{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/75 - Karar No:2025/193<br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2023/75 <br>KARAR NO\t: 2025/193<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/808 E-2022/649 K<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 19.02.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.02.2025<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili özetle; davalı şirket ile davacı arasında 09/06/2017 tarihli güneş enerji santrali kurulumunu konu alan sözleşme imzalandığı, davacının sözleşmeye göre güneş enerji sisteminin alt yapısını hazırlayacağı, işin tam olarak yapıldığını fakat ödenmesi gereken ... için 1.357,00 TL, vergi borçları için 1,400,00 TL,  muhasebe için 280,00 TL, vergi borçları için 3.250,00 TL (...), 250,00 TL (... ...), 5.760,00 TL (... Ltd.Şti), işçi maaşı için 16.000,00 TL (Eylül maaşı), işçi maaşı için 20.000,00 TL (Adana ekibine), araç hasarı için  8.000,00 TL (2 araç), kredi tutarı 17.000,00 TL (12 ay vadeli) olmak üzere toplam 73.297,00 TL ödemenin yapılmadığı,  ödeme yapılmaması nedeni ile davalı hakkında başlattıkları icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurulduğu belirtilip, şimdilik 1.000,00 TL alacaklarına yönelik itirazın iptaline ve alacağın %20’sinden az olmamak şartı ile icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, 12.09.2022 tarihli dilekçesi ile de eksik harcın bilirkişi raporunda belirtilen 34.400,00 TL üzerinden tamamlandığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili özetle; taraflar arasında güneş enerji santrali kurulumunu konu alan sözleşme imzalandığı, davacının 08/06/2017 tarihinde çalışmaya başlayıp bu çalışmasını 19/06/2017 tarihine kadar sürdürdüğü, iki ayrı tarihte davacıya toplam 20.000,00 TL avans ödemesi yapıldığı, davacı çalışanlarının ev kirası ve yemek ücretleri için de toplam 10.000,00 TL ödeme yapıldığı, çalışma süresince davacının çalışanlarının ev kirasının ve yemek ücretlerinin ödendiği, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmediği, işi tamamlaması için uyarılmasına rağmen işi bırakıp sahayı terk ettiği, yaptıkları ödemenin davacının yaptığı iş bedelinden fazla olduğu, dava dışı iş sahibi ile yapılan sözleşmenin haksız olarak iş sahasına sokulmamaları nedeni ile haklı nedenle feshedildiği, fesihten sonra davacının anlaşarak kendi bilgileri dışında işe devam ettiği,  bu nedenle davacının alacağı bulunmadığı belirtilip davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk Derece Mahkemesince; uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından yapıldığı söylenen işlerden oluşan davacı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, her ne kadar davalı taraf davacı çalışanları için 2.160,00 TL yemek bedeli ödediğini belirtip, bu miktarında davacı alacağından mahsup edilmesini istemiş ise de, bu ödemenin davaya konu sözleşme kapsamında yapıldığının ispat edilemediği, bu nedenle de davacı alacağından indirilmesi gereken davalı ödemesi olarak kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, davacı icra takibi ile hem asıl alacak, hem de işlemiş faizden oluşan toplam 74.804,61 TL'nin tahsilini talep etmiş iken, itiraz üzerine icra takibi durdurulduğunda bu alacağının sadece 1.000,00 TL'sine yönelik itirazın iptali davasını açtığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonrası davacının talep edebileceği alacağının 34.400,00 TL olarak belirlenmesinden sonra davacı vekilince 12/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile eksik harcın tamamlandığı,  itirazın iptali davasına konu alacağın 34.400,00 TL'ye yükselttiği, bu işlemin teknik anlamda ıslah olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/14479 Esas 2018/119 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, itirazın iptali davasının başlangıçta 1.000,00 TL için açıldığı, itirazın iptali davasının itiraz tebliğ edildikten  sonra bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılması ya da itirazın iptali davası kısmi olarak açılmış ise kalan alacak yönünden yine ilk davanın açıldığı 15/11/2018 tarihinde itirazın varlığı davacı tarafından öğrenildiği için ıslah isteminin bu tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde yapılması gerekir iken, hak düşürücü süre tamamlandıktan sonra 12/09/2022 tarihinde ıslah işleminin yapıldığı, bu durumda dava dilekçesinde belirtilen 1.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali gerektiği, ıslah işlemine konu miktar yönünden ise hak düşürücü süre gerçekleştiği için bu talebin hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiği, alacak eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup alacak miktarının bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi mümkün olduğu için alacağın likit olmadığı, bu nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatı koşulları oluşmadığı gibi ret edilen miktar yönünden davacı icra takibi yapmakta haksız olmakla birlikte, kötü niyetli olarak icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığı için davalının kötü niyet tazminatı isteği koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Elmadağ İcra Müdürlüğü'nün 2018/1581 esas sayılı icra takibine yönelik itirazının 1.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 oranından başlayan ve değişen oranlı avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, davacının alacağı ancak bilirkişi raporu ile belirlenebilir nitelikte olup alacak likit olmadığı için koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteğinin reddine, asıl alacağın fazlaya ilişkin kısmına yönelik itirazın iptali isteminin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının kısmi olarak açılabileceği, daha sonra ıslah yapılabileceğinin yasa ve uygulama ile sabit olduğu,  Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin de yerleşmiş içtihatlarının tümünün bu yönde olduğu, ayrıca, dava açıldığında dava değeri tam net olarak bilinmezken, ıslah edilmesi ile dava artık bir eda davası niteliğine büründüğü, bir alacak talebine yönelik olduğu, dolayısıyla alacak davası hükümlerine tabii olması gerektiği,  Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 20.01.2020 gün 2016/8924 E. 2020/233 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, burada da belirtildiği gibi ıslah edilen miktarın alacağı dönüştüğü, ayrıca, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07.11.2016 tarih 2016/34911 E. 2016/19243 K. sayılı dosyasında da “…itirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla artırılması mümkün olup, artırılan kısım yönünden ve bu miktarlar yönünden Eda davası olarak tahsil hükmü kurulmalıdır…” şeklinde karar vererek yerel mahkemenin kararının bozulduğu, o halde alacak davası hükümlerinin uygulanması gerektiği, ayrıca, davalı tarafın dahi ıslah hususunda itirazda bulunmadığı,  mahkemece hak düşürücü süre yönünden davanın reddinin de bu itibarla doğru olmadığı, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.\t<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı tarafın ne ödeme emrinde, ne ihtarnamede ne de dava dilekçesinde ne de işbu katılma talebine konu istinaf başvuru dilekçesinde söz konusu alacaklarla ilgili herhangi bir belge, fatura, senet yahut yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir delil dahi sunmadığı, bilindiği üzere HMK 190. maddesinde ispat yükünün düzenlendiği davacının üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine  getirmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasalara aykırı olarak, eksik inceleme ve değerlendirme sonucu düzenlendiğinden hükme esas teşkil edecek yeterlilikte olmadığı, itirazlarının giderilmediği,   davacının yapması gereken işin bir bütün olarak düşünüldüğünde davacının verilen işin % 2,775'lik kısmına tekabül eden kısmını yaptığı ve bu işin bedelinin 4.107,00 TL olduğu, davacının hiç yapmadığı kolon dağıtma, ip çekimi ve konstrüksiyon ile panel montajı işlerinin karşılığının %97,225'lik kısmına tekabül ettiği ve parasal tutarının 143.893,00  TL olduğu, kaldı ki çalışma süresince taşeron firma çalışanlarının ev kirası ve lokanta yemek ücretlerinin karşılandığı, buna ilişkin belgelerin sunulduğu, bu halde davacıya davalı tarafından 10.000,00 TL verilmesine rağmen  davacı tarafından 4.107,00 TL'lik iş yapıldığı, 5.893,00 TL davacının davalıya borcu olduğu, davacı tarafça davanın ıslahla alacak davası hükümlerine tabi olacağı iddiasının açıkça yersiz olduğu, aksinin kabulü halinde iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırı nitelik taşıyacağı, ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/8970 E. 2017/314 K. Sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1997/761 E. 1997/999 K. Sayılı ilamı), alınan raporda davacının yaptığı iş bedelinin 44.000,00 TL olarak hesap edildiğinden ve dava dilekçesinde ve ihtarnamede belirtilen alacak kalemlerine ilişkin davacı alacağı tespit edilemediğinden ve mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğundan davanın reddinin gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve katılma yoluyla davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle;  Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/06/2023 tarih, 2022/1274 Esas, 2023/2273 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere her ne kadar davalı borçlunun itirazı davacı alacaklıya 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/I gereğince tebliğ edilmemişse de, davacı alacaklı işbu itirazın iptali davasını 15/11/2018 tarihinde açtığından kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de 15/11/2018 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağının kabulünde zorunluluk bulunduğu, davacı alacaklı vekili yargılama sırasında takibe giren ve davada talep edilmeyen bakiye alacağa ilişkin olarak  12/09/2022 tarihinde  harcı yatırılmak suretiyle harç ikmalinde bulunmuşsa da, işbu harç ikmalinin 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığı, hak düşürücü sürenin, itiraz niteliğinde olup hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği, mahkemece ıslah harcı ile artırılan kısım dikkate alınmadan dava dilekçesi ile 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilip de harçlandırılan dava değeri olan 1.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde hata olmadığı ve davacı vekilince icra takibine dayanak fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000,00 TL üzerinden takibin devamının talep edildiği,  ıslah dilekçesi ile dava değerinin 34.400,00 TL'ye ıslah edildiğinin belirtildiği, açıklanan nedenlerle davanın icra takibine itirazın iptali, takibin devamı niteliğinde olmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan  80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri  üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19.02.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br> <br><br><br>     Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...\t<br>  e-imzalıdır           e-imzalıdır          e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br> <br><br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c90235a2d528a74f","SID":"a676716c6dd03985"}}