{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/202 <br>KARAR NO: 2025/254<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/12/2024<br>NUMARASI: 2024/339 Esas, (Derdest)<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/01/2025<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davalı ... San. ve Ticaret Ltd. Şti. arasında, Bakırköy ... Noterliği’nin 23.06.2023 tarihli-... numaralı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, buna göre; “İstanbul İli, Eyüpsultan ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kain ...kat ... no.lu bağımsız bölüm” 500.000,00 TL (beş yüzbin türk lirası) karşılığında, müvekkile satılmasının vaad edildiğini, taşınmazın tesliminin 31.07.2024 tarihinde yapılacağının kararlaştırılmasına mukabil, 500.000,00 TL’lik satış bedelinin nakden ve tek seferde satış vadedene ödendiğini, gayrimenkulu karşı tarafın üçüncü kişilere devretmeye çalıştığının öğrenildiğini, sonrasında, davalının müvekkiline gönderdiği Bakırköy ...Noterliği’nin ... yevmiye numaralı-26.10.2023 tarihli ihtarnamesi ile “sözleşme bedelinin ödenmediğini” iddia ederek ve sözleşmeyi geriye yönelik feshettiğini bildirdiğini, ancak müvekkili firma ile davalı arasında akdedilen Bakırköy ... Noterliği'nin 23.06.2023 tarih ve ... numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davalı şirketin ödemenin tamamını nakden ve tek seferde aldığını beyan ettiğini, ilgili sözleşmenin kanunda öngörülen tüm geçerlilik şartlarını taşıyan hukuka uygun ve geçerli bir sözleşme olduğunu,  davalı tarafından sözleşmenin feshini gerektirecek haklı bir sebebin oluşmadığını, davalı tarafın noter huzurunda düzenlenen evrakı inkar ederek borcundan kurtulmaya çalıştığını ve sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, TBK uyarınca sözleşmenin bir tarafı haksız fesih beyanına muhatap olduktan sonra aynen ifa talebinde bulunabileceği gibi zararının giderilmesini isteme hakkına da sahip olduğunu, taşınmazın üçüncü kişilere devredilme ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle “İstanbul İli, Eyüpsultan ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kain ...kat .. no.lu bağımsız bölüm\" üzerine üçünü kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir şerh edilmesine karar verilmesini talep ettiğini, “İstanbul İli, Eyüpsultan ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kain ...kat ... no.lu bağımsız bölümün\" tapu kaydının iptaliyle davacı müvekkili adına tapuda tesciline, bu taleplerinin reddi halinde gayrimenkulün dava tarihindeki rayicinin tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı firmadan tahsilini, bu taleplerinin de reddi halinde terditli olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,  (İşbu davanın 6100 Sayılı HMK'nın 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olup haksız fesih nedeniyle uğradıkları zarar tam olarak tespit edildiğinde harcının yatırılarak dava değerinin tamamlanacağını), yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1134 esas sayılı dosyasına sunulan davaya cevap dilekçesinde; Davacı ... Ltd Şti  ile dava dışı üçüncü kişi olan ... Tic Ltd Şti yetkilisi ... arasında , CAFE'NİN ruhsat alımı ve Cafe işletmesinin iç tasarım, tüm mobilya ve iç dizaynı hususlarında anlaşılmış olup bu iş karşılığı davacıya 850.000 TL bedel ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu bedelin bir kısmı olan 350.000 TL vekaleten işlem yapan davacı şirket yetkilisinin  kendisine (...'ya) ilgili malzemelerin alınması ve işlemlerin başlatılması amacı ile banka yolu ile  ödendiğini, bakiye kalan kısım olan 500.000 TL için hizmetin davacı tarafından tamamlanmasından sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığı, müvekkil şirket yetkilisinin eşi; aynı zamanda ... isimli işletme ile  ticareti ve arkadaşlığı gereği kalan alacağı temin maksadı ile 500.000 tl bedelli bir satış vaadi sözleşmesi yaptığını,  ancak davacı tarafından yapılması taahhüt edilen cafe işletmesine ilişkin hiç bir edim yerine getirilmediğini, işbu satış vaadi sözleşmesini yeni cafe açmakta olan arkadaşı ...'IN borcuna güvence sağlamak maksadı ile davacı ile yaptığını, sözleşme yapılırken ne müvekkilinin ne de davacının taşınmaz alım- satımı yönünde bir iradesinin bulunmadığını, gerçekte yapılmak istenen işlem üçüncü kişinin borcuna  teminat oluşturmak olduğundan bahisle; söz konusu uyuşmazlığın mülkiyet uyuşmazlığı olmadığı, taşınmazın müvekkil şirket adına dahi kayıtlı olmadığını, bu nedenle üçüncü şahıs adına konulan davalıdır şerhi / tedbiri hukuka aykırı olup davanın tarafı olmayan üçüncü kişinin mülkiyet hakkının kısıtlanmasının hukuken mümkün olmayacağından tedbire ve davalıldır şerhine itiraz ederek kaldırılmasına karar verilmesini talep  etmiştir. HMK'nun 390/3 fıkrası uyarınca; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı  tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu nazara alındığında tüm dosya kapsamı ile dava dilekçesinin ekinde yer alan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bir arada değerlendirildiğinde yaklaşık ispat koşullarının somut olayda gerçekleştiği, aynı zamanda eldeki davanın taşınmazın aynına ilişkin olması da gözetilerek davalının tedbir kararının kaldırılması talebi Mahkememizce yerinde görülmemiş yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı tarafın tedbire itirazının bu aşamada reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince \" davalı vekilinin tedbire itirazının bu aşamada reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Ticaret Ltd. Şti. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerinde ayni hak olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı tedbir konulmasının hukuken geçerli bir dayanağa sahip olmadığını, taşınmazın mülkiyetinin davacı tarafa ait olmaması ve sözleşmede herhangi bir taşınmazın devri veya satışı ile ilgili irade açıklaması bulunmaması nedeniyle, tedbirin uygulanması haksız bir mülkiyet kısıtlamasına yol açtığını, Mahkemenin davanın esasını değerlendirmeden, tedbir kararını vererek davalı tarafın mülkiyet hakkına haksız şekilde müdahale ettiğini, yargılama sürecinde tarafların eşitliğine aykırı olduğunu, davalı tarafın söz konusu taşınmazın üzerinde tedbir uygulanmasına gerek olmadığını ve davacının ileri sürdüğü iddiaların somut delillerle desteklenmediğini ifade ettiğini, mahkeme, bu delil yetersizliğini göz ardı ederek tedbir kararını vermiştir. Davacının sunduğu sözleşme ve belgeler, taşınmazın satışı ile ilgili somut bir irade beyanını içermediğinden  tedbir kararının uygulanması hukuken geçersiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı  tapu iptal tescil  veya tazminat  istemine ilişkindir.Davalı  vekilli İDM'nin 12/12/2024 tarihli   ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine  ilişkin ara kararını istinaf etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyadi tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir ''kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır'' şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nun 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili aynı maddenin 1.fıkrasında ''mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir'' şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması... gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir.Diğer taraftan, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda  \"...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı edemez... bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması...\" hükme bağlanmıştır.İhtiyati tedbirin uygulanması sonucu, karşı tarafın zarar görme tehlikesi bulunduğundan HMK’nın 392. maddesinde tedbire karar verilirken talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. İhtiyati tedbir kararı verilirken tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde, ihtiyati tedbirden dolayı karşı tarafın uğrayacağı zarar için bir teminat alınmasına da karar verilir. (HMK m.391/2-ç, 392) Talep, resmi bir belgeye, başkaca bir kesin delile dayanıyor ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına da karar verebilir. Davanın niteliği, tapu kaydı, satış vaadi sözleşmesi  sunulan belge ve deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava taşınmazın aynına yönelik tapu iptali ve tescil  istemine ilişkin olup yerel mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin  kabulüne karar verilmiştir. Davacının iddiasında haklı olup olmadığı yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacaktır. Ancak talep tapu iptali ve  tescil istemli taşınmazın aynına ilişkin olup dava konusu taşınmazın devredilmesi ve elden çıkarılması durumunda ileride telafisi güç ya da imkansız durum ve zararlar ortaya çıkabileceği, verilebilecek hükmün infaz kabiliyetinin de ortadan kalkabileceği ve davacının hak kaybına uğrayabileceği ihtimal dahilindedir. Tüm bu nedenlerle somut olayda HMK'nun 389.maddesi gereğince ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan ve yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinden davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve davalının tedbire itirazının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2024 tarih ve 2024/339 Esas, (Derdest) Esas sayılı ara kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... San. Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin fazla yatırmış olduğu  istinaf karar harçlarının tarafına iadesine, 3-Davalı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e30039516e6269e","SID":"5a7417bf722a11f5"}}