{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/2260 <br>KARAR NO:2025/183<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2021/153 <br>KARAR NO:2023/537<br>KARAR TARİHİ:02/11/2023<br>DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))<br>KARAR TARİHİ:19/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı arasında 24/09/2012 tarihinde \"Avukatlık Hizmet Sözleşmesi\" imzalandığını, bu tarihten itibaren davalı şirkete sadakat ve özenle avukatlık ve danışmanlık hizmeti verdiklerini ancak sözleşme ilişkisinin davalı tarafça aniden ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak feshedildiğini, müvekkillerine gönderilen 20/01/2020 tarihli e-posta ile devam eden dosyalardan istifa etmelerinin istendiğini, 21/01/2020 tarihli 2.e-posta ile bu talebin yinelendiğini, müvekkillerinin 24/01/2020 tarihinde e-posta yoluyla verdikleri yanıtla tüm dava ve icra dosyalarından istifa ettiklerini davalıya bildirerek ekinde istifa dilekçelerini, dosya raporlarını ve dosya ve senetlere ilişkin teslim-teselsüm tutanaklarının davalıya gönderildiğini, ayrıca ücretlerinin ödenmesinin talep edildiğini ancak bu taleplerinin davalı tarafça reddedildiğini, oysa haksız azil nedeniyle müvekkillerinin gerek sözleşme vekalet ücretlerinin gerekse karşı taraf vekalet ücretlerinin tamamına sözleşmenin 3.5.maddesi, Avukatlık Kanununun 174 ve 166.madddeleri uyarınca hak kazandıklarını, bu nedenlerle davalı hakkında .... sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlattıklarını, davalı tarafın \"müvekkil dava avukatlık ücreti\" 9.888,20 TL ile 400,47 TL işlemiş faiz tutarının ödendiğini, kalan tutarlar yönünden ise takibe itiraz edildiğini, bunun üzerine İİK 43.maddesi uyarınca takibin iflas yoluyla takibe dönüştürüldüğünü belirterek; davalı şirketin icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının kaldırılmasına, %20’den az olmamak üzere ayrı ayrı icra inkâr ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davalı ... Şti’nin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan Avukatlık Hizmet Sözleşmesinin 7.maddesine göre sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere her halükarda her ayın ilk haftası davacılar tarafından müvekkili şirkete Türkçe ve İngilizce dillerinde olmak üzere gerçekleştirmiş oldukları tüm faaliyetlere ilişkin yazılı olarak rapor sunmaları gerektiği halde ve bu hususta müvekkili tarafından defaatle raporların oluşturulması ve iletilmesi talebinde bulunulmasına rağmen asli edim yükümlülüğü olan raporlamaların yapılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin davalarının, icra takiplerinin, hukuki meselelerinin ne durumda olduğuna ve nasıl ilerleme kaydedildiğine dair güncel bilgi alabilme hakkının elinden alındığını, sözleşmenin ise açıklanan bu aykırılık nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, karşı taraf vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından tahsilat yapılabileceği varsayımına dayalı olarak muaccel hale gelmemiş olan alacakların talep edildiğini, icra vekalet ücreti iddiasının sözleşmenin 3.3.maddesi uyarınca ancak tahsilat halinde istenebilmesi mümkün olduğundan reddi gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin sonsuz süreli olarak düzenlendiğini ancak müvekkilinin sonsuz bir zaman dilimi için aynı avukattan hizmet almaya zorlanması anlamına gelen bu sözleşme iradesinin hukuken geçersiz olduğunu, böyle bir sözleşmeye dayanarak alacak talep edilemeyeceğini, davacının dilekçesinde yer alan \"davalı haksız olduğunu bildiği için dava avukatlık ücretlerini ödemiştir.\" iddiasının yersiz olduğunu, kanuna ve sözleşmeye uygun bulunarak bu bedelin ödenmiş olmasının dava dilekçesinde yer alan hususların da hukuka uygun olduğu ve kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; \"...2004 sayılı İİK'nun 155 vd. maddesi gereğince iflas yolu ile takipte borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine açılan, borca itirazın kaldırılması ve iflas talepli davada mahkemenin öncelikle tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek davacının alacaklı davalının ise borçlu olup olmadığını maddi hukuk kurallarına göre tespit etmesi gerekir. Bu kapsamda mahkememizce takip tarihi itibari ile davacının alacak talebinde haklı olup olmadığının, haklı ise takip tarihi itibari ile talep edebileceği alacak miktarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mahkememizce benimsenen bilirkişi kök ve ek raporlarından davacının alacak talebinde haklı olduğu kanısına varılmakla 25/05/2023 tarihli oturumda alınan 1 nolu ara karar ile \"Davalının ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının kaldırılmasına, takibin devamına\" karar verilmiştir. Anılan ara karar uyarınca icra müdürlüğüne depo kararına esas kapak hesabı yaptırılmış ve kapak hesabında yazılı toplam tutarın ödenmesi hususunda davalı tarafa depo emri çıkartılmış olup, usulünce tebliğ edilmiştir. Davalı tarafın süresinde depo kararını yerine getirdiği, ödemede bulunması nedeni ile iflas davasının konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması halinde dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerektiğinden somut olayın yukarıda açıklanan özelliği karşısında davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar  verilmiştir.\" <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK'nın 154 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, iflas yoluyla takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır. İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.Davalı şirketin sicilde kayıtlı adresi \"Şişli/İstanbul\" olup dava görevli ve yetkili mahkemede açılmıştır. ... sayılı dosyası ile davacı alacaklılar tarafından, davalı borçlu aleyhine 24/09/2012 başlangıç tarihli süresiz avukatlık hizmet sözleşmesinden doğan 105.380,96 TL karşı taraf icra avukatlık ücreti, 4.267,92 TL işlemiş faiz (24/01/2020-06/07/2020 tarihleri arası yasal faiz), 121.240,34 TL müvekkil icra avukatlık ücreti, 4.910,23 TL işlemiş faiz (24/01/2020-06/07/2020 tarihleri arası yasal faiz), 9.888,20 TL müvekkil dava avukatlık ücreti, 400,47 TL işlemiş faiz (24/01/2020-06/07/2020 tarihleri arası yasal faiz) olmak üzere toplam 246.088,12 TL alacağın tahsili talebi ile 08/07/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 10/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından 9.888,20 TL dava avukatlık ücreti, 400,47 TL işlemiş faiz alacağının kabul edildiği beyan edilerek kalan tutarlara itiraz edildiği, kabul edilen tutar olan 10.288,67 TL'nin 17/07/2020 tarihinde ödendiği, itiraz edilen kısım yönünden takibin durduğu, davacı tarafça 05/08/2020 tarihinde ilamsız icra takibinin İİK 43 gereği iflas yoluyla takibe çevrildiği beyan edilerek, davalı şirkete iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emri gönderilmesinin talep edildiği, 27/08/2020 tarihinde 105.380,96 TL karşı taraf icra avukatlık ücreti, 4.267,92 TL işlemiş faiz, 121.240,34 TL müvekkil icra avukatlık ücreti, 4.910,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 235.799,45 TL'nin tahsili talebini içerir örnek 11 iflas yolu ile adi takipte ödeme emri düzenlenerek davalı şirkete 22/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 25/09/2020 tarihli dilekçe ile borca ve fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır. İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca, iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde iflasın istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflas ödeme emri 22/09/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, dava 26/02/2021 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmış, yasal ilanlar yapılmıştır.İİK'nın 158.maddesinde \"Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. İflas yoluyla başlatılan takibe itiraz edildiği takdirde, alacaklı ticaret mahkemesinde açacağı dava ile borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi talep eder. Bu durumda mahkemenin öncelikle maddi hukuka göre bir yargılama yaparak, alacağın mevcut olup olmadığı ve muaccel hale gelip gelmediğini tespit etmesi, şayet alacağın varlığını ve muaccel hale geldiğini tespit ederse, bu halde iflas yargılamasına başlayarak bir ara kararla itirazın kaldırılmasına ve depo emrinin yerine getirilmesine karar vermesi, depo emri süresi içerisinde yerine getirildiği takdirde iflas davasını reddetmesi, şayet depo emri yerine getirilmez ise bu takdirde iflas kararı verilmesi gerekmektedir.Somut dosyada; itirazın kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri, edimler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Sözleşme;Taraflar arasında 24/09/2012 tarihinde Avukatlık Ücret Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede davacılar Av.Dr....-Av.... \"...\" olarak, davalı ise \"...\" olarak anılmaktadır. İş Konusu başlıklı 2.madde; \"...'in çalışma konularında Bağatur'un yasal danışmanlık hizmeti vermesi, lehine veya aleyhine açılan davalara katılması, ödenmeyen veya uyuşmazlık konusu olan hak ve alacaklarının ... Turizm'in isteği üzerine arabuluculuk, sulh, uzlaşma vb.yöntemlerle ve/veya icra takibi veya dava yoluyla alınmasıdır. Bu kapsamda ... Turizm'in ana sözleşmesiyle ve faaliyet belgesinde sayılan tüm iş ve işlemleriyle ilgili yasal danışmanlık verilmesi ve hak ve alacaklarıyla ilgili avukat olarak temsil edilmesidir.\"Ücret ve Ödeme Biçimi başlıklı 3.madde; \"Aşağıda belirtilen ücretler net olup; KDV, stopaj gibi kesintiler ...Turizm'e aittir. Ödeme gününde Türk Lirası olarak serbest meslek makbuzu karşılığı (smm) ödenir... ...3.3. İcra Avukatlık Ücreti: ..., icra takibine konu işlerde tahsilat halinde ücrete hak kazanır. İcra avukatlık ücreti ekteki mali protokoldeki gibidir: 3.3.1. Avukat, icra takibine konu işlerde borçludan net tahsil olunan tutar (ana para, faiz, çek tazıninatı ve komisyonu, %20 inkar tazminatı) üzerinden aşağıdaki oranlarda icra avukatlık ücretine hak kazanır. Aşağıdaki TL tutarlar her yıl otomatik olarak yüzde 10 oranında artırılarak hesaplanır,İlk 70.000 TL için %12, Sonra gelen 120.000 TL için %10, Sonra gelen 350.000 TL için %8, Sonra gelen 350.000 TL için %6, 750,000 TL ve yukarısı için % 5 3.3.2.İcra takibine girişildikten sonra sulh olma, takipten vazgeçme veya feragat etme durumunda takibe girişilen miktar üzerinden yukarıdaki tarifeye göre icra avukatlık ücreti olarak ödenir.3.3.4.İcra ve dava avukatlık ücreti ...'a aittir. ... bu ücreti ilk tahsil edilen bedelden öncelikli olarak alma hakkı vardır.3.3.5. Karşı taraftan tahsil edilecek icra ve dava avukatlık ücreti avukata aittir.3.4. Dava Avukatlık Ücreti; Dava bedelinin %10'u dava avukatlık ücreti olarak ödenecektir. Bu ücretin 1/2'si işin kabulünde peşin, geri kalanın yarısı ilk ödemeden sonra 180 gün içinde ödenecektir.3.5. Sözleşmenin Süresinin Sona Ermesi Halinde Ücret:3.5.1. Bağatur, işbu süreli sözleşmeden doğan ücret alacağına hak kazanması, sözleşmede kararlaştırılan iş, dava veya takiplerin sonuçlandırılması koşuluna bağlı değildir. Avukat, sözleşmede kararlaştırılan sürenin dolması, sürenin dolmasından önce sözleşmenin sonlandırılması, sözleşmenin yenilenmemesi gibi nedenlerle sözleşme ilişkisinin sonlanması halinde dahi ücretin tamamına hak kazanır.3.5.2. Sözleşmenin sona erdiği tarihte devam eden takip, dava ve işlerle ilgili ücretler içinde yukarıdaki hüküm uygulanır.\"Bilgi Verme Yükümü başlıklı 7.madde; \"... (...) isimli bir yazılım kullanmaktadır....Turizm'e ...'den tüm dosyalarına ulaşma olanağı sağlanacaktır. Böylelikle ... Turizm istediği gibi güncel bilgi ve rapor alma olanağı bulacaktır. Ayrıca sözleşmenin imzalanmasından itibaren her istenildiğinde ve herhalde her ayın ilk haftasında Türkçe ve İngilizce dillerinde ... Turizm'e izlediği işlerle ilgili yazılı bilgi verecektir.\"Sözleşmenin Süresi başlıklı 8.madde; \"İşbu sözleşmenin başlangıç tarihi 24.09.2012 ve süresizdir.Taraflar yazılı olarak mutabık kaldıkları takdirde sözleşmenin aynı koşullarla veya tadil edilmiş başka koşullarla uzamasını sağlayabilirler.\" şeklindedir. E-posta yazışmaları;1-Davalı tarafından, davacı Av....'a gönderilen 20/01/2020 tarihli e-posta; \"Şirketimiz, tarafınız ile hukuk danışmanlığı ve dava yönetimi anlamında bir iş ilişkisinde bulunmaktadır. Şirket yönetimimizin Japonya'dan gelen talimat ile vermiş olduğu işbu tarafınıza iletilen karar neticesi ile hukuki hizmet ilişkimizi sizlerle 20.01.2020 tarihi itibariyle sonlandırmış bulunmaktayız...\" denilerek, dava ve icra dosyalarına ilişkin tüm belgelerin 5 işgünü içerisinde tutanakla teslim edilmesi, dosyalardan istifa edilmesi talep edilmiş, ayrıca şirketlerinin hukuki hizmet çerçevesinde tüm hukuki, idari ve mali yükümlülüklerini yerine getirdiği belirtilerek, uzun soluklu çalışma nedeniyle davacılara teşekkür edilmiştir. 2-Davacı Av... tarafından cevaben gönderilen 20/01/2020 tarihli e-posta; \"... ile imzalanan sözleşmenin sona ermesi halinde ücret maddelerimiz aşağıdadır. Buna göre dava ve icra dosyalarında almamız gereken tutarlar ücretlendirilmiştir. Bu dosyaların karşı taraf vekalet ücreti  KDV dahil 105.380,96 TL'dir. Müvekkil icra avukatlık ücretleri de net 98.971,71 TL + KDV 121.240,34 TL'dir. Dava dosyalarında ödenmesi gereken tutar net 8.072 TL + KDV 9.888,20 TL'dir. Toplamda fesih nedeniyle ...'ten olan ücret alacağımız 236.509,50 TL'dir. İş bu tutarın tarafımıza 5 gün içerisinde ödenmesini rica ederiz.\" şeklindedir.3-Davalı tarafından, davacı Av...'a gönderilen 21/01/2020 tarihli e-posta; \"...Öncelikle bu karar büyüyen şirketimiz için almak zorunda olduğumuz bir karardı...İnanın bizlerde çok zorlanıyoruz. Sizlerle yıllardır süregelen iş birliğimiz bir gönül bağımız vardır bu atlanamaz bir gerçektir. Şirketimiz yüksek yatırımlar yapmakta ve global ağını genişletmektedir. Bu sebeple birçok tedarikçimizi özellikle giobal çalışan firmalar üzerinden revize etmekteyiz. Bu değişimleri yapmamız şirketimizin bekası için gerekli hale gelmiştir.\" denilerek devamında ise Av... tarafından gönderilen e-postada talep edilen alacaklardan karşı taraftan alınacak avukatlık ücretinin ancak davaların lehe sonuçlanması durumunda mahkeme tarafından hükmedilecek bir bedel olup henüz davalar lehe sonuçlanmadığı için böyle bir alacak kaleminin doğmadığı, doğsa dahi mahkeme tarafından karşı taraflar ile avukatlar arasındaki bir durum olduğundan şirketle herhangi bir irtibatı bulunmadığı, dolayısıyla böyle bir bedelin ödenmesinin söz konusu olmayacağı,  İcra dosyaları ile ilgili bugüne kadar herhangi bir tahsilat yapılmadığı, tahsilata dair tüm girişimlerin seri bir şekilde yapılıp yapılmadığının ise taraflarınca bilinmediği, sözleşmenin 3.5 maddesinde \"sözleşmenin süresinin dolması, süreden önce sonlandırılması\" gibi ihtimallerden bahsedilmekte ise de sözleşme süresiz olarak imzalandığı için şirketin tüm yükümlülüklerle sonsuz bir zaman diliminde bağlı olduğu düşünülemeyeceği gibi sürenin dolması veya süreden önce sonlanma gibi durumların oluşabilmesinin de mümkün gözükmediği, bu bağlamda icra dosyalarının devri için adil ve makul bir rakam ödenerek bu kısmın sonlandırılmasının mantıklı olacağı, ayrıca 8 yıldır yapılan aylık sabit hizmet bedeli ödemelerinin de zaten bu icra takiplerinin yürütülmesi ve olumlu sonuçlandırılmasına yönelik olması sebebiyle icra işlemleri için hukuki hizmet bedelinin çok büyük bir bölümünün bu şekilde ödenmiş olduğu, Davalarla ilgili de aynı şekilde 8 yıldır yapılan aylık sabit hizmet bedelleri ile dava başına ödenen bedeller birlikte değerlendirildiğinde, davaların yürütülmesi ile ilgili tüm hizmet bedellerinin de ödenmiş olduğu, yine de davalarla ilgili kısımda revize bir rakam belirtilirse bu kısmın da sonlandırılmasının mümkün olabileceği, ayrıca taraflar arasındaki partner ilişkisinin ileride tekrar aktif hale gelme durumunun düşünülmesi gerektiği, şirketin davacılarla hukukunun devam etmesini istediği gibi hususlar ifade edilmiştir.Bilirkişi raporları 1-Mahkemece Av. ..., Av. ... ve mali müşavir ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan kök raporda; \"...davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında ücret sözleşmesinin tartışmalı olduğu; bu nedenle vekalet ücretinin belirlenme şeklini düzenleyen Avukatlık Kanunu 164/IV.maddesine göre hesaplama yapılması gerekeceği kanaatine varılmıştır.Buna biaen; Av. ... m.168/son hükmüne göre, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır, Bu çerçevede aşağıda, hukuki yardımın tamamlandığı veya hüküm verildiği tarihlerdeki tarifeler uyarınca hesaplama yapılacaktır. 2.2. Yukarı ifade edildiği gibi, avukatlık ücret sözleşmesinin tartışmalı olduğu kanaatine varılmış olmakla, değeri para ile ölçülebilen işlerde, davanın kazanılan bölümü için müddeabihin değerinin %l0 ile %20 arasında bir ücret belirlenir. Yargıtay kararlarına göre, %10'luk oranın aşılması halinde, aşılma nedeninin somut olarak gerekçelendirilmesi gerekmektedir...3-Davacı'ya davalı tarafından gönderilen 20.01.2020 tarihli mailden: \"Şirket yönetiminin Japonya'dan gelen talimat ile vermiş olduğu karar neticesi ile hukuki hizmet ilişkisinin sizlerle 20.01.2020 tarihi itibariyle sonlandırıldığı...\" anlaşılmaktadır. Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere; Vekilin Haklı Nedenle Görevden azli için aşağıdaki sebeplerin varlığı gereklidir. Şöyle ki,-Dava veya diğer hukuki işlerin yapılmasında vekalet görevinin kötüye kullanılması, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi,-Hukuki süreç içerisinde zamanaşımı veya diğer sürelere uymayarak bir takım başvuruların kaçırılması,-Müvekkile karşı dürüst olmama, kusurlu ve ihmali işlemler ile müvekkil ite arasındaki vekalet ilişkisine zarar verilmesi,-Herhangi bir mazeret göstermeksizin duruşmalara katılmama, hukuki süreci savsaklama,-Hukuki sürecin işleyişinden müvekkili haberdar etmeme, bir takım ödemelerin bildirilmemesi ile müvekkili zarara uğratma,-Disiplin yahut cezai süreçlere muhatap olacak işlemlerde bulunması,-Müvekkilin süreç hakkında bilgi alma talebine hiç cevap vermeme,-Müvekkile kanuni düzenlemelerde tanınan haklara riayet etmeme, -Davada karşı tarafa da hukuki yardım sağlamak,-İlgili hukuki sürecin öyle ya da böyle sona ermiş olması vb. sebeplerin varlığı gerekmektedir. Bu sebepler duruma göre çeşitlendirilebilir.Somut olayda mevcut icra dosyalarındaki Davacının vekil sıfatıyla yaptığı icra takip muamelerinin İİK hükümlerine uygun olduğu, buna binaen vekillik göreviyle ilgili yukarıda sayılanlardan azil sebeplerinden herhangi birinin varlığına rastlanılmadığı, dolayısı ile azlin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca, Noterde verilen vekaletnamenin gene noterden iptal edileceği için avukat azletme işlemi de noterden yapılmalıdır. Dava dosyasında azle ilişkin noter belgesi bulunmamaktadır.Dava dosyası içerisinde yer alan davalı tarafından davacıya gönderilen \"sözleşmenin nihayetlendirilmesine\" ilişkin meailden vekalet ilişkisinin sona erdirilmesi gerekçesinin haksız azil unsurlarını taşıdığı kanaatiyle vekalet ücreti hesabı için celp edilen dosyalar heyetimizce incelenmiş, davacı tarafından yapılan en son işlem tarihindeki tarifeler baz alınmıştır. Buna göre, mevcut dosyalar için icra vekalet ücreti hesaplaması aşağıdaki gibidir...\"Şeklinde açıklamalara yer verilerek, şirket lehine başlatılan ve derdest olan toplam 10 adet icra dosyası yönünden, her biri için ayrı ayrı son işlem tarihi baz alınarak, takip bedelleri üzerinden davalı (müvekkil) lehine bir bir kazandırma olmadığı olmadığı gerekçesiyle, son işlem tarihinde geçerli olan asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplamalar yapılmış, icra dosyaları için toplam 87.257,28 TL ücret ve 24/01/2020-06/07/2020 tarihleri arası 159 gün üzerinden 3.420,97 TL işlemiş faiz hesabı yapılmış, diğer dosyaların celbi halinde bakiye kalan vekalet ücreti hesabının yapılabileceği ifade edilmiştir. 2-Bilirkişi heyetinin 1.ek raporunda; \"1.4.-Avukatlık sözleşmesinin azil ile sona ermesi hâlinde avukatlık ücreti, müvekkil tarafından yapılan azil işleminin haklı olup olmadığına göre belirlenmesi gerekmektedir.1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 174/2. maddesinde “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez” şeklinde düzenlenmiştir.İtiraza uğrayan kök raporda, icra dosyalarındaki  azil öncesi son işlem tarihli AAÜT.'ye göre hesaplama yapılmıştır. Bu yöndeki itiraz üzerine Avukatlık Kanunu 174/2.maddesi hükmü dikkate alınarak 20.01.2020 azil tarihinde yürürlükte olan AAÜT.'ye göre yeniden hesaplama yapmak gerekmiştir.2-Sözleşmenin varlığı değil, ücret ödenmesine ilişkin 3.maddesi  taraflar arasında tartışmalıdır. Şöyle ki; 2.1-Sözleşmenin 3.3.maddesinde vekalet ücreti tahsilata bağlanmış iken,  sözleşmenin sona ermesi halini düzenleyen 3.5.maddesi ise vekilin süreli sözleşmeden doğan ücret alacağına hak kazanmasını, dava veya takiplerin sonuçlandırılması koşuluna bağlamamıştır. Davalı, icra dosyalarında tahsilat olmadığından sözleşmenin 3.3.maddesi gereği davacının icra vekalet ücretine hak kazanmadığını, alacağın muaccel olmadığını;  davacı ise gerek Av.Kanunu m.174 ve m.164 uyarınca davacı müvekkillerin haksız azil nedeniyle hem davalı ... ile sözleşmede kararlaştırılan müvekkil vekalet ücretlerine hem de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre mahrum kaldığı karşı taraf vekalet ücretine hak kazandıklarını, haksız azil nedeniyle davacı müvekkillerinin hem sözleşme ile kararlaştırılan vekalet ücretlerinin hemde karşı taraf vekalet ücretlerinin tamamına hak kazandıklarını; Taraflar arasındaki Sözleşmenin 3.5.maddesine göre sözleşmenin sonlandırılması halinde ücretin tamamına hak kazanılacağının açıkça belirtildiğini ileri sürmektedir. Sözleşmenin 3.5.1.Maddesinde- Avukat sözleşmede kararlaştırılan sürenin dolması, sürenin dolmasından önce sözleşmenin sonlandırılması ,sözleşmenin yenilenmemesi gibi nedenlerle sözleşme ilişkisinin sonlanması halinde dahi ücretin tamamına hak kazanacaktır.Sözleşmenin 3.5.2.Maddesinde- Sözleşmenin sona erdiği tarihte devam eden takip, dava ve işlerle ilgili ücretler içinde aynı hükümler uygulanacaktır. Neticeten,  mevcut belgeler kapsamında yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde vekalet ilişkisinin sona erdirilmesi gerekçesinin haksız azil unsurlarını taşıdığı; 20.01.2020 azil tarihi itibariyle ücret alacaklarının muaccel hale geldiği; davacının, Av. Kanunu m.174 ve m.164 uyarınca haksız azil nedeniyle hem davalı... ile sözleşmede kararlaştırılan müvekkil vekalet ücretlerine hem de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre mahrum kaldığı karşı taraf vekalet ücretine hak kazandığı; azil tarihi itibariyle hesaplama yapılması gerekeceği...\" kanaatine  varıldığı açıklanarak, toplam 12 adet icra dosyası yönünden sözleşme vekalet ücreti taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.3.1 maddesine uyarınca sözleşmenin imzalandığı 2012 tarihinden her yıl %10 otomatik artışlar belirlenerek oranların tespit edildiği açıklanmış ve her bir icra dosyası yönünden bu oranlar itibariyle hesaplama yapılarak sözleşme vekalet ücreti toplam hesap edilen tutarlar üzerinden 113.269,76 TL hesap edilmiştir. Yine karşı taraf vekalet ücretinin hesaplanmasında ise azil tarihi olan 20/01/2020 tarihinde geçerli olan AAÜT gereği AK 174/2.maddesi de dikkate alınarak hesaplama yapılmış ve karşı taraf vekalet ücreti 111.949,16 TL hesap edilmiştir. Sonuç olarak; \"Sözleşmenin sona erdiği 20.01.2020 tarihi itibarıyla halen derdest olan dosyalara ilişkin olarak akdi ve kanuni vekalet ücretlerine hak kazanılacağı; bu doğrultuda davacının icra karşı taraf vekalet ücreti alacaklarının 111.949,16 TL, müvekkil vekalet ücreti alacağının 113.269,76 TL toplamda 225.218,92 TL vekalet ücreti alacağı olduğu, hesaplanan tutarlara takip tarihine kadar 8.829,81 TL yıllık %9 yasal faiz işlediği; davacının cem'an 234.048,73 TL vekalet ücreti alacağı olduğu, ... sayılı dosyasında talep edilen 235.799,45 TL'nin 1.750,72 TL fazla olduğu; takip miktarının 234.048,73 TL olarak düzeltilmesi gerekeceği\" hususunda kanaat bildirilmiştir. 2-Bilirkişi heyetinin 2.ek raporunda; <br>\"Taraflar arasında akdedilmiş bulunan sözleşmenin 3 maddesinde \"aşağıda belirtilen ücretler net olup, KDV ve stopaj gibi kesintiler ... Turizm'e aittir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Ücret olarak da danışmanlık ücretinin, uzlaşma ücretinin İcra avukatlık ücretinin ve dava avukatlık ücreti tanımlanmaktadır. Dolayısı ile davacının talep edeceği ücrete KDV eklemek sureti ile talepte bulunma hakkı bulunduğundan, ek rapordaki miktarların KDV ve stopaj uygulaması ile davacının talep edeceği miktar aşağıda hesaplanmakladır. Stopaj, davacıya yapılacak olan ödemeden kesilen ve davacı adına vergi dairesine ödenen miktar olduğundan, vergi dairesine yapılacak olan ödeme davacıya yapılan ödeme sayılacaktır. Ancak karşı taraftan alınacak ücretlere KDV dahildir. KDV sadece akdi vekalet ücretine ilave edilecek bir bedeldir. Stopaj makbuz kesilmesi halinde ayrıca indirim yapılması gereken bir miktardır. Ancak davaya konu olan olayın tazminat olarak takdir edilmesi halinde sadece KDV ilavesi ile hesaplaması aşağıda yapılmıştır.\" açıklamalarına yer verilerek karşı taraf vekalet ücreti alacağı olan 111.949,16 TL'ye KDV dahil olduğu, bu nedenle ayrıca KDV ilave edilmediği, sözleşme vekalet ücretinin 113.269,76 TL + 20.388,56 TL (KDV) = 133.658,32 TL olduğu, yapılan hesaplama ile davacının haklı çıkması halindeki talep edebileceği ücret miktarının KDV dahil 245.607,48 TL olarak hesap edildiği ancak itirazın iptali davaları sıkı sıkıya takiple bağlı olduğundan ve talepten fazlasına hüküm verilmesi yasak olduğundan, davacının icra takibi ile talebi olan talepleri ile bağlı karar verilmesi gerektiği, azlin haklı olup olmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı tarafça icra takiplerinde ancak tahsilattan vekalet ücreti talep edileceği yönünde itiraz edilmiş ise de azil ile tüm vekalet ücretleri talep edilebilir hale geldiğinden, tahsilatın yapılmış olmasının veya olmamasının değeri kalmayacağı, çünkü davacı tarafın azil ile dosyaya devam etme imkanını yitirdiği ve tahsilatın yapılması için hiçbir yetkisi kalmayan vekilin tahsilat yapılmış gibi ücretini talep etme hakkı doğacağı hususunda kanaat bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Somut dosyada ihtilaf; taraflar arasındaki Avukatlık Hizmet Sözleşmesinin davalı tarafça sona erdirilmesinin, bir anlamda azil iradesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, haklı nedene dayanmıyor ise davacıların henüz sonuçlandırılmamış olan icra takip dosyaları nedeniyle sözleşme avukatlık ücreti ve karşı taraf avukatlık ücretine hak kazanıp kazanamayacakları hususlarında toplanmaktadır. Dava konusu alacak vekalet sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağına ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 502. maddesine göre vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekil, sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanır.1136 sayılı Avukatlık Kanununda açık tanımı bulunmamakla birlikte avukatlık sözleşmesi, her iki tarafa borç yükleyen, vekalet sözleşmelerinden farklı olarak temel unsurlarından biri ücret olan, belli bir hukuki yardımın yapılmasını öngören ve sözleşmenin bir tarafını mutlaka avukatın oluşturduğu sözleşme türü olarak tanımlanabilir (Hukuk Genel Kurulu'nun 17/05/2023 tarihli 2022/3-918 E. 2023/486 K. sayılı kararı). Bu sözleşme ile avukat hukuki yardımda bulunmayı, müvekkil ise yapılan hukuki yardım karşılığında bir ücret ödemeyi üstlenmektedir.1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun \"Avukatlık Sözleşmesinin Kapsamı\" başlıklı 163.maddesinde; \"Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.\" \"Avukatlık Ücreti\" başlıklı 164.maddesinde;\"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.\" \"Avukatlık Ücret Tarifesinin Hazırlanması\" başlıklı 168.maddenin 3.fıkrasında; \"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.\"\"Yargı Mercilerine Karşı Tarafa Yükletilecek Avukatlık Ücretinin Miktarı\" başlıklı 169.maddesinde; \"Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.\" \"İşi Sonuna Kadar Takip Etme Zorunluluğu Ve Başkasını Tevkil\" başlıklı 171.maddesinin 1.fıkrasında; \"Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.\"\"Avukatın İşi Takipten Vazgeçmesi, Azli Ve Ücretin Gününde Ödenmemesi\" başlıklı 174.maddenin 2.fıkrasında; \"Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.\" hükümleri yer almaktadır.Vekil, TBK'nın 505 ve devamı maddeleri uyarınca sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. 1136 sayılı Kanun'un 34. maddesine göre avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek, işi müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmak ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler. Avukatın görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş olması hali ise, müvekkili yönünden haklı azil sebebidir. Avukatlık Kanunu'nun 171/1.maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. maddesinde düzenlenen \"...avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır.\" hükümleri gereğince avukat, aksine sözleşme yoksa işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. Ancak haklı istifa ve haksız azil halleri istisnadır. Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesine göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değil ise de azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı avukat vekalet ücreti talep edilebilir. Vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi durumunda, azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı avukatın vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Buna karşılık azil haksız ise avukat, hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/4275 E. 2024/2486 K., 2023/3278 E. 2024/1212 K. 2023/5023 E. 2023/3716 K. sayılı ilamları) İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde \"İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın  \"İspat Yükü\" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972). Azlin haklı nedene dayanıp dayanmadığı incelendiğinde;Davalı taraf, sözleşmede belirlenen asli edim yükümlülüklerinden biri olan raporlama işlemlerinin defaatle talep edilmesine rağmen davacılar tarafından yapılmaması karşısında haklı nedenle azledildiklerini suvunmuştur. Ancak taraflar arasında sözleşme ilişkisinin sona erdirilmesine yönelik yapılan 20/01/2020 yazışmada bu yönde bir gerekçe ileri sürülmediği aksine davacılara hizmetleri nedeniyle teşekkür edilerek, şirket yönetiminin Japonya'dan gelen talimat ile vermiş olduğu karar neticesinde sözleşmenin sonlandırılmasına karar verildiğinin açıklandığı, yine 21/01/2020 tarihli yazışmada taraflar arasındaki sözleşmenin sonlandırılmasının şirketin işletmesel bir kararı olduğunun ifade edildiği anlaşılmaktadır. İşbu davada ileri sürülen raporlama yönündeki savunmalar değerlendirildiğinde ise, söz konusu raporlama işlemlerinin talep edilmesine rağmen yerine getirilmediğine dair kayıt sunulmadığı gibi sözleşmenin \"Bilgi Verme Yükümü\" başlıklı 7.maddesine göre davalının, davacılar tarafından kullanılan ... isimli yazılım programı ile tüm dosyalara erişim olanağına sahip olduğu anlaşılmış ayrıca davacılar tarafından cevap dilekçesine karşı sunulan beyan dilekçesi ekinde bir kısım raporlamalara yönelik evraklar dosya kapsamına ibraz edilmiştir. Bu tespitler karşısında azlin haklı nedene dayandığı davalı tarafça ispat edilememiştir.Bu durumda ise davacıların gerek sözleşmenin ücret hükümlerini düzenleyen 3.maddesi gerekse Avukatlık Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümleri çerçevesinde ücret alacağı hakkının doğduğunun kabulü gerekmiştir. Sözleşmenin 3.maddesinde \"Bağatur, icra takibine konu işlerde tahsilat halinde ücrete hak kazanır... Avukat, icra takibine konu işlerde borçludan net tahsil olunan tutar (ana para, faiz, çek tazıninatı ve komisyonu, %20 inkar tazminatı) üzerinden aşağıdaki oranlarda icra avukatlık ücretine hak kazanır.\" hükmü gereği davacıların ancak tahsilat halinde ücrete hak kazanacağı düşünülebilir ise de, azlin haksız olduğu kanaatine varılması karşısında ve sözleşmenin 3.5.maddesinde; \"3.5.1. ..., işbu süreli sözleşmeden doğan ücret alacağına hak kazanması, sözleşmede kararlaştırılan iş, dava veya takiplerin sonuçlandırılması koşuluna bağlı değildir. Avukat, sözleşmede kararlaştırılan sürenin dolması, sürenin dolmasından önce sözleşmenin sonlandırılması, sözleşmenin yenilenmemesi gibi nedenlerle sözleşme ilişkisinin sonlanması halinde dahi ücretin tamamına hak kazanır. 3.5.2. Sözleşmenin sona erdiği tarihte devam eden takip, dava ve işlerle ilgili ücretler içinde yukarıdaki hüküm uygulanır.\" hükmü uyarınca, davacıların henüz tahsilat yapılmamış olsa da ücrete hak kazandıkları kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporundaki hesaplama incelendiğinde;Bilirkişi raporunda karşı taraf vekalet ücreti ve sözleşme vekalet ücreti yönünden hesaplamalar yapılarak, karşı taraf vekalet ücretinin 111.949,16 TL, sözleşme vekalet ücretinin KDV dahil 133.658,32 TL [113.269,76 TL + 20.388,56 TL (KDV)] olduğu belirtilmiştir. Ancak sözleşme vekalet ücretinin hesaplanmasına ilişkin hesap tablosu incelendiğinde... sayılı dosyası yönünden yapılan hesaplamanın hatalı olduğu kanaatine varılmıştır.Zira sözleşmenin 3.3.1.maddesinde; \"Avukat, icra takibine konu işlerde borçludan net tahsil olunan tutar (ana para, faiz, çek tazıninatı ve komisyonu, %20 inkar tazminatı) üzerinden aşağıdaki oranlarda icra avukatlık ücretine hak kazanır.Aşağıdaki TL tutarlar her yıl otomatik olarak yüzde 10 oranında artırılarak hesaplanır,İlk 70.000 TL için %12, Sonra gelen 120.000 TL için %10, Sonra gelen 350.000 TL için %8, Sonra gelen 350.000 TL için %6, 750,000 TL ve yukarısı için % 5\" hükmü yer almaktadır.Bilirkişiler tarafından sadece \"İlk 70.000 TL\" yönünden 2012 yılından 2019 yılına kadar %10 artışlarla 2019 yılı itibariyle \"İlk 150.051,20 TL için %12\" oranı nazara alınarak hesaplama yapılacağı tespit edilmiş ise de, sözleşmenin ilgili hükmü gereği sonra gelen tutarlar yönünden de %10 oranlarda artış yapılması gerektiği açıktır. Yani \"Sonra gelen 120.000 TL için %10\" ve \"Sonra gelen 350.000 TL için %8\" yönünden de 2019 yılına kadar %10 oranında yıllık artışlar sağlanarak 2019 yılında ikinci basamak olan %10 oranındaki ve üçüncü basamak olan %8 oranındaki ücretin hangi tutar üzerinden hesaplanması gerektiğinin belirlenmesi ve bu tutarlar esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması gerekmektedir. Oysa ... sayılı dosyası yönünden yapılan hesaplamada; takip değeri 597.382,99 TL, 150.051,20 TL için %12= 18.006,14 TL120.000,00 TL için %10\t= 12.000,00 TL 327.331,79 TL için %8\t  = 26.186,54 TL Olduğu belirtilerek, vekalet ücretinin 56.293,38 TL hesaplandığı anlaşılmakla, ikinci basamak olan % 10 ve üçüncü basamak olan %8 yönünden esas alınan tutarların hatalı olduğu, bu durumda ise hesaplamanın sözleşme hükümlerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Depo kararı incelendiğinde;Mahkemece,... tarihli müzekkere ile; \"... (İcra Dosyası) esas sayılı takip dosyasının 02/11/2023 tarihi gözetilerek depo kararına esas kapak hesabı yapılması\" talep edilmiştir.-İcra müdürlüğünün 29/05/2023 tarihli cevabi yazısı ekinde 02/11/2023 hesap tarihi itibariyle; 246.088,12 TL takipte kesinleşen miktar, 11.197,01 TL tahsil harcı bakiye harç oranı (4,55), 54,40 TL başvurma harcı 37.452,34 TL vekalet ücreti - tam,  70.622,56 TL toplam faiz, +34,60 TL masraf  365.449,03 TL yekün alacak-  10.288,67 TL yatan borç  355.160,36 TL hesaplama yapılmıştır. -Mahkemenin 08/06/2023 tarihli depo kararı ile; icra müdürlüğünün yukarıda belirtilen hesabında yer alan tüm kalemler ayrı ayrı gösterilerek toplam 355.160,36 TL bakiye borç miktarının kararın tebliğini müteakip 7 gün içinde alacaklıya ödenmemesi veya mahkeme veznesine veyahut icra dosyasına depo edilmemesi halinde gelecek celse olan 02/11/2023 günü ... Şirketi hakkında iflas kararı verileceği ihtar edilmiş, depo kararı 21/06/2023 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, davalı tarafça bu tarihten önce 13/06/2023 tarihinde söz konusu bedel mahkeme dosyasına depo edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/09/2013 tarihli ...sayılı kararı; \"...İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Mahkemece verilen depo emrinde, icra dosyasındaki borcun asıl alacak, faiz ve diğer giderleri ile birlikte icra dosyasına ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi istenilmiş olup; asıl alacak, işlemiş faiz, icra masrafı ve vekalet ücreti kalemlerinden oluşan meblağ açıkça belirtilmediğinden çıkartılan depo emri İİK'nın 158. maddesi hükmüne uygun değildir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 26/10/2020 tarihli 2017/3091 E. 2020/3281 K.sayılı kararı; \"...Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Depo kararı, verildiği gün için hesaplanan alacağı içermelidir. Somut olayda mahkemece, 31.01.2017 tarihli celsede depo kararına esas olmak üzere dosya borcunun 07.03.2017 tarihi itibariyle hesaplanması için ... müzekkere yazılmasına karar verilmiş ise de icra müdürlüğüne gönderilen yazıda dosya hesabının 03.07.2017 tarihi itibariyle hesaplanması istenmiştir. Denetime elverişli olmayan icra müdürlüğünün hesabında depo emrine esas hesaplama  tarihi 03.07.2017 olarak gösterilmiş olup bu tarih mahkemenin gerekçeli kararından sonraki bir tarihtir. Mahkemece uzman bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp İİK'nın 158. Maddesi hükmüne uygun depo emri çıkartılması gerekirken mahkemenin karar tarihinden sonrasını kapsayan usulüne uygun olmayan depo emri üzerine yazılı şekilde iflasa karar verilmesi doğru olmamıştır Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2015 tarihli ...sayılı kararı; \"...Mahkemece, depo emrinin verildiği güne kadar asıl alacak, faiz ve icra masrafları hesaplattırılıp, borçluya İİK'nın 158. maddesine uygun olarak, depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça gösterilmeli ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2015 tarihli 2014/9657 E. 2015/1906 K. sayılı kararı; \"...Dava, adi iflas yoluyla girişilen takibin kesinleştiği iddiasına dayalı iflas istemine ilişkindir. İflas yoluyla  takibin  itirazsız  kesinleşmesi üzerine, borçluya  takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır. Depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça  gösterilmeli  ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır...\"Emsal kararlarda da açıklandığı üzere, depo emrine esas alacak tutarının depo karar tarihi itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, duruşma tarihi olan 02/11/2023 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca 08/06/2023 tarihinde depo emri düzenlenerek davalı vekiline 21/06/2023 tarihinde tebliğ edilmiş ise de alacak tutarı depo emrinin tebliğ edildiği tarih itibariyle hesaplanmadığı gibi depo emrinin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük sürenin dolduğu tarihin dahi alacağın hesap edildiği 02/11/2023 tarihinden önce olduğu, bu durumda tebliğ edilen depo kararında fazladan hesaplama yapıldığı anlaşılmakla mahkemece şayet 02/11/2023 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca depo kararı verilecek ise bu kararın davalı tarafa en erken 02/11/2023 tarihinde tebliğ edilmesi gerektiği esastır. Mahkemece bu hususların nazara alınmaması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ayrıca depo kararına esas alacağın hesabı da hatalıdır. Çünkü davacı tarafça ilk olarak ilamsız icra yoluyla takip başlatılarak toplam 246.088,12 TL alacağın tahsili talep edilmiş ise de, davalı tarafından 10.288,67 TL (9.888,20 TL müvekkil dava avukatlık ücreti, 400,47 TL işlemiş faiz)ödenmesinin ardından, davacı tarafça 05/08/2020 tarihinde ilamsız icra takibi İİK 43 gereği iflas yoluyla takibe çevrilerek, iflas ödeme emrinde ise toplam 235.799,45 TL alacak talep edilmiştir. Ancak icra müdürlüğü tarafından ilamsız icra takibine konu ödeme emri uyarınca hesaplama yapılmış, takipte kesinleşen tutar 246.088,12 TL olarak hesaplamaya dahil edilmiştir. Bu tespit karşısında hesaplamada esas alınan miktarların da hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Kabule göre değerlendirildiğinde; Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder yada borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir... Borçlu, depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, mahkemenin \"konusu kalmayan davanın reddine\" karar vermesi gerekir. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 442). Somut dosyada depo kararının yedi günlük süre içerisinde yerine getirildiği anlaşılmakla, bu durumda mahkemece iflas davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/153 E. 2023/537 K. Sayılı 02/11/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f497156a129db015","SID":"3a36d56afdc6534b"}}