{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1253 Esas<br>KARAR NO: 2025/168 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/687 Esas- 2022/369 Karar<br>TARİH: 06/04/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalıya 29.09.2017 tarihinde 14.327,74 TL, 30.09.2017 tarihinde 4.500 TL, 27.10.2017 tarihinde 13.675,73 TL, 27.10.2017 tarihinde 6.837,86 TL, 22.12.2017 tarihinde 25.000,00 TL tutarlı faturalar kesildiğini, ayrıca 17.10.2017 tarihinde 4.267,68 TL hesaplar arası virman yapıldığını, davalı borçlunun ise sadece 19.09.2017 tarihinde 29.500 TL'lik bir fatura kestiğini ve 29.09.2017 tarihinde 14.327,74 TL, 25.12.2017'de ise 791,78 TL'lik bir hesaplar arası virman yaptığını, davalının kalan borcunun 23.989,49 TL olduğunu,  bu borca 989,16 TL faiz işletildiğini ve icra takibine konulduğunu, davalı borçlunun borcunun cari hesap ekstresi ve faturalarla sabit olduğunu, davalı borçlunun zamanında müvekkili şirketin bayisi iken bayiliğini kendi ihtiyarı ile hiçbir geçerli neden sunmadan iptal ettiğini ve o an itibari ile kendisine teslim edilen malların bedelini ödemediğini ve bunların geri alınmasını söylediğini, oysaki müvekkilinin bu malları iade alma gibi bir zarureti olmamakla birlikte malları davalı borçluya teslim ettiğini, davalının hakkında başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyanla davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibine dayanak gösterilen 24.978,65 TL tutarındaki borcun cari hesaba dayandırıldığını, ancak bahse konu borcun dayandırıldığı .... Seri No.lu 25.000,00 TL faturanın müvekkili şirketin cari hesaplarına işlenmediğini ve müvekkili şirketçe kabul edilmediğini, davacı şirket tarafından mail yoluyla gönderilen belge incelendiğinde söz konusu faturayı kabul etmedikleri ve cari hesaplarına işlemediklerinin görüleceğini, akabinde yine davacı şirketçe konulan hedeflerin yakalandığı ve buna istinaden ikinci prim hak edişi için 19/09/2017 tarihinde ... Seri Numaralı 29.500,00 TL tutarındaki faturanın kesildiğini, davacı şirket tarafından ikinci hak edişin fazla bulunduğunu ve aralarındaki iş ilişkisi ve iyi niyet göz önünde bulundurularak 4.267,67 TL tutarında tahsilat makbuzu kesilerek söz konusu tutarın kendilerine ödendiğini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında yaklaşık on yıllık bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, söz konusu ilişkinin davacı şirketin vaatlerini yerine getirmemesi sonucu bozulduğunu ve kendileriyle olan bayilik ilişkisinin bitirilip başka bir markayla anlaşma yoluna gidildiğini, davacı şirketin bölgede satış yapamaz hale gelince müvekkili şirkete, tekrar çalışmak için başvuruda bulunduğunu ve bu talepleri reddedilince de borca dayanak gösterilen faturayı usulsüz bir şekilde kesip müvekkili şirketi borçlandırmak istediğini ve haksız kazanç elde etmeye çalıştığını beyanla davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih 2018/687 Esas- 2022/369 Karar sayılı kararında; \"Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır ... Dava  İtirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67.maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.  Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde;  davacı cari hesap ilişkisi nedeni ile ilişkisi nedeni ile alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde iş bu itirazın iptali davası açılmış olup, tarafların ticari defterlerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, tarafların ticari defterlerini ibraz etmesi ile ticari defterlerinin incelemesi sonucunda düzenlenen 04.07.2019 tarhli talimat raporu, 17.12.2021 tarihli rapor ile davacı vekilince 02.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde yer alan belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde, davalının ticari defterlerinde davaya konu ... nolu faturanın İşlenmediği, Davalının ticari defterlerine işlemediği SIA ... nolu faturanın davalı tarafından davacıya 19.09.2017 tarihinde düzenlenen 312624nolu faturanın iadesine ilişkin olduğu, Davalının ticari defterlerine işlemediği... nolu faturayı kabul etmediğine dair bir itirazının olmadığı anlaşılmıştır. Faturaya itiraz 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 21/2 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa içeriğini kabul etmiş sayılacağı, Davacı tarafından düzenlenen 22.12.2017 tarih ... nolu 25.000 TL tutarındaki iade faturasını mahkemenin kabul ettiği takdirde davacının; 25.000 TL - 1.049,94 TL = 23.950,06TL alacağı olduğunun tespiti de dikkate alınarak davacının davasını bu miktar bakımından ispatladığı anlaşılmakla  davanın kısmen kabulüne, davalının   Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın 23.950,06-TL asıl alacak yönünden iptaline, alacağın likit olması nedeni ile alacağın %20 si oranında 4.970,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile,  ''AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın 23.950,06-TL asıl alacak bakımından İPTALİNE, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alacağın likit olması nedeni ile alacağın %20 si oranında (4.970,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davasında yetkili mahkemenin takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yerdeki mahkeme olduğunu, bu nevi mahkemelerin dinlenebilme koşulunun ise mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinin yetkili icra dairesi olması olduğunu, somut olayda mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmak ile birlikte söz konusu icra dairesinin icra takibi açısından yetkili icra dairesi olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketin merkezi Diyarbakır olmasına rağmen Bakırköy İcra Dairesinde yani yetkisiz bir icra dairesinde icra takibi başlattığını, kendileri tarafından da hem ilgili icra dosyasında yetkiye de itiraz edildiğini hem de cevap dilekçesinde huzurdaki davanın yetkili icra dairesinde açılmadığından bahisle reddedilmesi gerektiği yönünde beyanlarda bulunulduğunu, hal böyleyken Yerel mahkemenin öncelikle tetkik mercinin yerine geçerek icra dairesinin yetkisine ilişkin yapılan itirazı incelemesi ve kesin olarak sonuçlandırması gerektiğini ancak Yerel mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, davanın yetkisiz icra dairesinde açılması sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini, zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/13-534 E. 2018/1567 K. Sayılı kararının da bu yönde olduğunu; Müvekkili şirket ve davacı arasında imzalanan iş sözleşmesinin, davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi hasebiyle feshedildiğini, akabinde davacı şirketin iş hacminde meydana gelen azalma sonucu haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan bu takibin itirazları sonucu durdurulduğunu akabinde davacı şirketin mesnetsiz iddialarla huzurdaki davayı açtığını, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davalı tarafın müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibine dayanak ... seri numaralı 24.978,65 TL tutarındaki faturanın müvekkili şirketin cari hesaplarına işlenmediğini ve müvekkili şirket tarafından iş bu faturaya süresi içerisinde itiraz edildiğini;İlk derece mahkemesi dosyasında ve bilirkişi incelemesinden de açıkça anlaşılacağı üzere davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin dayanağı olan cari hesapların müvekkili şirket ticari defterlerinde bulunmayan kayıtlara dayandığını, gerek ilk derece mahkemesi dosyasına sunulan bilirkişi incelemesinde gerekse ilk derece mahkemesi nezdinde davacı tarafın sunduğu ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığının objektif nitelikte bir incelemeye tabi tutulmadan hükme esas alındığını;  Yerel  mahkeme tarafından davacı tarafın usule aykırı tuttuğu ticari defterlerde bulunan fakat müvekkili şirketin usule uygun ticari defterlerinde bulunmayan ... seri numaralı, 25.000,00 TL faturanın farazi biçimde var kabul edilerek ve mesnetsiz şekilde düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda hükme esas alınarak karar kılındığını, davacı ve davalı müvekkili şirket arasında 10 yıl süren bir iş ilişkisi mevcut olup bu süre zarfında iki şirket arasında satış, pazarlama, danışmanlık masraf gideri adı altında herhangi bir fatura düzenlenmediğini, fakat haksız şekilde başlatılan icra takibine konu borcun dayanağı olarak gösterilen faturaların bu hizmetlerin bedelleri adı altında kesildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından bu husus gözetilmeden ve davacı ve müvekkili şirket arasında kesilen eski faturalar incelenmeden hüküm kurulmasının yasa ve usule aykırı olup verilen kararın bozulması gerektiğini; Davacı tarafın haksız şekilde işbu davayı açması ve kendileri tarafından icra inkar tazminatı yükletilmesi hususunu dile getirmesinin de tamamen kötü niyetli biçimde hareket ettiklerinin göstergesi olup haksız yere müvekkili şirkete kesilen faturaya istinaden başlatılan icra takibine itiraz etmelerinde herhangi bir kötü niyet bulunmadığını beyanla Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/04/2022 tarih ve 2018/687 E. 2022/369 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, cari hesaba (açık hesap bakiyesi) dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece icra dairesinin yetkisine itirazları hakkında karar verilmediği, davacının alacak iddiasını dayandırdığı faturanın davalı tarafından kabul edilmediği, ticari defterlerine işlenmediği, söz konusu faturanın satış, pazarlama ve danışmanlık masraf giderlerine ilişkin olduğu ancak taraflar arasındaki ticari ilişkide daha önce hiçbir şekilde bu ad altında fatura düzenlenmediği, davacı tarafın usulüne uygun şekilde tutulmamış ticari defterlerinde bulunan ancak davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde bulunmayan kayıtlara dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde cari hesap açıklaması ile 23.989,49 TL asıl alacak ve 989,16 TL işlemiş faiz alacağının tahsili talep edilmiş, takibe dayanak olarak hesap ekstresi sunulmuş, davalı taraf dosyaya sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini beyan etmiş ancak yetkili icra dairesini göstermemiş olup her ne kadar Mahkemece davalının cevap dilekçesi ile de tekrarladığı icra dairesinin yetkisine itirazı hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalı ise de, yetkili icra dairesinin gösterilmemesi hasebiyle usulüne uygun bir yetki itiraz bulunmadığından davalının sonuca etkili olmayan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Mahkemece davalının ticari defterlerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davacı tarafından düzenlenen ... seri numaralı, 22/12/2017 tarihli ve 25.000 TL bedelli faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davalının takip tarihi itibariyle davacıdan 1.049,94 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen raporda ise; davacı tarafça sunulan kayıtlarda davalının hesabının iki ayrı kodla tutulduğu ve birbirleri ile örtüşmediği, yani davacı tarafından iki ayrı cari hesap kaydının sunulduğu, bu kayıtlardan 120.34.21.0008-2 kodlu hesapta davacının 25/12/2017 tarihi itibariyle davalıdan 23.989,49 TL alacaklı olduğu, diğer kodlu hesapta ise davacının davalıdan 255.676,27 TL alacaklı olduğu ve alacağın 23.989,49 TL'sinin takibe konu edildiği tespit edilmiştir. Davacı vekili 22/12/2021 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu ile ticari defterlerinde tespit edilen fazla alacağın muhasebesel bir hatadan kaynaklı olduğunu ve bu hatanın 2021 kayıtları ile giderildiğini, davacının davalıdan takibe konu edilen 23.989,41 TL dışında bir alacağının bulunmadığını, bu alacağın da ... seri numaralı ve 25.000 TL faturadan kaynaklandığını beyan etmiştir. Mahkemece tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş ve bilirkişi raporunda tarafların anılan kayıtları arasında 21.186 TL fark olduğu, bu farkın da davalı tarafından ticari defterlerine işlenmeyen ... seri numaralı ve 25.000 TL faturadan (kdvsiz tutar) kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davacı söz konusu faturanın e fatura olduğunu ve davalıya sistemden mail ile gönderildiğini beyan etmiş, bu hususta ibraz ettiği mailin kendi çalışanları arasında gönderildiği anlaşılmıştır. Bu tespitler ışığında davacının alacak iddiasının dayanağının ... seri numaralı, 25.000 TL bedelli, 22/12/2017 tarihli ve satış, pazarlama ve danışmanlık gideri açıklamalı iade faturasının bakiyesi olduğu anlaşılmakla birlikte söz konusu fatura davalı tarafından kabul edilmemiş, ticari defterlerine işlenmemiş, BA kayıtları ile ilgili vergi dairesine bildirilmemiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere davacının tek başına fatura düzenlenmesi ile alacak doğmayıp bu fatura davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine işlenmediğinden davacı alacağını ticari defterleri ile ispat edememiştir. Bu minvalde davacı söz konusu faturanın içeriği hizmetin davalıya verildiğini ispat etmekle yükümlü olup bu konuda dosyaya herhangi bir delil sunmamıştır.  Bu faturanın, davalının ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 19/09/2017 tarihli ve 29.500 TL bedelli faturanın iadesi olarak düzenlendiğinin kabulü halinde ise, davacının ticari defterlerine işlediği fatura için 8 günlük iade süresinden sonra iade faturası düzenlendiği ve bu sebeple söz konusu fatura içeriğini kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla Mahkemece davanın ve davacının alacağını ispat edememesi tek başına icra takibinin kötü niyetli olduğu sonucunu doğurmayacağından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve Dairemizce esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih ve 2018/687 Esas 2022/369 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, -Davanın REDDİNE, -Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,\"<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:  2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 426,58 TL'nin mahsubu ile bakiye 188,82 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,  4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 24.978,65  TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:  7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 78,60 TL toplamı 299,30 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.     </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"feacf00c5a84a17c","SID":"5a31a7943b639507"}}