{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1766 <br>KARAR NO\t\t: 2025/233<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12.06.2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/149 Esas 2024/504 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 12.02.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12.02.2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.06.2024 tarih ve 2024/149 Esas 2024/504 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı şirketin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/324 Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğunu, 25.04.2022 tarihli tensip tutanağının 4 numaralı kararı ile davalı hakkında 25.04.2022 tarihinden başlamak üzere geçici mühlet kararı verildiğini, konkordato komiserliğinin daveti üzerine yasal süresinde 24.10.2022 tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 25.04.2022 tarihi itibariyle hesap edilen 330.658,25 TL nakit kredi alacağı, 64.800,00 TL gayrinakit alacak olmak üzere toplam 395.458,25 TL alacağın kayıt ve kabulünün talep edildiğini, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli 2022/324 Esas 2024/15 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun İİK 306. maddesi gereğince tasdikine, konkordatoya tabi adi borçların tamamınının ilk taksidi 2024 yılı Temmuz ayından başlamak üzere 30 ay vadede ve 2 ayda bir taksit olarak 15 eşit taksitte ödemesine, ödeme planına dahil edilen kısım dışında kalan  müvekkili banka tarafından talep edilen 55.202,18 TL'nin çekişmeli alacak olarak kabulü ile bu alacaklara isabet eden payın İİK 308/b maddesine göre açılacak davada verilecek kararın kesinleşmesine kadar davalı tarafından kayyımın ...bank Adliye Şubesinde açacağı bir hesaba konkordato projesi ve ödeme planındaki oranlar ve vadeler dikkate alınarak yatırılmasına karar verildiğini, gerekçeli kararın 17.01.2024 tarihinde resmi ilan portalında yayınlandığını, müvekkili bankanın alacağının eksik gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin alacağa itiraz ettiğine dair tutanak ve beyan bulunmadığını, komiser raporunda yer almadığını, müvekkili banka tarafından 395.458,25 TL alacağının tamamının projeye dahil edilmesi talep edilmişse de talebin kabul edilmediğini, davacı banka ile davalı şirket ve müşterek borçlu müteselsil kefil ... arasında 26.01.2021 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine geçici mühlet tarihinden sonra 01.07.2022 tarihinde hesaplar kat edilerek Beyoğlu 48. Noterliği’nin 04.07.2022 tarih ve 124248 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin talep edildiğini, tedbir kararı nedeniyle davalı şirket hakkında icra takibi açılamamışsa da müşterek borçlu müteselsil kefil ... aleyhine İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2022/10373 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, kefil ...'in icra takibine itiraz ettiğini, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/783 Esas 2023/385 Karar sayılı kararı ile itirazın iptaline karar verildiğini, iş bu davaya konu alacağın varlığının sübut bulduğunu, her ne kadar uyuşmazlığın temelinde bir alacak iddiası olsa da yüksek mahkeme kararlarına göre çekişmeli alacak davasında arabulucuğa başvurunun dava şartı olmadığını beyan ederek, konkordato projesinde yer almayan 55.202,15 TL alacağının projede kabul edilen kısım ile birlikte konkordato tasdik kararı uyarınca konkordato şartları kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesini, konkordato tasdik kararı uyarınca 55.202,15 TL alacağın davalı şirket tarafından kayyımın açacağı bir banka hesabına konkordato projesi ve ödeme planındaki oranlar ve vadeler dikkate alınarak İİK 308/b maddesi uyarınca yatırılması halinde davacı bankaya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, tarafların muhasebe kayıtları incelenerek konkordato süreci ile kanuni olarak durması gereken faiz ve ferilerinin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, şüpheli alacak miktarının İİK'nun konkordato mevzuatını düzenleyen maddelerine aykırı olan bir şüpheli alacak ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, adi alacaklara konkordato süresince faiz işletilemeyeceğinin açık şekilde kanunda düzenlendiğini, kefil ya da 3. şahıslar ile ilgili yapılan işlem ve masraflar ile bu kişilere işletilen faizler konkordato dosyasında alacak olarak kabul edilemeyeceğinden şüpheli alacak olarak kabulünün mümkün olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t: Mahkemece, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi hükmü gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talepli iş bu davanın genel hükümlere göre görülmesi gereken alacak davası olduğu, çekişmeli alacağın tespiti ve konkordato projesine dahil edilmesine yönelik davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, davanın kabul edilmesinin belirli bir para alacağının tahsilini değil sadece konkordato projesine dahil edilmesi sonucunu doğuracağını, davacı vekili tarafından arabulucuya başvurulmadığının beyan edildiği gerekçesiyle, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesindeki düzenleme gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı ...  Ltd. Şti. tarafından açılan konkordato projesinin tasdik edilmesi talepli davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/324 E, 2024/15 K ve 11.01.2024 tarihli kararı ile davalı/borçlu şirketin konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun İİK 306. maddesi gereğince tasdikine, konkordatoya tabi adi  borçlarının tamamını ilk taksidi 2024 yılı Temmuz ayından başlamak üzere 30 ay vadede ve 2 ayda bir taksit olarak 15  eşit taksitte ödemesine, davacı borçlu ...  Şti.'nin ödeme planına dahil edilen kısım dışında kalan, alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından talep edilen 55.202,18 TL'nin  çekişmeli alacak olarak kabulü ile bu alacaklara isabet eden payın İİK 308/b maddesine göre açılacak davada verilecek kararın kesinleşmesine kadar borçlu davacı tarafından kayyımın ...bank Adliye Şubesinde açacağı bir hesaba konkordato projesi ve ödeme planındaki oranlar ve vadeler dikkate alınarak İİK m.308/b uyarınca yatırılmasına karar verildiğini; eldeki davada, konkordato projesinde yer almayan 55.202,15-TL alacağın da projede kabul edilen kısım ile birlikte davalıdan tahsiline, konkordato tasdik kararı uyarınca konkordato şartları kapsamında müvekkil bankaya ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın İİK Md.308/b uyarınca açılmış çekişmeli alacak davası olduğunu, zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığını, İİK 308/B \"Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler.\" hükmünün mevcut olduğunu, davanın açılması hususunda özel bir düzenleme bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında 2004 sayılı İİK madde 308/b kapsamında çekişmeli alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin  reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİcra ve İflas Kanunu’nun 301. maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır.<br>\tİcra ve İflas Kanunu’nun 302/IV. bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz.<br>\tÇekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir. Ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açmak zorundadır.<br>\tKülli bir tasfiye prosedürü olan konkordato, hem bu özelliği hem de tasdik halinde İİK’nın 308/c maddesi gereğinde konkordatoya katılsın katılmasın kural olarak konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğundan, 3. kişilerin de haklarını etkileyecek nitelikte kamusal bir karaktere sahiptir. Bu nedenle, hakimin tasdik koşulları bakımından resen inceleme ve araştırma yapması gerektiği gibi, sürecin başarıya ulaşması bakımından yasada kısa ve kesin süreler öngörülmüştür.<br>\tArabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımı ile bir araya gelen tarafların kendi iradelerine tabi başka bir deyişle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukuki uyuşmazlıkları birlikte müzakere ederek çözümü kendi menfaatlerine göre sağladıkları yine alternatif bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabuluculukta yapılan anlaşma taraflar arasında sonuç doğurur. Nitekim; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-1. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir. Anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa  bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler ve bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılarak ilamların icrasına ilişkin genel hükümlere göre yerine getirilir.<br>\tÇekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak olacak kira sözleşmesi ise kaynaklı uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeden ayrılmamıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, aşağıda anlatılacağı üzere alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir.<br>\tYukarıda değinildiği üzere tasdik edilen konkordato genel olarak bütün alacaklılar için mecburi ve bağlayıcı olduğundan çekişmeli alacağın mukadderatı da konkordato hükümlerine tabiidir. Bir başka deyişle çekişmeli alacak hakkında karar veren mahkeme, konkordato projesini göz önünde bulundurarak alacağın tasdik edilen vade, tenzilat ve diğer ödeme koşullarına göre tahsil edilmesi yönünde hüküm kuracaktır. Aksi halde hem ödemeler dengesi bozulur hem de alacaklılar arasında eşitsizlik yaratılmış olur. Bu nedenle, çekişmeli alacak davası ile konkordato prosedürü arasında sıkı bir ilişki olması ve korunan menfaat nedeniyle de doktrinde de zorunlu arabuculuğa tabi olmadığı sonucuna varılmıştır. (ERMENEK, İbrahim/AZAKLI ARSLAN, Betül “İcra ve İflas Hukuku Açısından Ticari Davalarda Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:148,2020, s:152.)<br>\tKonkordato davasında hem davanın kabulü hem de davanın reddi alacaklıları etkileyecektir. Davanın kabulü halinde projede öngörülen ödemeler yönünden etki doğuracağı gibi reddi halinde ise dava açan çekişmeli alacaklılara ödenmek üzere bir miktar paranın bankaya bloke edilmesine karar verildiği hallerde bu para masaya iade edilecektir. Tarafların çekişmeli alacağın miktarı ve ödenmesi konusunda arabulucuda serbestçe anlaşmaları alacaklılar arasında eşitliği bozduğu gibi konkordato tasdik projesinden farklı ödeme koşulları kabul edilmesi de yasal düzenleme ile kabul edilen konkordatonun tüm alacaklılar için mecburi olduğu ilkesine aykırı olacaktır. Çekişmeli alacakların bu yönü itibariyle de zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı görüşü ileri sürülmüştür. (YAZICI, Çiğdem “Adi Konkordatoda Çekişmeli Alacaklar Hakkında Dava”, Bankacılar Dergisi, Sayı: 116, 2021, s:13)<br>\tÇekişmeli alacak hakkında hiç kaynak ayrılmamış veya konkordato mahkemesince yaklaşık ispat ölçüsünde yapılan incelemede daha az bir alacak belirlenerek kaynak ayrılmışsa çekişmeli alacaklıları ile borçlunun arabuluculuk sürecinde daha yüksek bir miktarda alacak belirlemeleri veya farklı koşullarda anlaşmaları konkordato hükümlerinin bütün alacaklılar için bağlayıcı ve zorunlu olması kuralını ihlal edeceğinden ve alacaklılar arasında eşitliği bozacağından kabul edilemez. Aksi takdirde, diğer alacaklılar bakımından İİK 308/f hükmü gereği konkordatonun feshi hakkı doğar. Dolayısıyla, böyle bir anlaşmanın sadece taraflarını bağlaması ve tarafları arasında sonuç doğurması gerekirken tüm alacaklıları etkileyecek sonuçlar doğurur.<br>\tAçıklanan nedenlerle, İİK’nın 308/b. maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak ve konkordatoda ödemeler dengesini bozacak nitelikte olması nedeniyle yasal düzenlemelere uygun görülmemiş olup, ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesi bu nedenlerle isabetli bulunmamıştır. (Yargıtay 6. HD 14.03.2022 tarih 2022/1234 E. 2022/1358 K.,  08.03.2022 tarihli 2021/2976 E. 2022/1249 K. sayılı ilamları)  <br>\tBu durumda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli 2024/149 Esas 2024/504 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde, işin esasına girilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendisine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da5693a54c149563","SID":"233b2790a43b5b3f"}}