{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1271 Esas<br>KARAR NO: 2025/211<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/06/2022<br>NUMARASI: 2019/186 E. - 2022/107 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)|Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava talepli dilekçesinde özetle; davacının Türkiye'de ve dünya çapında tanınmış prestij sahibi bir ressam olduğunu, eserlerinin Türkiye'de ve yurt dışında sanat dünyasındaki bilinirliği ile talep gördüğünü, kişisel ve ortak sergileri ile the ... vb. koleksiyonlarda eserlerinin bulunduğunu, davalı şirketin müzayede sektöründe çalışan ekspertiz hizmetleri veren bir firma olduğunu, davalının 23 Aralık 2018 tarihinde yaptığı müzayede için tanıtım ve fiyat bilgisi içeren bir katalog hazırladığını, bu katalogda davacının  “isimsiz” eserinin fiyatı 80.000 TL olarak (güncel değer ortalaması 100.000 TL ile 150.000 TL olduğu ibaresi ile) ve “...” isimli eserinde 90.000 TL olarak (güncel değer ortalaması 120.000 TL ile 156.000 TL olduğu ibaresi ile) belirtildiğini, bu değerlerin hangi ölçütlere göre yazıldığının belli olmadığını ve davacının eserinin fiyatının piyasada düştüğünü, yarı fiyatıyla satıldığı imajını verdiğini, oysa bu eser ve benzeri eserlerin 70.000 Euro (yaklaşık 420.000TL) olduğunu, bu yönde satış sözleşmeleri olduğunu, davacının eserlerinin olması gerekenden çok daha düşük bedelle katalogda yer alması davacıyı maddi ve manevi zarara uğrattığını, FSEK ‘den kaynaklanan maddi ve manevi haklarının ihlal edildiğini, eylemin aynı zamanda TTK 54 haksız rekabete yol açtığını, davacının  haklarına yapılan saldırının önlenmesi haksız rekabetin tespiti şimdilik 50.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili, hükmün ilanına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müzayede satışındaki çıkış fiyatına dair iddiaların BK 225-227 müzayede yoluyla satış mevzuatına, müzayede yoluyla satışın hukuki niteliğine ve doğasına aykırı olduğunu, davacı tarafın eserin fikri mülkiyeti ile fiziki mülkiyetini karıştırdığını, burada satış konusunun fiziki mülkiyet olduğunu, fiziki satışta eser sahibinin 3. Şahıslara karşı artık taraf olmadığını, müzayede bir eserin ilk satış bedelinin piyasa rayiç fiyatı olmadığını, açık artırma için satışa arzedilen ilk bedel olduğunu, bu ilk çıkış bedelinin o müzayede şirketinin ticari müzayede stratejisinin yansıttığını, ilk çıkış fiyatının cazip tutularak fazla alıcının katılması ve oluşacak rekabetle fiyatın yükselmesinin sağlandığını, ilk çıkış fiyatının yüksek tutulması halinde satışa az kişi veya kimse katılmayarak satışın gerçekleşmeyebileceğini, bu durumun eser sahibini manevi anlamda olumsuz etkileyebileceğini, satıcı ve alıcıların müzayedenin hukuki niteliğini ve şartnamenin koşullarını bilerek satışa iştirak ettiklerini davacının benzer eserlerinin 70.000 Euroya satıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, lebrizcom bilgi bankası sitesinde fiyatların 145.000-150.000 TL arasında gösterildiğini, davalı şirketin alanında 300 müzayedeyi aşmış ve 40 yıla yaklaşmış faaliyetleriyle ülkemizde bu kültürün gelişmesine önemli katkılar sağladığını, müzayede şirketinin bu satışla ilgili sorumluluğunun TTK 54 anlamında bütün katılımcıların menfaatine uygun, dürüst ve eşit davranmakla sınırlı olduğunu, davacının TTK 54 aykırılık iddiası için müzayede şirketinin müzayedeyi sanatçı özelinde fesada uğratarak artışı önlediğini müzayedenin geçersiz olduğunu kanıtlamasının gerektiğini, fikri mülkiyet ile ilgili hakların fiziki mülkiyete ilişkin satışla ilgisi olmadığını, beraber fiyat belirlemenin sadece katılan satıcı eser sahibi (fiziki mülkiyet sahibi) ile müzayede arasında söz konusu olabileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Somut olayda ise gerek sektör bilirkişinin görüşleri, dosyadaki delil durumu, müzayede ile ilgili uygulama, müzayedeye alınan eserlerin yüksek fiyattan satılmasında davalının da ekonomik olarak yüksek menfaatinin bulunması, dolayısıyla davacı ve davalı arasında haksız rekabete neden olacak yasal şartların mecvut olmadığı, müzeyyeninin yapıldığı anda sanatçının tanınırlığı, ekolü, eser sayısı, eserlerin niteliği gibi pek çok farklı kavramın da önemli olması, davacı ve davalı arasında daha önceden eserin belirli bir oranın altında piyasaya verilemeyeceği yönünde de bir sözleşme yada sertifika bulunmaması, davalı müzayada firmasının kataloğda gösterdiği fiyat aralığının kanuna, uygulamaya aykırı bulunmadığı, bir sanatçının eserinin ölçüsünün para ile kıyaslanmayacak oluşu, sanatçının eserinin hak ettiği değeri bulması için kataloğda bu meblağın yüksek tutulmasının gerekmediği, resim sanatının içinde bulunduğu ortam ve satış usulleri yönünden uygulama gözetildiğinde davacının fsek kapsamında mali yada manevi hakları ihlal edilmediği gibi, somut olayda haksız rekabet hükümlerinin de uygulama yeri bulunmadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. -Davanın Reddine,<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava aşamasında müvekkili ...'ün  vefat ettiğini, müvekkilin ölümünden sonra ablası ..., kardeşi ... ve annesi ...'ün kaldığını, dava aşamasında annesi ... de vefat ettiğini, davaya Mirascı ...'in vekaletnamesi sunulduğunu, ...'ün vekaleti alınamadığından ve irtibat kurulamadığından vekaletname sunulamadığını, mahkemede davalıya mirasçılık belgesini almak ve mirascılara tebliğ çıkartmak adına karar verildiği ve kararın sonucu beklenmeden karar verildiğini, müteveffa ...'ün mirasçısı ...'e tebligat yapılmadan, davaya devam edip etmeyeceği sorulmadan karar verildiğini, dava dosyası kapsamına göre bilirkişi raporu aldığını, bilirkişiler dava konusu uyuşmazlığı anlamadan ve irdelemeden rapor verdiğini, davalının müzayede kataloğu düzenlediğini, müzayede kataloğunda 2 ayrı fiyat olduğunu ve fiyat düzenlemesi Türkiye ve dünya müzayede teamüllerine aykırı olduğunu, müzayede kataloglarında eserin fotoğrafı ve eserin bilgisi ve 1 adet de fiyat bilgisi  olduğunu, davaya konu edilen müzayede kataloğunda 2 fiyat olduğu ve 2 fiyattan kasıt sanki eser çok değersizleşmiş halde gösterildiğini, davacı müvekkilin isimsiz eseri Katalogda (57 nolu) güncel değer ortalaması 100.000-150.000-TL ancak müzayedede satış değeri 80.000-TL portre eseri Katalogda (58 nolu) güncel değer ortalaması 120.000-160.000-TL ancak müzayedede satış değeri 90.000-TL olduğunu, ortaya çıkan sonuçta ...’ün eserinin yarı yarıya düştüğünü, müzayede çıkış değerini gösterir katalog tüm koleksiyonerlere gönderildiğini, resim piyasasında olan hemen hemen herkese bu katalog gönderildiğini, dolayısıyla eserin piyasa değeri bilinmesine rağmen 2. değer verilerek, eserin merdiven altı piyasaya düştüğü imajı verildiğini, koleksiyonerler ve müvekkili ...’ün eserlerini almak isteyen alıcılar, bu katalogda gösterilen değer kabul ederek piyasa değeri oluşturulduğunu, eser 160.000-TL nin üzerinde satıldığını, müzayede anında uzun uzun artış yapmak alıcılarda da bıkkınlık yarattığını, dolayısıyla fiyat artışları gereksizce uzayınca eser kendi değerini bulamayacağını, şimdi ise 80.000-TL değer biçildiğine göre, kataloğu bugün inceleyen bir koleksiyoner, ...’ün eserinin ortalama fiyatının 80.000-TL olarak değerlendirecek ve elinde kaynak olarak da söz konusu kataloğu göstereceğini, müzayede sonucunu koleksiyoner bilmediğinden eserin 160.000-TL ye satıldığını bilemeyeceğini, davalının benzer kataloglarını incelediğini böyle 2 li bir fiyat politikası olmadığını, bu şekilde davranış müvekkilin hak kaybına sebebiyet verdiğini, davalının müzayede sonucunu değil, müzayede çıkış rakamını gerek basımı kataloğunda gerekse web sayfası katalog  bilgisine girildiğinde ...'ün eserinin düşük fiyatı görülebildiğini, ressamın gelecek davalının müzayede sonucunu olmadığını, müzayede çıkış rakamını gerek basılı kataloğunda gerekse web sayfası katalog bilgisine girildiğinde ...'ün eserinin düşük fiyatı görülebildiğini, müvekkilin eserleri dav tarihinde ve müzayede tarihinde müzayedede satılan değerin 3 katına yani 450.000-500.000-TL bandında satıldığını, müzayede şirketleri basında yer almak için 1 adet esere çok düşük rakam koyarak, basın üzerinden müzayedeye ilgi yaratmak istedikleri görüldüğünü, dava konusu olayda böyle birşey mevcut olmadığını, eserin bir değeri var, bir de sanki pazara düşmüş, kıymetten düşmüş gibi bir değerleme yapıldığını, bu da müvekkilin başkaca piyasada alınan satılan resimlerinin fiyatına olumsuz etki yaptığını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/186 E sayılı dosyasından verdiği kararının usul ve esas kurallarına aykırı olması dolayısıyla ortadan kaldırılmasını, davanın kabul edilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemede görülen davada yeni taraf teşkili sağlanmaksızın karar vermiş bulunduğunu, zira davacı asil ...'ün vefatı neticesinde davadaki taraf sıfatı sona erdiğini, davacı tarafça, müteveffanın veraset belgesi sunularak mirasçılarına tebligat çıkarılması gerektiğini, bu hususta mahkeme, 19.10.2021 5 no'lu celse 2 no'lu ara kararı ile \"Davacı vekiline duruşma zaptının tebliği ile davacı asile ait veraset ilamı, kimlerin mirasçı olarak kaldığı varsa bu mirasçılara ait vekaletnameyi ibraz etmek üzere davacı vekiline yetki verilmesine\" karar vermiş ise de davacı taraf bu ara kararını yerine getirmediğini, mahkeme de bu usuli eksiklik tamamlanmamasına rağmen karar verdiğini, davanın yargılaması aşamalarında çok ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere, davacı tarafın esas hakkındaki itirazları, açık artırma ile satışın hukuki niteliğine aykırı olduğunu, bu tür satıştaki \"ilk çıkış fiyatı\" o eserin gerçek ve nihai fiyatı olmadığını, bu durumun tüm alıcılar ve tüm kamuoyu tarafından bilindiği ve kabul edildiğini, müzayedeye katılan eserle ilgili çıkış fiyatını belirleme yetkisi, müzayede yetkilisinin ve eserin fiziki mülkiyetinin sahibine ait olduğunu, fiziki mülkiyete sahip olmayan ressamın bu konuda yetkisi kalmadığını, mahalli mahkeme kararının usuli eksikliklerinin tamamlanmasına, esas yönden ise kararın onanmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; davacının ressam olduğu ve davalı müzayede şirketi tarafından davacının eserlerinin çok düşük fiyatla satışa sunulduğu iddiası ile fikri haklar  kapsamındaki haklarına yapılan tecavüzün  önlenmesi , haksız rekabetin tespiti şimdilik 50.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. Somut olayda, mahkemece 15/06/2022 tarihinde karar verilmişse de, davacı ...  karar tarihinden önce 22/04/2021 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilinin 18/10/2021 tarihli dilekçesinde, davacının öldüğünü, mirasçılardan vekaletname alacağını beyan ettiği, mazeret bildirdiği, mahkemenin 19/10/2021 tarihli duruşmada, davacı vekilinin beyanını dikkate alarak duruşmayı ertelediği, taraf teşkili işlemlerini yürütmek üzere vekile süre verdiği, ancak duruşmanın   sözlü yargılama için gün tayin edilerek ertelendiği, daha sonraki 01/03/2022 tarihli  duruşmada, davacı vekiline taraf teşkili işlemlerini tamamlamak üzere bir hafta kesin süre vererek sonraki oturumu sözlü yargılama duruşması olarak belirlediği,  15/06/2022 tarihli duruşmada; davacı vekilinin mazeret bildirdiği ancak son iki oturumda davacı vekilinin mazereti nedeniyle duruşmanın ertelendiği geçen oturum son kez erteleme yapılacağına ilişkin ara kararında zapta geçtiği, davacı vekilinin mazeretinin de belgelenmediği gözetilerek mazeretin reddine karar verilerek taraf teşekkülü sağlanmadan davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama süresince tarafların dava ve taraf ehliyetine sahip bulunması dava şartıdır (HMK 114/1-d). Gerçek kişiler hayatta olduğu sürece taraf ehliyetine sahiptir. Gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti ölümle sona erer (TMK m.28/1). Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. 1086 sayılı HUMK’nın 41. ve 6100 sayılı HMK’nın 55. maddesi gereğince “Taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar, mirası kabul veya reddetmemiş ise, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Ancak, hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” Bu hüküm mirasçıların malvarlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Dava mamelek hukukundan doğan alacak davası olduğundan, ölenin mirasçılarını da ilgilendiren bir davadır. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin veya vekilinin davaya devam etmesi mümkün değildir. Ancak ölen kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Taraf teşkili kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece resen dikkate alınarak, taraf teşkilinin sağlanması, vekilin tüm mirasçılar yönünden makul sürede vekaletname sunamayacağının anlaşılması halinde, davacı murisin nüfus kaydının çıkarılarak ölenin mirasçılarına  usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilip davayı takip edip etmeyecekleri sorulduktan sonra  karar verilmesi gerekirken, bu hususta yükümlülüğün davacının ölümü ile vekalet görevi düşen avukata yüklenerek, taraf teşekkülü sağlanmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı-mirasçı  vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,  taraf teşekkülünün sağlanması için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı-mirasçı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih, 2019/186 E. 2022/107 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı/mirasçı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13a15bab9d116a2c","SID":"189cb8f12e1cbde8"}}