{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1285 Esas<br>KARAR NO: 2025/103 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/673 Esas -  2022/293 Karar <br>TARİH:  21/03/2022<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı şirket vekilince müvekkili  aleyhine Bakırköy 5. Asliye Ticaret mahkemesinin 2021/229 d.iş sayılı ihtiyati haciz kararına  istinaden Bakırköy ...İcra Müd.... Esas sayılı dosyası ile ihtiyati haciz takibi başlatıldığını, alacaklı vekilinin talebi gereği yazılan talimat neticesinde Küçükçekmece ... İcra müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile müvekkilinin adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini,  müvekkili  ile davalı arasında 2018 yılında CNC  tezgahı alımına ilişkin 140.000 Euro (yüzkırkbin) sözleşme kurulduğunu, bağlanma parası (pey akçesi) olarak da ihtiyati hacze konu sözleşmenin %10 olan 14.000 Euro (ondörtbin) senet davalı tarafa teslim edildiğini, sözleşme ifa edilmediğini ve taraflarca yırtılıp atılmış olmasına rağmen davalı kötü niyetli olarak bağlanma parası (pey akçesi) olarak verilen senedi bugüne kadar iade etmediğini, yine herhangi bir alacağı olmamasına rağmen davaya konu ihtiyati haciz işlemini gerçekleştirdiğini, davalının da, müvekkili davacının da tacir olup ticari defterlerinin incelemesi esnasında ortaya çıkacağı üzere taraflar arasında söz konusu senede yönelik hiçbir şekilde alım satım vs hizmet ilişkisi bulunmadığını, davalı tarafından başlatılan işlem ve hacizler nedeni ile tacir müvekkilinin  iş göremez ve oluşan maddi zararlarına yönelik tazminat hakkı saklı kalmak üzere, yapılmış işlem ve hacizlerin haksız ve kötüniyetli bulunduğundan davalının söz konusu icra dosyası alacağının tamamının  %20 ‘sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin işyeri ve çevresindeki itibarının zedelendiğini,  Bakırköy ...İcra Müd....Esas sayılı icra dosyası ile yürütülen ihtiyati haciz nedeni ile müvekkili  üzerinde bulunan hacizlerin  devam ettiğini, haciz tehdidi altında bulunan müvekkilinin geriye dönülemeyecek zararlar ile daha fazla zarara uğramaması için dava sonuna kadar haksızlığı aşikar ve kötüniyet ile yapılmış bulunan icra takibinin tedbiren durudurulmasını,  müvekkilinin  üzerinde cebri icra altında yapılacak olan ödemelerin alacaklıya ödenmemesi için icra dosaysına ihtiyati tedbir konulmasını, Davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, cebri icra ile icra dosyasının yürütülmesinin ve icra dosyasına gelecek paranın davalıya ödenmemesi için dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati Tedbir kararı ile icra dosyasının durdurulmasına, dava sırasında cebri icra nedeni ile ödenecek bedellerin istirdadına ve müvekkiline ödenmesine, davalının kötü niyetli bulunmasından dolayı dosya alacağının tamamının %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Kambiyo senedinde ihtiyati haczi veren görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacı borçlunun  İkitelli/Küçükçekmece adresinin yetkili asliye ticaret mahkemesi Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu,  İhtiyati haciz işlemi haciz mahiyetinde bir işlem olmayıp tedbir mahiyetinde ve  kararı veren mahkemenin yetki çevresindeki icra daireleri ihtiyati haciz kararını yerine getirmekte yetkili olduğunu,  Bakırköy asliye ticaret mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararı Bakırköy icra dairesi tarafından işleme konduğunu, borçlunun adresi itibariyle icra takibinde yetkili icra dairesi Küçükçekmece İcra Daireleri olduğundan süresi içinde yetkili icra dairesinde icra takibinin esasına geçildiğini, yetkili ve görevli mahkeme/icra dairesi ile ilgili hukuka aykırılık bulunmayıp davacının bu talebinin hukuka aykırı olduğunu, takip konusu alacak kambiyo senedi olduğunu, soyut borç ikrarı taşıdığını, davacının iddia ettiği gibi taraflar arasında 2018 yılında CNC  tezgahı alımına ilişkin 140.000 Euro (yüzkırkbin) sözleşme yapılmadığını, Bağlanma parası (pey akçesi) olarak da müvekkiline dava konusu senet verilmediğini, davacı şayet bu hususu iddia ediyorsa ispat etmekle mükellef olduğunu, davacı, borçlu olmadığını veya borcun itfa veya imhal edildiğini ancak resmi veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebileceğini, bu nedenlerle haksız nedenle ve kötüniyetli olarak  icrayı inkar eden davacı aleyhine   icra dosyası senet alacağının  %40 ‘ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, alacağına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/03/2022 tarih ve 2021/673 Esas -  2022/293 Karar sayılı kararında; \"Dava, aleyhine yapılan icra takibine konu edilen senetten kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin açılan menfi tespit davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olsa da uyuşmazlık eğer kambiyo senedinden kaynaklanıyor ise bu halde ispat yükü uyuşmazlık konusu kambiyo senedinden ötürü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerinde olur. Nitekim olayımızda da ispat yükü uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanamsı nedeniyle davacı üzerindedir. Tafların delilleri bu muvacehe ölçüsünde toplanıp yargılama sonuçlandırılmıştır. Somut olayımızda kambiyo senedinin illetten mücerretlik ilkesi gereği davacı tarafından uyuşmazlık konusu kambiyo senedinden kaynaklı borcunu ödediğini veya borcun bir şekilde sona erdiğini ispat etmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yapılan inceleme neticesinde davalı tarafça defter sunulmamış davacı defterlerinde ise uyuşmazlık konusu kambiyo senedinin kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu senet üzerinde herhangi bir tahrifat bulunmadığı ve buna ilişkin bir iddia da bulunmadığı gibi teminat ibaresi de yer almamaktadır. Davacının, söz konusu senedin teminat senedi olduğu ve taraflarca sözleşme yapıldığı fakat sözleşmenin yine taraflarca yırtıldığı iddiasını yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. Konuya ilişkin davacı tarafça yazılı delil dosyaya sunulamadığı gibi başkaca yasal delilinin de bulunmadığı, iddialarının soyut nitelikte kaldığı dikkate alınarak \"tevehhüme itibâr yoktur\" (Soyut beyana itibar edilemez-Mecelle-i Ahkâm-Adliyye) kuralı gereği hem davanın esası hakkında hem de ihtiyati tedbirin uygulanmış olması nedeniyle İİK madde 72/4 gereğince tazminat hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştr.\"gerekçesi ile, ''DAVANIN REDDİNE, -Mahkememizce verilen tedbir kararının uygulanmış olması sebebiyle 14.000,00-EURO'nun %20'sine tekabül eden 2.800,00-EURO'nun karar kesinleşince davacıdan alınarak DAVALIYA  ÖDENMESİNE, -Mahkememizce verilen tedbir kararının hükümle beraber KALDIRILMASINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı  vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili  istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 2018 yılında CNC  tezgahı alımına ilişkin 140.000 Euro (yüzkırkbin) sözleşme kurulduğunu, Bağlanma parası (pey akçesi) olarak da ihtiyati hacze konu sözleşmenin %10 olan 14.000 Euro (ondörtbin) senedin davalı tarafa teslim edildiğini; sözleşmenin ifa edilmediğini ve taraflarca yırtılıp atılmış olmasına rağmen davalının kötüniyetli olarak bağlanma parası (pey akçesi) olarak verilen senedi iade etmemiş olup yine herhangi bir alacağı olmamasına rağmen davaya konu haciz işlemlerini gerçekleştirdiğini, Davalının da, müvekkili davacının da Tacir şirket olup, şirketler arasında şahsi bir ilişki olmayacağı gibi bu taraflar arasında yapılacak alacak ve borç ilişkisi doğuran işlemlerin  ticari defterlerine kayıt edilmiş olmasının hem bir  yasal zorunluluk hem de ispat şartı olduğunu; yerel mahkemece tayin edilen bilirkişi tarafından hazırlanan raporda görüldüğü üzere; müvekkil şirket tarafından tutulan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil niteliğine sahip olduğu, dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkete borcunun bulunmadığı, uyuşmazlık konusu senede ilişkin ticari defterlerde bir kayıtın bulunmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete 2 adet fatura düzenlendiği ve bu faturalara istinaden muhtelif tarihlerde ödeme yapıldığı ve dava konusu senede ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığı, nihayetinde ticari defterlerin incelenmesinde uyuşmazlık konusu senede istinaden kayda rastlanılmadığı, senet kapsamanında ödemenin yapılmadığı hususlarıın tespit edildiğini, Taraflar arasında davaya konu senede ilişkin hiçbir ticari kayıt bulunmadığını; aksine müvekkili şirket ile davalı şirket arasında davaya konu senedin ödeme tarihinden önce ve sonra borç alacak ilişkisine dayalı sürekli bir ilişki olup ticari deftere bu ilişki yansıtılmış iken, söz konusu senedin ticari deftere yansıtılmamış olması böyle bir borcun olmadığının en önemli göstergesi ve kanıtı olduğunu; taraflar arasında söz konusu senede yönelik hiçbir şekilde alım satım vs hizmet ilişkisi bulunmadığını, taraflarından senede ilişkin borcun doğumuna neden olan sözleşmenin akdedilmesi ve yırtılmasına yönelik olayların ispatlanması yönündeki tanık dinlenmesi taleplerinin (tanıklar sözleşmenin imzalanması ve yırtılması esnasında bizatihi olayın içinde olup davalı şirket çalışanlarıdır)  reddedilmesi ve eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava konusunun, müvekkili şirketin alacaklı davalı şirkete bir borcunun olmadığının tespitine ilişkin olup doğrudan senedin varlığının tartışılmasına ilişkin olmadığını; bu konuda senedin varlığını müvekkili şirketin zaten kabul etmekte olduğunu; ancak senedin imzalanma gerekçesi ile senet üzerinde yazan borç miktarına ilişkin taraflar arasında bir hizmet veya iş akdinin ortada bulunmadığını ve senedin ödenmesi durumunda sebepsiz zenginleşme durumunun ortaya çıkmasına neden olacağı için söz konusu davanın açıldığını; hal böyle iken yerel mahkemenin salt senedin illetten mücerretliği nedeni ile tacir şirketlerin zorunlu olduğu ticari defterlere ve defterlere ilişkin bilirkişi incelemesine itibar etmeksizin, yine taraflarından senede ilişkin borcun doğumuna neden olan sözleşmenin akdedilmesi ve yırtılmasına yönelik olayların ispatlanması yönündeki tanık dinlenmesi taleplerinin reddedilerek dikkate alınmaksızın, yine tacir şirket tarafların arasında söz konusu sözleşmenin varlığına yönelik iş kollarının ve iş hizmetlerinin uygun olup olmadığı incelenip irdelenmeksizin karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İspat külfeti davalı alacaklıya ait iken ve tacir şirketlerin ticari defter tutma yasal zorunluluğu göze alındığında hiçbir şekilde ticari defterlerde kaydı bulunmayan, herhangi bir şekilde hizmet ve alım olmaksızın salt senedin mücerretliği nadeni ile tanık dinlenmemesi ve usulüne uygun düzenlenen ticari defterlere ilişkin bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın kurulan hükmün sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermekte olup hükmün usul ve yasaya aykırılığı nedeniyle istinaf yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, arz edilen ve yine mahkemenin incelemeleri esnasında ortaya çıkacak sair nedenlerle, istinaf taleplerinin kabulü ile hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, dava ve takip konusu bonodan ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  Davacı yan; taraflar arasında 2018 yılında 140.000,00-Euro bedelle CNC  tezgahı satışına ilişkin anlaşma yapıldığını, dava konusu 14.000,00-Euro bedelli bononun da bağlanma parası olarak davalı yana verildiğini, ancak anlaşmadan vazgeçildiğini ve sözleşmenin de yırtılıp atıldığını, davalının bedelsiz kalan dava konusu bonoyu iade etmediği gibi, bu bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı aldığını ve infaz ettiğini bu nedenle eldeki menfi tespit davasının açıldığını ileri sürmüş; davalı yan;  dava konusu bononun sebepten mücerret olduğunu, davacının bu bononun tezgah satışına ilişkin sözleşmenin bağlanma parası olarak verildiği yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında böyle bir sözleşme yapılmadığını, bononun da bu amaçla verilmediğini, davacının iddiası ispatla yükümlü olduğunu savunmuştur. Dava konusu bononun 09/08/2018 keşide tarihli, 10/09/2018 vadeli, 14.000,00-Euro bedelli olduğu, keşidecisinin davacı, lehdarının davalı olduğu, bononun unsurlarında bir eksiklik bulunmadığı, bono üzerinde ihdas nedenine ilişkin bir kaydın yer almadığı,  davalının bu bonoya dayalı olarak ileri sürdüğü ihtiyati haciz talebinin Bakırköy 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/229 D.İş sayılı kararı ile kabul edildiği, kararın Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile infaz edildiği, bu sırada eldeki menfi tespit davasının açıldığı ve mahkemece icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir isteminin kabul edilmesi sonrası, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'ne ihtiyati hacizde talep edilen tutar ve fer'ilerinin ödendiği, tedbirin uygulanmasının ve yatırılan tutarın alacaklıya ödenmemesinin talep edildiği, bu sırada davalı tarafından Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile dava konusu bonoya dayalı olarak,  14.000,00-Euro asıl alacak, 6.976,70-Euro işlemiş faiz ve 42,00-Euro komisyon alacağı olmak üzere toplam 21.018,70-Euro alacağın tahsili istemi ile esas takibe geçildiği anlaşılmıştır.  Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacı defterlerine göre davacının davalıya borçlu görünmediği, dava konusu bonoya ilişkin olarak davacı defterlerinde kayıt bulunmadığı, davacı defterlerinde davalının kestiği iki adet faturaya ve bu faturalar karşılığında yapılmış ödemelere ilişkin kayıt bulunduğu kanaati bildirilmiştir. Mahkemece davacının tanık dinletme istemi, iddianın tanıkla ispatı mümkün olmadığından reddedilmiş, tahkikat bitirilmiş ve bonodan ötürü borçlu olunmadığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, iddianın yazılı delil ile ispat olunamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesinde iddiaların tekrarı yanında, ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davacı defterlerinde bonoya ilişkin kayıt bulunmamasına rağmen davanın reddinin hatalı olduğu, tanık dinletme istemlerinin haksız olarak reddedildiği yönündedir.  Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerindedir. Ancak kambiyo senedine dayalı alacak talebinde bulunulması halinde ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden kambiyo borçlusu üzerindedir (Bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s.371 vd; Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/4807 esas, 2024/9311 karar sayılı). Buna göre; dava konusu bononun   taraflar arasında 2018 yılında yapılan CNC  tezgahı satışına ilişkin anlaşmanın bağlanma parası olarak davalıya verildiğini, daha sonra anlaşmadan vazgeçildiğini ve bononun bedelsiz kaldığını ileri süren davacı bu iddialarını yazılı delil ile ispat yükü altındadır.  Davacı defterlerinde bonoya ilişkin kayıt bulunmaması bu iddiaları ispata yeterli olmadığı gibi, HMK'nun 201 maddesi uyarınca bononun daha sonra uygulanmasından vazgeçilen sözleşmeye ilişkin bağlanma parası olarak verildiğine yönelik iddianın tanıkla ispatı da mümkün değildir. İddiasını ispata elverişli yazılı delil sunamayan ve yemin deliline de dayanmayan davacının menfi  tespit isteminin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşıldığından, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"045f04411afeab9b","SID":"50691942d3bd7032"}}