{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/2037 Esas<br>KARAR NO:2025/79 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/711 Esas- 2024/710 Karar <br>TARİH:22/11/2024<br>DAVA:Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))<br>KARAR TARİHİ:23/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...nin yetkilisi ve tüm pay sahibi ... 24.04.2024 tarihinde vefat ettiği, muris şirket yetkilisi ve pay sahibi ardından mirasçı olarak reşit olmayan 2 çocuğu ve eşi kaldığı, dolayısıyla şirketin yeni pay sahipleri anne ve 2 çocuğu olduğu, mirasçılar tarafından ilgili şirketin tasfiyesi ve satışı için harekete geçildiği, bunun için öncelikle Büyükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1638 Esas sayılı dosyasından ...'ün mirasçısı 2 küçük çocuk için kayyım atanması talep edildiği, ardından kayyım talebi kabul olması ile birlikte şirketin tasfiyesi için harekete geçilmiş ve yine aynı dosyadan bu hususta yetki ve izin istendiği, ...ne ait ... Bankası ... Numaralı ... Şubesinde çek hesabı olduğu görüldüğü, muristen kalan belgeler incelendiğinde ilgili çek koçanına rastlanmış ve olduğu gibi bankaya başvurulduğu, ancak banka tarafından yapılan inceleme sonrasında 1 adet, ... numaralı çek yaprağının, eksik olduğu tespit edilmiş ve bu çek yaprağı bulunmadan hesabın kapatılmayacağı belirtildiği, ancak hem muristen kalan bilgi ve belgelerde hem de şirketin tüm hesap, defter ve işlemlerinde ilgili çekin nerede kullanıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmadığı,  bunun yanında ne murisin vefat etmeden önceki döneminde ne de vefatından sonra anılan çek yahut farklı bir borçtan dolayı müvekkili firmaya karşı başvuran hiçbir alacaklı da olmadığı, pek muhtemel ki muris tarafından söz konusu çek keşide edildikten sonra zayi olmuş, kaybedilmiş ve bir daha bulunamamış olabileceği, fakat gelinen bu nokta itibariyle müvekkil firmanın tasfiyesi ve banka nezdindeki hesabının kapatılması için ... Bankası ... Numaralı ... Şubesi ... numaralı çekin müvekkili firmanın meşru hamilken zayi olduğunun tespiti gerektiği, söz konusu çeklerin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde çek karşılığının haksız olarak tahsil edilmesi tehlikesi ve bunun yanında şirketin mahkeme kararı uyarınca gerçekleştirilmesi gereken tasfiye işlemlerinin neticelendirilememesi söz konusu olduğu, bugüne kadar çeklerin bulunamadığı, çekleri bulan veya çalan kişilere haksız bir şekilde tahsilini önlemek için mahkemeden çeklerin iptalini, bu talebin mahkemenizce kabul görmemesi halinde ise anılan banka hesabının kapatılması ve şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanması için ilgili çekin üçüncü bir kişiye verilmeden evvel kaybolduğunun tespitini talep etmek zarureti doğduğu, çeklerin bankaya ibrazı halinde tahsilin önlenmesi için teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ... Bankası ... Şubesine ödemeden men talimatı verilmesine, Keşidecisi ... olan ... Bankası ... Şubesi, keşide yeri İstanbul olan ...çek numaralı çekin iptaline mahkeme aksi kanaatte ise zayi olduğunun mahkemece tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/11/2024 tarih ve 2024/711 Esas- 2024/710 Karar sayılı kararında;\"Dosyada yapılan incelemede davanın çek iptali davası olduğu ve davada HMK 316-322 maddelerince basit yargılama usulü uygulandığından ve HMK 321/1 maddesi gereğince mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verileceğinden ve dava dilekçesinin incelenmesinde davayı açan ... 'nin keşideci olduğu keşidecinin çek iptali davası açma hakkı bulunmadığından yapılan incelemede davacı şirketin  iptalini istediği çekin ... Bankası keşide yeri İstanbul olan ... çek numaralı ... Şubesinde bulunan çek olduğu, keşidecisinin davacı ... olduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 757-764. maddelerinde yer alan yasal düzenlemelere göre çek keşidecisinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptalini isteme hakkı TTK'nın 651/2. maddesi uyarınca senet üzerinde hak sahibi bulunan hamile aittir. Kıymetli evrakta hakkın senede bağlı olması nedeniyle, senedin zayi olması halinde hak sahibi hamile iptal kararı alarak, hakkını senetsiz olarak ileri sürme, ya da yeni bir kıymetli evrak tanzimini isteme olanağı tanınmak istenmiştir(TTK m.652).6102 sayılı TTK'nın 651/2. Maddesi gereğince kıymetli evrak zayi olduğu anda ancak çek üzerinde hak sahibi olan kişinin iptal davası açma hakkının bulunduğu  keşidecinin çek iptal davası açma hakkının bulunmadığı (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 30/10/2013 tarih 2013/3036 esas 2013/19155 karar  sayılı ilamınında aynı yönde olduğu) anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''1-Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin çek keşidecisinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunmadığı, zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptalini isteme hakkı hamile ait olduğu,  senedin zayi olması halinde hak sahibi hamile iptal kararı alarak, hakkını senetsiz olarak ileri sürme, ya da yeni bir kıymetli evrak tanzimini isteme olanağı tanınmak istendiği yönündeki gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini ancak somut vakıa ve taleplerinin mahkemenin ret gerekçesinden ayrık olup iddia ve talepleri incelenmeden direkt olarak ret kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir.Müvekkilin ...nin yetkilisi ve tüm pay sahibi ...'ün 24.04.2024 tarihinde vefat ettiğini, muris şirket yetkilisi ve pay sahibi ardından mirasçı olarak reşit olmayan 2 çocuğu ve eşi kaldığını, dolayısıyla şirketin yeni pay sahiplerinin anne ve 2 çocuğu olduğunu,Şirket yetkilisi ve tüm pay sahibi ...'ün vefatı ardından mirasçıların söz konusu şirketle ilgilenme yahut yönetme talebi ile kabiliyeti ve dahi söz konusu şirketin son zamanlarda herhangi bir ticari faaliyeti olmadığından, mirasçılar tarafından ilgili şirketin tasfiyesi ve satışı için harekete geçildiğini, Bunun için öncelikle Büyükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1638 Esas sayılı dosyasından ...'ün mirasçısı 2 küçük çocuk için kayyım atanması talep edildiğini, ardından kayyım talebi kabul olması ile birlikte şirketin tasfiyesi için harekete geçildiğini ve yine aynı dosyadan bu hususta yetki ve izin istendiğini, mahkemece bu husustaki taleplerinin de kabul edilerek 17.10.2024 tarihinde ...nin tasfiyesi ve kapatılması için kayyım yetki ve izin verildiğini, bu kapsamda şirketin tasfiye aşamasına girdiğini ve tasfiye memuru olarak da Hakim Maraşi'nin atandığını beyan etmiştir.Huzurdaki dava kapsamında salt çekin iptali değil mevcut durumun tespitine yönelik araştırma yapılması da istenmiş olup tespit talepleri bulunduğunu, bu sebeple taleplerinin salt çek iptali yönünden değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davaya konu uyuşmazlığın ise tam olarak şirketin tasfiyesi işlemlerine başlandığı sırada meydana geldiğini, murisin çocuklarına kayyım olarak atanan ve şirketin tasfiyesi için kendisine yetki verilen ... ile şirkete tasfiye memuru olarak atanan Hakim ...'nin şirketin defter ve belgeleri ile muris ...'ten kalan belgeleri incelendiği sırada ...ne ait ... Bankası ... Numaralı... Şubesinde çek hesabı olduğunun görüldüğünü,Muristen kalan belgeler incelendiğinde ilgili çek koçanına rastlandığı ve olduğu gibi bankaya başvurulduğu, ancak banka tarafından yapılan inceleme sonrasında 1 adet, ... numaralı çek yaprağının, eksik olduğunun tespit edildiği ve bu çek yaprağı bulunmadan hesabın kapatılmayacağının belirtildiği, ancak hem muristen kalan bilgi ve belgelerde hem de şirketin tüm hesap, defter ve işlemlerinde ilgili çekin nerede kullanıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmadığını,Bunun yanında ne murisin vefat etmeden önceki döneminde ne de vefatından sonra anılan çek yahut farklı bir borçtan dolayı müvekkil firmaya karşı  başvuran hiçbir alacaklının da olmadığını,Muris tarafından söz konusu çekin keşide edildikten sonra zayi olduğunu, kaybedildiğini ve bir daha bulunamadığını ancak çek defterinde hala daha boş yaprak olduğundan ve anılan çekin de üçüncü bir kişiye verilmeden evvel kaybolduğu bilindiğinden ve dahi son zamanlarda muris yaşamakta olduğu hastalık sebebiyle herhangi bir işle ilgilenmediğinden bu hususta herhangi bir işlem yapılmadığını,Fakat gelinen bu nokta itibariyle müvekkil firmanın tasfiyesi ve banka nezdindeki hesabının kapatılması için ... Bankası ... Numaralı ... Şubesi ... numaralı çekin müvekkil firmanın meşru hamilken zayi olduğunun tespiti gerektiğini,Söz konusu çeklerin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde çek karşılığının haksız olarak tahsil edilmesi tehlikesi ve bunun yanında şirketin mahkeme kararı uyarınca gerçekleştirilmesi gereken tasfiye işlemlerinin neticelendirilememesinin söz konusu olduğunu, bugüne kadar çeklerin bulunamadığını, çekleri bulan veya çalan kişilere haksız bir şekilde tahsilini önlemek için çeklerin iptalini talep ettiklerini, bu talebin kabul görmemesi  halinde ise anılan banka hesabının kapatılması ve şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanması için ilgili çekin üçüncü bir kişiye verilmeden evvel kaybolduğunun tespitini talep etmek zarureti doğduğunu beyan etmiştir.Çek iptaline karar verilmediği noktada tespite yönelik taleplerin değerlendirilmesi gerektiğini, Müvekkil firmanın tasfiye sürecini tamamlayabilmesi için ilgili çeklerin akıbeti yönünden inceleme yapılması ve mevcudun tespiti gerektiğini, Dolayısıyla mahkemece bu husus göz ardı edilerek ikame edilen davanın salt çek iptali olduğundan hareketle reddedilmesinin aslında taleplerinin tam olarak incelenmediği anlamına geldiğini,Tüm bu hususlar kapsamında müvekkil firmanın çekleri kullanmadığı, akıbeti hakkında da herhangi bir bilgiye sahip olmadığını, ancak tasfiyenin tamamlanması ve adı geçen bankanın müvekkil firmaya ait çek hesabını kapatabilmesi için mahkemenin bu hususta inceleme yaparak en azından mevcut durumu tespit etmesi gerektiğini, zira banka nezdinde var olan durumun mahkeme ilamı olmaksızın kapatılmasının mümkün olmayıp böyle bir durum da müvekkil firmanın hiçbir zaman tasfiyeyi tamamlayamaması anlamına geldiğini,Dolayısıyla somut olay kapsamında çekin iptali, çekin iptalinin mümkün olmadığı durumda da müvekkil şirket kayıtları ve diğer kayıtlar çerçevesinde -gerektiği taktirde ... ilan yapılarak- mevcut durumun tespitinin gerekli olduğunu, zira müvekkil firmanın bankayla olan ilişkisinin kesilmesinin mümkün olmadığını,Bu sebeple söz konusu çekin akıbeti bakımından iptal kararı vermeyen mahkemenin en azından tespite yönelik taleplerini değerlendirmesi gerekirken tümden ret kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olup bu karar aleyhine istinaf yoluna başvurma gereği hasıl olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi tarafından eksik ve hatalı inceleme neticesinde verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6102 sayılı TTK'nun 818/1-s bendi atfı ile aynı Kanunun 757 ve devamı maddeleri gereği zayii olduğu iddiası ile çekin iptali, Mahkemece bu talebin yerinde görülmemesi halinde çeklerin üçüncü kişiye verilmeden zayi olduğunun tespitine karar verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece keşidecinin çek iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6102 Sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin atfı ile aynı kanunun 757/1 ve 759/1 maddeleri uyarınca; iradesi dışında çek elinden çıkan hamil, çekin kimde olduğu bilinmiyorsa, çekin ödeme yeri veya hamilin yerleşim yerinden çekin iptaline karar verilmesini talep edebilir. Çekin zayii nedeniyle iptali davası açma hakkı hamile ait olup, zayi nedeniyle iptal talebinde bulunan kişi, çekin hamili olduğunu ve çekin kaybolduğunun \"kuvvetle muhtemel\" olduğunu ispata elverişli deliller sunmalıdır. Mahkemece de belirtildiği üzere, davacı keşidecisi olduğunu ve  üçüncü bir kişiye verilmeden evvel kaybolduğu ve zayi olduğu iddia edilen çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, çekin zayi edildiği durumlarda TTK'nın 757. maddesinde hamile iptal davası açma hakkının tanındığı, hamile bu hakkın tanınmasındaki amacın, kambiyo senedi vasfını haiz ve henüz ibraz edilmemiş çekten doğan hakkın, çekin elinde bulunması ihtimalinde hak sahibi olmayan üçüncü kişilerce kullanılmasının önüne geçmek olduğu, davacının keşideci konumunda olduğu ve meşru hamil (alacaklı) sıfatının bulunmadığı, dolayısıyla bu çek hakkında iptal davası açamayacağı, davacı tarafından çeklerin üçüncü kişiye verilmeden zayi olduğunun tespitine karar verilmesi yönünden inceleme yapılmadığı ileri sürülmüş ise ide, zaten çek iptali talebinin zayi olduğunun tespiti talebini içerdiği, ancak zayi olduğunun tespitinden sonra çekin iptaline karar verilebileceği ve keşidecinin hiç bir saik ve amaçla çek iptali talep hakkının bulunmadığı dikkate alındığında dava dosyadaki belgelere ve gerekçe içeriğine göre Mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,6.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1c9ffaeab1d6c1d","SID":"2451283d618ffd5d"}}