{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/255 <br>KARAR NO: 2025/400 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/11/2024<br>ESAS NO: 2023/928 <br>KARAR NO: 2024/1041<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 20/02/2025<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/11/2024 tarih ve 2023/928 E - 2024/1041  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, personel taşıma işiyle iştigal etmekte olup davalı şirkete ait fabrikanın da bir süre personel taşımacılık hizmetini yaptığını,  davalı şirketin, ortada hiçbir haklı ve geçerli neden yokken, müvekkilin son dönem yaptığı taşımacılık hizmetinin ücretini ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin, davalı şirket yetkilisiyle şifahen görüştüğünde ise; kısmi ödeme (20.000-TL) yapıldığını ve borcun tamamını ödenmediğini, kalan bakiye için Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibine geçildiğini ve davalı şirketin, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz edildiği için davalı şirket aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, somut ve  her türlü şüpheden uzak bir delil sunulmadığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu konuda ki  E. 2021/7253 K. 2021/12178 T. 29.11.2021 sayılı kararında da  faturanın tek başına alacağın varlığına delil olamayacağına değinildiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Tüm Dosya Kapsamı Değerlendirildiğinde: takip dayanağı faturaların davacının usulüne uygun tutulmuş olan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça HMK'nın 222/(3). maddesine uygun ihtaratı içerir şekilde tebligat yapılmasına rağmen ticari defterlerinin ibraz edilmediği veya bulundukları yeri bildirilmediği, bu nedenle davacının usulüne uygun tutulmuş olan ticari defterlerinin lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla fatura bedeli üzerinden davanın  kabulüne karar verilmiştir. Davacı, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. İİK'nun 67/2.maddesine göre \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Somut olayda alacağın faturadan kaynaklı likit bir alacak olması ve davacının talebi gözetilerek, itirazın iptaline karar verilen 72.296,00 TL'nin takdiren % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 72.296,00 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 faiz uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin söz konusu uyuşmazlıkta yetkisi olmadığı halde uyuşmazlığı yasaya aykırı olarak incelediğini, HMK'nın 1. maddesine göre görev kanunla düzenleneceğini, yani görev kuralları kamu düzenindendir. Bu sebeple mahkemelerin görevli olması dava şartı olduğunu, taraflar, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabileceğini, görev itirazı esas itibariyle dâvâlı tarafından yapılacağını, görev itirazında bulunulmuşsa mahkemenin ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlaması gerektiğini, bu konuya Hukuk Genel Kurulunun 8/5/1957 gün ve 4/39-32 sayılı kararında da değinildiğini, bu kapsamda yetki itirazında bulunduğumuz halde yerel mahkemece yasaya aykırı bir şekilde söz konusu dava karara bağlandığını, verilen bu karar usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu hususlara ek olarak İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tâbi olup alacaklı, bu davayı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açabileceğini, açıklanan bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunlu olduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 gün ve 2013/11-360 E. 2013/1605 K. sayılı kararında da; \"Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacaktır.\" aynı ilke benimsendiğini, söz konusu hususları yerel mahkemede de ileri sürmüş olmamıza rağmen kesinlikle dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve araştırma neticesinde hatalı bir şekilde karar verildiğini, müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, dosya kapsamında müvekkil şirketin borcu olduğunu iddia edilmişse de somut ve her türlü şüpheden uzak bir delil sunulmadığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu konuda ki  E. 2021/7253 K. 2021/12178 T. 29.11.2021 sayılı kararında da bu hususa değinildiğini, ancak yerel mahkemece söz konusu beyanlarımıza itibar edilmediği gibi bu durumlar dikkate alınmaksızın eksik inceleme neticesinde alınan bilirkişi raporları doğrultusunda hatalı bir şekilde karar verildiğini, zira fatura tek başına bir akit olmadığını, Yargıtay içtihatları ve doktrinde faturaların tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğu ifade edildiğini, nitekim faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmadığını, bu kapsamda faturaya süresi içerisinde bir itiraz yapılmışsa vesikanın doğruluğunu faturayı tanzim edenin ispatlaması gerektiğini, çünkü MK.m.6 hükmüne göre konuya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1978 tarihli bir içtihadında borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her asılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüşün mantıki ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir. Yine bir başka içtihadında akdi ilişki kanıtlanmadığı sürece alacaklının borçlu adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin borçluyu bağlayıcı bir yanı olmadığı belirtildiğini, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi daha güncel içtihatlarında ise itiraza uğrayan faturaların borçlu aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini vurguladığını, ancak yerel mahkemece yapılan yargılamalarda izah ettiği bu hususlara hiçbir şekilde değinilmediği gibi savunmaları da dikkate alınmaksızın yasaya aykırı bir şekilde karar verildiğini, istinaf başvurumuzun kabulü ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/928 E 2024/1041 K sayılı ilamının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, faturaya dayanan alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, HMK'nın 222/3.maddesi de nazara alınarak davalının ticari defterlerini yasal ihtarata rağmen ibraz etmemesi ve davacının sunduğu ve bilirkişi tarafından incelenen usulüne uygun olarak tutulmuş, birbirini doğrulayan kayıtlar içeren kendi ticari defter ve kayıtlarıyla takibe konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu kısmen ispat etmiş olması gözetilerek davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/11/2024 tarih ve 2023/928 E - 2024/1041  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli olan 4.938,52 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.234,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.703,89 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,   <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 20/02/2025<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ed45e848be8f18c","SID":"22f218db6981443c"}}