{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1462 Esas<br>KARAR NO:2025/253 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/12/2020<br>NUMARASI:2019/316 E. -  2020/355 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:19/02/2025<br>Dairemizin  02/02/2023 tarih ve 2021/581 Esas 2023/142 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.07.2024 tarih ve 2023/2752 Esas - 2024/5699 Karar sayılı ilamıyla  bozulmakla,  duruşmalı yapılan inceleme sonucu; <br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hindistan'da kurulu bulunan ve 40 yılı aşkın bir zamandan bu yana özellikle kına imalat ve satışı alanında faaliyet gösteren müvekkili şirketin, distribütörlük veya bayilik yoluyla yine uzunca bir zamandan bu yana diğer bölge ülkelerle birlikte ülkemizde de \"...\" markaları ile de faaliyet gösterdiğini, \"...\" markasını ilk kullanan ve tescil ve meşhur ettirenin müvekkili şirket olduğunu, tamamlayıcı nitelikte bulunan kadın görseli ile birlikte markalarının tescilinin Hindistan resmi makamlarınca 14/08/1989 yılında müvekkili şirket adına yapıldığını, müvekkili şirketin ürünlerinin dünyanın her tarafına dağıtıldığını ve satıldığını, davalı tarafından \"...\" markasının ... tescil numarası ile, \"...\" markasının ... tescil numarası ile, \"...\" markasının ... tescil numarası ile, \"black eagle's\" markasının ... tescil numarası ile, \"...\" markasının ... tescil numarası ile 3.sınıf için TPMK nezdinde tescil ettirildiğini, müvekkili tarafından haksız tescilin öğrenilmesinden sonra noter kanalıyla davalıya ihtarname gönderildiğini, sahiplik durumunun bilinerek kötü niyetle davalı tarafından kendi adına tescil edilen bu markaların görsel ve işitsel olarak müvekkili şirkete ait markaların aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olduğunu, ancak davalı şirketin \"...\" ibareli markayı 5 yıl kesintisiz kullanmadığını ve davalı eylemlerinin marka tecavüzü ile haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ..., ..., ..., ... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, 5.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürdüğü \"...\" ibareli markaya ilişkin Hindistan'da yapılan tescilin Türkiye'de hiçbir hükmünün bulunmadığını, davacı firmanın ... Şti. ile aralarında distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, yalnızca tarafları bağlayan bu sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hüküm ifade etmesi ve ülkemizdeki üçüncü şahısları bağlamasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını, sözleşmenin de taraflar arasında feshedildiğini ve hükümsüz kaldığını, davacı şirketin TPMK nezdinde tescil edilmiş herhangi bir markasının bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin başvurusundan önce yapılmış herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, müvekkili şirketin \"...\" ibareli markasına yapmış olduğu itirazı reddedildiği gibi, davacının TPMK nezdinde yapmış olduğu marka başvurusunun da reddedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/12/2020 tarihli, 2019/316 Esas,  2020/355 Karar sayılı kararı ile; \"...Tüm dosya kapsamı deliller ve dosya kapsamı ile uyumlu görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı markasının ilk olarak 1989 yılında \"...\" ile tescil edildiği 1987 yılından itibaren çeşitli firmalarca aynı markalar altında Türkiye'ye ithal edilip ticarete konu edildiği, bu haliyle davacının SMK 6/3 maddesi anlamında markanın gerçek hak sahibi olduğu, davalı markalarının da aynı ibare ve özellikle  aynı kadın fotoğrafından ibaret olup  SMK'nın 6/3, 25 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının tüm markalar yönünden oluştuğu anlaşılmıştır. Yine bilirkişi raporunda ayrıntısıyla belirtildiği üzere SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas nedeniyle hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu sonucuna varılmıştır. Davalının davacı markalarında esas unsuru olan \"...\"  ve özellikle şekil unsuru olan  aynı kadın resmini aynı olacak şekilde tescil ettirmesi karşısında aynı kadın fotoğrafının ( muhtemelen Hindistanlı) seçmesinin tesadüfi olamayacağı, davacı markalarının üründen yararlanma amacıyla olup TMK 2 maddesi anlamında kötü niyetli tescil mahiyetinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu gerekçelerle hükümsüzlüğe ilişkin davanın kabulü gerekmiştir Davacının manevi tazminat talebine gelince; marka tescili tek başına manevi tazminata sebep olmayacağından esasen tescil başvuru tarihlerinde davacının Türkiye'de tescili de bulunmadığından koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminata ilişkin talebinin reddi gerekmiştir.\" gerekçesiyle \"Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... , ..., ...,... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine...\" şeklinde karar verilmiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun ve ek raporunun hukuka aykırı olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının kötü niyetli olarak kanunu dolanarak söz konusu markaları yurt dışında ... aracılığı ile devralınmasının dikkate alınmadığını, ayrıca müvekkili tarafından dava konusu markaların asli unsuru olan \"...\" markası hakkında kullanmama sebebi ile açılan davanın Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/414 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğunu ve dosyada 3. kişilere devrin önlenmesi için tedbir kararı verildiğini, mahkemenin bu dosyayı dikkate almadığını, davacının belli bir tarihe kadarki \"...\" ibareli bütün başvurularının reddedildiğini, davacının marka başvurularının ülkesellik ilkesi gereğince Türkiye'de marka tescili olmadığı için reddedildiğini, davacının önceki hak sahipliği sıfatı bulunmadığını, davacının 1981 ila 1987 arasındaki 7 adet gümrük beyannamesi sunduğunu, ancak 1988 tarihli son gümrük beyanından itibarin 5 yıldan uzun süre boyunca markanın Türkiye'de kullanılmadığını, müvekkilinin marka başvurusunun ise 2004 yılında olduğunu, 1988 ile 2004 arasında markanın kullanıldığına dair herhangi bir delilin dosyada bulunmadığını, rapora dayanak olarak gösterilen gümrük beyannameleri ile ilgili teyit alınması için Gümrük Bakanlığı'na yazı yazılması taleplerinin dikkate alınmadığını, fotokopi evraka göre hüküm verildiğini, davacının bu davaya dayanak yaptığı marka başvurularını 2018 yılında devraldığını, bu markaların kullanılmayan markalar olup, kendi başvurusu reddedilince hukuku dolandığını, bu durumun TMK md. 2'ye aykırı olduğunu, davacının 2016 yılındaki distribütörü olan ... Şirketi tarafından yapılan \"...\" Tescil başvurunun 28/08/2016 tarihinde reddedildiğini, açılan iptal davasının da takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığını, bu şirket tarafından müvekkili adına kayıtlı \"...\" markasının tesciline yapılan itirazların da TPMK'ca reddedildiğini, 21/03/2018 tarihli YİDK kararında \"...\" itiraza konu marka üzerinde Türkiye'de herhangi bir yasal hakkı ticari ya da sınai faaliyeti bulunmadığı, markanın Türkiye'de kullanımı ve bilinirliği bulunmadığı gerekçesine yer verdiğini, işlemden kaldırılan davada alınan bilirkişi raporlarında bu durumun tespit edildiğini, marka hakkı sahibi ... LTD olan, ... numaralı marka hakkında bu markanın 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla tedbir kararının verildiğini, ancak davacının hukuku dolanarak markayı ... üzerinden devraldığını, davacının \"...\" markasını koruma süresi 17/11/2017 tarihinde dolduktan ve ... LTD tarafından yenileme süresi dolduktan sonra markayı bu şirketten devralarak ... numarası ile yenilediğini, ancak bu markanın ... sayılı markanın yenilenmiş hali olduğunu, dolayısıyla bu markanın müvekkili şirketin başvurusunun reddi için gerekçe olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gümrük beyannamelerinin markaların Türkiye'de kullanıldığını göstermediğini, zira ürünlerin çuval ambalajında ve marka ibaresi olmaksızın gönderilen doğal kına olduğunu, bu konuda fatura sunulması gerektiğini, davacının iddia ettiği markaların hepsinin müvekkilinin markasının tescilinden sonra tescil edildiğini, bilirkişinin dosyayı eksik ve özensiz incelediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:TPMK'dan gelen cevabi yazı içeriğinden ... tescil numaralı \"....\" markasının 3. sınıfta 23/11/2004 tarihinde, ... numaralı \"Şekil\" markasının 3. sınıfta 16/06/216 tarihinde, ... numaralı \"Şekil\" markasının 3. sınıfta 15/06/2016 tarihinde, ... numaralı \"Şekil\" markasının 3. sınıfta 28/04/2016 tarihinde, ... numaralı \"Şekil\" markasının 28/10/2014 tarihinde 3. sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmüştür. ... tescil numaralı \"...\" markasının 3. sınıfta  05/11/2008 , ... numaralı \"...\" markasının 3. sınıfta ..., ... tescil numaralı \"...\" markasının 3. sınıfta ..., ... tescil numaralı \"...\" markasının 3. sınıfta 31/03/2009 tarihinde davacı adına tescil edildiği görülmüştür. Yargılama sırasında alınan 30/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda; \"...davacının “...” ibaresini kullanımının, davalının ... “...” marka tescili için başvuru tarihi olan 23.11.2004 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, dava konusu ..., ..., ..., ... tescil nolu davalı markalarının 3. sınıf için SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca hükümsüzlük şartının mevcut olduğu, dava konusu ..., ..., ..., ... ve ...  tescil nolu markaların, davacıya ait markalarla ayniyet derecesinde benzer olması, aynı malları kapsaması ve aynı zamanda markaların belirtilen bu ilişki nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin de bulunması nedeniyle SMK 6/1 uyarınca 3. sınıf açısından hükümsüzlüğüne ilişkin şartların mevcut olduğu, davalı markalarının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davalı vekilinin rapora itirazları nedeniyle bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi hazırlamış olduğu 07/12/2020 tarihli ek raporda sonuç olarak, kök raporda varılan sonuçlardan dönülmesini gerektirecek bir durum olmadığı...\" yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.<br>DAİREMİZ KARARI:Dairemizin  02/02/2023 tarih ve 2021/581 Esas - 2023/142 Karar sayılı kararı ile; \"...davacı tarafa ait  markaların 3 üncü sınıfta tescilinin yapıldığı ve davacının 2009/15860 tescil numaralı markasında kadın resminin bulunduğu, davalının kadın figürü içeren markalarının davacıya ait ... numaralı markanın tescilinden sonra tescil edildiği, markaların kadın figürü bakımından ayniyet derecesinde benzer olduğu, aynı malları kapsadığı ve ürünler yönünden de benzerlik nedeniyle taraf markaları arasında ilişkilendirme ve iltibas durumunun oluşacağı, davalının ... tescil numaralı markası dışındaki markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ne var ki davalının dava konusu markalarından ... tescil numaralı markasında ise kadın figürünün bulunmadığı, her ne kadar davacının bu tarihten önceye ait Türkiye'de ticareti bulunmakta ise de davalının bu markayı tescilinde kötü niyetli olduğu hususunun sabit olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli ..., ...,... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,  davacının manevi tazminat talebi ile ...tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine\" karar verilmiştir.Dairemiz kararı, davacı  vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>YARGITAY BOZMA KARARI:Yargıtay 11.HD'nin 09/07/2024 tarihli 2023/2752 E. - 2024/5699 K. sayılı ilamıyla; \"...1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı dava konusu markalar üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğunu ve davalının kötü niyetle tescil işlemi gerçekleştirdiğini ileri sürerek dava konusu markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince dava konusu tüm markaların hükümsüzlüğüne karar verilmişken, Bölge Adliye Mahkemesince  ... tescil numaralı marka üzerinde davacı markalarında bulunan kadın figürünün olmadığı ve davalının da kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesi ile bu marka bakımından hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir. 3.Kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır. (Ozan CAN, Türk Hukukunda Kötü niyetli Marka Başvuru ve Tescilinde İptal ve Hükümsüzlüğün Kapsamı Üzerine Düşünceler, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2015, Cilt:1, Sayı:1, s.51). Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı). 4. Davalı tarafından sırasıyla \"...\" markasının ... tescil numarası ile \"...\" markasının ... tescil numarası ile,  \"...\" markasının ... tescil numarası ile,  \"...\" markasının ... tescil numarası ile, \"s eagle's\" markasının ... tescil numarası ile 3.sınıf için TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirildiği, bunlardan ... numaralı markada kadın figürü bulunmasa dahi davalının daha sonraki marka başvurularında tescilli kelime markasının yanına davacı markasında var olan kadın figürünü bire bir almış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının kötü niyet ile hareket ettiğinin kabulü gerekir.Hal böyle iken, davalının tüm markaları yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile  ... numaralı marka bakımından davacı talebinin reddi doğru olmamıştır. \" yönünde gerekçeleriyle Dairemiz kararının  bozulmasına karar vermiştir.Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacı vekili yargıtay bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili Dairemizin kararında direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalıya ait markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile manevi tazminat taleplerine ilişkindir.Davacı taraf davalının markalarının hükümsüzlüğünü istemiş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur.Yargılama sonunda hükümsüzlük talebinin kabulüne dair verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususları gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde; davalıya ait hükümsüzlüğü istenilen markaların 3. sınıfta tescil edildiği ve ... tescil numaralı dışındaki markaların kadın resmi içerdiği görülmüştür. Davacı tarafa ait  markaların ise 3. sınıfta tescilinin yapıldığı ve davacının ... tescil numaralı markasında kadın resminin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının kadın figürü içeren markalarının davacıya ait ... numaralı markının tescilinden sonra tescil edildiği, markaların kadın figürü bakımından ayniyet derecesinde benzer olduğu, aynı malları kapsadığı ve ürünler yönünden de benzerlik nedeniyle taraf markaları arasında ilişkilendirme ve iltibas durumunun oluşacağı kanaatine varılmıştır.Davalı adına tescilli ... tescil numaralı markayla ilgili yapılan incelemede; davacı, davalının markalarının kötüniyetle tescil edildiği iddiasıyla da hükümsüzlük talep etmiştir. Kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır.Davalı tarafından sırasıyla \"...\" markasının ... tescil numarası ile, \"...\" markasının ... tescil numarası ile,  \"...\" markasının ... tescil numarası ile,  \"...\" markasının ... tescil numarası ile, \"...\" markasının ... tescil numarası ile 3.sınıf için TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirildiği, bunlardan ... numaralı markada kadın figürü bulunmasa dahi, davalının daha sonraki marka başvurularında tescilli kelime markasının yanına davacı markasında var olan kadın figürünü bire bir almış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının kötü niyet ile hareket ettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle; davalıya ait ... tescil numaralı markası da dahil, davaya konu tüm markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,2-Bakırköy 1. FSHHM'nin 29/12/2020 tarih, 2019/316 E. - 2020/355K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-1,2,3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli..., ...,..., ... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, -Davacının manevi tazminat talebinin reddine,4-İlk derece mahkemesi yargılaması yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan, 615,40 TL ilam harcından, 44,40 TL peşin harcın mahsubu ile, 571,00 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 40.000,00TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL peşin ve 44,40 TL başvuru olmak üzere toplam 88,80 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan 129,65 TL tebligat-tezkere ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.129,65 TL yargılama giderinin, davanın kısmen kabulü nedeniyle 564,83 TL.'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmediğinden alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan 30,00 TL tebligat ve posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından yapılan celse sayıda dikkate alındığında 16.000,00 TL vekalet ücretinin kendisini vekil olarak temsil eden davacı yararına, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, duruşmalı  yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76aa17dc2b2948cf","SID":"198b7768d10403eb"}}