{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/122 <br>KARAR NO\t\t: 2025/182<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06.04.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/685 E. - 2022/314 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 05.02.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.02.2025<br><br>\tİzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.04.2022 tarih 2020/685 E. - 2022/314 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili,  05.09.2019 tarihinde ... Şti.'ye ait ve ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacıya ait ve onun sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının Ankara ili, Çankaya ilçesi, Alacaatlı Caddesi üzerinde seyir halindeyken, yaya geçidine yaklaşması sebebiyle yavaşladığı sırada, arkasında seyir halinde olan sigortalı araç sürücüsünün yeterli takip mesafesi bırakmadığını, kontrolsüz hızı ve dikkatsizliği sebebiyle davacının aracına arkadan çarptığını, bunun sonucunda davacının arka tampon ve bagaj kapağı kısımlarında maddi hasar meydana geldiğini, ...'nın kaza tespit tutanağındaki “Yabancı plakalı aracın yaya geçidinde durması sonucu arkadan vurdum.” şeklindeki ifadesi ile de anlaşılacağı üzere, bu  kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren tarafın sigortalı araç sürücüsü olduğunu,  davacının trafik kurallarına uygun bir şekilde seyir halindeyken, güvenli bir sürüş mesafesi bırakmayarak davacıya arkadan çarpan .... Ltd. Şti.'ye ait araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin 03.11.2018-02.11.2019 tarihleri arasında geçerli olan 0001-0210-24505864 poliçe nolu ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile neden olduğu maddi hasardan sorumlu olduğunu, Karayolları Trafik Kanununa göre sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması hâlinde zarar gören dava açabileceğini, başvuru yaptıklarını ve davalı sigorta şirketi tarafından 15 gün içinde cevaplanmadığını, zarar gören üçüncü kişinin sigorta şirketine karşı yapacağı yazılı bildirim karşısında sigorta şirketi 8 iş günü içinde tazminatı ödemek zorunda olduğunu, kanuni sürede sigorta teminatını özürsüz olarak ödemeyen sigorta şirketi temerrüde düştüğünü, davacı adına hasar ihbarı 13.10.2020 tarihinde davalıya yapıldığını, davalının ödemekle yükümlü olduğu hasar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu olan 26.10.2020 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini,  fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulüne, davacıya ait araçta meydana gelen hasar karşılığı toplam 5.047,62 EUR maddi tazminatın 3 nolu davalı sigorta bakımından (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat miktarının temerrüt tarihindeki EUR karşılığı ile sınırlı olarak) 26.10.2020 tarihinden itibaren 1 ve 2 nolu davalılar bakımından kaza tarihi olan 05.09.2019 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, Kanuni vekâlet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı sigorta vekili,  davacının birinci ikametgahının Almanya, kaza tespit tutanağına kendi eli ile yazdığı ikincil Türkiye adresinin ... Mh. ... Cd. .../... ... – ... olduğunu, davalı araç şoförünün ikametgahının Ankara, davalı araç sahibinin ikametgahının Ankara olduğunu, sigorta şirketinin ikametgahının İstanbul olduğunu, kaza yerinin Ankara olduğunu, sigorta şirketleri yönünden her ne kadar sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yerde dava açılabilir düzenlemesi mevcut ise de davada tek davalı sigorta şirketi olmadığı gibi sigorta şirketinin Ankarada da bölge müdürlüğü bulunduğunu, üstelik davacının yurt dışı ikametgahından sonra ki ikincil adresinin  de Ankara olduğunu, tüm davalılar için Ankara'nın davalıların ikametgahı olarak telakki edilebileceği gibi birden fazla davalı olduğu ahvalde davanın ortak yetkili yer mahkemesinde ikame edilmesi gerekliliğin de bir usul hukuku kuralı olduğunu, dolayısı ile esasa girilmeden yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiğini, davanın esasına dair; davacının iddia ettiği gibi bir kusur dağılımı ve dahi davacının iddia edildiği gibi husule gelen bir zararı da bulunmadığını, davacının aracında bir çizik dahi bulunmadığını, davacı yaya geçidinde yaya vs. olmadığı ahvalde aniden durmak sureti ile kendi kusurlu hareketi ile kazaya sebebiyet verdiğini, kaza sonrasında davalı ve yanında bulunan yolcu tarafından çekilen tam zamanlı ve gerçeği yansıtan renkli fotoğraflar ile de durumun açık ve net bir biçimde ortada olduğunu, öncelikle davacının davasının yetkisizlik kararı verilerek Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini ve nihayetinde davanın esasına girildiğinde de davacının davasında iddia ettiği hususlar ve iddia ettiği hasar gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalılar ... Şirketi ve ...'nın cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır.\t<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 05/09/2019 tarihinde davalı .... Şirketi'ne ait, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan, davalı ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken  meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalı sigorta şirketinin, kazanın meydana gelmesinde sürücüsü tam ve asli kusurlu olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı  olduğu ve kazanın sigorta poliçesi teminat süresi içerisinde meydana geldiği, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sigortalı aracın sürücüsünün kusuruyla neden olduğu hasar bedelinden sorumlu olduğu; davacı tarafın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle  davacının davasının kabulü ile, 5.047,62 EUR hasar bedeli tazminatın (davalı sigorta şirketi temerrüde düştüğü 26/10/2020 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... Ltd. Şti kaza tarihi olan 05/09/2019 tarihinden itibaren) 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca  işleyecek değişken faizi ile birlikte ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının (davalı ... Sigorta A.Ş.'den sigorta poliçesi teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Sigorta A.Ş vekili, kararın hukuka aykırı olduğunu, haksız fiillerde ödenmesi gereken zararın gerçek zarar olduğunu, 03.1930 tarih ve 6/27 sayılı YİBK göre zarar, haksız fiil tarihindeki değere göre belirlenmesi gerektiğini, her ne kadar yerel mahkeme tarafından davacının aracını Türkiye'de yaptırmaya zorlanamayacağı bu nedenle Türkiyede belirlenen zararın hükme esas alınamayacağı doğrultusunda görüş ortaya konulmuşsa da bu görüşün yasal dayanağının bulunmadığını, haksız fiilin Türkiye'de meydana geldiğini, zarar ziyanın belirlenmesinde tamamen Türk hukuku uygulanacağını, bu belirlemede zarara uğrayan aracın yurt dışından geçici süre gelip gelmemesinin önemi olmadığını, aksi düşünce Türk yargı yetkisinin devri sonucunu ortaya çıkarır ki kabulünün mümkün olmadığını, Almanya'da yapılan hasar tespitinin Türk mahkemelerini bağlayan bir yönü olmadığını, Alman mahkemeleri vasıtasıyla hasar tespiti yapılsa dahi geçerli olabilmesi için Türk Mahkemeleri tarafından tenfizi yapılması gerekirken fahiş ve hatalı olduğu her haliyle belli olan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki yurt dışında ikamet eden Türkiye'de trafik kazasına karışan davacının, aracının onarımlarını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı hususu kabul edilse dahi  hesaplanan bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, Almanya'da yaptırılan hesaplamada römork bağlantısı, bagaj kapağı, arka seat amblemi, sol yazı, drive yazısı, arka tampon kaplama, bağlantı braketlerinin değişiminin hesaba katıldığını, fakat kaza yeri fotoğrafları ve dava konusu aracın arka kısımlarının kaza fotoğrafları incelendiğinde çarpan davalı aracının kaputunun hasar aldığı, dava konusu aracın hasar onarım fotoğraflarından da görüldüğü gibi arka tamponda ezilme olduğu, bagaj kapağının plaka yazısının altında iki noktada hafif göçük oluştuğu bagaj kapağının değişimini gerektirmediği, onarımla giderilebileceği, oluşan hasarın aracın bütünlüğünü bozmadığı, kullanım esnasında beklenen verimi etkilemeyeceği,  römork bağlantısının değişiminin gerekmediği, marka yazılarının da zarar görmediği değişiminin gerekmediğinin açık olduğu, aynı şekilde 05.05.2021 tarihinde mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda Almanyada yaptırılan tamir maliyet hesabının kaza ile uyumlu olmadığına kanaat getirildiği, ancak mahkeme tarafından tüm bu hususların göz ardı edildiği, yalnızca davacının seçimlik hakkına sahip olduğu hususu üzerinde durulduğu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, kurulan hükümde, savunma kapsamında ileri sürülen kanıtlar ve dayanılan vakıalar konusunda  değerlendirme yapılmadan; toplanan kanıtların nelerden ibaret olduğu ve hükme dayanak alınan kanıtlar ile bu kanıtların üstün tutulma nedenleri konusunda herhangi bir irdelemeye yer verilmeksizin; adil yargılanma hakkının temel değerlerinden olan hukuki dinlenilme hakkına uygun olarak savunma ve kanıtlar yönünden değerlendirme içeren, hukuki denetime elveren bir gerekçe oluşturulmaksızın karar verildiği, denetlemeye uygun olmayan yetersiz bilirkişi raporları ve eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesinin aldığı kararın hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE :Dava, 05.09.2019 tarihinde meydana gelen kazada davacı aracında oluşan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tHer ne kadar davalı ... vekili tarafından dosyaya 21.10.2022 tarihi itibariyle istinaf dilekçesi sunulmuş ise de; davalı ... vekiline gerekçeli kararın 29.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ancak iki haftalık istinaf süresinden sonra istinaf yoluna başvurulduğu görülmekle, davalı ...'nın istinaf başvurusunun süresi içerisinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>\tDavaya dayanak teşkil eden kazanın, 05.09.2019 günü saat 18:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile Ankara, Çankaya Ümitköy Alacaatlı Caddesi üzerinde seyir halinde iken önünde aynı istikamete seyir halinde olan ve yaya geçidine yaklaştığı için duraklamak üzere yavaşlayan ...'in sevk ve idaresindeki Almanya plakalı ... plakalı otomobilin arka kısmına kendi aracının ön kısmı ile çarpması sonucu meydana geldiği görülmüştür. <br>\tDosyanın incelenmesinde, davacı tarafça Almanya'da 11.03.2020 tarihinde hasara dair maliyet tahmin raporu alındığı, kazanın oluş tarihi ile Almanya'da tanzim edilen rapor tarihi arasında altı aydan fazla zaman olduğu, ayrıca taraf delillerinin toplanılmasından sonra mahkemece dosyanın otomotiv ve trafik bilirkişisine tevdi edildiği, tanzim edilen 05.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, kaza yeri fotoğrafları ve dava konusu aracın arka kısımlarının kaza fotoğrafları incelendiğinde çarpan davalı aracının kaputunun hasar aldığı, dava konusu aracın arka tamponunda ezilme olduğu, bagaj kapağının plaka yazısının altında iki noktada hafif göçük oluştuğu, bagaj kapağının değişimini gerektirmediği, onarımla giderilebileceği, oluşan hasarın aracın bütünlüğünü bozmadığı, kullanım esnasında beklenen verimi etkilemeyeceği, Almanya'da yaptırılan tamir maliyet hesabının kaza ile uyumlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. İDM'ce dosyanın Ankara Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi neticesi düzenlenen 25.11.2021 tarihli raporda ise, 05.05.2021 tarihli yorumlara iştirak edilmeyerek kaza ile hasarlı parçaların uyumlu olduğundan bahisle davaya konu ve ilk tescil tarihi 29/05/2019 olan Almanya tescilli ... plakalı 2019 model ...  18.500 km otomobildeki hasarın KDV dahil 5.047,62-Euro olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu hali ile dosyada alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile çeliştiği, aradaki çelişkiler giderilmeksizin dosyanın neticelendirildiği, işbu raporun neden hükme esas alındığının gerekçelendirilmediği görülmüştür.<br>\tAçıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince, Karayolları Fen Heyetinden veya İTÜ'de görevli öğretim üyelerinden oluşturulacak uzman üçlü bilirkişi heyetinden, kazanın 05.09.2019 tarihinde meydana gelmesine rağmen Almanya'da davacı tarafından alınan 11.03.2020 tarihinde olaydan altı ay geçmesinden sonra alındığı hususu da dikkate alınarak, dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette ve maddi tazminat kalemlerinin de belirlenmesi amacıyla  açık, anlaşılır, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının bu nedenle kabulü gerekmiştir. <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalı ... vekilinin süresinden sonra istinaf yoluna başvurulduğu  görülmekle, istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t3-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.04.2022 tarih 2020/685 E. - 2022/314 K.  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t4-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f0cc22d8b86bcd9","SID":"c43c0d934826900a"}}