{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1101 Esas<br>KARAR NO:2025/58 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/699 Esas- 2022/145 Karar<br>TARİH:25/02/2022 <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:23/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkili şirketin ... marka araçların Türkiye distribütörü olup, davalı  ... ... markasının Türkiye çapındaki yetkili servislerinden birisi olarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda davalı ... firması ile 01.08.2016 yürürlük tarihli ... Sözleşmesi imzalandığını ve davalı taraf müvekkili şirketin“... Nilüfer/Bursa” adresinde mukim ... yetkili servisi olarak faaliyet gösterdiğini, bahse konu servislik sözleşmesi kapsamında davacı müvekkili şirket tarafından ... marka yedek parça ve aksesuar satışı yapıldığını ve yetkili servisler müvekkili şirketlerinden satın aldıkları söz konusu yedek parçaları ... marka araçların bakım/tamir/onarım işlemlerinde kullandıklarını, belirttikleri  bu işleyiş kapsamında, müvekkili şirketten satın alınan ... yedek parçalara ilişkin davalının temerrüte düştüğü vadesi geçmiş cari hesap borcu davalı tarafa noterden birçok kez ihtarname göndermek suretiyle bildirildiğini, gönderilen bu ihtarlara rağmen muhatap tarafından temerrüde düştüğü vadesi geçmiş cari hesap borcu ödenmediğini,beyan ederek davanın kabulünü, davalı borçlunun ... sayılı icra takip dosyasına yaptığı haksız ve mesnetsiz İtirazın iptalini ve icra takibinin devamını, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden Davalı’nın %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Beyoğlu ... Noterliğinin 21.09.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilen 01.08.2016 yürürlük tarihli ... Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin yerine getirilmeyen yükümlülüklerin olması ve bu kapsamda şirketin borcunu ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle sona erdirildiğinin ihtar edildiğini, bu ihtarnameye cevaben davacıya gönderilen Bursa ... Noterliği 29.0.2020 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verildiğini ve ihtarnamede belirtilen hususlara itiraz  edildiğini, Yetkili Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi’nin 6. Maddesi kapsamında da Doğrudan Borçlandırma Sistemi ve Teminatlar hükmü düzenlenmiş olup iş bu hüküm uyarınca müvekkili şirketin, ... A.Ş. ile Şubat 2011’den beri ...limiti sistemi ile çalıştığını, söz konusu limitin 2018 yılında 400.000 TL’ye kadar arttığını, bu miktarın sözleşmede belirtilen yıllık yedek parça alım tutarının %30’undan çok daha fazla olduğunu, davacı şirket tarafından Bursa’da başkaca bir servis hizmeti açılması nedeniyle müvekkili şirketin servis iş hacminin oldukça düştüğünü, nitekim müvekkili şirketin daha iyi hizmet verebilmek adına yatırım maliyetlerini düzenleyerek 20.12.2018 yılında ...limitinin iptal edildiğini, yedek parçaları peşin veya vadeli almaya başladığını ve genel müdür ...’nin onayı ile Ağustos 2019’da 50.000 TL teminat mektubunu vererek ve her siparişin vadeli ödeme yazılı onayı alınarak yedek parça almaya başladığını,diğer bir taraftan, ... limitlerinin dolduğunu, teminatları yükseltmek adına müvekkilinin birikimleri sonucu elde ettiği kendi taşınmazlarına ipotek koydurmak zorunda kaldığını, bu  nedenle de bu süreçte bankalara karının çok üzerinde faiz ödemek zorunda kaldığını beyan ederek davanın reddini, müvekkili lehine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/02/2022 tarih ve 2020/699 Esas- 2022/145 Karar sayılı kararında;\" Dava, taraflar arasındaki servis sözleşmesi uyarınca  davalının davacı şirketten satın aldığı yedek parçaların bedelinin ödenmediği iddiasıyla fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK’ nın 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Dava konusu olayda, takip fatura alacağına dayalı olarak başlatılmış, davalı taraf icra takip dosyasına sunduğu dilekçesinde takibin tamamına itirazda bulunmuştur. Bu durumda ispat yükü genel karine gereğince davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf takipte dayandığı faturaya konu alacağını dava değeri de değerlendirilerek HMK’nın 200/1 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmelidir. Taraflar arasında 01/06/2011 tarihinde ilk sözleşmenin imzalandığı, daha sonra 01/08/2016 tarihinde akdedilen sözleşme ile 01/06/2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin sona erdiği, söz konusu sözleşmenin  ... Yetkili Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi olduğu, sözleşmenin konusunun “Yetkili Servis’in Distribütör’ün ..., markalı kara yollarında kullanım amaçlı üç veya daha fazla tekerlekli motorlu yeni taşıt araçlarının yedek parçalarını ve aksesuarlarını ve diğer servis ürünlerini müteakip maddelerde yer alan şartlar çerçevesinde ve EK-1’de belirlenen adresteki tesiste kendi nam ve hesabına satması ve servis <br>hizmeti vermesi” şeklinde olduğu, söz konusu sözleşmenin ödeme ve gecikme başlıklı 37.Maddesinin “Yetkili Servis’in Sözleşmenin 16.maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davranması halinde Distribütörün temerrüde dayalı olarak sözleşmeyi tek taraflı fesih haklı kalmak üzere, borçların Distribütör tarafından belirlenen vadesinde ifa edilmemesi halinde, Yetkili Servis vadenin bitiminden itibaren bankalarca ticari mevduata uygulanan faiz oranlarında en yüksek olanı üzerinden temerrüt faizi ödemeyi peşinen kabul eder,” şeklinde olduğu söz konusu sözleşmenin muacceliyet başlıklı 38.Maddesinin “Yetkili Servis her ne sebeple olursa olsun herhangi bir borcunu ödemede temerrüde düştüğü takdirde; Yetkili Servisin teminatsız kalan tüm borçları muaccel hale gelir ve takibata konu olduğunu, Distribütör tarafından öngörülen vadeler kesin vade olduğundan, muaccel hale gelen borçlar için ayrıca ihtara gerek kalmaksızın temerrüt gerçekleşmiş sayılacağını, vadesi gelmemiş kambiyo senetleri dahil muacceliyet kesbeder.” şeklinde olduğu, davacı tarafından davalı yana Beşiktaş 25. Noterliğinin 04.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede davalının yükümlülüklerini verilen süre içerisinde yerine getirmesinin ihtar edildiğini, söz konusu ihtarnamenin 07.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından davalı yana Beşiktaş ... Noterliğinin 11.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamenin 13.03.2020 tarihinde tebliği edildiği, davacı tarafından davalı yana Beşiktaş ... Noterliğinin 14.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede davalı yanın yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için son kez ihtar edildiğini, söz konusu ihtarnamenin 17.07.2020 tarihinde tebliği edildiği, davacı tarafından davalı yana Beşiktaş ... Noterliğinin 21.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede taraflar arasında akdedilen 01.08.2016 yürürlük tarihli ve 5 yıl süreli ... Yetkili Servislik Sözleşmesinin ihtarnamenin tebliği tarihi itibariyle sona erdiğinin ihtar edildiği, söz konusu ihtarnamenin 22.09.2020 tarihinde  tebliği edildiği, davalı tarafından davacı yanın Beşiktaş ... Noterliğinin 21.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine cevaben Bursa ... Noterliğinin 29.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdii üzerine, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, incelenen davacı şirkete ait 2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu,  bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın kendi ticari defterleri ve cari hesap durumuna nazaran, 19.08.2020 takip tarihi itibariyle 57.613,87 TL alacaklı olduğu, dava dosyasına celp edilen BA formlarının incelenmesinde, davalı yanın, davacı yanın  kendisine keşide etmiş olduğu tüm faturaları beyan ederek ilgili mali idareye bildirmiş olduğu yönünde tespitte bulunmuştur.Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde, fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)Bu kapsamda dava konusu somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 44. maddesi ile sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davacının ticari defter ve kayıtlarının kesin delil olacağının kararlaştırıldığı, davacının 2019  yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutuldukları,  bu hali ile davacının incelenen defter kayıtlarının HMK 222.maddesi gereğince sahibi lehine delil olma niteliğine sahip bulundukları, bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 57.613,87 TL alacağı bulunduğunun hesap edildiği, bilirkişi  raporunun dosya kapsamına ve denetime elverişli bulunduğu, davalı tarafından borçlu olmadığına veya fatura bedelinin ödendiğine dair  herhangi bir belge ve delil de sunmadığı, davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle iddialarını ispat ettiği  anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile; davalı tarafından ... Sayılı takibe yapılan itirazın 57.613,87 TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile takibin devamına fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren kabul edilen asıl alacak miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerekmiş,  şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulü ile; davalı tarafından .... Sayılı takibe yapılan itirazın 57.613,87 TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile takibin devamına fazlaya ilişkin istemin reddine, Hükmolunan 57.613,87 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararda özetle; dosya kapsamından aldırılan 17.06.2021 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak tarafımızca... sayılı dosyasına yapılan itirazın 57.613,87-TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile takibin devamına denilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini beyan etmiştir.Dosya kapsamından aldırılan 17.06.2021 ve 04.11.2021 tarihli bilirkişi raporlarına karşı itirazları değerlendirilmeden söz konusu raporların hükme esas alınmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, sırf bu sebeple dahi yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,Dosya kapsamından aldırılan 17.06.2021 ve 04.11.2021 tarihli bilirkişi raporlarının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde düzenlenmiş olup mahkeme tarafından hükme esas alınmalarının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporlara karşı yazılı beyan ve itirazları içeren dilekçelerde de belirtildiği üzere; bilirkişi tarafından tespit edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, yerel mahkeme tarafından itirazları dikkate alınarak yeni bir bilirkişi raporu aldırılması gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edilen raporların hükme esas alındığını, sırf bu sebeple dahi yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir. \"... Davacının bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın, itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesi isabetli değildir. Bu durumda, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile birlikte davacının bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazları da gözetilmek suretiyle konusunda uzman olan bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. ... \"[Yargıtay 22.HD, 2019/5678 E, 2019/20807 K, 11.11.2019 T]\"... Mahkemece HMK`nın 281. maddesi hükmüne göre, konusunda uzman bilirkişiden, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak davanın sonuçlandırılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. ... \" [Yargıtay 15.HD, 2017/1711 E, 2017/3417 K, 12.10.2017 T] Davacı şirket tarafından, müvekkil şirket ile aralarında imzalanan sözleşmenin haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini,Davacı şirket tarafından; müvekkil şirkete Beyoğlu ... Noterliği 21.09.2020 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilmiş olup işbu ihtarnamede müvekkil şirket ile davacı şirket arasında akdedilmiş olan 01.08.2016 yürürlük tarihli ...Yetkili Satıcılık Sözleşmesi'nin müvekkil şirket tarafından yerine getirilmeyen yükümlülüklerin olması ve bu kapsamda müvekkil şirketin borcunu ödemede temerrüde düşmesi nedenleriyle sona erdirildiğinin ihtar edildiğini, müvekkil şirket tarafından davacı şirkete Bursa ... Noterliği 29.09.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek kendilerine tebliğ edilen ihtarnamede belirtilen hususlara itiraz edildiğini, İhtarnamede de belirtildiği üzere Yetkili Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi'nin 6. Maddesi kapsamında da Doğrudan Borçlandırma Sistemi ve Teminatlar hükmü düzenlenmiş olup işbu hüküm uyarınca müvekkil şirketin, ... A.Ş. İle Şubat 2011'den beri ... limiti sistemi ile çalıştığını, söz konusu limitin 2018 yılında 400.000 TL'ye kadar arttığını, bu miktarın sözleşmede belirtilen yıllık yedek parça alım tutarının %30'undan çok daha fazla olduğunu, ancak davacı şirket tarafından Bursa'da başkaca bir servis hizmeti açılması sebebiyle müvekkil şirketin servis iş hacminin oldukça düştüğünü, müvekkil şirketin daha iyi hizmet verebilmek adına yatırım maliyetlerini düzenleyerek 20.12.2018 yılında DBS limiti iptal edilmiş, yedek parçaları peşin veya vadeli almaya başladığını ve genel müdür ...'nin onayı ile Ağustos 2019'da 50.000 TL teminat mektubu vererek ve her sipariş vadeli ödeme yazılı onayı alınarak yedek parça almaya başladığını, diğer bir taraftan, ... limitlerinin dolduğunu, teminatları yükseltebilmek adına müvekkilin birikimleri sonucu elde ettiği kendi taşınmazlarına ipotek koydurmak zorunda kaldığını, bu nedenle de bu süreçte müvekkilinin bankalara, karının çok üzerinde faiz ödemek zorunda kaldığını, Müvekkil şirketin gerekli her türlü mesleki ve mali yeterliliklere sahip olduğu gibi taşınmazları, maddi ve insan kaynaklarına ilişkin olanakları da göz önüne alındığında söz konusu servis faaliyetini yürütmek için gerekli her türlü donanıma sahip olduğunu, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği halde ve faaliyetin yürütülmesi için sahip olduğu donanımları sayesinde de uzun yıllardır hizmetini layıkıyla yerine getirdiğini, buna rağmen sözleşmenin haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini, Bunun yanında davalının müvekkil davacının müşterilerine \"Değerli ...Müşterimiz; Bursa ili Yetkili Satıcımız ... Motorlu Araçların kapanmasını takiben, 23.09.2020 tarihi itibariyle Yetkili Servisimiz ... Oto ve Servis Hizmetleri de faaliyetlerini sonlandırmıştır.\" şeklinde SMS mesajı gönderdiğini, taraflarına keşide edilen Bursa ... Noterliği 22.10.2020 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliği üzerine düzeltme mesajı gönderse de müvekkil davalının ticari faaliyetini sonlandırma noktasına getirdiğini,Sözleşmenin feshi neticesinde müvekkil şirketin taleplerinin dahi dinlenilmediğini,Sözleşmenin feshi üzerine müvekkil şirketin, uhdesinde kalan yedek parçaların alınması için talepte bulunduğunu ancak bu talebine olumlu yanıt verilmediğini,\"... Sözleşmenin feshedilmesi üzerine, davalının davacının stoklarında bulunan ürünleri geri satın alma konusunda tercih hakkını kendisinde tuttuğu görülmüştür. Sözleşme tarihinde TBK 25 hükmü yürürlükte değilse de, davacı artık yetkili servis hizmeti veremeyeceğinden stok ürünleri ve yedek parçaları davalının almaması iyiniyet kaidelerine uygun düşmeyeceğinden, davalıya seçimlik hak tanıyan hükmün TMK 2.madde gereğince uygulanamayacağı, davacı tarafın akit 15.12.2011 tarihinde sona erdiğinden, yetkili satıcılık ve yetkili servis hizmeti veremeyeceği, bu durumda elindeki yedek parçayı iade ile bedelini isteme hakkının bulunduğu, (emsal Yargıtay 19.HD'nin 11.02.2013 tarihli, 2012/7320 E. - 2013/2488 K. Sayılı kararı)) mahkemenin red kararının yerinde olmadığı\" denildiğini, Davacının, müvekkil şirket tarafından talep edilen iade taleplerine olumlu yanıt vermeyerek eldeki davayı açması kötü niyet göstergesi olup davacı taraf aleyhine asıl alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,Davacı şirketin müvekkil şirketten alacağı bulunmadığını, davacı tarafça söz konusu alacaklarının da ispatlanamadığını,Dosya kapsamından aldırılan 17.06.2021 tarihli kök raporun sonuç kısmında \"...Davacı yanın takip alacağına konu ettiği faturaların 27.09.2019 - 30.07.2019 - 03.10.2019 - 28.07.2020 tarihli faturalar olup, anılan fatura tarihleri arasında başkaca faturalar ve tahsilat kayıtlarının yer aldığı, ayrıca kayıtlarda, yapılan tahsilatın hangi faturaya istinaden gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın yer almadığı dikkate alındığında, takip tarihinde davacı yanın bu faturalar yönünden alacaklı olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, ...\" tespitinde bulunulduğunu,Dosya kapsamından aldırılan 04.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun değerlendirmeler kısmında ise; \"Oysa sunulan çalışma belgesi üzerinde, denkleştirme belgesine ilişkin sütun incelendiğinde hangi tahsilatın hangi faturaya istinaden gerçekleştirildiği görülememiş olup, konunun izahı için davacı şirket muhasebe departmanı ile yapılan görüşmede, ödemelerin hangi faturaya ilişkin olarak yapıldığının izlenmesinin, denkleştirme belgesi dikkate alınarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı müşahede edilmiştir...\" beyanında bulunulduğunu, şirket yetkililerinin dahi alacaklı olup olmadıklarını tespit edemediği hususunun sabit olduğunu,Yine ek raporun aynen muhafaza ettiği kök raporun sonuç kısmında; \"...Davacı yanın takip talebini, belirli faturalardan kaynaklı alacak olarak belirtmesine karşılık, ticari defter kayıtlarından, alacağın bu faturalardan kaynaklandığının doğrulanamamış olması, cari hesap bakiyesi dikkate alındığında ise takip tarihi itibari ile ticari defter kayıtlarında yer alan alacak tutarının takip talebi ile uyumlu olmaması karşısında, davacı yan alacağının cari hesap kapsamında 57.613,87 TL olarak kabul edilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, ...\" tespit edildiğini,Davacı tarafın müvekkil şirketten alacaklı olduklarını ispatlayamadığını, mahkeme tarafından da eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak davacı tarafın müvekkil davalı şirketten alacaklı olduğuna ilişkin hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının sırf bu nedenle dahi kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Ayrıca bilirkişi raporu tanzim edilirken müvekkil şirketin usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin incelemeye alınmamış olmasının söz konusu raporun eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda usul ve yasaya aykırı olarak düzenlendiği sonucunu doğurduğunu, bu sebeple raporun HMK'nın 222.maddesinin 3.fıkrası gereği hükme esas alınmaması gerekirken söz konusu rapora dayanılarak hüküm kurulması dahi söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini ispatlar nitelikte olduğunu, \"...Davalı vekilinin dilekçelerinde ve delil listesinde bakiye kısım kira bedeli ödemesi ile ilgili olarak şirket kayıt ve defterlerinin incelenmesini talep ettiği açıktır. Bu durumda mahkemece kira parasının ödenip ödenmediği hususunda HMK'nın 222.maddesi de dikkate alınarak davalının dayandığı tüm delillerin toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmediğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...\" [3.HD., E. 2017/2209, K. 2017/2476, T. 06.03.2017] Davacının takibinin kötüniyetli olup müvekkil şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda; davacı şirket tarafından ticari defterlerde yer alan alacak miktarının takip konusu faturalara dayandığının ispat edilemediğini, davacının takibinin kötüniyetli olduğunu, bu sebeple müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/699 Esas, 2022/145 Karar sayılı ve 25.02.2022 tarihli davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılıp yeniden yargılama yapılması neticesinde davanın reddine, davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflara arasında akdedilen \"... Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi\" kapsamında dava ve icra takibi dayanağı fatura konusu yedek parça ve aksesuar ürünlerinin davacı tarafından davalıya satılarak teslim edilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında ... Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi\" ile davalı yetkili servisin davacı distribütörün ... markalı yedek parça ve aksesuarlarını sözleşmede belirlenen yerde satması ve servis hizmeti vermesi konusunda anlaşıldığı, sözleşme süresinin beş yıl olduğu, dava konusu icra takibinden sonra davacı tarafından sözleşmenin cari hesap borcunun ödenmemesi sebebiyle feshedildiği, iş bu davada dava ve icra takibine dayanağı fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiği ve haksız itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili, davacı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshi üzerine stoktaki yedek parça ve aksesuarların davacı tarafından ihtara rağmen teslim alınmadığını, davacının davalıdan alacaklı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, Mahkemece bilirkişi kök ve ek raporuna yapılan itirazlar hakkında rapor alınmadan karar verildiği, davalı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedilmesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığı, davalı stoklarında bulunan yedek parça ve aksesuarların iade alınmadığı, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediği ve  davacı tarafından alacaklı olduğu ispat edilememesine rağmen lehine hüküm kurulduğu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf bu faturaların bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 44. maddesi uyarınca yer alan delil sözleşmesi uyarınca sadece davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi yoluyla sonuca gidilmiş ise de, delil sözleşmesi HMK'nın 193. maddesinde düzenlenmiş olup, ikinci fıkrasında taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Somut dosyada, niteliği itibariyle davayı aydınlatacak en önemli delilin ticari defter ve kayıtlar olması ve bu noktada her iki tarafın ticari defterleri ile kayıtlarının birlikte incelenmesi gerekmesine rağmen Mahkemece sadece davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi yerinde olmamıştır. Ancak davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından BA formlarında beyan edilmesi, ürünlerin teslimi noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmaması ve davalı tarafından dava konusu alacağın ödendiğine ilişkin savunmada bulunmadığı gibi bu hususta dosyaya delilde sunulmadığından davalının defter ve kayıtlarının incelenmesinin sonuca etkisi bulunmadığından bu husus kaldırma sebebi yapılmamış ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut davanın konusu  dava ve icra takibine dayanağı fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile başlatılan icra takibine itiraz olup, davacı tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak bir talepte bulunulmamıştır. Bu sebeple iş bu davada taraflar arasındaki akdedilen sözleşmenin davacı tarafından haklı veya haksız olarak feshedilmesinin sonuca etkisi bulunmayıp, feshin haklı ya da haksız olduğu hususu iş bu davada tartışma konusu değildir.Bunun yanında sözleşmenin 36. maddesinde \"...'ün Ön Alım Hakkı\" düzenlenmiş olup, bu maddeye göre davacı distribütörün davalı yetkili servisin uhdesinde bulunan ürünleri geri alma zorunluluğunun bulunmadığı, ön alım hakkının distribütörün yetkisinde olduğu düzenlenmiş olup, bu madde hükmü uyarınca davacının davalı stokunda kalan ürünleri iade alma zorunluluğu bulunmadığından davalı vekilinin söz konusu istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Davacı vekili tarafından icra takibine dayanak olarak bedeli ödenmediği iddia edilen faturalar gösterilmiş olup, icra takibinde cari hesap alacağı talep edilmemiştir. Her ne kadar bilirkişi kök ve ek raporunda davalı tarafından yapılan ödemelerin davacının hangi faturalara mahsup ettiğinin tespit edilemediği belirtilmiş ise de, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresinde ödemelerin hangi faturalara mahsup edildiği belirtilmiş ve ödenmeyen faturaların bakiyeleri ve faturalar icra takibine konu edilmiştir. Bilirkişi kök ve ek raporunda davacı defter ve kayıtlarının dökümü yapılmış olup, HMK'nın 282. maddesinde düzenlenen hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmü uyarınca tarafların iddia ve savunmaları ve bilirkişi raporlarının değerlendirildiği, tarafların iddia, savunma ve itirazları hakkında gerekçeli kararda değerlendirme yapıldığı ve yeniden bilirkişi raporu alınmasının da esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki ve reddedilen kısma ilişkin davalı tarafından düzenlenen prim faturasının davacıya icra takibinden sonra ulaşması ve kayıtlarına geç alınması sebebiyle ve davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.935,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 983,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.951,70-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"825d31a825c2a77f","SID":"5bdf06e72266b9ed"}}