{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   11. HUKUK DAİRESİ                              <br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/171 <br>KARAR NO\t: 2025/99<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:\tMenfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t30/01/2025<br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; davalının, müvekkili aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünde ...Esas sayısı ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını, icra takibinin mevcut bir borç ilişkisine dayanmadığını, takibe konu edilen senedin keşidecisinin Sınırlı Sorumlu ....Mahallesi Kalkınma Kooperatifi, lehtarının da davalı...olduğunu, senet üzerinde bulunan iki imzanın da müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin kooperatifin üç imzaya yetkilisinden birisi olduğunu, kooperatifin borç altına girmesi için üç yetkiliden ikisinin imzasının gerektiğini, müvekkilinin senedi ilk yetkili olarak imza ettikten sonra, diğer yetkiliye imzalatmak üzere davalıya verdiğini, davalının ikinci imzayı attırmadan senedi takibe koyduğunu, dava ve takip konusu senetten dolayı müvekkilinin sorumluluğu ve borcu bulunmadığını, davalının ilk olarak kooperatif aleyhine takip yapıp icra mahkemesi tarafından takip durdurulduktan sonra davacı aleyhine takip yaptığını belirterek müvekkilinin Diyarbakır İcra Müdürlüğünde... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin durdurulmasına ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili; davacının kötü niyetli olarak, borçlanma için çift imza gerekmesini bilerek gizleyerek, senedi kendisi imzalayarak müvekkiline verdiğini, imzaların davacıya ait olduğunun sabit olduğunu, davacının senet üzerine iki imza attığını ve senetten şahsen sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: .<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 24/04/2017 tarih ve 9312 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere dava dışı kooperatifin ilzamı için çift imzanın gerekli olduğu, davacı tarafından kooperatif yetkilisi olduğu iddiasıyla düzenlenen senette kaşenin yanında davacıya ait iki imzanın bulunduğu, bu hususun davacı tarafında kabulünde olduğu, bononun tanzim edenin imzasını taşımasının zorunlu olduğu, sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş olup, pul üzerinde ve açıkta birden fazla imzanın bulunması ya da ismin yazılması şartının öngörülmediği, davacının kaşenin yanındaki iki tane imzasının birinin kooperatif adına olduğu kabul edilse dahi diğerinin aval veren olarak kendisini sorumlu kılacağı, dolayısıyla takibe konu bonodan dolayı şahsen borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; müvekkili tarafından atılan iki imzanın da kooperatif kaşesi dışına atıldığını, bir imzanın kooperatif adına diğer imzanın aval olarak atılmadığının açık olduğunu, imzaların aval amacıyla atıldığını gösteren bir ibare bulunmadığını, Yargıtay'ın kararlarında imzayı atan yetkilinin imzaları farklı yerlere atması durumunda ikinci imzanın aval niyetiyle atıldığının kabul edildiğini, ancak böyle bir niyeti olduğunu gösterir durum olmaması hâlinde iki imzanın da şirket için atıldığının kabul edildiğini, müvekkilinin her iki imzayı da kooperatif adına attığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (\"İİK\") m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ile istirdat istemine ilişkindir. <br><br>Uyuşmazlık, icra takibine konu senette dava dışı kooperatifin kaşesi dışına atılan imzalar nedeniyle davacının borçtan şahsen sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.<br>Dava dosyası içerisinde yer alan Diyarbakır İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davalı alacaklı tarafından 10/03/2021 tarihinde davacı borçlu....aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takipte toplam alacak olarak 160.455,62 TL talep edildiği, takibe dayanak olarak 130.000,00 TL bedelli 03/07/2018 tanzim tarihli bono gösterildiği, takibin kesinleştiği, 15/04/2021 tarihinde davacı borçlu tarafından eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372).<br>Somut olayda; alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takibe dayanak senedin bono niteliğinde olduğu ve kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyen kısmında Sınırlı Sorumlu .... Mahallesi Kalkınma Kooperatifi kaşesinin olduğu, senet metninde bulunan imzaların her ikisinin de şirket kaşesi dışına atıldığı ve borçlu ...’ün imzanın kendisi tarafından atıldığına itiraz etmediği anlaşılmakta olup, bono ön yüzünde atılı bulunan imzaların aynı zamanda borçlu şirket temsilcisi olan borçlu ....’e ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>24/04/2017 tarih ve 9312 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde takibe dayanak senedin düzenleyen kısmında kaşesi bulunan Sınırlı Sorumlu ... Mahallesi Kalkınma Kooperatifini, ...., ....’ın 4 yıl süre ile herhangi ikisinin müştereken atacakları imzaları ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı ilan edilmiştir. Takibe dayanak bonoları ise tek başına ....'ün imzaladığı anlaşılmıştır. <br>Bilindiği üzere bono borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, bonodan doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olur. Yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği TTK’nın 778. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 678. maddesi “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklindedir.<br>Bu bilgiler doğrultusunda uyuşmazlığa konu olayda, TTK’nın 678. maddesi gereğince davacının senet metninde bulunan imzasını inkar etmediği dikkate alınarak yetkisiz temsilci sıfatıyla bonoda yazılı borçtan bizzat sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. <br>Öte yandan, şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerekmekle birlikte, 6102 sayılı TTK'nın 701/3 maddesine göre muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı ancak düzenleyen tarafından poliçenin ön yüzüne ikinci imza atılması durumunda bu imzanın aval olarak kabul edilemeyeceği belirtilen yasal düzenleme kapsamında anlaşılmış olup somut olayda davacının borçtan bizzat sorumlu olduğu yukarıda belirtilen açıklamalara göre kabul edildiğinden ikinci imzanın aval için verildiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. <br>Anlatılan bu ilkeler doğrultusunda dava konusu takibe dayanak senedi düzenleyen kısmında kaşesi bulunan kooperatifin çift imza ile temsil edilmesine rağmen senedin tek kişi imzası ile düzenlendiği, kooperatifin borçtan sorumlu olmadığı ancak borçlu ....'ün TTK’nın 678. maddesi gereğince yetkisiz temsil nedeniyle borçtan şahsen sorumlu olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/12-268, K: 2020/729 sayılı kararı).<br>Açıklanan nedenlerle; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA,  <br>3-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-) Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine İADESİNE,<br>5-) İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,<br>6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4 maddesi uyarınca kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/01/2025<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b80eb2180f1d9b90","SID":"05003ceedc8374b3"}}