{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1158 Esas<br>KARAR NO:2025/42 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DAVA:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:23/01/2025<br> İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacıdan farklı tarihlerde mal satın alıp kısmi ödemeler yaptığını, 85.285,38 TL'lik borcunu ise ödemediğini, yapılan görüşmelerin neticesiz kalması üzerine ... sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğinden takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında herhangi bir ticari sözleşme olmadığını, herhangi bir vadenin de kayıt altına alınmadığını, davalının ticari ilişki süresince ara ödemelerde bulunduğunu, ancak herhangi bir ihtarat olmadan ve borç muaccel olmadan icra takibi başlatıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 18/01/2022 tarih 2020/670 Esas- 2022/30 Karar sayılı kararında; \"... sayılı icra dosyası incelendiğinde davacı alacaklının cari hesap ekstresine dayanarak faturalardan kaynaklı 85.035, 40 TL asıl alacak 3. 249,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.285,38 TL için ilamsız icra takibi yaptığı, ödeme emrinin 14 Ağustos 2020'de davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 20.08.2020 tarihli dilekçesi ile borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, arabuluculuğun neticesiz kaldığı anlaşılmıştır Davacının davası taraflar arasındaki mal alışından kaynaklı cari hesap alacağına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf delil listesi sunmuş olup alacak miktarı gözönüne alındığında tanıkla ispat yasağı kapsamında olduğundan tanıklar dinlenmemiştir. Vergi dairelerine yazı yazılarak taraflar arasındaki mal alım satımına ilişkin BA-BS form listesi celbedilmiştir. Yine tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için gün verilerek mali müşavir bilirkişisi tarafından taraf defterleri de incelenerek tüm dosya kapsamından rapor hazırlanmıştır. Rapora göre her iki tarafın da ticari defterleri mevzuata uygun olarak tutulmuştur.Davacının düzenlediği faturalara yasal süresi içinde davalı tarafından itiraz edilmediği takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağının 85.035,40 TL olduğu anlaşılmıştır. Takip tarihinden önce davalı taraf temerrüte düşürülmediğinden takip tarihine kadar istenen işlemiş temerrüt faizi haksızdır. Davacı tarafın asıl alacak yönünden takip talebi haklı olup davalı taraf asıl alacağa da itiraz ettiğinden; asıl alacak yönünden %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. İşlemiş faize ilişkin takip talebindeki kısım yönünden ise davanın bu kısım yönünden reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak takip talebindeki asıl alacak yönünden davanın kabulüne, işlemiş temerrüt faizi yönünden ise davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Taraflar tacir olup takip tarihinden itibaren ticari faize karar verme imkanı var iken takip talebi incelendiğinde yasal faiz talep edildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği takip tarihinden itibaren yasal faize karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının... sayılı icra takibine yaptığı itirazın 85.035,40 TL asıl alacak için iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, 2-)Hüküm altına alına kısım için itiraz haksız ve alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-)Fazlaya ilişkin (3.249,98 TL) talebin reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nin 28/03/2022 tarih 2020/670 Esas- 2022/30 Karar sayılı ek kararında;\"Mahkememiz dosyasından verilen 18.01.2022 tarihli gerekçeli kararın davacı vekiline 15.02.2022 tarihinde, davalı vekiline 15.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 03.02.2022 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunulduğu, davalı tarafça 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 80,70 TL istinaf maktu karar harcı yatırıldığı, davalı tarafça yatırılması gereken 1.371,49 TL istinaf nispi karar harcı eksiğinin bulunduğu görülmüştür Mahkememizce davalı vekiline HMK 344 maddesi gereğince tebliğden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 1.371,49 TL istinaf nispi karar harcını dosyaya ikmal etmesi, aksi taktirde istinaf talebinden vazgeçmiş sayılacağı meşruhatlı davetiye gönderildiği, davetiyenin davalı vekiline 15.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, mahkememizce verilen kesin süreye rağmen eksik istinaf harcı ile istinaf gider avansının dosyaya ikmal edilmediği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''Davalı tarafça HMK 344 maddesi gereğince verilen kesin süreye rağmen 1.371,49 TL istinaf nispi karar harcının dosyaya ikmal edilmediği anlaşılmakla, DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURUSUNDAN VAZGEÇMİŞ SAYILMASINA '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin haksız ve hukuka aykırı olduğu sabit olan işbu kararının bozularak kaldırılması gerektiğini, davacının, çok açık bir şekilde muaccel hale gelmeyen bir alacağı için kötü niyetli bir şekilde icra takibine giriştiğini, davacının dava dilekçesinde alacaklı olduğunu iddia etmesine karşın alacağın muaccel olduğuna ilişkin somut bir delil sunamadığını veya beyanda dahi bulunamadığını, zira taraflar arasında örtülü ödeme ilişkisi bulunduğunu, işbu ilişki kapsamında müvekkili şirketin, davacı tarafa ara ödemelerde bulunduğunu ve davacının da bu ödemeleri kabul ettiğini, keza davacının dava dilekçesinde de taraflar arasındaki örtülü ödeme ilişkisini açık bir şekilde kabul ettiğini, işbu örtülü ödeme ilişkisi kapsamında ise davacının bir kere dahi müvekkili şirketten ödeme talebinde bulunmadığını yahut herhangi bir ödeme talebi konulu ihtarnameyi müvekkiline keşide etmediğini;Borcun muaccel olmadığı hususunun ise keza dosya içerisinde bulunan bilirkişi incelemesine de konu olduğunu, bilirkişi raporunun inceleme ve değerlendirme başlıklı bölümünün 8. maddesinde açık bir şekilde davacı tarafından müvekkili şirketin temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir ihtarnameye dosya kapsamında rastlanılmadığının ifade edildiğini, gelinen şu aşamada bilirkişi raporu kapsamında da sabit olduğu üzere davacının, müvekkili şirketi temerrüde düşürmediği ve dolayısıyla alacağın muaccel hale gelmediğini, bilirkişi raporu kapsamında da sabit olduğu üzere müvekkili şirketin temerrüte düşürülmediğinden bahisle takip konusu borcun muaccel olmadığının sabit olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin halihazırda muaccel hale gelmemiş bir borcu ödeme yükümlülüğü doğmadığından bahisle davacının, başlattığı ilamsız takip ile akabinde ikame ettiği itirazın iptali davasında ileri sürdüğü iddialarında ve icra inkâr tazminatı talebinde haksız olduğunun aşikâr olduğunu; Yerel Mahkemenin son derece haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra inkar tazminatı ödenmesine hükmettiğini, bu manada Yerel Mahkeme tarafından verilen işbu kararın yapılacak olan istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, muacccel hale gelmemiş borç adına başlatılan ilamsız takibe itiraz edilmesi,Yargıtay kararlarınca da haklı bir itiraz sebebi olarak kabul edilmekte olup, ilamsız takibe itiraz edilmesi durumunda açılan itirazın iptali davasında hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartının sağlanamadığı şeklinde değerlendirdiğini;Davacı tarafın, halihazırda dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporu kapsamında da tespit edildiği üzere müvekkili şirketi temerrüde düşürmeden yani halihazırda muaccel kılmadığı alacağı adına ilamsız takip başlatarak aslında alacak hakkını müvekkilinden tahsil etme gayesinden öte olumsuz ekonomik koşullarının buhranında müvekkilini icra harç ve giderleri, işlemiş faiz, icra masrafları, icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere asıl borcun dışında feri ödemeler yapmak sureti ile zarara uğratmaya çalıştığını, buna karşın gelinen şu aşamada yukarıda detayıyla izah edildiği üzere davacının, müvekkilini temerrüde düşürmeden yani muaccel hale gelmemiş bir alacak adına ilamsız takip başlatması hususunun hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin zaruri olduğunu, ancak Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararında tüm bu hususları göz ardı ettiğini;Muaccel olmamış bir alacağa dayanılarak ilamsız takip başlatılmasına karşı yapılan takibe itirazı haklı bir sebep olarak kabul edilmesiyle birlikte bu itiraza karşı açılan itirazın iptali davalarının da dava şartı olarak hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, ancak Yerel Mahkemenin bu hususu göz ardı ettiğini ve son derece isabetsiz bir karar verdiğini, dolayısıyla somut uyuşmazlık nezdinde de davacının işbu davasında hukuki yarar olmadığı ortada olup işbu davanın reddi gerektiğini, bu manada Yerel Mahkeme tarafından verilen işbu kararın yapılacak olan istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması gerektiğini, davacı, yargı  mercilerine başvurmadan hakkına başka bir yol ile aynı güvenle kavuşabilmekte ise itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, muaccel olmamış bir alacağa dayanılarak başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmadığını;Somut uyuşmazlık kapsamında dosyaya sunulan cari hesap ilişkisinden de tespit edildiği üzere aralarındaki ticari ilişki kapsamında örtülü ödeme ilişkisine istinaden müvekkili şirketin, davacı tarafa ara ödemelerde bulunduğunu, davacının ise hiçbir ihtirazi kayıt ortaya koymaksızın bu ödemeleri kabul ettiğini ve bu ödeme ilişkisini bir manada onayladığını, zira bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tanzim edilen 42 adet faturanın toplam bedeli 165.035,40 TL olup işbu toplam borcun 80.000,00 TL bakiye tutarını yani yaklaşık yarısını tek kalemde 05.03.2020 tarihinde davacıya ödediğini, halihazırda yüksek meblağlarda borç ödeyebilme kabiliyetine haiz bir şirket olduğunu, gelinen şu aşamada taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında belirli bir vade tarihi bulunmadığı sabit olup  eğer davacı, müvekkili şirkete ödeme talepli ihtarname keşide etmiş olsaydı bakiye borcun müvekkili tarafından muaccel hale gelmesi sebebiyle pek ala davacıya ödenecek olduğunu;İcra ve İflas Kanunu'nun amacının yalnızca alacaklının hakkını tesis etmek olmadığını, borçluyu da hukuken korumak suretiyle borcunu ödeyerek varlığını sürdürmesini sağlamak olduğunu, müvekkili şirketin, davacıya ara ödemede bulunarak hakkını elde etmesini sağlamasına karşın, davacının müvekkilini temerrüte dahi düşürmeden muaccel olmayan alacağa dair ilamsız takip yoluna başvurarak icra harç ve giderleri, işlemiş faiz, icra masrafları, icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere asıl borcun dışında feri ödemeler yapmak sureti ile zarara uğratmaya çalıştığını, dolayısıyla içerisinde bulunulan pandemi sürecinde davacının alacak hakkını elde etmekten öte müvekkilini feri ödemeler ile zarara uğratmaya çalışarak İcra ve İflas Hukuku’nun amacına ve Kanuna aykırı davranarak ilamsız takip başlattığını, müvekkilinin sebep olmadığı ilamsız takibe itiraz etmesi ve  ile icra dosyasının feri kalemlerini ödemek durumunda kalmak istememesinin son derece hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, sonuç olarak davacının işbu itirazın iptali davasını açmasında hukuki yararı bulunmadığından bahisle işbu davanın ve iddiaların reddi gerekmekte iken Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesi son derece hukuka aykırı olup işbu kararın kaldırılması gerektiğini;Yerel mahkemenin, son derece hatalı bir hüküm kurduğunu, aleyhinde girişilen icra takibine bizatihi kendisi sebep olmayan müvekkilinin, icra takibi kapsamında oluşan faiz, harç, masraf, icra inkar tazminatı ve vekâlet ücretinden sorumlu tuttuğunu, aleyhinde girişilen icra takibine bizatihi kendisi sebep olmayan müvekkilinin, icra takibi kapsamında oluşan faiz, harç, masraf ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının, hukuka aykırı bir işlem olduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ek karar sonrasında vermiş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Davacının, Yerel Mahkeme nezdinde ikame etmiş olduğu davada özetle müvekkili ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında 85.285,38 TL alacaklı olduğunu, alacağının ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra takibine ilişkin itirazı üzerine itirazın iptali davası açtığını iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiğini;Yerel Mahkeme tarafından ise davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, akabinde  müvekkili tarafından 03.02.2022 tarihinde Yerel Mahkeme’nin işbu kararına karşı davanın reddine karar verilmesi talepli İstinaf Kanun Yoluna başvurulduğunu ve maktu harçlar ile istinaf avansının Yerel Mahkeme dosyasına yatırıldığını, bununla birlikte ... sayılı dosyasında takibin İstinaf Mahkemesi kararına kadar durdurulması amacıyla İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/88 Değişik İş dosyası kapsamında tehiri icra kararı alınarak ... sayılı dosyasına sunularak takibin durdurulduğunu ancak müvekkili tarafından Kanuna ve hukuka uygun olarak yürütülen İstinaf başvuru sürecine karşın 30.03.2022 tebliğ tarihli İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.03.2022 tarihli Ek Kararı uyarınca müvekkili aleyhine İstinaf Kanun Yoluna başvurulmasından vazgeçilmiş sayılmasına karar verildiğini, verilen işbu kararın kanuna aykırı olduğunu;Yerel Mahkeme'nin Ek Kararı'nda özetle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesi gereğince eksik istinaf nispi karar harcının dosyaya ikmal edilmesine ilişkin meşruhatlı davetiyenin tebliğine rağmen süresinde istinaf nispi karar harcının dosyaya ikmal edilmediğinin ifade edildiğini ancak Yerel Mahkeme tarafından verilen işbu kararın son derece hukuka ve Kanuna aykırı olduğunu, zira Yerel Mahkeme tarafından eksik istinaf nispi karar harcının yatırılmasına ilişkin müzekkere & muhtıranın usulüne uygun olarak düzenlenmediğini ve kendilerine tebliğ edilmediğini, Yerel Mahkeme'nin 15.02.2022 tarihinde davalı vekili olarak tarafına tebliğ ettiği belgenin, eksik harç müzekkeresi değil, gerekçeli karar olduğunu, gerekçeli kararın tebligat parçası üzerine harcın tamamlanmasına ilişkin bir yazı yazdığını, oysaki müzekkere veyahut muhtıranın bir tebligat parçası üzerinde kati suretle tebliğ edilemeyeceğini, usulüne uygun muhtıra ve tebligatın nasıl düzenlenmesi gerektiği hususunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca da sabit olduğunu; Hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca bir muhtıra düzenlenmesi, işbu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğunun açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmesi, buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçlarının net biçimde açıklanması gerektiğini, Mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin istinaf (temyiz) harcı veya giderinin tamamlanması için istinaf (temyiz) edene süre vermesi usule aykırı olup muhtıranın dosya hakimi tarafından düzenlenmesi gerektiğini;Somut uyuşmazlık nezdinde ise, dosya hakimi tarafından ayrıca düzenlenen, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilen, buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanacak şekilde ayrı bir muhtıra olarak hakimin sicil numarası ile imzasını taşıyan eksik istinaf nispi karar harcının ikmaline ilişkin düzenlenen ve tebliğ edilen meşruhatlı bir muhtıra bulunmadığını, özetle Yerel mahkeme tarafından usulüne uygun bir muhtıra düzenlenmediğini ve tebliğ edilmediğini, yalnızca herhangi bir memur tarafından Yerel Mahkemenin 2020/670 Esas 2022/30 Karar sayılı ve 18.01.2022 tarihli gerekçeli kararına tebligat parçasının içerinde kenarına yazılmak sureti ile eksik istinaf nispi karar harcının yatırılması gerektiği ifade edilerek müvekkiline gönderilen bir yazı bulunduğunu, memur tarafından yapılan, üstelik tebligat parçası üzerinde bulunan bu yazının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ile 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na aykırı olduğunu; Gelinen son aşamada Yerel Mahkeme tarafından verilen ek kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, HMK'nın 346. maddesi'nin 2. fıkrası uyarınca işbu ek karara karşı süresi içerisinde istinaf kanunu yoluna başvurulması gereğinin hasıl olduğunu beyanla müvekkili şirket tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel mahkeme tarafından verilen ek kararın kaldırılmasına, müvekkili şirket tarafından Yerel Mahkemenin 2020/670 Esas ile 2022/30 Karar sayılı ve 18.01.2022 tarihli kararına karşı yapılmış olan 03.02.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvurusunun esastan incelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, aralarında bulunan ticari ilişki kapsamında davalının aldığı mallardan bir kısmının bedelini ödemediğini, bu nedenle aleyhine icra takibine başvurulduğunu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmadığını ve yine taraflar arasında herhangi bir vadenin kararlaştırılmadığını, davacıya ara ara ödemeler yaptığını, davacı tarafından da bu ödemelerin kabul edildiğini, davacının icra takibi ile talep ettiği alacağın muaccel bir alacak olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Mahkemece davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair ek karar verilmiş, ek karara karşı da davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca; istinaf dilekçesi verilirken istinaf yoluna başvuru için ödenmesi gerekli harç ve giderlerin hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde eksik harç ve giderlerin tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmaz ise mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı da istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Kanunun lafzından da anlaşıldığı üzere, harç ve giderlerin eksik yatırılması halinde Mahkemece istinaf eden tarafa, yatırılması gereken harç ve giderlerin miktarı açıkça gösterilerek bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde başvurudan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği hususunun düzenlenecek bir yazı ile bildirilmesi gerekir. Uygulamada mahkemelerce bu konuda mahkeme hakimi ile yazı işleri müdürünün imzasını içerir muhtıra düzenlenerek ilgili tarafa tebliğ edilmekte olup usulüne uygun ve yapılması gereken işlem budur. Somut olayda davalı tarafça istinaf başvurusu sırasında yatırılması gereken nispi istinaf karar harcı eksik yatırılmış, bunun üzerine Mahkemece usulüne uygun bir muhtıra düzenlenmeksizin, gerekçeli kararın tebligat evrakı üzerine eksik istinaf karar harcının bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması ihtarı eklenmiştir. Yapılan bu tebliğ işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan Mahkemece, bir haftalık kesin süre içerisinde harcın tamamlanmadığından bahisle verilen davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair ek karar da usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle Dairemizce, davalının ek karara yönelik istinaf başvurusu haklı görülerek gerekçeli karara karşı yapılan istinaf başvurusu incelenmiştir.Davalı tarafça istinaf sebebi olarak; davacının icra takibine konu ettiği borcun muaccel olmadığı, taraflar arasında herhangi bir vadenin belirlenmediği, davacının takipten önce borcun ödenmesini talep etmediği, dolayısıyla takip şartının sağlanmadığı ve itirazın iptali davasının açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı ileri sürülmüştür. Esasen davacının takipte talep ettiği asıl alacağın varlığı ve davalı tarafından ödenemediği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunamamaktadır. Davacı takipte aynı zamanda işlemiş faiz talep etmiş, Mahkemece davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişki fatura ve bu faturalar ile karşılığında yapılan ödemelerin ticari defterlere kaydedilmesi ile oluşan açık hesap ilişkisine dayanmaktadır.Davacı taraf takip talebinde alacağın sebebini cari hesapta kayıtlı faturalar olarak açıklamıştır. TBK'nın 90. maddesi uyarınca ifa zamanı açıkça kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Kaldı ki davacı tarafından düzenlenen tüm faturalarda vade tarihi bulunmakta olup en son düzenlenen 18/02/2020 tarihli faturanın vadesi de 90 gün olarak belirlenmiş ve takip tarihi itibariyle dolmuştur. Dolayısıyla davacının takipte talep ettiği alacak muaccel bir alacaktır. Davacı tarafından herhangi bir ihtar gönderilmeksizin, davalı tarafından söz konusu borcun ödenmesi gerekir. Bu minvalde davacının vadesi geçmiş ve ödenmeyen alacağının tahsili için icra takibi başlatmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre,  davalının ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin ek kararının kaldırılmasına, gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun ise mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2022 tarih ve 2020/670 Esas- 2022/30 Karar sayılı Ek Kararına yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2022 tarihli Ek Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 346/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davalının  İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2022 tarih 2020/670 Esas- 2022/30 Karar sayılı Gerekçeli Kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından gerekçeli kararın ve ek kararın istinafı yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından ek kararın istinafı yönünden yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan gerekçeli karar yönünden alınması gereken 5.808,77 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 1.371,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.437,28‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davalı tarafından ek kararın istinafı yönünden yatırılan 220,70 TL kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Davalı tarafından gerekçeli kararın istinafı yönünden sarf edilen harç ve masrafların davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"610fdacb3b88ccef","SID":"ad93d3af1d4eee2e"}}