{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2594 <br>KARAR NO: 2025/503<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/05/2024<br>NUMARASI: 2022/45 E - 2024/336 K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bursa-Mustafakemalpaşa fabrikasında ürettiği süt ve süt ürünlerinin depolama ve satışı için Yenibosna ... Mah. ... Cad. ... Sok. No: ... Bahçelievler- İstanbul adresinde soğuk hava deposu bulunduğunu, 01.01.2014 tarihinden bu yana sekiz (8) yıldır bu adreste elektrik aboneliği bulunduğunu, hizmet noktası numarasının ... olduğunu, bu aboneliğe ilişkin olarak davalı ... tarafından müvekkili ...'in kaçak elektrik kullandığına dair tutanak tutulduğunu ve kaçak elektrik tahakkuku içeren toplam 531.187,37 TL faturalar düzenlendiğini, davalının elektrik kesme tehdidi karşısında davacı ... tarafından bu fatura bedellerinin ihtirazi kayıtla ödendiğini, kesilen faturaların haksız olduğunu, kaçak kullanım olmadığını, yapılan ödemenin iadesi gerektiği, yaptığı ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte iadesinin yanında, paranın enflasyon karşısından alım gücünün düşmesi nedeniyle davacının munzam zararının oluştuğunun ve bunun da tazmini gerektiğini beyanla, ödenen 531.187,37 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte istirdadını ve ayrıca faiz ile karşılanamayan munzam zararın tazminini talep ve dava etmiştir. 02/02/2022 tarihli tensip 10 nolu araka kararı ile davacıdan, munzam zarar olarak talep ettiği miktarı belirtmesi ve harcını yatırması, ayrıca zararın nelerden ibaret olduğunu, nasıl oluştuğunu açıklaması için 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı tarafça munzam zarar olarak şimdilik 1.000,00 TL olarak bildirildiği ve harcının yatırıldığı  anlaşılmıştır. Davacı vekili 20/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporunda üçüncü seçenekte “Enerji Bedeline Göre Munzam Zarar” hesaplaması yapılarak  sonuçta 679.021,67-TL munzam zarar tespit edildiği,bu nedenle  munzam zararla birlikte dava değerini toplam 513.282,91-TLden 1.172.465,31-TL'ye artırmak suretiyle ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in ... nolu tüketim noktasına ait adreste 19.01.2021 tarihinde yapılan kontrolde; sistemde 125/5 oranlı (25 çarpanlı) olan akım trafolarının yerinde 200/5 oranlı (40 çarpanlı) akım trafoları olduğunun ve gerilim uçlarının çapraz bağlı olduğunun tespit edilerek ... nolu kaçak tespit tutanağının tanzim edildiğini, 29.01.2021 ve 08.02.2021 tarihlerinde ... çalışanları tarafından yapılan kontrollerde de; sistem 125/5 oranlı olup 25 çarpanlı akım trafoları yerine 200/5 oranlı (40 çarpanlı) akım trafoları ile değiştirilerek sayaçların doğru tüketimi engellendiği tespit edilerek tarih sırasına göre ... ve ... nolu kaçak tespit tutanakların tanzim edildiğini, bu suretle davacının eksik tüketim bedeli ödediğini, yapılan işlemin ve tahakkukun Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin (THY) 42-47 maddelerine uygun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece,\" İtibar edilen son elektrikçi bilirkişi raporundan, dinlenen tanık beyanlarından ve dosyadaki belgelerden, kaçak kullanım olmadığı, sadece 90.107,18 TL eksik tahakkuk olduğu, geri kalan  441.080,19TL'nin fazladan faturalandırılıp tahsil edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının yaptığı bu ödemeleri ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte iadesini isteme talebi mahkememizce kabul edilmiştir.Davacının, paranın alım gücündeki düşüş nedeniyle munzam zarar tazmin talebine gelince; davacı ticaret şirketi olup, elde ettiği gelirleri üretime ve yatırıma yatırması olağan olan bir kişi olup, enflasyonun üzerinde bir miktara yükseltmesi beklenen bir durumdur. Davacı, sürt ürünleri ticareti yapan biri olup, davalıya ödediği faza miktarı ödemeseydi bunu elektrik enerjisine yatıracağı sabit değildir. Bu nedenle ıslah talebi ile enerji bedeli baz alınarak yapılan hesaplamaya göre tazminat ödenmesi talebi mahkememizce uygun görülmemiş ancak enerji bedeline göre yapılan hesaplama sonucu elde edilen miktarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca yapılan hesaplama sonucu bulunan miktar ile ortalamasının alınmasının hakkaniyetli olacağı kabul edilmiştir. Zira, uyuşmazlık konusu bedel enerjiye harcanmıştır. Bu durumda bilirkişinin ortalamasına göre hesaplanan munzam zararın  438.899,97 TL olduğunun kabulü gerekir.\" gerekçesi ile; \"Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davaya konu faturalar nedeni ile davacının 441.080,19 TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktarın 132.897,26 TL sinin 21/04/2021 tarihinden, 290.278,47 TL sinin 28/04/2021 tarihinden, 292,86 TL sinin 15/11/2021 tarihinden ve 17.611,60 TL sinin 18/11/2021 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile: 438.899,97 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmın reddine\" ilişkin karar verilmiştir. Kararı davacı vekili ile davalı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ayrıntılı beyanlarda belirtildiği üzere özetle  davacının  haksız olarak ödediği bedelin kWh birim karşılığının yine davacıya enerji olarak ayni şekilde verilmesini, aksi kanaat halinde ise 571.393 kWh 'nin bugünkü güncel parasal karşılığının,  munzam zarar tazminatı bakımından da “Enerji Bedeline Göre Munzam Zarar” hesaplamasına göre karar verilmesini ve bu tutarlara işlemiş işleyecek en yüksek avans  faizine hükmedilmesine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; istinaf dilekçesine konu ettiği hususlarda açıklamalarda bulunulduktan sonra,özetle; bilirkişinin,  davalı tarafça sunulmuş olan bilgi ve belgeleri dikkate almadığı, kaçak kullanıma esas akım trafosu ve ters bağlantının kim tarafından yapıldığını tespit etmediği, dolayısıyla ilgili eylemi yönetmeliğin kaçakla ilgili olmayan maddelerine dayandırarak temel bir hata yaptığının  görüldüğü,bilirkişinin eksik ve hatalı tespitleri, yanlış dayanakları ve taraflı yorumları nedeniyle hükme esas teşkil ettiği kararın da hata olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli olmadığından  bu rapor doğrultusunda verilen kararın da  hukuka uygun olmadığını,davacı tarafın  dava dilekçesinin sonuç kısmında \"... haksız tahsil edilen toplam 531.187,37.TL.'nin tahsiline \" karar verilmesini talep ettiği, davacı tarafın  20.03.2024 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunduğu, munzam zararla birlikte dava değerini toplam 1.172.465,31.TL.'ye yükselttiğini, davacı tarafın  ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını,mahkemenin  davacı tarafın dava değerini artırdığı ıslah tarihini ve bu dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını dikkate almadığı ve munzam zarar miktarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verdiğini,mahkemenin talep olmadığı halde faize hükmetmesinin   ve ıslah tarihinden önceki bir tarihte faizin başlangıcına hükmetmesinin  hukuka uygun  olmadığını,kararın bu yönden de  kaldırılması gerektiğini,TBK'nın \"Aşkın zarar\" başlıklı 122.maddesi \"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.\" hükmünü  bulunduğunu, munzam zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâli olduğundan,munzam zararın, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsadığını,munzam zararın varlığı için  bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığı ve borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyeti gerektiğini,yine munzam zarar için  borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması şartı arandığını,davalı  şirketin kamusal bir faaliyet yürüttüğü,yürütülen bu faaliyet nedeniyle kendisine tanınan yetki çerçevesinde davacı taraf aleyhine işlem tesis ettiği,davacı tarafın tesis edilen işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iş bu davayı açtığı,davada müvekkili şirketin işleminin hukuka uygun olmadığına dair verilen kararın  henüz kesinleşmediğini, davalı  şirket açısından kesinleşmiş bir borç bulunmadığını,kesin olarak bir borç bulunmadığı gibi  davalı  şirket açısından kusuruna dayanan bir  temerrüt durumunun  da söz konusu  olmadığını, dava konusu işlemin kanuna dayanan yetki nedeniyle müvekkili şirket yetkilileri tarafından tesis edildiği,, işlemin hukuka uygun olup olmayacağının  yargılama neticesinde kesinleşeceği,bu işlem nedeniyle davacı tarafça ödenen bedelin iadesine dair kararın kesinleşmesi ve müvekkili şirketin ödeme yapmaması halinde hükmedilebilecek olan  bir zararın bu davada talep edilmesi ve kabulüne karar verilmesinin  hukuka uygun bulunmadığını belirterek,davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava ,kaçak tahakkuk bedeli nedeniyle  istirdat ve munzam zarar talebine ilişkindir. Söz konusu davaya  konu edilen  alacağın davacı tarafından davalıya ihtirazi kayıtla, 21/04/2021, 28/04/2021, 15/11/2021, 18/11/2021 tarihlerinde ödendiği görülmüştür. 05/01/2023 tarihli elektrik mühendisi bilirkiş raporunda özetle; \"Dava konusunun, davacıya ait elektrik sayacına bağlı akım ölçüm trafolarının çarpan  farkından (davalı sisteminde çarpan 25 olmasına rağmen; davacı şirketin sayaç panosunda çarpan değerinin 40 olması) kaynaklanan bir durum olduğunu, Davacıya ait sayaç ve akım trafo bağlantılarının normal ve sayacın mühürlü olması sebebiyle sayaca müdahale gibi bir tespitin davalı kurum tarafından tespit olmadığını, Mühürlü ve normal kullanımdaki sayaca rağmen, tutanakta; sayaca müdahale ve  sayaç raporu gibi bir bilgi-belge ve rapor yokken sayaca ve ölçüm sistemine-ölçü trafosuna müdahale olmuş gibi bir değerlendirme yapılarak, kaçak kullanım olduğuna ilişkin fatura tahakkuklarının düzenlendiği, Elektrik enerjisinin kesilmesine ilişkin problem yaşanmaması sebebiyle, davacı tarafından davalı kuruma ihtirazi kayıtla ödeme yapıldığı anlaşıldığını, yapılan teknik değerlendirmede, tüm dosya bilgileri kapsamında, tutanak içerikleri ve davalı kurum tarafından sunulan cevap ve belgeler, deliller ışığında, Davalı kurum tarafından düzenlenen tutanaklardaki tespitlere ilişkin bir ihtilafın olmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın; ilgili ölçü trafolarındaki bu farklılığın sebebinin, kurumsal bir veri hatasından, yan davalı kurum çalışanları tarafından sehven veri girişi hatasından kaynaklanmış olabileceği, dolayısıyla davalı kurum tarafından düzenlenen tutanaklardaki hususların sorumlusunun davacı tüketici olmayacağını, bu farklılığın davalı kurum tarafından veri girişinde sehven yapıldığı anlaşılan bir durum olduğu, bu nedenle davalı kurum tarafından düzenlenen kaçak kullanıma ve ek tahakkukka ilişkin faturaların isabetli ve uygun olmadığı, bu faturaların iptal edilmesi gerektiği ancak çarpan farkından kaynaklanan farklı ve normal fatura tahakkuklarının fatura tutarlarının 3/8 ine ilişkin yapılan işlemde elde edilen 24.199,54 TL bedelin, davacı şirket tarafından davalı kuruma ödenmesi gerektiğini, davalı kurum tarafından düzenlenen kaçak kullanım değerlendirilmesine ilişikin toplam 531.187,37 TL'lik fatura bedellerinin davacı şirket tarafından ödendiğinin dosya bilgilerinden ve dekontlardan anlaşıldığını, bu çerçevede davalı tarafından tahsil edilen ve uygun olmadığı değerlendirilen 531.187,37 TL'lik bedelden, 24.19954 TL bedelin mahsup edilmesi sonucunda elde edilen 506.987,83 TL bedelin davacı tarafa iade edilmesi gerektiğini \" belirtilmiştir. Elektrikçi bilirkişi tespitinden sonra  mali müşavir bilirkişiden denkleştirici adalet hesaplaması yönünden alınan  24/03/20232 tarihli raporunda özetle; \" Davalı kurum tarafından davacıya kaçak kullanım bedeli olarak 531.187,37 TL lik fatura düzenlendiğini, davacı tarafından bu faturaların ihtirazi kayıt ile ödendiği, 05.01.2023 tarihli elektrikçi bilirkişi raporunda, ödenen bu tutardan 506.987,83 TL bedelin davacı tarafa iade edilmesi gerektiği belirtilmiş olduğunu, avans faiz hesaplamasında, davacı tarafından ödenen 506.987,83 TL bedelerinin 2021-2022 yılları toplam faiz tutarı 56.674,08 TL olarak hesaplandığını, denkleştirici adalet ilkesi yönünden ise;  506.987,83 TL tutarlı ödemenin, ödeme tarihinden dava tarihine kadar enflasyon, döviz ve enerji bedelleri nazara alınarak denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan fark bedelin 475.158,53TL olduğu\"hesaplanmıştır. Bilirkişi raporuna itiraz nedeni ile başka bir  elektrik mühendisinden alınan 16/05/2023 tarihli raporda özetle; \"Davacının Yenibosna ... Mah. ... Sok. No: ... Bahçelievler- İST. adresinde kurulu bulunan ... hizmet noktasında kaçak elektrik kullanılmamış olduğunu,  davalı ...’ın alacağının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin (THY) 37. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davalı ...’ın 19.01.2021 tarihi itibariyle alacağının 90.107,18 TL olduğunu,   davalı ...’ın tahakkuk ettirmiş olduğu; 25/02/2021 fatura tarihli ... no’lu 4.224,31 TL faturanın, 25/02/2021 fatura tarihli ... no’lu 3.747,90 TL faturanın, 25/02/2021 fatura tarihli ... no’lu 215.032,23 TL faturanın ve 25/04/2021 fatura tarihli ... no’lu 290.278,47 TL faturanın iptal edilmesi gerektiğini, yani toplam tüketim bedelinin   90.107,18 TL olduğu ve fazladan ödenen 441.080,19TL'nin iadesi gerektiği \"  belirtilmiştir. İkinci elektrikçi bilirkişi raporundan sonra mali müşavir bilirkişiden alınan ek raporunda özetle; \"Denkleştirici Adalet İlkesi uyarınca yapılan hesaplamaya esas 441.080,19 TL tutarın ödeme tarihinden dava tarihine kadar, ödeme tarihinden dava tarihine kadar enflasyon, döviz ve enerji bedelleri nazara alınarak faizi aşan fark bedelinin 331.247,10 TL olduğunu \"  hesaplanmıştır. Bu rapora itiraz edilmesi sonrası bu kez  başka bir  mali müşavirden alınan 12/01/2024 tarihli raporda özetle; \" Davacı tarafından fazladan ödendiği belirtilen 441.080,19 TL için; ödeme tarihinden dava tarihine kadarki dönem için 52.363,55 TL avans faizi hesap edildiğini,  441.080,19 TL'nin Denkleştirici Adalet İlkesine Göre dava tarihindeki değerinin 692.222,00 TL olarak hesap edildiği, Denkleştirici Adalet İlkesine Göre Munzam Zararın 692.222,00 TL -441.080,19 TL (ödeme tutarı) -52.363,55 TL (avans faizi) =198.778,26 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, Davacı tarafından ödenen 441.080,19 TL'nin dava tarihindeki Enerji Bedeline göre değeri 1.172.465,41 TL olarak hesap edildiği, Enerji Bedeline Göre Munzam Zararın 1.172.465,41 TL -441.080,19 TL (ödeme tutarı) -52.363,55 TL (avans faizi) =679.021,67 TL olarak hesap ve tespit edildiği; Mahkemece Munzam Zararın Denkleştirici Adalet İlkesi ve Enerji Değerinin ortalamasına göre ödenmesine karar vermesi durumunda; 679.021,67 TL + 198.778,26 TL = 877.799,93 TL/2= 438.899,97 TL ortalama munzam zarar hesap  \"hesabı yapılmıştır.  Yargılama sırasında  2 ayrı elektrik mühendisi bilirkişiden alınan bilirkişi raporlarında davacının sisteme müdahale ettiğinin belirlenmediği ve kaçak elektrik kullanımının yapılmadığının belirlendiği,davacının ödemesi gereken tutar düşüldükten sonra davacınını fazladan ödediği bedel tespit edilmiştir. Ayrıca davacının munzam zararının tespiti yönünden mali müşavir bilirkişiden bir kök bir ek ,yine itiraz nedeniyle başka bilirkişiden yeniden hesap raporu alınmıştır. Davacının fazladan ödediği tutarın iadesi talebi yanında , işyeri faaliyeti nedeniyle ödemek zorunda kaldığı tutar için munzam zararının oluştuğu ileri sürülerek şimdilik 1000 TL munzam zarar talebinde  bulunduğu,davacının munzam zarara dair talebinin belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı ve gerek fatura bedeli ile  gerek munzam zarar yönünden hernekadar ıslah dilekçesi adı altında dilekçe sunulmuş ise de, aslında munzam zarar yönünden ıslah talebinin teknik anlamda belirsiz alacak davasında talep arttırma olması nedeniyle tüm talepler hakkında talebin arttırıldığı anlaşılmıştır. Alınan elektrik mühendisi  bilirkişi raporları kapsamında davacı tarafça kaçak elektrik kullanımın bulunmadığı açıklığa kavuştuğundan,son elektrik mühendisi bilirkişi raporu kapsamında  toplam tüketim bedelinin   90.107,18 TL olduğu ve fazladan ödenen 441.080,19 TLnın davacıya iadesi gerektiği belirlenmekle,mahkemece de  iadesi gereken tutar yönünden bu hesaplamanın dikkate alınmasında aykırılık görülmemiştir.Ayrıca davacının tacir olduğu ve davalıya kaçak elektrik kullanmamasına rağmen ödemek zorunda kaldığı tutar için  munzam zararının oluştuğu ,bu hususta son mali müşavir bilirkişi raporunun  hükme esas alınarak;davacının toplam 438.899,97 TL ortalama munzam zararının tespitinde de aykırı hususa rastlanmamıştır. Davacının  iadesi gereken tutarda enerji verilmesine dair istinaf sebebi  de yerinde görülmemiştir.Bu nedenle mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının ve  davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı   reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) Davalıdan alınması gereken 60.111,44 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 15.027,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 45.083,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"768c28f2608c9ce3","SID":"ad1088a24f451e78"}}