{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2614 <br>KARAR NO: 2025/509<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/05/2024<br>NUMARASI: 2019/655 E - 2024/388 K<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali ve Tescil <br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Beyoğlu ...Noterliğinin 05/11/2010 tarih, ... yevmiye numarası ile düzenlenme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre İstanbul İli, Şili İlçesi, ... Mahallesinde kain, tapunun ... pafta, ... ada, ... parsel numarasında kayıtlı taşınmaz üzerine inşaat işinin müteahhit ... tarafında üstlenildiği 77 adet bağımsız bölüm yapılacağını, 02/03/2011 tarihli arsa sahipleri ile yapılan düzenlenme şeklinde mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşme gereği de arsa sahibi ... ile ...’un %40 hissesine tekabül eden 31(30,8) adet, ...’in %35’lik hissesine tekabül eden 26,95 adet ve müvekkilin %25’lik hissesine tekabül eden 19,25 adet bağımsız bölüm olacak şekilde paylaşıldığını, 02/03/2011 tarihli sözleşme gereği davacının davalıya 5.025.153,74TL ödeme yaptığını ancak davacının hissesine tekabül eden 19,25 adet bağımsız bölümden bugüne kadar yalnızca 6 adet bağımsız bölümü devir ve adına tescil ettirdiğini, bu altı adet bağımsız bölümden iki tanesinin halen davacının çocukları adına bir tanesinin de davacı adına kayıtlı olduğunu, kalan üç adet bağımsız bölümün davacı tarafından 3.kişilere devredildiğini, davalı tarafından davacıya devredilmesi gereken halen 13,25 adet bağımsız bölümün mevcut olduğunu belirterek İstanbul 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/32D.iş 2019/31K.sayılı ilamı gereği kaydına tedbir konulan a)İstanbul ili, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, no:... ... Blok 1.2.3.bodrum katta kayıtlı 1 nolu, b) İstanbul ili, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, no:... ... Blok ... kat A girişinde kayıtlı 1 nolu, c) İstanbul ili, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, no:.. ... Blok ... kat B girişinde kayıtlı 10 nolu, d) İstanbul ili, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, .... parsel, no:... ... Blok ...kat B girişinde kayıtlı 17 nolu, e) İstanbul ili, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, no:... ... Blok ... kat C girişinde kayıtlı 20 nolu, bağımsız bölümlerin davalı üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, sözleşme gereği davacıya devri gerekirken davalı tarafından 3.kişilere devredilen 8,25 adet taşınmazın değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile davacı tarafından davalıya yapılan fiili ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, buna ilişkin fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 799.000,00TL bedelin davalıdan tahsiline, davalının sözleşmeden doğan edinimin zamanında ve gereği gibi ifa etmemesi neticesinde davacının uğradığı zarar ile mahrum kaldığı karın tespiti ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00TL maddi zararın, zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23/02/2024 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçesi ekinde sunulan ödeme listesinde  24.000 USD karşılığı  44.160 TL. olarak yapılan ödeme sehven yazılmamış/atlanmış olduğundan; müvekkilinin hak kaybına uğramaması için dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş olan hem 31/05/2012 tarihli 28.000 TL. tutarındaki  hem de 31/05/2012 tarihli  24.000 USD karşılığı  44.160 TL. tutarındaki ödemenin dikkate alınması ve bu tutarlar  üzerinden  yeniden bir hesaplama yapılmasına, dava dilekçelerinde  1.000.000.- TL olarak talep etmiş oldukları müddeabihi 8.969.875,26.- TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 24/06/2020 tarihli tebliğ tarihi itibariyle zaman aşımına uğradığını, dava konusu 32 parsel üzerine inşa edilen binanın mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacı tarafın sözleşme gereği yapması gereken edinimlerini yerine getirmediğinin ortaya çıkacağını, dava konusu parsel ile ilgili olarak ayrıca ibraname tanzim edilmediği, bu nedenle iş bu davanın hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davacının ortaklarından olduğu ... Ltd.Şti’nin 01/08/2015 tarihli kira sözleşmesiyle dava konusu parselde inşa edilen taşınmazda davacı ve diğer arsa sahiplerinin kiracısı olarak ticari faaliyette bulunduğunu, mülkiyet hakkı olduğunu iddia ve dava eden davacının talep ve iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme;\"Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde de tespit edildiği üzere, davacı ...'in çek ödemeleri ile, nakit ödemelerle ve hesap mutabakatları ile ile üzerine düşen finansman yükümlülüğünü yerine getirdiği sabit görülmüştür. Bu sebeple, davalı tarafın cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü tek savunma olan, davacının sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediği savunmalarına itibar edilmemiştir. Buna karşılık, dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı, iskan alındığı ve kat mülkiyeti kurulmuş olduğu celp edilen imar işlem dosyası ve güncel tapu kayıtlarından anlaşılmıştır. Buna karşılık davalının davacı adına davadan evvel devrettiği bağımsız bölümlerin A Blok 1 nolu bağımsız bölüm, A blok 30 nolu bağımsız bölüm, B blok 2 nolu bağımısz bölüm, B blok 3 nolu bağımsız bölüm, B blok 12 nolu bağımsız bölüm ve B blok 24 bağımsız bölümden ibaret olduğu görülmüştür. Davacıya tescillenen bu taşınmazlardan başka davacının ortaklık sözleşmesine göre alacağı olup olmadığı bilirkişilere hesaplatılmış, bilirkişilerce özeti yukarıda belirtilen minvalde hesaplama yapılmış, bu hesaplamaya göre; halen davalı adına tescilli olan ve üzerlerine tedbir konulan hükümde yazılı taşınmazların da davacıya verilmesi ve hatta, buna ilave olarak davacının 1.345.958,26 TL alacaklı kaldığı rapor edilmiştir.O halde, davacıya ortaklık sözleşmesi gereği alacağı tüm dairelerin verilmediği sabit görüldüğünden, TBK'nın 643/1. maddesi ile  sözleşmenin 2 ve 5. Maddelerine göre hükümde yazılı bu taşınmazların da davacı adına tesciline ve eksik kalan 1.345.958,26 TL'nin de davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.Davacı dava dilekçesinde, soyut olarak, ayrıca edimin zamanında ifa edilmemesinden kaynaklı zarar ve mahrum kalınan kar taleplerinde bulunmuş ise de, bu talepleri kabul görmemiştir. Zira en başta, HMK 119/1. maddesine göre  davacı dava dilekçesinde vakıaların açık özetini belirtmek ve talep sonucunu açıkça dermeyan etmek zorundadır. Yine HMK 194. Maddesine göre davacı taraf taleplerini somutlaştırma yükümü altındadır. Davacı zarar ve kar kaybı kalemlerinin nelerden ibaret olduğunu ve herbir kalemin şimdilik ne kadar talep edildiğini bu sebeple dilekçesinde belirtme mecburiyeti altındadır. Davacı tarafın yapacağı bu somutlaştırmaya istinaden de mahkemece, bu minvalde alacağın olup olmadığına dair taraf delilleri değerlendirilecek ve bilirkişilere görevlendirme yapılması gerekecektir. Aşamada aldırılan tüm bilirkişi raporlarında, açıkça davacının bu alacak kalemlerine dair tespit yapılamadığı belirtilmiş ise de, davacı rapora karşı beyanlarında dahi bu hususları açıklamamıştır. Mahkememizce bu husus, HMK 31. maddesinde yer alan davayı aydınlatma ödevinin ötesinde, 25 ve 26. Madde ile ile yasaklanan hakimin taraflara yol gösterme yasağı kapsamında değerlendirilmiştir. Bu halde davacı, davayı somutlaştırma ve delil bildirme süresi içerisinde, zarar ve kar mahrumiyetini açıklayıp ispat edemediği\" gerekçesi ile; \"1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 1-Davacı ... ile Davalı ... arasında aktedilen 02.03.2011 tarihli ve İstanbul ili, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılmasına dair adi ortaklık sözleşmesinin ileriye dönük feshine ve adi ortaklığın tasfiyesine, 2-Bu minvalde; - Şişli İlçesi, ... Mahallesi, .. ada ... parsel üzerinde bulunan A Blok, 1.2.3. Bodrum Kat, 1 nolu bağımsız bölüm üzerinde bulunan davalı ...’e ait hissenin tamamen iptali ile bu hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,- Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada .. parsel üzerinde bulunan ... Blok, Zemin  Kat, A Giriş, 1 nolu bağımsız bölüm üzerinde bulunan davalı ...’e ait hissenin tamamen iptali ile bu hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, - Şişli İlçesi, ... Mahallesi, .. ada ... parsel üzerinde bulunan B Blok, Zemin  Kat, B Giriş, 10 nolu bağımsız bölüm üzerinde bulunan davalı ...’e ait hissenin tamamen iptali ile bu hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, - Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel üzerinde bulunan ... Blok, 3. Normal Kat  Kat, B Giriş, 17 nolu bağımsız bölüm üzerinde bulunan davalı ...’e ait hissenin tamamen iptali ile bu hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, - Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel üzerinde bulunan ... Blok, ...  Kat, C Giriş, 20 nolu bağımsız bölüm üzerinde bulunan davalı ...’e ait hissenin tamamen iptali ile bu hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, -1.345.958,26 TL artık değerin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacı ...’e verilmesine\" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından re’sen adi ortaklığın tasfiyesine gidilmesi hatalı olup tek başına mahkemenin işbu eyleminin  dahi ilgili kararın kaldırılması gerektirdiğini,hatalı bir değerlendirme ile tarafların talebi olmaksızın ortaklığın tasfiyesine karar vererek, sınırlı ve eksik bir değerlendirme sonucu hüküm kurulduğunu,taraflardan hiçbirinin adi ortaklığın tasfiyesini talep etmediğini, HMK 24.madde gereği mahkemenin taleple bağlı olduğunu,davacı tarafın kendi edimlerini yerine getirmeden kıyasen uygulama alanı bulan TBK m.97 gereği davalıdan  uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin tescilini talep etmesinin  hukuka aykırı olduğu gibi, işbu taşınmazların tesciline karar verilmesinin de hatalı olduğunu, davacı tarafından tapu iptal ve tescil talebinde bulunulması yani  davalıdan  sözleşmeyi ifa etmesini talep edebilmesinin   kendi edimlerini ifa etmiş yahut ifa etmeyi önermiş olması halinde mümkün olduğunu,oysa davacı tarafın, işbu yükümlülüklerini yerine getirmediği halde inşaatın tamamlanmış olmasından hareketle tapunun iptal ve tescilini talep ettiğini, mahkeme tarafından somut davada gözden kaçırılan en önemli hususun ise,davacı ve davalı  arasında üç farklı inşaatın yapımına ilişkin sözleşme mevcut olduğunu, bir inşaat için yapılan ödeme  davalı  tarafından diğer inşaat için kullanılmış, dolayısıyla davalının  kendi payına düşen kısım dışında 05.10.2010 arihli sözleşme bakımından yaptığı harcamaların aradaki yapı ortaklığı rejiminde eksi (-) bakiye teşkil ettiğini,bu hususun davacı tarafından dosyaya sunulan delillerden de açıkça anlaşıldığı, davacı tarafın, “20.08.2008” tarihli sözleşmeye istinaden düzenlenen ödeme belgelerinin altına imzasını atarak aralarındaki alacak ilişkisinin yalnızca 05.10.2010 tarihli sözleşmeyle sınırlı kalmadığını ikrar ettiğini,bunun  bizzat davacı tarafın delil listesindeki ödeme belgeleriyle sabit olduğunu, davacı tarafça da  ikrar edildiği üzere taraflar 05.10.2010 tarihli sözleşmede ibraname düzenlenmediğini, çünkü, davacı tarafın işbu sözleşmeden kaynaklanan borçlarını yerine getirmediğini, davacı kendi edimini diğer bir ifadeyle katılım payını yerine getirmemiş olduğundan, davacının davalıdan uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin kendi adına tescilini istemesinin  haksız ve hukuka aykırı bir talepten ibaret olduğunu, mahkeme tarafından tasfiye kararı verilmişse de, işbu adi ortaklık ilişkisindeki aktif ve pasiflerin  mahsup edilmediğini, bilirkişiden alınan raporların  tüm inşaat maliyetlerini belirleme bakımından yetersiz kaldığını,eksik inceme ile karar verildiğini, mahkemenin , taleple bağlılık ilkesini göz ardı ederek taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine karar verdiğini,taraflar arasındaki hukuki ilişkinin  de göz ardı edildiği ve  tasfiye işlemini uygularken dar bir pencereden bakarak eksik işlem tesis ettiğini, tasfiyenin, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılması olduğunu, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koyması gerektiğini, davacı tarafından yapılan ödemeler 20.08.2008 tarihli sözleşmeye istinaden yapılmış, 05.10.2010 tarihli sözleşmeye konu inşaatın maliyetinin  ise davalı   üzerinde bırakıldığını, taraflar arasındaki 02.03.2011 tarihli adi ortaklık anlaşması gereği tarafların inşaatın finansman ihtiyacını yarı yarıya sağlaması gerektiğini, kesinlikle kabul edilmemekle birlikte bir an için taleple bağlılık ilkesinin aşıldığı kabul edilmiş olsa dahi, mahkeme tarafından davacı tarafın yaptığı ödemelerin 20.08.2008 tarihli sözleşmeye istinaden yapıldığının göz ardı edilmesi ve mahsup işleminin eksik tesis edilmiş olmasının  hatalı olduğunu, hüküm kurulurken 1.10.2023 tarihli eksik ve hatalı değerlendirmelerle dolu olan bilirkişi raporunun  esas alındığını, söz konusu raporda davacı tarafından inşaatın maliyeti için yapılan ödemeler adı altında 20.08.2008 tarihli sözleşme için ödenen bedeller göz önünde bulundurulmuş, işbu ödemelerin 05.10.2010 tarihli sözleşme kapsamında yapılmadığı değerlendirme konusu dahi yapılmadığını, ortaklığın tasfiyesinin kabul edildiği bir senaryoda dahi, mahkemenin , taraflar arasındaki mahsuplaşmayı sağlama bakımından oldukça eksik ve elverişsiz olan bilirkişi raporlarından hareket ettiğini, mahsuplaşmanın   gerçek alacak bedeline, gerekli mali değerlendirmeler ve hesaplamalar sonucu ulaşmakla mümkün olduğunu,konu ile ilgili HGK kararının ayrıntılı açıklandığı, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine gidilebilmesi için önce bilirkişi marifetiyle m2 hesabı yapılarak tüm inşaatlardaki maliyetin ve  davalıya yapılan ödemelerin hesaplanması gerektiğini, bu takdirde, tüm işlere oranla davacı tarafından yapılan ödemelerin hangi oranda olduğu tespit edilebilecek ve hukuka uygun bir karar verilebileceğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerine  bakıldığında söz konusu 20.08.2008 tarihli sözleşmeye istinaden yapılan ödemelerin 2011 yılında yapıldığı, dolayısıyla her iki sözleşmenin eş zamanlı olarak ilerlediğinin  görüleceğini,alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya tek başına yeterli olmayıp, taraflar arasındaki mahsuplaşmanın gerçekleştirilmesine imkan vermediğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen, “1.345.958,26 TL artık değerin dava tarihinden itibaren isleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacı ...’e verilmesine,” şeklindeki kararın ve taraflar arasındaki adaleti sağlamayan tüm hükmün kaldırılmasını talep ettiklerini,davacı tarafından ödendiği iddia edilen dosyada mübrez 8/68 delil numaralı 1.116.500  TL değerindeki çekte davalının  imzası bulunmadığını,davacı taraf, davalıya  1.116.500,00 TL değerinde bir ödeme yaptığını ileri sürmüşse de, işbu husus hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,dosyada mübrez 02.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda da yer verildiği  ve daha önceki dilekçelerde ifade edildiği üzere işbu belgenin altında  davalının  imzası bulunmadığını, ilgili belgenin  ispat bakımından senet hükmün olmadığını, bir belgenin senet olarak değerlendirilebilmesi için ya resmi bir makam tarafından onaylanmış ya da kendisine karşı delil oluşturan kimseden sadır olması, diğer bir anlatımla o kişinin imzasını taşıması gerektiğini, imza yerine, bir kişinin o belge üzerinde parafının bulunması dahi işbu belgeye senet niteliğini kazandırmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m.209/1 de ilgili hususun  vurgulandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalı istinafının reddini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava ,adi ortaklık konusu taşınmazların tapu iptal ve davacı adına tescili ile davacının alacağının davalıdan tahsili,ayrıca davacının mahrum kaldığını ileri sürdüğü karın tesipti talebine yöneliktir. Taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Adi ortaklığa konu yapılan ve bitirilen iş,taraflar adına adi ortaklık sözleşmesi gereği tescil edilen taşınmazlar ve davalı tarafça 3.kişilere satılan taşınmazlar ile davacıya yapılan eksik ödeme gereği davacıya ödenmesi gereken tutar bilirkişi heyet raporu ve alınan tasfiye raporu ile belirlenmiştir. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuşması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır. Türk Borçlar Kanunu'nun 620 nci maddesinde; \"Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir\" denilerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir sözleşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.TBK'nın 620 nci maddesinde; “ortak bir amaca erişmek üzere” ifadesiyle açıkça belirtilen ortak amaç unsuru, sözleşmenin temel unsurudur. Ortakların, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri de yeterli değildir. Bu nedenle, ortakların ayrıca bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmalara katılmayı ve bu amaçla işbirliği yaparak birlikte çaba göstermeyi de taahhüt etmeleri ve bu hususta üzerlerine düşeni yapmaları gerekir. Yani ortaklar, ortak amacın gerçekleşmesi için eşit durumda gayret ve özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar. Sözleşmede ortaklar için sermaye payı koyma yükümlülüğünün öngörülmüş olması, birlikte çaba gösterme yükümlülüğüne de yer verildiği anlamına gelmez. Bu unsurun sözleşmenin içeriğinde yer alması gerekir (N.Barlas 38,O.H.Şener 117.sy). Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede, sözleşmeyi yapacak kişiler, sermaye payı, ortak amaç ve işbirliği unsurları bulunmalıdır. Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Yargılama sırasında; mahallinde yapılan 15/01/2021 tarihli keşif tutanağı ile  İnşaat Mühendisi, Makina Mühendisi, Elektrik Mühendisi, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Mimar ve  Gayrimenkul Değerleme Uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan  26/11/2021 tarihli bilirkişi heyet  raporunda; \"Taraflar arasında akdedilen protokol ve sözleşmeler de göz önüne alınmak suretiyle söz konusu protokol ve sözleşmelerdeki hükümler dikkate alınmak suretiyle adi ortaklık kapsamında yapıldığı ileri sürülen binalar sebebiyle davalı tarafından davacıya devri gereken taşınmazların; 77 adet bağımsız bölüm olup, bunlardan ikisi otopark ve dükkan vasıflı olup bu bağımsız bölümlerde sözleşme tarafları ortak malik olup bu iki bağımsız bölüm dışında 44 adet bağımsız bölümün davacıya düşen 44*25/100=11 adet daire vasıflı bağımsız bölüm olarak , A Blok, 1,2,3.Bodrum.Kat Ticari Otopark Depolu vasıflı bağımsız bölümün 1781/3000 hissesi ...’e düşmekte olup davacıya düşen 1781/3000*25/100=445,25/3000 hisse olarak , ... Blok Zemin Kat Dükkan vasıflı bağımsız bölümün 476/800 hisse ...’e düşmekte olup davacıya düşen PAYIN 476/800*25/100=119/800 hisse olarak hesaplandığı, davacı tarafından söz konusu binaların inşası için adi ortaklık kapsamında davalıya yaptığı ödemelerin belgelerini dosyaya sunduğu, söz konusu ödemeler incelendiğinde dosyaya sunulan belgelerden tamamında davalı ve ... isim ve imzasına yer verildiğinin görüldüğü ancak 29.06.2011 tarih ve 1.116.500 TL tutarındaki ödeme belgesinde davalının imzasının bulunmadığı,  Mahkemece davalı imzasının bulunmadığı 29.06.2011 tarih ve 1.116.500 TL tutarındaki ödeme tutarından davalının sorumlu olmayacağı kanaatine varılması durumunda davacı tarafça dava konusu ... parsel ... nolu inşaat için davalıya yapılan ödeme tutarının 3.908.653,74 TL, söz konusu imzasız ödeme belgesinin kabul edilmesi durumunda davacı tarafça yapılan ödeme tutarının 5.025.153,74 TL olarak hesaplandığı, sözleşme gereğince davacının hissesine düştüğü ileri sürülen %25’lik kısmın 11 adet daire  vasıflı bağımsız bölüm ve A Blok, 1,2,3.Bodrum.Kat Ticari Otopark Depolu vasıflı bağımsız bölümün 445,25/3000 hisse olarak, B Blok Zemin Kat Dükkan vasıflı bağımsız bölümün 119/800 hisse olarak hesaplandığı, bağımsız bölüm bazında davalı tarafından davacıya devri gerekip hali hazırda devredilmeyen taşınmazların, davacının talep ettiği 5 bağımsız bölüm ve 27,25/12600 hisse olarak hesaplandığını, A Blok 1.2.3.Bodrum Kat 1 numaralı bağımsız bölüm’ün 27,25/3000 hissesi’nin devri gereken bağımsız bölüm olarak kabul edildiğini, davalı tarafın adına kayıtlı olup davacı tarafından devri istenilen;  İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 2.281,96m2 yüzölçümlü, ‘’ 8 ve 10 Katlı İki Betonarme Bina ve Arsası’’ ana taşınmaz nitelikli, 3000/12600 arsa paylı, A Blok, 1.2.3 bodrum kat, 1 bağımsız bölüm numaralı Ticari  Otopark depolu nitelikli taşınmazın 27,25/3000 hissesi’nin dava tarihi 25.10.2019 itibari ile değerinin 11.750.000,00TLx27,25/3000=106.729,17TL olacağı, Keşif tarihi 15/01/2021 itibari ile değerinin 16.000.000,00TL x27,25/3000=145.333,33TL olacağı, İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, .. ada, ... parsel sayılı, 2.281,96m2 yüzölçümlü, ‘’ 8 ve 10 Katlı İki Betonarme Bina ve Arsası’’ ana taşınmaz nitelikli, 100/12600 arsa paylı, B Blok, Zemin kat ,A Girişi, 1 bağımsız bölüm numaralı daire nitelikli taşınmazın dava tarihi 25.10.2019 itibari ile değerinin 675.000,00TL olacağı, keşif tarihi 15/01/2021 itibari ile değerinin 960.000,00TL olacağı, İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 2.281,96m2 yüzölçümlü, ‘’ 8 ve 10 Katlı İki Betonarme Bina ve Arsası’’ ana taşınmaz nitelikli, 80/12600 arsa paylı, B Blok, Zemin kat ,B Girişi,10 bağımsız bölüm numaralı  daire nitelikli taşınmazın dava tarihi 25.10.2019 itibari ile değerinin 775.000,00TL olacağı, keşif tarihi 15/01/2021 itibari ile değerinin 1.100.000,00TL olacağı, İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 2.281,96m2 yüzölçümlü, ‘’ 8 ve 10 Katlı İki Betonarme Bina ve Arsası’’ ana taşınmaz nitelikli, 120/12600 arsa paylı, B Blok, 3.Normal kat, B Girişi,17 bağımsız bölüm numaralı daire nitelikli taşınmazın dava tarihi 25.10.2019 itibari ile değerinin 700.000,00TL olacağı, keşif tarihi 15/01/2021 itibari ile değerinin 1.000.000,00TL olacağı,  İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 2.281,96m2 yüzölçümlü, ‘’ 8 ve 10 Katlı İki Betonarme Bina ve Arsası’’ ana taşınmaz nitelikli, 800/12600 arsa paylı, B Blok, Zemin kat ,C Girişi, 20 bağımsız bölüm numaralı 1.bodrum katta depolu dükkan nitelikli taşınmazın 119/800 hissesinin dava tarihi 25.10.2019 itibari ile değerinin 2.400.000,00TLx119/800 =357.000,00TL olacağı, Keşif tarihi 15/01/2021 itibari ile değerinin 3.250.000,00TL x119/800 = 483.437,50TL olacağı, özetle taşınmazların Bedel (TL) 25/10/2019  itibari ile toplam  2.631.729,17, Bedel (TL) 15/01/2021 itibari ile toplam 3.688.770,83 hesap ve takdir edildiği, davalı tarafından davacıya devri gerekip de davalı tarafından 3.kişilere devredilmesi sebebi ile devri yapılmadığı iddia edilen bağımsız bölümlerin; Devredilmeyen olarak A Blok 1.2.3.Bodrum Kat 1 numaralı bağımsız bölüm’ün 27,25/3000 hissesi’nin ve B Blok, Zemin kat ,C Girişi, 20 bağımsız bölüm’ün .... hissesinin devri gereken bağımsız bölüm olarak kabul edildiği ve 3. kişiye devredilmediği, söz konusu taşınmazları, devredilmeyen olarak A Blok 1.2.3.Bodrum Kat 1 numaralı bağımsız bölüm’ün 27,25/3000 hissesi’nin ve B Blok, Zemin kat ,C Girişi, 20 bağımsız bölüm’ün .... hissesinin, B Blok, Zemin kat ,A Girişi, 1 bağımsız bölüm, B Blok, Zemin kat ,B Girişi,10 bağımsız bölüm ,... Blok, 3.Normal kat, B Girişi,17 bağımsız bölüm devri gereken bağımsız bölüm olarak kabul edildiği, raporda hesaplandığı üzere bu taşınmazların dava tarih itibari ile toplam değerinin 106.729,17 + 675.000,00 + 775.000,00 + 700.000,00 + 375.000,00= 2.631.729,17TL olarak hesaplandığı, müspet zarar ve kar mahrumiyeti talebinde bulunan ve zarar gördüğünü iddia eden davacının öncelikle zarara sebep olan olay olmasaydı belli bir kazancı elde etmiş olacağını ve bununla birlikte zarara sebep olan olayın buna engel olduğunu ispatlaması gerektiği,  \"belirtilmiştir. Daha sonraki aşamada ise mahkemece  05/12/2022 tarihli, 12/01/2023 tarihli, 31/10/2023 tarihli Tasfiye Heyeti raporu aldırıldıktan sonra bu kez  önceki bilirkişi heyetinden alınan  28/08/2023 tarihli ek bilirkişi heyet  raporunda;  \"Davaya konu olan A ve B bloklardan oluşan projenin inşaatın yapıldığı tarih itibariyle inşaat yapı maliyetinin hesaplanmasının incelenmesinde onaylı mimari projesine göre inşaat alanı 20.160,00m2 olarak tespit edildiği,Yapı ruhsat tarihi 07/06/2010 olup, bu tarih itibari ile rayiç yapım bedeli 20.160,00m2x525,00TL/m2=10.584.000,00TL olarak hesap ve takdir edildiği, söz konusu maliyet hesaplaması yapıldıktan sonra davacı ... tarafından dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve sunulması halinde davalı ... tarafından sunulacak olan ticari defter ve belgeler ışığında davacı ... tarafından davalı müteahhit ...'e yapılan toplam ödeme miktarının hesaplanmasının incelenmesinde itiraz doğrultulusunda yapılan inceleme sonucu görüşlerini korudukları, davaya konu adi ortaklık kapsamında yer alıp da davacı ...'e veya 3. kişilere devredilen satılan taşınmazlar da dahil toplam 46 adet bağımsız bölümün devir ve satış tarihi, dava tarihi ve güncel (rapor tarihi itibariyle) rayiç bedellerinin tespitine ilişkin incelemede emsal araştırması yapılarak bilirkişi ek raporunda oluşturulan tabloda hesap ve takdir edildiği, yine davaya konu A ve B bloklardan oluşan projenin tamamının 12600 pay kabul edilerek 6,75/12600 payın dava tarihi ve güncel piyasa rayiç bedellerinin tespitinin  incelenmesinde dava tarihi itibari ile tüm taşınmazların bedeli 69.790.000TL hesaplanmış olup, 6,75/12600 payının karşılığı 69.790.000TL x6,75/12600=37.388,00TL, güncel tarihi itibari ile tüm taşınmazların bedeli 468.930.000TL hesaplanmış olup, 6,75/12600 payının karşılığı şeklinde yapılan hesaplama karşısında ise; 468.930.000TL x6,75/12600= 251.213,00TL olarak\" hesaplanmıştır. Bu doğrultuda keşfen alınan bilirkişi heyet raporu,daha sonra düzenlenen tasfiye raporları ile en sonunda alınan ek bilirkişi raporu karşısında ,taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin feshedilmesi gerektiği,adi ortaklık sözleşmesi gereğince davacıya tapu kaydının devredilmesi gereken taşınmazların belirlendiği ve davacıya ödenmeyen ve ödenecek tutarın da belirtildiği hesaplama çerçevesinde,alınan kök ve ek bilirkişi raporu ile tasfiye raporlarının taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunduğu,yine davacıya ödenmesi gereken 1.345.958,26 TL artık değerin de davalıdan tahsili gerektiği açığa çıkmıştır. Bu doğrultuda mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 612.732,17 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 153.182,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 459.549,57‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"753fb4b669083d21","SID":"b7059a86fd2ae3aa"}}