{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1804 <br>KARAR NO: 2025/148<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 08.10.2024<br>NUMARASI: 2024/184 Esas - 2024/376 Karar <br>DAVA: Rucuen Tazminat<br>Taraflar arasındaki rucuen tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın  davalı acente yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı şirket yönünden ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile dava dışı ... Yapı ve Dekorasyon Sanayi Tic. Ltd. Şti. arasında kurulan navlun sözleşmesi çerçevesinde 10 ve 11 Ekim 2022 tarihlerinde ABD’de yapılması öngörülen \"...\" fuarına dava dışı ...'e ait malzemelerin önce Beykoz/...’tan alınarak Derince’ye karayoluyla, bunu takiben Derince’den Baltimore’a deniz yoluyla taşınması, oradan da ...’a taşınması amacıyla dava dışı ... ile müvekkili şirket arasında 13.05.2022 tarihinde taşıma sözleşmesi kurulduğunu, davalı taraf, müvekkili şirketin tarafı olduğu taşıma sözleşmesinin ifasına, müvekkili şirket ile ... sayılı booking çerçevesinde 19.08.2022 tarihli ve ... sayılı deniz yük senedi  tahtında \"fiili taşıyan\" sıfatıyla dahil olduğunu ve ... sayılı konteyner içerisinde yükün deniz yolu ile taşınmasını fiilen yerine getirdiğini, dava dışı ... şirketinin, müvekkil şirket ile arasındaki yazışmalar neticesinde  28.07.2022 tarihinde taşımaya konu eşyanın yüklemesini yerine getirdiğini ve müvekkili şirkete taşınmak üzere teslim ettiğini, bu süreçte eşyanın tahmini varış tarihi 02.09.2022 olarak öngörüldüğünü, gemi değişiklikleri ve ertelemeler neticesinde ise eşyanın Baltimore'a varış tarihi 12.09.2022 şeklinde güncellendiğini, 28.08.2022 tarihinde gemi aktarma limanı olan Valencia’ya vardığını,  konteynerin \"...\" gemisinden tahliye edilmiş olmasına rağmen 02.09.2022 tarihinde Valencia’dan kalkacak olan gemiye yüklenemediğini, bu gelişmeyi takiben, eşya 11.09.2022 tarihinde limandan ayrılacak olan \"...\" gemisine yüklendiğini, eşyanın Valencia limanında bulunduğu süre zarfında meydana gelen bu gecikme, davalı şirketin gemi programlama faaliyetine bağlı olarak ortaya çıkmış olup, müvekkili şirketin herhangi bir kusuruna bağlı olarak gerçekleşmediğini, malzemeleri taşıyan davalıya ait geminin, 03.10.2022’de Boston’a, 05.10.2022’de ise Philadelphia limanlarına uğradıktan sonra fuarın başladığı 10.10.2022 günü Baltimore limanına vardığını, bundan dolayı taşınması kararlaştırılan malzemelerin fuara yetiştirilemediğini,  konteynerin fuara yetişmesi için (dava dışı ...’ten talimat beklemeksizin) müvekkil şirket tarafından masraflara da  katlanılması üstlenilerek davalı şirketten konteynerin geminin Amerika kıtasında uğrayacağı ilk limanda gemiden indirilmesi talep edildiğini, buna karşılık geminin Baltimore'a varması öncesindeki süreçte eşyanın tahliye edilmesi noktasında davalı şirketten herhangi bir olumlu geri dönüş alınmadığını, müvekkili şirketin davacı / karşı davalı sıfatıyla tarafı olduğu İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) 2023 / 499 E. sayılı dosyası kapsamında ... şirketi tarafından dava açıldığını ve gecikmeye dayalı olarak uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, bundan dolayı, müvekkili şirketin yük ilgilisi konumundaki dava dışı şirkete taşıma sözleşme kaynaklı tazminat ödeme olasılığının ortaya çıkmasına binaen müvekkili şirket tarafından işbu rücu davasının belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesi zarureti söz konusu olduğunu belirterek belirsiz alacak davasının kabulü ile müvekkilinin tazminatın hesaplanarak davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının işbu davayı açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını,  kendi adına \"asaleten\" ... A.Ş. açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini,  taşıma sözleşmesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili mahkeme Londra Yüksek Mahkemeleri ve uygulanacak hukuk İngiliz hukuku olarak belirlendiğini, işbu taşımadan kaynaklanan uyuşmazlıkların Londra Yüksek Mahkemeleri’nde ve İngiliz hukukuna göre çözüleceği hususunda anlaştıklarını, milletlerarası yetkisizlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi taşımanın gecikmesinden kaynaklanan bir zarar olduğu varsayımında dahi hem konişmento hükümleri hem de TTK hükümleri uyarınca gecikme zararında taşıyanın sorumluluğu toplam navlun bedeli ile sınırlı olacağını, davacı tarafından dava konusu gecikme iddiası ile ilgili TTK'nın 1185/5 uyarınca 60 günlük süre dahilinde yapılan bir bildirim bulunmadığını, konteyner hareketlerine ilişkin dökümler incelendiğinde, yükün mutad süresinde taşındığını, aktarma limanlarındaki sürelerin liman yoğunluğu ve gemi programlamasına göre olağan kabul edilmesi gerektiğinin görüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... TTK 1188. maddesinde \"Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer,  Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar, sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Dosya kapsamından yükün 29/09/2022 tarihinde tesliminin gerektiği, buna göre bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu  talep sorumlu tutulan kişinin rücu isteğine ilişkin olduğundan TTK 1188/3 maddesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Mahkememizin 2029/499 Esasa sayılı dosyasının incelenmesinde dava dilekçesinin davalıya 07/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davada arabuluculuk sürecinin 26/03/2024 tarihinde başlatıldığı ve 04/04/2024 tarihinde bittiği, davanın 16/04/2024 tarihinde açıldığı, arabuluculukta geçen süreler de dikkate alınarak yapılan incelemede dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 90 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu...\" gerekçesiyle,  davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Adına ... A.Ş. yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı TTK m. 1138 vd.maddelerinde kaleme alınan navlun sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak eşyanın maruz kaldığı zıya, hasar veya gecikme zararına istinaden taşıyana karşı açılan tazminat davaları 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu (TTK m. 1188 f. 1) taşıyan tarafından fiilî taşıyana açılacak rücu davalarının ise TTK m. 1188 f. 1'de bahsi geçen 1 yıllık süre geçtikten sonra açılması mümkün olduğunu, ancak bu durumda, TTK m. 1188 f. 3'te sözü geçen 90 günlük hak düşürücü süreye riayet edilmesi gerektiğini, mahkeme kararının vardığı kanaatin aksine, müvekkili şirket adına açılan rücu davasında bu süreye uygun hareket edildiğini, TTK m. 1188 f. 3'e göre; \"Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.\" hükmü bulunduğunu, ... tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan dava dilekçesinin müvekkili şirkete 02.01.2024 tarihinde UETS yoluyla iletildiğini, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesine göre tebligatın müvekkili şirkete 07.01.2024 tarihinde yapılmış sayıldığını, Mahkeme kararında ifade edildiği üzere; müvekkili şirket tarafından fiilî taşıyan davalılara açılan rücu davasına ilişkin zorunlu arabuluculuk süreci 26.03.2024 tarihinde başlatılmış olup 04.04.2024 tarihinde sonlandırıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun başlıklı 18/A maddesinin 15. Fıkrası gereği, 26.03.2024 - 04.04.2024 tarihleri arasında TTK m. 1188 f. 3'teki hak düşürücü sürenin on (10) gün boyunca işlemediğini, Müvekkili şirkete karşı açılan davanın tebellüğ edildiği tarih olan 07.01.2024 tarihine 90 gün ilave edildiği takdirde ortaya çıkan tarih 06.04.2024 olduğunu, böylece zorunlu arabuluculuk sürecinde geçen 10 günlük sürenin bu tarihe ilave edilmesi sonucu tespit edilen tarihin, TTK m. 1188 f. 3'teki hak düşürücü sürenin dolacağı tarih olacağını, 07.01.2024 tarihine 100 gün [90+10]  ilave edildiğinde tespit edilen tarih 16.04.2024 olduğunu, dolayısıyla, TTK m. 1188 f. 3'te öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğu tarih 16.04.2024 olduğunu, UYAP verilerinden açıkça görüleceği üzere; müvekkili şirket adına İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/184 E. - 2024/376 K. sayılı dosyasında görülen davanın açılışı 16.04.2024 tarihinde saat 15:51:00'de gerçekleştiğini, bundan dolayı, TTK m. 1188 f. 3'teki ifadesiyle belirtmek gerekirse, iş bu rücu davasının müvekkili şirketin asıl davayı tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde açıldığının sabit olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı yanca üstlenilen fiili  taşımanın gecikmeli ifası nedeniyle akdî taşıyan davacı aleyhine taşıtan tarafından açılan davada ödenmesi muhtemel tazminatın rucuen davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı acente yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı şirket yönünden ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı yanca ilk derece mahkemesinin 2023/499 Esas sayılı dosyasında iş bu davanın davalısı ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine   navlun alacağının tahsili istemi ile dava açıldığı, davalının cevap dilekçesi ile emtianın geç teslim edildiği, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek davacı akdî taşıyan aleyhine karşı dava açtığı, davacının eldeki  dava  ile ilk derece mahkemesinin 2023/499 esas sayılı dosyasında aleyhine karşı dava olarak  açılan tazminat davasında ödeyeceği olası tazminatı davaya konu ettiği anlaşılmaktadır. Davacı iş bu davada davalı acentesi olarak ... AŞ'yi ve ...ya izafetten  ... AŞ'yi davalı göstermiştir. İlk derece mahkemesince acenteye doğrudan hasım gösterilerek dava açılamayacağı gerekçesiyle davalı acente yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine,  izafetten  acentesi gösterilerek dava açılan taşıyan yönünden ise hak düşürücü süreden sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince, izafetten acentesi gösterilerek dava açılan taşıyan ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair  hüküm yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, TTK'nın 1188. maddesinde \"Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer,  Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar, sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davalı fiili taşıyan ...'ya açılan davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı istinaf konusudur. İlk derece mahkemesinin 2029/499 Esasa sayılı dosyasında iş bu davanın davacısına karşı dava dilekçesinin karşı  davalı sıfatıyla  07/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği ihtilaf konusu değildir. Yine eldeki davada arabuluculuk sürecinin 26/03/2024 tarihinde başlatıldığı ve 04/04/2024 tarihinde sürecin bittiği ve  davanın 16/04/2024 tarihinde açıldığı da ihtilafsızdır. 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesinin 15. Fıkrasında \"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez\" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre  arabuluculukta geçen süreler de dikkate alınarak yapılan incelemede iş bu davada davacıya, kendisine karşı açılan karşı davada  dava dilekçesinin tebliğinden itibaren (tebliğ tarihi 07.01.2024 tarihinden bir gün sonra başlamak üzere) 90 günlük hak düşürücü süre geçmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla, davanın  TTK'nın 1188/3 maddesindeki yasal düzenleme kapsamında hak düşürücü süre içinde açıldığı sonucuna varılmış,  ilk derece mahkemesince davalı  fiili taşıyan ...'ya açılan davada hak düşürücü sürenin   geçmiş olduğu gerekçesiyle kurulan hüküm isabetsiz bulunmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, hak düşürücü süre yönünden davanın reddi usule aykırı olup işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmeştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 04.02.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89219309bb44593e","SID":"ef6a912943338f9e"}}