{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1492 <br>KARAR NO: 2025/188<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/1041<br>KARAR NO: 2021/426<br>KARAR TARİHİ: 02/06/2021<br>DAVA TÜRÜ: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ: 21/11/2017<br>KARAR TARİHİ: 19/02/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan toplam 71.508,71 TL alacağı bulunduğunu, müvekkili tarafından toplam 11 adet faturanın davalı borçluya Beyoğlu ... Noterliği'nin 12.10.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ edildiğini, davalının kendisine ihtarname ile tebliğ edilen faturalara karşı Beşiktaş ... Noterliği'nin 23.10.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 28.06.2016 tarihli ... numaralı 9.625,63 TL tutarlı, 30.06.2016 tarihli ... numaralı 18.439,98 TL tutarlı, 30.07.2016 tarihli ... numaralı 15.541,52 TL tutarlı ve 31.08.2016 tarihli ... numaralı 14.265,73-TL tutarlı faturalara konu hizmetleri almış olmasına rağmen hizmeti almadığını iddia ederek haksız ve mesnetsiz olarak iade ettiğini, bu faturalar dışında  davalıya tebliğ edilen faturalara yasal süresinde itiraz etmeyerek müvekkilinden bu miktar karşılığında hizmet aldığını kabul ettiğini, müvekkili tarafından davalıya faturalara konu hizmetin sağlandığını, takibe haksız ve kötüniyetle itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığını, davacı taraf icra takibinde cari hesap ekstresine ve belirtilen faturalara dayandığını, evvela davacı taraflar arasında imzalanmış bulunan bir cari hesap sözleşmesi ibraz etmediğinden, cari hesap ilişkisi adı altında alacak talep etmesi hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın davaya ve cari hesap hareketlerine konu ettiği faturada ki emtianın incelenmesinde davacı \"facebook harcamaları\" adı altında hizmet verdiği iddiasında olduğunu, davacının iş bu ad altında hizmet almadığını, facebook üzerinden harcama yaptığını iddia eden davacı fatura ettiği harcamanın ödemesini ve sonrasında harcama karşılığı yapılan hizmeti ispat etmek durumunda olduğunu, aynı şekilde \"google harcaması\" adı altında verilen hizmettinde gerçeği yansıtmadığını, ilgili faturaların kabul edilmeyip süresi içerisinde iade edildiğini,  fatura ve irsaliyeye dayanan davacının tanık deliline başvurmak istemesinin hukuka aykırı ve çelişkili olduğunu, sadece faturanın düzenlenmesinin davacıyı alacaklı hale getirmediğini, davacının tanık dinletmesine ayrıca yeni delil ibrazına muvafakatlerinin olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine İİK. 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasında, davacı taraf davalıya internet tanıtım faaliyeti mahiyetinde ticari hizmet sunduğunu, icra takibine konu faturaları bu hizmete karşılık düzenlediğini ve davalı tarafa tebliğ ettiğini, davalının faturaların bir kısmına itiraz etmediğini, bir kısmına ise hizmeti almadığını iddia ederek itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız olduğunu, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, ön inceleme duruşmasında taraflara ticari defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve bilirkişi incelemesi için gün verildiği, ancak davacı taraf davalı adına ne tür hizmet alımlarında bulunduğuna dair işlem dökümlerini sunmadığı, davalıya verdiği hizmeti kanıtlayamadığı, 12/06/2019 tarihli bilirkişi kök raporuna itiraz üzerine alınan 18/11/2019 tarihli ek raporda da yine dosyaya konu iddia olunan ticari hizmetin davacı tarafından davalıya temin edildiğine dair bir bulguya rastlanılmadığı, davacı iddiasının doğruluğuna dair kanaatin oluşmadığının anlaşıldığı, davacı taraf hizmeti verdiğine dair yaptığı itiraz ile yerinde bilirkişi incelemesi talebinde bulunduğu, bunun üzerine verilen yerinde bilirkişi incelemesi kararı üzerine de verilen tarihte hazır bulunmamış, hizmeti verdiğini kanıtlayamadığı, bu hususun 02/07/2020 tarihli tutanak ve 22/12/2020 tarihli 2. ek rapor ile tespit edildiği, raporda \"davaya konu olay ve taraflarca sağlanan her türlü somut delil titizlikle incelenmiş ve davacının iddialarını kanıtlamak yönünden yetersiz bulunmuştur\" tespitinin yapıldığı, davacı vekilinin bu rapor üzerine \"Sosyal ağ sağlayıcılara ilişkin PDF çıktısı\" sunmuş ve rapora itiraz ettiği, 16/03/2021 tarihli 3. ek raporda da davaya konu hizmetin davalı tarafa sağlandığına dair kabul edilebilir bulgulara rastlanmadığının belirtildiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; salt faturanın tanzimi malın teslimini veya hizmetin yapıldığını ispata yeterli olmadığı, davacının faturaya konu hizmeti davalı tarafa sunduğunu, sağladığını ispat etmesi, usulen kanıtlaması gerektiğini, davacı tüm dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarda da belirtildiği üzere; davalı tarafa faturaya konu hizmeti sağladığını ispatlayamadığı, davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil şirketin davalı şirkete ait reklamların Facebook ve Google dijital ortamlarında yayımlanması hususunda anlaştığını, müvekkil şirket tarafından davalıya sağlanan hizmet sonucu fatura edilen bedellerin ödenmediğini, davalının icra dosyasına yaptığı itirazında borca ferilerine vs. itiraz etmiş ancak ne faturalara itiraz ettiğini ne de hizmeti almadığını iddia ettiğini, borçlunun icra dairesine yaptığı itirazında itiraz sebepleri ile bağlı olduğunu, davacının borca itiraz dilekçesinde ileri sürmediği itirazını mahkemede ileri sürmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinde davaya konu faturaların tamamı kayıtlı olduğunu, taraflarınca davalının ticari defterlerine de delil olarak dayanılmasına rağmen davalı tarafından ticari defterler sunulmadığını, bu durumda müvekkilin ticari defterlerinin esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, pandemi sebebiyle bilirkişiler tarafından şirket merkezindeki bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılamadığını, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak hizmetin sağlandığı hususu değerlendirilmeden dosya üzerinden yapılan ve eksik incelemeye dayanan raporlar hükme dayanak yapılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, dava dilekçesinde tanık deliline dayanıldığını, hizmetin alınmadığına ilişkin ispat külfetinin her ne kadar davalı taraf üzerinde ise de mahkemece taraflarına tanık isimlerini bildirmek üzere süre verilmediğini,  bu hususun değerlendirmemesinin açıkça adil yargılanma hakkı dolayısıyla hukuki dinlenilme haklarının ihlal ettiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, hizmet alım sözleşmesi kaynaklı cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlunun ise ...i. olduğu, 63.490,27 TL asıl alacak ve 7.436,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.508,71 TL üzerinden 02.11.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde cari hesap alacağı borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 06.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 07.11.2017 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bilgisayar mühendisi ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 12.06.2019 tarihli kök raporda:\"Davacı ... Turizm A.Ş.nin teknik yönden beyan ettiği internet reklam tanıtım hizmetlerinin teknik detaylarına dosyaya sunduğu belgelerde yer vermediği ve bununla birlikte ihtilafın mali ilişki kapsamında olması nedeniyle teknik analizin dava akışını etkiler mahiyette görülmediği, davacı ... Turizm A.Ş.’nin incelenen 2016-Takvim yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfında olduğu, davalı ... Ltd. Şti.nin defterlerini ibraz etmediği, davacının 02/11/2017 tarihinde icra takibi yapılan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada icra takibini yaptığı 63.409,27 TL. Tutar taraflarına ibraz edilmiş bulunan incelemeye konu yasal defterler içerisinde kayıtlandığı ve defter kayıtlarına göre alacak aslına ilişkin tutarın 63.490,27 olduğu...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan 18.11.2019 tarihli 1. ek raporda:\"Kök rapordaki tespitleri aynen tekrar ettiklerini, ancak kök raporda işaret olunan ve teknik değerlendirme yapılmasına engel eksikliklerin işbu ek rapor tarihi itibariyle de giderilmediği anlaşıldığından eldeki son verilerin nihai olduğu kabul edilerek detaylı teknik ve analitik değerlendirmeler yapıldığı bu çıktılara göre mali yönden tespitler korunmak üzere kanaat güncellendiğini, ticari hareketliliğe zemin teşkil eden, teknik ve bilimsel yönden muteber görülen, davalının rızası ve bilgisi dahilinde anılan internet hizmet sağlayıcılarından (tedarikçilerinden) davalı namına davacı tarafınca ürün ve hizmet alımina dair bir bulguya dosva içeriğinde rastlanmadığını, bu nedenle,  teknik ve analitik yönden davacı iddiasının doğruluğuna dair bir kanaat oluşmadığını, Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde de faturanın tanımı yapılmış,\"satılan mal veya yapılan hizmet karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı gösteren ticari bir vesikadır\" denilerek, alacağı fiili ve aklif bir sebebe bağladığı, teknik yönden verilen bir hizmet tespit edilemediğinden dolayı, alacak iddiasına yönelik mali bir oran veya miktarın ifade edilmesi yerinde görülmemiştir.\" 02.07.2020 tarihli 2. ek raporda:\"...Mücbir şartların ortadan kalkmış olmasına rağmen davacı tarafça işaret edilen tarihin rapor takviminin yeniden dışına çıkılması durumunu doğurduğu ve bu durumun bilirkişiliğimizden kaynaklanmadığı, bu nedenle raporumuzun tamamlanarak dosyanın Sayın Mahkemenize sunulması ihtiyacının zuhur ettiği, bilirkişiliğimizin tasarrufu dışında oluşan bu şartlar altında, 12.06.2019 tarihli kök raporumuzu ve 18.11.2019 tarihli birinci ek raporumuzu aynen tekrar ettiğimizi...\" 16.03.2021 tarihli 3. ek raporda ise:\" 14/01/2021 tarihli davacının Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi'nde;\"hizmete ilişkin web sayfası görüntüleri de ekran görüntüsü olarak sunulmuştur” ifadesine yer verilmiş olmasına rağmen anılan ekran görüntülerine dosyada rastlanmamıştır. Her ne kadar “hizmetin teknik boyutuna ilişkin bir iddia ve itirazının bulunmadığı” belirtiliyor olsa da örnek olaydaki ticari etkinliğe konu eylemin gerçekten verilip verilmediğinin tespitinin, teknik bir konu olduğu değerlendirilmiştir. Ancak bilirkişilik kök rapor çalışmasından bu yana davacı yandan teknik yönde değerlendirilebilir dosya katılımı sağlanamadığı, gerek adreste gerek Sayın Mahkemeniz huzurunda yerinde tespit çalışmalarına davacı yanca iştirak edilmediği, geçmiş dosya rapor ve tutanakları ile sabittir...Dilekçede beyan olunan “Ayrıca müvekkilin verdiği hizmete ilişkin web sayfası görüntüleri de ekran görüntüsü olarak sunulmuştur” ifadelerindeki ekran görüntülerine de dosyada rastlanmamış olmakla birlikte; bir başlığı olmaksızın ve nereden temin edildiği bilinmeyen bir tablonun dosyaya sunulduğu ve fakat bu haliyle bilirkişiliğimizce değerlendirilebilir muteberlikte bulunmadığı, dokümanın; kaynağına dair somut hiçbir emare içermediği kanaatine varılmıştır...\" şeklindedir. Dosya kapsamı itibariyle davacı tarafın dijital ortamda verildiği iddia olunan  facebook, google ve sosyal medya hizmete ilişkin bilgisayar ortamındaki kayıtları sunmadığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği sabittir. Bilirkişi heyeti tarafından kök ve 3 ayrı ek rapor ile yerinde inceleme yetkisine rağmen davacının dijital kayıtlarına bilirkişi heyetinin incelemesine sunmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı ve son ek rapor öncesi tablo halinde sunduğu kayıtlarında hizmetin verildiğine yönelik ispata elverişli olmadığı tespit edilmiştir.  İlk Derece Mahkemesince gerek mahkeme nezdinde inceleme gün ve saati belirlenmiş olması gerekse de bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilmiş olması dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamında davacı tarafa dijital kayıtlarını sunması için gerekli süre ve imkanın verildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince ticari defter ve incelenerek bilirkişi raporu aldırılmasına dair 19.03.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında kurulan ara karar tarihinin 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce olması nedeniyle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği bu durumda davacı tarafın ticari defterlerindeki tek taraflı alacak kaydına itibar edilemeyecektir. Dava değeri itibariyle 6100 sayılı Kanunun 200 üncü maddesi uyarınca hizmetin verildiğinin ispatı yönünden İlk Derece Mahkemesince tanık dinlenilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin icra dosyasına genel nitelikteki borca itirazı ile cevap dilekçesindeki hizmetin verilmediğine ilişkin savunması da dikkate alındığında iş bu davada iddia olunan hizmetin verildiğine yönelik ispat yükünün 6100 sayılı Kanunun 190 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı maddesi uyarınca davacı taraf üzerinde bulunmasına rağmen ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad02f2756e5e2aeb","SID":"697ee9d499ac82b0"}}