çekişme de bulunmamalıdır. Bütün bunlara rağmen olaya kastı yorumla yaklaşılarak faydasız ve şekilci bir anlayışla vasiyetin geçersiz olduğunun kabulünde isabet bulunmamaktadır...\" gerekçeyle bozulduğu, karar düzeltme talebinin de  Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin  04.12.1990 tarihli 8838-12263 sayılı kararı ile reddedildiği, bozma kararı sonrasında ve tarafların –mirasçıların kendi aralarında akdettiği miras taksim sözleşmesi çerçevesinde- sulh olması üzerine Şişli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1990/951 E., 1991/113 K. sayılı kararı ile \"… 11.1.1988 tarihli el yazısı ile yazılmış vasiyetnamenin …sulhen tasdikine ve tesciline…\" şeklinde karar verildiği, vasiyetnamenin geçerli olacak şekilde tasdik ve tescil edildiğine ilişkin kararın 25/04/1994 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda el yazılı vasiyetname geçerlidir ve herkese karşı ileri sürülebilir.Her ne kadar davacılar vekili vasiyetnamenin mirasçılar arasında yapılan sulh ve miras taksim sözleşmesi kapsamında tasdik edildiği iddiasıyla istinaf talebinde bulunmuşsa da, miras taksim sözleşmesinin murisin yasal mirasçıları ile Mimar Sinan Üniversitesi dışındaki mansup mirasçıları arasında imzalandığı, yalnızca menkul ve gayrimenkul mallarla ilgili miras taksimi yapıldığı, el yazılı vasiyetname ile mirasçı nasbedilen Mimar Sinan Üniversitesi sözleşmede taraf olmadığı gibi, murisin eserlerinden kaynaklanan mali ve manevi haklarının da miras taksim sözleşmesine konu edilmedikleri, tüm bu nedenlerle murisin mimari proje eserleriyle ilgili mali haklarının davacılara ait olmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda açıklandığı üzere, muris tarafından tanzim edilen el yazılı vasiyetnamenin geçerli olduğuna dair tespit karşısında, davanın dayanağını oluşturan dava konusu proje üzerindeki her türlü mali ve manevi hakların Mimar Sinan Üniversitesi’ne bırakılmış olduğu,Mahkemece FSEK 19. ile FSEK 63. maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmesinde usule aykırılık bulunmadığından, davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40  TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın  davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacılar tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 26/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fb9a9d8f2d450db","SID":"4ebfe6a8f825f0ae"}}