{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1111 Esas<br>KARAR NO: 2025/74 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/537 Esas - 2023/1032 Karar <br>DAVA: Kredi Garanti Fonu Kefaletinde Kullandırılan Ticari Kredilere İlişkin Davalar (Sözleşmenin Feshi)<br>KARAR TARİHİ: 23/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin eski hissedarları olan ... şirketteki tüm hisselerini (%100) başka bir şirkete devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, bu  devrin devir Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 09.09.2021 tarih 10405 sayılı nüshasında ilan edildiğini, yapılan bu hisse devri sırasında; müvekkili şirket bankalar nezdinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinde ...'in kefil sıfatı ile yer almış olduğu kredi sözleşmelerindeki sorumluluğu sona erdirmeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda Gebze ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 30.12.2022 tarihli ihtarnamesi ile şirket eski hissedarı ...'in hisse devri sebebi ile kefaletin kaldırıldığına ilişkin davalı banka tarafından, taraflarına yazı gönderilmesinin talep edildiğini, davalı bankaya yapılan başvurudan yaklaşık 6 ay sonra 30.05.2023 tarihinde cevap gönderildiğini, ancak söz konusu metnin içeriği incelendiğinde şirket eski ortağı ...'in, kefil sıfatı ile imzası bulunduğu genel kredi sözleşmelerinin fesih edildiğine dair ibare yer almadığını, dolayısıyla verilen cevap ile taleplerinin karşılanmamış olup ...'in kefalet ilişkisinden kaynaklı davalı banka nezdinde sorumluluğunun devam ettiğini, davalarının kabulü ile; müvekkili şirketin eski hissedarı olan ...'in hisse devri sebebiyle;  eski ortak ...'in kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin feshi ile genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kefalet ilişkisinden doğan tüm sorumluluk ve yükümlülüğünün bulunmadığının tespitine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının huzurdaki davada  dava sıfatını haiz olmadığını, husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olur ise davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/12/2023 tarih ve 2023/537 Esas - 2023/1032 Karar sayılı kararında; \"Dava, davacı şirket ortağı ...'in hisse devri nedeniyle kefil olduğu sözleşmelerin feshi ve kredi sözleşmelerinden kaynaklı sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ve ekindeki belgelere göre, davacı şirket hissedarı ...'in hisselerini başka bir şirkete devrederek ortaklıktan ayrıldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 09/09/2021 tarih ve 1045 sayılı nüshasında yayınlandığı anlaşılmıştır. Kural olarak bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ait olup, buna aktif husumet ehliyeti denir. Bir hakkın kendisinden istenebilecek durumunda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi ise borçlu kişi olup, buna da pasif husumet denilir. Bir davada gerek aktif ve gerekse pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve resen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise, dava bu sebep ile reddedilir. Tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ...'in davacı şirkette bulunan hisselerini üçüncü bir şahsa devrettiğinin sabit olduğu, bu nedenle davacı şirketin dava konusu talepler bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davaya konu taleplerin ... tarafından dile getirilebileceği  anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Aktif husumet yokluğundan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/537 E., 2023/1032 K. sayılı 20.12.2023 tarihli kararına karşı, mahkemenin \"dava dışı ...’in hisselerini üçüncü bir şahsa devrettiğini ve bu nedenle davacı şirketin dava konusu talepler bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, ancak bu kararın hukuka aykırı olduğunu, ...'in ortaklıktan ayrılmış olmasına rağmen, bankalar nezdinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinde kefil olarak yer aldığını ve kefilliğinden doğan sorumluluğunun devam ettiğini, bu nedenle, müvekkil şirketin, kredi sözleşmelerinin feshedilmesini ve ...’in kefil sıfatı ile doğan sorumluluklarının sona erdirilmesini taahhüt ettiğini, ancak bu durumun yerel mahkemece dikkate alınmadığını ve davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, Dava konusu olan kredi sözleşmelerinin esasen müvekkil şirket ile ilgili olduğunu ve ...’in kefilliğinin sona erdirilmesinin müvekkil şirket tarafından talep edilmesi gerektiğini, ayrıca, davalı banka kayıtlarına göre ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile borcu bulunmamasına rağmen, genel kredi sözleşmelerinin feshi ile kefaletten doğan sorumluluklarının sona erdirilmesi için bu davanın açılmasının zaruri olduğunu, Yerel mahkemenin husumet yokluğu nedeniyle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkil şirketin bu davayı açmada aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu beyanla, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve kararın kesinleşinceye kadar icranın ertelenmesi amacıyla tehiri icra kararı verilmesini, ayrıca, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı şirketin eski ortağının kefil olduğu davacı şirket ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinden dolayı eski ortağın kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin feshi ile eski ortağın genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı sorumluluk ve yükümlülüğünün kalmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılamada davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, dava dışı  ortak ...'in hisse devir sözleşmesi ile hisselerini devrederek davacı ortaklığından ayrıldığını, bu hisse devri sırasında davacının dava dışı ortağa, ortağın kefil olduğu bankalar ile şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine ilişkin kefaletinden dolayı sorumluluğunun sona erdirileceğinin taahhüt edildiğini, bu hususta davalı bankadan talepte bulunulduğunu, ancak davalı banka tarafından kefalet sözleşmelerinin feshedilmediğini ve dava dışı ortağın sorumluluğunun devam ettiğini, bu nedenle davacı şirket tarafından dava dışı ortağa karşı üstlenilen taahhüttün yerine getirilemediğini, eski ortağın kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin feshi ile eski ortağın genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı sorumluluk ve yükümlülüğünün kalmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiş, davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacıya gönderilen cevabı yazıda dava dışı ortağın banka nezdinde bulunan kredilerden dolayı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile borcunun bulunmadığının bildirildiği ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ile dava dışı ortak arasında akdedilen hisse devri sözleşmesi ile dava dışı ortak ile davalı banka arasında akdedilen kefalet sözleşmesi birbirinden farklı iki ayrı sözleşmedir. Sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davacı, tarafı olduğu sözleşmedeki üzerine düşen bir edimi yerine getirme yükümlülüğünü sözleşmenin tarafı olmayan bankaya karşı ileri süremeyeceği ve yükleyemeyeceği gibi, davacı kendisinin tarafı olmadığı, ancak sözleşmenin tarafları tarafından talepte bulunulma hakkına sahip olunan kefalet sözleşmelerinden kaynaklı olarak talepte bulunamayacağı, kefalet sözleşmelerinin feshedilmesini veya kefalet sözleşmenin tarafı olan dava dışı ortağın sözleşme kapsamında sorumluluk ve yükümlülüğünün kalmadığının tespitine karar verilmesini talep edemeyecektir. Ayrıca sözleşmenin feshi, sözleşmenin taraflarına ait bir hak ve karşı tarafa ulaşmakla hüküm ifade edecek tek taraflı bir irade beyanı olup, sözleşmenin tarafı olmayan davacı tarafından davalı bankanın kefalet sözleşmelerinin feshine dava yoluyla zorlanması da yasal olarak mümkün olmayıp, Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bafe1516820d373c","SID":"951a86201b22dbf7"}}