{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/20 - Karar No:2025/221<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ       <br><br>DOSYA NO\t: 2023/20 <br>KARAR NO\t: 2025/221<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/112 E-2022/641 K<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t:20.02.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:20.02.2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan  itirazın iptali istemine  ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Dava dışı Biga ve Çevresi ve Katı Atık Yönetim Birliği'nce ihalesi yapılan \"Biçay Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi Yapım İşi\" ile ilgili davalı şirket ile müvekkili arasında 15/08/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin işe başlayıp üstlendiği işi sözleşme şartlarına uygun olarak yerine getirdiğini, yapılan iş karşılığında hakedişler için davalıya muhtelif tarih ve bedelli faturalar düzenlenerek teslim edildiğini, davalının ödemeleri eksik yaptığını ve sözleşmede kararlaştırılan zamanlarda ödeme yapmayarak müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, keşide olunan 04.12.2018 tarihli 41226 yevmiye sayılı ihtarnameden de bir netice alınamadığını, müvekkilinin  fatura bakiyelerinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı olarak davalı hakkında takip başlattığını, dava ve takip konusu 960.661,14 TL  tutarındaki alacağı ödemediğini ve davalının borcu olmadığı iddiasıyla takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek davalının Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3538 sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, takip miktarı olan 960.661,14 TL’nın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir.<br>\t\tDavalı vekili: Davacının sözleşmede yer alan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, dava konusu işle ilgili olarak toplam 7 adet hakediş düzenlendiğini, davacının bu hakedişler için toplamda KDV dahil 10.463.780,43TL fatura kestiğini, davacının iddia edilen miktarda alacağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere sözde davacı alacağının 9.208.734,47-8.937.717,22=271.017,25TL olduğunu, ancak bu tutarın henüz kesinleşmediğini, SGK ilişiksiz belgesi alınmadığından hesap kesme işleminin de yapılamadığını,  bu sürede teminat mektubundan kaynaklı ilave masrafların da davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini,  kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacağı olsa dahi takip tarihinde muaccel  olmadığını belirterek davanın reddine ve müvekkili lehine en az %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hakediş alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, delillerin toplandığı, davalı şirketin BA formlarının ilgili vergi dairesinden celbedildiği, bilirkişi raporlarının alındığı, davaya dayanak Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/3538 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 854.762,80 TL 31/08/2018 tarihli, 28.428,10 TL 03/10/2018 tarihli fatura bedelleri ve işlemiş faiz toplamı olarak 960.661,14 TL'nin tahsilinin ilamsız icra yoluyla talep edildiği, takip dayanağı olarak 31/08/2018 ve 03/10/2018 fatura bakiyelerinin olduğunun bildirildiği, 14/03/2019 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı 19/03/2019 tarihinde borcun olmadığına ilişkin itirazda bulunulduğunun görüldüğü, davacı şirketin ticari defter ve dayanağı belgelerin incelenmesi yönünde talimat yoluyla  bilirkişi raporu alındığı, davalı şirketin ticari defter ve dayanak belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda da  bilirkişi raporu düzenlendiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporları denetime elverişli olmakla rapora yönelik itirazların yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında akdedilen Alt Yüklenici Sözleşmesi uyarınca yapılan iş karşılığında hakedişlere ilişkin düzenlenen faturaların taraf şirketlerin ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı tarafından faturaların BA formuyla vergi dairesine bildirildiği,  fatura bedellerine mahsuben peyderpey ödeme yapıldığı, icra takibine dayanak 31/08/2018 tarihli fatura bedelinden bakiye bedel ile 01/11/2018 tarih (takip talebinde 03/10/2018 olarak belirtilen) 36613 nolu 28.428,10 TL bedelli faturanın ödenmediği, ticari ilişkinin cari hesap şeklinde işlediği, davalı yanın usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarında tespit olunan borç miktarından sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafından keşide olunan 04/12/2018 tarihli ihtarnamede ödenmesi talep edilen miktarın defter kayıtlarıyla örtüşmediği gibi ihtarnameden sonra davalı yanca bir miktar ödemede bulunulduğu, takip öncesi usulüne uygun temerrüdün oluşmadığı, alacağın likit ve davalının tazminat isteminin yerinde olmadığı  gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/3538 sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 882.501,57 TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan bedelin %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar  verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:  Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme  tarafından işlemiş faiz alacağı taleplerinin reddine karar verildiğini, mahkemece işlemiş faiz hakkında karar verilirken, davalıya gönderilen 04.12.2018 tarihli ihtarnamenin hatalı şekilde yorumlandığını, oysa ki davalıya gönderilen bu ihtarnamede  985.558,94 TL'nın ihtarın tebliği tarihinden itibaren en geç 7 gün içerisinde ödenmesinin istenilerek açık ve net bir şekilde ihtarda bulunulduğunu ve borçlunun bu ihtar ile temerrüde düşürüldüğünü, mahkemenin kararında \"ihtarnamede ödenmesi talep edilen miktarın defter kayıtları ile örtüşmediği\" gerekçesinin hukuken kabul edilebilir bir gerekçe  olmadığını, zira  söz konusu ihtarnameyi alan davalının artık borcun varlığından haberdar olduğunu, mahkemece de kabul edildiği üzere müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğunun her iki taraf ticari defterleri ile sabit olduğu gibi alınan bilirkişi raporu ile de bu durumun sübuta erdiğini, bu durum ile çelişki arz edecek şekilde \"ihtarnamede ödenmesi talep edilen miktarın defter kayıtları ile örtüşmediği\" şeklinde yapılan yorumun hatalı bir değerlendirme olduğunu, zira mahkemece yapılan değerlendirme haklı görülse bile; bu durumda her ne kadar 04.12.2018 tarihli ihtarnamede 985.558,94  TL ödenmesi şeklinde ihtarname gönderilmiş ise de, tarafların defter kayıtlarında 882.501,57 TL sabit olduğundan en azından bu miktar açısından davalı borçlunun temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğini, nitekim Türk Borçlar Kanunu 'nun 117.maddesinde yapılan düzenlemeye göre temerrüdün şartları arasında \"borcun muaccel olması\" ve \"alacaklının ihtar çekmesi\" belirtilmiş olup, gönderilen ihtarnamedeki rakamın defter ve kayıtlar ile uyuşup uyuşmamasının aranmadığını, kaldı ki müvekkili şirket alacağının muaccel olduğunun mahkeme kararından da anlaşıldığını, dolayısıyla davalının 04.12.2018 tarihinde gönderilen ihtarname ile temerrüde düştüğü ve  işletilecek olan faizin de 11.12.2018 tarihinden itibaren olması gerektiği halde mahkemece takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının  aleyhe olan kısımlar açısından kaldırılmasına ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuka  aykırı olduğunu, mahkemece takibe konu borcun ödendiğine dair dekontların dikkate alınmadığını, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde ve icra takibine konu edilmemiş sözde alacaklar hakkında karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açıkça eksik ve hatalı  olduğunu, davacı tarafça herhangi bir ıslah dilekçesi verilmeden iddia ve taleplerinin tamamı ile değiştirilmiş/genişletilmiş ve yargılama sırasında yeni alacak kalemleri talep edilmiş olup karara esas alınan raporda da başkaca faturalar üzerinden hesap yapıldığını, hükme esas  bilirkişi raporunun taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisini en başından; takibe konu edilip edilmediğine bakılmaksızın, bütün faturaları kapsar şekilde incelenerek hazırlandığını,  bilirkişice cari hesaba dair değerlendirmeler yapıldığını, hem de bu yapılan incelemenin de eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece ödeme savunmaları dikkate alınmadığı gibi, açıkça maddi hata teşkil eder şekilde, icra takip ödeme emri ve takip talepnamesi ile de aykırı düşer halde davanın konusunun cari hesap olarak değerlendirildiğini, müvekkilince ödemeler yapılan ödemelerin dekontları dosyada da mevcut olup mahkemece ödemeye dair delillerinin incelenmediğini, dekontlardan anlaşılacağı üzere 10.09.2018 tarihinde ''6 nolu hakediş ödemesi'' açıklaması ile 349.000,00 TL, 13.09.2018 tarihinde ''6 nolu hakediş ödemesi'' açıklaması ile 400.000,00 TL, 14.09.2018 tarihinde ''6 nolu hakediş ödemesi'' açıklaması ile 118.100,00 TL, A-36612 seri numaralı icra takibine konu edilen 6. hakedişden kaynaklanan fatura alacağı sebebiyle toplamda 867.100,00 TL takip tarihinden önce  ödeme yapıldığını, hal böyle iken ödemeler sabit iken bilirkişi tespitleri ile müvekkilinin borçlu olduğuna dair tespitin hukuka aykırı olduğunu, takibe konu fatura sebebi ile ödeme dekontları dosyada mevcut iken  mahkemece dava konusu olan icra takibi dayanak sebebinin sözde cari hesap olduğu kanısı ile hareket edilerek karar verildiğini, ödeme emrinden ve takip talepnamesinden de anlaşılacağı üzere; 31.08.2018 tarihli A-36612 seri numaralı fatura bakiyesi ve 03.10.2018 tarihli A-36613 seri numaralı faturadan kaynaklandığını, bu faturaların içeriğine bakıldığında da A-36612 seri numaralı faturanın açıklama kısmında  6 numaralı hakedişden kaynaklandığı, A-36613 seri numaralı faturanın açıklama kısmında da 7 numaralı hakedişden kaynaklandığının yazılı olduğunu, bunun yanı sıra davacı tarafça taleplerinin dahi tam olarak somutlaştırılamadığını, davacının yargılama aşamasında da kendi ile çelişir şekilde, muvafakatların da yoksun olarak herhangi bir ıslah dilekçesi de vermeden iddia ve talebini de genişletir şekilde bu kere de aradaki ilişkinin alacağın cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını dile getirdiğini,  Yargıtay'ın yerleşik kararları gereğince; açılan itirazın iptali davasının, başlatılan icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu,  davacı tarafça icra takibinde talep etmediği herhangi bir alacak itirazın iptali davasında öne sürülemeyeceği gibi, yapılacak incelemede, takibe konu edilen alacak özelinde olması gerektiğini, tarafların ticari geçmişlerinin en temeline inilerek genel bir alacak-verecek ilişkisinin araştırmaya konu yapılamayacağını, araştırma ve ispatın çerçevesinin, takibe konu edilen belirli faturalar (dayanak) özelinde olması gerektiğini, mahkemece araştırılması gereken hususun, takibe konu alacakların yani davacının talep ettiği 31.08.2018 tarihli A-36612 seri numaralı altı 6 numaralı hakediş sebebi ile icraya konu edilip tahsili istenen fatura bakiyesi ile, 03.10.2018 tarihli A-36613 seri numaralı faturaya ilişkin müvekkilinin bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti olduğunu,  ödemeye dair dekontlar var iken davacı tarafça da talep edilmemiş yeni alacak kalemleri içeren cari hesaba dair bilirkişi raporunu esas alarak karar verilmesi taleple bağlılık ilkesine de aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki icra takibine konu edilmeyen yeni alacak kalemleri (başka faturalar) için dava şartı arabuluculuk dahi yapılmadığı gibi bu faturalar hakkında başlatılan takip de olmadığını, davacının alacağını ispatlayamadığını, ayrıca karara esas alınan bilirkişi raporunun açıkça maddi gerçeğe aykırı şekilde, banka kayıtları ile ters düşer halde tespitlerde de bulunduğunu, bilirkişi raporunda Davalı Şirketin Davacıya Yaptığı Ödemeler  başlığında tablo içerisinde bilirkişice dekontların açıklamalarının '' ... Bankası EFT'' olarak tespit edilmesinin açıkça hatalı ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu ve de rapor içeriğinde dahi sadece takibe konu faturalar değil, tüm faturalar değerlendirilerek hesap yapıldığının yazılı olduğunu,  ayrıca bilirkişinin yaptığı cari hesap değerlendirmelerinin dahi hatalı ve hukukilikten uzak olduğunu, esasen müvekkilince söz konusu takip borcu zaten ödenmiş olmasına rağmen inkar tazminatına da mahkum edildiğini, hükmolunan tazminatın da hukuka aykırı olduğunu, aksine davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tEser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada  mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t\t\t       <br>\tDava, İcra İflas Kanunu(İİK.)'nun 67. maddesine dayanılarak açılan itirazın iptâli , takibin devamı, icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tBorçlunun süresi içerisinde yaptığı  itiraz ile durmuş olan ilamsız icra takibinin devamını amaçlayan itirazın iptali davası,  icra hukuku kuralları çerçevesinde ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmak zorunda olması (İİK 67/1), icra inkar ve kötüniyet tazminatlarının öngörülmesi, özellikle de icra takibine sıkı sıkıya bağlı bulunması nedenleriyle,  açılış şekli ve süresi ile doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından alacak davasından farklıdır. İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması takip talebindeki alacak miktarı ile sınırlı olmanın  yanı sıra, alacağın kaynağı için de geçerli olup, yargılamanın takibin dayanağı ile sınırlı olarak yürütülmesi zorunludur. <br><br>\tSomut olayda, davaya dayanak icra takibi, 31.08.2018 tarihli 36612 nolu ve 03.10.2018 tarih 36613 nolu faturalara dayalı olup, mahkemesince takip dayanağı ile sıkı sıkıya bağlı olarak inceleme ve değerlendirme yapılması gerekir. <br>\tTakip dayanağı olarak gösterilen 31.08.2018 tarih ve 36612 sıra nolu faturanın 6 nolu hakediş bedeline ilişkin düzenlendiği ve yine takip dayanağı 03.10.2018 tarihli 36613 sıra nolu faturanın ise 7 nolu hakediş bedeline ilişkin düzenlenmiş olduğu görülmüştür. <br>\tMahkemesince eldeki dava değerlendirilirken takip dayanağı faturalar ve bu faturalara yönelik var ise ispatlanan ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki sözleşme kapsamında cari hesap ilişkisine dayalı hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davacı tarafça takip tarihinden önce davalıya gönderilen 04.12.2018 tarih 41226 yevmiye sayılı ihtarnamenin temerrüde düşürücü nitelikte olduğu kabul edilerek ihtarnamede verilen süre de dikkate alınarak işlemiş faiz talebi yönünden inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken ihtarnamenin temerrüde düşürücü nitelikte olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle doğru olmamıştır. <br>\t\tAçıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>               HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>  2-Ankara 5.  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.10.2022 tarih, 2020/112 E-2022/641  K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi  gereğince kaldırılmasına,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>5-Davalı tarafından yatırılan 80,70 TL ve 15.071,00 TL olmak üzere toplam 15.151,70  TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 20.02.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br> <br><br> <br>   <br> <br> \t<br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"632514ab4af28a2f","SID":"c5f4bce7b984df7d"}}