{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1562 - 2025/87<br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ              <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>ESAS NO\t      : 2024/1562 <br>KARAR NO\t: 2025/87<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 29/05/2024<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2022/597 E.-2024/341 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br><br>Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... İnşaat A.Ş.'nin ihraç ettiği ve diğer davalıların geri ödemesini garanti ettiği tahvilin 1.444.000,-USD nominal değerindeki kısmını iktisap ettiğini,<br>Tahvilin son ödeme tarihi 10.11.2015 olmasına rağmen tahvil bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davalılara ihtarname keşide edilerek müvekkiline ait tahvilin nominal karşılığının ödenmesinin istendiğini, garantörler tarafından cevap verilmediğini, ... İnşaat tarafından uyuşmazlığın yabancı hukuka tabi olduğu ve müvekkilinin şirket kayıtlarında alacaklı olarak görülmediği gibi alacak talep yetkisinin de olmadığı hususlarının bildirildiğini, <br>Daha sonra İstanbul 35. İcra Dairesinin 2022/17921 sayılı dosyası ile davalılar aleyhine alacağın ve işlemiş faizinin tahsili için iflas yoluyla takıp başlatıldığını, davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini, <br>Davalı ... İnşaat AŞ'nin tahvil ihraç ettiği hususunu gerek cevabi ihtarnamesinde gerek takibe itiraz dilekçesinde ikrar ettiğini, müvekkiline faiz ödemek ve ana parayı iade etmek yükümlülüğünün davalı ... İnşaat AŞ'ye ve garantör diğer davalılara ait olduğunu, <br>Uyuşmazlığın çözümünün 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine tâbi olduğunu, davalıların Tahvil Sözleşmesi uyarınca yetkili mahkemelerin İngiliz Mahkemeleri olduğu yönündeki itirazlarına itibar edilemeyeceğini, Türk iflas hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olması ve İİK'nın 154/3. maddesindeki iflas davalarında yalnızca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin düzenleme nedeniyle Türk Mahkemelerinin kesin yetkili olduğunu, buna göre İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, <br>Müvekkilinin davalı ... İnşaat AŞ'nin ihraç ettiği, diğer davalıların da garanti ettiği tahvile sahip olduğunun ...'nin yazısı ile ispatlandığını, kaldı ki davalıların itiraz dilekçelerinde müvekkilinin münferiden talepte bulunmasının mümkün olmadığını belirterek dolaylı yoldan müvekkilinin tahvil alacaklısı olduğunu ikrar ettiklerini, <br>Müvekkilinin alacağının dayanağının tahvil ihraç eden davalı ... İnşaat AŞ ile kurulmuş Tahvil Sözleşmesi olduğunu, davalıların 10.11.2015 tarihinde temerrüde düştükleri gözetildiğinde 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin henüz dolmadığını, <br>İleri sürerek İİK'nın 154 ve devamı maddeleri çerçevesinde davalıların itirazlarının kaldırılmasına ve iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; Türkiye'de kurulu bir şirketin iflasına karar verilmesinin Türk Mahkemelerinin kesin yetkisinde olduğu ve davanın iflasa ilişkin kısmında Türk Hukukunda yer alan iflas hükümlerinin uygulanacağı konusunda bir ihtilaf olmadığını, ancak itirazlarının davanın \"itirazın kaldırılmasına\" yönelik kısmına ilişkin olduğunu, <br>Müvekkillerinden ... İnşaat AŞ'nin 10.11.2010 tarihli Tahvil Sözleşmesi ve ekleri ile Lüksemburg'da tahvil ihraç ettiğini, Tahvil Sözleşmesinin taraflarının tahvil bedellerini toplayan yabancı bankalar ve finans şirketleri ile yetkili hamil olan tahvil sahibi yabancı bankalar olduğunu, sözleşmenin diğer taraflarının tahviller konusunda talepte bulunmaya yetkili yediemin ... (Londra) Limited Şirketi, yine yabancı kuruluşlar olan ödeme temsilcileri ve alım satıma yetkili yabancı aracılar olduğunu,<br>Yatırımcıların ancak Tahvil Sözleşmesi şartlarını kabul etmek sureti ile tahvile yatırım yapabildiklerini, Tahvil Sözleşmesi hüküm ve şartlarının tahvile derç edildiğini, tahvillerin yurt dışında ihraç edildiğini, Türkiye'de satışa sunulmadıklarını, ödeme yerinin Türkiye olmadığını, ödeme aracısı olarak hareket eden sözleşme tarafının da yurt dışında kurulu bir şirket olduğunu, Tahvillerin davacının iddiasının aksine Türk sermaye piyasası mevzuatına tâbi olmadığını, SPK tarafından tahvilin kendi yetki alanı içinde olmadığının ifade edildiğini, davacının Tahvil Sözleşmesinin hüküm ve şartları ile bağlı olması için sözleşmenin tarafı olarak yer almasının veya imzasının bulunmasının gerekmediğini, Tahvil Sözleşmesine göre İngiliz hukuku ve İngiliz/Londra mahkemelerinin yetkili olduğunu, <br>Keza yabancılık unsuru bulunan bir ilişkide \"Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuk\" seçiminin, münhasıran 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'a ve özellikle bu Kanun'un 24. maddesine tâbi olduğunu, tarafların bağlı olduğu sözleşme ile seçilen hukukun İngiliz hukuku olduğunu, buna göre alacağın tespiti bakımından seçilen hukukun İngiliz hukuku olduğunu,<br>Mahkemenin yetkisi bakımından HMK değil, MÖHUK'nun 47. maddesinin uygulanması gerektiğini, Tahvil Sözleşmesi tadil edilerek İngiliz mahkemeleri yetkisi ve İngiliz hukuku kabul edildikten sonra Tahvillere ilişkin olarak yapılan işlemlerin, İngiliz Şirketler Kanunu'nun 26. Kısmı (Companies Act, Part 26) kapsamında yetkili mahkeme olan Londra'da bulunan Yüksek Mahkeme bünyesinde Şansölye Bölümü Şirketler Mahkemesinin izni doğrultusunda gerçekleştirildiğini ve bu mahkemenin Tahvillerle ilgili yetkisini kabul ettiğini, <br>Bu durumda davacının öncelikle alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, alacağın tespiti yönünden Tahvil Sözleşmesinin 12.05. maddesi uyarınca İngiliz Mahkemelerinden, İngiliz hukukuna göre mahkeme kararı alması, bu kararın Türk Mahkemelerince tenfiz edilmesi gerektiğini, her ne kadar iflas davalarında Türk Mahkemelerinin yetkisi kesin ise de, davacı tarafın tahvil alacağının kanıtlanması bakımından Türk Mahkemelerinin kesin yetkisi bulunmadığını (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 21.01.2013 tarih ve 2012/4732 E., 2013/255 K.),<br>Dava konusu alacağın ispatına yönelik kısmı İngiliz Hukukuna tabi olup, kabul anlamına gelmemek üzere iddia edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, İngiliz Zamanaşımı Kanunu'nun (Limitation Act, 1980; bkz. https://www.....gov.uk/ukpga/ 1980/58) 5. maddesine göre sözleşmelerden doğan zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğunu, vadesi 10.11.2015 olan alacağın zaman aşımı süresinin 10.11.2021 tarihinde dolduğunu, <br>Yine kabul anlamına gelmemek üzere, faize ilişkin alacak iddiası yönünden TBK'nın 147/1. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu ve 10.11.2020 tarihinde dolduğunu, <br>Tahvil ihraçlarında, tahvil sahiplerinin birbirlerine karşı haklarının korunması ve borçlunun mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi amacıyla, tahvil sözleşmeleri ve tahvillere ilişkin olarak talep haklarının sınırlı kişilere tanındığını, tahviller konusunda işlem yapma yetkisinin Tahvil Sözleşmesinin tarafları ve yetkilendirilen yabancı finans kuruluşları olduğunu, davacı tarafından sunulan delillerde hak sahipliği ve talebin Tahvil Sözleşmesi ve eklerine uygun olduğunu gösterir herhangi bir bilgi bulunmadığı gibi davacının dava açma hakkı bulunduğu ve hukuki nedeni ile ilgili delil de sunulmadığını, Tahvil Sözleşmesinin 6.03 maddesi uyarınca Tahvil Sözleşmesinin tarafı olan yedieminin tahviller konusunda hukuki yollara başvurma yetkisinin bulunduğunu, davacının tahvile ilişkin talepte bulunma ve işlem yapma yetkisini haiz şirketlere başvurması gerektiğini, <br>Ayrıca müvekkilleri ... Holding AŞ ve ... Elektromanyetik San. ve Tic. AŞ'nin tahvil ihraç eden şirketler olmadığını, ... şirketinin Tahvil Sözleşmesini imzalamış olmakla birlikte sorumluluğunun şartları ve miktarı hususunda açıklama yapılmadığını, iddianın ispatlanamadığını, ayrıca sorumluluğu kapsamında uygulanacak hukukun da İngiliz hukuku olduğunu, <br>Müvekkili ... Holding AŞ'nin taraf olmadığını, davanın anılan davalıya neye istinaden yönlendirildiğinin anlaşılamadığını, <br>İngiliz hukuku uyarınca tahvilin maliki ve aynı zamanda hamili (...) yabancı kurumlar olup tahvil satın alan kişilerin (...) tahvil üzerinde ilişkili olduğu taraflar nezdinde faydalanma hakkı kazandıklarını, davacının tahvili satın almış ve elinde bulunduruyor olduğu düşünülse dahi davacının tahvilin maliki ve hamili olmadığını, <br>Davacının alacak iddiasını dayandırdığı belgenin, ... İnşaat AŞ'nin sözleşmesel bir ilişkisinin bulunmadığı Tahvil Sözleşmesi'nin tarafı olmayan kurumlara ait olduğunu, bu belgelerin borcun varlığını ve davacının hak sahipliğini göstermediğini, bu tahvilleri takip başlattıktan sonra veya iş bu davanın herhangi bir aşamasında elden çıkarıp çıkarmadığının dahi tespit edilemediğini, bu hususların Türk Hukuku altında tespitinin de mümkün olmadığını, <br>Ne davacıya gönderilen ihtarnamede ne de icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde davacının alacaklı olduğunun kabulüne yönelik bir beyan bulunduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, alacak iddiasının dayandırıldığı ...'den edinildiği ifade edilen adi nitelikli belge nüshalarının adi yazılı belge niteliğinde olduğunu, alacağın varlığını ve davacının davaya konu tahvilin yetkili hamili ve talep yetkisini haiz olduğunu ispata yeterli olmadığını, <br>Savunarak, davanın itirazın kaldırılması ilişkin kısmı yönünden İngiliz Hukuku uygulanması gerektiğinden itiraz ettiklerini, zaman aşımı def'ini ileri sürdüklerini, itirazın kaldırılması istemi yönünden İngiliz/Londra Mahkemeleri yetkili olduğundan Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, dava açma yetkisi olmayan davacının husumet ehliyetine itiraz ettiklerini, müvekkili ... Holding A.Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"...Davalı ... İnşaat A.Ş. tarafından 10/11/2011 tarihli tahvil sözleşmesine göre davalının tahvillerinin Lüksemburg'da ihraç edildiği, tahvil sözleşmesini diğer davalı ... Elektromekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin garantör olarak imzalandığı anlaşılmıştır.<br>......Uyuşmazlığa konu tahvilin yurt dışında ihraç edilmiş olması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, bu nedenle 5718 sayılı kanunun uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>...Davalılarca İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün 2022/17921 Esas sayılı dosyasına sundukları itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiştir. Ancak yetkili icra müdürlüğü belirtilmemiş, yetki itirazının gerekçesi olarak İngiliz mahkemelerinin yetkili olması gösterilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154/1 maddesine göre iflas yoluyla takipte yetkili merci borçlunun merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir. Söz konusu yetki kesin yetki değildir. Bu nedenle ancak usulüne uygun olarak yapılmış yetki itirazı halinde dikkate alınır. Davalılar tarafından yapılan yetki itirazında yetkili icra müdürlüğü olan Ankara İcra Müdürlükleri gösterilmediğinden yetki itirazının usulüne uygun olarak yapılmadığı kabul edilmiş ve buna ilişkin itirazın reddine karar verilmiştir.<br>Davalılar ayrıca tahvil sözleşmesi gereğince İngiliz mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle mahkememizin yetkisine de itiraz etmişlerdir.<br>İİK'nın 154/3 maddesinde; \"Borçlu ile alacaklı yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesi dahi iflas takibi için yetkili sayılır. Şu kadar ki, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır\" ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 47. maddesinde; \"Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler.\" hükmü bulunmaktadır.<br>Anılan hükümler gereğince iflas davasında borçlunun muamele merkezinin kesin yetkili olduğu ve iflas davasındaki yetkinin münhasır yetki olduğu, bu nedenle yetki sözleşmesinin yapılamayacağı dikkate alınarak borçluların muamele merkezinin bulunduğu yerdeki mahkememizde dava açılmış olması nedeniyle mahkememizin yetkili olduğu kanaatine varılmakla, mahkemenin yetkisine yönelik itiraz da yerinde görülmemiştir.<br>Davalılar ayrıca cevap dilekçesi ile zaman aşımı definde bulunmuşlardır. İcra ve iflas işlemlerinin devletin egemenlik hakkına ilişkin olması nedeniyle yabancılık unsuru taşısa dahi Türk mahkemelerinde açılan iflas davalarında doğrudan Türk Hukuku uygulanır. İflasa tabi kişiler, iflas sebepleri, iflas yargılama usulü ve tasfiyesi Türk Hukuku'na tabidir. Ancak, somut davada olduğu gibi iflas sebebi olarak gösterilen maddi hukuka ilişkin alacağın varlığı, hukuki işlemin esasına uygulanan hukuka göre belirlenir. Tahvil sözleşmesinde yetkili hukuk İngiliz hukuku olarak belirlendiğinden, alacağının varlığının da tahvil sözleşmesi ve İngiliz hukukuna göre belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda zaman aşımın da alacağın varlığı ve sona ermesine ilişkin olduğundan, 5718 sayılı kanunun 8. maddesi gereğince alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığının İngiliz hukukuna göre değerlendirilmesi gerekir.<br>Dosyaya sunulan İngiliz Zaman Aşımı Kanunu 5. maddesinde, adi sözleşmeye dayanan davalar dava sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıllık zaman aşımına tabi tutulmuştur. 8. maddesinde ise hususiyete ilişkin davalarda dava sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren 12 yıl geçtikten sonra davanın açılamayacağı kabul edilmiştir.<br>5718 sayılı kanunun 2. maddesine göre, hakim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hakim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir.<br>Anılan hüküm gereğince İngiliz Zaman Aşımı Kanunu hükümleri mahkememizce resen uygulanmış, tahvil sözleşmesinin özellik arz eden nitelikte olduğu kanaatiyle Zaman Aşımı Kanunu 8. maddesi kapsamında 12 yıllık zaman aşımına tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle alacağın zaman aşımına uğramadığı kabul edilmiştir...<br>Her ne kadar davalı ... Holding A.Ş. aleyhine de dava açılmış ise de, davalının tahvil sözleşmesinin tarafı olmadığı, sözleşmede imzasının bulunmadığı, bu nedenle ihraç edilen tahvil bedellerinin ödenmesinden sorumlu olmadığı kanaatine varılmakla, ... Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>...Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/69 Esas sayılı dosyasında açılan emsal davada verilen kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onanmış olması nedeniyle, davacı tarafça sunulan kupon ödemeleri ve kaydi olarak tahvillerin tutulduğuna ilişkin ... belgelerinin hak sahipliğinin ispatı için yeterli olmadığı, davalı tarafça ihraç edilen tahvillere hak sahipliğinin ancak kayıt tutmakla görevli kuruluş ... tarafından düzenlenmiş geçerli belge ile ispat edilebileceği, mevcut dosya kapsamında bu nitelikte ispat edici belgenin davacı tarafça sunulmadığı, bu nedenle davacının hak sahipliğini ispat edemediği, iflas talebinde haksız olduğu kanaatine varılmakla, itirazın kaldırılmasına ilişkin ara karardan dönülerek\" gerekçesiyle, davalı ... Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince  ... Holding AŞ'nin Tahvil Sözleşmesinde imzası bulunmadığı gerekçesiyle hakkındaki davanın husumet yönünden; Tahvil sahipliğinin ancak Kayıt Tutmakla Görevli Kuruluş \"Registrar\" olan ... tarafından düzenlenmiş geçerli belge ile ispat edilebildiği ve davacı tarafından bu belgenin sunulmadığı gerekçesiyle diğer davalılar bakımından davanın esastan reddine karar verildiğini, <br>Bizzat ...'den alınan resmi yazıda, kayıt tutmakla görevli kuruluş olarak tahvil hak sahipliği ile ilgili belge düzenleme yetkilerinin olmadığının belirtildiğini, yani İlk derece Mahkemesince hiç bir zaman var olmamış ve var olması da mümkün olmayan bir belge ile müvekkilinin hak sahipliğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle haksız ve hukuka aykırı olarak davayı reddettiğini, <br>Tahvil hak sahipliğinin sadece Kayıt Tutmakla Görevli Kuruluş \"Registrar\" olan ... tarafından teyit edilebileceği yönündeki iddia ve tespitlerin hatalı olduğuna dair davaya konu tahvillerin Yediemini (Trust) olan Londra merkezli ... (London) Limited Şirketinden yazı alındığını, yazıda ayrıca tahvil hak sahiplerinin kimliklerinin müşterileri oldukları aracı/saklama kuruluşları tarafından teyit edildiğinin de belirtildiğini, somut uyuşmazlık bakımından söz konusu aracı/saklama kuruluşu, ... olup bu aracı kurum tarafından düzenlenen portföy dökümünün noter tasdikli tercümesinin dosyaya sunulmuş olduğunu, bilirkişi raporlarında da müvekkili tarafından sunulan belgelerin yeterli olduğunun teyit edildiğini, yargılamanın devamında da tahvilleri hala elinde bulundurduğunun ispatı bakımından Bankadan alınmış, Lübnan Konsolosluğu ve sonrasında noterden de onaylanmış versiyonlarının sunulduğunu, <br>Bu belgeler müvekkilinin hak sahipliğinin ispatı için yeterli olmasına rağmen 20.11.2014 tarihinde ... İnşaat açıklamasıyla Tahvil Sözleşmesine konu faiz gelirini, diğer bir deyişle kupon ödemelerini de elde ettiğini, müvekkili tahvile sahip değilken tahvile konu faiz gelirini elde edebilmesi düşünülemeyeceğinden uyuşmazlığa konu tahvillere sahip olmadığına yönelik karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilaveten virman dökümlerinin de sunulduğunu, <br>Davalıların sadece müvekkilinin iddiasını kanıtlamak için yeterli belge sunmadığını (aksi yukarıda izah edilmiştir) belirtiğini, borcun ödendiğini veya alacaklı olunmadığını iddia etmediğini, kaldı ki davalı ... İnşaat AŞ Genel Müdür Vekili ... tarafından iletilen elektronik posta yazışmalarında ödeme yapılmadığının ikrar edildiğini,<br>Sundukları hukuki mütalaada da \"Tahvil Sözleşmesi Madde 2.02 hükmü başta olmak üzere, Tahvil Sözleşmesi ve İzahname hükümlerine ilişkin pek çok tercüme hatası içeren ve bu tercüme hatası neticesinde, dava konusu ... İnşaat Tahvil İhracı kapsamında kaydi formda elde tutulan, işlem gören ve izlenen kaydi tahvil alım-satımı yapan Yatırımcıların bu tahvillere ilişkin “Kaydi Menfaat Hakları”na ilişkin hak sahipliğinin ispatı için, Tahvil Sözleşmesi ve İzahname hükümleri kapsamında hiçbir surette aranmayan Kayıt Kuruluşu tarafından doğrulanmış bir belge alınması şartını getiren Ankara 1. ATM Bilirkişi Raporu ve söz konusu Bilirkişi Raporu’nu gerekçe gösteren Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/650 Karar sayılı kararı ile aynı gerekçe ile bu kararın ONANMASINA ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/608 Karar sayılı kararları Tahvil Sözleşmesi ve İzahname hükümlerine tamamen aykırı olduğundan, kanaatimizce hukuka aykırıdır.\" görüşünün bildirildiğini, <br>İlk Derece Mahkemesi tarafından emsal olarak değerlendirilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 gün ve 2024/101 E. 2024/608 K. sayılı kararının Türk Hukuk sisteminde \"nadir\" olarak değerlendirilebilecek bir hızda verildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı 12.09.2023 tarihinde istinaf yoluna başvurulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 22.11.2023 tarihinde yani iki ay içinde, konusu uluslararası tahvillere ilişkin olan ve özel uzmanlık isteyen dosyanın incelendiğini ve karar verildiğini, daha sonra davacı tarafından bir ay sonra yani 20.12.2023 tarihinde temyiz başvurusu yapıldiğini, Yargıtay tarafından da yine iki ay içinde 13.02.2024 tarihinde karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bahsi geçen Yargıtay kararının sadece takdiri delil niteliğini haiz olduğunu, kesin delil ya da kesin hüküm niteliğinde olmadığını, anılan dava ile iş bu davadaki ispat araçları ile durumun koşulları farklı olduğundan emsal niteliğinde de olmadığını, <br>Kabul anlamına gelmemek üzere hak sahipliğinin gerekçeli kararda belirtilen usul ile ispatlaması gerektiği kabul edilse bile; müvekkilinin söz konusu Tahvil Sözleşmesinin tarafı olmadığından hak sahipliğini her türlü delille kanıtlayabileceğini ve sözleşme hükmü  hak sahipliğinin ispatını fevkalade güçleştirdiğinden HMK madde 193 gereği geçersiz sayılacağını, <br>Davalı ... Holding AŞ'nin 31.10.2016 tarihinde \"Garantör\" olduğunu, davalı şirketlerce bu hususun ikrar edildiğini, İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak ... Holding AŞ'nin Tahvil Sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğine karar verildiğini, davalı şirketler tarafından ihraç edilen  tahvillerin (...) Lüksemburg Borsasında işlem gördüğünü, 2010 yılı ile 2016 yılları arasında bu tahvillere ilişkin bütün duyuruların Lüksemburg Borsasının internet sitesinde yer aldığını, aynı bildirim ve duyuruların ... Holdingin internet sitesinde de yer aldığını, Tahvil bedellerinin yeniden yapılandırılmasının en önemli teminatını ... Holding AŞ'nin \"Garantör\" sıfatı ile tahvil bedellerinin ödenmesini garanti etmesi ve ayrıca ... Holding AŞ'ye ait İstanbul, Beykoz-Çubuklu'daki arazinin teminat gösterilmesinin teşkil ettiğini, davalılar tarafından yatırımcılara yapılan yeniden yapılandırma bildirimlerinde Tahvil Sözleşmesinin (Indenture) tadil edildiği ve ... Holding AŞ'nin \"Garantör\" olduğunun duyurulduğunu ve ikrar edildiğini, bu nedenlerle ... Holding AŞ'ye de husumet yöneltilebileceğini,<br>Belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davalı şirketlerin iflasına karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>I-Dava, İİK'nın 156/3. maddesi uyarınca itirazın kaldırılması ve iflas istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamından; <br>Davalılardan ... İnşaat A.Ş. (Şirket) ile Yediemin olarak ..., Asli Ödeme Temsilcisi olarak ... ..., Ödeme Temsilcisi, Kayıt Tutmakla Görevli Kuruluş ve Alım Temsilcisi olarak ... arasında 10.11.2010 tarihli \"TAHVİL SÖZLEŞMESİ\" imzalandığı, Sözleşmenin 2.01 maddesinin ikinci bendinde, \"Tahvillerde yer alan hüküm ve şartlar işbu Tahvil Sözleşmesi'nin parçası haline getirilmiştir ve Şirket, Garantörler ve Yediemin, bu Tahvil Sözleşmesi'nin imzası ve teslimi ile açıkça bu hüküm ve şartları ve bunlarla bağlı olmayı kabul ederler. Ancak, herhangi bir Tahvil'in herhangi bir hükmünün bu Tahvil Sözleşmesi'nin açık hükümlerinden biri ile çelişmesi halinde, Tahvil Sözleşmesi hükümleri geçerli olur ve uygulanır.\" düzenlemesinin bulunduğu, 12.05. maddesinde Tahvil  Sözleşmesinden, Tahvillerden ve Tahvil Garantilerinden doğan dava, eylem ve işlemin New York Eyaleti, New York Şehri, Manhattan Bölgesi'nde kurulu ABD federal ya da eyalet mahkemesinde görüleceğinin kararlaştırıldığı, 12.07. maddesinde de, \"Başka bir yargı çevresinin hukukunun uygulanması mecburi olmadıkça; bu Tahvil Sözleşmesi, Tahvil ve Tahvil garantilerine geçerli kanunlar ihtilafı ilkeleri uygulanmaksızın New York Eyaletinin İç Hukuku uygulanır.\"  düzenlemesinin bulunduğu, <br>Tahvilin arka yüzünde; 4. maddede; \"Şirket; Tahviller'i Şirket, Garantörler, Yediemin, Asli Ödeme Temsilcisi olarak ... ... ve Ödeme Temsilcisi, Kayıt Tutmakla Görevli Kuruluş ve Alım Temsilcisi olarak ... arasında 10 Kasım 2020 tarihli Tahvil Sözleşmesi altında ihraç etmiştir. Tahvil hükümleri, Tahvil Sözleşmesi hükümlerini içerir. Tahviller, bu hükümlerin tamamına tabi olup, Tahvil Sahipleri bu hükümlerin beyanı için Tahvil Sözleşmesi'ne yönlendirilmektedir. Bu Tahvil'in herhangi bir hükmünün Tahvil Sözleşmesi'nin açık herhangi bir hükmü ile çelişmesi halinde, Tahvil Sözleşmesi hükümleri uygulanacak ve Tahvil Sözleşmesi hükümleri hakim olacaktır. Tahviller, Şirketin teminatsız yükümlülüğüdür.\" açıklamasının ve son olarak da \"Şirket yazılı talep üzerine Tahvil Sözleşmesi'nin bir kopyasını ücretsiz olarak herhangi bir tahvil sahibine verecektir.\" açıklamasının bulunacağının kararlaştırıldığı,<br>Yine yediemin dışındaki aynı taraflar ve yedieminin istifası nedeniyle Halef Yediemin olarak ... ...  arasında dava konusu 2015 yılında vadesi gelecek %9,50 ödeme önceliğine sahip tahviller için 16.09.2015 tarihli 10.11.2010 tarihli Tahvil Sözleşmesine Ek Tahvil Sözleşmesi imzalandığı, uygulanacak hukuk ve yargı yetkisi yönünden herhangi bir değişiklik yapılmadığı, <br>Şirket olarak ... İnşaat AŞ, görevden ayrılan yediemin olarak ..., ..., yerine geçen yeni yediemin olarak ... (Londra) Limited, Asli Ödeme Temsilcisi ve Alım Satım Temsilcisi olarak ..., .... ... ve kayıt tutmakla görevli kuruluş olarak ... arasında, 30.09.2015 tarihinde USD 200.000.000 %9,50 Faizli 2015 Vadeli Ödeme Önceliğine Sahip Tahvillere İlişkin 10.11.2020 tarihli Tahvil Sözleşmesine Ek Tahvil Sözleşmesi imzalandığı, Ek Tahvil Sözleşmesi ile İlk Tahvil Sözleşmesinin yargı yetkisi ile ilgili 12.05. maddesi değiştirilerek İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, yine Uygulanacak Hukuk başlıklı 12.07. maddesi değiştirilerek İngiliz hukukunun uygulanacağının düzenlendiği,<br>Anlaşılmıştır. <br>İflas davalarında öncelikle davacının alacaklı olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. İtirazın kaldırılması ve iflas davaları öncelikle davacının alacaklı, davalının ise borçlu olduğuna ilişkin bir maddi hukuk yargılamasını, sonrasında şartların mevcudiyeti halinde borçlu-davalının iflasına karar verilen davalardandır. İİK'nın 154/son maddesindeki iflas kararının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu ticaret mahkemesinde açılacağına ilişkin kesin yetki kuralı, alacağın tespiti aşamasına ilişkin olmayıp, iflas kararı verilmesi konusundaki devlet egemenliği ilkesi açısından hüküm ifade eder (Yargıtay 23. HD 21.01.2013 gün ve 2012/4732 E., 2013/255 K., 28.06.2013 gün ve 2013/4113 E., 2013/4498 K., 06.12.2013 gün ve 2013/6122 E., 2013/7788 K., 14.11.2013 gün ve 2013/4914 E., 2013/7094 K., 02.11.2015 gün ve 2014/9602 E., 2015/6987 K., 26.01.2016 gün ve 2014/5858 E., 2016/389 K. 29.04.2016 gün ve 2015/397 E., 2016/2509 K., 01.11.2016 gün ve  2015/7322 E., 2016/4833 K., 22.03.2017 gün ve  2015/7207 E., 2017/892 K., 22.03.2017 tarih ve 2015/8813 E., 2017/893 K., 29.11.2018 tarih ve  2016/5765 E., 2018/5560 K.,  04.03.2019 gün ve 2018/1512 E., 2019/796 K., 30.09.2019 gün ve 2017/1587 E., 2019/3925 K.,Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 gün ve 2024/2828 E., 2024/3457 K. sayılı kararları da bu yöndedir.) <br>Davalı Şirket ile dava dışı yediemin, asli ödeme temsilcisi ve alım satım temsilcisi arasında imzalanan 30.09.2015 tarihli Ek Tahvil Sözleşmesinde dava konusu tahvillerle ilgili dava, hukuki eylem veya hukuki işlemi incelemeye ve çözümlemeye İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğu ve İngiliz hukukunun uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere tahvillerin arka yüzündeki; tahvil hükümlerinin Tahvil Sözleşmesi hükümlerini içereceği, tahvillerin bu hükümlerin tamamına tabi olduğu ve tahvil sahiplerinin bu hükümlerin beyanı için Tahvil Sözleşmesine yönlendirileceği düzenlemesi nedeniyle Tahvil Sözleşmesi ve Ek Tahvil Sözleşmelerinin uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme yönünden tahvil sahipleri için de, bu arada davacı için de bağlayıcı olacağının kabulü gerekir. <br>Somut olayda davacı taraf, alacağının esasına ilişkin olarak İngiliz Mahkemelerinden aldığı bir karar olmaksızın doğrudan iflas yolu ile icra takibi başlatmış, davalı da gerek icra takibine itirazında, gerekse cevap dilekçesinde yargı yeri itirazını ileri sürmüştür. <br>Bu durumda davacı tarafça, öncelikle Ek Tahvil Sözleşmesindeki yargı yerinde alacağının varlığını ispatlayacak bir karar alınması ve bu karara dayanılarak Türkiye'de borçlu aleyhine iflas yolu ile takip yapılması ve/veya iflas davası açılması gerekirken, taraflar arasındaki yetkili yargı yeri ve hukuk seçimini ortadan kaldıracak şekilde iflas takibi yapılması ve buna dayanarak iflas davası açılması doğru olmamıştır. <br>Her ne kadar; başka bir davacı tarafından (...), davalı  ... İnşaat A.Ş. aleyhine benzer nitelikteki iddialarla itirazın kaldırılması ve iflas davası açılmış, mahkemece davacının tahvil sahipliğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin 22.11.2023 tarih ve 2023/2066 E., 2023/1884 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 gün ve 2024/101 E., 2024/608 K. sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verilmiş ve İlk derece Mahkemesince de bu kararlara dayalı olarak iş bu davanın reddine karar verilmiş ise de, gerek Dairemiz kararının, gerekse Yargıtay 6. Hukuk Dairesi kararının, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin benzer nitelikteki yukarıda belirtilen onlarca kararı ile çeliştiği değerlendirilmiştir.<br>Buna göre Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen, aynı Kanunun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince; İlk derece Mahkemesi kararını gerekçe yönünden düzelterek, davacı tarafça Ek Tahvil Sözleşmesi hükümleri ile yetkili kabul edilen İngiliz  Mahkemelerinde, İngiliz hukukuna göre alacağının varlığını ispatlayacak karar almadan iflas yolu ile takip yapılması ve itiraz üzerine iş bu itirazın kaldırılması ve iflas davası açmasının doğru olmadığı gerekçesiyle tüm davalılar yönünden davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>II-Dairemiz kararının niteliğine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen, aynı Kanunun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.05.2024 tarih ve 2022/597 E., 2024/341 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>\tBuna göre; <br>\"1-  Davanın REDDİNE,<br>2- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 534,70 TL.'nin davacıdan alınarak HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,<br>3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3) maddesi uyarınca 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,<br>5- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,<br>\"<br><br>II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, <br>III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, <br>\tIV-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,     <br>29.01.2025 tarihinde, İİK'nın 164/(2). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, OYÇOKLUĞU İLE karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  29/01/2025\t\t\t\t<br>    <br>Başkan <br>(Muhalif)<br>Üye<br> e-imza<br>Üye<br> e-imza<br>Katip <br>e-imza <br>        <br><br><br>KARŞI OY YAZISI <br><br>İflas davaları kamu düzenine ilişkin sonuçlar doğuran ve şirketin iflasına karar verilmesi durumunda tüm alacaklıları ilgilendiren nitelikli bir dava olup egemenlik ilkesinin doğrudan uygulandığı hukuk alanlarından biridir. Bu bağlamda iflas yoluyla adi takip, buna yönelik itirazın kaldırılması ve nihayet mahkemeye yöneltilen iflas talebi birbirini izleyen işlemlerden oluşan bir bütündür ve bu aşamaların parçalara ayrılmaması gerekir.<br>Öte yandan iflas yoluyla takipte itirazın kaldırılması aşamasının tahkimde çözülmesi gerektiğinin kabulü halinde, elde edilecek hakem kararının tekrar iflas talebi ile mahkemeye sunulması, bir diğer ifade ile yeniden iflas isteminde bulunulması gerekecektir ki, bu da  usul ekonomisine aykırıdır (Bkz. Ekşi, Nuray: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda Tahkim, 2. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2019, s. 110). <br>İİK'nun 154 ve devamı maddelerinde alacağın tespiti için öncelikle tahkime gidilebileceği yönünde bir düzenleme mevcut değildir. İİK'nun 155'inci maddesinde ise iflas yoluyla takipte borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerekse kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığı yönünde itiraz edebileceği belirtilmiş olup anılan madde hükmünde tahkim şartının varlığı ayrıca itiraz nedeni olarak düzenlenmemiştir. <br>Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılmakta olup tahkim bu durumun istisnası ise de hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye başvuran tarafın alacağına bir an önce kavuşmak için iflas yoluyla takip talebinde bulunması ve takibe itiraz üzerine mahkemede dava açma yolunu seçmesi halinde sözleşmedeki tahkim şartının öne sürülmesi iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemez. <br>İflas davalarının basit usule tabi olduğu da gözetilerek yargılamanın bir an evvel, en az gider ve emekle sonuçlandırılması hususu gözden kaçırılmamalıdır. <br>Açıklamaya çalıştığım nedenlerle yargılama sürecini uzatacak, kamu düzeninden sayılan iflas davasının Türk hukukunun egemenlik sahasından çıkartacak bir uygulamanın hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu kanısındayım. <br>Bu gerekçe ile saygıdeğer çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum. <br><br><br>\t\t\t\t\tBaşkan <br>\t\t\t\t\t    e-imza<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ca5bcb81c0e1460","SID":"09b019879c35fb55"}}