{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1001 Esas 2024/1598 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1001 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1598<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 04/02/2021<br><br>NUMARASI\t\t:  2017/549 Esas 2021/59 Karar<br>DAVACILAR <br>DAVALI <br><br>DAVA\t: Özel Denetçi Tayini - Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 08/08/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve özel denetçi tayini istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davacı ... tarafından açılan davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerini davalı şirketin 09.05.2017 tarihli genel kurul toplantısına katıldıklarına, alınan kararlara muhalefet şerhi verdiklerini, özel denetçi talebinde bulunduklarını, genel kurula sunulan bilanço ve gelir tabloları üzerinde yıllara sari hatalı kayıtların varlığının zincirleme biçimde bir sonraki genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablosunun da hatalı olmasına, bu suretle yürütülen şirketin tasfiyesi işlemlerindeki tüm kayıtların hatalı olmasına yol açtığını, bu gerçeklerin müvekkilleri tarafından dava konusu genel kurulda da dile getirildiğini, detaylı incelenmesi için özel denetçi tayin edilmesi yönünde yazılı önerge verildiğini, talebin genel kurulda reddedildiğini, davalı şirketin yıllar sari hesap ve kayıtlarının incelenmesi için özel denetçi tayin edilmesi gerektiğini, dava konusu genel kurul sırasında hazır bulunanlar cetvelinin gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini, hazirun cetvelindeki hisse adetleriyle bir önceki genel kurul tarihi olan 13/10/2016 tarihli toplantıdaki hazirun cetvelinde yer alan adet ve sermaye payları arasında farklılık bulunduğunu, genel kurulun butlanı söz konusu olduğunu, şirketin tasfiye sürecine girmesinden önce tüm mal varlığının usulüne uygun kararlar alınmadan satılmasının bir nevi şirketin yöneticileri tarafından usulsüz biçimde içinin boşaltılmasına dair işlemler sırasında şirket kanuni defterlerine gerçeğe aykırı kayıtlar yapıldığını, bu kayıtlara dayanılarak çıkan yıl sonu bilanço ve gelir tablolarının hatalı yapıldığını, bu kayıtlar ile bilanço ve gelir tablolarının da yıldan yıla birbirine dayanak teşkil ederek zincirleme geldiği için tasfiye sürecinde de genel kurullara bu hatalı bilanço ve gelir tablolarının sunulduğunu, muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına, standart bilanço tipine ve ilgili yasa hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, tasfiye kurulunun geçen faaliyet dönemi sonunda hazırladığı tasfiyeye giriş bilançosu hakkında da usul ve yasaya aykırılık nedeniyle iptal talebiyle dava açıldığını, bu nedenle kapanış bilançosuna aktarılan kayıtların da usulsüz olduğunu, bilançoların özen, sadakat ve doğruluk ilkelerine bağlı kalınarak bütün pay sahipleri tarafından anlaşılır şekilde yazılması gerektiğini, gündemin 2. Maddesinde yer alan ve gerçeği yansıtmayan bilanço ve gelir tabloları hakkında alınan kararın müvekkilince belirtilen muhalefet şerhinde belirtilen hususlarla sadakat ve dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, genel kurulun butlanına ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla iptali gerektiğini, gündemin 2. maddesinde ne karar alındığının belli olmadığını, okunan bilançonun hangi yıla ait olduğunun belli olmadığını, genel kurulun netice olarak tasfiye bilançosunu tasdik edip etmediği, hatta ne karar verdiğinin belli olmadığını, usul, yasa ve dürüstlük kuralına aykırı verilen kararın iptali gerektiğini, gündemin 3. maddesinde kabul edilen önerge sonrası tasfiye kurulunun ibrasıyla ilgili ayrıca bir karar alınmadığını, bu hususun muallakta kaldığını, tasfiye kurulunun ibra edilip edilmediği veya hangi konularda ibra edilmediğinin belirsiz kaldığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davalı şirkete özel denetçi atanmasına, davalı şirketin 09/05/2017 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı şirket tasfiye kurulu başkanı ve üyesi cevap dilekçesinde özetle; genel kurul toplantılarına yapılan katılımlara ilişkin ibraz edilen hisse payları ve şirketin mevcut sermaye paylarıyla birlikte hazirun cetvellerinin oluşturulduğunu, hamiline hisse senetlerinin el değiştirme kabiliyeti yüksek olduğundan (miras, devir, vb) değişik yıllarda yapılan genel kurullarda oluşan hazirun cetvellerinin birbirinden farklı olması TTK'ya tabi tüm anonim şirketler açısından doğal olarak kabul edildiğini, davalı şirket açısından da şirkete ait hisselerin hamiline nitelikte olduğunu, bunun ötesinde sermaye miktarları ve sermaye arttırımlarına ilişkin hususların Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinde 2008/218 Esas sayılı dava neticesinde davacılar aleyhine karara bağlandığını, kararın Yargıtay tarafından onandığını, şirketin tüm mali işlem ve kayıtlarının genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile muhasebe standartları ve tekdüzen hesap planı ve ilgili diğer mali mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini, mali kayıtlar ve mali tablolarda usulsüzlük, özen sadakat ve doğruluk ilkelerine bağlı kalınmaması, şirketin içinin boşaltılması, şirket kanuni defterlerine gerçeğe aykırı kayıtların yapılması gibi ifadelerin kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi bugüne kadar davalı şirkette emeği ve hizmeti geçen tüm çalışanlara yönelik bir iftira niteliğinde değerlendirildiğini, hazırlanan mali tabloların genel kurul tarafından onaylandığını, herhangi bir tereddüte gerek olmayacak şekilde tasfiye kurulunun ibrasının gerçekleştirildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı ... tarafından açılan dava yönünden, her ne kadar davacılar hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını iddia etmiş ise de, davalı şirketin 100.000.000,00 TL itibari değeri bulunan hisselerden 99.997.890,07 TL'ye tekabül eden kısmının Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na ait olması ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın toplantıda vekaleten temsil edilmesi, davacıların tamamının asaleten toplantıda hazır bulunması karşısında toplantı ve karar yeter sayısını değiştirmeyeceğinden, bu suretle genel kurulun iptali talebi yönünden sonuca etkili olmayacağından davacıların hazirun cetvelindeki pay oranlarının gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddianın sonuca etkili görülmediği, gündemin 1. maddesi yönünden, TTK'nun 446. maddesinin genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlediği, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceğinin belirtildiği, gündemin 1. maddesi ile toplantı başkanı olarak ...'nın seçilmesine ilişkin kararın oy birliği ile alındığı, bu suretle karar için olumlu oy kullanan davacının anılan kararın iptalini talep edemeyeceği,  gündemin 2. maddesi ile şirket bilançosunun onaylanması, gündemin 3. maddesi ile tasfiye kurulunun ibrasına, ortaklara tebliğ edilen gündem maddeleri dikkate alındığında, 4. madde ile şirketin terkin işlemleri için gereken miktarın ayrılarak kalan tasfiye bakiyesinin ortaklara hisseleri oranında dağıtılmasına karar verildiği, davacı ...'ün her üç madde yönünden yazılı muhalefet şerhinde imzasının olmadığı, ortakların 2., 3. ve 4. maddeye ilişkin karara daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, peşin muhalefette bulunduğu, bu şekildeki muhalefetin öneriye karşı çıkma olup kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın dolayısıyla her üç madde yönünden usulüne uygun bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, her üç madde yönünden açılan iptal davasının özel dava şartı bulunmadığı ayrıca her üç maddede alınan kararların butlanını gerektirecek bir halin varlığı bulunmadığı, gündemin 5. maddesi yönünden icrai nitelikte karar alınmadığından, anılan madde yönünden açılan davanın reddi gerektiği, özel denetçi atanması amacıyla açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede bu hakkın gerçekleşmesinin iki aşamada olduğu, birinci aşamada TTK'nun 438. maddesi uyarınca bir pay sahibinin pay sahipliği haklarını kullanabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa belirli olayların özel denetim ile açığa kavuşturulmasını genel kuruldan istemiş olması gerektiği, ikinci aşamada bu istemin genel kurulda reddedilmesi halinde halka açık olmayan anonim şirketlerde sermayenin en az 1/10'unu oluşturan pay sahiplerinin şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteme hakkı doğduğu, özel denetçi isteminin kötüye kullanılmasının ve şirkete zarar vermesi tehlikesinin azaltılması amacıyla pay sahibinin özel denetçi atanmasını talep edebilmesi bir ön şarta ve bazı maddi şartların varlığına bağlandığı, maddi şartların, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için bir anlamda gerekli olması gerektiği, ön şartın ise, özel denetim istenilen konuda genel kuruldan bilgi alma ve inceleme hakkının daha önce kullanılmış olması gerektiği, davacı ...'ün TTK'nun 439. maddesinde öngörülen pay oranına sahip olmadığı gibi, özel denetçi atanması isteminden önce, bilgi alma veya inceleme hakkını da kullanmadığı, diğer davacılar tarafından açılan dava yönünden ise genel kurul kararının iptali istemine ilişkin işbu davada genel kurul kararı aleyhine açılan her bir davanın birbirinden bağımsız olup davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olduğunda her davacının davasının ayrı olduğu, bu suretle her bir davacının dava dilekçesinin ayrı ayrı harçlandırılması gerektiği, davacılar vekiline her bir davacı için ayrı ayrı harç yatırması için çıkartılan ihtarın davacılar vekiline 14/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği, 492 sayılı Yasanın 30, 32. ve HMK'nun 150 maddesi gereğince verilen kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından her bir davacı için ayrı ayrı harç yatırılmadığı, mahkemenin 22/02/2018 tarihli celsesinde davacılardan ... tarafından açılan davanın devamına, diğer davacılar tarafından açılan davanın ise 492 sayılı Yasanın 30-32 ve HMK'nun 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde eksik harç ikmal edilmediğinden anılan davacılar yönünden açılan davanın 492 sayılı yasanın  30-32 ve HMK 150 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı ...'ün açmış olduğu dava yönünden davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın 492 sayılı yasanın 30-32 ve HMK 150 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu iptali ve özel denetçi tayini istenen 09.05.2017 tarihli genel kurula katılarak alınan kararlara ortak ve tek bir muhalefet şerhi verildiğini, özel denetçi talebinde bulunmuş olan hissedar olan müvekkillerinin taleplerinin birebir aynı olması ve verilecek kararın tek ve tüm hissedarları aynı şekilde etkilemesi söz konusu olduğundan, bu durumda hukuki olarak birebir aynı konumda bulunan her bir müvekkili için ayrı bir hüküm verilmesi mümkün olamayacağından aralarında ihtiyari değil mecburi dava arkadaşlığı olduğunu, müvekkilleri hissedarların taleplerinin aynı ve tek olup, tüm müvekkillerinin genel kurul iptal gerekçelerinin aynı bulunduğuna, bu taleplerini de yine tek vekil eliyle ve tek dilekçe ile mahkemeye sunduklarını, hiçbiri için farklı bir iptal gerekçesi sunulmadığını, müvekkilleri dışında dava konusu şirketin hissedarı olup genel kurula katılmayan veya genel kurula katılsa da muhalefet şerhini imzalamayan hissedarların, zaten müvekkilleri yanında feri müdahil olarak davaya dâhil olduklarını, her biri için ayrı ayrı harç yatırıldığını, mahkemece 24 müşterek müvekkilinden sadece birini (hangi gerekçeyle olduğu dahi anlaşılmaz biçimde, örneğin listede herhalde ilk sırada yer aldı diye ...'ü ) rastgele seçerek davacı kabul ettiğini, diğer müvekkillerinin davasının ise açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu hususta yapılan işlemin usulsüzlüğü bir yana bırakılsa bile, kabul anlamına  gelmemek kaydıyla 24 müşterek davacıdan sadece bir davacı hakkında davanın yürütülmesi kararı için bile mutlak suretle seçimin davacı taraf olarak kendilerine bildirilip, kendileri tarafından yapılması için süre verilmesi gerektiğini, bu husus dikkate alınmaksızın verilen kararın maksatlı biçimde usul, yasa ve mevcut gerçeklere aykırı olduğunu, mahkemece davanın esastan reddi ile ilgili gerekçesinde 24 davacı arasından rastgele seçtiği ...'ün örneğin özel denetçi tayini hususunda genel kurulda talebi bulunmadığı, tüm davacıların müştereken imzalamış oldukları dilekçede bu talep açıkça yer almasına rağmen, gerekçesi ile davasının reddedildiğini, oysa dava için yatırılmış harcın bir başka isme (örneğin ...'ye veya ...'a vd.) ait olduğu şeklinde bir varsayımda böyle bir gerekçenin geçersiz olacağını, gerekçenin haksız ve usulsüz olduğunu, genel kurula sunulan 0 bakiyeli bilanço ve gelir tablolarının gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıktığını, 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/19 Esas dosyasında açtıkları genel kurul kararlarının iptali davasının kabul edildiğini, davalı şirketin 13.10.2016 tarihli genel kurulunda alınan gündemin 2. maddesindeki tasfiye sonucu bilançosu ve kar/zarar hesaplarına dair tablonun onaylanmasına dair kararın, gündemin 4. maddesindeki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair kararın, gündemin 5. maddesindeki davalı şirketin ticaret sicil ve resmi kurumlardaki kayıtların terkin ve diğer işlemlerin yapılmasına dair yetki verilmesine dair kararın geçersiz olduğunun tesbiti ile iptaline karar verildiğini, bu genel kuruldan bir sonra yapılan huzurdaki dava konusu 09.05.2017 tarihli genel kurulda da, iptal edilen bilanço ve gelir tablolarının kapanış rakamları, yeni genel kurula sunulan 31.12.2016 tarihli bilançonun açılış rakamları olarak gösterildiğinden, ilk genel kurulun bilanço onaylanması maddesinin iptaline neden olan hatanın, aynen sonraki genel kurul için de devam ettiğini, huzurdaki davada ise mahkeme gerek bilanço, gerekse yönetim kurulu ibrası ile ilgili davacı hissedarların daha maddeler hakkında karar alınmadan muhalefetlerini bildirmeleri nedeniyle bu muhalefetin geçersiz olduğu iddiasına ve itirazlarında da belirttikleri gibi 24 davacı arasından rastgele (veya maksatlı olarak) seçilen ...'ün muhalefet dilekçesinde imzasının bulunmadığı, bilirkişinin de bu görüş belirttiği gerekçesine dayalı olarak ret kararı verildiğini, bu tespitler zaten hatalı olup, öncelikle yargılama sırasında bilirkişinin \"...bilanço ve gelir tablolarını bulamadığını...\" belirterek raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu bizzat itiraf ettiğini, davalı şirketin bir önceki 13.10.2016 tarihli genel kuruluna sunulmuş ve Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/19 Esas dosyasında incelenen genel kurul kararlarının iptali davasında iptal edilmiş olan bilanço ve gelir tabloları ile bilirkişilere sunulan 31.12.2016 tarihli bilanço ve gelir tablolarının muhasebe prensipleri gereğince \"...öncekinin kapanışı sonrakinin açılışıdır...\" şeklinde hazırlanmış olması nedeniyle sakat doğduğunun açıkça ortada olduğunu, mahkemenin bir taraftan bilanço ve gelir tablolarını göremediğini bildiren, diğer taraftan 31.12.2016 tarihli bilanço ve gelir tablolarını incelediğini beyan eden açık bir çelişki içindeki objektif dürüstlük kurallarına aykırı yorumlar içeren bilirkişi raporunu mesnet göstererek davayı reddetmesinin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, gerçeğe aykırı hazurun cetvelinin butlan nedeni olduğunu, davaya konu 09.05.2017 tarihli genel kurulun hazirun cetvelindeki usulsüz kayıtların yargılama sırasında bilirkişilerce açıkça belirlendiğini, bu belirlemenin yasa gereği genel kurulun yoklukla malul olmasını gerektirdiğini, mahkemenin ise bu somut bulguyu afaki ve yanlı bir yorumla oylama sonucunda önemi olmayacağı gibi bir değerlendirmeye bağlayarak bu yönden de davayı reddettiğini, yoklukla malul, batıl olan bir genel kurulda alınan kararların iptali gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; anonim şirkete 6102 Sayılı TTK'nun 438 vd. maddeleri gereğince özel denetçi atanması ve şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t6102 sayılı TTK'nun 438. maddesinde, her pay sahibinin pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu taktirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasının gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebileceğini, aynı kanunun 439. maddesinde ise, genel kurulunun özel denetim istemini reddetmesi halinde sermayenin en az onda birine halka açık anonim şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya payların itibarı değeri toplamı en az 1.000.000,00 TL olan pay sahiplerinin şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde üç ay içinde özen denetçi atanmasını isteyebilecekleri aynı yasanın 440/2. maddesinde ise, mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/12/2017 tarih 2016/8800 Esas 2017/7610 Karar sayılı ilamı). Kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, sayfa 247). <br>\tBu durumda, davacılar vekilinin özel denetçi tayini talebi hakkında verilen karara yönelik istinaf isteminin TTK'nun 440/2. maddesi gereği ilk derece mahkemesince verilen karar kesin olduğundan, HMK'nun 341. ve 352. maaddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tDavacılar vekilinin genel kurul kararının iptali talebi hakkında verilen hükme yönelik istinaf itirazları yönünden dosyanın incelenmesine gelindiğinde;<br>\tDava konusu 09/05/2017 tarihli davalı şirket genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, yargılama aşamasında hukukçu ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 10/08/2020 tarihli ön, 02/12/2020 tarihli ek rapor, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/19 Esas sayılı dosyasının Uyap üzerinden gelen sureti, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/470 Esas 2019/292 Karar sayılı karar sureti, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavalı şirket tasfiye memurları 09/04/2018 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, 26/03/2018 tarihli genel kurul kararı üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat ile şirketin terkin işleminin tamamlandığı, 03/04/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde terkinin ilan edildiği, davalı şirketin tüzel kişiliği ile buna bağlı olarak taraf ehliyetinin sona erdiği bildirilmiştir. <br>\tAnılan bildirim üzerine, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/470 Esas 2019/292 Karar sayılı dosyasında, davacı ... tarafından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan asıl dava, tasfiye memurları ... aleyhine açılan birleşen davada ... A.Ş'nin ihyasına karar verilmesinin talep edildiği, yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın kabulü ile davalı şirketin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/549 Esas ve Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/19 Esas sayılı dosyalarıyla ve tasfiyeyle sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak birleşen dosyada yer alan davalıların atanmasına karar verildiği, kararın 03/01/2020 tarihinde kesinleştiği, davalı şirketin ek tasfiyesine ilişkin kararın 11/02/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tYargılama aşamasında davalı alınan bilirkişi heyeti ön raporunda, eksik bilgi ve belgeler bildirilmiş, eksik belgelerin ikmalinden sonra alınan ek raporda, davalı şirketin şirket kayıtlarının bulunduğu bildirilen adrese gidildiğinde kayıtların olmadığının bildirildiği, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/19 Esas sayılı dosyasında da şirket pay defterinin bulunmadığının anlaşıldığı, her iki hazirun cetvelinde yer alan pay değişikliklerinin neden kaynaklandığı tespit edilememiş ise de, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının şirketin 100.000.000,00 TL itibari değeri bulunan hisselerden 99.997.890,07 TL'ye tekabül eden kısmını elinde tutması nedeniyle genel kurulda alınan kararlardaki karar yeter sayısını değiştirmeyeceğinden davacıların hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığı nedenle genel kurul kararının iptali talebi yönünden sonucu bir etkisi olmayacağı, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacıların genel kurulda alınan kararlara karşı usulüne uygun muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, kararların karar yeter sayısına uygun alındığı, yasanın emredici hükümlerine aykırı bir hususa rastlanmadığı, davacıların özel denetçi atanması talebinin davacıların TTK'nun 439. Maddesinde yer alan hisse koşulunu taşımaması nedeniyle yerinde olmadığı, 10.000.000.000 adet hisseden 9.999.689.870 payın Özelleştime İdaresi Başkanlığı, 99.137 payın Vakıflar Genel Müdürlüğü, 210.993 payın diğer gerçek ve tüzel kişilere ait olduğu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının payı karşısında diğer pay değişiklikleri karar yeter sayısını değiştirmeyeceğinden genel kurul kararının iptali talebi yönünden sonuca etkisinin olmayacağı, davacılarca alınan kararların iptali istenen 09/05/2017 tarihinde yapılan tasfiye sonu genel kurul toplantı tutanağında 2017 yılı olağan genel kurul toplantısı yazmaktaysa da genel kurul belgeleri arasında 09/05/2017 tarihli bir bilanço ve gelir tablosunun yer almadığı, inceleme sırasında taraflarına ibraz edilen yönetim kurulu faaliyet raporu içindeki bilançoların 31/12/2016 ve 31/12/2017 tarihlerini ihtiva ettiği, bu nedenle 09/05/2017 tarihli toplantıda müzakere edilerek kabul edilen gelir tablosu ve bilançonun içeriğinin tespit edilemediği, bir kısım azınlık ortaklar tarafından 1971-2002 yılları arasında yapılan 16 adet genel kurulda sermaye artırımları konusunda alınan kararların iptali istemli Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada davacıların dava tarihine kadar geçen 32 yıllık sürede davalı şirketin sermaye artırımından haberdar olmadıklarını ileri sürmelerinin hakkın kötü niyetli olarak kullanılması şeklinde değerlendirildiği, iptal davası açılması için hak düşürücü sürelerin geçtiği belirtilerek davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince onandığı, dolayısıyla davacıların hisse paylarının nominal değerlerinin değişmeyeceğinin değerlendirildiği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tAnkara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/19 Esas 2020/793 Karar sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı ... A.Ş aleyhine şirketin 13/10/2016 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul kararlarının iptali talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek gündemin 2. maddesinde alınan tasfiye sonucu bilançosu ve kar zarar hesaplarına dair karar ile 4. maddesinde alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair karar ve 5. maddesinde alınan davalı şirketin ticaret sicil ve resmi kurumlardaki kayıtlarının terkin ve diğer işlemlerin yapılmasına dair yetki verilmesi hakkındaki kararın geçersiz olduğunun tespitine, diğer kararlara yönelik talebin reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/991 Esas 2023/714 Karar sayılı kararıyla davacının dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalefetinin peşin muhalefet olduğu, genel kurul kararının iptali davası açamayacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4432 Esas 2024/7030 Karar sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına hükmedildiği görülmüştür. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sırasında tek harç yatırılarak davanın açıldığı, davacıların ayrı ayrı harç yatırması gerektiği davacılar vekiline ihtar edilmiş ise de, verilen kesin süre içerisinde davacılar tarafından ayrı ayrı harç ikmali gerçekleştirilmediğinden 22/02/2018 tarihli celsede verilen ara karar ile davacı ... dışındaki diğer davacılar hakkında dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı şirketin 09/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların geçersiz olduğunu, iptali gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davacı ... tarafından genel kurul kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>\tUyuşmazlık, davalı şirketin 09/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacılar vekilinin davacı ... dışındaki diğer davacılar tarafından açılan genel kurul kararının iptali davasının açılmamış sayılması hakkındaki karara yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, açılan işbu genel kurul kararının iptali davası, her bir davacı yönünden birbirinden bağımsız olup, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu durumda ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davacının dava dilekçesini ayrı ayrı harçlandırması gerekmektedir.  <br>\t Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece davacılar vekiline açılan davada her bir davacının ayrı ayrı harç yatırması gerektiği belirtilerek eksik harcın ikmali için kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde davacılar vekilince harç ikmali yapılmamıştır. <br>\tDava dilekçesi ekinde yer alan peşin harcın yatırıldığına ilişkin sayman mutemet alındısında davacı ...'ün ismi yer almaktadır. Bir başka anlatımla, işbu genel kurul kararının iptali davasında peşin harç yatıran davacı ...'dür. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece açılan işbu genel kurul kararının iptali davasında davalı şirket ortağı olan davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, her bir davacı yönünden ayrı ayrı peşin harçların yatırılması gerektiği, yatırılan tek peşin harcın davacı ... tarafından yatırıldığının sayman mutemet alındısından anlaşıldığı, verilen kesin süre içerisinde anılan davacı dışındaki diğer davacılar tarafından eksik peşin harcın ikmal edilmediği, Harçlar Kanununun 30-32 ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde eksik harcın ikmal edilmediği gözetilerek Harçlar Kanununun 30-32 ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca davacı ... dışındaki diğer davacılar tarafından açılan genel kurul kararının iptali davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavacılar vekilinin davacı ... tarafından açılan genel kurul kararının iptali davasında verilen ret kararına yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, TTK'nun 445. maddesi \"(1)446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" Anılan yasanın  446. maddesi \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c)Yönetim kurulu, d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\", 447. maddesi ise \"(1) Genel kurulun, özellikle; a)Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b)Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır.\", 418. maddesi \"(1)Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.\" hükümlerini içermektedir. <br>\tDava konusu genel kurul toplantı tarihi 09/05/2017 olup, işbu dava TTK'nun 445. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içesinde 08/08/2017 tarihinde açılmıştır. Davalı şirketin merkezi ve ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yerin Ankara olması nedeniyle ilk derece mahkemesi işbu davaya bakmak yönünden görevli ve kesin yetkilidir.<br>\t Dava konusu toplantı tutanağının içeriğine göre alınan kararlar yönünden yapılan incelemeye gelindiğinde, davalı şirketin 09/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 1. maddesi ile, ...'nın oy birliğiyle toplantı başkanı olarak seçilmesine, gündemin 2. maddesi ile şirket bilançosunun oy çokluğuyla kabulüne,  gündemin 3. maddesi ile tasfiye kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibrasına, gündemin 4. maddesi ile şirketin terkin işlemleri için gereken miktar ayrılarak kalan tasfiye bakiyesinin ortaklara hisseleri oranında dağıtılmasının oy çokluğuyla kabulüne, ... ve diğer ortaklar tarafından özel denetim hakkını kullanmak için verilen dilekçesinin oy çokluğuyla reddine, gündemin 5. maddesi ile toplantı kapanışına karar verilmiştir. <br>\tDavacı ..., davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısına katıldığı gibi, 99.996.898,70 TL değerindeki hisse sahibi Özelleştirme İdaresi Başkanlığının vekaleten, diğer bir kısım ortakların ise asaleten ve vekaleten katılımı ile toplam 99.997.890,07 TL değerindeki hisse vekaleten, 864,80 TL değerindeki hisse asaleten olmak üzere 99.998.754,87 TL değerindeki hisse katılımı ile toplantı gerçekleştirilmiştir.  <br>\tTTK'nun 418. maddesine göre, genel kurulların bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanmasının gerekmesi karşısında toplantı nisabı sağlandığından, nisap yönünden ana sözleşmeye ve yasaya bir aykırılık tespit edilememiştir. Toplantıda alınan kararlar yönünden olması gereken karar nisabı ise toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu yani yarıdan fazlasıyla verilmesi gerektiğinden karar nisabında da ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tDava konusu genel kurul toplantılarında alınan ve dava konusu olan kararların yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olması söz konusu olmadığından iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin usulüne uygun olarak tutanağa geçirilmesi zorunludur. 09/05/2017 tarihli genel kurul toplantısının gündemin 2, 3, 4. no'lu kararlara davacı ret oyu kullanmış ise de, her 3 madde yönünden de yazılı muhalefet şerhinde imzası bulunmadığı gibi, alınan karara oylama yapılmadan önce bir başka anlatımla karar alınmadan önce peşin muhalefet edildiğinden davacı ...'ün anılan maddeler yönünden usulüne uygun muhalefet şerhinin bulunduğu kabul edilemeyecektir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 2,3,4 maddeleriyle alınan kararlara usulüne uygun bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, genel kurul kararının iptali davasının özel dava şartının gerçekleşmediği gözetilerek anılan maddeler yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı şirketin dava konusu olan 09/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 1. maddesinde, toplantı başkanlığına ...'nın seçilmesine karar verilmiş, karar toplantıya katılanların oy birliği ile alınmıştır. Bu durumda, gündemin 1. maddesi ile alınan karar oy birliği ile alındığından, davacı olumlu oy kullandığı kararın iptalini talep edemeyecek olup, mahkemece anılan madde yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. <br>\tDava konusu 09/05/2017 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesi, toplantı kapanışına ilişkin olup, icrai nitelikte alınan bir karar niteliği bulunmadığından mahkemece bu madde yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi de isabetlidir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin özel denetçi tayini hakkında verilen karar kesin olup, davacılar vekilinin anılan karara karşı istinaf başvurusunun usulden reddi gerektiği, genel kurul kararının iptali talebi yönünden davacı ... tarafından açılan davanın reddi, diğer davacılar tarafından açılan davanın açılmamış sayılması yönündeki kararında ise bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin genel kurul kararının iptali talebi hakkında verilen karar yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin özel denetçi tayini hakkındaki hükme yönelik istinaf isteminin ilk derece mahkemesince verilen karar TTK'nun 440/2. maddesi uyarınca kesin olduğundan HMK'nun 341. ve 352. maaddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, <br>\t2-Davacılar vekilinin genel kurul kararının iptali talebi hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t3-Davacı ...'den alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın anılan davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tgenel kurul kararının iptali hakkında verilen karar yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere, özel denetçi tayini hakkında verilen karar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince TTK 440/2 maddesi gözetildiğinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fd1b079e3a28e6a","SID":"c49b550506176bea"}}