{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1598 <br>KARAR NO:2025/22<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/06/2021<br>NUMARASI:2018/707 Esas -  2021/567 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (TTK 732 Maddesi Uyarınca Sebepsiz  Zenginleşmeye Dayalı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkili bankanın ... Şubesinden kredi müşterisi olan dava dışı ... Şti. lehine krediler kullandırıldığını, kredi borçlusu tarafından tahsil edildiğinde bedeli kredi borçlarına mahsup edilmek üzere davalı ... Şti. tarafından keşide edilen 16/08/2013 tarihli 62.500,00-TL bedelli ... nolu çekin müvekkil bankaya ciro ve teslim edildiğini, ciro edilen takibe konu çekten kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, davacının ileri sürdüğü mal varlığındaki eksilmenin sebebinin müvekkili değil çeki süresinde ibraz ederek tahsil etmeyen, icra takibi için de 4 yıl bekleyen davacının bizzat kendisi olduğunu,  davacının çeki bankaya ibraz etmemesi ile illiyet bağının kesildiğini, kusur ya da ihmallerinin  olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Somut uyuşmazlıkta davacı bankanın kayıtlarında söz konusu çeke ilişkin herhangi bir ödeme ya da mahsup olmadığı gibi çekin banka kayıtlarına ödeme kaydı bulunmaksızın alındığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda dava dışı banka müşterisi ile davacı banka arasındaki şahsi def'i ve argümana ilişkiye tamamen yabancı olan davalı keşideci dayanamaz. Kaldı ki, davalı şirket defterlerindeki ödeme kayıtları tek taraflı olarak düzenlenen kayıtlar olup teyide muhtaçtır. Bu kayıtlar davacı banka kayıtları ile örtüşmemektedir Davacı banka bu çeki alacağına mahsup etmemiştir. Çek üzerinde herhangi bir kısmi ödeme  kaydı da söz konusu değildir. Dolayısıyla alacağın halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşmenin devam ettiği sabittir. Asıl alacak yönünden dava bu gerekçelerle sübut kesbetmiştir. Alacağın sebebi çeke dayandığından ayrıca tarafların da tacir olması gözetildiğinde avans faizi istenmesinde herhangi bir isabetsizlik söz konusu değildir. Ancak işlemiş faiz yönünden takip talebinde temerrütün keşide tarihi 16/08/2013 tarihinden itibaren oluştuğu belirtilmişse de iş bu sebepsiz zenginleşme davasında temerrüt olgusu 10 günlük yasal ibraz süresinin bitim tarihi itibariyle vuku bulacağı izahtan varestedir. Dolayısıyla işlemiş temerrüt faizi ibraz süresinin bitimine müteakip takip tarihine kadar olan kısmı avans faiz oranı üzerinden mahkememizce re'sen  hesap olunarak aşağıdaki şekilde hüküm altına alınmıştır. Takip talebindeki işlemiş faiz tutarı ile mahkememizce hükmedilen tutar arasındaki farklılık bu nedenden ileri gelmektedir. Bir miktar işlemiş faiz yönünden davanın kısmen reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, cevap dilekçesi ve dosyaya sunulan diğer dilekçelerde yer alan savunma ve itirazların dikkate alınmadığını, aynı nitelikteki dosyadan verilen emsal karara itibar edilmediğini, alınan bilirkişi raporu ile müvekkil şirketin dava dışı şirkete borcunun bulunmadığının ve çek bedelinin ödenmiş olduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen bu durumun da göz önünde bulundurulmadığını, yalnızca banka kayıtlarında söz konusu çeke ilişkin herhangi bir ödeme ya da mahsup olmadığı gerekçesi ile davacının haklı bulunduğunu, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşmenin şartlarının oluşmadığını, sebepsiz zenginleşmenin unsurlarından olan illiyet bağının somut olayda bulunmadığını, davacının takip konusu çeki süresi içinde bankaya ibraz etmediğini, zamanında bankaya çeki ibraz etmesi durumunda çek bedelini tahsil etmiş olacağını, davalının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, davalının çek bedelini dava dışı şirkete ödemiş olduğunu, dava dışı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, işlemiş faiz talebinin de yerinde olmadığını, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirdiğinden ve belirsiz olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalının söz konusu istinaf nedenlerine itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, istinaf nedenlerinin dosya kapsamı ve yasal gerekçelere aykırı olduğunu, kambiyo hukukundan doğan hakların zamanaşımı süreleri ile yitirildiği, ancak TTK. 732. Maddesi kapsamında müvekkil bankanın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talepte bulunabileceğinin hüküm altına alındığını , bu nedenle davalı ileri sürülen bu istinaf sebebinin de yerinde olmadığını, talep edilen temerrüt faiz miktarı ve oranlarının yasaya uygun olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı açılan icra takibinin TBK. Hükümlerine göre değil, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre açıldığını, TTK’nun sebepsiz  zenginleşmeye dair düzenlemelerinde, sebepsiz zenginleşen tarafın ihtarla ya da dava açmak suretiyle temerrüde düşürülmesinin zorunlu olduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, söz konusu sebepsiz zenginleşme iddiasının TTK. sebepsiz zenginleşme hükümleri açısından hukuka uygun olmadığını, söz konusu çekten kaynaklanan asıl alacak belirli olduğundan davalının bu yöndeki iddisına da itibar edilmemesi gerektiğini beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, TTK 732 Maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerince başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Davacı; dava dışı kredi borçlusunun tahsili anında kredi borcundan düşülmek üzere davalının keşidecisi olduğu çeki cirolayarak kendisine verdiğini,  verilen çekin süreside ibraz edilmemesi nedeniyle kıymetli evrak vasfını kaybettiğini, bu nedenle ilamsız icra takibi yoluna başvurduğunu belirterek TTK 732 maddesine dayanarak itirazın iptali isteminde bulunmuştur. Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında  temel ilişkiye dayanılmadığından çeke ispat vasıtası olarak dayanılmamış olup TTK 732 maddesi gereği doğrudan çeke dayanılarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılmıştır. Davacının istemine dayanak olan sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 6102 sayılı TTK 732/1 maddesi: \"Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.\" düzenlemesini içermektedir. Takibe dayanak çek incelendiğinde; keşidecinin davalı ... Şti., lehtarın beyaz ciroyu yapan  ilk cirantanın ...Şti. Olduğu,  çek üzerinde başkaca cironun bulunmadığı,  çekin 62.500  TL tutarlı ve 16/08/2013 keşide tarihli olduğu belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 818/1-m maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken  732/1 maddesi uyarınca, kambiyo vasfını kaybeden çekin hamili arasında doğrudan hukuki ilişki bulunmayan keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme davası açma hakkı bulunmaktadır.Dava ve çekin keşide  tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 732/4 maddesinde; zamanaşımı  \"Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.\", 814. maddesinde  \"Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.\" düzenlenmesine yer verilmiştir.Somut olayda; dava dayanağı çekin  keşide  tarihi  16/08/2013  olup, TTK'nın 796/1. maddesi uyarınca ibraz süresi 26/08/2013  tarihinde sona ermektedir. Bu takdirde  TTK 814 maddesi gereği 3 yıllık çek zamanaşımı süresi ve zamanaşımı süresinin dolmasından sonraki TTK 732/4 maddesi gereği 1 yıllık sebepsiz zenginleşme davası açılması için öngörülen süre  26/08/2017 tarihinde dolmaktadır.Davacı tarafça davalı hakkında 01/08/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 04/08/2017 tarihinde  tebliği üzerine davalı tarafça 08/08/2017 tarihine borca itiraz edildiği, icra müdürlüğünce 08/08/2017 tarihli karar ile tebligat süresinde ise takibin durdurulması şeklinde karar verildiği, davacı alacaklı tarafça 01/08/2017 tarihinden sonra icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı görülmektedir. Bu  durumda, davacı   tarafından 01.08.2017 tarihinde girişilen icra takibinin 4 yıllık zamanaşımı süresinin dolacağı   26/08/2017 tarihinden önce ikame edildiği ve zamanaşımının bu tarihte kesildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 818/1-p  Maddesi delaletiyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken TTK 750  maddesinde zamanaşımını; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesinin keseceğinin düzenlendiği, TTK'nın 751/2  maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir zamanaşımının işlemeye başlayacağı, başlayacak yeni sürenin, asıl zamanaşımı süresi kadar, bir diğer söyleyişle 4 yıldan ibaret olduğu izahtan varestedir. Dosyada mevcut icra takip dosyasının incelenmesinde, borçlunun takibe itirazından sonra İcra Memuru tarafından alınan 08//08/2017  tarihli karar ile takibin durdurulmasına karar verildiği, gerek borçlunun 01/08/2017 tarihinde borcun tamamına itirazı gerekse de icra memurunun takibi durdurma kararından sonra  eldeki davanın yeni işlemeye başlayan 4 yıllık süre dolmadan 30/07/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. İcra takibinin itiraz üzerine durması halinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Söz konusu işlemlerin, istikrar kazanan Yargıtay uygulaması ve doktrince de benimsenen “uyuşmazlığı ileriye götüren işlemler” niteliğinde olduğu açıktır. İİK’nun 67. ve 68. maddelerinde söz konusu davaların açılabilmesi için öngörülen 1 yıllık ve 6 aylık süreler ise hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlamakla birlikte, bu davaların itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de açılmasına engel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İtirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi, sadece İİK’nun 67 ve 68. maddelerinde sözü edilen hak düşürücü sürelerin başlamasına engel teşkil eder niteliktedir.Bu açıdan bakıldığında, işbu dava, itirazın tebliğ edilmediğinden  bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış ve aynı zamanda  zamanaşımı süresinin dolmasından önce açılmış olmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. TTK 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme davası kambiyo senetlerine mlahsus bir dava niteliğinde olup 6098 sayılı TBK 77 ve devamında düzenlenen sebepsiz zenginleşme davasından farklıdır. TTK 732. Maddesine dayalı davanın hangi şartlarda açılacağı maddede sınırlayıcı olarak gösterilmiştir. Buna göre hamil hakkını talep ve takip hususunda yasada öngörülen formaliteleri yerine getirmemiş ve kanun hükmü uyarınca hakkını kaybetmiş olmalıdır.Burada TBK 77. Maddesi anlamında bir sebepsiz iktisabın varlığından söz edilemez. Ayrıca zenginleşen ve fakirleşen mal varlıkları arasında, sebepsiz zenginleşme davası açabilmek için gerekli olan doğrudan doğruya ilişkiye (illiyet bağına) fakirleşen ve zenginleşen mal varlıkları arasında meydana gelen bir \"mal varlığı kaynamasına\"da TTK 732 hükmünde yer verilmemiştir. TTK 732 maddeden doğan talebin temel borç ilişkisi ile bir ilgisi yoktur. Hamil bu talep hakkını kendisiyle doğrudan doğruya herhangi bir hukuki ilişkiye girmediği düzeneyene veya senendi kabul eden muhataba karşı ileri sürmektedir. ( Prf.dr. Hasan Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 7. Baskı sayfa 245) bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı taraf davaya dayanak çeki dava dışı lehdar ...Şti.ne ödediğini, sebepsiz zenginleşmediğini savunmuştur. Davalı  ile dava dışı lehdar arasında açık hesap şeklinde çalışan bir ilişki olduğu, davalının dava konusu çeki dava dışı lehdara teslim ettiğine dair ticari defterlerinde kayıt bulunduğu görülmektedir. Ancak ödeme iddiasına dayanak yaptığı banka dekontunda verilen çek numarasının ve ödenen bedeli  dava konusu çekle uyuşmamaktadır. Davalı iyi niyetli olarak dava konusu çeki ödediğini ispatlamış değildir. Kaldı ki taraflarca aralarındaki hukuki ilişkiden doğan borcun kambiyo senedi ile ödenmesi kararlaştırıldığında, kambiyo senedinin düzenlenmesi kural olarak borcun yenilendiği anlamına gelmez ve hem asıl borç ilişkisinden doğan borç hem de ona binaen kambiyo senedinden doğan kambiyo borcu mevcudiyetini korur (818 sayılı Borçlar Kanunu, m.114/II; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 133/II). Talep haklarının yarıştığı kabul edilen bu durumda asıl borç ilişkisine dayanarak talepte bulunan alacaklı, kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür (Poroy, R./Tekinalp,Ü: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 13. Baskı, İstanbul 1998, s.128). Başka bir anlatımla; asıl borç ilişkisine dayanılan hâllerde bu kişinin asıl borç ilişkisi nedeniyle kendisine verilmiş olan kambiyo senedini iade edebilmeli veya senedin iptalini sağlamış olmalıdır (Can, M.: Kıymetli Evrak Hukuk Ders Kitabı, Ankara 2011, s.57). (HGK 2017/13-662 Esas 2019/449 k.) Davalı  açık hesaptan kaynaklanan borçlarını dava dışı lehdara ödediği iddiası yanında   herhangi bir mecburiyeti olmadığı halde keşidecesi oluğu çeki  teslim almadan çek bedelini ödediği kabul edilse dahi bu husus kötü ifa olup sonuçlarına kendisi katlanması gerekir. Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir.Davacı taraf icra takibinde 62.500TL asıl alacak ve 27.213,61 TL işlemiş faiz talebinde bulunmuştur.Davacı takip talebinde çek bedeli ve geçmiş günler faizini talep etmiş ise de çek süresi içerisinde muhataba ibraz edilmediği için çek vasfını kaybetmiş olup sadece yazılı delil başlangıcı niteliğinde sayılır. Davalıyı takip öncesi temerrüde düşüren herhangi bir ihtarda bulunmadığından temerrüdün takip tarihinde oluştuğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının bu belge ile keşide tarihinden itibaren faiz istemesi temerrüt oluşmadığı için mümkün olmadığından takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi gerekmektedir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin  2001/2394 E-.  2001/6754 K, sayılı ilamı) Alacak likit, davalının itirazı haksız bulunmakla davacı yararına icra inkar tazminatı hükmedilmesi de gerekmektedir. Davalının kötü niyet tazminatı talebinin ise davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmakta kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden reddine karar vermek gerekmektedir. İlk derece mahkemesince açıklanan bu gerekçelere aykırı olarak işlemiş faiz ile takip tarihinden sonra işleyecek faizin türüne yönelik kararı ise isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; takip tarihine kadar işlemiş faiz isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen  kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDİ ile 1-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 62.500,00-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, 3-Hüküm altına alınan alacağın %20 si olan 12.500 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,4-Davalını kötü niyet tazminatı talebinin reddine,5-Alınması gerekli 4.269,40 TL harçtan başlangıçta davacı tarafından peşin olarak alınan 1.083,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.185,88‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu 1.083,52 TL peşin  harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu 35,90 TL başvuru harcı, 88,50 TL posta ve tebligat gideri, 750 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 874,4‬0 TL yargılama masrafının davanın kabul oranı dikkate alınarak 609,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,8-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,9-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 27.213,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,10-Karar kesin olduğunudan HMK 'nın 333. Maddesi uyarınca ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa  iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile  31,50 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e0616f5d3ba0622","SID":"ec98cde8c99e5323"}}