{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1609 <br>KARAR NO\t\t: 2025/157<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.02.2019<br>NUMARASI\t\t: 2015/251 Esas 2019/250 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız rekabeti tespiti, men'i, ref'i ve tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 02.03.2015<br>KARAR TARİHİ\t: 31.01.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.02.2025<br><br>\tİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.02.2019 tarih 2015/251 Esas 2019/250 Karar sayılı kararı hakkında Dairemizce verilen 09.09.2022 tarih 2019/2586 Esas 2022/1189 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2024 tarih ve 2022/6544 Esas 2024/2648 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulması üzerine HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; <br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, davalıların rekabet kurulunun davacı aleyhine aldığı karara ilişkin yer alan haberleri derlemek sureti ile oluşturduğu bülteni davacıların çalıştığı bayilere dağıtarak davacı ile çalışmaya devam ettikleri takdirde benzer cezaya maruz kalacaklarını yönünde beyanda bulunmak sureti ile rekabeti ihlal ettiğikleri belirterek; haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik müşterek ve müteselsilen 5.000,00-TL maddi tazminat ile 50.000,00-TL manevi  tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili  ile masrafı davalı tarafa ait olmak üzere kararın Türkiye çapında en yüksek tirajlı gazetelerde Kamuya yayın yoluyla duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tCEVAP : Davalılar vekili, yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalı şirket çalışanlarının gazete haberleri konusunda bilgilendirme yapmasının haksız rekabet teşkil etmediğini, haksız rekabete son verilmesi isteğinin ifadesi olduğunu, yalnızca rekabet kurulu tarafından verilen karar hakkında bilgilendirme yapıldığını, davalının kendi ifadelerini taşıyan ya da yorum içeren hiçbir bilgi ya da belge verilmediğini,  davacı şirkete verilen para cezası hakkında bilgi verildiğini, gerçeğe aykırı bir ifade söz konusu olmadığını, davacı ile çalışmaya devam etmeleri halinde kendilerinin de benzer bir davaya maruz kalacakları ve davacı ile yaptıkları sözleşmeleri sona erdirmeleri gerektiğine daire telkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu bültende kötüleyici bir ibare bulunmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların rekabetin ihlali nedeni ile aldığı Rekabet Kurulu kararına ilişkin gazete haberlerini bir broşür haline getirerek bayilere dağıtılmasına dair davalıların eylemlerinin TTK' nın 55/1/a-1 anlamında gereksiz yere incitici açıklamalar ile kötüleme teşkil ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun kabulü ile 5.000,00-TL maddi  25.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN 09.09.2022 TARİH ve 2019/2586 Esas - 2022/1189 Karar  SAYILI KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dinlenen tanık beyanları ve tarafların müşterek kabullerinden Rekabet Kurumunun 12.6.2014 tarih, 14-21/410-128 sayılı kararı ile davacıların hakim durumu kötüye kullanmak sureti ile Rekabet Kanunu'na aykırı eylemleri nedeni ile idari para cezası verilmesine dair kararlarına ilişkin ilgili gazete haberlerinden oluşan tek sayfadan ibaret bültenin tanık olarak dinlenilen davalıların da içinde bulunduğu bir kısım alkolü içecek satan işletmelere dağıtıldığı, bunun ötesinde, davacının ileri sürdüğü şekilde davalı şirket çalışanları tarafından alkol satışı yapan işletmelere davacı ile çalışmaya devam etmeleri halinde kendilerinin de benzer bir davaya maruz kalacakları ve davacı ile yaptıkları sözleşmeleri sona erdirmeleri gerektiğine dair beyanda bulundukları ileri sürülmüş ise de bu hususta davacı tarafından dayanılan delillerin söz konusu iddiayı ispata yerli olmaması karşısında davacının bu iddiasını ispat edemediği, davalının varlığı kabul edilen bülten dağıtma eylemi her ne kadar dağıtan bülten içeriği itibariyle yanlış ve yanıltıcı olmasa da 6502 sayılı TTK'nun 55. maddesinde belirtildiği üzere gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, zira, söz sonsu Rekabet Kurulu kararların işletmelere davalıların tarafından ulaştırılması ve bu hususta işletmelerin bilgilendirilmesine dair mer-i mevzuat çerçevesinde davalılara yüklenen bir yükümlülük bulunmamasına rağmen davalıların davacı aleyhine piyasayı etkiyecek ve ticari itibarına zarar verecek şekilde aksine davranışlarının dürüstlük kurularına uygun şeklide gerekli bir eylem olarak kabulüne imkan bulunmadığından TTK'nın 55/1-a-1 maddesi kapsamında gereksiz yere incitici şekilde kötüleme sureti ile haksız rekabet teşkil ettiği, dosyaya kazandırılan her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile dayanılan kayıtlar kapsamından davacının zarar iddiasının tespiti mümkün olmadığı, alkol satış artış oranında yaşanan azalma nedeni ile zarara uğradığını bu hususta yeniden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de davacı tarafından davalının kaç adet işletmeye bülten dağıttığı, bu işletmelerin daha önce kendisinden ne kadar miktarda alkol satın aldığı,  kaçının davalının mevcut eylemi nedeni ile kendisinden alkol alımı yapmaktan vaz geçtiği veya daha az tutarda alkol aldığı ve ileri sürülen azalmanın davalının haksız rekabet teşkil eden eyleminden mi kaynaklandığı hususları somut delillere dayalı şekilde ispat edilemediğinden davacının yeniden bilirkişi raporu alınması talebinin dosya kapsamına göre yargılamaya bir yenilik katmayacağı, davalı tarafın mevcut eylemleri ile gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek sureti ile haksız rekabet bulunduğu kabul edilmek sureti ile davacıların zararının tam olarak tespit edilemesi nedeniyle davalıların dosyaya yansıyan eylemleri dikkate alınarak takdir edilen maddi tazminat miktarının makul olacak şekilde hüküm altına alınmış olmasına göre maddi tazminat yönünden kararda bir isabetsizlik bulunmamadığı, haksız rekabetin varlığı halinde maddi tazminatın yanında manevi tazminata hükmedilebilmesi için TBK 58. maddesinde ön görülen şartların da gerçekleşmesi gerektiği, haksız rekabet nedeni ile manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız rekabet teşkil eden davranışın aynı zamanda kişilik haklarını ihlal eder nitelikte de olması gerektiği, bu kapsamda, davalının gereksiz yere incitici şekilde kötüleme sureti ile haksız rekabet teşkil eden bülten dağıtma eyleminin yoğunlu ve ağırlığı göz önüne alındığında davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığından İDM tarafından yasal şartları oluşmayan davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi şekilde  davacılar lehine manevi tazminata  hükmedilmesi yerinde görülme, davalı tarafın manevi tazminata yönelik istinaf talebinde haklı olduğu, bu durumda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazları açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalının manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.<br>\tDairemizce verilen karara karşı davacılar veklii ve davalılar vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.<br>\tYARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 01.04.2024 TARİH VE 2022/6544E. - 2024/2648 K. SAYILI BOZMA İLAMININ ÖZETİ : Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve tazminat istemine ilişki olup davalının, davacı  bayilerine dağıttığı broşürde yer alan  ''Rekabet Kurulu'ndan ...'ye  41,5 milyon  TL ceza'' ibaresi bir bilgilendirme niteliğinde olduğu, Rekabet Kurulu kararının gerçekte olmadığının da iddia edilmediği, bayilerin sözleşmeye aykırı eylemde bulunmama tavsiyesi niteliğindeki ibare haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davanın tümüyle reddi gerektiği  belirterek; dairemizce verilen kararın oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.<br>\tYargıtay bozma  ilamı ile duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş ve duruşma açılmış, dairemizce, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, davalının eylemlerinin TTK'nun 55.maddesinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerini ihlal edilip edilmediğinin tespiti, men'i, ref'i ve haksız sebepten kaynaklanan tazminat  istemine ilişkindir. <br>\t1.\tRekabet Kurumunun 12.6.2014 tarih, 14-21/410-128 sayılı kararı ile davacıların hakim durumu kötüye kullanmak sureti ile Rekabet Kanunu'na aykırı eylemleri nedeni ile idari para cezası verilmesine dair kararlarına ilişkin ilgili gazete haberlerinden oluşan tek sayfadan ibaret bültenin tanık olarak dinlenilenlerin de içinde bulunduğu bir kısım alkolü içecek satan işletmelere dağıtılması şeklindeki davalıların eylemlerin bayilerin sözleşmeye aykırı eylemde bulunmama tavsiyesi niteliğinde olup haksız rekabet teşkil etmeyeceği, anlaşılmaktadır.<br>\t2.\tDavacıların, aynı davalılara karşı olan birbirinden bağımsız haksız rekabetin önlenmesi ile manevi tazminat tahsilat kalemlerini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi nedeni ile objektif dava birleşmesinden (davaların yığılması) söz edileceği, bu hali ile davaların bağımsızlıklarını koruyacağı gözetilerek her bir kalem için davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay. 11. HD'nin 30.09.2024 tarih ve  2024/1707 E.  2024/6876 K. 01.10.2020 tatih ve 2019/5136 E. 2020/3737 K.) Yine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi uyarınca, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, red sebebi ortak olan davalılar lehine tek avukatlık ücretine hükmolunur. Bu durum karşısında mahkemece, red sebebi ortak olan davalı şirketler yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. HD'nin 25.01.2014 tarih ve 2014/526 E. - 2014/9398 K.) <br>\tBu kapsamda, bozma ilamında da işaret edildiği davanın nedeniyle reddine, haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat olmak üzere üç ayrı dava yönünden red nedeni ortak olması gözetilerek davalılar lehinine her bir dava yönünden ayrı ayrı tek vekalet ücreti hükmedilmesine, karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak oluşan vicdani kanaatle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davanın REDDİNE,<br>\t2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcından başlangıçta peşin olarak alınan 939,30-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 323,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacılara iadesine,<br>\t3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen haksız rekabetin tespiti ve men'i yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 30.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile davalılara ödenmesine,<br>\t4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 5.000,00-TL  tek vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile  davalılara ödenmesine,<br>\t5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 30.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile  davalılara ödenmesine,<br>\t6-Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine,  <br>\tDair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 31.01.2025 tarihinde oy  verilen  karar açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1d9ad376c88aaee","SID":"b2eafd880ea1a5aa"}}