{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/448 Esas<br>KARAR NO:2025/31<br><br>DAVA:Tanıma Ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ:01/08/2024<br>KARAR TARİHİ:16/01/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Hakem Kararı'nda Müvekkili lehine yargılama giderleri dahil toplam 12.852.655,41Amerikan Doları ve 623.089,95 İsviçre Frangı alacağa hükmedildiğini, ayrıca bu alacakların (i) 10.829,530,98 Amerikan Doları kısmı için 4 Ağustos 2021'den, (ii) 1.272.974,95 Amerikan Doları kısmı için 18 Ocak 2023'den, (iii) (a) 200.475,28 Amerikan Doları ve (b) gün başına 1.804,94 Amerikan Doları olacak şekilde 170 gün için hesaplanan 306.839.80 Amerikan Doları kısmı için 26 Nisan 2023'ten ödeme tarihine kadar ABD Ana Faiz Oranı uyarınca faiz işletilmesine karar verildiğini, alacak miktarları, faiz başlangıç tarihleri ile faiz oranları uyarınca hesaplanan faiz miktarı ve müvekkilinin toplam alacağı kırılımlı olarak dilekçede sunulduğunu, buna göre, yukarıda belirtilen her bir alacak için, talep tarihi olan 1 Ağustos 2024'e kadar işlemiş olan toplam gecikme faizi 2.330.437,55 Amerikan Doları tutarında olduğunu, dolayısıyla gecikme faizi rakamı, Hakem Kararı'nda belirtilen diğer alacaklarla toplanıldığında Müvekkil'inin son tahlilde, Davalı'dan 15.183.092,96 Amerikan Doları ve 623.089,95 İsviçre Frangı alacaklı konumda olduğu ortada olduğunu, buna göre, İİK m. 257/1'de yer alan ihtiyati haciz koşulları sağlandığından Mahkeme'nin Davalı'nın menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ve sair malvarlıklarına, Müvekkil'in 15.183.092,96 Amerikan Doları ve 623.089,95 İsviçre Frangı alacağını karşılayacak miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini, İsviçre Tahkim Merkezi (Swiss Arbitration Centre) nezdinde Cenevre'de verilen 12 Ekim 2023 tarihli ve ... numaralı Hakem Kararı'nın, hüküm fıkrasının a, b, c, d, e, f, g, h, j ve k bentlerinin (i bendi hariç) kısmen tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde;  Davacı ... işbu davayı ikame etmeden önce arabuluculuğa başvurmadığından ve dilekçesi ekinde anlaşılamadığına dair son tutanak da sunulmadığından ve işbu dava arabuluculuğa başvurulmadan açıldığından, Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-2 ve HMK m. 115/2 ve yerleşik içtihatlar uyarınca, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, Başhakemin karşı tarafın avukatlığını yapan şahsın başkanı olduğu kurum tarafından atanarak tarafların eşitliği ilkesinin ihlal edilmesi ve başhakemin tarafsız ve bağımsız olmaması Türk kamu düzenine açık bir aykırılık teşkil ettiğinden ve Çoğunluk Hakem Kararı Türk kamu düzenine aykırı hale geldiğinden, New York Sözleşmesi m.(V)(2)(b) ve 5718 sayılı MÖHUK m.62(b) uyarınca kısmen tenfiz talebinin reddine karar verilmesini, Tarafların, tahkime tâbi kıldıkları Sözleşme'ye konu Mallar'ın niteliği konusunda doğabilecek uyuşmazlıkların çözümü amacıyla hazırlanacak sertifikaların delil olarak kullanılması konusunda yaptıkları anlaşma, tahkimde uygulanacak usule yönelik bir anlaşma olduğundan, ancak hakem heyetinin çoğunluğu bu anlaşmaya riayet etmediğinden ve böylece tarafların kararlaştırdıkları tahkim usulüne aykırılık meydana geldiğinden, aynı zamanda da Çoğunluk Hakem Kararı neredeyse tamamen bu sertifikaya dayandığından ve buradaki usule aykırılık esasa müessir olduğundan, New York Sözleşmesi m.V(1)(d) ve MÖHUK m.62(1)(f) uyarınca kısmen tenfiz talebinin reddine karar verilmesini, Karşı taraftan sadır belgelerle de ikrar edildiği üzere, Türk kamu düzenine açık aykırılık teşkil eden, hile/sahtecilik ile bağlamı dışına çıkarılan bir belge (CIO Sertifikası) Çoğunluk Hakem Kararı'na dayanak yapıldığından, Çoğunluk Hakem Kararı adil yargılanma ilkelerine ve Türk kamu düzenine aykırı düştüğünden, New York Sözleşmesi m.(V)(2)(b) ve 5718 sayılı MÖHUK m.62(1)(b) uyarınca kısmen tenfiz talebinin reddine karar verilmesini, 21.12.2020 tarihli Satış Sözleşmesi çerçevesinde müvekkili ... ... tarafından karşı taraf ...'ye teslim edilen Mallar'ın aynen müvekkili ... ...'a iadesi gerçekleşmediği müddetçe Çoğunluk Hakem Kararı'nın (b) nolu hüküm fıkrası ve bağlantılı diğer fıkraları hakkında tenfiz kararı verilmesi MÖHUK m.55 uyarınca imkânsız olduğundan kısmen tenfiz talebinin reddine karar verilmesini ve herhalükârda, açıklanan ve re'sen göz önünde bulundurulacak gerekçelerle, Çoğunluk Hakem Kararı'nın kısmen tenfizi talebinin ve Davacı ...'nin tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>DELİLLER<br>Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; New York Konvansiyonu, MÖHUK, Milletlerarası Tahkim Kanunu, İcra-İflas Kanunu, TMK, TBK, HMK ve Tüm Mevzuat, Yargıtay Kararları, İşbu Dilekçe Ekinde Sunulan Belgeler ve Her Türlü yasal delile dayanmışlardır.<br>Davacı yanca; 5718 sayılı yasanın 50 ve devamı (eski MÖHUK 34) maddesinde aranan tenfiz koşullarından yabancı mahkeme ilamının aslı ve usulüne uygun tasdikli tercümesi, kesinleşme şerhi ve onanmış tercümesi ibraz edilmiştir. <br>Teminat hususunun dava şartı olması nedeniyle mütekabiliyet bulunup bulunmadığı hususunda Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve ... İlişkiler Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.<br>İsviçre Tahkim Merkezi (Swiss Arbitration Centre) tarafından verilen 12 Ekim 2023 tarihli ve ... numaralı Hakem Heyeti kararında; <br>''..Yukarıda açıklanan nedenlerle Hakem Heyeti aşağıdaki şekilde Karar, Emir ve Hüküm vermiştir:<br>(a)Davacı Sözleşme uyarınca Malları uygun şekilde reddetmiştir.<br>(b) Davacı Yükün Fangcheng limanında Davalıya teslimi karşılığında Sözleşme uyarınca geçici ödeme bedeli ile liman ve depolama ücretlerini almaya hak kazanmıştır.<br>(c) Davacının kâr kaybı talebi reddedilmiştir.<br>(d)Davacının sebepsiz zenginleşme talebi reddedilmiştir.<br>(e)Davalı Yükün Fangeheng limanında Davalıya teslimi karşılığında Davacıya 12.302.981,21 USD artı 26 Nisan 2023 tarihinden işbu Nihai Karar tarihine kadar günlük 1.804,94 USD (13.174,09 CNY'nin ABD doları karşılığı) ödeyecektir. <br>(f) Davalı Yükü Fangeheng limanında teslim alacaktır. Teslim limanı ücreti Taraflarca eşit olarak karşılanacaktır.<br>(g) Davalı Davacıya aşağıda belirtilen şekilde ABD Ana Faiz Oranında (US Prime Rate) basit yasal faiz ödeyecektir:<br>(i) 10.829.530,98 USD tutarı üzerinden 4 Ağustos 2021 tarihinden ödeme tarihine kadar;<br>(ii) 1.272.974,95 USD tutarı üzerinden 18 Ocak 2023 tarihinden ödeme tarihine kadar ve<br>(iii)200.475,28 USD artı günlük 1.804,94 USD (13.174,09 CNY'nin ABD Doları karşılığı) tutarı üzerinden 26 Nisan 2023 tarihinden Davalı tarafından ödeme yapılana kadar.<br>(h)Davalının karşı taleplerinden ilki reddedilmiştir.<br>(i) KDT'nin karşı taleplerinden ikincisi olan \"sürastarya\" talebi kabul edilmiştir ve Davacı Davalıya 18 Temmuz 2021 tarihinden ödeme tarihine kadar ABD Ana Faiz Oranında (US Prime Rate) faiz ile birlikte 350.569,44 USD tutarında ödeme yapacaktır. <br>(j) Davalı yargılama masrafi olarak Davacıya toplam 623.089,952 CHF ve 242.834,40 USD ödeyecektir<br>(k) Diğer tüm talepler ve karşı talepler reddedilmiştir..'' karar verildiği, Davalının, Hakem Kararı'na karşı İsviçre Federal Mahkemesi nezdinde iptal davası açtığı ancak Federal Mahkeme'nin 14 Mayıs 2024 tarihli kararıyla iptal davasını kesin olarak reddettiği, bu nedenle Hakem Kararı'nın İsviçre MÖHUK m. 190/1 uyarınca, hakem kararının taraflara tebliğ edildiği andan itibaren kesin hüküm niteliğini sahip olma vasfını muhafaza ettiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk ABD Başkanı Prof. Dr. ...'in 10.01.2025 tarihli uzmanlık görüşü raporunda; \"...Yukarıda açıklanan nedenlerle <br>1. Tenfizi istenen hakem kararının maddi hukuk açısından Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği; zira <br>(i) Kararda tarafların seçtiği İngiliz hukukunun uygulandığı; İngiliz hukukunun ve buna göre verilen hükmün Türk hukukun temel değerlerine aykırılık oluşturmadığı, <br>(ii) Hakemlerin yaptığı delil incelemesi ve değerlendirmesinin maddi hukuka ait bir mesele olması ve esasa girme yasağı nedeniyle tenfiz aşamasında inceleme konusu yapılamayacağı, <br>(iii) Hakem heyetinin geçerli bir belge olarak kabul ettiği ... sertifikasının hileli ya da sahte belge olduğunun hiçbir biçimde ispatlanmadığı, <br>2. Tenfizi istenen hakem kararının usul hukuku açısından Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği; zira <br>(i) Kararda tarafların hukuki dinlenilme hakkı ve iki tarafa da eşit davranılma ilkesine riayet edildiği, <br>(ii) Delil takdirinin hakem heyetine ait olduğu, taraflardan birinin kayırıldığına dair herhangi bir bulgunun bulunmadığı, <br>(iii) KDT'nin taraf hakemi olan Prof. Dr. ...' in muhalefet şerhinde kararın usuli kamu düzenine aykırılık oluşturduğuna ilişkin hiçbir hususa rastlanmadığı, <br>3. Davacı vekilinin İsviçre Tahkim Merkezi başkanı olmasının tahkimin tabi olduğu usul kurallarına aykırılık teşkil etmediği ve bu durumun Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmadığı, <br>4. Baş hakemin tahkimin yönetildiği İsviçre Tahkim Merkezi tarafından belirlenmesinin usule uygun olduğu, <br>5. Tahkim yargılaması sırasında ileri sürülmeyen baş hakemin tarafsız ve bağımsız olmadığı iddiasının dürüstlüğe aykırı olduğu ve bu iddiayı destekleyen hiçbir somut delilin bulunmadığı, <br>6. Hakem kararının taraflarca yapılan delil anlaşmasına aykırı olarak verildiği iddiasının hukuken temelsiz olduğu ; taraflar arasında iddia edildiği gibi bir usul sözleşmesi yapılmadığı, tarafların tahkim yargılaması sırasında da böyle bir iddiada bulunmadığı, her iki tarafın da Sözleşmenin 10. Maddesini Sözleşmeye uygulanması öngörülen İngiliz hukukuna göre yorumladığı ve hakem heyetinin de söz konusu maddeyi bir sözleşme hükmü olarak İngiliz hukukuna uygun şekilde yorumladığı ve bu durumun New York Konvansiyonu m. V/l(d) kapsamında bir tenfiz engeli yaratmadığı, ayrıca bu yorumun maddi hukuka ilişkin olması nedeniyle tenfiz aşamasında incelenemeyeceği, <br>7. MÖHUK m. 55/2 tahtında bir tenfiz engelinin mevcut olmadığı , Hakem kararının şarta bağlı olarak verilmediği ve Türkiye'de tenfiz edilecek kısımlar için herhangi bir tenfiz engeli bulunmadığı...\" bildirilmiştir.<br>... Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. ...'ın 19.11.2024 tarihli uzmanlık görüşü raporunda; \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK 5/A uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, <br>Davacı ... 'nin, akdi, hukuki ve fiili karşılıklılık nedeniyle MÖHUK m. 48/2 uyarınca yabancılık tem in atından muaf tutulması gerektiği, <br>Teminat bakımından karşılıklılığın bulunmaması durumunda, New York Konvansiyonu madde 3 hükmü dikkate alınarak, teminat şartından muaf tutulabileceği, Gerek hakemlerin atanması sırasında gerek tahkim yargılaması devam ederken gerekse hakem kararına karşı İsviçre Mahkemesinde açılan iptal davasında, hakemlerin tarafsızlığına ilişkin hiçbir itirazda bulunulmadığından, Türk mahkemesinde sonradan görülen tenfız davas ında hakemin tarafsızlığına ilişkin davalı tarafın itirazda bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, <br>Tahkim Kurallarının 32. Maddesine istinaden, tahkim yargılaması sırasında başhakemin tarafsız olmadığını tartışmaya açma imkanı olmasına rağmen davalı tarafın bunu hiç dile getirmeyip veya itiraz konusu yapmayıp sonradan tenfız davasında ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, <br>Tahkim yargılamasında ...' ın avukatlığını yapan taraf vekillerinin, başhakemin tarafsız olmadığı hususunu tahkim yargılamasının öncesinde, sürecinde veya sonrasında hiç ileri sürmeyip, tartışma konusu yapmayıp sonradan aynı avukatlar olarak tenfız davasında bu hususu ileri sürmelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, <br>Her halükarda, Hakem Heyeti'nin tarafsız ve bağımsız olmadığı iddiasının ispatlanamadığı ve isabetsiz olduğu, <br>Davalı tarafın dilekçesinde ileri sürdüğü tenfız itirazları ile dava dosyasına sunulan Prof.Dr. ... tarafından yazılan hukuki mütalaada belirtilen tenfız engellerinin, (başhakemin tarafsızlığı kısmı hariç) incelediğimiz kısımlarının benzer şekilde iptal davasında da tartışıldığ ı, İsviçre Federal Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinde açılan iptal davasına ilişkin yapılan yargılam a neticesinde verilen 4A_558/2023 sayılı ve 14 Mayıs 2024 tarihli gerekçeli mahkeme kararında bu hususların yerinde olmadığının tespit edilerek, iptal davas ının reddedildiği , <br>Hakem Heyetinin tarafların usul anlaşmasına uygun bir yargılama yürüttüğü , Hakem Kararının tenfızinde New York Konvansiyonu m. V(l)(d) hükmüne bir aykırılık bulunmadığı, <br>Yukarı kısımlarda yapılan açıklamalara istinaden, davalı tarafın ileri sürdüğü tenfız itirazının, tahkim yargılamasının esasına ilişkin konular arasında olmas ı sebebiyle revizyon yasağı kapsamında olduğu, MÖHUK madde 55/2 gereği tenfız şartları bakımından Türk mahkemes inin, hakem kararının esasına girme yasağına tabi olduğu, <br>Hakem Kararı ' nın tenfızinde MÖHUK m. 55/2 hükmüne bir aykırılık bulunmadığı , <br>Hakem heyetinin oybirliğiyle değil ikiye karşı bir oyla karar verdiği itirazının yerinde olmadığı zira tahkim yargılamasının tabi olduğu İsviçre tahkim kurallarının m. 33/ 1 hükmünün buna açıkça izin verdiği, buna ilişkin tenfız itirazının hukuken geçerli olmadığı23 , <br>Tenfızi talep edilen İsviçre Hakem kararın tenfız şartlarını taşıdığı Davacı' nın Hakem Kararı'nın kısmen tenfızini talep etmesinin hukuken caiz olduğu, Hakem Kararı'na dayalı olarak Davalı ... hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceği...\" bilridilmiştir.<br>Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ... Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk E. Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...'nın 20/08/2024 tarihli uzmanlık görüşü raporunda; \"...Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde ve belirlenen her bir sebebin tek başına tenfiz kararı verilmesine engel olduğu ve Türk kamu düzenine aykırılığın her aşamada ileri sürülebileceği ve re'sen de nazara alınması gerektiği de nazara alınmak suretiyle;<br>(i) İsviçre Tahkim Merkezi'nde yürütülen tahkim davasında İsviçre Tahkim Merkezi başkanının Davacı vekili olarak görev alması ve davanın başhakeminin, Davacı vekilinin başkanlık ettiği kurum tarafından atanması sebebiyle “tarafların eşitliği ilkesi”nin ihlal edildiği, ayrıca bu şekilde atanan başhakemin tarafsızlığından ve bağımsızlığından bahsedilemeyeceği, bu nedenlerden ötürü yabancı çoğunluk hakem kararının Türk kamu düzenine aykırı hâle geldiği ve tenfiz talebinin 1958 tarihli New York Sözleşmesi m.V(2)(b) ve MÖHUK m.62(1)(b) uyarınca reddi gerektiği,<br>(ii) Tarafların, tahkime tâbi kıldıkları Sözleşme'ye konu malların niteliği konusunda doğabilecek uyuşmazlıkların çözümü amacıyla hazırlanacak sertifikaların delil olarak kullanılması konusunda yaptıkları anlaşmanın, tahkimde uygulanacak usule yönelik bir anlaşma olduğu, ancak hakem heyetinin çoğunluğunun bu anlaşmaya riayet etmediği, böylece tarafların kararlaştırdıkları tahkim usulüne aykırılık meydana geldiği, çoğunluk hakem kararı neredeyse tamamen bu sertifikaya dayandığı için buradaki usule aykırılığın esasa müessir olduğu, bu nedenle 1958 tarihli New York Sözleşmesi m.V(2)(d) ve MÖHUK m.62(1)(f) uyarınca tenfiz talebinin reddi gerektiği,<br>(iii) Hakem heyetinin çoğunluğunun, gerçekliğini ve inandırıcılığını yitirmiş hileli belge niteliğindeki CIO sertifikasının Çincesini, aksi yöndeki açık delilleri göz ardı ederek, çoğunluk hakem kararına dayanak yapmış olması sebebiyle Türk kamu düzenine aykırılık meydana geldiği, bu nedenle tenfiz talebinin 1958 tarihli... Sözlesmesi mV2)0b) ve MOHÜK m:62l2) 8) uyarınca reddi gerektiği;<br>(iv) 21.12.2020 tarihli Sözleşme çerçevesinde Davalı tarafından Davacı'ya teslim edilen malların aynen Davalı'ya iadesi gerçekleşmediği müddetçe çoğunluk hakem kararının (b) nolu hüküm fıkrası ve bağlantılı diğer fıkraları hakkında tenfiz kararı verilemeyeceği...\" bildirilmiştir.<br>... Üniv. Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. ...'ın 18/11/2024 tarihli uzmanlık görüşü raporunda; \"...Yukarıda belirtilen bilimsel temeller ve içtihatlar çerçevesinde, somut olayda;<br>- İspat yükünün davacı ...'de olmasına rağmen, davalı ... ...'ın karşı ispat hakkı bulunduğundan ve bu ispat hakkına hakem yargılamasında da riayet edilmesi kamu düzeninden olduğundan;<br>- Taraflar arasındaki Sözleşme'de, satıma konu malın istenen niteliklere uygun olup olmadığı konusunda çıkacak bir uyuşmazlıkta, Sözleşme'de kararlaştırılan usule göre oluşturulacak üçüncü numune test sonucu sertifikası münhasır delil olarak kabul edildiğinden; <br>- Münhasır delil sözleşmesinde kararlaştırılan delil, ancak davacı ...'nin yetki ve sorumluluk alanında oluşabilecek olan bir delil olmasına rağmen, davacı ...'nin bu delilin oluşmasını, üçüncü test için numune saklanmasını sağlamamak suretiyle, kendi kusurlu davranışı ile engellediğinden; <br>- Davacı ...'nin bu davranışı, yargılama öncesi dönemde gerçekleşen delil engellemesi niteliğinde olduğundan;<br>- Delil engellemesi halinde ispat ya da delil ikame yükünün engellemeyi yapan tarafa yüklenmesinin gerektiği ve bu yükü yerine getirmediği takdirde, yargılamada oluşan belirsizlik (unklarheit) halinin onun aleyhine değerlendirilmesi ve davasının reddine karar verilmesi gerektiğinden;<br>- Delil engellemesi yapan davacı ...'nin, oluşumunu engellediği delilin ikame ve ibraz edilme imkânını ortadan kaldırarak, bir yandan kendi iddiasını ispatlayamadığı, diğer yandan, davalı ... ...'ın savunma ve karşı ispat hakkını kullanmasını da imkânsız hale getirdiği tartışmasız olmasına rağmen, davalı ... ...'ın ispat ve savunma hakkını kullanmasına izin vermeyen bir hakem yargılaması yapılmış olduğundan;<br>- Aynı zamanda kamu düzenini doğrudan ilgilendiren ve ihlali durumunda kamu düzenine aykırılığın da ortaya çıkacağı ispat ve savunma hakkının ihlalinin açık bir tenfiz engeli teşkil ettiği ve somut olayda bu durum gerçekleşmiş olduğundan; <br>- Davaya konu çoğunluk hakem kararının, ispat hakkı ve bu suretle iddia ve savunma hakkı ve aynı zamanda tenfiz istenen ülke kamu düzeni ihlal edilerek verilmiş bir karar olarak değerlendirilmesi gerektiğinden;<br>- Tenfizi istenen çoğunluk hakem kararının, şarta bağlı veya aynı anda karşılıklı ifaya mahkumiyet hükümleri içeren niteliği gereği, Türkiye'de yerine getirilmesine engel olan hukuki bir sebep mevcut olduğundan ve iadesi şart kılınan mallar fiilen Türkiye'de bulunmadığından kararın Türkiye'de icrası da imkânsız olduğundan, <br>Yabancı hakem kararının tenfiz talebinin kabulünün mümkün olmayacağı...\" bildirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; İsviçre Tahkim Merkezi tarafından Cenevre'de verilen 12 Ekim 2023 tarihli ve ... numaralı hakem kararının hüküm fıkrasındaki a, b, c, d, e, f, g, h, j ve k bentlerinin (i bendi hariç) kısmen tenfizine karar verilmesi talebine ilişkindir.<br>Türk hukukunda yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin şartlar 1958 tarihli  Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Birleşmiş Milletler Konvansiyonu (New York Konvansiyonu) ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun tarafından belirlenmektedir.<br>Türkiye New York Konvansiyonu'na taraf olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90/5 maddesi uyarınca kanun hükmü niteliğindedir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 60-63. Maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi düzenlenmiştir. Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası antlaşmalar kapsamında bulunmayan uyuşmazlıklarda adı geçen kanun hükümlerinin uygulanması söz konusu olmakla birlikte, “Türkiye'de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi” 08.05.1991 tarih ve 3731 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olduğundan ve yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde bu sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Davacı yan İsviçre Tahkim Merkezi (... Centre) nezdinde Cenevre'de verilen 12 Ekim 2023 tarihli ve ... numaralı Hakem Kararının hüküm fıkrasının a, b, c, d, e, f, g, h, j ve k bentlerinin (i bendi hariç) kısmen tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı yan ise; tahkimde baş hakemi karşı tarafın avukatlığını yapan şahsın başkanı olduğu İsviçre Tahkim Merkezi Komisyonu tarafından atanarak tarafların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini, bu hususun açıkça Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, tahkim yargılamasında esas alınan CIO Sertifikasının sahte olup, hileli yollarla ele geçirildiğini, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi nedeni ile tenfize engel oluşturduğunu, bu durumun tespitine esasa girme yasağının engel teşkil etmeyeceğini, davacı yanın kısmen tenfiz talebinin kötü niyeli olduğunu, tahkim kararında malların teslimi halinde bedelinin iadesinin kararlaştırıldığını, şarta bağlı veya aynı anda karşılıklı ifayı içeren hakem kararının icra kabiliyetinin bulunmadığını savunarak tenfiz isteminin reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>O halde, somut olayda çekişme konularının, karşılıklılığın sağlanıp sağlanmadığı, davacının teminattan muaf olup olmadığı, baş hakemin seçilme usulünün tarafsızlığına engel olması nedeni ile Türk kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediği, tahkim yargılamasında esas alınan CIO Sertifikasının sahte tanzim edildiği ve hileli yollarla ele geçirildiği iddiasının Türk kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediği, buna göre hakem kararının esastan incelenip incelenmeyeceği, kısmen tenfiz istenip istenemeyeceği ve nihayet hükümde yer alan karşılıklı ifaların bulunması nedeniyle bu hususun hükmün icrasına engel olup olmayacağı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.<br>Karşılıklılık<br>Türkiye, New York Sözleşmesi'nde karşılıklılık koşulu ile ilgili çekince hakkını kullandığı için bu sözleşme kapsamındaki yabancı hakem kararları, ancak karşılıklılık koşulunun sağlanması koşulu ile tenfiz edilebilecektir.<br>New York sözleşmesi uyarınca karşılıklılık koşulunun gerçekleşmesi için hakem kararının sözleşmeye taraf olan bir devlette (tahkim yeri) verilmesi gerekmekte olup, somut olayda tahkim yeri olan İsviçre sözleşmeye taraf olduğu için karşılıklılık koşulunun sağlandığı sonucuna varılmıştır.<br>Teminat<br>MÖHUK madde 48/2 uyarınca Mahkeme, dava açanı, duvaya katılanı veya icra  takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.<br>Davacı şirketin Hong Kong menşeli olduğu, Adalet Bakanlığı, ... İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 27.12.2024 tarihli yazısına göre konuya ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığından başka bir vesileyle alınan yazı içeriği de değerlendirilmek suretiyle Türk vatandaşlarının Hong Kong'da dava açmaları, açılmış davaya müdahale etmeleri veya icra takibinde bulunmaları halinde teminat gösterme yükümlülüğünün bulunmadığı bildirilmiş, olup, buna göre teminattan muafiyet hususunda fiili bir karşılıklılığın olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Hakemin Tarafsızlığı<br>Davalı yan, davacı ...'nin avukatlığını üstlenen ...'nin aynı zamanda tahkim sürecinde İsviçre Tahkim Merkezi'nin başkanlığını yaptığını, ...'nin avukatlığını üstlenen ...'nin başkanı olduğu İsviçre Tahkim Merkezi Komisyonu tarafından hakem listesi dışından ve başkanı ...'nin yönlendirmesi ile Laurence Shore'nin başhakem olarak atanması nedeniyle kararın içeriğine yansıyıp yansımadığına bakılmaksızın hakemin gerek tarafsız gerekse bağımsız olmadığının ve hakem kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.<br>Gerek 5718 sayılı yasanın 54.maddesinde ve gerekse New York Konvansiyonunun V maddesinde tenfiz koşulları sayılmıştır. Sözleşmenin V/1-(d) bendine göre hakem mahkemesinin teşekkülünün veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına ve anlaşma olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun bulunmaması hallerinin tenfiz engeli oluşturacağı anlaşılmaktadır.<br>Dosya kapsamında göre, adı geçen hakemin taraflar arasında eşitlik ilkesine aykırı davrandığına ya da davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğine ilişkin somut bir neden ileri sürülmediği, başhakemin özgeçmişinin yargılamanın başında taraflara bildirildiği, ancak davalı yanın hakemin seçim yöntemi ve tarafsızlığı ile ilgili itirazlarının hakem atanması ve yargılaması sırasında ileri sürülmediği gibi, davalı yanın aynı yargılamada tahkim yargılamasın esnasında karşı dava açtığı, hakem kararının iptali için İsviçre Federal Mahkemesi nezdinde açtığı iptal davasında da hakem heyetinin seçimi ve tarafsızlığına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu nedenle hakem atanmasını müteakip ve yargılaması sırasında ileri sürülmeyen bu itirazın tenfiz engeli olarak ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Kamu Düzenine Aykırılık<br>Davalı yan, hakem yargılamasında hükme esas alınan CIO Sertifikasına itirazda bulunarak, taraflar arasında geçerli olan İngilizce metnin esas alınması gerektiği halde  Mandarince versiyonunun dasyaya sonradan sunulan tercümesinin Hakem Heyeti tarafından dosyaya kabul edilmesinin usuli kamu düzenine aykırı olduğunu, bu nedenle CIO Sertifikasının hileli bir belge haline geldiğinden, hakem kararının tamamen hileli belgeye dayanması nedeni ile Türk kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu, kamu düzenine aykırılık oluşan durumlarda işin esasına girilerek tenfiz isteminin reddine karar verilebileceğini ileri sürmüştür.<br>New York Konvansiyonunun V maddesinde tenfiz koşulları sayılmış olup, tenfiz mahkemesinin belirtilen koşullar dışında bir inceleme yetkisi bulunmamaktadır. <br>İlgili maddede tenfize engel olan haller şu şekilde sıralanmıştır;<br>“1. Aleyhine hakem kararı ileri sürülen taraf talepte bulunmaz ve zikri geçen kararın tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı önünde aşağıdaki hususları ispat etmez ise, hakem kararının tanınması ve icrası isteği reddolunamaz;<br>(a) 2. maddede derpiş olunan anlaşmayı akdeden tarafların haklarında tatbiki gereken kanuna göre ehliyetsiz olduğu, yahut da zikri geçen anlaşmanın taraflarca tabi kılındığı kanuna ve eğer bu babta sarahat mevcut değilse hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz bulunduğu; veya<br>(b) Aleyhine hakem hükmü öne sürülen tarafın hakemin tayininden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olduğu, yahut da diğer bir sebep yüzünden iddia ve müdafâa vasıtalarını ikame etmek, imkânını elde edememiş bulunduğu; veya<br>(c) Hakem kararının hakem mukavelesinde veya hakem şartında derpiş edilmiyen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yahut hakem mukavelesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri muhtevi bulunduğu; bununla beraber hakem kararının hakemliğe tabi bulunan meseleler hakkındaki hükümleri bunun dışında kalan hükümlerinden ayırt edebilecek durumda ise bunların tanınması ve icrası cihetine gidilebilir; yahut<br>(d) Hakem mahkemesinin teşekkülünün veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına ve anlaşma olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun bulunmadığı: veya<br>(e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya, bunun, verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğu.<br>2. Hakem kararının tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı tarafından aşağıdaki hallerin bulunduğu görülecek olursa, tanıma ve icra isteği kezalik reddolunabilir:<br>(a) Tanıma ve icra isteğinin öne sürüldüğü memleketin kanununa göre uyuşmazlık konusunun hakemlik yolu ile halle elverişli bulunmaması; veya<br>(b) Hakem kararının tanınması ve icrasının zikri geçen memleketin amme intizamı kaidelerine aykırı olması.\"<br>“Türk hukukunda yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde kararın, maddi ve hukuki olgular yönünden yeniden gözden geçirilmesi (revision) yasaklanmıştır. Başka bir deyişle, mahkeme, yalnızca tanınması veya tenfiz edilmesi istenen kararın, tanınma ve tenfiz koşullarımı taşıyıp taşımadığını inceleyecektir.” (Prof. Dr. Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, 2021, s. 524 ve 553)<br>“New York Konvansiyonu'nun V. Maddesi, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi için gerekli koşulları düzenlemiştir. Tenfiz davasında, bu şartlar dışında mahkemenin başka bir inceleme yapması mümkün olmadığı gibi hakem kararının maddi içerik yönünden doğruluğu inceleme konusu yapılamaz. Diğer bir ifade ile hakem kararlarının tenfizinde “revision au fond” (revizyon) yasağı geçerlidir” (Prof. Dr. Ergin Nomer/ Prof. Dr.Nuray Ekşi/ Prof. Dr. Günseli Öztekin Gelgel, Milletlerarası Tahkim Hukuku, 2003, s. 88; Yargıtay Kararları Işığında Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizinde Kamu Düzeni, Prof. Dr. ...'ya Armağan, 2020, s. 151)<br>Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamaları da bu yöndedir.<br>\"Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında kararın içeriğinin kamu düzenine aykırı olup olmadığı değil, kararın Türkiye'de icra edilmesinin ve kararın icrasının sonuçlarının Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olup olmadığı incelenmelidir. Zira MÖHUK'da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Şu durumda tenfiz hâkiminin, tenfiz şartları dışında, kararın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi hâlin kabulü, tenfiz hâkimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması şeklindeki bir sonuca götürecektir.\" (HGK, 03.06.2021, E.2017/52 K. 2021/671; Y. 19. HD, 09.11.2020, E.2020/7171 K.2000/7602 sayılı kararları) <br>Somut olayda; iptal davasına bakan Federal Mahkemece davalı yanın usuli kamu düzenine aykırılık iddiasının reddedildiği, tenfize konu kararın bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olduğu, bir miktar paranın ödenmesine ilişkin hükmün Türkiye'de icra edilmesinin Türk kamu düzenine aykırı olmadığı, tenfize konu kararın maddi ve hukuki olgular yönünden yeniden gözden geçirilmesi (revision) yasağı nedeniyle bunun dışındaki taleplerin  incelenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Kısmen Tenfiz<br>Davalı yan, hakem kararının (i) bendinde kendilerine ödeme yapılmasına karar verilmesine rağmen, tenfiz talebinde bu bendin tenfizinin istenmemesinin kötü niyetli olduğu ve kısmen tenfizin mümkün olmadığını ileri sürmüştür.<br>MÖHUK m. 61/2'nin atıf yaptığı 56. madde uyarınca “Mahkemece ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verilebilir.” Dolayısıyla hakem kararının kısmen tenfizinin talep edilmesi ve tenfiz mahkemesinin hakem kararının kısmen tenfizine karar vermesi mümkündür. Nitekim doktrinde de hakem kararının kısmen tenfizinin kabil olduğu savunulmaktadır (Prof. Dr. Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, 2021, s. 584).<br>Buna göre; kısmen tenfizin mümkün olduğu, kaldı ki davalı yanın tenfiz isteminin davacının menşei nedeniyle Hong Kong'da istenmesi gerektiği, itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Aynı Anda İfanın Tenfiz Engeli Oluşturup Oluşturmadığı<br>Davalı yan, hükümde yer alan; \"Davacı (Davacı) Yükün Fangeheng limanında Davalıya (... ...) teslimi karşılığında Sözleşme uyarınca geçici ödeme bedeli ile liman ve depolama ücretlerini almaya hak kazanmıştır...” düzenlemesi nedeniyle, malın davalıya teslimi gerçekleşmeksizin mal bedelinin davacıya ödenmesinin hukuken mümkün olmadığını, Türk Hukukunda karşılıklı ve aynı anda ifaya mahkumiyet kararların İİK md.24-41 hükümleri arasında düzenlenmediğini, bu nedenle kararın icrasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.<br>Tahkim kararında yer alan;  \"Davacı Yükün ...limanında Davalıya (... ...) teslimi karşılığında Sözleşme uyarınca geçici ödeme bedeli ile liman ve depolama ücretlerini almaya hak kazanmıştır...” ifadesinin aynı anda ifa anlamına gelmediği, hükümde  ifada bir sıralamanın düzenlendiği, yani önce malların teslim edileceği, sonra parasının iade edileceği düzenlemesine yer verildiği görülmektedir. Buradan hareketle teslim borcunun davacıda olduğu söylenebilir. Bu kabule göre, öncelikle davacının teslim için harekete geçmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında göre davacı teslim borçlusunun malların teslimi için davalı yana ihtar çektiği ve depo ücretinin karşılanması ve teslim koşullarının konuşulmasını talep ettiği, ancak davalı teslim alacaklısının malları teslim almak için harekete geçmediği, hareketsiz ve sessiz kaldığı, bu durumda teslim alacaklısının temerrrüdünden söz edilebileceği, bunun bir tenfiz engeli oluşturmadığı, kaldı ki bu hususun ilamın icrası esnasında dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, uzman mütalaaları, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı ile davalı arasında akdedilen 21 Aralık 2020 tarih ve ... numaralı satış sözleşmesi çerçevesinde davalının, davacıya 50.000 metrik ton demir cevheri satmayı üstlendiği, sözleşme'nin 15. maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkların İsviçre Tahkim Merkezi (Swiss Arbitration Centre) nezdinde tahkim yoluyla karara bağlanacağının kararlaştırıldığı, Türk hukukunda yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin 1958 tarihli  Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Birleşmiş Milletler Konvansiyonu (New York Konvansiyonu)'nun uygulanması gerektiği, bu kapsamda yapılan değerlendirmeye göre, tahkim sözleşmesinin geçerli olduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, hukuki dinlenilme hakkına riayet edildiği, hakem seçiminin tahkim yeri olan İsviçre Tahkim Merkezi kurallarına uygun olarak yapıldığı, tenfize konu hakem kararının usulen kesinleştiği, Türk kamu düzenine aykırı bir yönünün bulunmadığı, hakem karanın verildiği İsviçre'nin New York Konvansiyonu'na taraf olması nedeniyle karşılıklılık koşulunun sağlandığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-)Davanın KABULÜNE, İsviçre Tahkim Merkezi (... Centre) nezdinde Cenevre'de verilen 12 Ekim 2023 tarihli ve ... numaralı hakem kararının hüküm fıkrasının a, b, c, d, e, f, g, h, j ve k bentlerinin TENFİZİNE, <br>2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 427,60-TL  harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-)Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin harç, 60,80-TL vekalet harcı, 237,00-TL davetiye gideri olmak üzere toplam 1.153,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6-)Davacının / davalının gider / delil avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya/ davalıya/ vekillerine iadesine,<br>Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2025<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>e-imzalıdır  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8626928e357289b7","SID":"fdf7b0b812766b41"}}