{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1580 <br>KARAR NO: 2025/239<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/02/2022<br>NUMARASI: 2020/60 E. - 2022/46 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ..., ... markasının hem Avrupa’da (Almanya’da) hem de Türkiye’de marka hakkı sahibi olduğunu, söz konusu ... markası dünyaca bilinen ve tanınan bir lastik markası olduğunu, adı geçen markanın Türk Patent ve Marka Kurumu'nda ... sicil numarası ile 12 ve 17 inci emtia sınıflarında, araç lastikleri vs. sınıfında müvekkil adına kayıtlı olduğunu ve tescil korumasından 10 yıl süreyle faydalandığını, Almanya ‘da bulunan ... söz konusu marka araç lastiği üzerindeki marka kullanım hakkını ve tek satıcılık yetkisini Türkiye’de mukim diğer müvekkil ... Ticaret Ltd. Şti ne verdiğini, taraflar arasındaki bu anlaşma ve sözleşme çerçevesinde, 2016 tarihinden beri Almanya dan Türkiye’ye otomobil vb. araç lastikleri ticareti yapılmakta iken, tarafların bilgisi, haberi, izni ve onayı dışında isminin sonrada ... İTHALAT İHRACAT LTD. ŞTİ olan bir firma tarafından başka yollarla haksız ve yersiz olarak, gümrük kanunu başta olmak üzere 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununda yer alan Marka kullanım hakları da ihlal edilerek otomobil / araç lastiklerinin ithal edildiği ve iç piyasaya sürüldüğü öğrenilmiş, bunun üzerine internet sitesinden ve diğer kanallardan yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilerle bu haksız ve suç teşkil eden eylem nedeni ile Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunulduğunu, İzmir Cumhuriyet Başssavcılığı’nın Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu’nda ... Soruşturma numarası ile kayıtlı şikayet üzerine yapılan tetkik, inceleme ve Gümrük Dairesi ile yapılan yazışmalar sonucunda söz davalı ... İHRACAT LTD. ŞTİ  tarafından İzmir Gümrüğünde 159 adet 5880,01 Euro tutarındaki dış lastik cinsinde olan malların ithal ettiği tespit edildiğini,  müvekkilinin yabancı olduğunu ve Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığını, vekil olarak yerleşim yerlerinin Antalya olduğunu, 6769 sayılı SMK 'nun 156 /2 maddesinden de anlaşılacağı üzere \"Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki mahkemedir\" denildiği için davanın Antalya'da açıldığını beyan ederek, dava ve şikayet hakları saklı tutularak, dava konusu olarak belirtilen İzmir Gümrük Müdürlüğü'nün ... – 164.02 sayı ve GK 57.Madde – ... Lastik konulu yazı ile 20.11.2018 tarihli ... numaralı gümrük beyannamesinde belirtilen ve İzmir Gümrük İdaresi'nde tutulmakta olan 159 adet 5.881,01 Euro tutarındaki  ...  GTIP ( Gümrük Tarifesi İstatistik Pozisyon No'lu ) dış lastik ya da  ... GTIP No'lu ürünler üzerinde verilen  ...  nolu idari kararla ilgili olarak ihtiyati tedbir işlemi uygulanması suretiyle müvekkillerin fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre korunması gereken hakların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 159 uncu maddesi ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 57 inci maddesine göre  tensiben dosya üzerinden acil ve ivedi olarak;  dava konusu adı geçen mal ve ürünler hakkında  gümrük işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yukarıda bahsi geçen vasıf ve özellikler belirtilen sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması hususunda karar verilmesini sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden davalı faaliyetinin ve fiillerin önlenmesi ve durdurulmasına karar verilmesini, gerekli yargılamanın yapılması sureti ile; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 149 uncu madde kapsamında muhtemel tecavüzün önlenmesine karar verilmesini, davalı tarafından müvekkilin marka hakkına yapılan tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şmidilik 5.000 TL maddi zararın tazmini  ve 20.000-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren yürütülecek olan faizi ile beraber hesaplanacak en yüksek faiz oranı ile birlikte tazminine karar verilmesini, 6769 sayılı SMK 151/2 -b  maddesi kapsamında müvekkilin yoksun kalınan kazancının sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden davalının elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanmasına karar verilmesini, 6769  sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 149 uncu maddesinin 1/e ve d  bendi uyarınca  bendi uyarınca gümrükte elkonulan ürünler üzerinde müvekkil lehine mülkiyet hakkının tanınmasına karar verilmesini, masrafların davalı karşı tarafa ait olmak üzere işbu davada verilen kararın kesinleşmesi üzerine, kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir Gümrük Müdürlüğünde el konan ... marka lastiklerin ithal edildiği, ithalatı yapılmış orijinal ürünler olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebini ve davasını hangi hukuki temele dayandırdığının belli olmadığını, malların satış ve pazarlamasında ve mevzuata aykırılığın bulunmadığını, davalının yaptığı paralel ithalatın haksız rekabet sayılamayacağını, tazmini gereken haksız bir fiil olmadığını, davacıların ... İthalat İhracat Ltd. Şti hakkında dava açtıklarını ancak davalının şirketinin sermaye değil şahıs şirketi olduğunu, bu nedenle davacının yönelttiği husumetin yanlış olduğunu, ... İthalat İhracat Ltd. Şti diye bir şirketin var olmadığını, davalının ticaret unvanının “... - ... İhracat Ticaret” olduğunu, yetkilisinin ... olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, sözleşmenin 01,06.2017 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle diğer davacı ...’nin dava hakkının bulunmadığını, ayrıca davacılar arasında yapılan bu sözleşmenin marka lisans sözleşmesi olmadığını, bu sözleşmeye dayanarak ... şirketinin marka hakkına tecavüz iddiasında bulunamayacağını, sözleşmede ... şirketinin münhasır hakka sahip olduklarına dair herhangi bir hükmün yer almadığını, ... şirketi adi lisans sahibi kabul edilse dahi marka sahibine bildirebileceğini ve ancak marka sahibinin dava açmaması durumunda dava açabileceğini, içinde münhasır hakka sahip hüküm taşımayan sözleşmelere dayanılarak açılan davaların Yargıtay tarafından haksız bulunduğunu, davacı taraflar arasındaki sözleşmenin bu sözleşmenin taraflarını bağladığını, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmediğini, marka hakkının ihlalinden veya haksız rekabetin oluşmayacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, davacı ... & ... Ltd. Şti.’nin ticaret unvanının dava dilekçesinde ekli marka tescil belgesinde marka sahibi olarak görünen şirketin ticaret unvanından farklı olduğunu, tescil belgesinde “...” ibaresinin bulunmadığını, davacı ... & ... Ltd. Şti’nin marka tescil evrakları ile dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnamedeki unvanının birbirleriyle örtüşmediğini, bu sebeple bu davacının da davacı sıfatı bulunmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davalının 22.06.2012 yılından beri belirtilen adreste motosiklet lastiği satmak suretiyle ticaret yaptığını, bir süredir de ... marka lastik sattığını, davalının davaya konu Heidenau marka lastikleri Almanya’nın en büyük lastik toptancısı ... şirketinin yetkili Almanya dağıtıcılarından olan ... isimli ... Holding şirketinin motosiklet lastiği ile ilgili alt şirketi ...’den satın almak suretiyle Türkiye’ye ithal ettiğini, Almanya’dan tır taşımacılığı ile gelen lastiklerin İzmir Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı antrepoya indiğini, tüm usulü işlemler ve vergiler ödendikten sonra gümrükten çekilip satışa sunulduğunu, davalının yaptığı ithalatın Türk ve Alman yasalarına ve Gümrük mevzuatına uygun olduğunu, gümrükte el konulan lastiklere ait fatura, gümrük beyannamesi, ATR belgesi ve Türkçe çevirisi, menşe şahadetnamesi ve Türkçe çevirisi ve direkt marka sahibinin üretici ... tarafından davalı için verilen uzun dönem tedarikçi beyanının ve Türkçesinin sunulduğunu, davalının şu ana kadar ithalatını yapmış olduğu tüm lastiklere ait belgelerin davalıda ve Gümrük Müdürlüğü’nde mevcut olduğunu, marka hakkının tükenmesi ilkesi ile alakalı olduğunu, satış veya dağıtımın engelleyemeyeceğini, markanın sahibinin veya yetkili tek satıcının engelleyemediği ve kanuna uygun olan ithalata paralel ithalat denildiğini, davalının ithalatının paralel ithalat olduğunu, davacının ürünlerinin Avrupa çapında satışının yapıldığını ve bu ürünlerin Türkiye’ye ithal edildiğini, davacılardan Heidenau’nun sahip olduğu resmi internet sitesi incelendiğinde davacının dünya çapında 100’e yakın dağıtıcısının olduğunu, hatta davalı şirketin söz konusu maldan satın aldığı ... firmasının da davacının Almanya dağıtıcıları listesinde görüldüğünü, diğer davacı ...’nin “...” isimli kendine ait internet sitesinde ve ayrıca “...” gibi internet sitelerinde ... marka lastiklerin satışını yaptığını, dava konusu lastiklerin paralel ithalatının yasal olduğunu, davacı taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık, münhasırlık veya lisans içermediğini, tüketici mahkemesine konu olan lastiğin ihtiyati tedbir kararına konu lastiklerden olmadığını, davaya konu lastiklerin henüz ithalat aşamasında olduğunu, davalıya teslim edilmediğini, dava konusu lastikler için kötüleştirme fiilinin gerçekleşmesinin imkansız olduğunu, ayrıca bu davanın davalı tarafından açıldığını, ...’ın davalıdan aldığı birtakım ... marka lastiği 7000 km kullandıktan sonra lastikte çatlamalar olduğunu, lastiğin kusurlu olduğunu beyan ederek Beykoz Tüketici Hakem Heyetine başvurduğunu, şikayetçinin ürünü ya da fotoğraflarım dosyaya sunmadığını, Tüketici Hakem Heyetinin bilirkişi raporu almadan hatta fotoğraflara dahi bakma gereği duymadan şikayetçinin şikayetini kabul ettiklerini, ancak lastikteki çatlamaların kullanıcı hatasından kaynaklandığını, bunun üzerine davalı tarafından Hakem Heyetinin kararının iptali için ... Aleyhine İstanbul Anadolu 2. Tüketici Mahkemesi’nde dava açtıklarını, açılan davada hakem heyetinin verdiği kararın icrasını durdurmak için tedbir kararı verildiğini, davacıların diğer tanığı ...’ın Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurup sonra başvurusunu geri çektiğini, bu şikayetlerin işbu davaya delil oluşturmak için yapılmış olduğu gibi bir izlenim doğduğunu, motosiklet lastiği tek parça bir ürün olduğundan değiştirilmesinin mümkün olmadığını, davalının ticaretini yaptığı bir ürünü kötüleştirmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olacağını, bu iki şikayet dışında herhangi bir şikayetin olmadığını, davalının dürüstlük kuralına uygun olarak markanın itibarından faydalanmak gibi bir kastı olmaksızın sattığı orijinal malların niteliğini açıklayabilmek adına, sadece satılan ürününün yanında ürünlerin marka ve logosunu internet sitesinde açıklama amacıyla tali unsur olarak kullandığını, hatta davalının girişinde İş yeri açıldığı tarihten beri var olan tabelasında ...’nun adının dahi bulunmadığını, davacının markasının davalının kendi firma isminin önüne geçmediğini, davalı şirkete ait web sitesinde davalı şirketin satışı yapılan markaların yetkili distribütörü olmadığını, davalının farklı 8 markanın daha mallarını sattığını, davalı tarafından bu markaların da açıklayıcı nitelikte kullanıldığını, satılan malların markalarının tüketiciye bildirilmesinden ibaret olduğunu, bu durumun da kanuni zorunluluk olduğunu, marka hakkı ihlalinden söz edilemeyeceğini, söz konusu markanın hiçbir reklamda kullanılmadığını, davalının internet sitesinde TPE nezdinde kendi adına ... sayı ve 12. ve 17. sınıflarda tescilli “...” markasını kullandığını, davalının ... markasını www...com internet sitesinde kullanmasının hukuka uygun olduğunu, ihtiyati tedbir kararının derhal kaldırılmasının gerektiğini, davacılar arasındaki sözleşmenin lisans sözleşmesi olmadığını, davacı ... şirketinin tek satıcı olmadığını ve dava açma hakkının bulunmadığını, marka hakkına tecavüz iddiasının marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalat yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların bu malların Türkiye’ye yasal yollardan ithalini engelleme haklarının bulunmadığını, dava konusu malların orijinal olmadığını ispat yükümlülüğünün davacıda bulunduğunu, davalı tarafın sevk irsaliyesi ve faturalardaki kullanımın dürüstlük ilkesine uygun bir kullanım olduğunu, Yargıtay kararlarının davalı taraf lehine olduğunu, markalı bir ürünün lisans sahibi tarafından piyasaya sürülmesi ile hakkın tüketilmiş olduğunu, artık o markayı taşıyan malın sonraki satışlarına davacının müdahale etme hakkının ortadan kalktığını, dava konusu ürünlerin marka hakkına tecavüz oluşturmadığını, davacıların mahkemece korunması gereken bir hakkının bulunmadığını, gümrükten durdurma kararı aldığını, ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tedbir kararına itiraz ettiklerini ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...her ne kadar davalı davacı ... Gayrimenkul'ün hasım sıfatının bulunmadığını iddia etmiş ise ...’in (“davacı ...”) araç lastikleri üzerindeki marka kullanım hakkını ve tek satıcılık yetkisini Türkiye’de mukim diğer davacı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne (“davacı ...”) verdiğine ilişkin dava tarihini de kapsar tek satıcılık sözleşmesi dikkate alındığında bu yöndeki itirazların yerinde olmadığı, davacıların ürünlerin sahteliğine ilişkin herhangi bir iddiaları bulunmadığı gibi, davalının sunmuş olduğu ticari kayıtlardan, fatura, gümrük beyannameleri, ATR dolaşım belgesi, menşe şahadetnamesi, uzun süreli tedarikçi beyannamesi irdelendiğinde dava konusu ürünlerin Gümrük ve Sınai Mülkiyet mevzuatına uygun bir biçimde davalı tarafça tedarik edildiği ve davalının üzerinde marka hakkı tükenmiş olan ürünleri meşru bir dağıtım kanalı üzerinden (... şirketi aracılığıyla davacı Heidenau’dan dolaylı olarak) tedarik ettiği, davacılara ait markaları taşıyan ürünleri usulüne uygun bir şekilde paralel ithalat yapmak suretiyle piyasaya sundukları şu hale göre SMK 152 ve Yargıtay uygulamalarımız gerek marka hakkı tükenen davacıların paralel ithalat kapsamında piyasaya sunmuş oldukları ürünlerin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmış olup davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin ve buna dayalı maddi manevi tazminat taleplerinin reddine karar\" karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Almanya ‘da bulunan ... söz konusu marka araç lastiği üzerindeki marka kullanım hakkını ve tek satıcılık  yetkisini Türkiye’de mukim diğer müvekkili ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ne verdiğini, söz konusu sözleşmenin dava dosyasına sunulduğunu, Mahkeme tarafından sözleşmenin dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki bu anlaşma ve sözleşme çerçevesinde, 2016 tarihinden beri Almanya'dan Türkiye’ye otomobil vb. araç lastikleri ticareti yapılmakta iken, tarafların bilgisi, haberi,  izni ve onayı dışında  isminin sonrada ... Ltd. Şti olan bir firma tarafından başka yollarla haksız ve yersiz olarak, gümrük kanunu başta olmak üzere 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununda yer alan Marka kullanım hakları da ihlal edilerek otomobil / araç lastiklerinin ithal edildiği ve iç piyasaya sürüldüğünün öğrenildiğini, bunun üzerine internet sitesinden ve diğer kanallardan yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilerle bu haksız ve suç teşkil eden eylem nedeni ile Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunulduğunu, İzmir Cumhuriyet Başssavcılığı’nın Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu’nda 2018/128326 Soruşturma numarası ile kayıtlı şikayet üzerine yapılan tetkik, inceleme ve Gümrük Dairesi ile yapılan yazışmalar sonucunda söz davalı ... İthalat İhracat Ltd. Şti  tarafından İzmir Gümrüğünde 159 adet 5880,01 Euro tutarındaki dış lastik cinsinde olan malların ithal ettiği tespit edilince, bu durumun  hem Cumhuriyet Savcılığına hemde taraflarına bildirildiğini, ekli belgelerden, yazışmalardan davalı tarafın eylem ve işlemleri hem 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda müvekkillerine ait marka kullanım haklarının ihlaline sebep olmakta hem de 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre hak sahibi olmadığı, tek satıcısı olmadığı  dünyaca ünlü bir ürünü,  yani ... markalı motolastiği iç ticaret konusu yapmak üzere ithalatını gerçekleştirdiğini, -davalının haksız ve kötüniyetli eylemlerinden dolayı müvekkillerinin, hem itibar hem de kazanç kaybına uğradıklarını,  Almanya'nın Heidenau şehrinde yıllar önce başlayan motolastik üretim serüveni aynı şehrin ismi ile yani ... markası ile dünyaya yayılmış, üretimi, satışı, servisi, garantisi, sağlamlığı ve müşteri memnuniyeti ile kendisini  ispat etmiş olan, son derece itibarı olan bir ürün olarak bilindiğini,  Davalının nereden, nasıl ve hangi şartlar altında, müvekkilinin  markasını taşıyan,  haksız ve izinsiz olarak ithal ederek iç piyasada satışa sunduğu aynı markalı bu ürünlerle ilgili müşteri ve kullanıcıların şikayet ve davaları da  bulunduğunu,  bu durum  müvekkiline ait bu markanın itibarını da zedelemekte, satış ve pazarlamasını  olumsuz etkilemekte  zarara uğratmakta olduğunu, davalının satmış olduğu ürünler nedeni ile ya müvekkili Alman firması ya da Türkiye tek satıcılık yetkisi olan ... firmasını bulduğunu,  oysa müvekkilinin yaşanan bu olumsuzluklar nedeni ile ne  haberi bulunduğunu ne de  bir eylem veya işlemi olduğunu, tanıklardan ..., bu konuda davalı firmadan satın aldığı bir ürünle ilgili olarak şikayetini dile getirdiği süreçte olayın mahkemeye kadar taşındığını, ilgili dava İstanbul Anadolu 2.Tüketici Mahkemesi 2018/1001 E sayılı dosyası altında görülmekte olup, duruşması 09.04.2019 tarihinde olduğunu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Sınai Haklar Kanunu 152 maddesi ; “ Sinai mülkiyet hakkı korunmasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından  piyasaya sunulmasından sonra  bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır” diyerek marka hakkının  tükenmesi ilkesine işaret edildiğini, SMK 152. maddesi gereğince markanın sahibi ve/veya yetkili tek satıcısının engelleyemediği  ve kanuna  uygun olan  ithalata, paralel ithalat dendiğini, Müvekkilinin ithalatı paralel ithalat olup yukarıda açıkladığı üzere davacılar tarafından engellenmesi hukuken mümkün olmayan kanuna uygun bir durum olduğunu,  davacıların dava dilekçelerinde herhangi bir sahtelik iddiası da  olmadığını, müvekkili hakkında takipsizlik kararı verilen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı  2018/128326 sayılı dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde müvekkil şirketin elindeki ... lastiklerin orijinal olduğu da tespit edildiğini, Müvekkilinin 22.06.2012 yılından itibaren bir dönem  davaya  konu ... marka lastikleri, Almanya’nın en büyük lastik toptancısı ... şirketinin  yetkili Almanya  dağıtıcılarından  olan ... isimli ... Holding şirketinin,   motosiklet lastiği ile ilgili alt şirketi ...’den satın almak suretiyle  Türkiye’ye ithal ettiğini,  Almanya’dan TIR  taşımacılığı ile gelen lastikler, İzmir Gümrük Müdürlüğüne bağlı antrepoya inmekte,  gümrük beyannamesi açılmak suretiyle tüm usulü işlemler tamamlandıktan ve tüm vergiler  ödendikten sonra  gümrükten çekilmekte ve satışa sunulmakta olduğunu, Müvekkilinin yapmış olduğu ithalatın Türk ve Alman yasaları ile gümrük mevzuatına tamamen  uygun olduğunu, davalı müvekkilin söz konusu malları satın aldığı ... firmasının da  davacının Almanya dağıtıcıları listesinde göründüğünü,  marka sahibi veya onun izni ile markalı  ve tescilli malların uluslararası  piyasalara  sunulmasından sonra markalı malı üreten ve tescil sahibinin veya ithal edenin (... Ltd. Şti ve ...) ; markanın bu mallarla ilgili kullanımını ve markalı ürünleri distribütörü dışında üçüncü kişiler tarafından (...  - ... İthalat İhracat Ticaret)  ithalini, satış ve/veya dağıtımını engelleyemeyeceğini, ancak ürün iş bu davadan sonra müvekkili şirket bu marka lastiği satmaktan vazgeçmiş olup,  deyim yerindeyse söz konusu marka Türkiye piyasasından silindiğini, ticaret yapma hakkını kullanmaya yönelik olması sebebiyle haksız rekabette oluşturmayacağından istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu  davacı adına tescilli \"...\" markasını içeren ürünlerin davalı tarafından satılması sebebiyle tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve men'i ile maddi ve manevi tazminata ilişkindir. <br>TPMK kayıtları dosya içerisine alınmış “...” markasının TPMK’de ... sicil numarası ile 12. ve 17. emtia sınıflarında davacı ... adına 03.10.2016 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle tescil olunduğu anlaşılmıştır. ...’in (“davacı ...”) araç lastikleri üzerindeki marka kullanım hakkını ve tek satıcılık yetkisini Türkiye’de mukim diğer davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne (“davacı ...”) verdiğine ilişkin tek satıcılık sözleşmesinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından Fikri ve Sınai Haklar Uzmanı ve Fikri Mülkiyet Öğretim Görevlisi Av. ... tarafından düzenlenen 28/01/2019 tarihli uzman mütalaasında özetle; Markanın ... sayı ile 03/10/2016 tarihinden itibaren 12. ve 17. mal sınıflarında ... şirketi adına tescilli ve 10 yıl süre ile koruma altında olduğunu, markanın başkaları tarafından aynı mal veya hizmetler için kullanılmasının hükümsüz kılınmadığını veya iptal edilmediği sürece marka sahibinin yazılı iznine tabi olduğunu, marka hakkının ihlaline ilişkin uyuşmazlığın 12. mal (ticaret) sınıfına taşıtlar için iç ve dış lastikler emtiasına ilişkin olduğunu, dava dilekçesine eklenen davacılar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin ibraz edilen Türkçe tercümesine göre distribütörlük sözleşmesi olduğunu, marka lisans sözleşmesi olmadığını, sözleşmede ... şirketinin Türkiye veya başka bir coğrafi bölge için tek satıcı olduğu ya da münhasır yetkili olduğu belirtilmediğinden ... şirketinin tek satıcı olmadığını, esasen distribütörlük sözleşmesi olduğunu, lisans mahiyetinde olmadığı gibi lisans sözleşmesi olarak kabul edilse dahi sözleşmede ... şirketinin marka sahibine bilgi vermeden dava açabileceğine dair madde bulunmadığından SMK'nın 24/2 ve 158/2 maddeleri uyarınca ancak marka sahibinin bildirime rağmen 3 ay içinde dava açmaması halinde dava açabileceğini, dava dilekçesinde diğer davacının marka sahibi olduğu iddia edilmekle ... şirketinin dava açma hakkının bulunmadığını, marka sahibinin dava hakkı yönünden şikayet dilekçesi, hukuk dava dilekçesi ve vekaletnamelerde farklı ticaret ünvanı içeren şirketler bulunduğundan belgeler kapsamında marka sahibi olup olmadığı takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davalı firmanın ithal ettiği dış lastiklerin taklit olduğu yönünde iddia bulunmadığını, marka hakkına tecavüz iddiasının SMK’nın 152/1 maddesi kapsamında marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalat yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ekli olan belgelerin davalı firmanın ibraz ettiği gümrük belgeleri ve ilgili internet sitelerinin incelenmesinde davalı firmanın dava konusu lastikleri satın aldığını bildirdiğini, ...’den şirketinin aynı grup şirketler içinde yer aldığını, marka sahibinin distribütörleri vasıtasıyla satın aldığı lastikleri Almanya’da satışa sunduğu ve ihracatın yapıldığını, dava konusu lastiklerin aynı yöntemle satın alındığına ilişkin davalı firma belgelerinin marka sahibinden itibaren satın alma zincirini gösterdiğini, dava dilekçesinde sözü edilen İstanbul Anadolu 2. Tüketici Mahkemesi'nde görülen dava ile ilgili marka sahibi şirketten gelen cevabı iletiye dayanan itirazın davalı firmanın Almanya'da marka hakkı tükenmiş ürünleri yasal yollardan paralel ithalat yoluyla ithal ettiğini gösterdiğini, dava konusu ürünlerin paralel ithalat konusu olduğunu, SMK'nın 152/2 maddesi uyarınca hukuka uygun olarak ithal edildiğini, marka sahibi, distribütör ya da lisans sahiplerinin bu malların Türkiye’ye yasal yollardan ithal veya satışını engelleme haklarının bulunmadığını, marka hakkına tecavüz edilmediğini, dava dilekçesinde dava konusu ürünlerin taklit olduğu iddia edilmediğinden bu yönde incelemeye dahi gerek olmadığını, dava konusu malların orijinal olmadığını kanıtlamalarına ilişkin ispat yükünün davacılara ait olduğunu, davalı vekilinin ibraz ettiği belgeler ile dava dilekçesine ekli belgeler ve internet araştırmalarından söz konusu lastiklerin Almanya'da satılarak tükenme hakkına konu olduktan sonra, satın alınıp mevzuata uygun belgelerle Türkiye'ye ithal edildikten sonra satıldığını ve satışa sunulduğunun kabulünün gerektiğini, bu durumda markanın ele geçen lastikler üzerinde kullanımının hukuka uygun olduğunu, paralel ithalat niteliğindeki bu fiilin SMK’nın 152/1 maddesi kapsamında uluslararası tükenmeye konu lastiklerde markanın kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, davalı firmanın www...com isimli internet sitesinde yedek parça olarak lastik emtiası için öne çıkarılmadan diğer lastik markaları ile aynı yerde yer alan tescile uygun kullanımının, ibraz edilen örnek sevk irsaliyesi ve faturada ki kullanımın SMK'nın 7/5 maddesine göre dürüst ve hukuka uygun kullanım olduğunu, davacıların kötüleştirme iddialarının ihtiyati tedbire ve davaya konu henüz ithalatı tamamlanmadığını, davalı firmaya teslim edilmemiş mallar için söz konusu olmayacağını, Tüketici Mahkemesinde ki davanın marka sahibi şirketin iş bu davanın konusu olmayan lastiğin kullanıcı hatası ile çatlamış olduğu iletisine dayanan itiraz gerekçesi karşısında kötüleştirmeye ilişkin bir delil kabul edilemeyeceğini, ihtiyati tedbir kararının iddia paralel ithalata ilişkin olduğunu, olası ihtiyati tedbire itiraz ya da ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının talebi halinde haksız, telafisi imkansız bir zarara yol açılmaması bakımından ispat hususunu değerlendirmede yarar olacağının söz konusu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. İzmir C. Başsavcılığının 2018/128326 sor nolu soruşturma dosyası dosya içerine alınmış, incelendiğinde; soruşturma dosyasında alınan 09.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu işbu ürünlerin tamamının orijinal olduğunun belirtildiği,17.06.2019 tarihinde; \" ...eşyaların paralel ithalat yoluyla ithal edilmiş eşyalar olduğunu, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 29.09.2015 tarih ve ... ve aynı dairenin 12.04.2016 tarih ve 2015/16962 esas 2016/14989 karar sayılı kararlarında ve Yargıtay 11. Hukuk dairesinin 09.10.2013 tarih ve ... sayılı kararında da belirtildiği üzere orijinal ürünlerin paralel ithalat yoluyla Gümrük Mevzuatına uygun olarak ithal edip satma eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmaması. \" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan delil ve belgelerin değerlendirilmesi yönünden dosya alanına uzman bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edilmiş olup, 09/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 09.06.2019 tarihli İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından alınan bilirkişi raporunda davaya konu işbu ürünlerin tamamının orijinal olduğunun tespit edildiğini, somut olayda dosya içeriğindeki belgeler arasında ... şirketinin davalıya kesmiş olduğu ... nolu fatura 09.10.2018 tarihli olup dava konusu edilen Heidenau markalı 159 adet (5.880.01 EURO değerinde) motosiklet lastiklerine ilişkin olduğunu, 17.12.2018 tarihli İzmir Gümrük Müdürlüğü'nün gümrük beyannamesinde ... sayılı söz konusu faturaya atıfta bulunulduğunu, dosyada yer alan ATR dolaşım belgesinin 6000035 sayılı faturada yer alan dava konusu motosiklet lastiği emtiasına ilişkin olduğunu, davalının ithal ettiği ve ... sayılı faturada gösterilen ürünlerin Alman menşeli olduğunu, söz konusu belgelerden davacı ...’nun dava konusu lastikleri ... şirketine rızası ile satmak suretiyle piyasaya sürdüğünü ve ... markalı lastiklerin aracı konumdaki ... şirketinden davalı tarafça satın alındığını, söz konusu fatura, gümrük beyannameleri, ATR dolaşım belgesi, menşe şahadetnamesi, uzun süreli tedarikçi beyannamesinin irdelendiğinde dava konusu ürünlerin Gümrük ve Sınai Mülkiyet mevzuatına uygun bir biçimde davalı tarafça tedarik edildiğini, rıza ile piyasaya sürülme şartının somut olayda gerçekleştiğini, dosyada yer alan ve 2018/128326 nolu soruşturma kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan 13.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun 5. sayfasında İzmir Gümrük Müdürlüğü tarafından 2019/2598 nolu suç eşyası esas defter emanet eşya makbuzu ile iki adet poşet içinde gönderilen iki adet iç ve dış lastiğin orijinal ürün olduklarının ifade edildiğini, aynı raporun 12. sayfasında İzmir Gümrük Müdürlüğü tarafından 2019/2596 nolu suç eşyası esas defter emanet eşya makbuzu ile muhafaza altına alınan 92 adet dış ve 63 adet iç lastiğin orijinal ürün olduğunun tespit edildiğini, tespitler dahilinde İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/4100 D.İş kararında marka hakkına tecavüze ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair hüküm kurulduğunu, söz konusu belgelerden davacı tarafların dava konusu ürünlerin orijinal olmadığını ispatlayamadıklarını, davalının temin ettiği lastiklerin marka hukukuna uygun bir dağıtım zincirinden alındığının somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin T.30.04.2015, E. 2014/7381, K.2015/6145 sayılı kararında bilirkişi incelemesi sonucunda malların orijinal olduğunun ortaya çıktığını ve bu durumun aksi davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile marka hakkı ihlali iddialarının reddedildiğini, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin T.06.04.2015, E. 2015/444, K.2015/4753 sayılı kararında yurtdışından faturalı olarak resmi satıcıdan alınıp paralel ithalat yoluyla Türkiye'ye getirilen malların taklit olduklarının ispatının davacıya yükletildiğini, ancak davacı tarafça herhangi bir delil ibraz edilmediğini, davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğini, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verildiğini, söz konusu belgelerden davacı ...’nun dava konusu lastikleri ... şirketine rızası ile satmak suretiyle piyasaya sürdüğünü, Heidenau markalı lastiklerin aracı konumdaki ... şirketinden davalı tarafça satın alındığını, ürünlerin davacı ...’nun rızası dahilinde ticari dolaşıma sunulduğunu, dava konusu ürünlerin davacılar ... tarafından toptan satışının yapıldığını, bu ürünlerin Alman dağıtım şirketi ... tarafından satın alındığını, davalının dava konusu ürünleri ...’den tedarik ettiğini, ... ve yavru şirketi olan ... davacı ....’nun ürünlerini satan aynı grup şirketlerini oluşturduğunu, davalının da dava konusu orijinal ürünleri bu grup şirketlerinden tedarik ettiğini, dava konusu ürünlerin ..., ... ve ... şirketleri üzerinden davalıya satıldığını, davalının adına tescilli “...” markasını sitesinde kullandığı, Sonuç olarak; ''...Davalının gerçekleştirdiği motosiklet lastiği ithalat işlemlerinin SMK m.l52/f.l kapsamında kalan uluslararası tükenme prensibine uygun biçimde gerçekleştirilen paralel ithalat mahiyetinde olduğu; Davalının ithalatını yaptığı dava konusu “...” markalı lastiklerin orijinal olmadığının davacılar tarafından ispatlanamadığı; Dava konusu ürünlerin davacıların rızası ile piyasa sürüldükleri; uluslararası tükenme prensibini kabul eden SMK m,152/f.l gereği bu ürünler üzerinde davacıların marka haklarının tükenmiş olduğu; Davalının dava konusu ürünleri ..., ... ve ... şirketleri üzerinden satın aldığı; davacı ... şirketinin “...” markasını taşıyan dava konusu ürünlerini gerek diğer davacı ... şirketi gerekse Alman distribütörleri tarafından rıza ile satışa sunmakta olduğu;“...” markalı bir lastiğin dünyanın herhangi bir yerinde (Almanya’da veya Türkiye’de) davacı ve marka hakkı sahibi ...’nun izniyle 3. kişiler (somut olayda ..., ..., ... şirketleri) tarafından satışa sunulmasının söz konusu markalı malların Türkiye'ye ithalini serbest hâle getirdiği; Davalının gerçekleştirmiş olduğu paralel ithalatın SMK m. 152/f. 1 kapsamında hukuka uygun olduğu ve davalının yasal yollardan ithal etmiş olduğu orijinal ürünlerin Türkiye’de satışının engellenemeyeceği; Davalının SMK m.l52/f.2 anlamında söz konusu lastik ürünlerini değiştirerek veya kötüleştirilerek ticari amaçla kullandığına ilişkin dosyada herhangi bir delile rastlanamadığı; Davalının bu fiil vc işlemleri sonucunda davacıların “...\" markası üzerindeki haklarının ihlal edildiği sonucuna varılamayacağı; Davalının internet sitesindeki “...” markasına yönelik kullanımlarının SMK m.7/f,5 kapsamında “dürüst kullanım” mahiyeti taşıdığı ve TTK m.54 vd. anlamında haksız rekabet teşkil etmediği; Somut olayda marka hakkı ihlaline ilişkin şartların oluşmadığı\" görüş ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Dosya içeriğindeki belgeler arasında ... şirketinin (... şirketler grubunun iştirakinin) davalıya kesmiş olduğu ... nolu fatura 09.10.2018 tarihli olup dava konusu edilen ... markalı 159 adet (5.880.01 EURO değerinde) motosiklet lastiklerine ilişkindir. Buna ek olarak 17.12.2018 tarihli İzmir Gümrük Müdürlüğü gümrük beyannamesinde de ... sayılı söz konusu faturaya atıfta bulunulmaktadır. Yine dosyada yer alan ATR dolaşım belgesi ... sayılı faturada yer alan dava konusu motosiklet lastiği emtiasına ilişkindir. Davalının ithal ettiği ve ... sayılı faturada gösterilen ürünlerin Alman menşeilİ olduğu 20 Kasım 2018 tarihli Ludwigshafen Ticaret ve Sanayi Odasından alınmış menşei şahadetnamesi ile ispatlanmaktadır. Buna ek olarak 01.01.2018 tarihli uzun süreli tedarikçi beyannamesinde davacı ...’nun motosiklet lastiği ürünlerinin ... şirketi için düzenli olarak üretilen Avrupa Birliği menşeili ürünler olduğunu beyan ettiği görülmektedir. Bu beyannamenin 01.01.2018- 31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olduğu anlaşılmaktadır. 2018/128326 nolu soruşturma kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan 13.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda incelenen iki adet iç ve dış lastiğin orijinal ürün olduklarının tespit edildiği,  İzmir Gümrük Müdürlüğü tarafından ... nolu suç eşyası esas defter emanet eşya makbuzu ile muhafaza altına alınan 92 adet dış ve 63 adet iç lastiğin orijinal ürün olduğu tespit edildiği anlaşılmıştır. Paralel İthalat, yurt dışında marka sahibi veya onun rızasıyla piyasa sunulmuş bulunan ve yurt içinde de halen alınıp satılan malların aynısının, marka sahibinin izni dışında ve tek satıcı veya distribütörden başka 3. kişilerce yurt dışındaki bir piyasan temin edilip Türkiye’ye ithal edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır . Öyle ki, markalı orijinal ürünlerin Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, Türkiye’de tescilli markası bulunan kişinin, hatta markanın gerçek hak sahibi olan sağlayıcının marka ve/veya gerçek hak sahipliği haklarına dayalı olarak söz konusu ithalatı önleyemeyecekler ve markalı orijinal ürünlerin Türkiye’de ticaret mevkiine çıkartılmasını engelleyemeyeceklerdir. Bir diğer anlatımla, markalı ürünün   bizzat sahibi ya da Türkiye’deki yetkili satıcısı, orijinal markalı ürünleri ithal edip pazarlayan kişi ve şirketleri engelleyemeyecek ve marka ihlali davası açamayacaktır. Nitekim değinilen olgular Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 tarih 2014/15689 E. 2015/ 5363 K. sayılı kararı ile 26.03.2009 tarihli 2007/8735 E. 2009/3615 K. sayılı ilamında; markayı taşıyan orijinal malların, tek satıcı firmanın izin ve bilgisi dışından yurt dışından Türkiye’ye ithalatı marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmemiş,  dahası marka sahibi ile Türkiye’deki tek satıcı firma arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin, paralel ithalatı yasaklama hakkının bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Davalı tarafça satışa arz edilen dava konusu ürünler üzerinde teknik inceleme yapılarak ürünlerin, orjinal olduğunun tespitinin yapıldığı, Davalı taraf ürünlerin orijinal üreticisinin ve marka sahibinin ürünlerin ithalata ilişkin belgelerini ibraz ettiği, paralel İthalat, yurt dışında marka sahibi veya onun rızasıyla piyasa sunulmuş bulunan ve yurt içinde de halen alınıp satılan malların aynısının, marka sahibinin izni dışında ve tek satıcı veya distribütörden başka 3. kişilerce yurt dışındaki bir piyasan temin edilip Türkiye’ye ithal edilmesi şeklinde tanımlandığı, markalı orijinal ürünlerin Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, Türkiye’de tescilli markası bulunan kişinin, hatta markanın gerçek hak sahibi olan sağlayıcının marka ve/veya gerçek hak sahipliği haklarına dayalı olarak söz konusu ithalatı önleyemeyecek ve markalı orijinal ürünlerin Türkiye’de ticaret mevkiine çıkartılmasını engelleyemeyeceğinden, bir diğer anlatımla, markalı ürünün   bizzat sahibi ya da Türkiye’deki yetkili satıcısı, orijinal markalı ürünleri ithal edip pazarlayan kişi ve şirketleri engelleyemeyecek ve marka ihlali davası açamayacak olup,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 tarih 2014/15689 E. 2015/ 5363 K. sayılı kararı ile 26.03.2009 tarihli 2007/8735 E. 2009/3615 K. sayılı ilamında; markayı taşıyan orijinal malların, tek satıcı firmanın izin ve bilgisi dışından yurt dışından Türkiye’ye ithalatı marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmemiş,  dahası marka sahibi ile Türkiye’deki tek satıcı firma arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin, paralel ithalatı yasaklama hakkının bulunmadığı açıkça vurgulanmış olduğundan, Mahkemece verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/02/2022 tarih ve 2020/60 E., 2022/46 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d7d44380c11b2f0","SID":"8bd95e84e65778f6"}}