{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1555 <br>KARAR NO: 2025/20<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2020/662 Esas -  2021/640 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde; Davalı şirket yöneticilerinin  basiretli tacir gibi davranmadıklarından ötürü şirket öz kaynaklarının ve sermayesinin şahsi menfaatleri  doğrultusunda kullanmadıklarını, şahsi ve ticari para ilişkilerinin birbirine karıştırdıklarını ve şirket para ilişkilerinin birbirine karıştırılmasından ve şirket mal varlığını azaltmaları sonucunda doğmuş olan 30.000,00 TL belirsiz alacağın  şirket tüzel kişilik perdesinin aralanması ile şirket ortaklarının sorumluluğuna gidilmesini belirterek dava tarihinden itibaren işleyecek yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tazminine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davanın esası hakkında kendi haklılığını yaklaşık olarak ispatladığını kabul etmediklerini,  tedbir talebinin reddine karar verilmesini, davacılar vekilince 3 davacı adına tek bir dava açılmış olup HMK hükümleri uyarınca aralarında dava arkadaşlığı şartları mevcut olmayan davacıların tek bir dava ikame etmesi mümkün olmadığını, borçlu şirketin iflasının açılmış olması nedeniyle İİK hükümleri gereğince davacı tarafça hiçbir takip işlemi yapılamayacak iken işbu dava ile alacağın tahsilinin talep edilmesi iik hükümlerine aykırı olduğunu,  tüzel kişinin borcunun gerçek kişi müvekkillerden tahsilinin talebi tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama masrafı ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... Davacıların dava konusu ettikleri işlemler nedeniyle zarara uğrayacak olan, davalı olarak gösterdikleri ... Holding Anonim Şirkettir. Burada davacıların doğrudan zararlarından bahsedilemeyecektir. Davalı ... Holding yönünden icra takiplerinde aciz vesikası alınmadığı ve yine davalı ... hakkında iflas kararı da bulunmamaktadır. Davacıların  6102 sayılı TTK 'nun 555/1 maddesi gereğince dolaylı zarar nedeniyle tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri,  davacıların ise tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesini talep ettikleri, bu şekilde dava açılamayacağı ( Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17/11/2016 gün ve 2016/7730 esas , 2016/8878 karar, 15/11/2016 gün ve 2015/11797 esas, 2016/8840 karar,  02/05/2016 gün ve 2015/9695 esas, 2016/4941 karar sayılı ilamları ) anlaşıldığından, davacıların  sorumluluk davasının bu yönüyle ...A.Ş. Yönünden esastan reddine; ayrıca dolaylı zarar nedeniyle tazminat talebinin şirkete yöneltilmesi mümkün olmadığından zira,  dolaylı zararda asıl zarara uğrayan şirketin kendisi olduğundan ve yine davalı ... Holding dışındaki davalı şirket ve diğer ortakların da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, bu davalılara karşı açılan dava yönünden  ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların, davalı şirketten alacağının müvekkillerin hak etmiş olduğu işçilik hak ve alacaklarından kaynaklandığını, davacıların seneler boyunca davalı şirkette çalıştığını, şirketin iyi bir noktaya gelmesinde emeği geçtiğini, davacıların alacaklarının temelini iş kanunu oluşturduğundan iş hukukunda işçinin korunmasının öncelikli olarak anayasal hükümler ile güvence altına alındığını, işçi lehine yorum ilkesi gereğince müvekkillerin, davalı şirkette çalışırken hak etmiş olduğu ve tahsil edemediği alacakları bakımından işin esasına girilerek herhangi bir araştırma yapılmadan verilen red kararı hatalı olmuştur.  davalının ticaret sicil gazetesinde kayıtlı mersis adresine defalarca hacze gidildiğini, ancak şirketin boş, adeta bir masa bir kasa kaldığının görüldüğünü, davalıların, açıkça anlaşıldığı üzere mal kaçırma maksadı ile iş yerini boşalttığını, bu davranışın şirketin pasif duruma düşürülmesi, tüm faaliyetlerinin fiilen durdurulması ve şirketin tasfiye edilmesi anlamına geldiğini, bu nedenle bu durumda olan bir şirketin iflasını beklemenin işçi alacağına zarar veren bir yorum olduğunu, şirket alacaklılarına şirketin doğrudan uğradığı zararlar nedeni ile dava açma hakkı tanınmasının yanı sıra bu kişilerin “doğrudan uğradığı” zararlar bakımından da ayrıca dava açabileceklerini, bu anlamda doğrudan zarardan kastın, pay sahibi ve alacaklıların şirketin zararından bağımsız olarak yönetim kurulu üyelerinin davranışları sonucunda, bu sıfatları sebebi ile uğradıkları zarar olduğunu, zira burada davacıların alacaklarından kaynaklı olarak şirket lehine tazminata hükmedilmesi, hükmedilen tazminatın şirkete verildikten sonra müvekkillere verilecek olması bile müvekkili daha mağdur edeceğini, şirketi kasten bu duruma sokan şirket yetkililerine hediye gibi olacağını, mal kaçırma kastı ile hareket edilerek muvazaalı olarak gerçekleştirilen bu işlemlerin, yukarıda açıklanan şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesinin imkansız hale gelmesi ve TTK MD. 555 ve 556/1'in somut uyuşmazlıkta uygulanmasının maddenin amacı ile bağdaşmayacağı hususlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, doğrudan zararlarının kabulü ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile davalı şirket ve yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, şirket tüzel kişiliği perdesi altında haksız işlemler yapılarak davacıların alacaklarının tahsilinin engellenmesi nedeniyle tazminat  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince karar istinaf edilmiştir.  Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ... Holding A.Ş.'den işçilik hakları alacağı olduğunu, bunun için iş mahkemesinde açtıkları davalarda alacaklarının tahsiline karar verildiğini,  kararların kesinleşerek takibe konulduğunu,   ancak davalı şirketin mal varlığına rastlanmadığını, diğer davalıların davalı şirket yöneticisi olduklarını, alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile davalı ... işlevsiz hale getirdiklerini, şirket sermayesini kendi şahsi işlerinde kullandıklarını, tüzel kişilik perdesi altında faaliyet gösterdiklerini, basiretli bir tacir gibi davranmayarak şirketin sürekli zarar etmesine sebep olduklarını, şirketi atıl hale getirdiklerini, tüzel kişilik perdesi altında şirket aktiflerini kendi mal varlıklarına katıp pasiflerden şirketin sorumlu olmasını sağadıklarını, böylece müvekkilinin haklarını şirketten almasına engel olduklarını belirterek müvekkillerinin zararının şirket tüzel kişilik perdesinin aralanması yolu ile şirket ortaklarını ve yöneticilerinin sorumluğuna gidilerek belirsiz alacağın/zararın tazminini talep etmiştir. İlk derce mahkemesince davacıların zararının dolaylı zarar niteliğinde olduğu, bu zarar kaleminde davanın anonim şirkete yöneltilmesini mümkün olmadığı, şirket yönetici sorumluluk davasında dolaylı zararın şirkete ödenmesinin talep edilebileceği, davalı ... Holding dışındaki davalıların da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından bu davalılara karşı açılan dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur. Anonim şirket yönetici, kurucu ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu TTK'nın 553 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, 555/1 maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini şirketin ve pay sahiplerinin talep edebileceği düzenlenmiştir. 556. maddede ise alacaklıların ancak şirketin iflası halinde tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Somut olayda davalı şirketin iflasına karar verildiği Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ... iflas sayıl dosyası ile iflasın açılmış olduğu  savunulmuştur. Davacının talebi, davalı ... Holding A.Ş. dışındaki davalıların şirket tüzel kişiliği perdesi altında davacıya zarar verdikleri iddiasına dayanmaktadır. Davalı şirketin eski ve yeni yöneticisi olan davalıların   şirket tüzel kişiliği altında şirket alacaklarını tahsil ettikleri, şirket mal varlığını kendilerine geçirdikleri ve şirketi borçlandırarak alacaklılardan mal kaçırdıkları iddiasına dayalı olduğundan iddianın ileri sürülüş biçimine göre dava TTK 553 vd maddelerinde öngörülen şirket yönetici sorumluluk davası olarak nitelendirilemez. İddianın ileri sürülüş biçimine göre dava, ... Holding A.Ş. dışındaki davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle davacıya zarar verip vermedikleri, davalıların şirket tüzel kişiliği perdesi altında alacaklıların haklarının sonuçsuz kalması amacı ile hileli işlemler yapıp yapmadıkları, şirket tüzel kişiliği perdesinin kaldırılması gerekip gerekmediği, ... Holding A.Ş. ile davalıların mal varlıklarının birbirine karışıp karışmadığına ve bu bağlamda davalıların haksız fiilleri nedeni ile asıl borçlu şirket borcundan sorumlu olup olmadıklarına  ilişkindir. Açıklanan nedenlerle dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçimine  göre, ... Holding A.Ş. dışındaki davalılar aleyhine dava açılması ve sonuçta tazminatın davacıya ödenmesinin talep edilmesi mümkündür. Mahkemece davacının,  şirket tüzel kişiliği perdesinin aralanması yönünde sunduğu delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davacının talebinin alacaklının anonim şirket yöneticilerine karşı açtığı sorumluluk davası olarak nitelendirilerek reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75f424530b502b03","SID":"ade494749179f314"}}