{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/1030 <br>KARAR NO\t\t: 2025/52<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/01/2016 (Dava) - 22/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2016/115 Esas - 2022/185 Karar<br>DAVA\t\t: Alacak (Adi Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/01/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/115 Esas-2022/185 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ... bünyesindeki ... tesisi içerisinde kurulacak estetik ve güzellik merkezinin işletilmesi hususunda 02/09/2010 tarihli işletme sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca; 5.1.maddede tüm makine ve ekipmanları müvekkili şirket sağlayacak ve personele gerekli eğitim vereceğinin, 5.6.maddede işletmeye ait her türlü genel giderler, SGK ödemeleri, her türlü vergi, resim ve harç ödemeleri vs. giderlerin davalı ... tarafından karşılanacağının, 5.7.maddede personel maaşları, bakım ürünleri (kabin ve satış ürünleri) ve sarf malzemelerinin güzellik merkezinin ortak gelirinden karşılanarak ödeneceğinin, işletme kazancının yetersiz kaldığı durumlarda tüm bu giderlerin %50'si ... tarafından otele her ayın en geç 15'inde nakit olarak ödeneceğinin, 5.8.maddesinde güzellik merkezinden elde edilecek gelirin yukarıdaki 7.maddede belirtilen giderler düşülmesi sonrası kalan bedel taraflarca %50 oranında eşit olarak paylaşılacağının, 5.9.maddede her ay sonu o aya ilişkin işletmenin faaliyetlerinden kaynaklanan aylık gelir ve gider hesaplarının tüm ayrıntıları ile çıkarılacağının ve yukarıdaki şartlar dahilinde yapılacak hesap sonunda bir sonraki ayın 1-10'u arasında ...'nin %50 payının otel tarafından fatura karşılığı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasının ardından cihaz ve ekipmanları sağladığını, personele gerekli eğitimleri verdiğini ve işletmenin davalı şirket idaresinde faaliyete geçtiğini, verilen hizmetler ve yapılan satışlara ait raporların davalı tarafından oluşturularak müvekkiline gönderildiğini, kar ve zarar durumuna göre tarafların birbirlerine fatura keserek cari hesaplarına işlediklerini, 02/09/2010 tarihli işletme sözleşmesinin taraflar arasında varılan mutabakatlar ile uzatılarak devam ettiğini ve yürürlüğünü sürdürdüğünü, ancak, davalı şirketin müvekkiline 18/05/2015 tarihli ihtarname keşide ederek; \"işletme sözleşmesinin 31/08/2014 tarihinde herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulduğunu, cihaz ve ekipmanların teslim alınmasını, aksi halde cihaz ve ekipmanların uygun görülecek bir yerde depolanacağını\" ihtar ettiğini, bu ihtarın iyi niyetten uzak ve gerçek dışı olduğunu, sözleşmenin ihtar edildiği gibi 31/08/2014 tarihinde sonlandırılmadığını, varılan ortak mutabakat ile sözleşmeye konu işletmenin aynı sözleşme şartları ile faaliyetine devam ettiğini, davalı şirketin aylık kar-zarar raporlarını müvekkili şirkete göndermeye hatta cari kayıtlarda görüleceği üzere ödemeler yapmaya da devam ettiğini, sonuç olarak tarafların sözleşmeyi zımnen uzattıklarını, iddia edildiği gibi sözleşme 31/08/2014 tarihinde kendiliğinden sonlanmış olsaydı müvekkili şirketin cihaz ve ekipmanları zaman kaybetmeden teslim alacağının açık olduğunu, bir diğer önemli hususun ise; 31/08/2014 tarihinde sözleşme sonlanmış ise hangi nedenle sözleşmeye konu cihazların teslimi için aylar sonra (9 ay sonra) 18/05/2015 tarihinde ihtarname keşide edildiğini anlayamadıklarını, yaşananların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, lüzum üzerine davalı tarafa, 27/05/2015 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve ihtarnamelerinin fesih iradesi olarak kabul edildiği belirtilerek, her türlü alacak hakları saklı tutularak sözleşmenin feshinin kabul edildiğinin ve bu nedenle cihaz ve ekipmanların teslim alınacağının, ayrıca sözleşmenin yanlış uygulanması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın da ödenmesinin ihtar edildiğini, cihaz ve ekipmanların 28/05/2015 tarihinde işletmeden teslim alındığını, müvekkili tarafından talep edilen eksik ödemelere davalı tarafça itiraz edildiğini, davalının, hazırladığı satış raporları ile toplam gelirden toplam gideri çıkararak kar-zarar hesabı yaptığını, işletmenin kar etmesi durumunda müvekkilinin satış raporunda kendi payına düşen alacak için davalı adına fatura keserek elde edilen karı paylaştığını, işletmenin zarar etmesi durumunda ise davalının, müvekkili adına zarar payı tutarında fatura keserek işletme zararını paylaştığını, faturaların, tarafların defter ve kayıtlarında işli olduğunu, 03/06/2015 tarihinde müvekkili şirketi ciddi anlamda şaşırtan bir gelişme olduğunu, davalı şirketin ... bölümünden gönderilen ve müvekkili şirket yetkilisinin ilgi tutulduğu e-posta ekinde ... Satış Raporu isimli dosyanın müvekkili şirkete de gönderildiğini ve incelendiğinde; yapılan satışların gün ve gün raporlandığının, davalı idaresindeki güzellik merkezinde 27/05/2015 tarihine kadar faaliyet yürütüldüğünün tespit edildiğini, oysa işletmenin faaliyette bulunduğu 2015 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ait satış raporlarının müvekkili ile paylaşılmadığını, yani davacı müvekkiline 2015 Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin bir ödeme yapılmadığını, davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkiline kar payı ödemesi yapmadığını ve bazı aylarda da eksik ödeme yaptığını, işletme sözleşmesinin 5.6.maddesi uyarınca davalının ödemesi gereken SGK prim, vergi ve giderlerine ait tutarları işletmenin ortak giderlerine dahil ederek işletme karını düşürdüğü, bu giderlerin yarı bedelini sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinden tahsil edildiğinin tespit edildiğini, yapılan görüşmeler sonucu haksız olarak müvekkili şirkete yükletildiğinin davalı şirket tarafından da kabul edildiğini, tüm alacak hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin uğradığı zararın bir kısmının telafisini teminen, KDV dahil 6.788,16 TL bedeli müvekkili şirkete ödenmesi için 01/04/2015 tarihli fatura kesilerek davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından hazırlanan örnek personel maliyet tablosu uyarınca hazırlanan satış raporlarına her ay haksız olarak 1.917,56 TL civarında personel (SGK, vergi, harç) maliyeti eklendiğinin, bu tutarın yarısının sözleşme hükümlerine aykırı olarak müvekkilinden tahsil edildiğinin de anlaşıldığını, işletmede çalışan personele ait bordroların davalı şirketten celbi ile her ay için ayrı hesap yapılarak müvekkilinin sözleşme hükümlerine göre alması gereken kar payının hesap edilebileceğini, 2015 Nisan, Mayıs aylarına ait kar payının ise müvekkiline hiç raporlanmadığını, dolayısıyla bu aylara ait kar payının müvekkiline ödenmediğini, ayrıca Ekim ve Kasım 2014 aylarına ait kar payının da müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkiline ödemekten kaçınılan tutarların yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının sözleşmenin 5.6.hükmüne uymayarak müvekkiline ödemekten kaçındığı tutar ile sözleşmenin diğer hükümlerine uymayarak kar payını davacı müvekkiline ödemediği aylara ilişkin olarak, 2014 yılı Ocak ayından başlayarak sözleşmenin feshi tarihine kadar olan şimdilik 7.000,00 TL alacağın ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de istemini 20.431,16 TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 02/09/2010 tarihinde imzalanmış olan işletme sözleşmesinin 31/08/2014 tarihinde sona erdiğini, işletme sözleşmesine istinaden davacı tarafından müvekkili şirketin işletmesi olan ...'de estetik ve güzellik merkezinin işletildiğini, bu işletmeden sonra aynı şekilde davacı ile müvekkilinin başka bir işletmesi olan ...'de yine işletme sözleşmesi ile aynı türde işletme de işletilmeye başlandığını, müvekkili şirketin, davacı ile ...'de çalışmak istemediğini ve bu hususta davacıya gönderdiği 18/05/2015 tarihli ihtarnamesi ile davaya konu işletme sözleşmesinin 31/08/2014 tarihinde herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulduğunu belirttiğini, bu ihtarname öncesinde sözleşmenin zımnen sona erdiğini ve makine ve ekipmanların teslim alınması talep edildiği halde davacı tarafından teslim alınmadığını, müvekkili şirketin ise ihtarname ile söz konusu makine ve ekipmanların teslim alınması talebini yinelediğini, bu nedenlerle davacının iddialarının aksine işletme sözleşmesinin 31/08/2014 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketçe 09/06/2015 tarihli ihtarname ile ... işletmesinde davacının faaliyetleri neticesinde müvekkiline 9.274,53 TL borçlu olduğu, müvekkilinin ise ... faaliyetleri neticesinde  2.486,37 TL net borcu olduğunun belirtildiğini ve bu yolla edimlerini ifa etmek istediğini, ancak davacı tarafından müvekkilinin bu iyi niyetli tutumunun da göz ardı edildiğini, müvekkilinin dava ve talep hakkının saklı olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği ... satış raporlarının hukuki açıdan hiçbir geçerliliği bulunmamakla birlikte bu raporların müvekkili şirketçe kabulünün mümkün olmadığını, davacının personeli tarafından düzenlenmiş olan satış raporlarının huzurdaki davada delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, zira söz konusu raporların müvekkili şirketin hiçbir talebi ve bilgisi olmaksızın düzenlenmiş raporlar olup bir geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin ve davacının ticari defterleri incelendiğinde gerçek durumun ortaya çıkacağını, kaldı ki, davacıya müvekkili tarafından kesilen tüm faturalarda karşılıklı olarak mutabık kalındığını, davacı tarafça hiçbir faturaya itirazda bulunulmadığını, yasal süresi içerisinde itirazda bulunmamış ise içeriğini kabul etmiş sayıldığını, huzurdaki davadaki hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz taleplerinin müvekkili şirketçe kabulünün mümkün olmadığını, davacının personele ait SGK prim, vergi ve gider taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafından mahkemenin yanıltıldığını, müvekkili şirket tarafından kabul edildiği beyan edilen 6.788,16 TL'nin müvekkili şirketin sorumlu olduğu iddia edilen SGK prim, vergi ve giderlerine karşılık olduğunun müvekkili şirketçe hiçbir şekilde kabul ve ikrar edilmemiş olduğunu ve edilmediğini, her iki tarafı da basiretli tacir olan işletme sözleşmesinde yer alan bu maddenin taraflarca sözlü olarak karşılıklı anlaşıldığını ve personellerin SGK primlerinin, vergi ve giderlerin %50'sinin müvekkili şirketçe ve %50'sinin davacı tarafından karşılanacağı şeklinde mutabık kalındığını, müvekkili şirketin tarafların anlaştığı şekilde bu prim, vergi ve giderleri eksiksiz olarak ödediğini ve %50'sini davacı şirkete her iki tarafın da mutabık kaldığı şekilde fatura ettiğini, davacı şirketin, işbu sözleşmenin imzalandığı 2010 yılından sözleşmenin sona erme tarihine kadar yaklaşık 5 yıl boyunca bu duruma hiçbir şekilde itiraz etmediğini, tüm faturaları kabul etmiş iken, huzurdaki dava ile sözleşmenin konu 5.6.maddesi çerçevesindeki taleplerinin kötü niyetli olduğunu, öyle ki bu durumun ticari teamül olarak da devam ettiğini,  davacının iddiasının aksine, müvekkilinin davacıya değil davacının müvekkiline borcu bulunmakla, davacının talep ettiği kar payı ve diğer tüm talepleri mesnetsiz olup haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık, 02/09/2010 tarihli 'işletme sözleşmesi' uyarınca ... bünyesindeki '...' tesisi içerisinde 20 m2'lik alanda kurulacak 'estetik ve güzellik merkezi' nin işletilmesinden kaynaklanmakta olup, davacı tarafın, bu  sözleşmenin 5.6 hükmüne davalının uymayarak davacıya ödemekten kaçındığı tutar ile sözleşmenin diğer hükümlerine uymayarak kar payını  ödemediğini belirterek, 2014 yılı Ocak ayından başlayarak sözleşmenin  feshine kadar olan kar payı alacağının ödenmesini talep ettiği, taraflar arasında yapılan  02/09/2010 tarihli 'İşletme Sözleşmesi' başlıklı sözleşme ile davacı  ve davalının  ... bünyesinde 'estetik ve güzellik merkezi' kurarak işletmeyi ve elde edilecek karı bölüşmeyi taahhüt ettikleri, işbu  sözleşmenin adi şirket (ortaklık) sözleşmesi olduğu, sözleşmenin 2. maddesinde sözleşmenin süresinin  2 yıl olduğu, süre sonunda sözleşmenin herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden fesh olacağı, sözleşme süresinin sonunda ancak tarafların karşılıklı mutabakatıyla uzatılabileceğinin düzenlendiği, tarafların 2 yıllık sürenin dolmasına rağmen 02/09/2012 tarihinde sözleşmeyi sona erdirmeyip faaliyetlerine devam ettiklerinden zımni bir şekilde adi şirket ilişkisinin süre sonunda sona ermeyip uzayacağı konusunda anlaştıklarının görüldüğü, süresiz hale gelen işbu sözleşmenin bu durumda 6. maddeye göre feshedilebileceği, sözleşmenin 6.maddesine göre, taraflardan herhangi birinin işbu sözleşme ile yürütülen yükümlülüklerini zamanında ve sözleşme şartlarına uygun olarak yerine getirmemesi halinde, yazılı olarak ihtar edilerek aksaklığın işlemin özelliğine göre makul bir süre içerisinde giderilmemesi durumunda diğer tarafın tek taraflı olarak derhal sözleşmeyi haklı sebeple feshedilebileceği, haklı sebeplerin bulunmaması halinde ise adi şirket sözleşmesinin TBK m.640/1 uyarınca taraflardan her biri 6 ay önceden fesih ihbarında bulunarak adi şirket sözleşmesini feshedebileceklerinin anlaşıldığı, davalı ... A.Ş. tarafından davacıya gönderilen Beyoğlu 57.Noterliğinin 18/05/2015 tarihli ihtarnamesinde; '...02/09/2010 tarihinde imzalanmış olan işletme sözleşmesi 31/08/2014 tarihinde herhangi bir ihtara veya ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulmuştur...' denilmekteyse de, 02/09/2010 tarihli sözleşmenin 2. maddesine  göre sözleşme 2 yıllığına akdedilmiş olup bu sürenin sonunda 02/09/2012 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinden, ihtarnamede belirtildiği üzere 31/08/2014 tarihinde kendiliğinden sona ermediği, devam eden adi şirket ilişkisinin haklı sebeplerle derhal fesih veya tek tarafın 6 ay öncesinden feshi ihbarıyla sona erdirilebileceği, davacı ... ... San. Tic. A.Ş. tarafından davalıya gönderilen 27/05/2015 tarihli ihtarnamede; '...Sayın Muhatap ile Keşideci müvekkil arasında imzalanan ek protokol ile sözleşme 31/08/2015 tarihine kadar uzatılmış ve hali hazırda devam etmektedir. Anılan protokol taraflar arasında imzalanarak muhataba teslim edilmiştir. Kaldı ki, 18/05/2015 tarihli ihtarname ile 31/08/2014 tarihinde sözleşmenin sonlandığını iddia eden muhatap, keşideci müvekkilden hizmet ve ürün almaya devam etmiş, sözleşmenin devam ettiğine ilişkin 31/08/2014 tarihinden sonra kesilen hizmet/ürün faturaları, alınan ödemeler, sonraki tarihlerde işleyişe ilişkin yapılan e-posta yazışmaları ve 2015 Mayıs ayı içerisinde Sayın Muhataba gönderdiği mutabakat talepleri mevcuttur...Sayın Muhatap tarafından keşide edilmiş bulunan Beyoğlu 57. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi, fesih iradesi olarak kabul edilmiş ve haksız fesih talebi, keşideci muhatap tarafından sözleşme gereği sunulan hizmet ve ürünlere dayanan alacakları, eksik ödemeler ve sözleşmenin süresinden önce feshi ile doğacak zararlarını tazmin ve talep hakkı saklı tutularak kabul edilmekledir' denilerek sözleşmenin davalının fesih ihtarının kabul edilerek sonlandırıldığı belirtildiğinden, taraflar arasındaki adi şirket ilişkisinin 27/05/2015 tarihinde sona erdiğinin anlaşıldığı, adi şirket sözleşmesi uyarınca, ortaklık giderlerinin karşılanması, kar ve zarara katılım hükümlerine göre tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşmenin 5. maddesinde işletmeye ait her türlü genel giderler, SGK ödemeleri, her türlü vergi, resim ve harç ödemeleri vs. giderlerin ... tarafından karşılanacağı, yine 7.maddede personel maaşları, bakım ürünleri (kabin ve satış ürünleri) ve sarf malzemelerinin güzellik merkezinin ortak gelirinden karşılanarak ödeneceği, işletme kazancının yetersiz kaldığı durumlarda tüm giderlerin %50'si ... tarafından OTEL'e her ayın 15'inde nakit olarak ödeneceği, 8.maddede ... Güzellik Merkezinden elde edilecek gelirin 7. maddede belirtilen giderler düşülmesi sonrası kalan bedelin taraflarca %50 oranında eşit paylaşılacağı, 9.maddede her ay sonu o aya ilişkin işletmenin faaliyetinden kaynaklanan aylık gelir ve gider hesaplarının tüm ayrıntılarıyla çıkarılacağı  ve yukarıdaki şartlar dahilinde yapılacak hesap sonunda bir sonraki ayın 1-10'u arasında ...'nin %50 payının otel tarafından fatura karşılığı ödeneceği hükümlerinin bulunduğu, buna göre sözleşmenin 5.6 hükmü dikkate alındığında, işletme ait her türlü genel giderler, SGK ödemeleri, her türlü vergi, resim ve harç ödemeleri vs. giderlerin davalı tarafından; sözleşmenin 5.7. maddesine göre personel maaşları, bakım ürünleri (kabin ve satış ürünleri) ve sarf malzemelerinin ise güzellik merkezinin/işletmenim ortak gelirinden karşılanacağı kabul edilerek, işletmenin Ocak 2014-Mayıs 2015 arası geliri tespit edilerek bunun %50'sinin davacıya ödenmesi gerektiği, bu kapsamda hesaplamanın yapıldığı, bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 06.07.2020 tarihli kök rapor ile 10.02.2021 tarihli ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan hükme esas alındığı, söz konusu raporlarda davacının 21.803,53-TL alacaklı olduğunun  hesaplandığı, davacının ıslah dilekçesi ile talebini 20.431,16 TL'ye yükselttiği, davalı taraf  cari hesap alacağı olan 2.486,37-TL'nin davacı  alacağından mahsup edilmesini talep etmiş ise de, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/4 Esas sayılı dosyasında davalının davacı aleyhine açtığı itirazın iptali davasında 2.486,37-TL alacağın dava konusu edildiği anlaşıldığından bu tutarın dava konusu alacaktan mahsup edilmeyeceği, her ne kadar  davalı vekili tarafından İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/4 Esas sayılı dosyası ile İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1214 Esas sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de, talep edilen  dava dosyalarının konuları farklı olduğundan bekletici mesele yapılması talebinin reddedildiği, böylece tüm dosya kapsamından davacı taraf, taraflar arasındaki estetik ve güzellik merkezi işletme sözleşmesine dayalı olarak davalıdan  alacaklı olduğunu ispatladığından, taleple bağlı kalınarak; DAVANIN KABULÜNE, 20.431,16 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"....Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olmasa da sözlü ve zımni şekilde anlaşmayla uzatılabileceği kabul edilirken, tarafların sonradan sözlü değişiklik yapabileceklerinin ise kabul edilmemesinin çelişki yarattığını,  hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından açıkça taraflar arasındaki sözleşmenin adi şirket sözleşmesi olduğu, sözleşmenin sona erme tarihinin 02/09/2012 olduğu, ancak tarafların sözleşmeyi zımni olarak devam ettirdikleri ve süre sonunda sona erdirmemeyi kararlaştırdıklarının kabul edildiğini, ancak ne var ki, mahkemenin sadece davacının lehine olan durumlarda işbu sözlü değişikliğini kabul etmekle, ileri sürdükleri sözlü değişikliğin ise sözleşmede yazılı değişiklik olması gerektiği yönündeki davacı beyanı esas alınarak reddedildiğini, bu durumun kararın çelişkili ve hukuka aykırı olmasına yol açtığını, sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olması ve tarafların sözlü olarak anlaşması üzerine tüm giderlerin taraflar arasında %50-%50 olarak dağıtılmasının kararlaştırıldığını, TBK’nın ilgili hükümleri gereği işletme için masraflar ile kar ve zararın ortaklarca eşit olarak paylaşılması gerektiğinin ve taraflar arasında bu yönde sözlü anlaşma olduğu hususunun göz ardı edildiğini, yazılı sözleşmede işletmeye dair her türlü genel giderler, SGK ödemeleri, her türlü vergi, resim ve harç ödemeleri vs. giderlerin müvekkili şirket tarafından ödeneceğine yer verilmiş olsa da, tarafların daha sonra aralarında sözlü olarak bu ödemelerin de her iki tarafça eşit olarak karşılanmasına karar verdiğini, bu doğrultuda müvekkili şirketin her ay ilgili harcamalara ilişkin olarak davacı şirket adına fatura düzenlediğini, davacı tarafın, müvekkili şirket ile sözleşmeyi imzaladığı tarihten sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği tarihe kadar adına düzenlenen bu faturaları hiçbir itiraz sunmadan kabul ettiğini, davacının tacir olduğu ve bu denli uzun bir süre sözleşmeye aykırılığı kabul edeceğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, faturalara itiraz süresinin kanunen 8 gün olduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının, müvekkili şirket ile yaptığı sözlü anlaşma doğrultusunda hareket ederek ilgili masraflar ile kar ve zararın da yarısına ilişkin sorumluluğu kabul ettiğinin, bu kapsamda kendisine gönderilen faturalara itiraz etmeksizin kabul ettiğinin ortada olduğunu, teamül haline gelen giderlerden davacının sorumlu olma haline sözleşme sona erdikten çok sonra itiraz etmesinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne de aykırı olduğunu, yasal itiraz süresi geçtikten sonra davacı tarafın düzenlediği iade faturalarının geçerli sayılmasının ve bu doğrultuda davacı lehine hesaplamalarda dikkate alınmasının hatalı olduğunu, ek raporda da hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkili firmanın, davacı ile yapılan ve teamüle dönüşen sözlü anlaşma gereği prim ve vergilerin eksiksiz olarak tamamını ödediğini ve devamında her iki tarafça da mutabık kalındığı üzere %50'sini davacı şirkete fatura ettiğini, alınan raporların ve mahkemece verilen kabul kararının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davacı taraftan olan alacağının İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/4 Esas sayılı dosyadan istenildiğine dair kabulün de hatalı olduğunu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/4 Esas sayılı dosyasına konu itirazın iptali davasında taraflar arasında yapılan İstanbul ... ile ilgili faturaya dayalı inceleme yapılmış olup müvekkilinin cari hesap alacağının incelenmediğini, bu nedenle de müvekkilinin davacıdan olan alacaklarının mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin bitmesinin müvekkilinin davacıdan olan alacağına ilişkin fatura keşide etmesine engel olmadığını, sırf sözleşmenin sona erme tarihinden sonra düzenlendiği gerekçesi ile müvekkilinin faturasının hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin, davacı taraftan cari hesap kayıtları doğrultusunda alacaklı olduğu tespiti bilirkişi raporunda yer almakla birlikte, kök bilirkişi raporunda bu bedelin oldukça düşük hesaplandığını, bu hususa itiraz ettiklerini, ilk derece mahkemesince, davacı tarafın borcuna ilişkin olarak düzenlenen 29/03/2016 tarihli ... no.lu 6.138,27 TL bedelli e-faturanın taraflar arasındaki sözleşmenin bitim tarihinden sonra düzenlenmesinden bahisle değerlendirilemeyeceğinin kabul edildiğini, ticari kayıtlarından kolaylıkla tasdik edilebilecek bir hususun müvekkili aleyhine kullanılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, davacıdan 9.274,53 TL alacaklı olduğunu ve ilgili e-faturanın göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, davacının yasal itiraz süresi geçtikten sonra düzenlediği iade faturalarına itibar edilirken, müvekkili şirketin hukuka uygun bir şekilde düzenlediği faturanın hesaplamaya alınmamasının haksız olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davalıya ait otel içerisindeki güzellik merkezinin davacı tarafça işletilmesi konusundaki adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde kar payı alacağı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ile davalı arasında %50 kar payı anlaşmalı bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğu tarafların kabulünde olup, ihtilafın sözleşme uyarınca kar payı hesabına dayalı olarak davalının davacıya eksik ödeme yapıp yapmadığı, sözleşme hükümlerinin tarafların mutabakatı ile farklı uygulanıp uygulanmadığı noktalarında toplandığı, davacının bazı aylar eksik bazı aylar ise hiç kar payının kendisine ödenmediğine dair iddiada bulunduğu, davalı tarafın ise davacının alacaklı değil aksine kendisine borçlu olduğunu, ticari teamül ve sözlü mutabakat uyarınca davcıya gerekli ödemelerin yapıldığını savunduğu görülmektedir.<br>Mahkemece farklı bilirkişi heyetlerinden kök ve ek raporlar alınarak, son alınan heyetin kök ve ek raporu uyarınca davacının ıslah dilekçesindeki talebiyle de bağlı kalınarak 20.431,16-TL üzerinden davanın kabulü yönünde hüküm tesis edildiği görülmekte olup, hükme esas alınan alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu, davalı tarafça her ne kadar sözleşmedeki genel giderlerin sadece kendisince karşılanacağına dair yazılı hükmün sözlü mutabakat ile farklı uygulandığı ve buna göre davacının da %50'sine katlanmak zorunda olduğu ileri sürülmüşse de, yazılı sözleşmenin aksi yönündeki bu iddiaya dair aynı kuvvette bir delilin davalı tarafça sunulamadığı gibi, taraflar arasındaki işletme sözleşmesinin 9.maddesinde açıkça, sözleşmede yapılacak değişiklik ya da eklemenin yazılı olarak yapılıp taraflarca imzalanmadığı sürece geçerli olmayacağının da yazılı olmasına göre bu yöndeki itirazların kabulünün mümkün olmadığı, davadışı ... ile de davacı taraf arasında benzer bir işletme sözleşmesi sözkonusu ise de, işbu davanın tarafı olmayan sözkonusu otel ve işleteni şirket ile davacı arasındaki alacak/verecek iddialarının işbu davada hesaplamaya dahil edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafça sözleşme hükümlerine göre hesaplama yapılmayıp davacı tarafa yüklenmemesi gereken giderlerin de hesaba eklenip kar payının eksik hesaplanmasına sebep olunduğunun ve miktarının usulünce tespit edildiği, davalının takas/mahsup isteminde bulunduğu faturanın İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/4 E. sayılı dosyasında davalının davacı konumunda olduğu davaya konu edilmiş olup, bahse konu dosyanın Uyap sorgusunda halen derdest  olduğunun görüldüğü, bu nedenle işbu davada mükerrer şekilde bu faturanın inceleme konusu yapılmasının mahkemece mümkün görülmemesinde de bir isabetsizlik  bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/115 Esas - 2022/185 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 1.395,65-TL istinaf karar harcından peşin alınan 348,91 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.046,74 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  22/01/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5dc1e723cdc242a7","SID":"52deeecc66bb3203"}}