{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/241 <br>KARAR NO: 2025/194<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/1044<br>ARA KARAR TARİHİ: 24/12/2024<br>DAVA TÜRÜ:  İtirazın İptali<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin işletmecisi olduğu otele kuru temizleme hizmeti sunulduğunu, bu hizmetin sonucu olarak davalı şirketten 167.601,00 TL alacalarının bulunduğunu, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine taraflarınca davalı borçlu ... Anonim Şirketi ve daha sonra bu şirkete ait otel işletmesini devraldığını tespit ettikleri davalı borçlu ... Limited Şirketi aleyhine Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı ... Limited Şirketi'nin otel işletmesini devralmış olması ve TBK'nın 202. Maddesi uyarınca borçtan mütesilsilen sorumlu olduğunu, anılan faturalara ilişkin icra takibine yapılan itiraz yahut keşide edilen ihtarnameye ödeme yapıldığına ilişkin bir cevap yahut faturaların itiraz sürelerinde herhangi bir ihtirazı kayıt bulunmadığını, ihtirazı kayıt oluşturulmayan faturaların İİK'nın 68. maddesine uygun evraklardan kabul edilebileceğini, davalıların aralarında muvazaalı bir ortaklık ilişkisi amacında olduklarını, şimdilik dava değeri tutarında öncelikle teminatsız aksi kanaat hasıl olması durumunda uygun görülecek teminat ile ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihli ara kararı ile; İİK 257. madde de düzenlenen ihtiyati haciz istemine ilişkin talepte, davacı vekilince her ne kadar davalının menkul, gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması talep edilmiş ise de, alacağın varlığı, niteliği ve miktarı ancak yapılacak yargılama sırasında tarafların delillerinin toplanması ile belirlenebileceğinden, talep yargılamayı gerektirdiği ve İİK'nın 257/1. maddesindeki yasal şartları taşımadığı gerekçesiyle Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde sunmuş oldukları 30/04/2024 düzenleme tarihli 38.786,40 TL tutarlı ve 31/05/2024 düzenleme tarihli 128.814,60 TL tutarlı faturalar incelendiğinde gerek fatura borçlusu davalı şirketin gerek şirketi devralan borçtan müteselsil sorumlu diğer davalı şirketin müvekkile para borcu olduğu ve ilgili borcun ödenmesine yönelik çekilen ihtarnameye binaen borcun muaccel olduğunun anlaşılacağını, borcun rehinle temin edildiğine dair hem borçluların itiraz ettikleri takip dosyasında hem itirazın iptaline ilişkin mahkeme dosyasında bu konuda herhangi bir iddia bulunmadığını, dolayısıyla yaklaşık ispat kuralını sağlamayı muktedir faturalar ihtiyati haciz konulması için gerekli şartları sağladıklarını, Yargıtay uygulamalarının da faturaların yaklaşık ispat kuralını sağladığına yönelik olduğunu, (Yargıtay 19. HD 2017/5365 E., 2018/497 K. sayılı kararı) belirterek, ara kararın kaldırılmasını ve şimdilik dava değeri tutarında öncelikle teminatsız aksi kanaat hasıl olması durumunda uygun görülecek teminat ile ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, hizmet alım sözleşmesi kaynaklı fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihtiyati haczin yasal koşulları açısından alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarının kesin ispatından ziyade yaklaşık ispat kuralının gözetilmesi gerektiğinden; yaklaşık ispat ölçütünde mahkemede oluşması gereken kanaatin, alacağın varlığı ve muacceliyetini basit bir ihtimalden ziyade kuvvetle muhtemel göstermesi ve  kanaat olması gerekir. 2004 sayılı Kanunun 258 nci maddesinin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Ancak alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Dosya kapsamı itibariyle somut olay değerlendirildiğinde, dava dilekçesinin ekinde sunulan ve icra takip dosyasındaki borcun sebebi olarak gösterilen davacı tarafça davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne karşı düzenlenen 31.05.2024 tarihli, 128.814,60 TL bedelli ve 30.04.2024 tarihli, 38.786,40 TL bedelli iki ayrı faturanın e-arşiv fatura mahiyetinde olduğu, faturalarda çeşitli ürünlere ait yıkamaya ilişkin açıklamalar bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça sözleşme konusu hizmetin aleyhine fatura düzenlenen davalı şirkete ifa edildiğine ilişkin ve diğer davalı ... Limited Şirketi'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi uyarınca işletmenin devralınması nedeniyle sorumluluğuna yönelik belgelerin sunulmadığı anlaşılmakla vadesi gelmiş bir para borcunun bulunduğuna dair bu aşamada yaklaşık ispatın sağlanamadığı, fatura ve ihtarnamenin dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispata elverişli olmadığı kanaati ile ihtiyati haczin koşulları oluşmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup kanaati ile davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b68a4af5e854df7","SID":"405685c125780887"}}