{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 28/04/2023<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 27/12/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalı tarafın Antalya halinde komisyoncu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır sebze-meyve alım satımına ilişkin ticari ilişkinin olduğu, bu nedenle satış işlemlerini sözlü olarak yapmakta ve karşılığında fatura almamakta olduğunu, müvekkilinin paraya sıkıştığı bir dönemde davalıdan borç istediğini, davalı tarafın senet karşılığı olarak müvekkiline borç verdiğini, vade günü gelmeden önce davalı tarafın müvekkilinden bir miktar ödeme yapmasını istemesi üzerine müvekkilinin 20.000,00.-TL' yi arkadaşı aracılığıyla davalının hesabına gönderdiğini, senet bedelinin kalan kısmına karşılık da müvekkilince boş plastik kasa ile bir miktar sebze meyve verildiğini, davalının ise senedi takibe koyarak Antalya  Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin davalı tarafa bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin takibe konu 33.500,00.-TL bedelli senedin 20.000,00.-TL' lik kısmından borçlu olmadığının tespitine, takibin kısmen iptaline, davalının %20' den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacı tarafın müvekkiline daha önce yaptığı ödeme ile davaya konu senet arasında bir ilişki bulunmadığını, davacının haksız olarak açtığı işbu dava ile borcun tahsilini geciktirmeye çalıştığını, iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız davanın reddine karar verilmesi ile davacının %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... taraflar arasında, davalının alacaklı olduğu, davacının borçlu olduğu, 20/03/2019 düzenlenme tarihli,  20/10/2020 ödeme tarihli, 33.500-TL bedelli bononun varlığı hususunda ihtilaf olmadığı, davalı alacaklının iş bu bono bedelinin tahsili için davacı borçlu hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün  ... esas sayılı icra takibini başlattığı ve takibin kesinleştiği bu defa davacı borçlunun iş bu icra takibine konu senet borcunun 20.000-TL'sinin davalı alacaklının talebi üzerine,   vade tarihinden önce dava dışı ... hesabından davacı adına davalının hesabına havale edildiği, bu nedenle senedin bu kısmından borçlu olunmadığının tespiti için eldeki davayı ikame ettiği,  ... Bankası Seydikemer Şubesinden düzenlenen havale makbuzu incelendiğinde ... hesabından 04/09/2020 tarihinde \"... ADINA ÖDEME\" açıklamasıyla 20.000-TL EFT işlemi yapıldığının görüldüğü, davalı alacaklının da yapılan ödemenin davacı adına olduğunu kabul etmekle birlikte cevap dilekçesinde hangi alacak ya da borç için bu ödemenin kabul edildiğine dair bir açıklama yapılmadığı, davalı vekiline duruşmada bu hususun sorulduğu ve davalı vekilinin bu havalenin davacıya verilen avans ödemesinin iadesi kapsamında yapıldığını, davacının avans almasına rağmen mal teslimi yapmadığından avansı iade ettiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. 20.000,00 TL'lik ödemenin, bonoya mahsuben yapıldığı konusunda dekontta açıklama bulunmaması, bono vade tarihinden önce ödeme yapılması, davalı  tarafça bu ödemenin avans iadesi niteliğinde olduğunun ifade edilmesi, bu savunmanın  vasıflı ikrar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Vasıflı ikrarda ispat yükü yer değiştirmediğinden  ispat yükü davacıdadır. HMK 200. Maddesi uyarınca dava konusunun miktarına göre açık muvafakat olmadığı sürece tanık dinlenemeyeceği, bu durumda davacının iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispatlaması gereklidir. Davacı taraf başkaca kesin delil sunamadığından dolayı yemin deliline başvurup başvurmayacağı hatırlatılmış verilen kesin süre içerisinde de yemin deliline başvurmadığından davanın reddine, yargılama sırasında İİK 72/4 maddesi gereğince takip hakkında ihtiyati tedbir kararı da verilmediğinden ayrıca davalı lehine tazminata hükmedilmeyerek  ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 09/09/2021 tarihinde müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Numaralı dosya ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, yasal itiraz süresi içinde tebligat müvekkiline verilmediğinden  itiraz  hakkını kullanamadığını, müvekkilinin ödeme emrinde beyan edildiği miktarda borcunun bulunmadığını, taraflar arasında uzun yıllardan  bu yana süregelen ticari ilişki nedeniyle bir güven oluştuğunu,  bu nedenle  ürün satış işlemlerinin dahi sözlü olarak yapıldığını ve karşılığında fatura alınmadığını, müvekkilinin,  paraya sıkıştığı bir dönemde davalıdan  borç istediğini, davalı tarafta senet karşılığı olarak müvekkili ...'a borç verdiğini,  vade günü gelmeden önce davalı taraf müvekkilini arayarak  paraya ihtiyacı olduğunu ve mümkünse bir miktar ödeme yapmasını istediğini, müvekkilinin de uzun yıllardır devam eden ticari ilişkilerinin  hatrına davalı tarafı kırmadığını ve arkadaşı ...'dan parayı göndermesini rica ettiğini, ...'a ait ... Bankası .../.../Muğla Şubesi ... nolu hesabından 04.09.2020 tarihinde  \"... ADINA ÖDEME\" açıklamasıyla   20.000 TL sonyüksekler tarım hesabına gönderildiğini,  bu ödemenin takibe konu senet borcuna ilişkin olarak yapıldığını, ödemenin yapıldığı tarih ile senedin vade tarihi arasında kısa bir zaman olmasının bu durumu ispatlar nitelikte olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak iş bu icra takibini başlattığını, yargılama esnasında makbuzda ödemenin avans ödemesinin iadesine ilişkin olduğuna dair davalı tarafça bir makbuz düzenlenmediğini, davalı defter ibraz etmediği için ödemenin hangi alacaktan mahsup edildiğine dair bir kayıt tespit edilemediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava dışı ... hesabından davalının hesabına gönderilen 20.000,00.-TL ödemenin takip alacağına ilişkin olup olmadığı hususlarına ilişkindir. <br>TBK'nın 101. Maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebileceği, borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılacağı, TBK'nun 102. Maddesinde ise taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel borç için yapılmış  sayılacağı, birden  çok  borç  muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği, takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış sayılacağı, birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılacağının kabul edileceği hüküm altına alınmıştır.<br>Taraflar arasında, davalının alacaklı olduğu, davacının borçlu olduğu, 20/03/2019 düzenlenme tarihli,  20/10/2020 ödeme tarihli, 33.500-TL bedelli bononun varlığı hususunda ihtilaf olmadığı, davalı alacaklının iş bu bono bedelinin tahsili için davacı borçlu hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün  ... esas sayılı icra takibini başlattığı ve takibin kesinleştiği,  davacı borçlunun iş bu icra takibine konu senet borcunun 20.000-TL'sini    vade tarihinden önce dava dışı ... hesabından davacı adına davalının hesabına havale ettiği, bu nedenle senedin bu kısmından borçlu olunmadığının tespiti için eldeki davayı ikame ettiği,  ... Bankası ... Şubesinden düzenlenen havale makbuzu incelendiğinde ... hesabından 04/09/2020 tarihinde \"... Adına Ödeme\" açıklamasıyla 20.000-TL EFT işlemi yapıldığının görüldüğü, davalı alacaklının da yapılan ödemenin davacı adına olduğunu kabul etmekle birlikte cevap dilekçesinde hangi alacak ya da borç için bu ödemenin kabul edildiğine dair bir açıklama yapılmadığı, davalı vekilinin bu havalenin davacıya verilen avans ödemesinin iadesi kapsamında yapıldığını beyan ettiği sabittir.<br>Tüm dosya kapsamı yukardaki açıklamalar ve tespitler ışığında değerlendirildiğinde;  bononun tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi yoksa, mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği, dolayısıyla tanzim tarihinden sonraki ödemelerin dava konusu bono dışında başka bir borca karşılık olduğu hususunda ispat yükünün davalı alacaklıda olacağı,(Yargıtay 11. H.D. 26.06.2024 T. 2023/2799 E. 2024 /5215 K.)  ödemenin avans ödemesinin iadesine ilişkin olduğu iddiasını davalının  kesin delillerle ispat edemediği , bu durumda TBK 102. Madde gereği  davacı adına  yapılan ve davalının da kabulünde olan bu ödemenin takipe konu edilen senedin bir kısmına ilişkin olduğunun kabul edilmesi gerektiği sabittir.  Bu durumda ve bu gerekçelerle  davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. <br>Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine  karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  28/04/2023 tarih ... Esas -  ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜ ile <br>Davacı ...'un borçlusu olduğu Antalya Genel İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı takip dosyasına konu 20/03/2019 tanzim tarihli, 20/10/2020 ödeme tarihli, 33.500,00.-TL bedelli senedin 20.000,00.-TL' lik asıl alacak kısmından borçlu olmadığının TESPİTİNE, <br>Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli 1.366,20.-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 341,55.-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65.-TL harcın davalıdan  TAHSİLİ ile Hazineye gelir KAYDINA,<br>3-Davacı tarafından yapılan (peşin harç, davetiye, müzekkere, harç olmak üzere) toplam 460,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000,00.-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,<br>5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE, <br>6-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeni ile kamu tarafından yapılan 1.320,00.TL yargılama giderinin 6325 sayılı HUAK'nın 18/A-13. maddesi gereği davalıdan alınarak HAZİNEYE gelir KAYDINA,<br>7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>8-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 260,85 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde  davacıya  İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan  492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 69,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 561,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e48d2c4c9ba00844","SID":"d618b74a2dbb3140"}}