{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/2136 <br>KARAR NO: 2024/1864 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/9/2021<br>NUMARASI: 2020/126 (E) - 2021/598 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 24/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı, dava dışı ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken meydana gelen trafik kazasında yaralanan müvekkilinin %8 oranında malul kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500 TL sürekli iş göremezlik, 400 TL geçici iş göremezlik ve 100 TL bakıcı tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 16/06/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatını 54.205,39 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 12.701,10 TL, bakıcı gideri tazminatını ise 6.062,70 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 12.701,10 TL geçici iş göremezlik, 54.205,39 TL sürekli iş göremezlik ve 6.062,70 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 72.969,19 TL'nin 15/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur hususunda itirazlarının dikkate alınmaksızın, dosya Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmeden ve belirtilen kurumdan rapor alınmadan verilen hükmün eksik incelemeye dayandığını, kusur yönünden yapılan tespiti hatalı olduğunu, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması yönünden inceleme yapılmadığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatına ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin gerek dava öncesi gerekse dava sırasında temerrüdü söz konusu olmadığından ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ile faizden sorumluluğu bulunmadığını\tbelirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece alınan 01/10/2020 tarihli ve 11/01/2021 tarihli kusur raporlarına göre  dava sigortalı ... plakalı araç sürücüsü  % 100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda, Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun  52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu  hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayda; trafik kazası tespit tutanağında yaralanan davacı yolcunun emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğunun işaretlendiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, müterafik kusur indirimi yapılmaması yerindedir.Diğer yandan; hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda, davacı ticari minibüste yolcu olduğundan hatır taşıması indirimi uygulanmaması isabetlidir. Somut olayda, davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunun uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, bakıcı süresi, kaza tarihindeki yaşı,  asgari ücret üzerinden geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Ayrıca, 09/07/2020 tarihli müzekkere cevabına göre davacının geçirdiği kaza neticesinde  SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılmadığı anlaşılmış olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde karar vermiştir.  Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. KTK'nin 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda; davalı  sigorta şirketine 04/11/2019 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. iş gününün sonu itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Bu itibarla, sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi  yerindedir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 4.984,53 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.246,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.738,4‬0 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eeec26b77fc9478b","SID":"aa28682201c54f09"}}