{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/390 Esas<br>KARAR NO:2025/111 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/455 Esas - 2022/609 Karar <br>TARİH:21/09/2022<br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı Şirket ... A.Ş’nin pay sahiplerinden olduğunu, 10.06.2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısının, 26.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı ve 10.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında hazır bulunmadığı halde Ticaret Sicil Gazetesindeki kayıtlardan görüldüğü üzere anılan tüm genel kurul toplantılarının müvekkilinin yokluğunda TTK md. 416’ya göre çağrısız olarak yapıldığını, TTK md. 416’ya göre, anonim şirketlerde olağan veya olağanüstü genel kurul toplantısının çağrısız olarak yapılabilmesi iki şarta bağlı olduğunu, bu koşullardan ilkinin pay sahiplerinin tamamının toplantının çağrısız olarak yapılmasına itiraz etmesi, ikinci koşulun ise, pay sahiplerinin tamamının veya temsilcilerinin genel kurul toplantısına katılması ve toplantı süresince hazır bulunmaları olduğunu, başka bir deyişle genel kurulun çağrısız olarak toplanabilmesi için gerekli toplantı yetersayısının şirket sermayesinin tamamına (%100’üne) sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunması olduğunu, davalı şirketin genel kurul tutanakları incelendiğinde dört genel kurulun da TTK md. 416 'ya istinaden çağrısız toplandığı anlaşıldığını, çağrısız genel kurul için yönetim kurulu tarafından karar alınmasına gerek bulunmadığını, bu toplantının pay sahiplerinin hepsinin bir arada bulunması halinde çağrı formalitelerine uyulmasına gerek olmaksızın toplantı yapılmasına olanak sağladığını,söz konusu hüküm emredici nitelikte olduğundan bu koşula uyulmadan gerçekleşen genel kurulun yok hükmünde olduğunu, böyle bir durumda ortada şeklen dahi bir genel kurul toplantısı bulunmadığını, o halde bir butlan hali değil yokluk halinin söz konusu olacağını,  genel kurul kararlarının yokluğunun bir kararın meydana gelmesi için kanunun öngördüğü unsur ve şartların hiçbirisinin mevcut olmaması durumunda gerçekleşen sakatlık hali olduğunu, bir kararın doğabilmesi için uyulması gerekli bulunan kurucu şekli nitelikte emredici hukuk kurallarına aykırılık halinde söz konusu olan durum olduğunu, bu sakatlık halinin şekil ve usul hakkındaki emredici hükümlere aykırı kararlar hakkında uygulanmakta ve bu şekilde alınan kararlar “yok” sayıldığını, kararların ticaret sicil gazetesinde yayımlanmış olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, genel kurul toplantılarının müvekkilinin katılımı olmaksızın gerçekleştiğinden yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin 10.06.2015 tarihli hükümet komiserinin de hazır bulunduğu toplantı esnasında Mersin’de olduğunu ve toplantıya katılmadığını, 23.06.2015 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul toplantısının ile 26.06.2018 ve 10.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantılarının yapıldığı tarihte ise Kayseri’de olduğunu, bu durumda söz konusu çağrısız genel kurullar müvekkilin yokluğunda gerçekleştirildiğini, TTK md. 416’ya göre her bir genel kurulunda da yok hükmünde olduğunu, huzurdaki davanın genel kurul kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir “tespit davası” olduğunu, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebileceğini, bu durumun mahkemece resen dikkate alınacağını, 10.06.2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısı, 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı, 26.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015,2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı ve 10.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul toplantılarında alınan tüm kararlar yoklukla malul durumda olduğunu belirterek her türlü dava, talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı ... A.Ş' nin. TTK md. 416 'ya aykırı olarak 10.06.2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısı, 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı, 26.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı ve 10.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, yönetim kurulunun seçimine dair kararların geçersizliği nedeniyle oluşan boşluğun doldurulması ve şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması amacıyla şirkete tedbiren kayyum atanmasını, yok hükmündeki genel kurul kararların icrasının ve bilhassa bu kararlar çerçevesinde işlem yapılmasının tedbiren durdurulması,  yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın davayı dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurmadan açtığını, bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereği ticari davalarda dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulması zorunlu olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, davanın TTK 445 maddesi uyarınca üç aylık süre içerisinde açılmadığını, davacının iptalini istediği genel kurul kararlarının geçmiş yıllara ait olduğunu, davacının genel kurul kararı iptali davası açma süresini kaçırdığını, davanın süresi içerisinde açılmaması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, basit yargılamaya tabi iş bu davada cevaba cevap dilekçesinin sunulmasına muvafakat etmediklerini, davacının iddia ettiği hususların afaki ve herhangi bir vakıa veya delile dayanmayan mesnetsiz iddialar olduğunu, iddiasını ispatlayan herhangi bir delil sunmadığını, delil listesi kapsamında bu aşamadan sonra genişleterek delil sunmasına muvafakat etmediklerini, TTK.nun 416. maddesi uyarınca müvekkil şirketin  çağrısız genel kurul yapabilmesinin tüm şartları sağlandığını, müvekkilin şirket işine son derece önem vererek ve hukuka uygun bir şekilde hareket ederek uzun yıllardır faaliyetlerini yerine getirdiğini, TTK kapsamında sermaye şirketlerine vakit bakımından kazanç sağlaması adına TTK.nun 416. maddesi uyarınca çağrısız genel kurul yapılması hakkı tanındığını, bu kapsamda, tüm pay sahipleri veya temsilcileri, herhangi biri itirazda bulunmadığı takdirde ve toplantının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya usulüne uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabildiğini, tüm payların usulüne uygun temsili ve hiçbir pay sahibinin çağrısız genel kurul toplantısına itiraz etmemesi halinde çağrısız genel kurul yapılabileceğini, çağrısız genel kurul yapılabilmesi için tüm pay sahiplerinin şahsen veya yetkilendirdiği kişiler vasıtasıyla toplantıda hazır bulunması ve toplantıya itirazlarının olmaması gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği, müvekkili ... A.Ş’nin 10.06.2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısı, 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı, 26.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı ve 10.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul toplantısı çağrısız genel kurulları toplantı tutanakları ve hazır bulunanlar listesinden de anlaşılacağı üzere usulüne uygun yapıldığını, bahsi geçen çağrısız genel kurullar yapıldığında ...'ın çağrılmadığı iddiasının doğru olsa idi hazır bulunanlar listesinde de imzasının bulunmamasının gerekeceğini, davacı ...'ın yetkili olduğu tüm dönemlerde yapılan çağrısız genel kurullarda ...'ın imzası bulunduğunu, davacı tarafın çağrısız genel kurul yapılmasına bir itirazı bulunmadığını, Sermaye şirketlerin çağrısız genel kurul yapabilmesinin bir diğer şartı olan itiraz hakkının bulunmaması olduğunu, yetkililerden biri çağrısız genel kurula itiraz ederse o genel kurulun yapılamadığını, davacı taraf bahsi geçen genel kurulların hiçbirine itirazda bulunmadığını, itiraz etmemekle birlikte aksine tüm genel kurullarda bizzat bulunduğunu, genel kurul için gerekli olan tüm evraklara imzasını attığını, bir pay sahibinin alınan karar hakkında iptal davası açabilmesi için karara olumsuz oy vermesi ve alınan karara muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesinin gerektiğini, devamında ise yasaca zorunlu olan olumsuz oy verme ve muhalefet şerhi şartlarının oluşup oluşmadığını incelendiğini, bu şartlardan herhangi birinin eksik olması halinde davanın reddine karar verildiğini, bu kapsamda genel kurul kararlarının iptalinin söz konusu olabilmesi için yetkililerin itirazı olmasına rağmen çağrısız genel kurulların yapılmış olması gerektiğini, davacı tarafın ne bir itirazı mevcuttur ne de genel kurullara katılmadığına dair bir delilinin söz konusu olduğunu, davacın tarafın genel kurulları iptalini isteme hakkı olmadığını, müvekkil şirketin bütün pay sahipleri bahsi geçen tüm olağan/olağanüstü genel kurullarda hazır bir şekilde bulunduğunu, pay sahiplerinden hiçbiri çağrısız genel kurul yapılmasına itiraz etmediklerini, TTK 415. Maddesi uyarınca pay sahiplerinin genel kurul kararlarının ilan tarihine müteakip 3 ay içinde genel kurul kararlarının iptali için dava açabileceğini, davacının bu süreleri kaçırmasına rağmen ısrarla hukuka uygun olarak yapılan genel kurulların iptalini istediğini, davaya konu olan genel kurullarda verilen kararlar nedeniyle hiçbir pay sahibi bir zarar görmeyecek şekilde uygulandığını, davacının  son derece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, bahsi geçen genel kurul toplantılarında tüm pay sahiplerinin hazirun cetvelinin tetkikinden ve hiçbir pay sahibinin toplantılara itiraz etmediğinin anlaşıldığını, yapılan bu genel kurullar kuralına uygun bir şekilde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, hukuka uygun olmayan genel kurulların sicilde ilan edilmesinin mümkün olmadığı belirterek resen belirlenecek nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/09/2022 tarih ve 2020/455 Esas - 2022/609 Karar sayılı kararında; \"Dava, davalı şirketin 10.06.2015, 23.06.2015, 26.06.2018 ve 10.05.2019 tarihlerinde TTK.416 'ncı maddesine göre yapılan genel kurul toplantılarının ve toplantılarda alınan kararların toplantıda hazır olmamasına rağmen hazır gösterilmesi şeklinde yapıldığından alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine  ilişkin olup, TTK 416 'ncı maddesine dayanmaktadır.Tarafların tüm delilleri celbolunarak davaya konu edilen genel kurul toplantılarında düzenlenen hazirun cetvellerindeki davacı ismine atfen atılan imzalar üzerinde imza incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır. Alınan raporun denetime açık ve bilimsel nitelikte olduğu görülmekle hükme esas alınmıştır. Davaya konu edilen genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde;10.06.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının davalı şirketin 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı şeklinde düzenlendiği, toplantının TTK 416 'ncı maddesi uyarınca çağrısız yapıldığı, toplantı tutanağında; \" TTK 416 'ncı maddesi gereğince çağrısız yapılan toplantıda hazirun cetvelinin tetkikinden şirketin toplam  21.600.000,00 TL sermayesine tekabül eden 864.000 adet hissenin asaleten toplantıda temsil edildiğinin ve böylece gerek kanun ve gerekse ana sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun... anlaşılması üzerine ..\" şeklinde yazılarak toplantının yapıldığı, toplantının 9 adet gündem maddesinden oluştuğu, 23.06.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının davalı şirketin Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı şeklinde düzenlendiği, toplantının TTK 416 'ncı maddesi uyarınca çağrısız yapıldığı, toplantı tutanağında;  \" TTK 416 'ncı maddesi gereğince çağrısız yapılan toplantıda hazirun cetvelinin tetkikinden şirketin toplam  21.600.000,00 TL sermayesine tekabül eden 864.000 adet hissenin asaleten toplantıda temsil edildiğinin ve böylece gerek kanun ve gerekse ana sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun... anlaşılması üzerine ..\" şeklinde yazılarak toplantının yapıldığı, toplantının 7 adet gündem maddesinden oluştuğu,  gündemin ikinci maddesinde ana sözleşmenin üçüncü maddesine eklemeler yapıldığı, gündemin üçüncü maddesinde ana sözleşmenin 6.maddesi olan sermaye ve hisse senetlerinin türünün görüşüldüğü, gündemin 4.maddesinde ana sözleşmenin 8.maddesi olan şirketin temsil ve ilzamı, yönetim kurulu üyelerinin görev taksiminin görüşüldüğü, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin seçildiği,26.06.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının davalı şirketin 2015 - 2016 ve 2017 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısı şeklinde düzenlendiği, toplantının TTK 416 'ncı maddesi uyarınca çağrısız yapıldığı, toplantı tutanağında; \" TTK 416 'ncı maddesi gereğince çağrısız yapılan toplantıda hazirun cetvelinin tetkikinden şirketin toplam  21.600.000,00 TL sermayesine tekabül eden 864.000 adet hissenin asaleten toplantıda temsil edildiğinin ve böylece gerek kanun ve gerekse ana sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun... anlaşılması üzerine ..\" şeklinde yazılarak toplantının yapıldığı, toplantının 8 adet gündem maddesinden oluştuğu, gündemin 3. Maddesinde  2012-2016 ve 2017 yılları faaliyetleri ile ilgili  yönetim kurulu raporu okunarak ibra edildiği, 31.12.2015, 31.12.2016 ve 31.12.2017 tarihli bilançolar ile 31.12.2015, 31.12.2016, 31.12.2017 tarihleri itibariyle kar zarar hesaplarının okunarak müzakere edilerek oy birliği ile ibra edildiği, gündemin 4. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, gündemin 5. Maddesinde yönetim kurulunun oluşturulduğu, gündemin 6. Maddesinde şirketin temsil ve ilzamı yönetim kurulu üyelerinin görev taksiminin yapıldığı, gündemin 7.maddesinde TTK 395 ve 396 'ncı maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine oy birliği ile karar verildiği,10.05.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının davalı şirketin 2018 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı şeklinde düzenlendiği, toplantının TTK 416 'ncı maddesi uyarınca çağrısız yapıldığı, toplantı tutanağında; \" TTK 416 'ncı maddesi gereğince çağrısız yapılan toplantıda hazirun cetvelinin tetkikinden şirketin toplam  21.600.000,00 TL sermayesine tekabül eden 864.000 adet hissenin asaleten toplantıda temsil edildiğinin ve böylece gerek kanun ve gerekse ana sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun... anlaşılması üzerine ..\" şeklinde yazılarak toplantının yapıldığı, toplantının 8 adet gündem maddesinden oluştuğu, iş bu toplantıda da şirketin 2018 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak yönetim kurulu, faaliyet raporları, kar zarar hesaplarının görüşüldüğü, ibra edildikleri, yeni yönetim kurulu ve üyelerinin görevlerinin düzenlendiği, ve yine TTK 395 ve 396 'ncı maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine oy birliği ile karar verildiği, görülmüştür. Yukarıda incelemesi yapılan davaya konu genel kurul toplantı tutanaklarının her birinin hazirun cetvellerinin incelenmesinde, davacı ... 'ın toplantıya asaleten katıldığına ilişkin beyan ve imzasının bulunduğu görülmüştür.Uyuşmazlığa konu tüm genel kurul toplantılarının TTK.416 'ncı maddesinde düzenlenen şekli ile çağrısız yapıldığı açıktır. TTK 416'ncı maddesi; \" Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler. (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oy birliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında; tüm pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri herhangi bir itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak koşuluyla çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabileceği ve toplantı yeter sayısının var olduğu sürece karar alabileceği öngörülmüştür. Uygulamada eksik pay sahibi ile toplantı yapılıp yapılamayacağı ve toplantının tüm pay sahipleri ile birlikte yapıldığı sürede bazı pay sahiplerinin genel kurulu terk etmesi durumunda, yasaya uygun karar alınıp alınamayacağı sorunun çözümü yeni düzenleme ile açıklığa kavuşturulmuştur. Yani, çağrısız toplantının, tüm pay sahipleri ile birlikte devam etmesi, toplantıya itiraz edilmemesi, ve karar aşamasında da tüm ortakların katılımı ile karar alınması gerekmektedir. Kararın oy birliği ile verilmesi şart değildir. Değişik bir söyleyişle tüm pay sahiplerinin bulunduğu toplantıda oy çokluğu ile de karar alınabilecektir.Yasal düzenleme çerçevesinde yapılan açıklamaya göre davalı şirketin davaya konu edilen genel kurul toplantıları TTK 416 'ncı maddesi uyarınca çağrısız olarak yapılmış olmaları nedeniyle şirketin tüm ortaklarının toplantının başından sonuna kadar toplantıya katılmış olmaları gerekmektedir. Oysa ki davacı bu toplantılara katılmadığını ve toplantı hazirun cetvellerinde isminin karşılığında atılı imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. Bu iddia doğrultusunda davacının en eski genel kurul toplantı tarihi olan 10.06.2015 tarihinden öncesine ait ıslak imza asıllarının bulunduğu deliller celbolunarak tatkibe bedel imza örnekleri alınıp, hazirun cetvellerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünde uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile imza incelemesi yaptırılarak 31.05.2022 tarihli rapor alınmıştır. Raporda; inceleme konusu 4 adet hazirun cetvelinde pay sahibi ... 'a atfen atılmış imzalar ile davacı ...'a ait karşılaştırma imzaları arasında imza incelemesinde kullanılan grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından çok önemli uygunluk ve benzerlikler saptandığından inceleme konusu 4 adet hazirun cetvelinde pay sahibi ...'a atfen atılmış imzaların davacı ... 'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.  Davacı tarafça delil olarak bildirilen İstanbul Anadolu CBS Memur Suçları Bürosu 'na ait ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; soruşturma sırasında alınan 27.04.2022 tarihli Adli Tıp Grafoloji Adli Bilimler Uzmanından alınan imza incelemesine ilişkin raporda da uyuşmazlığa konu hazirun cetvelinde hazır bulunanlar listesi üzerine ...adına atfen atılı imzanın ... 'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği ve soruşturma sonucunda 09.05.2022 tarihinde 2022/67810 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, gerekçesinde inceleme konusu genel kurulda hazır bulunanlar listesi üzerinde atılan imzaların ...'ın el ürünü olduğu anlaşılmakla şüphelilerin (dava dışı olup, davalı şirketin diğer ortaklarından olan ..., ... ve ...) üzerine suçların unsurları itibariyle oluşmadığının belirtildiği görülmüştür.Yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamındaki tüm delillere ve alınan uzman bilirkişi heyeti raporuna göre davacının genel kurul toplantılarına asaleten katıldığına ilişkin hazirun cetvellerindeki imzaların kendisine ait olduğu anlaşıldığından yapılan genel kurul toplantılarının TTK 416 'ncı maddesindeki usulüne uygun yapıldığı sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile,''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemeniz nezdinde açılan dava  \" 10.06.2015 tarihinde gerçekleşen 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısının, 26.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı ve 10.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul \"toplantılarının ve toplantılarda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğunu; Yerel Mahkeme'nin eksik inceleme ve araştırmaya giderek hukuken hatalı bir karar verdiğini ve davayı reddettiğini; Mahkemenin verdiği red kararının usulu yasaya aykırı ve eksik incelemeye dayalı bir karar olup kaldırılması gerektiğini;İstinafa konu edilen ilamda, davacının iddiasının adi bir belge ve sadece özel hukuka dair ticari bir uyuşmazlık gibi ele alınıp şekli, yüzeysel bir inceleme yapıldığını; oysa  Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilanların aleniyet sağladığı, bu belgeler kullanılarak şirket temsilcisi ve yetkilisi seçtikleri; tüm bu belgeler kullanılarak bankacılık, noterlik ve sair işlemler yapıldığı; davacının sahte imza ve genel kurul tutanağı olgusunun sadece taraf iddiası olmaktan öte, kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen araştırılması gereken haksız fiil niteliğinde bir eyleme de dayandırıldığı;  bu konuda suç duyurusu ve soruşturma dosyasının da henüz kesinleşmediği; böyle algılanılsa bile delillerinin eksiksiz toplanıp incelenmediği, eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeler ile hüküm kurulduğunu,Mahkemenin gerekçeli kararında 2 önemli delile dayandığını; bunlardan ilkinin  31/05/2022 tarihli müvekkile ait imza incelemelerinin yapıldığı bilirkişi heyet raporu diğerinin ise eksiksiz araştırma ve inceleme yükümlülüğü yerine getirilmeden, soruşturma dosyası sonucu beklenmeden değerlendirilmeye alınmış İstanbul Anadolu CBS Memur Suçları Bürosuna ait 2021/56213 soruşturma sayılı dosyası içeriği olduğunu; bu iki delile ilişkin de Mahkeme'nin göz ardı ettiği ve dosya  içerisine tam olarak almadığı deliller ve en önemlisi hükme dayanak gösterdiği ve gerekçeli kararında ''..Davacı tarafça delil olarak bildirilen İstanbul Anadolu CBS Memur Suçları Bürosu'na  ait ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; (demişse de Sayın Mahkeme soruşturma dosyası sonucunu beklemeden ve dosyanın içinde KYOK kararının kaldırılması kararı varken ve dosya imza incelemesi için Adli Tıp Kurumu'na gönderilecekken, eksik soruşturma dosyası ile  eksik delile dayanarak dosya kapsamında hatalı bir karar almıştır.) soruşturma sırasında alınan 27.04.2022 tarihli Adli Tıp Grafoloji Adli Bilimler Uzmanından alınan imza incelemesine ilişkin raporda da uyuşmazlığa konu hazirun cetvelinde hazır bulunanlar listesi üzerine ... adına atfen atılı imzanın ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği ve  soruşturma sonucunda 09.05.2022 tarihinde 2022/67810 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, (Bu karardan sonra ilgili soruşturma dosyasında  alınmış, \"kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması\" kararı  mevcut olup Yerel  Mahkeme'nin gerekçeli kararına dayanak oluşturduğu işbu delilin eksikliği çok  açıktır.) gerekçesinde inceleme konusu genel kurulda hazır bulunanlar listesi üzerinde atılan imzaların ...'ın el ürünü olduğu anlaşılmakla şüphelilerin(dava dışı olup, davalı şirketin  diğer ortaklarından olan ..., ... ve ...) üzerine suçların unsurları itibariyle  oluşmadığının belirtildiği görülmüştür. '' demek suretiyle aşağıda daha detaylıca anlatılacağı üzere yerel mahkeme tarafından eksik inceleme  neticesinde hatalı bir  hüküm kurulduğunu; yerel mahkeme kararına tüm yönüyle itirazlarını sunduklarını,Mahkeme tarafından dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporunun eksikliğini ve yeni bir rapor alınması gerektiğini  defalarca belirttiklerini, mahkemenin taleplerini yerine getirmediğini ve yalnızca müvekkili ...'ın 10.06.2015, 23.06.2015 ve 26.06.2018 tarihlerinde katılımı sağlanmadan gerçekleşen genel kurul toplantı tutanaklarını değerlendirmeye aldığını; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda bilirkişiler tarafından gerçek, geçerli ve objektif bir değerlendirme yapılmamış olup, daha  evvelki dilekçeleri, sunulan evraklar ve eklerinin hiç dikkate alınmadığını, buradaki belgeler yeterince incelenmemiş olup, müşteki müvekkilinin Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu dilekçeler ve ekli belgelerin de incelemeye dahil edilmediğini; inceleme konusu belgelerden biri olan Mersin ... Noterliğinin 14.05.2014 tarih ... Nolu imza beyannamesi üzerindeki imza da çıplak gözle normal bir insan(konunun uzmanı olmayan) tarafından dahi aynı olmadığının  açıkça tespiti mümkün görülürken, söz konusu imzaların müvekkilin eli ürünü olduğuna dair tespit yapılmasının doğru olmadığını; üstelik de hangi noktalarda benzerlikler bulunduğu hiç açıklanmadan, genel, muğlak ve şüpheyi giderici şekilde herhangi bir bulgunun tespitini içermeyen, yuvarlama şeklinde bu rapordaki tespitlere katılmamakla eksik inceleme neticesinde oluşturulmuş bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hakka ve  hukuka  aykırı olduğunu,Görülen dosya  kapsamında  yaptırılan  bilirkişi incelemesi neticesinde \"...tanı unsurları bakımından çok önemli uygunluk ve benzerlikler saptandığından...\" şeklindeki uygunluk ve benzerliğin hangileri olduğunu göstermekten, bire bir karşılaştırmaktan ve bunun hangi  imzalardaki tam olarak neye dayandığını belirtmekten uzak, muğlak, hüküm kurmaya elverişsiz rapor üzerinden davanın karara çıkmasının mümkün olmadığını; bu sebeple Mahkeme'nin ya Savcılık dosyasındaki Adli Tıp Kurumunun ilgili Dairesinden  gelecek  olan  raporu  beklemesi,  ya  da  Sayın Mahkeme'nin itirazları kabul ederek  yeniden  rapor  alınması  için dosyayı Adli  Tıp Kurumunun  ilgili  İhtisas  Dairesine  göndermesi gerekirken Mahkemenin işbu  taleplerinin  hiçbirisini  yerine getirmediğini ve eksik inceleme neticesinde hatalı bir karar vermiş bulunduğunu, Buna dair mahkeme dosyasında yapılan imza incelemesinde bilirkişiler tarafından eksik inceleme ile imzaların ...'ın eli ürünü olduğuna dair yapılmış olan tespitin isabetli olmadığı, delillerin toplanması ile yapılacak  değerlendirme ile bu hususun çok açık bir şekilde Yerel Mahkeme  tarafından bile  görülebilecekken;  bu hususların göz ardı edildiğini;  o gün ...'ın Mersin Mezitli'de olduğuna dair delillerinin güçlü olduğunu; bu delillerin, kullandığı ... nolu cep telefonu HTS kayıtları(Savcılık dosyasından celp  edilecektirki bu delil dahi dosya içerisine alınmamıştır.) yapılacak konum tespiti, o gün eczaneden yapmış olduğu ve marketten alışveriş yaptığına dair 2 adet kredi kartı hesap özeti örneği Savcılıktaki dosyada mübrez olup Mahkeme'nin dosyanın sonucunu etkileyecek bu derece önemli delilleri dosyaya almamış ve incelememiş olmasının kabul edilemez olduğunu,  eksik inceleme ve araştırmaya dayalı Yerel Mahkeme kararına itirazlarını sunduklarını, Savcılık KYOK kararının kaldırılmasından sonra soruşturma dosyasına HTS, banka kredi kartı harcamaları ve yer tespiti kayıtları ile genel kurul toplantılarının yapıldığı gün başka illerde çektirilen fotoğrafların da haksız fiil olgusunun gerçekleştiğine delalet edecek surette güçlü delillerin girdiğini,  bu şekilde hukuk uyuşmazlığında savcılık ve iddianame hazırlanması halinde mahkemece yapılacak vakıa tespitlerinin hukuk hakimini bağlayacağını;Bilirkişi raporuna yapılan detaylı itirazların neden irdelenmediğine dair hiç bir gerekçe oluşturulmadığını; oysa bu davada davacının hak iddiasının yerinde olup olmadığının anlaşılabilmesi için tüm delillerinin değerlendirilmesinin zorunlu olduğu; delil ve delillere itirazlarımıza neden itibar edilmediğinin gerekçede tartışılmadığı; uyuşmazlığın temelini oluşturan davacının \" Toplantılara Katılıp Katılmadığı \" hususunun çözülmesinde sadece bir olgu üzerinden hareket edip \"benzerlik\" gibi muğlak bir görüşe dayanarak yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının usul ve mevzuata uygun olmadığını,İstanbul Anadolu CBS Memur  Suçları Bürosuna ait .. soruşturma sayılı dosyası içeriğinde buna yönelik müvekkilinin özellikle 10 Haziran 2015 Çarşamba tarihinde İstanbul'da bulunmadığı halde ... şirketinin Genel Kurul toplantısını düzenleyerek ...'ı toplantıda hazırmış gibi göstererek yerine imza atılmak suretiyle suç işlendiğini ve bunun soruşturmasının yapılmakta olduğunu,  huzurdaki davaya konu sahte evrak ile düzenlenmiş genel kurul tutanaklarının da suç evrakları olması hasebiyle ilgili soruşturma dosyasının sonucu beklenmeden karar verildiğini; tüm bu sebeplerle yapılan tüm incelemelerin hatalı ve eksik olduğunu, Davalı Şirketin, davanın reddini isterken dayandığı T.C. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu'nun ... CBS Sorusturma  dosyasıyla şirket yetkilileri ..., ... ve... hakkında özel belgede sahtecilik suçu kapsamında başlatılan soruşturmada verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 2022/ 67810 sayılı kararın, İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırılmasına kesin olarak karar verildiğini, mahkeme tarafından ilgili karar Savcılık'tan istenmişse  de  dosya hakkında İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'Kovuşturmaya yer olmadığı  kararının  kaldırılması''  kararının  işbu  hukuk  dosyası   içine alınmadığını,  özellikle sulh  ceza  hakimliği,  dosya Adli Tıp kurumuna gönderilmeden ve yeni rapor alınmadan kyok kararı verildiği, bu sebeple ilgili soruşturma dosyasında kyok kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden imza incelemesi yapılmak üzere adli tıp kurumuna gönderilmesine karar vermişse de, sayın mahkemenin işbu soruşturma dosyası bakımından yalnızca önceki kyok kararını dikkate alarak hüküm kurduğunu; fakat soruşturma dosyası sonucu beklenseydi soruşturma dosyasında adli tıp kurumundan yeniden  bir  rapor  alınması gerektiğinin açık olduğunun hali hazırda görüleceğini; tüm bu nedenlerle Mahkeme'nin dosya içerisine delil olarak istediği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu'nun 2021/ 56213 CBS Sorusturma Dosyasının eksik incelendiğini ve  müvekkilininin son derece zarara uğratan haksız bir karar verildiğini, (Ek 1: T.C. İSTANBUL ANADOLU 9. SULH CEZA HAKİMLİĞİ'NİN 2022/ 4982 D.İş numaralı  KESİN  KARARI-  Bu  karar Savcılığa gönderilmeden önce taraflarına tebliğ edilmediğinden, T.C. İstanbul Anadolu   Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu 2021/56213 Soruşturma Numaralı dosyasından istenmesi gerektiğini, )T.C.  İstanbul Anadolu 9. SULH CEZA HAKİMLİĞİ'NİN 2022/ 4982D.İş numaralı KESİN KARARI'nın gerekçesinin ise;  \"Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; her ne kadar İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2022 tarih, 2021/56213 Soruşturma, 2022/ 67810 karar sayılı kararı ile alınan Bilirkişi raporu doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müşteki vekili tarafından alınan ilgili bilirkişi raporuna itiraz edildiği, itiraz neticesinde dosyanın Adli Tıp Kurumu'nun ilgili dairesine gönderilmeden ve yeni rapor alınmadan KYOK kararı verildiği anlaşıldığından, verilen karar usul ve yasaya aykırı  olduğundan KYOK kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" şeklinde olduğunu,  sayın mahkemenin burada dikkate alması gereken en önemli husus İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliği'nin ''...müşteki vekili tarafından alınan ilgili bilirkişi raporuna itiraz edildiği, itiraz neticesinde  dosyanın Adli Tıp Kurumu'nun ilgili dairesine gönderilmeden ve yeni rapor alınmadan KYOK  kararı verildiği anlaşıldığından, verilen karar  usul ve yasaya  aykırı  olduğundan KYOK kararının kaldırılmasına..'' şeklindeki ifadeleri olduğunu, işbu kararla müvekkilin imza örneklerinin alanında uzman Adli Tıp Kurumu bilirkişilerince yeniden incelemeye götürülmesi ve sonucun beklenmeden yerel mahkemede karar verilmesinin, mahkeme'nin  dava dosyasında eksik delil incelemesi ve araştırmasına gidip acele bir karar verdiğini gösterdiğini ve bu sebeple müvekkilin haklarını haleldar ettiğini,Dahası, müvekkilinin, savcılık dosyasını alelade olarak inceleyip hak kaybı yaratan bilirkişi aleyhine İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlı'na şikayette bulunmuş olup, 2022/ 312 Disiplin Numaralı, 2022/ 20 Toplantı Numaralı ve 2022/ 584 Karar Numaralı \"RESEN YAPILAN İNCELEMEDE BİLİRKİŞİNİN UZMANLIK  ALANI DIŞINDA RAPOR HAZIRLAMAK\" suçundan ceza aldığının görüldüğünü,  (Ek-2de sunulmaktadır.) Bu sebeple yerel Mahkeme'nin de hükmü yanlış raporlara ve gerekçelere dayanmakta olup kaldırılması gerektiğini,- T.C. İSTANBUL ANADOLU 9. SULH CEZA HAKİMLİĞİ'NİN 2022/4982 D.İş numaralı KESİN KARARI neticesinde Savcılık dosyasının yenilendiğini, yeni bir esas aldığını; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunun 07/11/2022 tarihli ve ... Soruşturma sayılı dosyası olarak soruşturmanın devam ettiğini, bu dosyaya 05.12.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenmiş raporun geldiğini; buna göre yerel mahkeme'nin verdiği kararın son derece hatalı olduğunun tespit edildiğini; genel kurulda atılan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, Tüm bu nedenlerle İstinaf Mahkeme'sinin işbu hukuka aykırı ve eksik incelemeye matuf Yerel Mahkeme kararını ortadan kaldırması, tehiri icralı ve duruşmalı olarak İstinaf ilgili Dairesi tarafından incelenerek, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından alınmış 05.12.2022 tarihli Adli Tıp Raporu uyarınca, delillerinin toplanarak, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Ayrıca hazirun cetvelleri usulüne uygun düzenlenmediğini, TTK. 376. maddesi uyarınca hazirun cetveline genel kurulun toplantı anında hazır bulunan pay sahipleri \"veya\" temsilcilerinin ad ve soyadları ile ikametgâhlarının ve pay miktarlarının yazılması asgari şartlar olarak belirlenmiş iken, dava konusu ettikleri cetvellerinin tamamında bu hukuki noksanlığın bulunduğunu; oysa hazirun cetvelinin düzenlenmesinin amacının, toplantıda hazır bulunan ve/veya üçüncü kişiler tarafından temsil olunan pay sahiplerinin adları ve sahip oldukları ya da temsil ettikleri payların adedi hakkında diğer ortakları bilgi sahibi kılabilmek ve gerek genel kurul toplantısına katılma hakkına yöneltilebilecek itirazların ileri sürülmesi, gerek kararların geçerli bir biçimde alınıp alınmadığının denetlenmesi için elverişli hukuki ortamı yaratmak olduğunu; sahte imzalar ile davacının katıldığı izlenimi oluşturulan hazirun tutanaklarında, davacının güncel adresi bilinmediği için yazılmadığı düşüncesini oluşturduğu; hukuk sistemlerinde kötü niyetin hukuken tanınmış bir hakkın objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullanılması ve kullanılırken de karşı tarafın zarara maruz bırakılması şeklinde tezahür ettiğini, dava konusu hadisede, çağrısız olağan ve olağan üstü genel kurul toplantısı yapıldığında Davacının başka şehirlerde olduğunun somut ve kuşkuya yer vermeyecek vasıtalar ile ispat edilmesi halinde benzetme kaygısı ile Davacının adına hazirun cetvellerine imza atılması da iyi niyet ile bağdaşmayacağı gibi, genel kurul toplantıları düzenleyenlerin açıkça kötü niyetli hareket ettiklerinin de ispatı olacağını,  şirket merkezinin bulunduğu yerde yaşayıp ikamet eden diğer paydaşların sürekli çağrısız genel kurul toplantısı yapma hususunda ısrarcı olduklarını; toplantılarda verdikleri kararlarda asgari nisabı sağlayamayıp sürekli imza taklidi yoluna gittiklerini,  şirket merkezinin bulunduğu İstanbul iline karşılık Mersin ilinde yaşadığını bildikleri Davacının haberdar olmayacağı varsayılarak her seferinde onu saf dışı bırakmak amacıyla çağrısız genel kurul toplantıları düzenleyip kendileri lehine fayda sağlayarak hisse devirleri yolu ile Davacının paylarını sürekli azalttıklarını,Ticaret Sicil Gazetesi'nden yapılan genel kurul tarihleri ile Davacının savcılık dosyası kapsamında rahat bir biçimde bulunduğu yeri ispat edebileceği dikkate alındığında, davaya konu ettikleri toplantılara çoğunlukla sadece iki kişinin katılıp neredeyse her toplantıda sadece bir kararın  alındığını; bu şekilde Mersin ilinde ikamet eden davacının merkezi İstanbul'da olan olağan ya da olağanüstü Genel Kurullara katılıp bir karar alıp imza atarak ayrıldığı düşünüldüğünde, genel kurul toplantısı yapan kişilerin kötü niyetli olduğuna dair kuvvetli şüphe oluşacağını; mahkemenin ise haksız fiil isnadı sebebiyle suça yönelik bir durumun tespiti noktasında bu hususu da dikkate almadığı;   04.06.2014 tarihinden sonra  yapılan tüm toplantılar ile alınan kararların mevzuat ve tüzüğe aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin 21.08.2013 tarih ve 8388 sayılı ... ile ilan edilen kuruluş sözleşmesinin 7. Maddesine göre, \"Şirketin işleri ve idaresi genel kurul tarafından TTK hükümleri dairesinde hissedarlar arasından seçilecek 1 veya daha fazla üyeden oluşan bir YK tarafından yürütülür\" şeklinde olduğunu; Yani YK üyesi olmak için pay sahibi olmanın şart koşulduğu; oysa, ... pay sahibi olmadığı için, ... da bütün hisselerini müvekkiline devrederek ortaklık sıfatını kaybettiği için yönetim kurulu üyesi olamayacakları yerde, kararları almaya devam ettiklerini; oysa yetkili olmayan kişilerin genel kurul yapmaları, karar almaları, alınan kararları ilan etmeleri, bankacılık, noterlik ve sair kurumlar nezdinde kullanmaları, o işlemleri hukuk aleminde var edemeyeceğini; daha açık ifade ile, ... tarafından icra edilmesi gereken işlemlerin yetkisiz kişiler tarafından icra edilmesinin butlan ya da iptal edilebilir değil, YOK hükmünde  olacağını; Buna göre, 04/06/2014 tarihinden sonra alınan tüm kararların hukuken keenlemyekün/yok hükmünde olduğunu; yerel mahkemenin ise bu hususu da göz ardı ettiğini,Kuruluş sözleşmesinin 9. Maddesinde \"Olağan genel kurul, şirketin hesap devresi sonundan itibaren 3 ay içinde toplanır\" şeklinde, 11. Madde ise, \"şirketin hesap yılı aralık ayının sonuncu günü sona erer \", şeklinde düzenlemelerin bulunduğunu; buna göre de 2014 yılı olağan genel kurulunun en geç Mart 2015 tarihine kadar yapılması gerekir iken 10.06.2015 tarihinde yapıldığını; ... ilanlarına göre bu süre içinde tüzüğe aykırı davranılarak genel kurul toplantısı yapılmadığını, kuruluş sözleşmesinin 10. Maddesinde, \"..şirkete ait ilanların toplantı günü hariç olmak üzere en az onbeş gün önce yapılması zorunludur \"  denilmesine rağmen,  10.06.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının da, şirket sözleşmesinde belirtilen ilan şekline uyulmadan yapıldığını; 10.06.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısından 13 gün sonra 23.06.2015 tarihinde ve daha sonrasında yapılan tüm olağanüstü genel kurul toplantılarının TTK 416. maddesinde düzenlenen çağrısız şekilde yapıldığının ilanlar ile dosyaya getirtilen evraklarda görüldüğünü; yasa gereği pay sahiplerinin hepsinin bir arada bulunması halinde çağrıya gerek olmaksızın toplantı yapılabileceğinin emredici ve kısıtlayıcı bir düzenleme olduğunu; söz konusu olağan üstü toplantıları yapma yetkisi olmayan ve ortaklık sıfatı da bulunmayan, Yönetim Kurulu üyesi olabilme koşulunu dahi taşımayan kişiler tarafından yapılan genel kurulların, Davacı pay sahibi olmaksızın yapıldığı da anlaşıldığından, genel kurulların, genel kurul tutanaklarının ve alınan kararların yok hükmünde olduğunu, Yine 23.06.2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı tutanağına göre toplantıya katılanlar arasında Davacının da bulunduğunun yazılı olduğunu; tutanakta bir imzasının da bulunduğunu; bu toplantıda sermaye artırımına gidildiğini; davacının imzası olmadığı göz ile dahi anlaşılabilecek derecede farklı oluşturulmuş iken, özensizce inceleme yapan uzman raporunda bu imzanın Davacıya ait olmadığının açık bir şekilde tespit edilmediğini; yok hükmünde olması gereken bir tutanak ve işlemin eksik ve bariz hata içeren rapora dayanılarak hükme gerekçe edilmesinin yerinde olmadığını;Yerel mahkemenin 04.06.2014 tarihinden itibaren şirketin kuruluş tüzüğüne dahi aykırı olarak yapılan genel kurul işlemleri ile tutanaklarının hukuken geçerli olmadığını, yetkisiz kişilerden müteşekkil  yönetim kurulu ile karar almaya devam ettiğini, şirket kuruluş sözleşmesinin bir çok maddesine aykırı olarak yapılan işlemlerin de yok hükmünde olduğunun dikkate almadığını,İleri sürerek, yukarıda açıklanan tüm nedenlerle  istinaf başvurularının kabulüne,  yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, incelemenin duruşmalı yapılmasına, davalı şirketin tüm hisseleri üzerin teminatsız  veya teminat mukabilinde olarak ihtiyati tedbir konulmasına, bu talep yerinde görülmeyecek olur ise, davacının hisseleri üzerine teminatsız veya teminat mukabilinde tedbir konulmasına,  şirketin temsili ve idaresi için kayyum tayin edilmesine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu'nun 07/11/2022 tarihli ve 2022/189579 Soruşturma Dosyası içeriğinden temin edilecek ... kayıtlarının celbi ile Genel Kurul Toplantı Tutanağı ve hazirun cetvelindeki imzanın sahteliğine ilişkin Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından alınmış 05.12.2022 tarihli Adli Tıp Raporu uyarınca, davanın kabulüne,   yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin davalı şirkete   yükletilmesini, talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı şirketin TTK'nun 416 maddesine dayalı olarak çağrısız gerçekleştirilen;  10/06/2015 tarihli 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısının, 23/06/2015 tarihli  olağanüstü genel kurul toplantısının, 26/06/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının ve 10/05/2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantılarda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinafa kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava konusu genel kurul toplantılarının TTK'nun 416 maddesine dayalı olarak çağrısız yapıldıklarını; ancak davacının bu toplantılara katılmamış olması nedeniyle TTK'nun 416 maddesi koşulları oluşmadığından toplantıların ve bu toplantılarda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, hazirun cetvellerinde davacıya atfen atılı imzaların davacı eli ürünü olmadığını ileri sürmüş; davalı yan,  dava konusu genel kurul toplantıları bakımından dava tarihi itibariyle üç aylık hak düşürücü süre dolduğundan davacının kararların iptalini talep edemeyeceğini,  çağrısız gerçekleşen bu toplantıların tamamına davacı ile birlikte tüm ortakların eksiksiz katıldığını, toplantıların TTK'nun 416 maddesine uygun şekilde yapıldığını, genel kurulların tamamının sicile tescil ve sicil gazetesinde ilan edildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin sicil kayıtları, dava konusu genel kurul toplantı tutanakları, hazirun cetveli asılları, davacının toplantı tarihleri öncesine ve toplantı tarihlerine yakın medar-ı tatbik ıslak imzalarını içeren belge asılları dosya arasına alınmış, davacı isticvap edilerek huzurda imza örnekleri alınmış, dosya üç kişilik grafoloji uzmanı bilirkişi heyetine tevdii edilerek, dava konusu hazirun cetvellerinde davacı adına atılı imzaların davacı eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınmış, raporda imzaların davacı eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiştir. Davalı yan rapora karşı beyan dilekçesinde, davacının davalı şirket yetkilileri hakkında davacı adına hazirun cetveline imza attıkları gerekçesi şikayetçi olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu'un 2021/56213 soruşturma numaralı dosyasında imza incelemesi yapıldığını, soruşturma konusu genel kurulda davacı adına atılan imzanın davacıya ait olduğunun  rapor edilmesi üzerine, 2022/67810 karar sayılı 09/05/2022 tarihli karar ile şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, mahkemece alınan heyet raporu ile de imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiğini ve davanın reddi gerektiğini belirtilmiştir.Dilekçe ekinde yer alan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu'un 2021/56213 soruşturma numaralı 09/05/2022 tarihli kararı incelendiğinde, müşteki tarafından ...Şirketi'nin 10/06/2015 tarihli genel kurul toplantısında müşteki imzası taklit edilerek özel belgede sahtecilik suçunun işlendiğinin ileri sürüldüğü, yapılan soruşturma kapsamında alınan 27/04/2022 tarihli rapor ile imzanın müştekiye ait olduğunun tespit edildiği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmüştür.Davacı yan rapora ve davalı yanın rapora karşı beyanlarına yönelik itiraz dilekçesinde,  mahkemece alınan raporun teknik bakımdan yetersiz olduğunu, raporda imzaların hangi unsurları bakımından birbirlerine benzediklerinin yeteri kadar açıklanmadığını, ayrıca davalı yanın bildirdiği soruşturma dosyasında alınan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, soruşturmada alınan tek kişilik bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmaması ve dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmemesi nedeniyle itiraz edildiğini, İstanbul Anadolu 9 Sulh Ceza Hakimliği'nin 2022/4982 Değişik İş numaralı Karar ile itirazlarının, müşteki tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen dosya Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek yeni rapor alınmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın  usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile kabul edildiğini, kararın kesin olarak kaldırıldığını, mahkemece ya savcılık dosyasından gelecek Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesinin, ya da dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesinin gerektiğini ileri sürmüştür.Mahkemece İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu'na müzekkere yazılarak,  2021/56213 soruşturma satılı dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilip gönderilmediği sorulmuş, gönderilmiş ise düzenlenen raporunun ve karar verilmiş ise verilen kararın mahkemeye gönderilmesi istenilmiş,  müzekkere cevabında davalı yanın rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 09/05/2022 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve tek kişilik grafoloji uzmanından alınan raporun bir örneği gönderilmiş, soruşturmanın yalnızca 10/06/2015 tarihli genel kurul toplantısı ile sınırlı olduğu, iş bu davaya konu edilen diğer üç genel kurul toplantısının soruşturma kapsamında olmadığı, grafoloji uzmanı tarafından 10/06/2015 tarihli hazirun cetveli aslı ile mukayeseli belgeler, müştekinin ve şüphelinin imza örnekleri üzerinde inceleme yapılarak, anılan toplantıda müşteki adına atılı imzanın müşteki eli ürünü olduğu, şüphelilerden sadır olmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece tüm soruşturma dosyasının celbedilmediği, davacının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara itiraz edildiğini ve itirazın kabul edildiğini belirttiği, ancak 09/05/2022 tarihli kararın kesinleşip kesinleşmediğinin, karara itiraz edilip edilmediğinin, itiraz edilmiş ve kabul edilmiş ise yeni soruşturma numarasının ne olduğunun ve soruşturmanın derdest olup olmadığının araştırılmadığı, davacının yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine karar verilerek tahkikatın bitirildiği  görülmüştür. Davacı yan istinaf dilekçesi ile; mahkemece alınan rapora itirazlarının değerlendirilmediği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz üzerine kararın kaldırıldığı bildirilmesine rağmen bu dosyada alınacak Adli Tıp Kurumu raporunun sonucuna göre soruşturma dosyasının sonucu beklenmediği gibi, davada ileri sürdükleri itirazları doğrultusunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması taleplerinin de değerlendirilmediği, çıplak göz ile dahi imzaların davacıya ait olmadığının anlaşılabileceği, nitekim karar tarihinden sonra soruşturma dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, hazirun cetvelindeki imzanın davacıya ait olmadığı kanaatinin bildirildiği, soruşturma dosyasında davacının toplantı tarihinde şehir dışında olduğunu gösterir HTS kayıtlarının da bulunduğu, öte yandan şirket esas sözleşmesinde ortak olmayanların yönetim kurulu üyesi olamayacakları kararlaştırılmış olmasına rağmen, ortak olmayan kişilerin yönetim kurulu üyesi seçildikleri, bu yönetim kurulu üyelerin genel kurulu toplamaya yetkili olmadıkları, bu hususların da mahkemece irdelenmediği yönündedir. Davacının istinaf dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu'nun 2022/18579 soruşturma sayılı dosyasından yazılan 07/11/2022 tarihli yazı üzerine 05/12/2022 tarihli iki uzman tarafından tanzim edilen Adli Tıp Kurumu raporu incelendiğinde, soruşturma ve rapor konusunun yalnızca 10/06/2015 tarihli genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli olduğu, hazirun cetvelinde müşteki adına atılı imzanın müşteki eli ürünü olmadığı, şüphelilerin eli ürünü olup olmadığının ise tespit edilemediği kanaatinin bildirildiği görülmektedir.TTK'nun 416/1 bendi uyarınca; bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel  kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir. Pay sahiplerinden birinin hazır olmaması veya hazır olsa bile toplantı öncesi itirazda bulunması halinde çağrısız genel kurul toplantısı yapılamaz. Yapılsa dahi bu toplantıda alınacak kararlar yok hükmündedir.Dava konusu; 10/06/2015 tarihli 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısına, 23/06/2015 tarihli  olağanüstü genel kurul toplantısına, 26/06/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısına ve 10/05/2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin toplantı tutanakları incelendiğinde, tamamının TTK'nun 416 maddesine göre çağrısız genel kurul toplantısı olarak gerçekleştirildikleri, tüm kararların sicile tescil ve gazetede ilan edildikleri anlaşılmıştır.Mahkeme tespitinin aksine davacı yan soruşturma dosyasına delil olarak dayanmamış ise de, davalı yanın bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde davacının davalı şirket yetkilileri aleyhine özel belgede sahtecilik suçundan şikayetçi olduğunu ve bilirkişi raporuna istinaden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini bildirdiği, davacının da bu karara yapılan itirazın Adli Tıp Kurumu'ndan yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle kabul edildiğini bildirdiği, dava konusu genel kurul toplantılarından biri ile aynı sahtelik iddiasına dayalı derdest soruşturma bulunduğunun anlaşıldığı, buna rağmen mahkemece davacının rapora itiraz dilekçesindeki talebi çerçevesinde soruşturma dosyasının kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karardan sonraki döneme ilişkin akıbetinin araştırılmadığı,  aksine gerekçeli kararda hem mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna, hem de davacının itiraz üzerine kaldırıldığı belirtilen kovuşturmaya yer olmadığına dair savcılık kararının gerekçesine dayanılarak davanın reddine karar verildiği, öte yandan davacının mahkemece alınan bilirkişi heyet raporuna yönelik detaylı itirazlarının da gerekçesiz olarak reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu edilen genel kurul toplantılarından birisi bakımından ilgili sahtecilik iddiası ile ve aynı vakıalara dayalı olarak derdest ceza soruşturması bulunması karşısında, soruşturma akıbetini araştırmak, ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağını değerlendirmek, soruşturma dosyasının ve bu dosyadan alınan tüm raporların celbini sağlamak, şayet raporlar arasında bir çelişki mevcut ise bu çelişkinin giderilmesi ve davacının soruşturmaya konu olmayan diğer genel kurul toplantılarının hazirun cetvellerindeki imza incelemelerine karşı yaptığı itirazların da karşılanması amacıyla, yeni bir bilirkişi heyetinden yahut, Adli Tıp  Kanunu'nun  153 fıkrası uyarınca Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti'nden rapor alarak sonucuna göre karar vermek olup, bu eksiklikler giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun açıklanan sebepler bakımından kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine, davacının tedbir istemlerinin mahkemece değerlendirilmesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2022 ve  2020/455 Esas ve 2022/609 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/01/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c8e6ae02c42899f","SID":"77fa205eee9bd434"}}