{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/193 <br>KARAR NO\t: 2025/143<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/511ESAS 2021/861 KARAR<br><br>DAVACI\t: ...  -...- Bahçelievler /İSTANBUL<br>VEKİLİ\t: Av. ...-Konak/ İZMİR<br>DAVALILAR\t: 1-... -...\tMERSİN<br>\t : 2-... MERSİN<br>\t: 3-... -... MERSİN <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -Merkez/MERSİN<br>\t: Av. ...- Üsküdar/ İSTANBUL<br><br>BİRLEŞEN DOSYA MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2011/430 ESAS SAYILI DOSYASI <br><br>DAVACI \t           :   ... - (TCKN ...) -Bahçelievler /İSTANBUL<br>VEKİLİ\t           :   Av. ...-  Alsancak/İZMİR<br>DAVALILAR\t: 1 -...  -...<br>\t  ...<br>\t: 2 -...  -... ...<br>\t: 3 -... ....<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...   Akdeniz/MERSİN\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Ortaklık Payının Tahsili<br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                   : 31/01/2025<br>YAZIM TARİHİ                    : 31/01/2025<br><br>Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve 2018/511, Esas 2021/861<br>Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>İDDİALARIN ÖZETİ                                                                                                 :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Almanya’da yaşadığını, davalılardan  ...’in davacının  dayısı, ...’ın ise  davacının kuzeni olduğunu,  tarafların davalıların teklifi ile ziraat yapıp elde ettikleri ürünü satıp karını paylaşmak üzere anlaştıklarını, bir tarafta  %50 hisse ile davacının, %50 hissesine davalılar ve onların ortak oldukları ... Narenciye Tic. ve San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait olmak üzere 4 kişilik Adi Zirai Ortaklık kurduklarını, davalılar ... ve ...’ın idareci olmasının  kararlaştırıldığını, davacının maliki olduğu gayrimenkulün kullanma hakkı, gerekli olduğunda demirbaş alımı için nakit para vereceğini, davalıların kendi gayrimenkullerinin kullanım hakkını vermeleri, ortaklığın tüm işleri ile ilgilenmeleri, demirbaş alımlarında nakit koymaları ve ortaklığın idaresinden dolayı kar payından başka bir ücret talep edilmeyeceği, tüm masraflar çıkıldıktan sonra karın yarısının davacıya, diğer yarısının diğer ortaklara ait olarak bölüşüleceği şartları ile anlaştıklarını, ancak davalı idareci ortaklar tarafından kar payı verilmediğini, hesaplarda gerçek olmayan giderler yazıldığını, giderlerin fazla gösterildiğini, davacı ve adi ortaklığa ait gayrimenkuller teminat gösterilerek krediler çekildiğini, ancak kredilerin ne amaçla çekildiği ve adi ortaklığın hangi işinde kullanıldığının belirtilmediğini, verilen hesapların gerçek harcama ve giderleri yansıtmadığını, harcama ve satışların muhasebe ilkelerine uygun şekilde davacının  bilgisine sunulmadığını, davacının yurtdışında olması nedeniyle adi ortaklık sözleşmesinin gerekleri ile objektif iyiniyet kurallarına uygun hareket edilmediğini, adi ortaklık adına 2 traktör, 1 minibüs, ... köyü ... parselde kain 23.217 m2 bahçe ve üzerinde bulunan soğuk hava deposu, davalıların müşterek maliki oldukları rüzgar araçları, Tarsus 1. SHM 2011/4 D. İş dosyasında tespit edilen araç-gereçlerin bulunduğu, adi ortaklığa ait tüm gayrimenkul ve menkul mallar ile zirai mahsullerin bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesini, hiçbir ortaklık payının ödenmediğini, davalıların adi ortaklık hükümleri ile objektif iyiniyet kurallarına aykırı hareket etmeleri, adi ortaklığa ait malvarlığını kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaları ve adi ortaklık bütçesi ile alınmasına rağmen şeklen yönetici davalı ortak ... adına kayıt ve tescil edilen ... ... parselde kain gayrimenkuldeki hissesinin davacıya devredilmemesi karşısında adi ortaklık ilişkisinin devamının davacının mağduriyetine, davalıların sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağından bahisle mezkur gayrimenkulün kaydına ihtiyati tedbir konulmasına ve taraflar arasındaki sözleşmesinin haklı sebeplerle feshi ile adi ortaklığın tasfiyesine ile davacıya  ait ortaklık payının davalılardan müştereken tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. <br>       Davalılar vekili savunmasında özetle; Taraflar arasında adi ortaklık ve adi ortaklık şartlarının olmadığını, davalılar ... ve ...’ın iddia edilen adi ortaklığın idarecileri ortakları olmadıklarını, keza herhangi bir maaş veya ücret almaksızın emeklerini koydukları iddiasının doğru olmadığını, böyle bir beyan ve kabullerinin olmadığını, davalı ...’ın davacının vekili olarak davacının mallarının idaresini gerçekleştirdiğini, davacının ...'in yeğeni, ...’ın kuzeni olduğunu, ...’ın ...'in tek oğlu olduğunu, davalı ...’in uzun yıllardan beri Mersin Yeni Hal Kompleksinde önce kendi adına 1997 yılında ise oğlu ile birlikte kurduğu şirketle komisyonculuk yaptıklarını, 2004 yılında ise uygun koşullarda satılık 163.140 m2 narenciye bahçesi bulduklarını, paraları çıkışmadığı için Almanya’da yaşayan davacıdan borç para aldıklarını, davacının ısrarla ortak olma teklif üzerine Mersin ... Köyünde bulunan ve tapunun ... parsel nosunda kâin narenciye bahçesini davacı ile davalı ...’ın ½ hisseli olarak 12.03.2004 tarihinde satın aldıklarını, davacının Almanya’ya dönecek olması nedeniyle Tarsus Ziraat Odasına kayıt yaptırdığını ve davalı ...’a Mersin 8. Noterliği’nin 15.03.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Tarsus’daki bilumum taşınmazlar almaya, satmaya, kiralamaya, ekip biçmeye, mahsulleri kaldırmaya, satmaya, zirai kredi ve gelir desteği almaya, Ziraat Bankası, Ziraat Odası, Tarım Kredi Kooperatifi vs. kurumlarda temsil” yetkisini içeren vekâletname verdiğini, akabinde 33.200m2lik ... nolu parselde kain gayrimenkule de davacının ısrarla ortak olduğunu, bu gayrimenkulünde 29.04.2004 tarihine ½  hisseli olarak davacı ile davalı ... adına alındığını, hissedarları arası ilişkilerin iyiniyet kuralları çerçevesinde sürdüğünu, davalı ...’ın davacı adına yaptığı iş ve işlemlerle ilgili olarak ... ile muhatap olduğunu, ayrıca davalıların ortağı bulundukları şirketin ihtiyacı için ... parseldeki gayrimenkul  teminat gösterilerek İş Bankasından kredi alındığını, davacının bizzat bankaya gelerek imza attığını, ancak davacı, kardeşi ... ve eniştesi ... ile birlikte 2011 yılında Mersin’e geldikten sonra dava konusu ... parseldeki taşınmazın üzerinde ipotek tesis edilerek Ziraat Bankası Tarsus Şubesinden kredi alındığını öğrendiğini, bu duruma bozulduğunu ve alınan kredi üzerinde hak iddia ettiğini, davalıların ... parsel nolu taşınmazı aldıklarını ve üzerine soğuk hava deposu yaptıklarını öğrendiğini, kendisinin neden ortak yapılmadığını sorguladığını, davalıların “seninle yaptığımız ortaklık narenciye bahçesinin mülkiyeti ile ilgili olduğunu, bu işin kendi uzmanlık alanları olduğunu, bu iş için uygun olmadığını, bilgi vermediklerin” söylemeleri üzerine davacının bunu kabullenemediğini, davalı ...’a verdiği vekaletnameye istinaden kendi hissesinden yapılan geçmiş giderleri, ödemeleri sorgulamaya başladığını, yapılan açıklamalardan tatmin olmayıp hak iddia etmeye başladığını, davacının, ... ve ... parsel nolu taşınmazlardaki hissesinin davalı ...’a 15.11.2010 ile 31.12.2012 arasında kiraladığını, adi ortaklık ilişkisi kabul edilse bile bu ortaklığın 15.11.2010 tarihinde sona erdiğinin kabul gerektiğini, tedbirlerin kaldırılması gerektiğini, açılan davanın haksız ve yersiz olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/430-2012/4 EK sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu, sözlü adi ortaklık sözleşmesi uyarınca Tarsus İlçesi ... Köyü ... parselde kayıtlı 163.140 M2 karışık narenciye bahçesi vasıflı taşınmaz ve Tarsus İlçesi ... Köyü ... parsel sayılı taşınmazların satın alındığını ve tarımsal üretime başlandığını, ilerleyen zaman içinde davalıların soğuk hava deposuna ihtiyaç duyduklarını söylemeleri üzerine, Tarsus İlçesi ... Köyü ... parsel sayılı taşınmazın alındığını ancak davacının yurt dışında olması nedeniyle taşınmazın tapuda davalılardan ... adına tescil edildiğini, daha sonra ortaklık kapsamında 2 adet traktör ve minibüs alındığını, idareci ve ortak olan davalıların bugüne kadar elde edilen kardan hiçbir bedel ödemediklerini, ancak son yıllarda söylenen kar paylarının çok düştüğünü ve son olarak alınan ve üzerinde soğuk hava deposu yapılan taşınmazın ortaklık pay oranı olan %50 üzerinden tapusunun davacıya verilmesinden kaçınıldığını, yine ortaklığa ait gayrimenkul teminat gösterilerek davalılarca 260.000,00.TL kredi çekildiğini, bu kredinin ortaklık faaliyetleri kapsamında kullanılıp, kullanılmadığının anlaşılamadığını, davalılar tarafından bu güne değin adi ortaklığın demirbaş, araç ve donanım alımı ile ilgili bir takım hesap dökümleri sunmuş iselerde bu tutarların, gerek yapılan harcamalar ile ilgili olarak gider belgeleri, faturalar ve ödeme belgelerinin bulunmaması ve hesapların muhasebe ilkelerine göre düzenlenip davacının onayına sunulmaması nedeniyle bu hesaplara göre hesaplanan kar paylarının gerçek payları kapsamadığını belirterek 300.000,00.TL kar payı alacağının davalılardan reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>        Davalılar vekili birleşen dava dosyasına ilişkin cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında adi ortaklık koşulları bulunmadığını, davalı ...'ın davacının vekili olarak malların idaresini gerçekleştirdiğini, davalıların Mersin Yeni Hal Kompleksinde komisyonculuk yaptığını, 2004 yılında davalıların satılık narenciye bahçesi olduğunu öğrenmeleri üzerine bunu almak istedikleri ve paraları tam çıkışmayınca davacıdan borç istediklerini, davacının isteği ile taşınmazın ortak olarak alındığını, aradan kısa bir süre geçtikten sonra söz konusu parsele bitişik ... nolu parselin davacının da ortak olmayı istemesi üzerine ortak olarak alındığını, bu arada davacının bilumum taşınmazlar ile ilgili olarak Mersin 8.Noterliği'nin 15.03.2004 tarih ... nolu vekaletnamesi ile bilumum taşınmazların idaresi ile ilgili olarak davalı ...' vekalet verdiğini, davalı ...'ın davacının vekili olarak yaptığı iş ve işlemler ile ilgili olarak davacı ve kardeşi ... ile muhatap olduğunu, davalıların şirketi için krediye ihtiyaç duyulması üzerine ... parsel sayılı taşınmazın teminat gösterildiğini ve davacının bu taşınmazın teminat gösterilmesine ilişkin bankaya gelerek onay verdiğini, ... parsel sayılı taşınmazın bir başka kredi için teminat gösterilmesine davacının içerlendiğini ve davalıların ... sayılı taşınmaz üzerinde soğuk hava deposu yaptıklarını öğrenmesi üzerine neden ortak edilmediğini sorguladığını, dava konusu ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davalı ...'a 15.11.2012 tarihinden başlamak üzere 31.12.2012 tarihine kadar kiraya verdiğini, davacını ecrimisil isteminin zaman aşımına uğradığını, talep edilen ecrimsil bedelinin fahiş olduğunu, soğuk hava deposu ve ... parsel sayılı taşınmazın ortaklıkla ilgisi olmadığını, adi ortaklık adına 2 traktör ve minübüs alındığı iddiasının doğru olmadığını,  ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar teminat gösterilerek çekilen kredilerin sözde adi ortaklıkla bir ilgisi olmadığını,  davacının dosyaya sunduğu hesap dökümlerinin hayali olduğunu, sunulan hesap dökümlerinin tamamı ortak alınan ... ve ... parsel sayılı taşınmazların alımı için ödenen paralara ilişkin dekont ve ödemeleri gösterdiğini, 2004-2010 yılları arasında tarafların akraba olması nedeniyle taraflar arasında birden çok kez ödünç para alımı ve iadesi gerçekleştiğini,  davacı tarafından davalı ...'a verilen vekaletnameye istinaden davacının payının işletilmesi sonucu kendi aralarında hesap görüldüğünü, davacının hesabına düşen kazançların davalı ... tarafından ödendiğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ                                                      :<br>Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve 2018/511, Esas 2021/861 <br>Karar kararında özetle;  davacı ile davalılar arasında adi ortaklık konusu ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/690 E sayılı dava dosyası ile ortaklığın aynen taksim yolu ile giderilmesine karar verilerek kesinleştiği ve bu taşınmazlar yönünden  bu nedenle davanın konusu kalmadığı anlaşıldığından davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,  dava konusu ... parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki soğuk hava deposu yönünden davanın kabulü ile, davacı ile davalılar arasında ... parsel ve üzerindeki  soğuk hava deposu yönünden adi ortaklık olduğunun tespitine ve adi ortaklığın Türk Borçlar Kanunu'nun 639/7. Maddesine haklı sebeplerle  feshi ile adi ortaklığın tasfiyesine, Türk Borçlar Kanunu'nun 644/2.Maddesine göre tarafların anlaşamaması ve talepleri üzerine mahkememizce resen seçilen Mali Müşavir ..., Hukukçu ... ve Ziraat Mühendisi ...'un tasfiye memuru olarak atanmalarına, birleşen kar payı talepli davanın ise, davacının ortaklık payı alacağının tahsiline ilişkin talebinin tasfiye süreci içerisinde tasfiye kapsamında değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verildiğinden bu talep yönünden hukuki yarar olmadığından hukuki yarar şartı olduğundan HMK 114/h maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf talebi ile; Taraflar arasındaki adi ortaklığın 2004 ile 2015 yılları arasında devam ettiğini, mahkeme, bilirkişilerden bu yıllar arasındaki faaliyet karlarını tespitini istemesine ve tarafça da bu yönlü talep olmasına rağmen, anlaşılamayacak şekilde, bilirkişinin, 2004 ile 2011 yılları arasındaki faaliyet karlarını tespit ettiğini ve buna ilişkin rapor vermiş olup, bu rapora  tarafça faaliyet karlarının 2004 ile 2015 yılları arasını tespit etmesi gerekeceği şeklinde itiraz edilmesine rağmen, mahkemenin, kendi verdiği görevi de yapmayan ve eksik hazırlayan bilirkişi raporuna itibar ettiğini, dosyada birden fazla ve farklı rakamlarda bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, mahkemece tasfiye görevi verilen kişilerin, tasfiye sırasında hangi raporlara ve değerlere  göre tasfiye yapacağı belirsizliğe ve karışıklığa neden olabileceğini, tarafça, çok düşük olarak hesaplanan faaliyet karları ve demirbaş fiyatlarına ilişkin itirazların haklı ve yasal nedenler olmadan reddedildiğini, bu nedenlerle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının ortadan kaldırılarak, eksik inceleme nedeni ile dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.<br><br>DAVALILAR VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf talebi ile; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının iddia ettiği üzere kurulmuş olan adi ortaklık ilişkisi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  davacı ile davalılardan müvekkili ... arasındaki tek ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, davacı, müvekkili ...'ı Mersin 8. Noterliği'nde düzenlenen 15.03.2004 tarih ve ... yevmiye no'lu vekaletname ile vekil tayin ettiğini, vekaletname uyarınca müvekkilinin, davacı adına, Mersin ili Tarsus ilçesi hudutları dahilindeki davacıya ait tüm taşınmazları dilediği kimseye, dilediği bedel ve şartlarla ile kiraya vermeye, kira bedellerini almaya, kira mukavelelerini imzalamaya, kiraların arttırılmasını ve kiracıların tahliyelerini talep etmeye..., yine yukarıda yazılı taşınmazları davacıyı temsilen dilediği şekilde sürmeye, ekmeye, biçmeye, hasatlarını kaldırmaya, elde edeceği ürünleri dilediği kurum ve kişilere satmaya, bedellerini almaya, taşınmazın her türlü bakımlarını yapmaya, mezun ve yetkili olmak üzere vekil tayin edildiğini, müvekkilinin işbu vekalet ilişkisi doğrultusunda davacının işlerini yaptığını, taraflar arasında mevcut olan bu vekalet ilişkisi nedeniyle adi ortaklık bulunduğunun kabulünün hukuka aykırı olduğunu, adi ortaklıkta ortakların sadece müşterek bir amaç etrafında bir araya gelmelerinin yeterli olmadığını, ortakların aynı zamanda ortaklık amacının gerçekleştirilmesine yönelik olarak, eşit durumda ortaklık amacının faaliyetlerine katılma ve bu yolla diğer ortaklarla işbirliği yaparak aralarında altlık üstlük ilişkisi olmaksızın onlarla birlikte çaba sarf etme niyet ve iradesine sahip olması gerektiğini, Affectio Societatis unsuru ortaklık sözleşmeleri bakımından zorunlu bir unsur olup, ortaklık sözleşmesinin bünyesinde yer aldığını, böyle bir unsur yoksa, ortaklık sözleşmesinden de söz edilemeyeceğini, bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere davacının iddia ettiği üzere kurulmuş adi ortaklık ilişkisinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... nolu parsel ve üzerindeki soğuk hava deposunun 188 ve ... nolu parsellerden üretilen ürünlerden elde edilen kar ile alınmasının mümkün olmadığının bilirkişi heyeti tarafından da tespit edildiğini, bu nedenlerle; öncelikle tehir-i icraya, daha sonra yargılamanın duruşmalı yapılmasına, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER                                                                                                                     :<br>Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/511, Esas 2021/861<br>Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,<br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                         :<br>Dava, hukuki niteliği itibariyle adi ortaklığın tasfiyesi, birleşen dava ise ortaklık payının tahsili istemine ilişkindir.<br>           Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, bu ortaklık ilişkisi kapsamında ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların satın alındığını, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların tapusunun davacı ve davalılar adına kayıtlı olduğunu, ... parsel sayılı taşınmazın tapusunun davalılardan ... adına kayıtlı olduğunu ve davalıların davacının bu taşınmazdaki hissesini tapuda devir etmekten imtina ettiğini, ortaklığın faaliyetlerine ilişkin hesap vermediklerinden bahisle adi ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş olup, birleşen dava dosyasında ise yukarıda belirtilen taşınmazların satın alınıp adi ortaklık kapsamında işletildiğini bu güne kadar davacıya kar payı adı altında ödeme yapılmadığından bahisle kar payı talebinde bulunulmuş olup, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda dava konusu ... ve ... numaralı parseller yönünden ortaklığın giderilmesi davası açılıp kararın kesinleştiği bu sebeple bu parseller yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu ... parsel ve üzerindeki muhtesat ve araçlar yönünden adi ortaklığın tespiti ve tasfiyesine karar verildiği, birleşen dava dosyası bakımından ise hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verildiği ve işbu karara karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır.(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi   Başkanlığı Esas No:2015/2996 Karar No: 2015/1414 kararı bu yöndedir)<br>Adi ortaklık sözleşmesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. vd. maddelerinde düzenlenmiş oluş, 620/1. Maddesinde; \"iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.\" şeklinde tanımlanmış, 639. Maddesinde ise; \"Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle, Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle, Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle, Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle, Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle, Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla, Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla\" ortaklığın sona ereceği öngörülmüştür.<br>Dairemizin 25.06.2018 tarih 2018/253 Esas 2018/432 Karar sayılı kararı uyarınca;               \"Dosya kapsamında dinlenen taraf tanıklarının beyanları, olayların seyri, dosya kapsamına sunulan ve davalıların da kabulünde olan bir takım hesap dökümlerinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu ve bu adi ortaklık dolayısıyla ... parsel sayılı taşınmazın satın alınarak taraflar arasındaki güven ilişkisi kapsamında davalı ... adına kayıt edildiği ve yine adi ortaklık kapsamında bu taşınmaz üzerinde soğuk hava deposu inşa edildiği ve ortaklığın faaliyet kapsamında traktör ve minübüs alındığı, taraflar arasında kazanç ve zararın ne şekilde yapılacağına dair sözleşme bulunmadığı davacının iddiasının davacının %50 pay sahibi olduğu, davalıların ise pay oranlarının %50 olduğu şeklinde olduğu ve ilk derece mahkemesince tarafların %50'şer pay sahibi olduklarının kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, gerek tanık beyanları gerekse dosyaya ibraz edilen hesap dökümlerinden davacını %50 davalıların da %50 oranında pay sahibi olduklarının taraflar arasında kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.\"şeklinde karar verildiği görülmekle taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğu sabittir.<br>Adi ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.<br>Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır.  <br>Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644.maddesine göre; \"Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.<br>Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.<br>Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.<br>Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.\"<br>Aynı yasanın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. maddesinde ise; \"Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.<br>Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.\" hükmü yer almaktadır. Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak  koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK' nun 642. md.)<br>Yukarıdaki yasa hükümlerine göre, öncelikle taraflardan anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemek; bu konuda anlaşamamaları halinde ise hakim tarafından tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişiyi)  tasfiye memuru olarak resen atamak olmalıdır.<br>Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.<br>Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.<br>İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakte çevirme işlemi (TMK'nun 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse, değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.<br>Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara  paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.<br>Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.<br>Bütün bu açıklamalar ışığında, ilk derece mahkemesince Dairemizin 25.06.2018 tarih 2018/253 Esas 2018/432 Karar sayılı kaldırma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, yukarıda belirlenen 3 aşamalı tasfiye usulü gerçekleştirilmeden adi ortaklık hakkında tasfiye kararı verildiği görülmüştür.<br>Bu durumda öncelikle mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki yasa hükümlerine göre, (tarafların tasfiye memuru seçiminde anlaşamadıkları görüldüğünden) hakim tarafından tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişiyi)  tasfiye memurunu  resen atanmalı, bundan sonra ise, hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada tasfiye işlemi gerçekleştirilmeli akabinde ise  tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturulmalı yine davalı ...'ın dosya istinaf aşamasında iken vefat ettiği anlaşıldığından bu hususta da inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                       :<br>1)-Taraf vekilleri tarafından Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve 2018/511, Esas 2021/861 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜNE,<br>2)-Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve 2018/511, Esas 2021/861 Karar sayılı kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>3)-Dava dosyanın yeniden yargılama için Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4)-a)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 59,30 istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,<br>b)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalılara İADESİNE,<br>5)-Taraflar tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte ilk derece mahkemesince karara BAĞLANMASINA, <br>6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,<br>7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8)-6100 sayılı HMK'nın  359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br> Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 31/01/2025 tarihinde karar verildi. <br><br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfb562f3e1aa1292","SID":"f84817d648598088"}}