{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1879 <br>KARAR NO: 2025/539<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/02/2024<br>NUMARASI: 2016/41 E - 2024/79 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 25/02/2025  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 17.07.2014 tarihli   Turknet Kurumsal Hizmetler Çerçeve Sözleşmesi ve Hizmete İlişkin Ek Anlaşma kapsamında müvek- kilinin ... AŞ' ye kurumsal iletişim hizmetleri vermeyi kabul ettiğini,  aynı tarihte imzalanan ... Hizmetler Talep Formu ile  \"verilecek hizmeti, hizmetin hangi kapa- site ile sunulacağını, hizmetin verilmesinde kullanılacak cihazların marka ve modellerini, bu hizmetin verilebilmesi için gereken alt yapı yatırım bedelini ve bu bedelin kimin tarafından hangi koşullarda karşılanacağı \"nın da kararlaştırıldığını, Davalı şirketin sözleşme ve talep formundan sekiz ay sonra keşide olunan 04.03.2015 tarihli ihtarname ile \"yaşanan aksaklıkların 30 gün içinde giderilmesini aksi halde sözleşmenin 15.1 maddesi kapsamında tek taraflı olarak feshedileceği\"ni bildirdiğini, müvekkilinin konu ile ilgili olarak derhal tek- nik inceleme başlattığını, yapılan inceleme sonunda davalının yaşadığı performans düşüklüğünün  gün içindeki yüksek kapasite kullanımına ulaşılması ve buna bağlı olarak uçtan uca davalı şirket uygula- malarından kaynaklandığının  tespit ettiğini, bu durumun  ihtarname ile  karşı tarafa bildirildiğini, Davalı şirketin ihtarnamenin kendilerine ulaşmasından sonra \"performans düşüklüğünün giderilmesi için istenilen teknik bilgilerin gizli olduğu, sorunun çözümü için bu bilgilere ihtiyaç olmadığı, başka bir firma tarafından bu bilgiler olmadan da hizmetin sorunsuz verildiği\"ni belirterek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettikleri yönünde bildirimde bulunduklarını,  Davalı şirketin fesih nedenlerinin soyut, gerçek dışı ve bahane niteliğinde olduğunu, Ayrıca davalının sözleşmeyi taahhüt ettiği süreden önce feshetmesine rağmen müvek- kiline ait cihazları ise kullanmaya devam ettiğini, Müvekkilinin  davalı uhdesinde kalan  cihazların bedelini, yapılan indirimleri, altyapı yatırım, kurulum ve aktivasyon bedellerinden kaynaklanan alacağının  tahsili amacıyla davalı aleyhine  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası üzerinden takibe giriştiğini, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu  beyanla; itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağının % 20 inden az olmamak üzere tazminat ile mahkumiyetini, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ve  dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2014 yılı Haziran'da davacı şirketin müvekkili şir- ketten toplantı talep ettiğini, bu toplantıda davacı tarafın \"...'dan aldıkları mevcut veri ağı hizmetlerini aynı teknoloji kalite ve performans ile kendilerinin daha ucuza vereceği\"ni beyan ettiğini, birkaç toplantı sonrasında davacı şirketin aynı teknoloji, kalite ve performans ile veri ağı hizmeti verme taah- hüdüne istinaden kendileri ile sözleşme yapıldığını, Çalışmaların 6 ayda tamamlanabildiğini ve 2014 yılı Aralık ayına yaklaşık 90 şubele- rinde hizmet alınmaya başladığını, davacı şirketin sözleşme kapsamında kurulumuyla yükümlediği ci- hazları bu iş için anlaştığı yüklenicilere gönderdiğini ve cihaz kurulumlarını bu yüklenicilere yap- tırdığını,oysa davacı şirket ile aralarında akdolunan hizmet sözleşmesi gereği bu yükümlülüğün davacı şirketin üzerinde olduğunu, buna rağmen işin taşeronlaştırılarak yaptırılmasının sözleşmeye aykırılık oluşturduğu gibi sözleşme konusu işin de gereği olmamasına yol açtığını,  Davacı şirketten alınan hizmetin devreye girdikten hemen sonra sorunların başladığını, yıllardır halka hizmet veren şubelerinin yavaşlık ve hat kopmaları nedeniyle aksama ve zaman zaman hizmet dışı kalma durumuyla karşı karşıya kaldıklarını, kronik olan yaşanın birçok sorunun çözüle- mediğini, sorunların topluca ele alınarak çözümlenebilmesi için 5 ilde şirket çalışanları ve davacı şir- ketin ilgilileri 26.01.2015 tarihinde toplantıya davet edildiğini, davacı şirketin çözüm amacıyla yap- tığını bildirdiği çalışmaları sorunları çözmediğini , Gerek vatandaşın gerekse şirketin mağduriyetini giderebilmesi amacıyla tümüyle kamu yararı gözetilerek davacı şirkete sözleşme ile yükümlenen işlerin ve taahhütlerin yerine getirilmesi için 30 gün süreli ihbarname gönderildiğini, Davacı şirketin noter aracılığıyla verdiği yanıtta çözüm olarak daha önce kendileri tara- fından zaten uygulanmış olan qOS uygulaması için IP bilgisi talep ettiklerini, şirketlerinin aynı hiz- meti yıllardır veren hiçbir servis sağlayıcının vatandaşın kişisel bilgilerini barındıran ve ... Bilgi Güvenliği Sertifikası ile ... üç yıldız sahibi olan şirketinin kritik sistemlerine ait olan ve 3. Kişi ve kurum, kuruluşlarla paylaşılmaması yönünde taahhütlerinin bulunduğu IP bilgilerinin bilgi gü- venliği gerekçesi ile paylaşılmak istenmediğini, qOS dışında bir çözüm önerisi sunamayan davacı şirketin veri ağı hizmetleri abonelerinin ve şirketinin mağduriyetine neden olduğunu, bu nedenle sözleşmenin 15.1 numaralı ve \"Müşteri Tarafından Haklı Fesih\" başlıklı maddesine dayanarak 15.05. 2015 tarihinde şirketi tarafından sözleşmenin fesih edildiğinin noter aracılığı ile davacı şirkete bildirildi- ğini,yaklaşık altı ay boyunca müvekkili şirketin hizmet faturalarını eksiksiz ödediğini, toplam 237.000 TL fatura ödendiğini, sözleşme gereği yerine getirilmesi gereken herhangi bir borç yada edim kalma- dığını, Sözleşmenin 15/2 gereği esasen geçerli olmayan  ve herhangi bir hizmetin karşılığı ol- mayan faturaya dayalı takibin de tümüyle iptalinin gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. <br>İlk Derece Mahkemesi'nce:  1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 267.475,59 TL üzerinden, takip talepnamesindeki koşullarla aynen DEVAMINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Dava konusu alacağın varlık ve miktarının tespiti, özellikle sözleşmenin davalı tarafça feshi- nin haklı/ haksız olduğunun belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;  Müvekkilinin davalıya uzun yıllar hizmet vereceği düşüncesi ile  2014 yılında bu yapıyı  200.000,00 TL' nin üzerinde bir bedelle davalıya özel tesis etti- ğini ,bu bedelin kadri maruf olduğunun bilirkişilerce de kabul edildiğini, sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak davalı tarafça feshine rağmen söz konusu  alt yapının halen davalının kullanımında olduğunu, Öte yandan, müvekkilinin davalı şirket için (dava dışı ... şirketine) top- lamda 38.205,00  TL kurulum ve aktivasyon ücreti ödediğini , 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve Kurum'un 03.01.2013 tarihli 2013/DK- THD/14 sayılı kararında abonelerden istenebilecek alacak kalemlerinin açıkça belirlendiğini  müvek- kilinin bu doğrultuda talep ileri sürdüğünü,  özel kanun ve kurum düzenlemesi olmasaydı, müvekki- linin  davalı tacirden erken fesih halinde cezai şart, faiz vb. yaptırımları talep edebileceğini, Hal böyle iken  davalı şirket için harcanan 238.205 TL'sı alt yapı tesis masrafı yönün- den   mahkeme hakimince takdiren indirime gidilerek 186.875,35 TL olarak kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, KDV ve Özel İletişim Vergisi'ne ilişkin  alacağın kabulünün gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davacının vaadettiği altyapı performansını gereği gibi sunamadığı hususunun müvek- kili tarafından ispatlandığını, ayıplı hizmetin giderilmesi ve sözleşmenin üzerine yüklediği edimi yerine getirebilmesi için sayısız defa fırsat verildiğini, ihtarname keşide edildiğini, ancak sonuç alına- madığını , bu kapsamda sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, Bahse konu cihazların müvekkili ... tarafından yaklaşık 70 işletme müdürlüğü / şefliğinden toplanarak, kargo ile davacı yana gönderildiğini, 16.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ekinde ilgili mail yazışmalarının dosyaya sunulduğunu,davacı firmanın gönderil- mediğini iddia etiği cihaz sayısı 11 olup,bu 11 cihazdan bir kısmının davacı firmanın kurulum için görevlendirdiği yerel bir firma personeli tarafından arıza gibi nedenlerle değişim kapsamında yerinden geri alındığını,diğer kalan kısmının ise müvekkili tarafından davacı yana kargo ile gönderildiğini, davacının kendi yüklenicisi tarafından değişimi yapılan ve geri alınan cihazları da ...'dan talep etme art niyetini gösterdiğini, davacı ...'e ait routerlar ve bir kaç switch zaman içerisinde 70 kadar işletmeden toplanarak Samsun, Sinop, Amasya, Ordu, Çorum illerinden Türknet'e kargolan- dığını, bu anlamda, davacının sözleşmesinin haklı feshinden sonra davacıya ait hiçbir cihazın ... tarafından kullanılmadığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasının tetkikinde:davacı ... AŞ. tarafından davalı ... AŞ. aleyhine 25.08. 2015 tarih, ... nolu 15.891,24 TL bedelli ve 25.08.2015tarih, ... nolu 391.613,72 TL bedelli faturalardan kaynaklanan toplamda 407.504,96 TL (asıl ) alacağın  tahsili talebi ile 18.09.2015 tarihinde ilamsız icra takibine girişildiği,  borlu vekilinin 02.10.2025 tarihli dilekçesi ile \"İİK 50, HMK 6. md. gereğince borçlunun yerleşim yeri itibariyle takipte  Samsun İcra Dairesi'nin yetkili olduğu\"ndan bahisle icra dairesinin yetkisine, ayrıca \" borçlu davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini, ortadan kalkan sözleşmeye istinaden, haksız ve yersiz olarak düzenlenen faturaların hukuki dayanağının bulunmadığını\" beyanla borca itiraz ettiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiğinden itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusunda mahkemece bilirkişi deliline başvurulmuştur. A-Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazır- lanan 17.08.2017 tarihli raporda :  \"Davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketin Atakum/Samsun'da faaliyet gösterdiğinin görüldüğü, dava konusu itibariyle davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerekmediği düşünülmekle beraber, davalının ticari defterlerinin talimatla incelenmesi hususunun Sayın Mahkeme'nin takdirinde olacağı, Davacının 16.09.2015 icra takip tarihinde davalıdan 25.08.2015 tarih, ... no.lu 15.891,24 ve 25.08.2015tarih, ... no.lu 391.613,72 TL olmak üzere toplamda 407.504,96 TL davalıdan sözleşmenin haksız feshi iddiası ile kestiği e-faturalardan dolayı alacak talep ettiği, Davacı ile davalının davacı tarafından davalıya verilmesi taahhüt edilen ... DSL, ... Fiber İnternet ve ... Fiber VPN hizmetleri verilmesine yönelik 17.07.2014 tarihli ... Kurum- sal Hizmetler Çerçeve Sözlemesi'nin Samsun ... Noterliği 15.05.2015 tarihli ... yev. No.lu ihtarname ile, veri iletişimi performans sorunu, hizmet bedeli faturalarında sık hata yapılarak yüksek meblağlı faturalar kesilmesi, bazı ... birimlerinde hizmet kesintisi yaşanması, hizmetlin arızalara davacının geç müdahale ettiği iddiası ile sözleşmenin ''15- FESİH 15.1.davalı tarafından haklı fesih'' maddesine dayanılarak fesih edildiği, Davacı tarafından ise sözleşmenin ''15- FESİH 15.3. Erken Fesih'' maddesine dayanılarak davalıdan 407.504,96 TL alacak talep edildiği, Mahkemenin Kabulü halinde;1-Taraflar arasındaki sözleşme karma sözleşme olup eser ve vekalet sözleşmeleri yönünden akde aykırılık bulunduğu, sözleşmede fesih sonuçları düzenlenmekle beraber, müşterinin haklı nedenle fesihte bulunduğunda ''kurum, aktivasyon ve altyapı yatırım maliyet bedelleri iade edilmeyeceği'' yönündeki hükmün bir cezai şart olduğu, cezai şartın kusur sorumluluğuna ilişkin bir yaptırım olup, davalının kusursuz olarak gerektiği gibi hizmet alamadığı durumda hizmetleri yerine getirmeyen davacıya bu bedeli ödemesinin Borçlar Kanunundaki sözleşmelerin ifa düzenine aykırı olduğu,Davacının 6.110,36 TL açık hesap alacağından başka davalıdan herhangi bir alacağının olduğunun kabulü halinde;  TCMB verilerinden 16.09.2015 takip tarihi itibariyle avans faizi oranının %10,50 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 6.110,36 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren %10,50 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, 2-Genel hükümlere uygun olarak bu bedellerden kullanım süresine tekabül eden kısmın davalı üzerinde kalarak diğer ne bedellerin iade edilmesinin sayın mahkemenin takdirinde olacağı, Davacının 186.875,35 + 6.110,36 TL olmak üzere davalıdan 192.985,71 TL alacağının oldu- ğunun kabulü halinde; TCMB verilerinden 16.09.2015 takip tarihi itibariyle avans faizi oranının %10,50 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 192.985,71 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren %10,50 ve değişen oranlarda kademeli olarak avansa faizi yürütülebileceği, 3-Ancak sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacı talebin kabulü halinde ise; davacının talep ettiği 407.504,96 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren %10,50 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği\" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.  B-Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 03.01.2020 tarihli raporda özetle; \"Teknik Yönden; Yaşanan sorunların giderilmesi için davacı şirketin önerdiği IP önceliklendirilmesi ve uygu- lama tabanlı QoS ile sorunun önemli ölçüde giderilmesi konusu bu tarz sorunların giderilmesi amacı ile kul- lanılan teknolojilerdir. Gerçekçi bir çözüm bir çözüm üretilebilmesi için davalıya ait yerel ağ içinde uzman kişilerce analiz yapılması ve buna uygun olarak IP önceliklendirilmesi ve Wos atamalarının belirlenmesi gereklidir. Davacı şirketin önerdiği IP önceliklendirilmesi ve uygulama tabanlı QoS yapıldığında müşte- rilerin kişisel bilgilerine ihtiyaç bulunmamakta ve davalı şirketin müşterilerinin kişisel bilgilerinin, Trafiğin içeriğine bakılmaksızın sadece trafiğin çıkış ve varış adreslerine ve/veya portlarına yönelik olarak yapılması durumunda gizliliğine doğrudan bir tehdit oluşturmaz. Bu açıdan bahsi geçen analiz hem davalı hem de davacı şirketin bilgi işlem uzmanlarınca ortak bir çalışma ile kolaylıkla yapılabilir. Davalı şirketin kendi yaptığı testlerin sonuçları davacı şirket için bağlayıcı olamaz. Bu tarz testlerin davalı ve davacı şirket tarafından ilgili bilgi işlem uzmanlarından oluşturulan ortak bir ekip tara- fından ilgili bilgi işlem uzmanlarından oluşturulan ortak bir ekip tarafından tariflenmiş senaryolar üzerinden yapılması gereklidir. IP protokolünde tek başına ping süresi belirleyici bir faktör değildir. Farklı servis sağlayıcılardan aynı hızlarda hatlar tesis edilmesi ile üzerlerinden geçen trafik- lerden dolayı performans farklılıkları, Tahsis edilen her hattın maksimum bir aktarım kapasitesi olmasından dolayı altyapıdaki fiziksel şartlar da aynı olmak kaydı ile  hattın performansını belirleten en önemli faktör kul- lanılan programların oluşturduğu ağ trafiği olmasından dolayı performans farklılıkları servis sağlayıcıdan bağımsız bir durumdur. ... tarafından talep edilen ve Türk Telekom hattı üzerinden hangi trafiklerin geç- tiği ve ... bilgisinin bir hattın üzerinden aktarılan verinin içeriğinden bağımsız olarak o hattın fiziksel olarak ne kadar kullanıldığını gösteren bir grafik olmasından dolayı bunu bir kurumun ticari sırlarını içerme- mektedir. Bu nedenle MRTG ile analiz yapılarak hattın ne kadar kullanıldığı analizi yapılabilir. Davacı tarafça yapıldığı iddia edilen alt yapı yatırımının ne kadara mal olduğunun hesap- lanması: Dosyada yer alan ve davacı ... Hizmetleri A.Ş. Den edinilen bilgi ve belgeler neticesinde ,Alt Yapı Yatırım Bedelinin , -...'a ödenen Fiber Optik Kablo Tesis bedelleri -Personel Maliyeti -MPLS ( Multi Protocol LabelSwitching, Çoklu Protokol Etiket Anahtarlama) Network ve IT alt yapı Entegrasyon bedellerinin toplamı olduğu tespit edilmiştir.  Alt yapıyı oluşturan yukarıda zikredilen bu işler dikkate alındığında Dava dilekçesinin ekinde sımışam ... kurumsal hizmetler talep formunda yer alan ve davalı tarafça kabul edilen 200.000,00 TL alt yapı yatırım bedelinin makul olduğu kanaatine varılmıştır. Hukuki Yönden; Taraf beyanları ve dosyadaki deliller incelendiğinde taraflar arasındaki yazışmalarda bir çok aksaklığın Davalı tarafından dile getirildiği görülmektedir.Ancak bunlar ihtar öncesi döneme aittir. İhtar sonrasında bir aylık sürede davacının bu aksaklıkları nasıl giderdiğini ispat etmesi gere- kir. (BK. m. 114). Davalı beyanlarında bu aksaklıkları nasıl giderdiğini, hangi önlemleri aldığını belirtme- mekte ,bu sebeplerin fesih sebebi olamayacağını  ve davalının bu sebeplerin varlığını ispat edemediğini savun- maktadır. Eser sözleşmesi sonuç sorumluluğu doğurduğundan sonucun gerçekleşmesini önleyen/ engel- leyen bir sebep sözleşmeyi feshe götürebilir.  Yukarıda verdiğimiz bilgiler çerçevesinde  mahkeme 30 gün içinde davalının iletişim sisteminde görülen aksaklıkları onardığını ispatladığı kanaatinde olmaz ise fesih hakkının haklı olarak kullanılmış olduğunu kabul edebilir. Sözleşmede feshin sonuçları da düzenlenmiştir. Buna göre MÜŞTERİ ...'in bildirimden sonra 30 gün içerisinde eksildikleri giderilmemesi durumunda SÖZLEŞME'yi tek taraflı olarak feshedebilir. Böyle bir durumda MÜŞTERİ'ye kurulum, aktivasyon ve altyapı yatırım maliyet bedelleri iade edilmeyecek, MÜŞTERİ SÖZLEŞME fesih tarihine kadar ...'e olan borçlarını ödeyecek, bununla beraber MÜŞTERİ bu tarihten sonraki borçlarını ödemekle yükümlü olmayacaktır.  Sözleşmede yer alan ve ''MÜŞTERİ'ye kurulum , aktivasyon ve altyapı yatırım maliyet bedelleri iade edilmeyeceği'' yönündeki hüküm ve cezai şart ya da sorumsuzluk anlaşması olarak değerlendirilmelidir. Cezai şart kusur sorumluluğuna ilişkin bir yaptırımdır. Davalının kendi kusuru olmaksızın hizmet alamadığı durumda hizmetleri yerine getirmeyen davacıya bu bedeli ödemesi Borçlar Kanundaki sözleşmelerin ifa düzenine aykırıdır. Sorumsuzluk anlaşması ise ağır kusur halinde hükümsüz sayılmaktadır (TBK m. 114) Genel hükümlere uygun olarak bu bedellerden kullanım süresi tekabül eden kısmın Davalı üzerinde kalarak, hizmet alınmayan döneme tekabül eden kısmın iade edilmesi sayın mahkemenin takdirinde olacaktır. Sözleşme 15.5.2015 de feshedilmiş olup, 17.7.2014 de akdedilediğine göre yaklaşık on ay yürürlükte kalmıştır. Ancak Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimali için davacı talebi üzerinden de temerrüt faizi hesabı yapılacaktır. Mali Yönden;Davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketin Atakum/Samsun'da faaliyet gösterdiğinin görüldüğü, dava konusu itibariyle davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerekmediği düşünülmekle beraber, davalının ticari defterlerinin talimatla incelenmesi hususunu Sayın Mahkeme'nin takdirinde olacağı, Davacının 16.09.2015 icra takip tarihinde davalını 25.08.2015 tarih, ... no.lu 15.891,24 TL ve 25.08.2015 tarih, ... no.lu  391.613,72 TL olmak üzere toplamda 407.504,96 TL davalıdan sözleşmenin haksız fesih iddiası ile kestiği e-faturalardan dolayı alacak talep ettiği, Davalı ile davacının 17.07.2014 tarihinde 24 ay (720) taahhüt ile sözleşme akit ettikleri görülmektedir. Sözleşmenin 15.05.2015 tarihinde fesih edildiği, buna göre davalının 302 gün (17.07.2014- 15.05.2015 tarihleri arasında) sözleşmeden faydalandığı, geriye 428 günde ise sözleşmenin kalan taahhüt günü olduğu görülmekle; Kurulum bedeli olarak: 11.380,11 TL + 2.048,42 TL % 18 KDV ,Aktivasyon bedeli olarak: 11.019,53 TL + 1.983,52TL %18 KDV , Altyapı yatırım maliyeti olarak: 117.260,27 + 21.106,85 TL %18 KDV --------------------------------------------------------------------------------------------- Olmak üzere olmak üzere toplamda  164.798,70 TL %5 ÖİV (2+3X%5) 1.321,58 TL %15 ÖİV(1X%15) 20.755,07TL---------------------------------------------------------------------------------------------- Ödenecek tutar:186.875,35 TL sözleşmenin kalan 428 günde davacının talep edebileceği hesaplandığı,Ayrıca davacının 6.110,36 davalıdan açık hesap alacağının talep edebileceği, Davacının davalıdan; Açık hesaptan olan alacağı, Kurulum aktivasyon ve altyapı yatırım maliyet bedellerinin açık hesaba eklenmesi hallerinde seçimlik hak sayın mahkemenize ait olmak üzere;  1-Davacının 6.110,36 TL açık hesap alacağından başka davalıdan herhangi bir alacağının olduğunun kabulü halinde; TCMB verilerinden 16.09.2015 takip tarihi itibariyle avans faizi oranının %10,50 olduğu görüldüğünden davacının belirlenen 6.110,36 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren %10,50 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, 2-Davacının 186.875,35 TL + 6.110,36 TL olmak üzere davalıdan 192.985,71 TL alacağının olduğunun kabulü halinde; TCMB verilerinden 16.09.2015 takip tarihi itibariyle avans faiz oranının %10,50 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği,Her iki durumda faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği,Davacının icra inkar tazminatı talebinin takdirinin ise Sayın Mahkemeye ait olduğu \" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.  C-Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 02.12.2022 tarihli raporda özetle; 1) Dava konusu uyuşmazlık; -Davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan sözleşme ve ekleri ile davacı tarafından üstlenilmiş olan borçların davacı tarafından ihlal edilmiş olup olmadığı; sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak mı yoksa haksız olarak mı feshedilmiş olduğu; -Davacının takip ve dava konusu olan 2 adet faturada yazılı olan bedellerin tahsilini davalıdan talebe hak kazanıp kazanamadığı noktalarındadır. Her bir uyuşmazlık noktası aşağıda sırasıyla değerlendirilecektir.2) Davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan sözleşme ve ekleri ile davacı tarafından üstlenilmiş olan borçların davacı tarafından ihlal edilmiş olup olmadığı; sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak mı yoksa haksız olarak mi feshedilmiş olduğu hususunun değerlendirilmesi: Davacı ile davalı arasında 17.07.2014 tarihinde, arasında \"... Kurumsal Hizmetler Çerçeve Sözleşmesi\", “... Kurumsal Hizmetler Çerçeve Sözleşmesi'ne İlişkin Ek Protokol\" ve \"... Kurumsal Hizmetler Talep Formu\" imzalanmış olduğu ve bunlara istinaden davacı tarafından davalıya 24 ay taahhütlü internet altyapısı hizmeti verilmesi borcunun (ediminin) üstlenilmiş olduğu; davalı tarafından da hizmet bedeli ödenmesi borcunun üstlenilmiş olduğu, anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin niteliği itibariyle, kanunda düzenlenmemiş (atipik), sürekli edimli, iş görme sözleşmesi niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.  Dava dosyasına sunulmuş olan 13.10.2016 tarihli Uzman Görüşünde, 02.01.2020 tarihli Ek Bilirkişi Kurulu Raporu'nun 3 ve devamı sayfalarında ve işbu raporun Teknik Kısmında yapılmış olan teknik tespitler incelenip değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında 17.04.2014 tarihli Sözleşmenin akdedilmesinde sonra, uzunca bir süre önemli bir sorun yaşanmadığı, özellikle Ocak 2015 ile Şubat 2015 döneminde bir takım sorunların yaşanmaya başlandığı ve bu sorunlardan en önemlisinin “davacı tarafından verilen hizmetin performansının davalının istediği kapasitede olmamasından” kaynaklandığı; bu sorunun davalı tarafından davacıya bildirildiği; davacı tarafından yapılan incelemeler neticesinde, davacı tarafından verilen hizmetin sözleşmede (talep formunda) vaad edilen performans kapasitesine sahip olduğunun, fakat esas itibariyle davalının yaptığı işlemlerin yoğunluğu nedeniyle sözleşmede vaad edilenden daha fazla kapasiteye hizmet alımı yaptığının ve sorunlarının asıl sebebinin bu olduğunun, tespit edildiği; davalının şikayet ettiği bu sorunun çözülmesine yönelik olarak davacı tarafından bir takım önerilerde (çözüm önerilerinde) bulunulduğu, fakat davalının gizli bilgilerinin ifşa edilmesine (açığa çıkmasına) yol açabileceği endişesi ile bu çözüm önerileri reddettiği, halbuki bu çözüm önerilerinin uygulamaya sokulmasının davalının gizli bilgilerinin ifşa edilmesine (açığa çıkmasına) yol açmayacağı; davalı tarafından düzenlenen faturalarda bir takım hataların bulunduğu da davalı tarafından sorun olarak davacıya bildirilmişse de, davalının bu sorunu gidermek için gerekli olan çalışmaları yaptığını davacıya bildirdiği, ayrıca bu sorunun bu derece büyük kapsamlı bir sözleşmenin feshi için haklı bir sebep oluşturamayacağı; bütün bu durumlar karşısında, davacının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını davalıya sözleşmeyi haklı olarak feshetme hakkı verecek derecede ihlal ettiği hususunun teknik olarak tespit edile- mediği, dolayısıyla da davalının sözleşmeyi “haksız olarak feshettiğinin”, kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.  3) Davacının takip ve dava konusu olan 2 adet faturada yazılı olan bedellerin tahsilini davalıdan talebe hak kazanıp kazanamadığı hususunun değerlendirilmesi: Taraflar arasında akdedilmiş olan Asıl Sözleşmenin 15.3 nolu maddesi hükmüne göre; Müşteri (davacı) işbu Sözleşmedeki yükümlülüklerine (borçlarına) uymayarak sözleşmenin ya da hizmetin süresinden önce sone ermesine, feshine sebep olursa, ...'de (... Kurumsal Talep Formunda) belirtilen Müşteri (davalı) özelinde kendisine sağlanan tüm indirim, cihaz veya diğer faydaların varsa kurulum, aktivasyon ve altyapı yatırım maliyeti bedellerinin kendisine fatura edileceğini ve fatura bedelini defaten ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. Davacı ile davalı arasında akdedilen Sözleşmenin kaleme alınış şekli, özellikle de 1 nolu maddesinde) davalı/Müşterinin unvanının yazılması gereken kısmın .... şeklinde boş bırakılmış olması, göz önünde bulundurulduğunda, bu sözleşmenin TBK.md.20/f1 ve f.2 hükümleri anlamında “Genel İşlem Koşulları İçeren bir Sözleşme” niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Sözleşmenin ekinde, bu sözleşmenin yapılması sırasında, davalı/müşterinin (karşı tarafın) men- faatine aykırı genel işlem koşulları (sözleşme hükümleri) hususunda davalı/müşteriye bilgi verildiği,  davalı/ müşterin bunların içeriğini öğrenme imkanı  tanındığı ve davalı/müşterinin bunların içeriğini öğrenme imka- nının tanındığı ve bu koşulları kabul ettiğini gösteren, davalı tarafından imzalanmış bir ibareye rastlanmamıştır. Bu nedenle davalı/müşterinin menfaatine aykırı (yani, sözleşmedeki “edimler dengesi” ile bağdaşmayacak derecede davalı/müşterinin menfaatlerine aykırı) olan sözleşme hükümlerinin TBK.md.21/f.1 uyarınca geçersiz (yazılmamış) sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Asıl Sözleşmenin 15.3 nolu maddesi hükmü kanaatimce, bu haliyle, “sözleşmedeki edimler dengesi ile bağdaşmayacak derecede davalı/müşterinin menfaatine aykırı bir hüküm” niteliğindedir. Bu nedenle bu haliyle geçersiz sayılmalıdır. Bu hükmün geçerli hale gelmesi için, bu hükümde yer alan, “.... ...'de belirtilen müşteri (davalı) özelinde kendisine sağlanan tüm indirim, cihaz veya diğer faydaların, varsa kurulum, aktivasyon ve altyapı yatırım maliyeti bedellerinin kendisine fatura edileceğini ve fatura bedelini defaten ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder” şeklindeki hüküm, “... ...'de belirtilen Müşteri (davalı) özelinde kendisine sağlanan tüm indirim, cihaz veya diğer faydaların varsa kurulum, aktivasyon ve altyapı yatırım maliyeti bedellerinin sözleşmenin erken feshedilmesi nedeniyle kullanılmayan alt  yapı  yatırım maliyeti bedellerinin sözleşmenin erken feshedilmesi nedeniyle kullanılmayan (boşa giden) kısmına tekabül eden kısmının kendisine fatura edileceğini ve fatura bedelini defaten ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder”. şeklinde değiştirilmeli ve bu değiştirilmiş haliyle uygulanmalıdır. Yine Sözleşmenin 15.4 maddesi hükmüne göre; sözleşmenin sona ermesi durumunda Müşteri (davalı) cihazları derhal iade etmek zorundadır. Hizmetin kapanış tarihinden itibaren 1 ay içinde cihazların Turnet'e (davacıya) ulaşamaması durumunda, müşteri (davalı) ...'ge belirtilen cihazların bedelinin TCMB döviz alış kuru üzerinden hesaplanmış karşılığını kayıtsız ve şartsız ...'e (davacıya) ödemekle yüküm- lüdür. İade borcu ...'in (davacının) adresinde iade olunur. Kanaatimizce, davalı/müşterinin sözleşmeyi haksız olarak feshetmiş olması karşısında bu hüküm, sözleşmedeki edimler dengesi ile bağdaşmayacak dere- cede  davalı/müşterinin menfaatlerin aykırı bir hüküm niteliğinde değildir. Bu nedenle bu haliyle geçerli kabul edilmelidir. Gene Sözleşmenin 16.2 nolu maddesi hükmüne göre; işbu sözleşmenin uygulanmasından çıka- bilecek anlaşmazlıklarda tarafların karşılıklı defterleri dışında her türlü ses ve bilgisayar ve elektronik kayıtları, e-posta yazışmaları, internet işlemleri ve bu yollarla oluşturulan dijital belgeler delil olarak bağlayıcı ve geçer- lidir. Bu hükmün yorumundan çıkan anlama göre; işbu sözleşmenin uygulanmasından çıkabilecek anlaşmaz- lıklarda tarafların karşılıklı defterleri, her türlü ses ve bilgisayar ve elektronik kayıtları, e-posta yazışmaları, internet işlemleri ve bu yollarla oluşturulan dijital belgeler delil olarak bağlayıcı ve geçerlidir. Bu hüküm uyarınca, davalı kendi defter kayıtları ya da başkaca kesin deliller ile aksini ispat etmediği müddetçe, davacının ticari defter kayıtları ve davacının ticari defter kayıtlarında yer alan davacı faturaları davacı lehine (davalı aleyhine) delil gücüne sahip olacaktır. Bu hüküm bu şekliyle anlaşıldığında, kanaatimce, Sözleşmedeki edimler dengesi ile bağdaşmayacak derecede davalı/müşterinin menfaatlerine aykırı bir hüküm olarak değerlendiri- lemeyecektir. Zira bu tür delil anlaşmaları HMK'da açıkça düzenlenmişlerdir. ve dolayısıyla da tarafların menfaatlerine aykırı oldukları söylenemez. Dava dosyasına sunulmuş olan 02.01.2020 tarihli ek bilirkişi raporunun 5 ve devamı sayfa- larında yapılmış olan ve kurulumuzca da uygun (kadri maruf) bulunmuş olan değerlendirme ve tespitlere göre; sözleşmeyi normal süresinde önce haksız olarak feshetmiş olan davalı/müşteriden, davacı/..., takip ve dava konusu yaptığı faturalarda yer alan bedellerin sözleşmenin uygulanmayan kısmına (428 günlük kısmına) tekabül eden 186.985,71 TL'lik kısmının tahsilini, takip tarihinden itibaren işletilecek olan avans faizi (yıllık  % 10,5 ve zamanla değişecek avans faizi oranları) ile birlikte talep edebilecektir.\" D- Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 09.11.2023 tarihli ek  raporda özetle; Mahkeme tarafından verilen görev kapsamında heyetimiz tarafından hazırlanan kök raporda dava dosyasında mevcut bulunan ihtarnameler, mail yazışmaları ve diğer dokümanlar üzerinden yapılan tespit ve değerlendirmeler sunulmuştur. Buna göre davacı tarafından, davalı tarafa verilen hizmete yönelik bir takım sorunlar tespit edilmiş olsa da tüm lokasyon göz önüne alındığında davacının, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında üzerine düşen edimi yerine getirmediği hususunun ispata muhtaç durumda kaldığı, Davalı tarafından iddia edilen performans düşüklüğü hususunun her iki tarafın teknik personelleri ile birlikte tespit edilebileceği, davalı tarafın iddia etmiş olduğu performans düşüklüğünün farklı nedenlere de dayanmasının mümkün olabileceği, davacı tarafından tespit edilen durumlara ilişkin çözüm önerisi sunulmuş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda icra takibine konu edilen fatura içerisinde 6 ağ cihazının bulunduğu da görülmekte olup, Davalı personeli tarafından Davacıya gönderilen 02.10.2015 tarihli mail ile kendilerinde 4 ağ cihazının mevcut olduğu bildirilmiştir. Ancak dosya muhteviyatında cihazlara ilişkin bir teslim tesellüm formu bulun- madığından dolayı ağ cihazlarına yönelik bir değerlendirme yapılması mümkün olamamıştır. Heyetimiz tarafından davacının talep edebileceği alacak bedeli olarak dava dosyasında mevcut bulunan 02.01.2020 tarihli kök raporda yapılan hesaplamanın uygun bulunduğu açıklanmış olup; yukarıda açıklanmış olduğu üzere ağ cihazlarına yönelik bir değerlendirme yapılması mümkün olamadığından söz konusu bedel içerisinde cihaz bedellerine ilişkin bir miktar eklenmemiştir.Yapılan bu hesaplamaya  ilişkin olarak  davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davalının teslim etmediği cihaz bedelinin de dahil edilmesi gerektiği ve 28.09.2021 tarihli ek raporda cihaz bedellerinin hesaplama tablosuna dahil edilmiş olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut 28.09.2021 tarihli ek raporda yapılan hesaplamada, sözleşmeye konu hizmetin kullanılabildiği süre göz önüne alınarak hesaplama yapılmış olup, cihaz bedeli hesabında da bu şekilde bir hesaplama yapıldığı görülmüştür. Bununla birlikte cihaz bedelinin iadesi hususunda hizmetin kullanılabildiği dönem gibi bir hesaplamanın doğru bir sonuca ulaştırması mümkün olamayacaktır. Cihazların teslim edilmemiş kabul edilmesi halinde bedelin bütün olarak hesaba katılması gerekeceğinden mahkemece davalı tarafından, faturaya konu cihazların davacıya teslim edilmemiş olduğunun kabulü durumunda 15.891,24.-TL'lik tüm cihaz bedelinin iadesi talep edilebilecektir. Öte yandan kök raporda açıklandığı üzere, cihazlara ilişkin bir teslim tesellüm formu bulunmadığından dolayı heyetimiz tarafından ağ cihazların teslim edilip edilmediği hususunda bir tespit yapılması mümkün olamadığından bu hususa ilişkin değerlendirme takdiri mahkemeye ait olacaktır. Davaya konu alacağa ilişkin olarak yapılmış olan hesaplama taraflar arasındaki sözleşmenin 2 yıl taahhütlü olması ile sözleşmenin başlangıç tarihi ve fesih tarihi arasında geçen süre göz önüne alınarak gerçekleştirilmiş olup; davalının fesih tarihi itibariyle 302 gün sözleşmeden faydalandığı ve 428 gün sözleşmenin kalan taahhüt süresi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte Davacı tarafından kesilen fatura içeriğinde yer alan ve tahsili talep edilen bedellerin dosyada mevcut bulunan ve her iki tarafında imzasının bulunduğu 17.07.2014 tarihli “... Kurumsal Hizmetler Talep Formu” içerisinde belirlenen bedeller olduğu anlaşıl- mıştır. Dolayısıyla bu bedellerin Davalı tarafından da kabul edilmiş ve onaylanmış durumda olduğu ifade edilebilecektir. Aynı zamanda söz konusu projenin genel kapsamı değerlendirildiğinde belirlenen alt yapı bedeli de makul kabul edilmiştir. Açıklanan bu hususlar ışığında teknik anlamda kök raporda açıklanan görüşün geçerli olduğu ve herhangi bir değişiklik bulunmadığı, cihaz bedellerine ilişkin değerlendirme takdirinin mahkemeye ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>A- DAVALI  İTİRAZLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ: 1) Davalı itiraz olarak; davacının sözleşmeden kaynaklanan borcunu gereği gibi ifa etmediğini (vermeyi üstlendiği hizmeti gereği gibi veremediğini), bu sebeple sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, beyan etmiştir. Ancak işbu Ek Raporumuzun Teknik Kısmındaki değerlendirmelere göre (ki Kök Raporun Teknik Kısmındaki değerlendirmeler de aynı yönde idi); davalı, davacının sözleşmeden kaynaklanan borcunu gereği gibi ifa etmediğini, kötü ifa ettiği (vermeyi üstlendiği hizmeti gereği gibi vermediğini, hizmeti kötü verdiğini) ispata yönelik somut delil sunmamıştır. Bu sebeple, Kök Raporda olduğu üzere, bu Ek Raporda da, davalının iddiasının ispat edilemediği, dolayısıyla da sözleşmeyi haksız olarak feshettiği kanaatine varılmış olup takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 2) Davalı itiraz olarak; dava dosyasına sunulmuş olan 02.01.2020 tarihli Ek Raporun 5 ve devamı sayfalarında yapılmış olan değerlendirmelere aynen katılındığının belirtilmiş olmasının hatalı olduğunu, beyan etmiştir. Kurulumuzca bütün dosya içeriği incelenmiş, dolayısıyla önceki bilirkişi raporlarındaki tespit, inceleme ve değerlendirmeler de incelenmiştir. Bu incelemeler neticesinde kurulumuzca, 02.01.2020 tarihli 1.ek raporun 5 ve devamı sayfalarında yapılmış olan değerlendirme ve hesaplama uygun (kadri maruf) bulun- muştur. Bu sebeple de aynı değerlendirme ve hesaplamayı tekrarlamak yerine, oradaki değerlendirme ve hesaplamaya atıfta bulunulmuştur. Yani, davacının düzenlemiş olduğu 25.08.2015 tarihli ve 391.613,72 TL bedelli faturada yer alan alacak kalemlerinden, 200.000,00 TL'lik, 19.410,00 TL'lik ve 18.795 ,00TL'lik alacak kalemleri, toplam 238.205,00 TL'lik alacak kalemleri kurulumuzda görevli teknik bilirkişi tarafından da uygun bulunmuş ve davacının, bu alacak kalemlerinin sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden 186.875,35 TL'nin de doğru olarak hesaplandığı sonucuna varılmıştır. 3) Davalı itiraz olarak; 25.08.2015 tarihli ve 391.613,72 TL bedelli faturada yer alan 200.000,00  TL tutarlı yatırım bedeli harcamasının bir dayanağı bulunmadığını, beyan etmiştir. Kurulumuzda görevli Teknik Bilirkişi tarafından, söz konusu projenin genel kapsamı değerlen- dirildiğinde belirlenen alt yapı bedeli de makul kabul edilmiştir. Kaldı ki önceki Kök Bilirkişi Raporunda (sayfa 33'de) ve 02.01.2020 tarihli 1.Ek Bilirkişi Raporunda (sayfa 7'de) Teknik Bilirkişi tarafından da bu tutarın makul kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, sözleşmede yer alan Delil Anlaşmasına göre de, davalının bu tutarın hatalı hesaplandığını ispat edemediği sürece, davacının yapmış olduğu ve faturaya yazmış olduğu bu tutarın (200.000,00 TL'lik tutarın) makul olduğunun kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Davalı ise bu tutarın hatalı hesaplandığını ispata yönelik somut delil sunmamıştır. <br>B- DAVACI  İTİRAZLARININ  DEĞERLENDİRİLMESİ: 1) Davacı itiraz olarak; dava dilekçesinde 15.891,24 TL olarak talep edilen Cihaz Bedellerinin davacı alacağına eklenmediğini, beyan etmiştir. Raporumuzun Teknik Kısmında belirildiğini üzere; davacı, davalıya ne miktarda Cihaz Teslim ettiğini ispata yönelik somut delil (teslim belgesi) sunmamış olduğundan, davacı tarafından davalıya ne mik- tarda cihaz teslim edilmiş olduğu tespit edilememiştir. Kaldı ki tespit edilseydi dahi, bu durumda davacının cihazların bedelinin tamamını davalıya ödemekle yükümlü olacaktı.Dolayısıyla, davacının sözünü ettiği 28.09. 2021 tarihli 2.ek bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesaplamaya bu yönüyle katılınmamış olup, 02.01.2020 tarihli 1.ek bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesaplamaya katılınmıştır. Böyle olmakla birlikte;davalı kök raporumuza itirazlarını sunduğu dilekçesinde, kendisine cihaz teslim edilmiş olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmedeki Delil Anlaşmasına göre, davalının işbu 15.891,12 TL'lik bu tutarın (iade edilmeyen cihaz bedeli tutarının) davacı tarafından hatalı hesaplandığını ispat edemediği sürece, davacının yapmış olduğu 15.891,24 TL tutarlı bu hesaplamanın ispat edilmiş (yani bu tutarda cihazın davalı tarafından iade edilmemiş olduğunun ispat edilmiş) sayılacağı Mahkemece kabul edildiği takdirde; davacının davalıdan, iade edilmeyen cihazlardan dolayı, 15.891,24 TL'lik fatura bedelinin tamamının ödenmesini talebe hak kazanacağı sonucuna  varılabilecektir. 2) Davacı itiraz olarak; ... Kurumsal Talep Formu'ndaki hükümlerin geçersiz olmadığını, beyan etmiştir. Kurulumuzca bu Form'daki hükümlerin geçersiz olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Sadece tarafların arasında akdedilmiş olan Asıl Sözleşmenin 15.3 nolu maddesi hükmünün, Genel İşlem Koşul- larının Denetlenmesine ilişkin hükümler uyarınca, davalı/müşteri lehine olacak şekilde değiştirilmesi gerektiği (sayf 19'da) değerlendirilmiştir. 3) Davacı itiraz olarak; Davacı alacağının, sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden kısma oranlanarak (kıstelyevme usulüne göre) hesaplanmasının hatalı olduğunu, beyan etmiştir. Söz konusu hesaplamayı hangi gerekçeyle yaptığımızı, Kök Raporda (sayfa 19'da) açıklamıştık. Bu husustaki değerlendirme ve kanaatimiz değişmemiştir. \" denilmiştir. Mahkemece  alınan bu raporlar doğrultusunda ; 200.000,00 TL alt yapı  hizmet bedeli + 19.410,00 TL  sistem kurulum bedeli ve 18.795,00 TL aktivasyon bedelinden ibaret  238.205,00 TL ile , dava konu edilen cihaz bedeli karşılığı 15.891,24 TL ve fatura dönemine ilişkin toplam indirim karşılığı 64.709,00 TL 'nin talep edilebileceği sonucuna varılmış, toplam 267.475,59  TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Davalı taraf , davacı tarafın iade edilmediği belirtilen  cihaz sayısının 11 olduğunu , bir kısmının davacı firmanın kurulum için görevlendirdiği yerel bir firma personeli tarafından arıza gibi nedenlerle değişim kapsamında yerinden geri alındığın,diğer kalan kısmının ise müvekkili tarafından davacı yana kargo ile gönderildiğini, bu hususun  16.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ekinde sunulan maillerde de belirtildiğini beyan etmiş ise de , dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmamaktadır.Bilirkişi kurulundan alınan raporun içerdiği teknik inceleme ve gerekçesi itibariyle dosya kapsamına  uygun ,hükme  elverişli olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacı ve davalının istinaf başvu- rusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalıdan alınması gereken 18.271,26 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan  4.568,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.703,26 TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  25/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9667c8444b098bd4","SID":"e67e7cd4c1f13d99"}}