{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/57 - 2025/62<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/57 <br>KARAR NO\t: 2025/62<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.09.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/428 Esas 2022/620 Karar<br><br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 23.01.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23.02.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 26.04.2018 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın yaya konumunda olan davacının eşi ...’a çarpması sonucunda yaralanarak  12.06.2018 tarihinde vefat ettiğini, kazaya ilişkin ceza yargılamasının sürdüğünü, Adli Tıp Kurumu raporu ile ölüm nedeninin trafik kazası olduğunun belirlendiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunu, davacının destekten yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda 25.06.2020 tarihinde 42.795,63 TL ödemede bulunulduğunu, ayrıca davacının manevi olarak zarar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan kaza tarihi olan 26.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihi olan 24.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında destekten yoksun kalma tazminatı talebini 132.919,79 TL olarak ıslah etmiştir. <br>Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafın başvurusu üzerine 25.06.2020 tarihinde 42.795,63 TL tazminat ödemesi yapıldığını ve sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, kusur oranlarının tespitini, ödeme tarihi verileri ile tazminatın hesaplanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi açısından temerrüt ile sorumluluk başlamakta olup kaza tarihinden itibaren faiz talebini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>Davalı ... ve ... vekili, müteveffanın kesin ölüm nedeninin kazadan kaynaklandığı açıkça tespit edilmeden davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, Akara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/966 Esas sayılı dosyasındaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, otopsi yapılmaksızın ölüm nedeninin kazadan kaynaklandığının kabul edilmesinin yerinde olmadığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, aksi durumda ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesini talep ettiklerini, müteveffanın olay tarihinde neredeyse 81 yaşında olduğunu, olaydan sonra hastanede yaklaşık 1 ay kaldığını ve 21.05.2018 tarihinde tüm kontrolleri yapılarak taburcu edildiğini, müteveffanın sağlıklı şekilde taburcu olduktan sonra bakım için yatırıldığı tıp merkezinde vefat ettiğini, müteveffanın tıbbi geçmişi dikkate alınarak ölüm belgesinde ölüm nedeni hekimler tarafından tespit edildiğini ve kaza ile ilgisi bulunmadığının sabit hale geldiğini, ölümün kaza sonucunda gerçekleştiğine ilişkin dosyada kesin, objektif her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, 20.07.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusura ilişkin olarak kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 20.07.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınmak ve manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 132.919,79 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 11.03.2020, davalılar ... ve ... yönünden 26.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 26.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan aktüer bilirkişi kurulu ek raporunda müteveffanın muhtemel yaşı hatalı olarak hesaplama tarihi dikkate alınarak hesaplandığını, desteğin bakiye ömrünün hesap tarihi itibariyle alındığından itirazlarının incelenmediğini, kararın hatalı olup kaldırılması gerektiğini, ödeme tarihinin Anayasa Mahkamesi iptal kararından önce olması nedeniyle yapılan ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının ödeme tarihi verileriyle yani 1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, müteveffanın kesin ölüm nedeninin kazadan kaynaklandığı açıkça tespit edilmeden davalılara husumet yöneltilmeyeceğini, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/966 Esas sayılı dosyasındaki değerlendirmenin hatalı olduğunu, trafik kazasından sonra tedavi olunup hastaneden taburcu olduğunu, aradan bir süre geçtikten sonra ölüm olayının meydana geldiğini, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasının zorunlu olduğunu, otopsi yapılmaksızın kesin ölüm nedeninin tespitinin mümkün olmadığını, illiyetin varlığının kabul edilmesinin yerinde olmadığını, müteveffanın tıbbi geçmişi de dikkate alınarak ölüm belgesinde ölüm nedeni hekimler tarafından tespit edildiğini ve kaza ile ilgisinin bulunmadığını, davalıların kaza sonrası aileye yardımları ve tutumunun nazara alınması gerektiğini, maddi ve manevi tazminat tutarlarının yüksek belirlendiğini, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapıldığını ve davacının hiçbir alacağının kalmadığını, davalının %100 kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, bilirkişi raporundaki destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hesaplamanın hatalı ve fahiş olduğunu, ödemenin yeterli olup olmadığının ödeme tarihi verileriyle hesaplanmadığından hesaplamaya itiraz ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davadaki manevi tazminat talebinin tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken karşıdan karşıya yaya olundan geçen, kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmayan ...’ın ölümü nedeniyle takdir edilen manevi tazminat tutarının yerinde olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken %50 oranında belirlenen destek oranının hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, yeniden maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat talebinin tamamen kabulü yönünde karar verilmesi için hükmün kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki ...'a çarparak ölümüne neden olduğu, ...'ın ölümü ile eşi olan davacının destekten yoksun kaldığı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu, ayrıca manevi yönden zarar gördüğü belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 20.07.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili, davalılar ... ve ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>Dosya içeriğinden 26.04.2018 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının eşi olan desteği ...'a çarpması sonucunda 12.06.2018 tarihinde vefat ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/175522 sayılı soruşturmasında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan 22.03.2019 tarihli raporda ...'ın 26.04.2018 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulü gerektiğinin belirlendiği, dava dilekçesinde müteveffanın eşi ... için destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 06.12.2021 tarihli raporda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi itibariyle yapılan hesaplamada davacının net gerçek zararının ödeme ile karşılanmadığı belirtilmiş,  mahkemece hükme esas alınan 20.07.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda müteveffa ...'ın 14.06.1937 doğumlu, hesap tarihinde 85 yaşında olup TRH 2010 Erkek yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrünün 4 yıl olduğu, ölmese idi 2026 yılına kadar yaşama şansı mevcut olduğu belirtildikten sonra işleyecek dönem sonunun 26.04.2026 tarihi olarak belirlendiği, desteğin rapor tarihindeki yaşı esas alınarak bakiye ömür hesaplaması yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamalarına göre bakiye ömür süresi belirlenirken desteğin kaza tarihindeki yaşı esas alınarak bakiye ömür hesaplaması yapılması gerektiği gözetildiğinde yapılan hesaplamanın Yargıtay uygulamalarına uygun olmadığı anlaşılmıştır. <br>Bu durumda 26.04.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda 12.06.2018 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ...'in eşi olan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden aktüer bilirkişiden Yargıtay uygulamalarına uygun olarak 14.06.1937 doğumlu desteğin kaza tarihindeki yaşı esas alınarak bakiye ömür süresinin belirlenmesi, destek süresinin denetimi kabil şekilde gösterildiği rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken desteğin rapor tarihindeki yaşı esas alınarak düzenlenmiş rapor esas alınarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>Davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>5-Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2022/16299 esasına yatırılan 250.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cd61fc52cf407dd","SID":"3f94214145381241"}}