{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2653 <br>KARAR NO: 2025/506<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/05/2024<br>NUMARASI: 2023/628 E - 2024/569 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki  04.08.2022 tarihli sözleşme gereğince;  davacı  tarafından Silivri'de bir yer alınarak, şayet alınabilirse sonrasında yapılacak alım satım işinden elde edilecek kârın taraflarca paylaşımına ilişkin anlaşma yapıldığını, davalının müvekkiline   işe başlayabilmek adına 750.000 TL nakit verdiğini, müvekkilinin de davalıya teminat senedi olarak hepsinin düzenleme tarihi aynı olan 04.08.2022 düzenleme tarihli 500.000 TL, 500.000 TL ve 250.000 TL tutarlı bonolar verdiğini, bonoların anlaşma kapsamında teminat senedi olarak verildiği hususunda tereddüt bulunmadığını, müvekkilinin  anlaşma üzerinden fazla bir süre geçmeden Silivri'de araştırmaya girişse de davalı ile planladıkları gibi mevcut tutarlar ile herhangi bir yer alınamayacağını gördüğünü, davalı ile konuştukları tutarlarla Silivri'de bir yer almanın mümkün olamadığını, aldığı parayı geri vererek teminat senedi olarak verdiği bonoları da kendisine iade etmesini davalıdan talep ettiğini, ancak davalının müvekkilini sürekli oyalayarak zaman geçirerek bir türlü bonoları iade etmek istemediğini,  müvekkilinin her defasında parayı iade etmeye hazır olduğunu söylese de davalı parayı almaktan kaçındığı gibi bonoları da asla geri vermediğini, davalının bir gün ansızın 02.05.2023 tarihinde müvekkili davacıdan ödeme istediğini, müvekkili davacının da hali hazırda elinde bulunan paranın tamamı olan 410.000 TL'yi davalıya teslim ettiğini, davalının 410.000 TL ödemeyi geri aldığına dair tutanağı dava dilekçe ekinde ibraz ettiğini, müvekkilinin hazırlıksız bir şekilde yakalanması sonrası bakiye kalan 340.000 TL'yi hemen ödeyeceğini belirtse de davalı bir daha  telefonlarını açmadığını ve ödemeyi almaktan kaçındığını, davalının müvekkilinden 750.000 TL alacağından 410.000 TL'sini aldığını,  340.000 TL'sini almaktan kaçındığını, kendisine teminat senedi olarak verilen (3 adet) toplamda 1.250.000 TL tutarlı olan bonoları da iade etmediğini, davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile teminat senedi olarak verilen bonoları kötü niyetli bir şekilde ve haksız olarak icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin davalı tarafa takibe konu edilen miktarlar kadar borcu bulunmadığını, 04.08.2022 tarihli anlaşmada tanık olarak yer alan ve imzası bulunan Yazdan Khatamı'nın taraflar arasındaki anlaşmaya ve sonrasındaki gelişmelere bizzat şahit  olduğunu, huzurdaki davayı ikame etmeden önce Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı ile anlaşılamadığı için Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... arabuluculuk numarası ile anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu edilen teminat senedi olan 1.250.000 TL'den 910.000 TL üzerinden müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, davalının  haksız ve kötü niyetli bir şekilde teminat senedi olarak verilen bonoları icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin zor durumda bıraktığını ileri sürerek Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 910.000 TL asıl alacak, bu alacağı bağlı olarak işletilen takip öncesi faiz ve diğer ferileri yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Silivri bölgesinde kelepir arsaların olduğunu ve kısa süre içerisinde çok para kazanacaklarını söyleyerek müvekkilinden 750.000 TL para aldığını,bu arsaları kısa sürede satarak müvekkiline yüksek kazanç vaat ettiğini, müvekkilinin ülkemizde olan yüksek enflasyon nedeniyle ve dolandırılma ihtimaline karşı paranın ileri değerini korumak amacıyla toplamda 1.250.000 TL kambiyo senedi aldığını, ancak davacı anlaşmanın şartlarına uymayarak arsa almadığını ve de para iadesi yapmadığını, bunun üzerine müvekkilinin dava konusu senetleri takibe geçtiğini,  davacının vermiş olduğu sözleri yerine getirememesi durumunda 500.000 TL ceza ödeyeceğini kabul ettiğini, sözleşmede belirtilen 750.000 TL'lik senedin borç senedi olduğu ve 500.000 TL'lik senedin ise ceza şart niteliğinde olduğunu, davacının tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmadığını,  sözleşmeyi imzalarken verdiği taahhüdü yerine getirmemesi durumunda 500.000 TL cezai şart ödemeyi kabul ederek bunun için cezai şart mahiyetinde senet verdiğini, müvekkilinin davacıya  08/09/2022,13/09/2022 ve 15/09/2022 tarihlerinde dava konusu sözleşme dışında 366.000 TL borç verdiğini, davacının dilekçesinde belirttiği 410.000 TL'lik ödemenin 366.000 TL'sinin sözleşme haricinde ayrıca verilen borç için yapılan ödeme olduğunu, yapılan ödemenin 44.000 TL'lik kısmının dava konusu kambiyo senetleri için yapıldığını, 750.000 TL'lik senedin müvekkilinin verdiği paraya istinaden düzenlenmiş borç senedi olduğunu, 500.000 TL bedelli senedin ise davacının taahhütlerini yerine getirmemesi ihtimaline karşı düzenlenmiş olan cezai şart mahiyetinde bir senet olduğunu, davacının, müvekkiline yaptığı ödemenin 366.000 TL'lik kısmının ise müvekkilinin sözleşme haricinde vermiş olduğu borca istinaden yapılan ödeme olduğunu belirterek davanın reddine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talep etmiştir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip  dosyasında; davalı-alacaklı tarafından davacı-borçlu hakkında   toplam 1.285.393,83 -TL alacağın tahsili için 22/05/2023 tarihinde  04.08.2022 düzenleme tarihli, 04.02.2023 ödeme tarihli  500.000 TL, 500.000 TL ve 250.000 TL olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL tutarlı 3 adet bonodan kaynaklı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme, dosya kapsamı itibariyle sözleşmede kararlaştırılan arsa alım-satım işinin gerçekleşmemesi nedeniyle davacının parayı iade etmek istemesinin sözleşmenin fesih iradesi niteliğinde olduğu, dolayısıyla tarafların sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde aldıklarını iade yükümlülüğü altına girdikleri, dosyada mübrez banka dekontu ve tanık anlatımları uyarınca davalıya yapılan 410.000 TL'lik ödemenin bu kapsamda yapılan bir ödeme olduğu, geriye davacının 340.000 TL iade borcunun söz konusu olduğu, dolayısıyla takibe konulan bonoların 910.000 TL'lik kısmından davacının borçlu olmadığı takdir ve sonucuna varıldığı, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu 04.08.2022 düzenleme tarihli, 04.02.2023 ödeme tarihli  500.000 TL, 500.000 TL ve 250.000 TL olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL tutarlı 3 adet bononun 910.000 TL'lik kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği,taraflar arasındaki sözleşmede cezai şart hükmünün olmaması, davacının 410.000 TL ödeme yapmasına rağmen davalının davacı aleyhine fazladan 910.000 TL kısım yönünden takip yapmış olması nedeniyle davalının kötü niyetli olduğu kabul edildiği ve kabul edilen kısmın %20 oranına tekabül eden 182.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği gerekçesi ile; \"1-Davanın KABULÜ ile,Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu 04.08.2022 düzenleme tarihli, 04.02.2023 ödeme tarihli  500.000 TL, 500.000 TL ve 250.000 TL olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL tutarlı 3 adet bononun 910.000 TL'lik kısmından davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Dosya kapsamı itibariyle davalının kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, kabul edilen kısmın %20 oranına tekabül eden 182.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hakkın , temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu,senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısının  kanıtlanması gerektiği, sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunması gerektiği,  bu hususların Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsendiği kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmelerinin  istisnai olduğu , bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunduğu, senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç gösterdiğini, kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da  Yargıtay kararları ile belirlendiği, genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olduğu, borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluğun  ortadan kalkacağı,bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükünün  de yine senet borçlusu üzerinde olduğunu, temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatının , karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabileceğinden, bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacağını,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/357 E.   2021/824 K. İle; \"Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda bononun asıl ilişkiden ayrık olan mücerretlik (soyutluk) vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Örneğin \"hisse devrinin teminatıdır\", \"...ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır\", “eseri ... tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir\" şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def'i vardır. Bu def'i mutlak def'i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin İİK’nın 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. \" şeklinde bu  belirtildiğini, Yerel Mahkeme tarafından ise işbu husus ve ispat kurallarına riayet edilmeksizin davanın haksız olarak kabulüne karar verildiğini,mahkemece, ispat kurallarına aykırı şekilde tanık ...'nin yanlı ve gerçeği yansıtmayan beyanları gerekçe gösterilerek sonuca ulaşıldığını, Yerel Mahkemece, takip konusu senetlerin teminat senedi olarak verildiği iddiasında olan davacı tarafından bu hususta sunulan bir yazılı delil olmadığı, davacı tarafça sunulan sözleşme metni incelendiğinde de takip konusu edilen senetlerle bir ilginin olmadığı ve açıkça söz konusu senetlere bir atıfta bulunulmadığı dikkate alınmadan hatalı şekilde karar verildiğini,Yerel mahkeme tarafından davacı tarafça 410.000-TL'nin borca yönelik olarak ödendiği iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir delil tartışması yapılmamış ve doğrudan davacının iddiaları tüm ispat kuralları alt üst edilerek kabul edildiğini,davacı tarafın ileri sürdüğü söz konusu iddiaların  gerçek dışı olduğu, Yerel Mahkeme tarafından müvekkili tarafından ayrıca yapılan ve cevap dilekçesi ekinde sunulan ödemelere ilişkin olarak da herhangi bir değerlendirme yapılması yoluna gidilmediği, bu hususta yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda herhangi bir olumlu/olumsuz değerlendirme yoluna gidilmemiş, söz konusu müvekkili tarafından yapılan ödemelerin neden dikkate alınmadığı yönünde herhangi bir açıklamada bulunulmadığını,gerekçeli karar alma hakkının ihlal edildiğini,Yerel Mahkeme tarafından davacı tarafça sunulan sözleşmede esaslı bir şekilde incelenmemiş ve tarafların sözleşme uyarınca hak ve yükümlülükleri, sözleşmeye aykırı davranışların olup olmadığı herhangi bir şekilde değerlendirilmediğini,mahkeme  tespitinin de hatalı olduğunu, davacının  işbu sözleşme kapsamında yüklendiği edimler bir süreye bağlanmış ve belirlenen sürenin sonunda sözleşme gereği yüklenilen edimin yerine getirilmediğini,bunun davacı tarafında kabulünde olduğunu,bu durumda da sözleşme kapsamında uğranılan zararların tazmin edilmesi adına yaptırım ve cezai şart olarak sözleşme ile senetlerin geçerlilik kazanacağının  hüküm altına alındığını,buna rağmen  yerel mahkeme tarafından söz konusu düzenleme anlaşılmamış ve hatalı şekilde değerlendirildiğini, Yerel Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları ispat kurallarına uygun şekilde tartışılmadan hatalı şekilde karar verildiğini, Yerel Mahkeme tarafından kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de hatalı olup kötüniyet tazminatının herhangi bir şartının   huzurdaki dava dosyasında oluşmadığını, Yerel Mahkeme tarafından kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin davalının  mağduriyetine neden olduğunu belirterek,davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre Dava,adi ortaklık sözleşmesi gereği davacının davalıdan aldığı para nedeniyle davalıya verdiği senetlerin bedellerinden bir kısmının ödenmesine rağmen senetlerin iade edilmeyerek davacı aleyhine takibe konulması nedeniyle,söz  konusu takip açısından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatı talebine yöneliktir. Taraflar arasında arsa alımı nedeniyle sözleşme yapıldığı ve davalının davacıya bu iş için ödediği 750.000 TL bedel yönünden davacının da davalıya 04.08.2022 düzenleme tarihli, 04.02.2023 ödeme tarihli 500.000 TL, 500.000 TL ve 250.000 TL olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL lık kambiyo senetleri verdiği,bu senetlerin davalı tarafça Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalıdan alınan 750.000,00 TL için  davalıya 410.000,00 TL ödeme yapıldığı ve bu ödemeye ilişkin tutanak düzenlendiği ,bu tutanağın da tercüme edildiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında arsa alımına ilişkin adi ortaklık sözleşmesinin faaliyete geçmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle taraflar sebepsiz zenginleşme kuralı gereği aldıklarını geri vermek zorundadır. Bu bağlamda gerçekleşmeyen adi ortaklık yönünden de cezai şart koşullarının da oluşmadığı açıktır. Esasa yönelik davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Kötüniyet tazminatı açısından ise; İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötüniyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  13.06.2019 tarihli ve 2017/19-928 E., 2019/658 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K.  sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nun üzerindedir. Somut olaya ilişkin ise; davalının da davacı hakkında  750.000,00 TL lık alacağa karşılık ödenen 410.000,00 TL açısından  bakiye 340.000,00 TL alacaklı olduğunu bildiği gibi,adi ortaklığın gerçekleşmediğinin de açık olduğu,alınan senetlerin  toplamı 1.250.000,00 TL açısından  ödeme yapılmayan kısmı olan 340.000 TL dışında  yani 910.000 TL yönünden senetlerin  bedelsiz kaldığını bilmesine rağmen, davalının  04.08.2022 düzenleme tarihli, 04.02.2023 ödeme tarihli 500.000 TL, 500.000 TL ve 250.000 TL olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL lık kambiyo senetleri yönünden davacı hakkında icra takibi yapmasının,olaya konu takibin haksız ve kötü niyetli yapıldığının göstergesi olarak kabul edilmesi gerekir. Takip haksız ve kötüniyetli yapıldığından,davalı aleyhine kötüniyet tazminatı koşulları oluşmuştur. Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 62.162,1‬0 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 15.540,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 46.621,55‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"835f5e168fb2121e","SID":"4bf52a69216e94bd"}}