{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/2150 <br>KARAR NO: 2024/1865 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/9/2021<br>NUMARASI: 2017/848 (E) - 2021/708 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 24/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ün  idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'ın yaralandığını, kazaya tam kusuruyla sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli  ZMSS poliçesinin bulunmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 200 TL geçici ve 3.000 TL sürekli göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 17/11/2020 tarihli bedel attırım dilekçesiyle 2.230,16 TL geçici ve 47.589,02 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 49.819,18 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 06/07/2021 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği 138.679,84 TL sürekli iş göremezlik ve 2.477,96 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 141.157,8‬0 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davacı ... için  138.679,84 TL sürekli iş göremezlik tazminat alacağının temerrüt tarihi olan 27/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (...nın 2017 yılı için Hazine Müsteşarlığı'nın belirlediği poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, geçici iş göremezlik tazminat alacağı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işbu dava açılmadan önce müvekkiline usulüne uygun biçimde başvurulmadığını, maluliyet tespitine ilişkin hükme esas alınan raporun uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz indirimi uygulanması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı hesaplandığını, iki kere ıslah edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda, davacı 14/9/2017 tarihinde davalıya başvurmuş olup davalı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde değildir. Mahkemece alınan 11/11/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre  trafik sigortası bulunmayan ... plakalı traktör sürücüsünün  % 65,  dava dışı diğer  sürücünün  (çekici sürücüsü) % 25 ve davacının %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Davacının gerçekleşen çift taraflı kazada, sigortasız araçta (traktör) yolcu olduğu (kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı) ve ATK'nin kusura ilişkin raporunun dosya içeriğine uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin kusur raporuna itirazı kabul edilmemiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur TBK md. 52'de düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu  hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda; sigortasız traktörün romörkünde yolcu olan davacının, yolcu taşınmasına uygun olmayacak şekilde seyahat ettiği anlaşılmakla,  müterafik kusur nedeniyle, hesaplanan tazminattan (Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre  %20 oranında) indirim yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda;  ATK raporunda davacıya %10 kusurun, traktör römorkunda yolculuk yapması nedeniyle izafe edilmiş ve mahkemece bu şekilde yapılan hesaplamaya göre karar verilmiştir. Başka bir ifadeyle %10 oranında davacıya izafe edilen kusura göre belirlenen tazminat, esasen müterafik kusur indirimi sonucu (bilirkişi tarafından) bulunan tutar olup  müterafik kusur indiriminin yargısal uygulamalara (%20) uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak; davacının dava dilekçesinde, yolcu olarak bulunduğu aracın kusuru oranında tazminat talebinde bulunmaması (Dava dışı araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısı ile davalı, zararın tamamından müteselsilen sorumlu olup davacı talebini kusur oranlarına özgülemeyip her biri zararın tamamından sorumlu olan müteselsil sorumlulardan davalıya yöneltmiştir.), sigortasız aracın verdiği zarardan sorumlu olan davalının, -haklarında dava açılmamış olsa dahi- olaya karışan dava dışı araç sürücüsü, işleteni ve sigorta şirketi ile birlikte tazminatın tamamından müteselsil sorumlu olması, sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu yönündeki savunmanın üçüncü kişi sayılan davacıya karşı değil, ancak iç ilişkide dava dışı diğer aracın sorumlularına karşı ileri sürülebilmesi, bu itibarla davacının zararının tamamının (müteselsil sorumluluk ilkeleri gereği) davalıdan istenebilmesinin mümkün olması, dolayısıyla mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda tespit edilen toplam tazminat tutarı üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması halinde ulaşılan tutarın da teminat limitinin üzerinde olması karşısında, müterafik kusur indirimine ilişkin istinaf itirazının dayanaksız olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan; hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.Somut olayda, taşımanın sadece davacı küçüğün yararına olduğuna dair dosyada delil bulunmamakla hatır taşınması indirimi uygulanmaması yerindedir.Davalının bilirkişi raporuna itirazı sonucunda \"Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"  göre  31/12/2020 tarihli rapor alındığı ve kaza tarihine göre uygun olan yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği olayda; uygun olmayan yönetmelik hükümlerine göre alınan 28/12/2020 tarihli raporun kazanılmış hak sayılamayacağı anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre;  bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları kabul edilmemiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen itiraz da yerinde değildir.Ayrıca, 28/7/2017 tarihli müzekkere cevabına göre davacının geçirdiği kaza neticesinde  SGK'den rücuya tabi ödeme yapılmadığı anlaşılmış olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir.Bununla beraber, davaya konu trafik kazasına sebep olan aracın ZMMS sigortacısı davalıya başvurduğundan ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi tazminat bakımından temerrüt faizi olarak, başvurudan itibaren 8 iş gününden itibaren avans faizine hükmedilmesi doğrudur.Davalı vekilinin 12/11/2020 tarihinde HMK 107/2 maddesine göre dava değerinin belirlenmesine ilişkin dilekçe sunup 06/07/2021 tarihinde de davasını ıslah etmesi (dilekçesinde bedel artırım olarak ifade edilmiş olmakla birlikte, bu dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabulü gerektiğinden) karşısında davalı vekilinin, davanın iki kez ıslah edildiğine ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 9.473,21 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.368,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.104,81‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ca88a794cf627f1","SID":"26048a55b7ec6b00"}}