{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ......  (.........)<br>ÜYE\t\t: ......  (.........)<br>ÜYE\t\t: ......  (.........)<br>KATİP\t\t: ......  (.........)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2024<br>NUMARASI\t: ......... Esas ...... Karar<br>DAVACI\t: .........  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ......<br>DAVALILAR\t: 1-.........  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ......<br>\t\t2- .........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.......<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 14/02/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/02/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.08.2021 tarihinde ......... sevk ve idaresindeki ......... plakalı araç ile, sürücü .........'nın sevk ve idaresindeki ......... plakalı traktör ve buna bağlı 2 römorkun çarpışması neticesinde kaza meydana geldiğini, meydana gelen kazada araçta bulunan davacının eşi ......... araç içinde sıkışarak olay yerinde vefat ettiğini, .........'nın kazada tam kusurlu olduğunu, kaza tarihinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası Poliçesinin ......... sayılı acente tarafından ......... poliçe numarası ile davalı sigorta şirketi ......... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini, .........'in vefatı sebebiyle eşi davacı ......... adına taraflarınca, davalı sigorta şirketinden 03.11.2021 tarihinde Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında tahakkuk edecek tazminat bedellerinin ödenmesini talep ettiklerini, taleplerinin sigorta tarafından karşılık bulmadığını, .........'in vefatı nedeniyle müvekkil .........'in eşinin maddi desteğinden mahrum kaldığını, bu nedenlerle trafik kazasında eşini kaybeden .........'e ödenmesi lazım gelen ve toplanacak delillere göre belirlenecek olan maddi tazminat tutarının (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak davası) şimdilik 10.000,00 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine; davalı ......... adına kayıtlı araçlar, taşınmazlar ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasına; davacı ......... lehine davalılardan 30.000,00 TL geçici ödemeye hükmedilmesine; vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; 01.08.2021 tarihinde .........'in sevk ve idaresindeki ......... plakalı araç ile .........'nın sevk ve idaresindeki ......... plakalı traktör ve buna bağlı 2 römorkun çarpışması neticesinde ölümlü yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucunda; ......... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan dava dışı .........'ın  vefat etmesi sebebiyle mirasçısı davacının kendisinin desteğinden yoksun kaldığından bahisle destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat talebiyle davalı sigorta şirketi aleyhine işbu dava açtığını, davanın yetkisiz bir mahkemede açıldığından yetki itirazında bulunduklarını, davalı şirketin merkezi Ümraniye/İSTANBUL olduğundan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun, 2918 sayılı KTK’nın 85/1 ve ZMMS (Trafik) poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve police limiti ile sınırlı olduğunu, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıyor olması, davacının sözleşmenin tarafı olmaması  ve sigortalı aracın ticari araç olmaması gibi hususlar dikkate alındığında davacının avans faizi talebinin haksız olduğunu, bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin poliçeden doğan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından; aleyhine açılan işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ......... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, davacının eşinin vefatı sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, davalının kusurunu kabul etmemekle birlikte, davacının eşinin müteveffa sürücünün gelir durumu ile ilgili olarak beyanda dahi bulunulmadığını, davacı tarafça ilgili sigorta şirketine de davada husumet yöneltilmiş olmakla, bu hususta da hesaplamalar yapılırken sigorta poliçesi gereğince davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun da tespitini talep ettiklerini, kusur durumunun hem ceza yargılamasında yapılacak incelemeler hem de Mahkememizce yapılacak incelemeler ile de değişeceği kuvvetle muhtemel olup, bu aşamada davalının tam kusurlu olduğunun dikkate alınarak taleplerin kabulünün usule ve yasaya uygun olmayacağını, bu nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, Konya.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak neticesinin ve kesinleşmesinin beklenilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; 01.08.2021 tarihinde ......... sevk ve idaresindeki ......... plakalı araç ile, sürücü .........'nın sevk ve idaresindeki ......... plakalı traktör ve buna bağlı 2 römorkun çarpışması neticesinde trafik kazasının meydana geldiğini, meydana gelen kazada  ......... sevk ve idaresindeki ......... plakalı araçta bulunan davacının eşi .........  olay yerinde vefat ettiği, davacı vekilinin meydana gelen kaza neticesinde davacı destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği anlaşılmakla, kusur değerlendirilmesi açısından Mahkememizce hükme esas alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 12/09/2023 tarihli raporunda; davalı sürücü .........'nın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü .........'in kusurunun bulunmadığının belirtildiği, mahkememizce hükme esas alınan aktüerya bilirkişisinin 03/01/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, .........'in destekten yoksun kalma tazminatının, TRH-2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama sonucu 1.337.226,77 TL olduğunun belirtildiği, davacı vekilinin 05/04/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.337.226,77 TL'ye artırdığı anlaşılmakla, yukarıda izah edildiği üzere müterafik kusur ve hatır indirimi yapılmayarak, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davanın KABULÜ ile, davacının 01/08/2021 tarihli trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı olarak 1.337.226,77 TL'nin, davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi olan 18/11/2021 tarihinden itibaren ( poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ), davalı ......... açısından kaza tarihi olan 01/08/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ......... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kazada müvekkilinin kusur ve sorumluluğunu kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak yanılgılı biçimde düzenlendiğini, hatır taşıması indirimi yapılmamış olması nedeniyle karara itiraz ettiklerini, davacı tarafın ıslah dilekçesine karşı sunmuş oldukları itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ......... Sigorta A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yalnızca poliçe limitiyle sorumlu olup gerekçeli kararda poliçe limiti açıkça belirtilmeden müvekkili şirket açısından müşterek müteselsil sorumluluğa gidilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, hükme esas alınan aktüerya raporunun hatalı hazırlandığını, hatır taşıması indirimi yapılmamış olması nedeniyle de karara itiraz ettiklerini, ikame edilen davada ispat külfetinin davacılarda bulunduğunu, ancak davacı tarafın müteveffanın kendilerine destek olduğunu somut olarak ispat edemediğini, davacıların SGK'dan rücuya tabi herhangi bir tazminat ve yardım alıp almadığı hususunun hükümden önce araştırılması, şayet bir tazminat alınmışsa bu miktarın bulunacak zarar miktarından indirilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilşikindir.<br>1-Kusura itiraz<br>Konya.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07/04/2022 tarihli talimat yazısı ile gönderilen ve Trafik İhtisas Dairesi tarafından 20/04/2022 tarihinde hazırlanan rapordan özetle; Sanık sürücü ......... idaresindeki traktör ve buna bağlı römorklarla gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı yerleşim yeri dışındaki kara yolunda yolun karşı tarafına orta refüj üzerinden yolu dik kesecek şekilde gayri nizami ve tehlike arz ederek geçmeye çalıştığını, dikkatsiz ve kural dışı manevrası sırasında otomobilin seyir istikametini kapatmak suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurlu olduğunu, müşteki sürücü  ......... idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay yerine geldiğinde seyir istikametini kapatan sanık sürücü idaresindeki traktör ve yarı römorklar nedeniyle kazaya karıştığını, olayda atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı<br>01/08/2021 tarihli olay yeri inceleme raporunda özetle; .........'nın  kullanmakta olduğu ......... plakalı traktör ve arkasına takılı olan 2 adet römork ile yonca balyası ve samanı taşıdığını, karayolunun sağ tarafından karayolunu kesecek şekilde çıktığını daha sonra orta refüjden geçtiğini, bu esnada .........'in kullanmakta olduğu ......... plakalı araç ile traktörün arkasında takılı bulunan iki römorkun birleştiği yerden çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, ........., ......... ve ......... isimli şahısların hastaneye kaldırıldığını, havanın gündüz olduğu ve herhangi bir yağışın olmadığını, ......... plakalı araca ait lastik izleri ile fren izi tespit edilemediğini, traktörün sol arka tarafında bulunan uyarı lambasının olaya müdahale esnasında yanar vaziyette olduğunu, ölümlü trafik kazası sonrası kazaya neden olabilecek doğal ve yapay hiçbir etmenin bulunmadığı,<br>Mahkemece ATK Ankara Trafik İhtisas dairesinden alınan 19/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının sevk ve idaresindeki ......... plaka sayılı traktör ve bağlı bulunan 2 adet saman yüklü römork ile gece vakti, aydınlatmanın mevcut olmadığı, meskun mahal dışındaki olay mahalli bölünmüş yolda, kurallara aykırı şekilde geçiş için uygun olmayan ve tehlikeli şekilde dikey doğrultuda orta refüj üzerinden yolun karşısına geçtiği, yolun karşı istikametinden seyreden araç trafiğini gerekli ve yeterli şekilde kontrol etmeden seyrini sürdürdüğü sağından gelen otomobilin seyir şeridini kapattığı kazada  dikkate ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurludur.  Davalı sürücü .........'nın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sürücü .........'in kusurunun bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, ATK raporunun  soruşturma safhasında ve ceza yargılamasından alınan raporlarla yine, davalı .........'nın tarafı olduğu Karaman.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ......... E.sayılı dosyasından alınan 26.10.2022 tarihli İTÜ öğretim görevlilerince hazırlanan kusur raporuyla aynı mahiyette olduğu, anlaşılmakla itiraz yersizdir.<br>2- Hesap raporu itirazının incelemesinde;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece, poliçe başlangıç tarihi dikkate alınarak,  AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre, aktüer bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu ve Progresif Rant esas alınarak yapılan 1.098.463,45-TL olarak yapılan hesaba göre karar verilmesi gerekirken, yanlış yaşam tablosuna göre karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple davalıların itirazları kamu düzeni ve istinaf sebebi nedeniyle kabulüne karar verilmiş olup buna yönelik davalıların istinafının kabulüne karar verilerek kararın kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.<br>3-Davacı eşin evlenme ihtilali  itirazının incelenmesinde;<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini yitiren kimse ile desteğin, yaşamaları muhtemel süre içerisinde, ölen desteğin çalışarak sağlayabileceği gelir ve kazancından ayırmak suretiyle yapabileceği yardım tutarının, peşin olarak ve toptan ödetilmesinden ibarettir. Destekten yoksun kalma zararının tespiti gelecekte meydana gelecek bir zararın tespiti niteliğinde olduğu için, matematiksel bir kesinlikle tespit edilmesi mümkün değildir. Zararın tespitinde, fiili karinelere hal ve şartların icabına, ölen destek ile destekten yoksun kalan arasındaki ilişkiye dayanılarak, gelecekte meydana gelecek zarar hakkında tahmin yapılacaktır. Destekten yoksun kalma tazminatının amacı, destekten yoksun kalan kimsenin bakım ihtiyacını gidermek olduğundan, destekten yoksun kalanın, desteğin ölümü yüzünden elde ettiği veya gelecekte elde etmesi kuvvetle muhtemel olan yararlarının, zararlardan indirilmesi gereklidir. Eğer,  zarardan bu indirimler yapılmazsa, destekten  yoksun kalanın  mal varlığında, desteğin ölümünden önceki haline göre zenginleşme meydana gelir ki, bu da destekten yoksun kalma tazminatının öngörülüş amacına aykırıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken dul kalan eşin yeniden evlenme ihtimali, hesap tarihindeki yaşı üzerinden Askeri Yüksek İdari Mahkemesi tarafından kullanılan yeniden evlenme şansı tablosuna göre belirlenmektedir. Bu tabloya göre dul kalan eşin onsekiz yaşından küçük her çocuk için yeniden evlenme ihtimalinden beş puan indirilmektedir.<br>Somut olayda dul kalan eyin evlenme ihtimali hesap tarihine göre hesaplamıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken dul kalan eşin yeniden evlenme ihtimali, hesap tarihindeki yaşı üzerinden  hesaplamalıdır. Hesaplama doğru olup Davalının itirazı bu açıdan yersizdir. Nitekim Yargıtay 17  HD nin  2018/4741 esas 2019/9838 karar sayılı ilamı<br>4-Davalıların hatır Taşıması indirimi yapılması gerektiği itirazının değerlendirilmesinde;<br>6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir.<br>Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın  yararına olmalıdır.<br>Dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup davalı ......... vekilince sunulan cevap dilekçesi içeriğinden hatır definde bulunmadığı görülmüş olup, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle; davalı ......... tarafından süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması indirimi yapılmaması yerinde olup buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/10102 esas 2019/4225 karar sayılı ilamı)<br>Diğer davalı ......... Sigorta A.Ş. Vekilince cevap dilekçesinde hatır taşıması itirazında bulunulmuş ise de,  yapılacak hatır indiriminden sadece hatır için taşıyan tarafın yararlanması gerekmektedir. Hatır taşıması ile ilgisi bulunmayan diğer araç sürücüsü, maliki ve sigortacısı olan davalılar hatır indiriminden yararlanamaz. Bu halde davalıların  hatır için  bu indirimden yararlanması mümkün olmayıp itirazın reddi gerekmiştir.<br>5-Davalı Sigorta şirketinin temerrüt oluşmadığı itirazının incelemesinde;<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir.<br>Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br>2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup;<br>6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle  davacının, dava tarihinden önce davalıya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, sigorta şirketinin hasar dosyası açtığı  ancak ödeme yapmadığı, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, buna ilişkin hasar dosyası da oluşturulduğu, davalının cevabı ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davacının dava açmadan önce yasada öngörülen başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurudan itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.<br>HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir  yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davalı sigorta şirketi vekili ve diğer davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı ......... vekilinin ve Davalı ......... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 01.08.2021 tarihinde trafik kazası sonucu davacı .........'in desteğini kaybetmesi nedeniyle 1.098.463,45-TL destekten yoksun kalma tazminatının  (......... Sigorta yönünden  olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminat klozu limiti olan 430.000,00 TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere), davalı .........  Sigorta Şirketinden 18.11.2021’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı .........'dan kaza tarihi olan 01.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>Fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli (kabul edilen 1.098.463,45 TL üzerinden) 75.036,03 TL karar ve ilam harcından peşin alınan  80,70 TL harç ve 5.225,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.305,7‬0 TL harcın mahsubu ile 69.730,33‬ TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak hazineye irad kaydına, (davalı sigorta şirketinin 27.264,55 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olmasına, diğer davalının tamamından sorumlu tutulmasına,)<br>3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı, 133,00 TL ihtiyati haciz harcı, 5.225,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.519,4‬0 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 2.158,08 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasına)<br>4-Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 1.700,00 TL bilirkişi ücreti, 441,70 TL tebligat ve posta gideri, 1.578,00 TL ATK'ya ödenen fatura bedeli olmak üzere toplam 3.719,70 TL yargılama giderinin davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 3.053,87 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 1.194,06 TL'sinden sorumlu tutulmasına), bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına<br>5-Davalılar tarafından  yapılan  herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.320,00 TL arabulucu ücretinden kabul ret oranına göre hesaplanan 1.083,72‬ TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin 423,73 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasına), geri kalan 236,28‬ TL'sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı için 165.784,88 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 64.821,88 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasına)<br>8-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekilleri yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 38.202,13 TL'nin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde taraflara iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen taraflara iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>11-Davalı ......... tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru gideri ile 71,7‬0 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.241,1‬0 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, <br>12-Davalı ......... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 1.169,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>13-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,<br>14-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.14/02/2025<br><br>\t\t\t\t<br>......<br>Başkan<br>.........<br> e-imzalı<br>......<br>Üye<br>.........<br> e-imzalı<br>......<br>Üye<br>.........<br>e-imzalı <br>......<br>Katip<br>.........<br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6475348f16ec8bd6","SID":"c9bbe1304e31fc10"}}