{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO: 2024/447 Esas<br>KARAR NO: 2025/56<br>DAVA: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ: 17/09/2014<br>KARAR TARİHİ: 29/01/2025<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin iki ortağı olup, ortaklardan------ davalı ---- anlaşarak, davacı şirket aleyhine ---- esas sayılı dosyasında ------günü takip başlattığını ve icra dairesine giderek kesinleştirdiğini borcun sebebinin nakit verilen para olarak gösterildiğini, hiçbir belgeye dayanmayan takip nedeniyle menfi tespit davası açtıklarını, bu davada ispat yükünün davalı tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 24 adet villa yapılmış olup, ortaklardan ------------ davalıdan aldığı nakit 300.000,-Dolar karşılığında kıymetli evrak düzenleyip davalıya verdiğini, nakit paranın inşaatın yapımında kullanıldığını, harcanan paraların kötü niyetli olarak davacı defterlerine geçirilmediğini, ancak şirket ortağı ----- icra dairesine gelerek borcu kabul ettiğini, alacağın kıymetli evraka dayanması nedeniyle ispat yükümünün davacı tarafta bulunduğunu belirterek davanın reddine ve davalı lehine inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br><br>DELİLLER VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava hukuki niteliği itibariyle ---- sayılı takibine konu borç nedeniyle davacının borcu olmadığına ilişkin tespitine ilişkindir.----- esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemede alacaklısı --- tarafından borçlusu ------ aleyhine elden verilen nakit para açıklamasıyla 300.000 USD asıl alacak istemiyle takip başlatıldığı, bu açıklamaya rağmen borçlular hakkında örnek ----- kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip taleplerine ilişkin ödeme emrinin hazırlandığı aynı gün borçlu ---- ödeme emrini icra dairesinde elden tebliğ aldığı ve yine aynı gün 22/08/2002 tarihinde asaleten ve borçlu şirket ----yetkilisi olarak, takibe konu borcu kabul ettiğini bildirerek yasal sürelerden şahsı ve şirket adına feragat ettiği, takibin kesinleştirilmesini talep ettiği görülmüştür. Anılan takip talebine karşı ------ esas sayılı dosyasında borcun sebebinin elden nakit para olarak gösterildiği 49 nolu ödeme emri gönderilmesi gerekirken----nolu ödeme emri tebliğe çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle takibin iptaline dair karar verilmiş, anılan kararın bozulması üzerine----sayılı kararıyla davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.Mahkememizde yargılama önce ------ sayılı dosyasında görülmüş, yargılama kapsamında alınan 08/11/2005 tarihli raporla özetle; davacı tarafından ibraz edilen ticari defterler TTK. m. 69 uyarınca onanmadığı için sahibi lehine delil niteliğini taşımamakta olduğunu, söz konusu defterlerde inceleme yapıldığında uyuşmazlığa konu olan 300.000 ABD doları veya karşılığı TL tutarında herhangi bir kayıt bulunmadığını, somut verilen değerlendirildiğinde 300.000 ABD dolar gibi bir meblağın elden aktarılması, yapılan takipten dolayı borçlu şirkete hiçbir tebligatın yapılmaması takibin icra dairesinde kabulü gibi olgular, davacı şirketin hile iddiasına dayanak teşkil edebilecek nitelikte vakıalar olduğunu, söz konusu vakıaların hileli bir işleme vücut verip vermediğinin değerlendirilmesinin Mahkemenin yargılama yetkisine dahil olduğunu, hile iddiası kanıtlandığında menfi tespit isteminin kabulü gerektiğini, menfi tespit davalarından ispat yükünün kural olarak davalıya düştüğü, somut uyuşmazlıkta davalının alacak hakkını kanıtlamak üzere iki adet bono ibraz ettiği, buna karşılık davacı tarafın söz konusu bonoların dava dışı şirket ortağı ile davalının muvazaalı işlemleriyle düzenlendiğini ispatlamak üzere ileri sürdüğü vakıaların gerçek anlamda hileli bir işleme vücut verip vermediğinin değerlendirilmesinin mahkemenin münhasır yargılama yetkisine dahil olduğu, muvazaa iddiasının kanıtlanması yükünün davacının üzerinde olduğu, Mahkemenin davacının bu ispat yükünü yerine getirdiğini öngörmesi halinde davanın kabulü yönünden gereken koşulların oluşacağı aksi takdirde davalı tarafın alacak hakkına dayanak teşkil eden iki adet bonoyu sunmuş olması karşısında davanın reddi yönünden gereken koşulların oluşacağı kanaati bildirilmiştir. ----- sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda; \"taraf vekillerinin iddia ve itirazları, takip dosyası, bilirkişi raporu ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde takibe dayanak yapıldığı iddia edilen ve dosyaya aslı sunulup iade edilen ----- tutarındaki bonolarda, borçlu bölümünde davacı şirketin kaşesi üzerinde şirketi münferiden temsil yetkisi bulunan ---- imzasının yer aldığı bonoların ------ düzenlendiği, borç ilişkisinin varlığının senet asıllarının sunulması ile davalı tarafından kanıtlandığı, bu senetlerin muvazaalı olarak düzenlendiğine yönelik davacı iddiasının tanık anlatımlarıyla net olarak kanıtlanamadığı davacı şirket defterlerinde bonoların kayıtlı olmamasının kambiyo senetlerinin niteliği gereği borcun bulunmadığını göstermeyeceği, davacının iddiasını kanıtlamak açısından davalıya yemin teklif etmeyeceğini bildirmesi karşısında davacının takip konusu bonolardan dolayı davalıya borçlu bulunduğunun kabulü gerekmekle davacının, senetleri imzalayan şirket yetkilisine dava açma haklı saklı tutularak kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.\" kanaatiyle davanın reddine dair karar verilmiştir. <br>Bu kararın temyizen incelemesi sonucunda --------sayılı ilamı ile \" icra takibinde borcun sebebi olarak elden verilen nakit para gösterilmiş ve ilamsız takip yapılmıştır. Menfi tespit davası arasında davalı alacağını kanıtlamak için şirket kaşesi üzerinde şirketi münferiden temsile yetkili bulunan ------- imzasının bulunduğu üç adet bono ibraz etmiştir. Davacı vekili, elden nakit para verdiğini kanıtlayamayacağını anlayan davalının diğer şirket ortağı ------- anlaşarak üç adet sahte bono düzenlediğini, gerçekte bono olsa idi icra takibinde de bonolara dayanılması gerektiğini, bonolardaki şirket kaşesi ile şirketin gerçekte kullandığı kaşenin farklı olduğunu, sahte bono düzenledikleri için---- hakkında -------- suç duyurusunda bulunduklarını belirterek hazırlık soruşturmasının sonucunun beklenmesini istemiştir. İmza sirkülerine göre, şirket yetkilisinin şirket kaşesi üzerine atacağı imza ile şirketin ilzam edileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda bonolarda kullanılan kaşe ile şirketin daha önce kullandığı kaşelerin farklı olduğu, başka bir anlatımla bonolardaki kaşenin şirket kaşesi olmadığı yönündeki savunma üzerinde durulup gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan öte yandan bonolarla ilgili savcılığa yapılan suç duyurusu hakkındaki hazırlık soruşturmasının akıbeti araştırılmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.\" kanaatiyle mahkememiz kararının bozulmasına dair karar verilmiştir. Bozma üzeri yargılamaya-----esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Bozmada işaret edilen ----- sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmış, şüpheliler ---- hakkında sahtecilikten söz edilemeyeceğinden bahisle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Bozma üzeri -------- karar sayılı ilamı ile; \"taraf beyanları ve itirazları, bilirkişi raporları ve  tanık beyanları ve yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, takibe dayanak yapılan -------- tutarlı bonolarda, borçlu bölümünde davacı şirketin kaşesinin üzerinde şirketi münferiden temsil yetkisi bulunan------ imzasının yer aldığı bonoların ... adına düzenlendiği, borç ilişkisinin varlığının senet asıllarının sunulması ile davalı tarafından kanıtlandığı, bu senetlerin muvazaalı olarak düzenlendiği ve bono üzerindeki kaşenin sahte olduğu iddialarının, ----- tarihli üst yazısı ile ------ hakkındaki sahte senet düzenleme iddiasına ilişkin takipsizlik kararının kesinleştiği de dikkate alınarak davalı tarafça kanıtlanamadığı, öte yandan davalı şirket defterlerinde bonoların kayıtlı olmamasının kambiyo senetlerinin niteliği gereği borcunun bulunmadığını göstermeyeceği, davacının iddiasını kanıtlaması açısından davalıya yemin teklif etmeyeceğini bildirmesi karşısında davacının takip konusu bonolarda davacıya borcu bulunduğunun kabulü gerekmekle davacı şirketin, senetleri imzalayan şirket yetkilisine dava açma hakkı saklı tutularak kanıtlanamayan davanın reddine\" dair karar verilmiştir. Anılan bu kararın  da temyizen incelenmesi üzerine ------ karar sayılı ilamı ile; \" Mahkemece de bozmadan sonra ----- takipsizlik kararının kesinleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, takipsizlik kararına itiraz üzerine ---- Mahkemesi'ne yapılan itirazın reddi kararı --- şikayet nedeniyle ---- kanun yararına bozma talep edilerek, anılan genel müdürlükçe red kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, ----ihbarnamesi ile Yüksek ------ yapılan inceleme neticesinde “ senetteki kaşelerin sahteliğinin araştırılmadığı, şirketin aktif ve pasifleri konusunda bilirkişi incelemesi yapılmadığı sahtecilik iddiası ile ilgili tanıkların dinlenmediği, şüphelilerin savunmalarının alınmadığı” hususlarına değinilerek takipsizlik kararının reddine ilişkin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz bulunup,---- kararı bozulmuştur.BK'nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanan maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlar. Bu durumda mahkemece ceza yargılamasının sonucu beklenerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.\" kanaatiyle Mahkememiz kararının bozulmasına dair karar verilmiştir. Bozma üzerine yargılamaya mahkememizin işbu esası üzerinden devam olunmuş ve takipsizlik kararının kaldırılması üzerine anılan dosya yönün--------- sayılı dosyasının sonucu bekletici mesele yapılmıştır. <br>---- esas sayılı dosyasında, katılan --- şikayeti üzerine, sanıklar--------hakkında, 2000 yılı itibariyle şirketin fiilen faaliyetinin bitmesine rağmen bu tarihten sonra şirketin ortağı sanık ------ şirkete ait kaşenin taklidini yaparak sahte tanzim edilmiş 3 adet bono düzenlenmesi nedeniyle dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama kapsamında kaşelerin herhangi bir mercide kaydının bulunmadığı, şirketin gerçek kaşesinin ne olduğunun saptanmadığı, kaşe farklılığının suç oluşumunu gösterir nitelikte delil sayılamayacağı kanaatiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bozma üzeri ----- tarihli rapor alınmış, özetle; ------ döneminde şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, bonoların tanzimi tarihi olan ----tarihi itibariyle şirketin ortaklara borcundan başka 3.kişilere borcu bulunmadığı, davalı şirketin ------yıllarına ait ticari defterleri incelenmesi sonucunda ----- tutarında 3 adet toplam ----- tutarındaki bononun kayıtlı olmadığı, 08/2002 mizanında ------ borç senetleri hesabının bulunmadığı, senetler üzerindeki kaşeler ile daha önce bir yerde kullanılan kaşelerin birbirinden farklı olduğu\" kanaati bildirilmiştir. Mahkememizce ------karar sayılı ilamında;  borcun davacı şirket açısından takip yapıldığı gün icra dairesinde kabul edilmiş olması hususunun, muvazaaya vücut verip vermediği Mahkememizce değerlendirilmiş, davalı tarafça ileri sürülen 3 adet bono gibi takip konusu yapılan 300.000 USD borcun da davacı şirket kayıtlarında yer almadığı gibi, davacı şirketin 2001 yılında 1 adet konut satışı dışında bir faaliyetinin olmadığı, 2002 yılı rapor döneminde ise herhangi bir gelir ve gider bulunmadığından hareketle faaliyetini durdurmuş olduğunun raporla tespit edilmesi, bundan başka alınan raporlarda, şirketin ortakları dışında kimseye borcu olmadığının belirlenmesi karşısında, davacı yetkilisince bu durumun bilindiği/ bilinmesi gerektiği halde, takibin yapıldığı gün icra dairesinde hazır olduğu, şirket kayıtlarında karşılığı olmayan bir borcu kabul ettiği, şirkete yapılacak tebligatın da önüne geçerek, usule aykırı düzenlendiği halde, ödeme emrini elden tebliğ aldığı gibi tüm sürelerden feragat ederek takibin kesinleştirilmesini talep ettiği, Mahkememizin---- sayılı esası üzerinden alınan tanık beyanları, davalı ile dava dışı ortağın ilişkisine dair beyanları hususları bir bütün olarak gözetildiğinde anılan işlemlerin muvazaalı olduğu, davacı şirketi ilzam etmeyeceği ispat yükünün tekrar davalı tarafa geçtiği kanaatiyle davalı tarafa düşen ispat yükünün yerine getirilemediği anlaşılmakla, davanın kabulüne dair karar verilmiş davanın kötü niyetli olduğuna dair yeterli kanaat oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı kararı verilmiş işbu karar------ karar sayılı ilamıyla  davacı şirketin münferiden temsile yetkili -------- tarafından şirket adına açılan ve davalıya borçlu olmadığının belirlenmesini içeren menfi tespit davasında  davacı şirket yetkilisi ile davalı alacak arasında davacı şirketi zarara uğratmak için birlikte hareket ettikleri el ve işbirliği içerisinde olduğu ispat edilememiş nitekim dosya içerisinde bulunan ----- karar sayılı kararı ile------hakkında dolandırıcılık resmi belgede sahtecilik hususunda beraat kararı verildiği ve kararın kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış davanın davalı yararına bozulmasına karar verilmiş olup, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacı şirket yetkilisi ile davalı alacaklı arasında davacı şirketi zarara sokacak eylem içinde oldukları dosyaya sunulu belgelerle ispat edilemediği,---------karar sayılı ilamı ile ilgililer hakkında dolandırıcılık resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verildiği ve işbu kararın kesinleştiği, her ne kadar ceza Mahkemesinin beraat kararı ile hukuk Mahkemesi bağlı değil ise de hukuk Mahkemeleri maddi vakıalarla bağlı olup davacı şirketi borçlandırmak sureti ile zarara sokma eylemi gerçekleşmediği ve bu eyleme dair dosya içerisinde herhangi bir belge bulunmadığından davanın reddine kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı ödenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın reddine koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına, <br>2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.418,90 TL   harcın mahsubu ile kalan bakiye 4.803, 50 TL nin davacıya iadesine,  <br>3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı  için takdir olunan 66.379,00 TL  vekalet ücretinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafından sarfedilen 150,00 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>6------------ bütçesinden karşılanan 150,00  TL posta giderinin  davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, <br>Dair, Davacı Vekilinin ve  Davalı Vekilinin yüzlerine karşı  tebliğden itibaren 15 gün içinde temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı..29/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f4eaa56ed4217b5","SID":"3a526ae1198f1626"}}