{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>\t               TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t               \t          T.C.<br>\t                \t        BURSA<br>\t 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2018/ <br>KARAR NO\t: 2018/<br><br>HAKİM\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av.<br><br>DAVA\t\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 23/11/2012<br>KARAR TARİHİ\t: 12/11/2018<br><br>... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/10/2017 tarih ve 2016/ esas 2017/ sayılı kararı davalı vekilince ... edilmiş ... 15.Hukuk Dairesinin 21/05/2018 tarih 2018/ esas  2018/ sayılı kararı ile  bozulmuş, daha sonra ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/ esasına kaydı yapılmış ve muhakemeye devam edilmiştir. Bu muhakeme esnasında;<br>DAVACININ TALEBİ\t: Davacı vekili dava dilekçesinde,  taraflar arasında 05.07.2006 tarihli eser sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğince müvekkili tarafından davalı kooperatife yapılacak imalatlar karşılığında müvekkiline 1 adet 100 m2, 2 adet 50 m2 olmak üzere 3 adet dükkanın verilmesinin kabul edildiği, dükkanların sözleşme tarihine göre 200.000,00 TL bedel takdir edilip yapılacak işin peşinatına sayıldığını, müvekkilinin daha sonra dükkanların kendine verileceği inancı ile 3 adet dükkanı tadilat projesi ile birleştirip, 2 adet daire haline getirdiğini, bu nedenle 30.000,00 TL masraf yaparak dükkanların daireye dönüştürdüğünü, ancak davalı kooperatifin dairelerin tapusunu vermediğini, çekilen ihtarların sonuçsuz kalmasından dolayı 200.000,00 TL peşinat bedeli, 30.000,00 TL masraf olmak üzere 230.000,00 TL bedelin 05.07.2006 sözleşme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ CEVABI\t: Davalı taraf ise, davanın reddini  savunmakta, sözleşme gereğince ödeme planı kapsamında C Bloğun aldında 7 ve 8 nolu dükkan iken daireye çevrilen taşınmazlar davacıya teslim edildiğini, ancak kooperatif üyelerinin vekaletnameleri tamamlanamadığı için tapusunun verilemediğini, davacının teslim aldığı 7 nolu daireyi 2009 yılında harici olarak ...'a, 8 nolu daireyi ...'e sattığını, dükkanların daireye tadilat giderlerinin davacıya ait olduğunu, sözleşmenin 3.maddesine göre sadece iç duvarların yapımı kooperatife ait olduğunu, tadilat proje masrafı ve ince işlerin davacıya ait olduğundan, davacının masraf taleplerinin yerinde olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.  <br>DELİLLER ve GEREKÇE: Yukarıda özetlenen dava sebebiyle mahkememizde yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar davalı tarafça ... edilmekle ... 15. Hukuk Dairesinin 14/06/2016 gün ve 2016/- E. K. sayılı kararıyla bozulmuştur. Bozma ilamında \"davacının iş bedelinin nakit olarak ödenmesini istemekte haklı olduğuna ilişkin mahkemenin kabulü yerindedir. Ne var ki davacının bağımsız bölümleri kiraya verdiği ve fiilen kullandığı hususunda da uyuşmazlık yoktur. Bu durumda bağımsız bölümlerin kullanım dönemine ilişkin elde ettiği kira kazanımı bilirkişiden ek rapor alınarak hesaplattırılarak, iş bedeli alacağından mahsubu ile sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan istemin aynen kabulü doğru olmamıştır\" görüşüne yer verilmiştir. Mahkememizce bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Davacı tarafın alacağından mahsup edilmesi gereken kira bedelleri konusunda bilirkişi raporu alınmış, bilirkişiler 10/02/2017 tarihli raporlarında davacıya bırakılan 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin kullanım dönemleri itibariyle toplam kira getirisinin 48.250.TL olabileceğini bildirmişlerdir. Bu kira bedelleri davacının iş bedeli alacağı olan 230.000.TL'den tenzil edildiğinde alacak miktarının 181.750.TL olması gerekir. Mahkememizce bozmaya uyulmuş olmasına rağmen bozmaya uymanın açık bir yanlış değerlendirmeden kaynaklandığı, bunun da ciddi oranda hak kaybına neden olacağı ve vicdani sorumluluk doğuracağı takdir edilerek 23/10/2017 gün ve 2016/ E. 2017/ K. sayılı ilamla kira bedellerinin tenziline gidilmeksizin davanın 230.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Bu karar da davalı tarafça ... edilmiş ve ... 15.Hukuk Dairesinin 21/05/2018 gün ve 2018/- E. K. sayılı ilamıyla tekrar bozulmuştur. Bozma ilamında ... ... 09/05/1960 gün ve ... sayılı ilamında yazılı hususlara atıf yapılarak yerel mahkemenin ...'ca verilen bozma ilamına uyması halinde, bozma ilamında belirtilen hususlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşacağı açıklanmıştır. Bozma ilamında ortaya konulan gerekçe yerleşik bir hukuk kuralının tekrarıdır. Bu kuralın amacı hukuk güvenliğini tesis etmek ve kararların sık sık değişmesini önlemektir. Tartışılan hususların tekrar tartışma konusu yapılmaması öngörülmüştür. Ancak açık ve fahiş bir hatadan kaynaklanan ve tarafların iradesine bağlı olmayıp yargısal makamların karar ve değerlendirmeleriyle ortaya çıkan hukuka aykırı durumların bu kapsamda değerlendirilmemesi gerekir. Önceki gerekçemizde açıkladığımız üzere mevcut haliyle bozmaya uyularak karar verilmesi davacı aleyhine ağır bir zarara neden olacaktır. En azından kira kazanımlarının iş bedelinden mahsubu gerekip gerekmediğinin tekrar tartışılmasında yarar görülmüştür. Ancak mahkememizce bozma ilamındaki hususlar doğru biçimde kavranamadığından bozmaya uyulmuştur. Esasen yapılması gereken 14/06/2016 gün ve 2016/- E. K. sayılı bozmaya karşı direnmektir. Mahkememizin bu hatası vicdani sorumluluk duygusuna neden olduğundan son karara karşı direnilmek suretiyle kullanılabilecek son seçeneğin de davacı lehine tüketilmesi uygun bulunmuştur. Kanun niteliğinde olmayan ve insanların belli bir amaç için öngördükleri kurallara sıkı sıkıya bağlı kalarak adil olmayan sonuçlara neden olmaları doğru değildir. Kural açık bir biçimde haksızlığa neden oluyorsa istisnai uygulamalara kapı aralamak gerekir. Israr gerekçesi bu şekilde açıklandıktan sonra önceki kararın gerekçelerinin tekrarında yarar görülmüştür. Davacının kendisine bırakılması gereken bağımsız bölümleri kiraya vermiş veya bizzat kullanmış olsa bile bu bedelin alacağından mahsup edilmesinin hukuka ve nısfete uygun olmayacağı kabul edilmiştir. Bu tutum bozmaya uyulmakla ortaya çıkan usuli müktesep hakları ihlal eder mahiyette görülse bile unutulmamalıdır ki, hakim vicdani kanaatine göre karar vermelidir. Hakim, hakkın şekle feda edilmesine göz yumamaz. ... incelemesi sırasında veya bozma sonrasındaki yargılamada gözden kaçan bir hususun varlığı ortaya çıktığında bu yanlışa dayalı kararı hiç kabul etmemiş taraf aleyhine usuli kazanılmış hak doğmamalıdır. Taraflar arasındaki sözleşme 05/07/2006 tarihlidir. Davalının ücretin bir kısmını bağımsız bölümün devir ve ferağı suretiyle ödemesi ise en geç işin bitim tarihine denk gelmelidir ki nitekim bağımsız bölümlerin fiilen davacıya 2006 yılında verildiği iddia edilmektedir. Davalı tarafın edimini 2006 yılında yerine getirmesi gerekirdi. Dava tarihine kadar geçen dönem için davacı taşınmazı kullanmış olsa bile davalı taraf da bunun karşılığı olan bedeli kullanmış kabul edilmelidir. Mahkememizce verilip bozulan kararda alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Hak ve borçlarda eşitlik sağlanabilmesi için edimler arasında denge gözetilmesi gerekir. Davacı tarafın taşınmazı kullanması aleyhine değerlendiriliyorsa, davalı tarafın da taşınmaz bedelini ödemediği, bu şekilde parayı kullanmaktan kaynaklanan kazanca sahip olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Ödenmesi gereken bir paranın 6-7 yıl sonra faizsiz ödenmesi de bir kazançtır. Malı kullanan ile bu malın ederi kadar parayı kullanan arasında fark gözetilmemelidir. Bu gerekçe ile davacının alacağından varsayımsal bir kira kadar mahsup yapılması haksız görülmüştür. Unutmamak gerekir ki 2006 yılında para borcuna mukabil olmak üzere verilmesi gereken taşınmazın bu günkü değeri elbette farklıdır. Davalı taraf mülkiyetini vermediği bu taşınmaz sebebiyle kazançlı çıkacaktır. Davacının kira ve kullanmadan kaynaklanan varsayımsal kazancına karşılık davalı taraf da mülkiyet değer artışından kazançlı çıkmıştır. Mahkememizce bozma öncesinde verilen kararda davacı alacağının hesabına ilişkin hususlar ... tarafından da doğru bulunmuştur. Bu sebeple önceki gerekçelerin tekrarında yarar görülmemiştir. <br>H Ü K Ü M  \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; <br>Davanın kabulü ile 230.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Alınması gereken 15.711,30-TL harca peşin yatırılan 3.415,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.295,80.-TL harcın davalıdan tahsiline,<br>Davacı vekili lehine takdir edilen 19.750-TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı tarafça karşılanan ve peşin harç dahil edilerek hesaplanan 4.411,6.TL muhakeme masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 12/11/2018<br><br><br>Katip ...<br>e-imzalı <br> <br> <br>Hakim ...<br>e-imzalı <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"467b89937d82c0b3","SID":"80dbc3addd12731c"}}