{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/698 <br>KARAR NO\t: 2025/174<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t : 2016/719 Esas - 2021/655 Karar<br>KARAR TARİHİ\t : 23/11/2021 <br><br>DAVA\t: Trafik Kazası/Maddi Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ                  : 31/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 31/01/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br><br><br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br><br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı ... A.Ş.'ne ait, davalı ... 'un sevk ve idaresindeki ...  plakalı araç ile Karaman'dan Konya yönüne hareket halinde iken, Mersin’den İzmir istikametine aynı yönde seyreden davacıların içinde bulunduğu ...  Suriye plakalı araca arkadan çarptığını, davacıların ağır yaralandığını, aylarca hastanede yattıklarını, Çumra ASCM’nin 2015/691 E. - 2016/220 K sayılı kamu davasında davalı  sürücünün tam kusurlu, müvekkilinin ise kusursuz olduğuna karar verildiğini,  davacı ... 'nın hastaneden taburcu olduktan sonra 9 ay boyunca hiç yerinden kalkmadığını, kendisine eşinin baktığını, tedavisinin halen devam ettiğini, cisimleri çift gördüğünü, dengesini sağlayamadığını, yürürken eşinin koluna girerek dengesini sağladığını, kalıcı iş gücü kaybı bulunduğunu, öğretmen olan müvekkilinin çalışamadığı dönemlerdeki zararlarının davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, manevi yönden de çok zor günler geçirdiğini, davacı ... 'ın ise kaza sonucu kalçasının alçıya alındığını, 2 ay alçıda kaldığını, kullandığı ilaçlardan dolayı mide kanaması geçirdiğini, 19 gün daha hastanede yattığını, yazılım mühendisi olduğunu, master bursu sebebiyle Estonya’ya gidişinin geciktiğini, sol bacağında güçsüzlük olduğunu, ayağının sürekli ağrıdığını, kendisinin halen Estonyada fizik tedavisi gördüğünü ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ...  için 500,00-TL kazanç kabı ve 1.000,00-TL kalıcı iş gücü kaybı toplamı 1.500,00-TL maddi tazminat ile 50.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ...  için 250,00-TL kazanç kaybı ve 1.000,00-TL kalıcı iş gücü kaybı toplamı 1.250,00-TL maddi tazminat ile 25.000,00-TL manevi tazminatın, 25/07/2014 kaza tarihinden itibaren TCMB 'nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranıyla birlikte, davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminattan poliçe limiti ile sorumlu tutulmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline  karar verilmesini istemiştir.<br>Davacılar vekili 10/12/2020 tarihli dilekçesi ile 13/04/2021 tarihli celsede; davalı sigorta şirketinin ödeme yapması nedeniyle, maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini ifade etmiş, manevi tazminat istemlerini tekrarlamıştır. <br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Dava dilekçesi davalı ... 'e 02/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı Şirket'e tebliğ edilemediği davalılar vekili  16/01/2017  tarihli cevap dilekçesi ile özetle;  <br>KTK.’nun 110. md. uyarınca davanın sigorta sözleşmesini yapan acentenin  ve davalıların ikametgah mahkemesi olan  Konya ya da, kazanın meydana geldiği Çumra mahkemelerinde açılabileceğini ileri sürerek yetkisine itirazda bulunduklarını, şirkete ait, diğer davalı ... 'in sevk ve idaresindeki ...  plakalı aracın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tarafların yol boyuncu birbirlerini sollayarak devam ettiğini, davacının müvekkilini solladıktan sonra ani bir şekilde aracının hızını azaltması sonucu müvekkilinin aracının duramayarak ön kısmı ile davalının aracına çarpması neticesi kazanın meydana geldiğini,  ceza dosyasında müvekkilinin trafik düzenine aykırı olarak ve kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı açısından genel ve somut bir tehlike  olabilecek şekilde kullandığı yönünde herhangi bir delil mevcut olmaması nedeniyle beraat ettiğini, sadece davacıların yaralanması nedeniyle adli para cezasına hükmedildiğini, taraflarınca bu kararın temyiz edildiğini, kusura ilişkin ve davacıların maluliyet oranları yönünden Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması, davacıların kaza anında emniyet kemerlerini takmamış olmalarının değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; <br>  Davalı vekili 23/01/2017 tarihli cevap dilkesine cevap süresinin uzatılmasını istemiş ve  davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Cevap dilekçesi cevap verme süresi 23/01/2017 tarihinde iki hafta uzatılmış, 31/01/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle;<br> ...  plakalı aracın 03/03/2014 - 2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 146672714 nolu ZMMS sigortası ile sigortalı olunduğunu, davacılar tarafından bu davadan önce kendilerine yapılmış bir başvuru tespit edilemediğini,<br>HMK'nun 114/ğ bendinde teminat gösterilmesine ilişkin ara kararın gereğinin yerine getirilmesi hükmü gereğince davacıların Suriye uyruklu olmaları husus dikkate alınarak   mütekabiliyet esasları doğrultusunda teminat yatırılmasının sağlanması aksi taktirde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini<br>Sorumluluklarının limit ve kusurla sınırlı olduğunu, bu sebeple kusur durumunun tespiti gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, kazanç kaybını teminat dışıu olduğunu, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, SGK'dan ödeme alınıp alınmadığının sorulmasını talep ettiklerini, aktüerya raporunun sicile kayıtlı uzman bilirkişiden alınmasını talep ettiklerini, taraflar arasında ticari ilişki olmadığından ticari faiz talebini kabul etmediklerini savunmuştur.<br>DELİLLER                                :<br>Ceza dosyası, kaza tespit tutanağı, kusur raporları, tedavi evrakları, maluliyet raporları, sigorta poliçesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları,  tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;  Davalı sigorta nezdinde ZMMS kapsamında sigortalı olan ...   plakalı aracın sürücüsü davalı ... ’un, yüksek hızla seyretmesi ve öndeki araçla arsında güvenli mesafe bırakmaması nedeniyle, öndeki araç hızını azalttığında, fren yapma davranışında bulunup aracını durduramadığından kazanın meydana gelmesinde etken ve asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ... ’in kusurunun bulunmadığı, davacı ... ’in meslekte kazanma gücünden % 11 oranında kaybetmiş sayılacağı,  iyileşme süresinin kaza  tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, davacı ... ’in meslekte kazanma gücünden % 41.2 oranında kaybetmiş sayılacağı iyileşme süresinin kaza  tarihinden itibaren 9  aya kadar uzayabileceği bilirkişi raporları ile saptandığı, davacıların  maddi tazminat haklarının tamamının davalı sigorta şirketince ödenmesi, davacıların feragati   ettikleri gerekçeleriyle<br>Davacıların maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine   <br>Davacılar tarafından davalılar ...  ve ...  Şti aleyhine açılan  manevi tazminat davasının kısmen kabulüne,  davacı ...  yönünden 45.000,00-TL, davacı ...  yönünden 20.000,00-TL manevi tazminatın 25/07/2014 kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek  davacılara ödenmesine,  fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı ...  ve şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflarınca tanık deliline dayanmasına rağmen isim ve adreslerini bildirmeleri için süre verilmediğini, tanıkları dinlenmeden karar verildiğinden hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, ...  plakalı aracın ...  Sigorta Anonim Şirketi'ne 27/01/2014 - 2015 tarih süresinde 001-0210-08316551 poliçe numarası ile sigortalandığını 07/09/2018 tarihinde UYAP üzerinden ihbar talep edip dilekçe sunduklarını ancak tebliğe çıkarılmadığını, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilin herhangi bir kusur bulunmadığını, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da beraat kararı aldığını, maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de manevi tazminat değerlendirilirken maddi tazminat yönünden ortaya çıkacak miktarların dikkate alınması gerektiğini, dosyada anılan kusur ve hesap raporlarının denetime elverişli olmadığını, dosyada alınan hesap raporların göre manevi tazminatın fahiş olduğunu, ileri sürerek kararın kaldırılmasına, usul ve eksikliklerin giderilmesi için yerel mahkemeye iadesine ya da yargılama yapılarak davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.<br><br>G E R E K Ç E<br><br>Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle bedensel yaralamaya dayalı maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. <br>İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle maddi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br> 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  aynı Kanunun  357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.<br>(I)Dava dilekçesine ekli İzmir 9. Noterliği'nin 21/08/2014 tarih 10638 yevmiye nolu vekaletnamenin incelenmesinde davacı ... 'nin ... , diğer davacı .... 'in ise ...  kimlik numarasını taşıdıkları ve Suriye Arap Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç ve Pasaport Dairesi'nden verilen 007086136 ile  006145419 sayılı ve 20/04/2011 tarihli pasaportlarına ve vekaletname arkasındaki bilgilere göre ile dava tarihinde Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı oldukları  anlaşılmaktadır.<br>Davacılar vekilinin beyanlarına göre anne ve  oğul olan  davacıların  Karşıyaka/İzmir de ikamet ettikleri, davacı ... 'in Yaşar Üniversitesi (Yazılım Mühendisliği)'nden 11/07/2014 tarihinde mezun olduktan sonra daha sonra eğitim bursu kazanması nedeniyle Estonya da yaşadığı ifade edilmiştir.<br> İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü'nün 22/07/2017 Tarih ve 33913 Sayılı  cevabi yazıya göre  davacı ... 'nin 27/06/2014 Tarihinden itibaren ikamet izni bulunduğu,diğer davacının pasaport bilgilerinin verilmesi halinde cevap verilebileceği belirtilmiştir. <br>Davacı vekili 14/11/2017 Tarihli dilekçesinde davacılardan ... 'nin  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup \"... \" TC Kimlik Numarasını aldığı bildirilmiştir.<br>Davalı şirketin tehiri icra talebine ilişkin  İzmir 7.İHM'nin 2002/46 Değişik İş sayılı ve 22/02/2022 Tarihli kararında davacı ... 'in  \"... \" olan muhtemelen  Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu gösteren kimlik numarasının değiştiği ve Türkiye tarafından yabacılara verilen \"... \" olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. <br>6458 SayılıYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun gereğince yabancı kimlik numarası alma işlemi, yabancıların gerekli resmi belgelerle birlikte resmi kurumlara başvurulması ile yapılmaktadır. Yabancıların  Türkiye'deki resmi kurumlar ile yaptıkları tüm iş ve işlemlerde,bu kimlik numarasının bulunması zorunludur.Yabancı kimlik numarası,Türkiye'de ikamet eden yahut çalışma izni alan veya uluslararası koruma başvurularında bulunan yabancılara verilen 99 ile başlayan 11 haneli  kimlik numarasıdır. Bunun yanında çeşitli sebeplerle ikamet veya çalışma izni olmadan Türkiye de bulunan ve resmi kurumlarla işlem yapması gereken yabancılara da talepleri halinde verilebilmektedir.<br>Özetle; bu kimlik numarası 6458 Sayılı Kanun kapsamında sayılan yabancılara Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir.<br> (II) 5718 Sayılı MÖHUK' un 48/1. fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. 6100 sayılı HMK'nun (HMK) 114/1. fıkra (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. <br>5718 sayılı Kanunun 48/2. fıkrası gereğince ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.<br>Buna göre hakim, yabancı davacıların vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.<br>1-13/04/1972 Tarih ve 7/4283 sayılı Bakanlar Kurulu Kraı ile 244 sayılı Kanunun 3.maddesi uyarınca onaylanması kararlaştırılarak 23/05/1972 Tarih ve 14194 Sayılı RG'de ilan edilen 01/03/1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin  17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. <br>Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki 6458 Sayılı Kanunun 88/1.fıkrasına göre; Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır.<br>2- Dairemizin istinaf incelemesi için gelen 2024/3414 Esasına  kayıtlı Akhisar 1.AHM'nin 2024/132 E.-2024/265 K. 09/10/2024 sayılı dava dosyasından sorulması üzerine,  Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün 20/09/2024 tarihli cevabi yazısında Suriye Arap Cumhriyetinin Türkiye’nin taraf olduğu Hukuk Usulüne dair Lahey Sözleşmesine taraf olmadığı, Suriye ile ülkemiz arasında  09/04/2009 tarihinde Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması imzalandığı, ancak anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinin tespitine yönelik (244 Sayılı Kanun  3. hükmü gereğince) Bakanlar Kurulu kararname sürecinin sonuçlanmadığı ve İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığının 11/03/2022 tarihli yazısında 6458 Sayılı Kanun 88. madde  hükmünün “uluslarası koruma statüsü sahibi kişiler” için tanıdığı muafiyetin, “geçici koruma statüsünde bulunanları” kapsamadığının  bildirildiği görülmektedir.<br>Aynı yazıda Suriye'de uzun yıllardır devam eden ihtilaf nedeniyle anılan ülkede 2012 yılından bu yana faal diplomatik veya konsüler  bir temsilciliğimizin bulunmadığı, Şam Büyükelçiliği ve Halep Başkonsolosluğu faaliyetlerinin geçici olarak askıya alındığı,Suriye makamları nezdinde takip edilmesi gereken adli/idari yardımlaşma talepleriyle ilgili sorunların, Suriye'de yaşanan iç çatışmalar ve güvenlik şartlarının olumsuzluğu nedeniyle devam ettiği bildirilmiştir.<br>Mevcut koşullar itibariyle fiili karşılıklılığın mevcut olduğunu söyleme imkanının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Yine, Bakanlık cevabının ekindeki tarihsiz 2013/205798 sayılı yazıya konu anlaşmanın yürürlük tarihinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu  Kararnamesi sürecinin sonuçlanmadığı bildirilmekle birlikte 244 Sayılı Kanunun 3.madde hükmünün  02/07/2018 tarih 703 Sayılı KHK'nin 181. maddesiyle mülga olduğu anlaşılmaktadır.<br>Ancak, Suriye Arap Cumhuriyeti ile ülkemiz arasında 09/04/2009 tarihinde imzalanan \"Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının\" 13. Maddesinde “bir akit tarafın vatandaşları, diğer akit tarafın adli makamları önündeki işlemlerinde, salt yabnacı olmaları veya diğre akit taraf ülkesinde ikametgahları bulunmamasından ötürü teminat akçesi( judicatum solvi) vermekle yükümlü tutulmayacaklardır” hükmü bulunmakta olup, andlaşmanın  onaylanmasının uygun bulunmasına dair 02/11/2010 tarih ve 6040 Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 11/11/2010 tarihli 27756 sayılı Resmi Gazete’de, 244 Sayılı Kanunun 3. maddesine göre onaylanmasına ilişkin 21/04/2011 tarihli 2011/1801 karar sayılı Bakanlar Kurulu kararının da 15/06/2011 tarihli 27965 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı anlaşılmaktadır.<br>Bu haliyle, anlaşmanın yürürlük tarihinin tespitine ilişkin 244 Sayılı Kanun'un 3/2 hükmüne göre yasal sürecin tamamlanmadan akim kaldığı bildirilmiş ise de, anılan antlaşmanın onaylanmasına ilişkin 244 sayılı (Milletlerarası Antlaşmaların Yapılması Yürürlüğü ve Yayınlanmasına ile Bazı Anlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında) Kanun'un (02/07/2018 tarihli 703 sayılı KHK 181. maddesi ile adı “Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir) 3.maddesi gereğince alındığı anlaşılan 21/04/2011 tarihli  2011/1801 sayılı Bakanlar Kurulu kararın Resmi Gazete’de yayınlanmış olmasına göre sürecin sonuçlanıp sonuçlanmadığı ve anlaşmanın iç hukukumuzda yürürlüğü hususu tereddütlü kalmıştır.<br>  Tüm bu açıklamalara göre; Mahkemece davacılardan Ayham Taleb'e yabancılara verilen (99114333968) kimlik numarasının  hangi nedenle verildiği  hususunun İl Göç İdaresi veya  Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorulması,hukuki statüsünün belirlenmesi,  6548 Sayılı Kanunun 61 ve devamı maddeleri gereğince  \"Uluslararası Koruma Statüsü\" sahibi olmadığının anlaşılması halinde bu kez Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden yukarıda izah edildiği şekilde andlaşmanın onaylanmasına ilişkin 21/04/2011 tarihli 2011/1801 sayılı Bakanlar Kurulu kararı da gözönünde bulundurularak anılan andlaşmanın yürürlüğü (Suriye Arap Cumhuriyetinin fiili durumu da nazara alınarak) ve davacının teminattan muafiyetinin olup olmadığı hususu sorularak alınacak yazı cevabına göre  davacı Ayham Taleb'in teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminat yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin  usulden reddine, yatırılması halinde işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nun (HMK) 114/1. fıkra (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesine dava şartı bakımından araştırma ve inceleme  yapmadan  davanın esasının incelenerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>Anılan husus açıkca istinaf sebebi olarak gösterilmemişse de kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle  6100 Sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince resen istinaf sebebi sayılmıştır.<br>   6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.<br>Aşağıdaki durumlar arasında;<br>(a-4) bendinde \"Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması\" <br>(a-6) bendinde; \"mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması”<br> Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; Davalı ... ile ... (...) Limited Şirketi vekilinin manevi tazminata yönelen istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1.fıkra (a-4) ve (a-6)  bentleri ile 355.maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının manevi tazminat bakımdan esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın davacı ...  yönünden teminat dava şartına ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, adı geçen davalılar vekilinin diğer istinaf itirazların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>Davalı ...  ile ... (...) Limited Şirketinin tehiri icra için yatırdıkları teminatın talep halinde iadesine, <br>karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M  :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı ...  ile ... (...) Limited Şirketi vekilinin manevi tazminata yönelen istinaf başvurusunun  KABULÜNE, <br>2- 6100 Sayılı HMK'nun 353/1.fıkra (a-4) ve (a-6)  bentleri ile 355.maddesi gereğince Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/719 Esas - 2021/655 Karar sayılı, 23/11/2021 tarihli kararının manevi tazminat bakımdan ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, <br>3-Dosyanın  davacı ...  yönünden teminat dava şartına ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>3-Davalılar vekilinin diğer istinaf itirazların bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>4-Davalı ...  ile ... (...) Limited Şirketinin tehiri icra için yatırdıkları teminatın talep halinde İADESİNE, <br>5-Davalının peşin yatırdığı 1.190,73‬ TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,<br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 31/01/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcaaa4bbb59ed182","SID":"bc9bddc92ac3d13a"}}