{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1491 Esas<br>KARAR NO: 2025/226<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/03/2022<br>NUMARASI: 2021/104 E. - 2022/17 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile davalı ... arasında 25.07.2016 tarihli “Eser Sahihi Telif Sözleşmesi\" akdedildiğini, bu sözleşmenin halen geçerli olduğunu, geçerli olan bu sözleşmeye rağmen davalı ...'ın “...“ isimli eserini müvekkili şirketten habersiz ve müvekkilinin izni olmaksızın haksız ve hukuka aykırı olacak şekilde, davalı ... Dış Tic. A. Ş.'ne (Yayınevi ) yayımlatmış olduğunu, oysa \"... \" isimli eserin tüm yasal haklarının halen geçerli olan 25.07.2016 tarihli eser Sahibi Telif sözleşmesi gereği müvekkili şirkete ait olduğunu, bu nedenlerle FSEK 66, 68, 69.maddelerine istinaden öncelikle tecavüzün refini ve tecavüzün menini, davalı yayınevinin müvekkiline ödemesi gereken telif ücretinin Üç katı tutarında olmak üzere FSEK 68/1-2 maddesine göre şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın eserin yayın tarihinden başlamak üzere ticari avans faizi ile birlikte davalı yayın evinden tahsilini, eseri müvekkilinden izin almaksızın basım yaparak çoğaltıp satan davalılar aleyhine 100.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini, davalıların eserin satışından elde ettikleri tüm gelirlerin, kârların tespit edilerek elde ettikleri karar dikkate alınarak  kâr kaybına uğrayan müvekkilinin FSEK 70. ve devamı maddelerinde belirtilen zararın da giderilmesini, davalılardan veya piyasada bulunan davaya konu eserin toplatılarak el konulmasına ve eserin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Dış Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının dayandığı sözleşmede yazara ait hiçbir eser isminden söz edilmemiş olduğunu, sözleşmenin FSEK in aradığı özellikleri taşımadığını bu nedenle de sözleşmenin geçersiz olduğunu, FSEK 48/3.maddesi gereğince henüz meydana getirilmemiş bir eser için devir yapılmasının söz konusu olamayacağını, davacının imza tarihinde henüz meydan getirilmemiş ve alenileşmemiş bir eser hakkında talepte bulunduğundan bu talebinin yasal olmadığını, sözleşmede konu başlığı altında, eser sahibinin yayınlanmış ve yayınlanacak tüm eserlerinin topluca “eser\" olarak nitelendirilmiş olduğunu, böylece FSEK 52.maddeye açıkça aykırı davranılmış olduğunu, yazarın hangi eserinin yayınlanıp yayınlanmayacağını, ne zaman yayınlanacağını, sözleşme süresinin hangi eser için ne zaman başlayacağını saptamanın bu tanıma göre mümkün olmayacağını, aynı şekilde sözleşmenin süresinin belirsiz olduğunu, sözleşmede, çoğaltılacak ve yayılacak eserin adı açıkça belirtilmesi gerekirken belirtilmediğinden ve süre belirsiz olduğundan davacı ile yazar arasında yapılmış olan sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin korsan bir kitap basmadığını, eser sahibi ile yaptığı 24.01.2017 tarihli sözleşmeye dayalı olarak yazarın önceki yazılarından yapılan seçkilerle kitap hazırlandığı,  yasal gerekler yerine getirilerek basım ve dağıtımı yapılıp satışa arz edilmiş olduğunu bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Mahkememizce itibar edilen 04/05/2021 tarihli bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamından Davaya konu “...” derleme eser olduğu, bu eserin vücuda getirilmesinde faydalanılan özgün eserlerin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu eser üzerinde derleyen davalı yazar ...'ın mali ve manevi haklarının söz konusu olduğu, bu hakların taahhüt işlemlerine konu olabileceği, davacı ile davalı ... arasındaki 25.07.2016 tarihli \"Eser Sahibi Telif Sözleşmesi\" incelendiğinde;  Sözleşmenin lafzı vücuda getirilmemiş eserler bakımından bir tasarruf muamelesi şeklinde olmakla birlikte FSEK 48/3.maddesinin buna cevaz  vermediği göz önünde tutulduğunda tarafların gerçek iradelerinin ortaya konulmasıyla FSEK 50.maddesi uyarınca sözleşmenin yorumlanarak davacı yazarın mali hakların devrine ilişkin bir taahhütte bulunduğu, davaya konu esere ilişkin taahhüt bir tasarruf muamelesine dönüşmediğinden davacının bu esere ilişkin FSEK kapsamındaki mali hakları devralmadığı bu durumda davacı, davaya konu eser bakımından mali haklara tecavüz talepli FSEK 68 ve 70.maddelerine göre tazminat talep edemeyeceği, 25.07.2016 tarihli \"Eser Sahibi Telif Sözleşmesi\" açısından davaya konu esere ilişkin mali hakların devrine ilişkin taahhüttün davalı ... tarafından bu hakları hali hazırda diğer davalı şirkete devretmiş olması nedeniyle imkansız hale geldiğinden sözleşmeye aykırılık gerçekleştiği, davacının bu yönde davalı ...'a sözleşmeye aykırılık yönünde Borçlar Kanunu hükümlerine göre talepte bulunabileceği, davacının davaya konu esere ilişkin mali hakları  devralması gerçekleşmediğinden davalı şirkete yönelik bir talepte bulunamayacağı kanaatine varıldığından davanın reddine \" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemenin kararı 04/05/2021 tarihli Bilirkişi Raporundaki tüm tespit ve değerlendirmeleri bire bir olacak şekilde yani kopyala yapıştır ile kendisine gerekçe yaptığını,  rapora itiraz ettiklerini,-Davaya konu “...” eserin isminin müvekkili şirket tarafından verildiğini, bu eserle alakalı editöryal çalışmaların tamamının müvekkili şirketçe yapıldığını, bu eserin meydana getirilmesi fikrinin yani Gazete ve Dergi denemelerinin tasnif edilerek kitap haline getirilmesi fikri müvekkili şirkete ait olduğunu, bu eserde geçen tüm yazıların müvekkili şirket editörleri tarafından seçildiğini, eserin baskıya hazır ”taslak metni” PDF formatında 13.02.2017 tarihinde bu işin editörü olan ... tarafından (...@...com) adresinden  davalı yazar ...’a  ait ...@gmail.com adresine mail yoluyla gönderildiğini, bu eserin kapak çalışması müvekkil şirket tarafından yapıldığını, bu eserin http://www...com.tr/... internet sitesinde yani .. Yayınevine ait ... Gazetesinde kitabın kapağı ile birlikte olacak şekilde kitabın ayrıntılı olacak şekilde tanıtımı ve reklamı yapıldığını, Davalı yazara ait müvekkili şirketçe daha önce yayınlanmış eserlerin tümünün sözleşme gereği tekrar müvekkili şirketçe yayınlandığını, müvekkili şirketin, davalı yazar ile 25.07.2016 tarihli sözleşmeyi akdettikten sonra sözleşme gereği avans olarak davalıya 29.07.2016 tarihinde yani sözleşmenin akdedilmesinden 4 gün sonra 100.000.-TL avans ödemesi yaptığını, bu konuda her iki davalıya Bakırköy ...Noterliği marifetiyle 04.10.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, müvekkil şirketin, davalı yayınevi yetkililerine; kitabın editoryal çalışmalarının müvekkil şirkette yapıldığını, kapağının hazırlandığını, tanıtım ve reklamının yapıldığını, baskıya hazır olduğunu, kitabın yayın hakkının müvekkilinde olduğunu, kitabın kendi yayınevlerinde yayınlanmaması gerektiğini ve bu konuda buna benzer bir çok beyan ve bilgiyi 28.03.2017 tarihinde mail yoluyla bildirdiğini, Davalı yayınevinin de, müvekkili şirket ile davalı yazar arasında sözleşme olduğunu bildiği , ihtarname ve mail yoluyla haberdar edildiği ve eseri yayınlamayacağını mail yoluyla beyan ettiği halde eseri yayınlamış ve haksız rekabet eylemini gerçekleştirmiş olduğunu, -eser üzerindeki hakların kendiliğinden müvekkili şirkete geçtiğini,  dosyaya sunulu Prof. Dr. ...'in yayınlamış olduğu makale ve bu makaledeki düşünceleri destekleyen yerleşik Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında müvekkili şirketin her iki davalıdan 5846 sayılı F.S.E.Kanunu çerçevesinde maddi ve manevi tazminat talep edebileceğini, -müvekkili şirketin sözleşme gereği çok yüksek bir avans ödemesi yaparak davalı yazarı finanse ettiğini, davalı yayınevinin de kötü niyetli olup, müvekkili şirket ile davalı yazar arasında sözleşme olduğunu bildiği, ihtarname ve mail yoluyla haberdar edildiği ve eseri yayınlamayacağını beyan ettiği halde eseri yayınladığını, -Mahkemece 04.05.2021 tarihli üçüncü Bilirkişi  Raporuna atıf yapılarak gerekçeli kararda aynen, \".... Sözleşmeye aykırılık gerçekleştiği, davacının bu yönde davalı ...'a sözleşmeye aykırılık yönünden Borçlar Kanunu hükümlerine göre talepte bulunabileceği...\" denildiğini,  12.12.2018 tarihli birinci ve 13.06.2019 tarihli ikinci Bilirkişi Raporlarında tazminat hesabı yapıldığını ancak 04.05.2021 tarihli üçüncü Bilirkişi  Raporunda tazminat hesabı yapılmadığını, sözleşmeye aykırılık var o halde bu aykırılık nedeniyle müvekkili şirketin zararı tespit edilerek hesaplanması gerektiğini, -12.12.2018 tarihli birinci Bilirkişi Raporunda yapılan tüm tespit ve hesaplamalara aynen iştirak ettiklerini, 04.01.2019 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 12.12.2018 tarihli birinci Bilirkişi Raporunda belirtildiği gibi maddi tazminat taleplerini 76.424,40 TL'ye çıkarttıklarını, Mahkemenin bu rapora itibar etmediğini, -13.06.2019 tarihli ikinci Bilirkişi Raporunda Sayın Bilirkişilerin kendi içlerinde ayrışarak farklı iki tespitte bulunduklarını, 13.06.2019 tarihli ikinci Bilirkişi Raporunda Bilirkişi ...'ın tespitleri ile 12.12.2018 tarihli birinci Bilirkişi Raporunda yapılan tüm tespitlerin örtüştüğünü, hesaplama kısmında farklı tespitler olsa da nihayetinde birbirlerini kapsayacak şekilde belirli bir bedel tespiti yapıldığını, her iki farklı bilirkişi raporunda sayın bilirkişilerin hem davalı yazarın hem de diğer davalı yayın evinin sorumlu olduğunu açıkça tespit ettiklerini, bedelleri de  açıkça tespit ettiklerini, -12.12.2018 tarihli birinci bilirkişi raporunun sonuç kısmı ile 13.06.2019 tarihli ikinci bilirkişi raporunun sonuç kısmı bilirkişi Dr.Öğr. Üyesi ... ‘ın “… Diğer davalı ... Ticaret A.Ş. ‘nin haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık oluşturan bir eyleminin bulunmadığı, davacı tarafın FSEK m.68, FSEK m.70 veya haksız rekabet hükümlerince kendisinden talepte bulunamayacağı….” kısmı hariç hemen hemen aynı olduğunu, 12.12.2018 tarihli birinci Bilirkişi Raporu ile 13.06.2019 tarihli ikinci Bilirkişi Raporunun yorum ve değerlendirme kısmı farklıda olsa ikinci bilirkişi raporunda davalı yayın evinden talepte bulunulamayacağı mütalaası hariç her iki raporda aynı tespitleri içerdiğini,  maddi tazminatın rakamsal ifadesi de aynı şekilde birinci raporu kapsadığını, Manevi tazminat içinde her iki raporda aynı değerlendirmelerde bulunulduğunu, <br>-kabul anlamında olmamak üzere bir an için Sayın Mahkemece itibar edilen  04.05.2021 tarihli üçüncü Bilirkişi  Raporundaki tespitlerin doğru olduğu kabul edilse dahi herhangi bir maddi  zarar tespiti ve hesaplamanın yapılmamış olmasının, manevi zarar konusunda tek bir kelimenin bulunmamasının dahi tek başına Sayın Mahkemece verilmiş olan hükmün bozulmasına yeteceğini, bir taraftan \"sözleşmeye aykırılık var , Borçlar Kanununa göre talepte bulunabileceği\" belirtilmişken diğer bir taraftan ise  talep olmasına rağmen herhangi bir tespit ve hesaplama yapılmadığını,  Mahkemece gerekçeli karara dayanak yapılan 04.05.2021 tarihli üçüncü Bilirkişi  Raporunda aynen; \"... davacının davaya konu esere ilişkin mali hakları  devralması gerçekleşmediğinden davalı şirkete yönelik bir talepte bulunamayacağı...\"  denildiği için davalarının reddedildiğini, hukuki olmadığını, FSEK 54. Madde de “ Mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez.” hükmüne göre davalı yayınevinin iyi niyetli olsa dahi davaya konu eserle alakalı hakkı devretmeye yetkisi olmayan davalı yazar ...’dan bu hakları devir aldığı için davalı yazar ... ile birlikte sorumlu olduğunu, ayrıca davalı yayınevinin kötü niyetli olduğunu,  çünkü davaya konu eserle alakalı davalı yayınevi yetkililerine; kitabın editöryal çalışmalarının müvekkili şirkette yapıldığını, kapağının hazırlandığını, tanıtım ve reklamının yapıldığını, baskıya hazır olduğunu, kitabın yayın hakkının müvekkilde olduğunu, kitabın kendi yayınevlerinde yayınlanmaması gerektiğini ve bu konuda buna benzer bir çok beyan ve bilgiyi 28.03.2017 tarihinde mail yoluyla bildirildiğini,  mail bilgilerinin ve her iki davalıya Bakırköy ...Noterliği marifetiyle 04.10.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin dosyaya sunulduğunu, mailler ve ihtarlara rağmen davalı yayın evinin , diğer davalı yazar ile sözleşme akdettiğini ve eseri bastığını, bu nedenlerle FSEK m.68 ve FSEK m.70 hükümleri gereği davalı yazar ile birlikte sorumlu olduklarını, Davalı yayın evinin hem  FSEK m.54 hükmü gereği FSEK m.68 ve FSEK m.70 hükümlerince hem de  haksız rekabet hükümleri gereğince sorumluluğu bulunduğunu, ayrıca “haksız fiil” yönünden de sorumluluğu bulunduğunu, -manevi tazminat konusunda bilirkişi raporlarında, her üç farklı bilirkişi raporunun tek ortak değerlendirmeleri ve tespitlerinin yani ortak yönlerinin davalı yazar  ...'nın sözleşmeye aykırı davrandığı, maddi zarardan sorumlu tutulacağı, manevi zarardan sorumlu tutulacağı yönünde olduğunu ancak Mahkemece manevi zarar konusunda bir karar tesis edilmediğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği çok yüksek bir avans ödemesi yaparak davalı yazarı finanse ettiğini, maddi yönden önünü açtığını, Müvekkili şirketin iyi niyetli davranarak davalı yazara güvenerek, inanarak sözleşmeyi akdettiğini, davalı yazarın iyi niyetli bu eylem ve işlemleri bertaraf ederek, ahde vefa göstermeyerek sözleşmeye dürüstlük kuralına, güven ilkesine ve hukuka aykırı olacak şekilde davrandığını, Davalı yazarın tüm eserlerini basıp yayınlayan müvekkili şirketin davaya konu eserin başka bir yayınevinden çıkması nedeniyle bu sektörde itibarı zedelendiğini, manevi yönden olumsuz bir hava yarattığını, davalı yayın evinin de  müvekkili şirket ile davalı yazar arasında sözleşme olduğunu bildiği, mail ve ihtarname yoluyla haberdar edildiği ve eseri yayınlamayacağını beyan ettiği halde  yazarla sözleşme akdederek eseri yayınlaması ; bu sektördeki mesleki etik kurallarına aykırı olmak dışında , iş bu durum başka bir yayınevinde tüm eserleri çıkan bir yazarı ayartmak gibi haksız rekabet oluşturacak etik dışı bir durum olduğunu,  manevi tazminat gerektirdiğini, yayıncılık sektöründe ticari itibarı zedelendiğini, bu eseri müvekkilinden izin almaksızın basım yaparak, çoğaltıp, satan davalılar FSEK, TBK  ve T.M.K.da bu konuda düzenlenmiş maddelerini ihlal ederek müvekkiline manevi zarar verdiklerini, yayıncılık sektöründe sözleşmesi devam eden bir yazarın başka bir yayınevi ile anlaşıp eserini bastırmasının ciddi bir itibar kaybı olduğunu, 100.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, öncelikle tecavüzün ref’i ve muhtemel tecavüzün men’ine, 76.424,40 TL ’e maddi tazminatın eserin ilk yayın tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan   müştereken ve müteselsilen tahsilene  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; FSEK 48/3 hükmü gereği, bir eser vücuda getirilmeden o eserle ilgili tasarrufu işlem yapılamayacağını, Yargıtay ve doktrin görüşlerinin gelecekte yaratılacak, henüz eser sahibinin mal varlığında bulunmayan bir eser için mali hak devir sözleşmesi yapılamayacağı yönünde olduğunu, Dosyada mevcut bilirkişi raporlarında bilirkişilerin \"Dava konusu sözleşmede\" \"Henüz vücuda getirilmemiş\" eserlerle ilgili olarak \"mali hak devri\" ibaresinin batıl olduğu konusunda hem fikir olduklarını, mahkemenin de taraflar arasındaki sözleşmede yazılı \"Mali Hak Devredildiği\" ifadesini, eser henüz meydana getirilmediği için FSEK 48/3 uyarınca batıl kabul ettiğini, batıl bir sözleşmenin sonradan geçerli hale getirilemeyeceğini, Dava konusu 25.7.2016 tarihli  sözleşmenin, Sözleşmenin Konusu Maddesinde: sözleşmede müvekkilinin hiçbir eser ismi belirtilmediğini, eser sahibinin yayımlanmış ve yayınlanacak tüm eserleri ibaresine yer verildiğini, ileride yayınlanacak eserlerin de mali haklarının davacı yayınevine devredildiğini, devredilen mali hakların tek tek sayılmadığını, kanundaki hak isimlerinin yazılması ve bu hakları devrettim ibaresiyle yetinildiğini, sözleşmede Derleme/İşleme eserler yönünden hüküm bulunmadığını, sözleşmenin sonunda ifadede \"her bir eser yönünden\" açıklaması yer almakla birlikte eserler belirtilmediği için de sözleşmenin geçersiz olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşme batıl olmakla birlikte bir an tersini düşünecek olsak bile, ortada geçerli bir neşir sözleşmesi olabilmesi için eser isimlerinin yazılması gerektiğini, bir yazarın gelecekte yazacağı tüm eserlerin mali haklarının devri taahhüdü söz konusu olsa bile, böyle bir taahhüdün “Eser sahiplerini yayınevleri karşısında köle durumuna getireceğinden” Anayasa ve BK m.27 hükmü açısından ayrıca batıl olduğunu, yazarların genellikle büyük güç sahibi Yayınevleri karşısında bu tür batıl hükümleri kabul etmek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki sözleşme batıl olmakla birlikte bir an tersini düşünecek olsak bile devre konu hakların tek tek sayılması FSEK 52. maddesi uyarınca gerekli olduğunu, taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin 1. maddesinde, FSEK 21, 22, 23, 24, 25. Maddede belirtilen Çoğaltma, İşleme, Yayma, Temsil, Umuma İletim haklarının devir ve temlik edildiği belirtildiğini, Fikir ve Sanat Eserleri 52. Maddesinde, Malî haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin şart olduğunu, bir eserin nasıl, hangi mecrada çoğaltılacağı; fiziki, (kitap, dergi, broşür vb.) veya dijital (e-kitap, on demand, e-book, internet üzerinde yayma) surette çoğaltma biçimlerinden hangilerinin sözleşme konusu olduğu, keza yayma ibaresinin hangi yayma biçimlerini ve hangi mecralar alanlarını kapsadığı, umuma iletim hakkının nerede yapılacağı (“meydanlarda” mı,  internet ortamında mı?) gibi hususların tek tek yazılması gerektiğini,  Türkiye’nin en büyük yayınevlerinden birinin, telif-mali haklarının hangi alanlarda alındığını tek tek yazmadan, alelade bir ürün satın alır gibi telif sözleşmesi yapamayacağını, mali hak devrinde genel ifadelerin kabul görmeyeceğinin yüksek mahkeme kararlarına da konu olduğunu,  Borçlar Kanunu Yayım/Neşir Sözleşmesi hükümleri uyarınca da bir Yayım Sözleşmesi olması için ortada yaratılmış, somut varlığı olan bir eserin bulunması ve bu eserin Yayımcıya teslim edilmesinin zorunlu olduğunu,  dava konusu sözleşmenin, yayımcıya kanuna aykırı haklar vermesi bakımından ayrıca batıl olduğunu, dosyaya ibraz edilen sözleşmede \" Yayıncı hiçbir gerekçe göstermeden eseri basmayabilir veya yayımlayabilir veya her zaman iş bu sözleşmeyi tek taraflı tazminatsız olarak fesih edebilir. Bu gibi hallerde eser sahibi yayımcıdan herhangi bir hak alacak tazminat talep edemez. Yayımcının diğer tüm hakları saklıdır,   Yayımcının eseriyle ilgili bir değişiklik talep etmesi durumunda eser sahibi söz konusu değişikliği bedelsiz olarak en fazla bir ay içerisinde tamamlayacak ve eseri yayımcının adresinde yayıncıya teslim edecektir. Eserin içeriğinde ekleme ve çıkarma yapmada eserin formatını veya ebatını değiştirmekte yayımcı tek taraflı yetkili olup bu konularda işbu sözleşme eser sahibinin yazılı izni anlamı taşımaktadır. Eser sahibi iş bu sözleşme ile anılan eserlere ilişkin FSEK 14,15 ve 16. Maddelerinde tanımlanan manevi hakları kullanma selahiyetinde FSEK’ın 19. Maddesi kapsamında yayıncıya bırakmıştır.  Bu sözleşmede belirtilen maddelerden birinin geçersiz olması sözleşmenin diğer maddelerinin de geçersiz olduğu anlamına gelmeyecek olup Sözleşme diğer maddeler yönünden aynen geçerli olacaktır.\" hükümlerinin bulunduğunu, belirtilen sözleşme hükümlerinin her birinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırı olup Sözleşme bu hükümler yönünden de hükümsüz/geçersiz/batıl olduğunu,  Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu açısından “Manevi haklar\" hak olarak tanımlanmış olup münhasıran eser sahibine ait olan ve devredilemez nitelikteki haklar olduğunu, manevi hak devrine ilişkin düzenlemenin FSEK’e aykırı olduğunu, dava konusu 2006 tarihli sözleşme yorumlanırken, FSEK 48/3 ve FSEK 52. Maddeleri yorumlanırken \"butlan\" hükümleri yanısıra, eser sahibi lehine yorum ilkesi de dikkate alınması gerektiğini,  Savaş Bozbel'in görüşünün tersini savunan birçok makale bulunduğunu, taahhüt sözleşmesi kendiliğinden tasarruf sözleşmesine dönüşmeyeceğinden istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacının, davalının yazılarından derlenen \"...\" isimli derleme eserin mali hak sahibinin kendisi olduğundan bahisle, bu hakkın ihlal edildiği gerekçesi ile Eser Sahibi davalıya ve baskısını yapan firmaya karşı FSEK 68 ve 70. madde kapsamında açtığı maddi tazminat ile FSEK ve MK hükümlerine göre manevi tazminat davasıdır. Davacı ve davalı yazar ... arasında 25/07/2016 tarihinde telif sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin geçerli olduğu,  davalının \"...\" ibareli eserinin tüm mali haklarının davacıda olduğu halde eseri diğer davalı ... A.Ş.'ne yayınlattığı iddiasına dayalı tecavüzün men'i, ref'i, ihtiyati tedbir kararı verilmesi, izinsiz basılıp çoğaltılan eserlerin tespiti ile maddi zararın belirlenmesi, belirsiz alacak davası hükümlerine göre fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile FSEK 68.maddesine göre 10.000 TL maddi ve FSEK 70/3.maddesine göre 1.000 TL maddi tazminatın davalı yayınevinden, FSEK 70/3.maddesine göre hukuka aykırı olarak davalı yazar tarafından elde edilen veya edilecek olan kâra karşılık 1.000 TL maddi tazminatın davalı yazardan, FSEK ve MK hükümlerine göre 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün ilanına ilişkindir. Davacı vekili 04/01/2019 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 76.424,40-TL maddi tazminat talep etmiş, gerekli harcı yatırmıştır. 12/12/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu ‘‘...\" isimli kitabın FSEK 6.maddesi anlamında işlenme eser olduğu, davalı yazarın davacı ile henüz sözleşmesi devam ederken ve hatta davaya konu kitapla ilgili hazırlıklar yapılıp kitap yayınlanmaya hazır hale getirilme aşamasındayken sözleşmeyi yok sayarak davalı yayınevi ile aynı kitap için sözleşme yapması ve bu sözleşme doğrultusunda davalı yayınevinin kitabı basmasının davacının yayın sözleşmesinden doğan haklarına aykırılık teşkil ettiği, davacının 25.474,80 TL' nin 3 katını FSEK 68. maddesi çerçevesinde talep edilebileceği, davalı ... açısından FSEK 70. maddesi çerçevesinde elde edilen karın 25.474,80 TL, davalı yayıncı için ise 46.150 TL olabileceği, Yargıtay'a göre hem FSEK 68. hem de FSEK 70.f.2 veya FSEK70.f.3. maddeleri kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedelin anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olduğu hususu dikkate alındığında davacının talep edebileceği en yüksek tazminatın 25.474,80 x 3= 76,424,40 TL olarak FSEK 68. maddesi çerçevesindeki olabileceği, ancak hükmedilen bedelin ferileriyle birlikte fiilen ödenmesi halinde Yargıtay’ın yerleşik kararlan uyarınca taraflar arasında FSEK 68.f.4. maddesi kapsamında bir sözleşmenin oluştuğu kabulü paralelinde, dava konusu kitabın kullanımının yasal hale geleceği ve bu eserin davalı tarafından kullanılabileceği, sözleşmeye aykırı davranışın manevi tazminat gerektirip gerektirmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 13/06/2019 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Bilirkişi ...'ın özetle; Davalı ...'ın davacı ile aralarındaki sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmeden doğan borcun davalıya yüklenebilecek bir nedenle imkansız hale geldiği, davalı ...'ın davacı tarafın kitabın basımına ilişkin hazırlık çalışmaları için yaptığı masraflardan ve kitabın yayımlanamaması sebebiyle uğradığı kazanç kaybından ötürü sorumlu tutulabileceği, davalı ...'ın sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle teorik olarak davacı tarafın kendisinden manevi tazminat talep edebileceği ancak davacı şirketin manevi bir zararının oluşup oluşmadığının, zararın varlığı kabul edilirse tazminat miktarının belirlenmesinin  Mahkemenin takdirinde olduğu, diğer davalı ... Ticaret A.Ş.'nin haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık oluşturan bir eyleminin bulunmadığı, davacı tarafın FSEK 68. ve FSEK 70.maddeleri veya haksız rekabet hükümlerince kendisinden talepte bulunamayacağı kanaatine varıldığını bildirdiği, bilirkişi ...'ın özetle; Davalı Yazar'ın sözleşmeyi fesh ihbarnamesi göndermediği, bu nedenle de taahhüdün geçerli olduğu ve oluşturacağı yeni eserin haklarını da başka bir yayınevine veremeyeceği, verdiği anda da sorumluluğun doğduğu, davalı Yayınevi'nin de, hü'snüniyet sahibi dahi olsa, hakları devretmeyi salahiyeti olmayan yazar'dan bu hakları aldığı için Yazar'la birlikte sorumlu olduğu, davacı'nın tazminat taleplerinde, maddi tazminat yönünden bir talep yığılması olduğu, davalı yazar ve davalı yayınevi'nden ayrı ayrı karı istediği, olayın tek olduğu, davalı yayınevinin 7100 adet kitap bastığının anlaşıldığı, taahhüt sözleşmesinin 5 yıl geçerli olduğu, dolayısıyla bu 5 yılda en az davalı Yayınevinin bastığı kitap miktarının 50 fazlasını ya da iki katı kitap basma imkânı olduğundan 10.650 veya 14.200 adet kitap üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, yayıncı karı 4625 olarak varsayıldığında bunun da 69.225 TL veya 92.300 TL arası bir değere karşılık geleceği kanaatine varıldığını bildirdiği görülmüştür. 04/05/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu “...” derleme eser olduğu, bu eserin vücuda getirilmesinde faydalanılan özgün eserlerin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu eser üzerinde derleyen davalı ...'ın mali ve manevi hakları söz konusu olduğu, bu hakların taahhüt işlemlerine konu olabileceği, davacı ile davalı ... arasındaki 25.07.2016 tarihli Eser Sahibi Telif Sözleşme incelendiğinde sözleşmenin lafzı vücuda getirilmemiş eserler bakımından bir tasarruf muamelesi şeklinde olmakla birlikte FSEK 48/3.maddesinin buna cevaz vermediği göz önünde tutulduğunda tarafların gerçek iradelerinin ortaya konulmasıyla FSEK 50.maddesi uyarınca sözleşmenin yorumlanarak davacı yazarın mali hakların devrine ilişkin bir taahhütte bulunduğu, davaya konu esere ilişkin taahhüt bir tasarruf muamelesine dönüşmediğinden davacının bu esere ilişkin FSEK kapsamındaki mali hakları devralmadığı, bu durumda davacı davaya konu eser bakımından mali haklara tecavüz talepli FSEK 68 ve 70.maddeleri tazminat talep edemeyeceği, 25.07.2016 tarihli Eser Sahibi Telif Sözleşme açısından davaya konu esere ilişkin mali hakların devrine ilişkin taahhüttün davalı ... tarafından bu hakları hali hazırda diğer davalı Destek Yapım'a devretmiş olması nedeniyle imkansız hale geldiğinden sözleşmeye aykırılık gerçekleştiği, davacının bu yünde davalı ...'a sözleşmeye aykırılık yönünde Borçlar Kanunu hükümlerine göre talepte bulunabileceği, davacının davaya konu esere ilişkin mali hakları  devralması gerçekleşmediğinden davalı ... Yapıma yönelik bir talepte bulunamayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkemenin karar gerekçesinde; \"... davacının davaya konu eser bakımından mali haklara tecavüz talepli FSEK 68 ve 70.maddelerine göre tazminat talep edemeyeceği, 25.07.2016 tarihli \"Eser Sahibi Telif Sözleşmesi\" açısından davaya konu esere ilişkin mali hakların devrine ilişkin taahhüttün davalı ... tarafından bu hakları hali hazırda diğer davalı şirkete devretmiş olması nedeniyle imkansız hale geldiğinden sözleşmeye aykırılık gerçekleştiği, davacının bu yönde davalı ...'a sözleşmeye aykırılık yönünde Borçlar Kanunu hükümlerine göre talepte bulunabileceği, davacının davaya konu esere ilişkin mali hakları  devralması gerçekleşmediğinden davalı şirkete yönelik bir talepte bulunamayacağının..\" açıklanarak sonuç olarak davanın reddine karar verilmişse de, karar gerekçesi ile hüküm arasında çelişki oluştuğu ayrıca davacının dava dilekçesinde, ticari itibarı ve manevi haklarının zedelendiğini ileri sürerek  FSEK ve MK hükümlerine dayanarak manevi tazminat talebinde bulunduğu ancak karar gerekçesinde manevi tazminata ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediği ve hüküm kurulmadığı, ortada HMK 297. Madde de düzenlendiği şekilde denetlenebilir nitelikte bir karar bulunmadığı anlaşılmakla,  davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile sair hususlar incelenmeksizin kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/03/2022 tarih, 2021/104 E. 2022/17 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0876365a694d58ab","SID":"48e386ce8a5cac76"}}