{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1420 <br>KARAR NO:2025/130<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/12/2018<br>NUMARASI:2014/461Esas - 2018/1387 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 15.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/175 ESAS SAYILI DOSYASINDA;<br>DAVA:Alacak (Acentalık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı sigorta şirketi ile Beyoğlu ...Noterliği'nin 26/09/2007 tarih ve ... yevmiye sayılı acentelik sözleşmesi imzaladığını ve sözleşme çerçevesinde davalı sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, davacı acente ile davalı sigorta şirketi arasında son dönemde yenilenmesi talep edilmemesine rağmen bazı poliçelerin acentenin bilgi, talep ve onayı olmaksızın davalı sigorta şirketi tarafından tek taraflı olarak yenilendiğini, davacı tarafından birçok kez talep edilmesine rağmen poliçelerin iptalinin yerine getirilmediğini, bu poliçelerin prim borçlarının acentenin cari hesabına acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak borç kaydedildiğini, yine geçerli olan diğer poliçelerin bedellerininde bunların primlerinin acente tarafından tahsil edilmemiş olmasına rağmen acentenin cari hesabına acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak borç kaydedilmesi, acentenin bazı ödemelerinin cari hesap kayıtlarına yansıtılmaması, hesap mutabakatlarının yapılmaması ve acentenin itirazlarının dikkate alınmaması sebebi ile taraflar arasında ihtilaf oluştuğunu, davacı şirket tarafından davalı sigorta şirketine acentelik sözleşmesinin teminatı olarak 20.000,00 TL nakit ve 175.000,00 TL ayni teminat verildiğini, ayni teminat malikinin ..., tapunun Giresin İli, Keşap İlçesi, ... Mah., ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı bulunan üç katlı kargir evde bulunan 2.kat 4 nolu bağımsız bölüm numaralı ... arsa paylı mesken üzerindeki 175.000.00 TL bedelli ipotekten oluştuğunu, davacı şirket tarafından teminatın iadesi ve ipoteğin fekki hususunda davalı şirket ile yaptığı görüşmelerin sonuçsuz kaldığını,  davacı acentenin davalı sigorta şirketine nakit ve ayni teminat ölçüsünde herhangi bir borcu bulunmadığını, anılan nedenlerle  davacının davalı sigorta şirketine 20.000,00 TL nakit ve 175.000,00 TL ayni teminat ölçüsünde davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine ve ipoteğin tapu kaydının terkinine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı sigorta şirketi üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH:Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; ibraz edilen bilirkişi raporları doğrultusunda dava değerlerini 763.004,66 TL arttırarak davacı şirketin davalı sigorta şirketine 958.004,66 TL borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin tapu kaydının terkinine, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında Beyoğlu ...Noterliği'nin 26/09/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı acentelik sözleşmesi bulunduğunu, davacının sözleşme gereği davalı atına TTK hükümleri gereği acentelik faaliyetinde bulunduğunu ve davacı adına poliçe kesme ve tahsil etme yetkisine sahip olduğunu, davacı tarafın sözleşmenin yenilenmesini talep etmediği ve prim borçlarının cari hesabına kaydedildiği yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının, davalı sigorta şirketi adına poliçeler düzenlediğini ve bu hususta tahsil ettiği primleri davalı sigorta şirketi hesabına gönderdiğini, poliçelerin hepsinin sigortalılar ve davacının talebi üzerine düzenlendiğini,  poliçe düzenlenmesinin davacının ve sigortalının onayı ile gerçekleştiğini, davacı tarafın tahsil ettiği poliçe primlerini davalı şirkete aktarmadığını, anılan nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>BİRLEŞEN 15.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/175 ESAS SAYILI DOSYASINDA;Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı  ile davalı şirketin Beyoğlu 5. Noterliğinin 26/09/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı Acentelik sözleşmesi imzaladığını, davalı şirket kanunen vermesi gereken teminat karşılığı olmak üzere, ...'na Giresun İli, Keşap ilçesi, ... Mah. ... Mevki, ... pafta, ... ada, ... parsel, ... numaralı bağımsız bölümde yer alan gayrimenkul üzerinde Keşap tapu müdürlüğü nezdinde ... yevmiye numaralı ipotek belgesi ile 1. Derece, süresi FBK olan %40 değişken faiz oranında 100.000-TL bedelle ve ...'na ait Giresun ili keşap ilçesi ... mah. ...mevki, ... pafta ... ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölümde yer alan gayrimenkul üzerinde keşap tapu müdürlüğünün nezdinde ... yevmiye nulo ipotek belgesi ile 2. Derece, süres FBK olan %40 değişken faiz oranında 75.000-TL bedelle davacı şirkete ipotek ettiğini, müvekkil şirketin acentası olan davalı şirketin acentelik sözleşmesi gereği prim bedellerini keserek kalan miktarı davacı şirkete ödemesi gerekirken bu bedelleri ödemediğini, bununla birlikte davalı şirketin müvekkil şirkete olan borçlarından dolayı verdiği bonolarında mevcut olduğunu, 320.000-TL bedelli bono için ... sayılı dosyası, 260.000-TL bedelli bono için... sayılı dosyası, 170.000-TL bono için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve 178.000-TL bedelli bono için ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak bugüne kadar hiçbir alacaklarının tahsil edilemediğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yoluna başvurabilmek için acentalik sözleşmesine binayen davalı şirket tarafından vekaleten tahsil edilen sigorta primlerinin ödenmemesinden kaynaklı davacı alacaklarının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/461 Esas sayılı dosyası ile açılan ve halen derdest olan menfi tespit ve ipoteğin terkini davasının konusu ile bu davanın konusunun aynı olduğundan bahisle derdestlik itirazlarının olduğunu, derdestlik ve menfaat şartı itirazlarının kabul görmemesi halinde konuları ve tarafları aynı olan her davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, davalaların birleştirilmemesi halinde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucu mahkemelerinin ... sayılı dosyası ile mahkememizin ... sayılı dosyasının taraflarının aynı olması, uyuşmazlığın temelinde 26/09/2007 tarihli acente sözleşmesi bulunması, mahkememiz dosyasındaki yargılamanın mahkemelerindeki dosyaya oranla ileri safhada olması nedeniyle  iş bu dosyalarının ile mahkememizin 2014/461 esas sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  26/12/2018 Tarih ve 2014/461Esas - 2018/1387 Karar sayılı  kararında;\".....Yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalının beyanları, ibraz edilen deliller, talimat mahkemesince aldırılan rapor ve mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ibraz edilen rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl dosyadaki davacı ... Sigorta ....Şti ile davalı ... Sigorta arasında acentelik sözleşmesinin bulunduğu,... Ltd.Şti'nin davalı ...Sigortanın acentesi olduğu, acentenin akdettiği sözleşmeler uyarınca sigortalılardan tahsil ettiği sigorta bedellerinden kendine ait prim bedellerini düşerek kalan bakiyeyi davalı sigorta şirketine ödediği, taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin bu şekilde sürdürüldüğü, mahkememizdeki asıl dava dosyasında davacı tarafça daha önceki dönemde davalı sigorta şirketine sigorta yapmış bulunan bazı müşterilerin talebi ve onayı olmaksızın yine kendilerinin de bir talebi olmadan davalı sigorta şirketi tarafından ilgili dava dışı firmaların sigorta poliçelerinin uzatıldığı gerekçesi ile davacının cari hesabına borç kaydedildiği iddia edilmiş, birleşen dosyada ise bu kez asıl dosyamızın davalısı olan ... Sigorta AŞ tarafından acente olan ... Sigorta ....Şti aleyhine acentelik sözleşmesi gereği sigorta yaptıran 3.şahıslardan acentenin tahsil ettiği poliçe bedellerini acentenin hak ettiği prim bedellerini keserek kalan bakiyeyi kendisine ödemesi gerekirken bu bedelleri ödemediğini, bunun üzerine yapılan mutabakat sonrası davalı acente ...Ltd.Şti tarafından bonoların düzenlenerek verildiği, bu bonolarla ilgili olarak davalı şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takipler yapıldığı görülmüştür. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlar, taraf yazışmaları, poliçeler, icra dosyaları ve tüm dava kapsamı incelendiğinde; mahkememizin ... görülen asıl davada davacı tarafından yada 3.şahıslar tarafından herhangi bir talep olmaksızın davalı sigorta şirketi tarafından....Ürünlerine ait 25/12/2012 başlangıç tarihli, ... Madencilik'e ait 19/11/2012 başlangıç tarihli, ...'a ait 19/11/2012 başlangıç tarihli, ...'ye ait 07/12/2012 başlangıç tarihli, ...'na ait 13/12/2012 başlangıç tarihli, ...'ye ait 12/12/2012 ve 20/12/2012 başlangıç tarihli, ....San.'ye ait 16/12/2012 başlangıç tarihli, ...'e ait 15/12/2012 başlangıç tarihli, ...'e 12/01/2013 başlangıç tarihli ve ...'ye ait 06/01/2013 başlangıç tarihli poliçelerin davalı tarafından resen uzatıldığı ve söz konusu poliçe bedellerinin davacının cari hesabına borç kaydedildiği, oysa söz konusu poliçelerin davacının talebi olmamasına rağmen düzenlendiği ve bu poliçelerin daha sonra iptal edildiği anlaşıldığından söz konusu poliçe bedelleri yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı tarafça yapılan ıslah ile kendi ticari defter ve belgelerine göre davalıdan alacaklı olduğu, davalı sigorta şirketinin birleşen dosyada yapmış olduğu takipte 958.004,66 TL borçlu olduğu iddiasında ise de ticari defterlerine göre 15.664,15 TL tutarında alacaklı olduğu iddia edilerek dava dilekçesi ıslah edilmiş ise de, davacı tarafın davalıya vermiş olduğu bonolar sebebi ile söz konusu bonoları defterlerine kaydetmiş olması sebebi ile alacaklı gözüktüğü, ancak bonoların henüz davalı sigorta şirketine ödenmediği, tek başına bono düzenlenip verilmesinin mevcut borcu bitirmeyeceği, söz konusu borcun bitebilmesi için bu bonoların ödenmesi gerektiği, oysa ki gerek icra dosyalarının incelenmesinde, gerekse birleşen İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/175 Esas sayılı dosya kapsamı dikkate alındığında bu bonoların ödenmediği, mahkememiz dosyasında davalı konumunda, birleşen dosyada ise davacı konumunda olan  sigorta şirketinin tahsilde mükerrer olmamak şartıyla cari hesap alacağına dayalı olarak yada kambiyo evrakına dayalı olarak talepte bulunma hakkının devam ettiği, bu itibarla yukarıda açıklanan ve kabul edilen dayanaksız prim borçları dışında asıl dosya davacısı...Ltd.Şti'nin önceki dönemlerdeki davalı sigorta şirketi ile aralarında bulunan acentelik ilişkisi sebebi ile oluşan prim borçlarının halen devam ettiği, bu kapsamda davacının kabul edilen menfi tespit istemi yönünden kalan kısımlar için açmış olduğu menfi tespit davasının reddi gerektiği, aynı şekilde davacı tarafça asıl davada ipoteğin konusuz kaldığı ileri sürülerek ipoteklerin kaldırılması da talep edilmiş ise de, belirtildiği üzere davacının poliçe borçlarının devam ettiği (yukarıda iptal edilen poliçeler dışındaki poliçelerden kaynaklanan), bu bakımdan ipoteğin fekki şartları oluşmadığı anlaşıldığından ipotek terkinine yönelik açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, birleşen dava yönünden ise, taraflar arasında bulunan acente ilişkisi sonrası davalı acente ...Şti tarafından sigorta şirketine ... sayılı dosyasında takibe konu olan 320.000 TL bedelli bonolar, ... sayılı dosyasında takibe konu olan 260.000 TL bedelli bonolar,  ... sayılı dosyasında takibe konu olan 170.000 TL bedelli bonolar ve ... sayılı dosyasında takibe konu olan 178.004,00 TL'lik bonolar ve yine mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alındığında davacı sigorta şirketinin söz konusu bonolar sebebi ile birleşen dosya davalısı ....Şti'den toplam 928.004,00 TL alacaklı olduğu, davacı tarafça İİK 150/h hükmü uyarınca alacağın ilama bağlanarak ilan hükmündeki belge ile ilamlı takip yapma talebinin kabulü gerektiği, bu kapsamda davacı sigorta şirketinin ...Şti'ne 928.004,00 TL alacaklı olduğunun tespiti gerektiği, ancak ipoteğin üst sınır ipoteği olmak üzere 175.000,00 TL'nin tespite esas alınmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. ...\"gerekçesi ile,''  1-Asıl davada davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,Başlangıç tarihi Ay/Yıl Sigortalı  Poliçe No Toplam Min. Brüt Prim TL 25/11/2012 Kasım 12 ... ÜRN ...10.850,00 TL19/11/2012 Kasım 12 ... TURİZM ... 90.520,00 TL 19/11/2012 Kasım 12 ... AKARYAKIT ... 68.400,00 TL 07/12/2012 Aralık 12...... 4.760,00 TL 13/12/2012 Aralık 12... ... 13.975,00 TL12/12/2012 Aralık 12 ... GEMİ ... 11.240,00 TL  22/12/2012 Aralık 12 ... GEMİ ... 155.500,00 TL  16/12/2012 Aralık 12 .... SAN ... 69.540,00 TL  15/12/2012 Aralık 12 AŞ-... TUR ... 3.900,00 T 23/01/2013 Ocak 13... 3.960,00 TL 06/01/2013 Ocak 13 ... 9.625,00 TL  Poliçeler sebebiyle davacının davalıya toplam 438.370 TL BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, B) Islahla arttırılan kısım için davanın REDDİNE, C) İpoteğin terkinine ilişkin açılan davanın REDDİNE, 2-Birleşen davanın KABULÜ ile,... sayılı dosyasında takibe konu olan 320.000,00 TL meblağlı bononun ve bu takip, ... sayılı dosyasında takibe konu olan 260.000,00 TL'lik bono ve bu takip, ... sayılı takibe konu olan 170.000,00 TL'lik bono ve bu takip, yine ... sayılı dosyasında takibe konu olan 178.004,00 TL'lik bona ile bu takibe takipte talep edilen alacaklarla tahsilde mükerrer olmamak şartıyla birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş'nin birleşen dosya davalısı.... Şti'ne 928.004,00 TL alacaklı olduğunun tespitine, ancak ipotek takip miktarının üst sınır ipoteği olması sebebiyle üst sınır olan 175.000,00 TL'nin tespitte esas alınmasına '' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"1- Hükme esas alınan 16.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda  borç miktarı hatalı hesaplanmıştır.A) Buradaki hataların en önemlisi, davacı acente ile hiçbir hukuki bağı olmayan ve acente yetkilisi olmayan ...’un e-posta aracılığı ile borcu kabul ettiğinin ve bunun aynı zamanda bir mutabakat niteliğinde olduğunun 16.10.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda kabul edilmesidir. Aynı heyetin dosyada hazırladığı daha önceki bilirkişi raporlarında ise ...’un davacı acenteyi temsil yetkisi olup olmadığı hususunun Mahkemece değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu hata bilirkişi heyetinin yaptığı tüm diğer tespit ve değerlendirmelerin de hatalı ve hukuka aykırı olmasında yol açmıştır. Yerel Mahkeme de bu vahim hukuki hataları, tüm itirazlarımıza rağmen hiç bir şekilde dikkate almayarak hukuka aykırı  şekilde hüküm kurmuştur. B) Dava konusu  ihtilaftaki  asıl sorun sigorta şirketinin tahsil edilmemiş veya iptali istenen poliçe primlerini, sanki müvekkilimin borcuymuş gibi, cari hesaba kaydetmesidir. Bu kapsamdaki poliçelerden kaynaklanan prim borçları davalı sigorta şirketince cari hesaba müvekkilim acentenin borcu olarak kaydedilmiştir. Bilirkişilerce salt, davalı sigorta şirketinin buna uygun hazırlanmış  kayıtlarına dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda varılan nokta hiçbir şekilde gerçeklerle bağdaşmamaktadır.Bu hususlar dikkate alınmaksızın düzenlenen, 16.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda, yukarıda adı geçen...adlı kişinin davalı-karşı davacı sigorta şirketine attığı e-posta nedeniyle  31.12.2012 tarihi itibariyle  müvekkil şirketin  davalı-karşı davacıya  958.931,07 TL borcu olduğu hatalı tespitinin ardından 10.05.2013 tarihinde davacının davalıya 1.321.867,73 TL borcu olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda 31.12.2012 tarihi itibariyle 958.931,07 TL olan, ancak sigorta şirketinin 11.04.2013 tarihli ihtarnamesine göre poliçe iptalleri düşülmemiş haliyle (27/06/2013 tarihli taahhütnamede iptali istenen 442.270,00 dahil) 852.133,00 TL’lik  borç hangi arada 1.321.867,73 TL olmuştur? 852.133,00 TL ya da 958.931,07 TL nasıl bu kadar yükselmiştir, hangi poliçelerden ne kadar borç doğmuştur anlamak mümkün değildir.Dosyada daha önce de beyan ettiğimiz üzere davalı-karşı davacı sigorta şirketi, 11.04.2013 tarihli ihtarnamesi ile 852.133,00 TL’lik vadesi geçmiş prim borcunun ödenmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketinin çektiği ihtarnamede bile sigorta şirketinin defter ve kayıtlarında tutulandan ve bilirkişilerce tespit edilenden az miktarda alacağı çıkmaktadır. Bu durum davalı sigorta şirketinin ticari defterlerindeki kayıtların çelişkili olduğunu göstermektedir. İhtar çekildikten sonra defterdeki borç bilirkişilerin tespitine göre bir anda 1.321.867,73 TL'ye kadar çıkmıştır. Davacı acente tarafından iptal edilmesi talep edilen poliçelerin toplam bedeli 442.700,00 TL iken nasıl olur da bu kadar borç çıkmaktadır. Bunun tek açıklaması vardır, iptal edilmesi istenen poliçeler iptal edilmediği gibi, bunlara ait prim borçları da müvekkil acente aleyhine borç olarak yazılmıştır. Kaldı ki zaten davanın başından beri uyuşmazlığın ana temeli bu çelişkili kayıtlar nedeniyle mutabakat sağlanamamasıdır. Olması gereken, davalı sigorta şirketinin talep ettiği borç miktarı olan 852.133,00 TL'den iptali talep edilen poliçelerden doğan 442.270,00 TL prim borcu çıkarılarak, primleri tahsil edilmemiş ve davacı acentenin sorumlu olmadığı uyuşmazlık konusu diğer borç miktarının tespit edilmesidir. Böyle bir hesapla ortaya 409.863,00 TL gibi bir borç çıkmaktadır. Bu miktar ise prim tahsili yapılamadığından böyle borç olmadığına dair itiraz ettiğimiz miktardır. Bu miktar bakımından da herhangi bir inceleme ve tespite bilirkişi raporunda rastlanılmamaktadır. Davacı acentenin komisyon alacakları konusunda da aynı şekilde hiçbir ifade yer almamaktadır. C) Tahsil edilmeyen poliçe prim  tutarları davalı şirket kayıtlarında müvekkil acentenin borcu gibi gösterilmiştir.Davalı sigorta şirketi, davacı acente tarafından düzenlenen geçerli poliçelerin bazılarının primlerinin acente tarafından tahsil edilmemiş olmasına karşın düzenlenen tüm poliçelerin prim borçlarını acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak otomatik bir şekilde acentenin cari hesabına borç kaydetmiştir.Hükme esas alınan 16.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporundaki tüm tespitler davalı sigorta şirketinin defterlerine göre yapılmıştır.Bu husustaki beyan ve itirazlarımız bilirkişilerce ve de Yerel Mahkemece dikkate alınmamıştır.Davalı sigorta şirketinin defterlerine işlediği borç ve alacak kalemlerinin gerçekliği ise araştırma konusu yapılmamıştır. Müvekkilim acente tarafından veya doğrudan sigorta şirketinin yetkilileri tarafından acentenin portföyü üzerinden herhangi bir poliçe düzenlendiğinde, ilgili poliçeye ilişkin prim borcu doğrudan acentenin cari hesabına borç kaydedilmiştir. Prim ödeme borcu sigorta ettirene ait olmasına karşın, acente sanki sigorta ettirenin müşterek ve müteselsil kefiliymiş gibi prim tutarı anında acentenin hesabına kaydedilmiştir.Ayrıca anlam vermediğimiz şekilde bilirkişilerce nakit hesaptan bahsedilmektedir ve bu yönüyle raporda taraflar arasındaki hesap türünde hata yapılmıştır.Olayımızda nakit hesap değil cari hesap söz konusudur. Davacı acente ile davalı sigorta arasında nakit hesap alacağı ve borcu yoktur, cari hesap alacağı ve borç uyuşmazlığı söz konusudur. Müvekkil acente ile davalı sigorta şirketi arasında acentelik ilişkisinden başka ticari ilişki bulunmamaktadır. Bundan başkaca iş veya işlemlere yönelik alım satım veya hukuki işlemler bulunmamaktadır. Aradaki acentelik ilişkisinden doğan alacak ve borçlar cari hesapta tutulmaktadır. Hesap türünün farklı tespit edilmesi nedeniyle verilen senetlerin teminat niteliği ortadan kaldırılmaya ve müvekkil acentenin farklı sebeplerle senetleri verdiği çıkarımına gidilmektedir. Bu durum dosyada ibraz olunmuş tüm delillerin aksine olan bir tespittir ve hatalıdır. D) Bilirkişilerce poliçe bazlı inceleme yapılmamıştır.Hangi poliçeden ne kadar borç doğduğu, poliçelerin prim borçlarının tahsil edilip edilmediği, poliçe iptallerinin yapılıp yapılmadığı, hangi poliçelerin iptallerinin yapıldığı, iptallerin ileriye mi geçmişe mi  dönük yapıldığı bilirkişi raporunda incelenmemiştir. Kaldı ki poliçe iptalleri yapıldıysa bunların geçmişe dönük yapılarak tüm prim borcunun kaldırılmasını gerekir.Ancak davalı sigorta şirketi bu hususta hiçbir yazılı delil sunamamıştır.Bilirkişilerce de iptallerin ileriye mi geçmişe mi dönük yapıldığına ilişkin herhangi bir inceleme ve tespit yapılmadığı açıktır.Yerel Mahkemece  iptal edilen poliçeler dolayısıyla  müvekkil acentenin poliçeler yönünden  438,370 TL  borçlu olmadığının tespitine hükmedilmişse de hükmedilen bu miktar hatalı olup iptal edilen poliçelerin tutarı  442.270,00 TL'dir. E) İptal edilen poliçeler tutarı olan 442.270,00 TL,  davalı-karşı davalı sigorta şirketinin 11.04.2013 tarihli ihtarnamesi ile varlığını iddia ettiği  toplam 852.133,00 TL’lik düşüldükten sonra  ortaya 409.863,00 TL miktarı çıkmaktadır.Bu miktar yukarıda da belirttiğimiz üzere, prim tahsili yapılamadığından itiraz ettiğimiz geçerli poliçelerin prim borçlarının miktarıdır. Bu primler ise davacı-müvekkil acente tarafından tahsil edilememiş olduğu ve tahsil etmediği primleri davalıya ödeme gibi bir sorumluluğu bulunmadığı halde haksız olarak talep edilmektedir. Davalı-karşı davacı sigorta şirketinin aksini gösterir hiç bir delili olmadığı halde, hem bilirkişilerce hem de Yerel Mahkemece sadece  verilen teminat senetleri yüzünden  davacı-müvekkil acente  borçlu olarak kabul edilmiştir.Bu durum TTK madde 102 ve 112 hükümlerine aykırıdır. Acente yalnızca sigorta şirketine ait olarak uhdesine geçen paraları sigorta şirketine göndermekle yükümlü bulunmaktadır. Bu nedenledir ki tahsil etmediği hiçbir prim borcunu sigorta şirketine göndermek gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bir kez daha belirtmek gerekir ise acente yalnızca tahsil ettiği primleri sigorta şirketine göndermekle yükümlüdür. Bunun dışında tahsil edilmeyen primlere ilişkin bunları tahsil etmek ve sigorta şirketine ödemek gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Acenteler, sigorta şirketlerine yaptıkları aracılık hizmeti karşılığında komisyon almakta, aynı zamanda sigorta şirketi adına müşterilerden tahsil ettiği primleri de sigorta şirketine aktarmaktadır. Bu aktarım taraflar arasındaki sözleşmenin cari olması sebebiyle anlık değil periyotlar halinde olmakta, acentenin, sigorta şirketi nezdindeki komisyon vs. alacağı ile acentenin sigorta şirketine vermek üzere müşteriden tahsil ettiği pirimler karşılaştırılarak aleyhine bakiye oluşan taraf ödeme yapmaktadır.Tüm bunlara rağmen 1.321.867,73 TL kayıtlı borcun olduğu yönünde bir tespit ancak ve ancak uyuşmazlığın temelini oluşturan çelişkili davalı şirket kayıtlarına göre bulunabilirdi. Davalı sigorta şirketinin defterlerinin neden çelişkili olduğunu daha önce defalarca açıkladık. Prim borçları müvekkilime ait değildir, sigortalanan müşteri prim borcunu ödemekle sorumludur. Ancak davalı sigorta şirketi tüm prim borçlarını müvekkilim acente üzerine yıkmaya çalışmaktadır. Bilirkişi raporunda ise sadece iptal edilmesi istenen poliçeler üzerinde durulmuş ve bunların iptaliyle mahsup işlemi yapıldığını tespit etmiştir, ancak iptal edilmesi gereken ve herhangi bir prim tahsilatı yapılmayan poliçeler nedeniyle doğan prim borçları hiç incelenmemiştir. Ancak bu inceleme ne yeterlidir, ne de gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Hangi poliçeden ne kadar prim tahsil edildiği, tahsil edilmeyen primlerin müvekkil acenteye borç olarak yazılıp yazılmadığı, müvekkilin komisyon alacaklarının iddia edilen borçlarına mahsup edilip edilmediği gibi hususlarda inceleme yapılmamıştır.Davalı sigorta şirketinin, düzenlenen poliçelerin prim borcunu, tahsil edilip edilmediğini ayırmaksızın doğrudan acentenin cari hesabına kaydetmiş olması ve bu konuda bilirkişilerce herhangi bir inceleme ve tespit yapılmamış olması bilirkişi raporunu denetime kapalı ve soyut hale getirmiştir. 2- 16.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda  varlığı tespit edildiği belirtilen ve mevcut olduğu Yerel Mahkemece de hukuka aykırı şekilde kabul edilen,  davacı-müvekkil acente borcu, ihtilafın başladığı tarihte davalı sigorta şirketinin müvekkilim/davacı acenteye uyguladığı baskı sonucu verilmiş teminat senetleridir.Bunlar 31.12.2013 tarihinde yapılacak olan kesin mutabakat neticesinde yapılan ödemeler ve iptaller düşüldükten sonra iade edilecekleri kararlaştırılmış bulunmasına karşın davalı sigorta şirketi hem bu anlaşmaya hem de TTK’nın 9. maddesi hükmüne aykırı olarak bu senetleri iade etmek yerine icra takibine konu yapmıştır. Oysa Türk Ticaret Kanunu'nun \"1. Ticari senetler\" başlıklı 9. Maddesinde yer alan;\"90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari hesaba yazılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir.\" şeklindeki hükümde de açık olarak belirtildiği üzere cari hesap için verilen senetlerin bedelinin tahsil edilememesi halinde geri verilmesi gerekmektedir. Senedi alanın bunları geri vermek yerine cari hesap bakiyesi için başlatılacak icra takibi dışında ayrı bir icra takibi yapması mümkün bulunmamaktadır. Davaya ve takibe konu senetler de işte tam bu şekilde davacı acente ile davalı sigorta şirketi arasındaki cari hesap çerçevesinde davalı sigorta şirketine verilmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile senetlerin bedelini tahsil edemeyen sigorta şirketinin bunları acenteye geri vermekten başka seçeneği bulunmamaktadır. Davaya konu olayda ise sigorta şirketi bunları geri vermek yerine icra takibine konu yapmıştır. Yapılan işlem açıkça yasaya aykırı bulunmaktadır.3- Hükme esas alınan 16.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporu, yetersiz ve eksik inceleme ile hazırlanmıştır.Bu nedenlerle bilirkişi incelemesi ticari defterlerin incelenmesinden öteye geçememiş, sigorta şirketinin muhasebe kayıtları üzerinden müvekkil acente borçlu çıkarılmış, müvekkil acentenin ödemesi gereken değil davalı sigorta şirketince ödemesini istediği meblağ belirlenmiş olduğundan tespitler davalı sigorta şirketinin defterleri esas alınarak yapıldığından tarafsız ve objektif olamamış, inceleme muhasebe ve defterler üzerinden yapıldığından tespitler soyut kalmış ve tüm delillerin değerlendirildiği geniş bir denetim gerçekleştirilememiştir. Ayrıca yukarıda izah edilen nedenlerle bilirkişi raporu kendi içerisinde de çelişkili duruma düşmüştür.Genel uygulama notu ve bilirkişi raporunun genelinde cari hesap ilişkisinden bahsedilmiş ancak her nedense sonuç kısmında nakit hesap borç miktarından bahsedilmiştir. Müvekkil acente ile davalı sigorta şirketi arasında cari hesap ilişkisi vardır. Ancak bilirkişi raporunda nakit hesap borcundan bahsedilmekle gerçeklerle bağdaşmayan bir ifade kullanılmıştır. Müvekkil acente ile davalı sigorta şirketi nakit hesapla çalışmamaktadır. Yapılan bu değerlendirme açıkça yanlıştır. Müvekkil acente salt davalı sigorta şirketinin muhasebe kayıtları nedeniyle borçlandırılamaz, tespit edilen borca ilişkin muhasebe kayıtlarından başkaca bilgi ve belge de yoktur.Davacı sigorta şirketinin alacağının varlığını ispatlaması yani senetlere konu borcun hangi poliçelerden kaynaklandığını, hangi poliçelerin ne miktarda prim borcu olduğunu ve en önemlisi bu primlerin acente tarafından tahsil edilmiş olmasına rağmen gönderilmediğini açıklaması ve belgeleri ile tevsik etmesi gerekmekte olup bilir kişi tarafından da bu hususların araştırılması hukuki bir zorunluluk iken buna riayet edilmemiştir.Kaldı ki bilirkişilerce teminat senetlerinin borcu kabul sayılacağı peşin kabulünden ötürü geçerli poliçelerden doğan ancak tahsil edilmemiş veya edilmiş primlerin incelemesi de yapılmamıştır. Bilirkişiler sadece iptal edilen poliçeler ile ilgilenmiştir. Bu bakımdan da inceleme eksik ve yarımdır.4- Davacı-karşı davalı müvekkil acente ile davalı-karşı davacı sigorta şirketi arasında yapılmış bir borç kabulü yoktur.Buna dair bir alacak ispatı da mevcut değildir.Tüm bu hususlara rağmen sanki ortada bir borç kabulü ve mutabakat varmış gibi davacı acente ile hiçbir hukuki bağı olmayan ve acente yetkilisi olmayan ...’un e-posta gönderdiği gibi veya senet (teminat senedi olduğu yukarıda açıklanmıştır) verildiği gibi peşin kabullerle Yerel Mahkemece verilen hüküm hukuka aykırıdır.Kaldı ki ortada bir hesap mutabakatı da yoktur.Hesap mutabakatının poliçe bazında nasıl yapılması gerektiğinin bir örneği olarak dava dilekçemiz ekinde ... Sigorta AŞ tarafından düzenlenmiş bir hesap ektresini sunmuştuk. Bu emsal hesap ektresi incelendiğinde, acentenin sigorta şirketine ödediği primlerin, sigorta şirketi tarafından hangi poliçeler hesabına alındığı açıklıkla görülebilmektedir. Bu şekilde ayrıntılı poliçe bilgilerini içerir ekstrenin her ay acenteye gönderilmesi ve acentenin de bu ekstreyi onaylayıp imzalaması ile gerçek mutabakat yapılmış olmaktadır. Yoksa davalı sigorta şirketinin yaptığı gibi total bir rakam bildirmek, bordro ekinde poliçeler sunmamak, poliçe bilgilerini içerir hesap ektresi göndermiş olmak mutabakat anlamına gelmemektedir ve böyle bir işlem de açıkça Sigorta Acenteleri Yönetmeliği’ne ve acentelik sözleşmesine aykırıdır. Nitekim bilirkişi raporunun 7. Sayfasında bulunan Genel Uygulama Notu başlıklı bölümünde bu husus ayrıntılı şekilde belirtilmiş ve sigorta şirketi ile acente arasındaki mutabakatın nasıl yapılması (bordro ile) gerektiği hususu izah edilmiştir. Ancak buna rağmen bilirkişilerce mutabakatın yapılmış olabileceğinin kabul edilmesi kendi tespitleri ile çelişki halinde olduklarını göstermektedir. 5-Acentenin komiyon alacaklarının araştırılmaması hukuka aykıdır.Müvekkil acenteye komisyon ödemesi yapılıp yapılmadığı, hangi poliçeler için ne kadar komisyon ödemesi yapıldığı, komisyon alacaklarının otomatikmen prim borçlarına mahsup edilip edilmediği, mahsup edilmişse miktarları, iptal edilen poliçelerin yanı sıra diğer tüm poliçelerden doğan komisyon alacaklarının ne kadar olduğu, bu komisyon alacaklarının da otomatikmen borçlarla mahsup edilip edilmediği gibi hususlarda bilirkişi raporunda bir inceleme ve araştırma bulunmamaktadır.Oysa ki müvekkil acentenin davalı sigorta şirketine hiçbir borcu bulunmamaktdır. Bilakis müvekkil acentenin komisyon alacakları haksız yere borçlara mahsup edildiğinden alacağı bulunmaktadır. 6- Teminat senetlerinin borç hesabına katılması hukuka aykıdır.Bilirkişi raporundaki bir diğer tespit ise genel uygulama notunda yapılmış ve  senetlerin bordro ekinde verilmesi halinde prim borcuna karşılık sayılmakta olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda, senetlerin teminat senedi olarak verildiği, bunların bordro ekinde verilmediği gibi hususlar dikkate alınmadan, üstüne bir de cari hesabın nakit hesap olarak tanımlanmasından ötürü, bilirkişilerce kendi raporlarıyla çelişen tespitler yapılmıştır.Davalı sigorta şirketine davacı acente tarafından verilen çek ve senetler de borç karşılığı değil teminat olarak verilmiştir. Bunlar depo hesabı niteliğindedir. Şöyle ki poliçe bazlı takip sistemli çalışılmadığından müşterinin isteği ile veya tahsilatı olmaması nedeniyle iptal edilen poliçelerin zeyil nedeniyle davacı acente üzerinde duran borç yükü nedeniyle davalı sigorta şirketinde depo hesabında bekleyen acente senet vb belgeleri bir süre sonra acenteye iade edilmektedir. Nitekim müvekkilim/davacı acente tarafından daha önceki dönemde davalı sigorta şirketine verilen çek ve senetler, acenteye iade edilmiştir. İhtilafın doğması ile birlikte ise davalı sigorta şirketi bu çek ve senetleri iade etmek yerine icra takibine konu yapmıştır.Bilirkişi raporunda Genel Uygulama Notu kısmında bu duruma değinilmiş olmasına rağmen, verilen teminat senetlerinin sadece bordro ekinde verilmediği olayımızda sabitken ve müvekkil acentenin tahsil erdiği primler nedeniyle borçlu olamayacağı ortadayken, hem senetlerden hem de tahsil etmediği primlerden sorumluymuş gibi bir borç hesabı yapılması mümkün değildir. Bilirkişilerce senetlerin teminat senedi olduğu kabul edilmiş olsa da, poliçe bazlı inceleme yapılmadığından, doğrudan senetlerde yazılı miktarlar üzerinden hesaplama yapılmış, acente ile davalı sigorta şirketi arasındaki poliçelerden  ne kadar prim tahsil edildiği veya edilmediği, davacı acentenin tüm poliçeler üzerinden komisyon alacağının ne kadar olduğu, poliçelerden doğan prim borçlarının doğrudan müvekkil acenteye borç olarak yazılıp yazılmadığı  hususlarında bir inceleme ve araştırma yapılmadığından bu senetlerden doğan borcun da müvekkilimin sorumluluğunda olduğu sonucuna varılması hatalıdır.Yerel Mahkemece, dosyada gerekli  bilirkişi incelemeleri yaptırılmadan sadece davacı acente ile hiçbir hukuki bağı olmayan ve acente yetkilisi olmayan ...’un e-posta gönderdiği  ve aslında teminat senedi olan senet verildiği gerekçelerine dayalı olarak istinaf talebimize  konu olan karar verilmiştir. Oysa Yerel Mahkemece yapılması gereken, müvekkil acente tarafından tahsil edilmediği halde davalı sigorta şirketi tarafından kendi kayıtlarında müvekkilin borcu hanesine yazılan prim borçlarının yanı sıra teminat olarak verilen senetlerin,  haksız icra takibine konularak cari hesaba borç olarak yazılmasından kaynaklanan borçlarımızın bulunmadığının tespit edilmesidir. Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda ise maddi vakıların hukuki nitelendirilmesi yapılamamış, incelemede çelişkiler barındıran sigorta şirketi defterleri ile yetinilmiş, poliçe bazlı inceleme yapılmamış, dosyadaki bilgi ve belgeler görmezden gelinmiş, müvekkil acentenin komisyon alacakları bakımından hiçbir inceleme yapılmamış olmasının da etkisiyle müvekkil acentenin davalı sigorta şirketine borçlu bulunduğu yönünde  hukuka aykırı  şekilde karar verilmiştir Yukarıda izah ettiğimiz sebepler dikkate alındığında davacı acentenin böyle bir borcu bulunmadığı açıktır. Bu nedenle  istinaf  kanun yoluna başvurmaktayız. 7-Dosyadaki bilirkişi raporları aynı heyet tarafından hazırlanmasına rağmen(sadece heyet üyelerinden biri değişmiştir) bilirkişiler ilk raporlarından çok daha farklı sonuç ve kanaat bildirir rapor düzenlemişler, bu şekilde  dosyadaki bilirkişi raporları arasında ciddi çelişkiler meydana gelmiş, bu çelişkinin giderilmesine  dair tüm taleplerimiz Yerel Mahkemece hukuka aykırı şekilde reddedilmiştir.A) İlk bilirkişi raporu 04.12.2015 tarihlidir ve  ;- Davalı sigorta şirketi ile poliçe bazında mutabakatın mevcut olmadığı, deliller arasında 3'er aylık ve gerekse aylık  istihsal  cetveli, hesap ekstresinin bulunmadığı,- Davacının iptali istenen poliçelere  ilişkin olarak acentelik sözleşmesinde belirtilen süreler içinde iptal edilmesinin talep edildiği, iptali istenmeyen poliçelerin toplam prim tutarının 19.510,00 TL bulunduğu,-Dosya içine taraflarca davaya konu mevcut tahsil edilmediği belirtilen kambiyo senetlerinin ve senet suretlerinin sunulmadığı, senetlere ilişkin bu nedenle davalı sigorta şirketinin beyanlarının değerlendirmeye alınmadığı, iddia edilen senet bedellerinin hangi poliçelerden ve hangi yıllardan kaynaklandığına ilişkin sigorta şirketince  poliçe listesinin senetlere karşılık gelecek şekilde sunulmadığı,Yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Görülmektedir ki bu raporda bilirkişi heyeti işbu istinaf dilekçemizdeki gerekçelerimizin bir kısmı ile aynıyet taşır şekilde tespit ve değerlendirme yapmıştır. Raporda ayrıca davalı sigorta şirketinin, cevap dilekçesinde ileri sürdüğü  davacı acente ile hiçbir hukuki bağı olmayan ve acente yetkilisi olmayan ...’un e-posta aracılığı ile borcu kabul ettiği savunması ile ilgili olarak, ...’un davacı acenteyi temsil yetkisi olup olmadığı hususunun Mahkemece değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. B) 2. bilirkişi raporu 18.04.2017 tarihlidir ve  ;31.12.2013 tarihi itibariyle davalı ... A.Ş.'den 15.664,15 TL alacaklı olduğu baz alınarak ve taleple bağlı kalınarak, davacı şirketin davalı sigorta şirketinden 15.664,15 TL alacaklı olduğunun benimsenebileceği, dosyada mevcut belgelerin davalı sigorta şirketinin 409.863,00 TL poliçe prim alacağı olduğuna yeterli delil teşkil etmediği düşüncesi hasıl olup ...şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Burada da davalı şirketin herhangi bir alacağı mevcut değildir.C) 3.bilirkişi raporu 16.10.2018 tarihlidir ve ;-Davalı sigorta şirketinin ticari defterlerinde ......No lu hesabında davalı acenteden 10.10.2018 inceleme tarihi itibariyle 959.080,01 TL tutarında alacağının kayıtlı bulunduğu,-Sigorta şirketinin acenteden itiraz konusu ve iptali talep edilen poliçelerden doğan kısmi prim alacağı hariç, 7 adet senet karşılığı teminata alınan kısmı oluşturan nakit hesap alacağı dahil olmak üzere 10.10.2018 inceleme tarihi itibariyle 939.971,29 TL alacağı bulunduğu... şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişiler dosyada hiç bir farklı delil veya ispat söz konusu olmadığı halde bir anda 180 derece farklı bir görüş ve kanaat bildirmişler ve öncesinde alacaklı çıkan müvekkil acente bir anda yüklü miktarda borçlu çıkarılmıştır. Raporda bu hususta ikna edici bir açıklama da yer almamaktadır.Yukarıda sayılan 3 adet bilirkişi raporu arasında bu şekilde çelişki doğmuştur.Bu çelişki giderilmeden, bu hususta başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınmadan hüküm kurulması hukuka aykırıdır,\" şeklinde istinaf sebeplerinin ileri sürülerek,İlk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasını/bozulmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, sözleşme uyarınca teminat olarak taşınmaz üzerine konulu ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.Birleşen dava ise, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip yoluna başvurabilmek için, Acentelik Sözleşmesine binaen davalı ... Şti tarafından vekaleten tahsil edilen sigorta primlerinin ödenmemesinden kaynaklı  ... A.Ş 'nin Alacak Miktarının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davacı taraf dava dilekçesi ile; Taraflar arasında Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 26.09.2007 tarih ve ... yevmiye nolu acentelik sözleşmesi imzalanarak davalı sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, davacı acente ile davalı sigorta şirketi arasında son dönemde yenilenmesi talep edilmemesine rağmen bazı poliçelerin acentenin bilgi, irade, talep ve onayı olmaksızın sigorta şirketi tarafından tek taraflı olarak yenilenmesi, birçok kez iptal edilmesi istenilmesine karşın poliçelerin iptali yerine bu poliçelerin prim borçlarının acentenin cari hesabına acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak borç kaydedilmesi, yine geçerli olan diğer poliçelerin bedellerinin de bunların primlerinin acente tarafından tahsil edilmemiş olmasına karşın acentenin cari hesabına acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak borç kaydedilmesi, acentenin bazı ödemelerinin cari hesap kayıtlarına yansıtılmaması, hesap mutabakatlarının yapılmaması ve acentenin itirazların dikkate alınmaması nedenleri ile ihtilafların baş gösterdiğini ileri sürerek a) Davalı sigorta şirketi, davacı acentenin ve sigortalıların bilgisi-iradesi-talebi-onayı olmaksızın dava dilekçesindeki tabloda belirtilen poliçeleri yenilemiş ve acentenin hesabına  toplam 442.270,00 TL tutarındaki bu poliçe tecditnamesi (yenilemesi) ile davacı acente, davalı sigorta şirketi tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde borçlandırıldığını, yine b) Davalı sigorta şirketi, davacı acente tarafından düzenlenen geçerli poliçelerin bazılarının primlerinin acente tarafından tahsil edilmemiş olmasına karşın düzenlenen tüm poliçelerin prim borçlarını acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak otomatik bir şekilde acentenin cari hesabına borç kaydettiğini, davalı sigorta şirketinin bu işleminin de hukuka ve acentelik sözleşmesine aykırı bulunduğunu, zira davacı acente yalnızca tahsil ettiği primleri sigorta şirketine göndermekle yükümlü olduğunu, bunun dışında tahsil edilmeyen primlere ilişkin bunları tahsil etmek ve sigorta şirketine ödemek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürerek  davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, sözleşme uyarınca teminat olarak taşınmaz üzerine konulu ipoteğin kaldırılmasını talep edip dava değerini 195.000,00 TL. Olarak gösterdiği, davacı vekili ıslah dilekçesi ile; ibraz edilen bilirkişi raporları doğrultusunda dava değerlerini 763.004,66 TL arttırarak davacı şirketin davalı sigorta şirketine 958.004,66 TL borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin terkinine, karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı taraf dava dilekçesi ile; İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip yoluna başvurabilmek için, Acentelik Sözleşmesine binaen davalı ... Şti tarafından vekaleten tahsil edilen sigorta primlerinin ödenmemesinden kaynaklı davacı... A.Ş 'nin Alacak Miktarının Tespitine karar verilmesini talep edip dava değerini 175.000,00 TL. Olarak gösterdiği anlaşılmıştır.Birleşen dava, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip yoluna başvurabilmek için, Acentelik Sözleşmesine binaen davalı ... Şti tarafından vekaleten tahsil edilen sigorta primlerinin ödenmemesinden kaynaklı davacı ... A.Ş 'nin alacak miktarının  tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen, tespit davası, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi için açılan bir dava türüdür. Tespit davası eda davasının öncüsü durumunda olup,  aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, eda davası açılması mümkün olan hallerde davacının tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması şarttır. Somut olayda davacı maddi olgu olarak alacaklı olduğunun tespitini talep etmiş olup, HMK m.105 gereğince eda davası açabilecekken maddi olgunun tespitini talep etmesinde güncel bir yararının bulunup bulunmadığı ve iş bu davanın açılmasında davacı (asıl davada davalı) tarafın HMK. 114/1- h maddesi uyarınca hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönde değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiş, hukuki yarar dava şartı olduğundan her aşamada mahkemece resen değerlendirileceği, bu yönde açık bir istinaf olmasada HMK. 355 Madde uyarınca dairemizce resen gözetilmiştir.Birleşen dava yönünden mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında ise; Birleşen davada dava değeri  175.000,00 TL. Olarak gösterilip bu miktar üzerinden harç yatırıldığı halde mahkemece, harç eksikliği giderilmeden birleşen dava yönünden; birleşen dosya davacısı ... A.Ş'nin birleşen dosya davalısı .... Şti'ne 928.004,00 TL alacaklı olduğunun tespitine, ilişkin HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralına ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 32, 30 maddelerine   aykırı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.Asıl davaya ilişkin, davalı -birleşen davada davacı... A.Ş. tarafından asıl dava davacısı .... Şti. Yetkilisi ... hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçundan  Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/311 Esas sayılı dosyası ile kamu davacı açıldığı yargılama aşamasında mahkemeye bildirildiği halde mahkemece bu dosyanın uyap kayıtlarının getirtilip incelenmediği anlaşılmıştır.TBK’nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanacak maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlayacağından, mahkemece yukarıda anılan ceza dosyasının akıbeti sorulup incelenmek suretiyle bu dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağına yönelik karar verilmemesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece,  6098 sayılı   TBK'nun  74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanacak maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlayacağından,Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/311 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılıp, bu dosyanın bekletici mesele yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi, birleşen dava yönünden ise yukardaki açıklamalar da gözetilerek, HMK m.105 gereğince eda davası açabilecekken maddi olgunun tespitini talep etmesinde güncel bir yararının bulunup bulunmadığı ve iş bu davanın açılmasında birleşen davada davacı tarafın HMK. 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralı ve  HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi gözetilerek, öncelikle birleşen davada davacı vekiline, dava değerine ilişkin talebini açıklattırıp sonucuna göre eksik harcın ikmal edilip edilmeyeceğine ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin istinaf taleplerinin usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2018 Tarih ve 2014/461 Esas - 2018/1387 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/01/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc21829b211a792e","SID":"35ea744bb9ae9dee"}}