{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/993 <br>KARAR NO\t\t: 2025/49<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/10/2017 (Dava) - 22/12/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/1161 Esas - 2021/1194 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/01/2025<br>İstinaf incelemesi için Da...ize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1161 Esas-2021/1194 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yasal mirasçısı müteveffa ...'ın 22/05/2017 tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, müteveffanın kendisine ait ... plakalı kamyonet ile seyir halinde iken bilinmeyen bir nedenle aracı emniyet şeridine yanaştırarak durduğunu, emniyet şeridine yanaşıp durmasının nedeninin olaya  ilişkin trafik kazası tutanağının özensiz, dikkatsiz, yetersiz inceleme ve araştırma ile düzenlenmesinden kaynaklı olarak tespit edilemediğini, hayatın olağan akışı içerisinde hiçbir makul sürücünün otoban/çevreyolu diye tabir edilen trafik akışının durmaksızın olduğu bir yolda aracını emniyet şeridine yanaştırarak durmayacağını, üzücü olaya ilişkin olarak olay yerinde müteveffaya ait kamyonetin sol taraftan çekilmiş fotoğraflarına bakıldığında müteveffanın kendisine ait aracın sürücü bölümünden aşağı inerek, aracına çok yakın hatta bitişik konumda iken, davalılardan ...'ın sürücülüğünü yaptığı ... plakalı (... dorse plakalı) aracın müteveffaya çarparak ölümüne neden olduğunu, kaza tespit tutanağındaki; \"...sürücüsünün beyanına göre birden yaya olarak şeride çıkması neticesi aracının sağ yan kısmı ile ...'a çarpması neticesi...\" ifadesinden de anlaşıldığı üzere, davalı ...'in kendisini koruma düşüncesi ile hareket ederek olayın oluş gerçekliğinin dışında beyanda bulunduğunu, davalının bu tek taraflı maddi gerçeklere aykırı beyanının tespit olarak tutanağa geçildiğini, müteveffanın yanaşarak durması ve araçtan inmesinin belli bir zaman dilimi gerektirdiğini,  ortalama hızını yavaşlatarak durmasının ve araçtan inmesinin ani bir hareket ile olmasının  imkansız olduğunu, kaldı ki bu zaman dilimi içerisinde davalı ...'a ait araç belli bir mesafe uzaklıktan geriden gelmekte olup emniyet şeridine sıfır mesafede müteveffanın ölümüne neden olmasının ...'ın beyanlarının gerçeklerle örtüşmediğini ortaya koyduğunu, bu gerekçelere binaen kaza tespit tutanağının yok hükmünde olduğunu, mahkemece olay yerinde tekrar keşif ve bilirkişi marifeti ile inceleme yapılarak gerçeğin aydınlatılmasını talep ettiklerini, olay tanıkları ... ve ...'ın beyanları ile kamera kayıtlarının tespiti neticesinde olayın oluş şeklinin net olarak anlaşılacağını, müvekkili ...'ın müteveffanın eşi olup diğer davacıların ise müteveffanın çocukları olduğunu, eşin ev hanımı olup çocukları olan diğer davacılar ...'in 8, ...'in 7 yaşında ve ...'in ise henüz iki aylık bebek olduğunu, 22/05/2017 tarihinde olayın gerçekleştiğinde müvekkili ... hamile olup müteveffanın vefatından sonra kızı ...'in dünyaya geldiğini, müteveffanın ölümü ile eşi olan müvekkili ...'ın büyük bir ruhsal çöküntü yaşadığını, diğer davacılar olan çocuklarının da babalarının yokluğundan kaynaklı olmak üzere büyük bir acı ve ızdırap içerisinde olduklarını, davalı sigorta şirketine başvurduklarını, bir ödemede bulunulmayacağı cevabı alındığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı eş ... için destekten yoksun kalınan 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen, davacı ... ... için destekten yoksun kalınan 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, davacı ... ... için destekten yoksun kalınan 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, davacı ... ... için destekten yoksun kalınan 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen olmak üzere, toplam 40.000,00 TL maddi, 160.000,00 TL manevi tazminatın, maddi tazminat yönünden tüm davalılardan, manevi tazminat yönünden davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarlarının arttırıldığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalandığını, öncelikle kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesini, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesinde yer alan limitler ve sigortalı araca atfedilecek kusurla sınırlı olduğunu, güvenlik kuruluşlarından herhangi bir ödeme alıp alınmadığının tespitini talep ettiklerini, öte yandan, dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespiti ile Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin sorulmasını talep ettiklerini, eğer olay iş kazası teşkil ediyor ve henüz SGK'dan gelir bağlanmamış ise davacıya SGK'ya iş kazası bildirimi yapmak üzere önel verilmesi, SGK'dan gelir bağlanmasının bu kapsamda bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, müteveffanın SGK'dan hizmet dökümünün celbini talep ettiklerini, destek payları belirlenirken tüm hak sahiplerinin dikkate alınması gerektiğini, bu bağlamda, müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığının belirlenmesini, müvekkili şirketin temerrüdünün KTK ve ZMM Genel Şartlarına göre tespit edildiğini, bu çerçevede kaza tarihinden faiz taleplerinin kendileri yönünden reddini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın sigorta şirketine başvurmayarak yasaya aykırı davrandığını, öncelikle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... hakkındaki soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını, maddi tazminat talebinin somutlaştırılması ve açıklattırılmasını, davacıların yasal mirasçısı olduğunu iddia ettikleri ...'ın vefat ettiği kazada %100 kusurlu olduğunu, davacı yanın da dava dilekçesinde müteveffanın bilinmeyen bir nedenle duraklamanın yasak olduğu emniyet şeridine aracını yanaştırarak durduğunu beyan ettiğini, otobanda emniyet şeridinde duraklaması hatta emniyet şeridinin tam üzerinde yani aracının bir kısmı yola taşacak şekilde durması ve buna ilişkin hiç uyarıcı veya önleyici tedbirler almamasının müteveffanın %100 kusurlu olmasına yetecek olaylar olduğunu, kazanın oluş şekli itibariyle ...'ın kullandığı aracın şahsa çarpmadığı, şahsın seyir halindeki araca çarptığının anlaşıldığını, aracın şahsa çarpmış olması durumunda aracın ön kısmında hasar meydana gelmesi gerekirken aksine müvekkilinin işleteni olduğu aracın çarpmamak için kendi şeridinden sola doğru kaçtığının kaza raporundan anlaşıldığını, bunun müteveffanın yolun bir anda panik halinde ortasına gelerek seyir halindeki tıra çarptığını kanıtlar nitelikte olduğunu, ...'ın tüm önlemleri almasına, tırı sol şeride kırıp kendi hayatını ve diğer şerittekilerin hayatını tehlikeye atmasına rağmen müteveffanın yine nasıl olduysa tıra dorse tarafından çarptığını, duraklaması yasak olan yerde davacının emniyet şeridi çizgisinin tam üstüne aracını çekmesi (aracın kapısı açıldığında kapı yolun içinde olacak şekilde) ve kapıyı açık bırakarak kamyonetin arkasına doğru yönelmesi akabinde, şeridinde hız sınırlarına uygun olarak seyreden ...'ın kullandığı tırı görünce bir anda kamyonetin arka tarafından bilinmeyen bir nedenle yolun ortasına fırladığını, ...'ın direksiyonu kırmasına rağmen tırın arka dorsesine otoban üzerinde çarpan müteveffanın kendi kusuruyla ölümüne sebebiyet verdiğini, sürücü ...'ın olaya sebebiyet verecek kusur veya ihmal derecesinde hiçbir davranışı olmadığından müvekkili ...'ın da kusursuz sorumluluk uyarınca sorumlu olamayacağını, davanın reddi gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, davacının manevi tazminat talebini haklı göstermek için ileri sürdüğü olguların maddi gerçeklikten uzak olduğunu ve adalet anlayışına zarar verdiğini, somut olayda müteveffanın %100 kusurlu olması ve ...'ın kusursuz olması gibi sebepler göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın ilk olarak sigorta şirketine başvurmayarak dava yoluna gittiğini ve dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, öncelikle müvekkilinin %100 kusursuz olduğu kaza ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca açılan soruşturma dosyasının celbini talep ettiklerini, ayrıca ... çekici plakalı, ... dorse plakalı araca ilişkin kasko ve trafik sigortacılarına ihbar yapılmasını talep ettiklerini, ...’ın vefat ettiği kazada %100 kusurlu olduğunu, davacı yan duraklamanın nedeninin ortaya çıkmamasını da abeste iştigal teşkil edecek şekilde olaya ilişkin trafik kazası tutanağının özensiz, dikkatsiz ve araştırma yapılmadan düzenlenmesinden kaynaklı olduğunu iddia etmişse de, bu hususun dahi müteveffanın %100 kusurlu olduğunu gösterir nitelikte olduğunu, otobanda emniyet şeridinde duraklaması hatta emniyet şeridinin tam üzerinde yani aracının bir kısmı yola taşacak şekilde durması ve buna ilişkin hiç uyarıcı levha veya önleyici tedbirler almamasının müteveffanın %100 kusurlu olmasına yetecek olaylar olduğunu, kazanın oluş şekli itibari ile müvekkili ...’ın kullandığı aracın şahsa çarpmadığının, şahsın seyir halindeki araca çaptığının anlaşıldığını, tüm bu sebeplerin esasında müteveffanın yolun bir anda panik halinde ortasına gelerek seyir halindeki tıra kendisinin çarptığını kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkili ... tüm önlemleri almasına ve tırı sol şeride kırıp kendi hayatını ve diğer şerittekilerin hayatını tehlikeye atmasına rağmen müteveffanın yine nasıl olduysa tıra dorse tarafından çarptığını, müteveffanın sürdüğü aracı durması yasak yere çekip üstüne üstlük kapıyı yola taşacak şekilde açık bırakıp aracın arka tarafına yöneldikten sonra adeta intihar etmek ister gibi kendisini yolun ortasına atmasının müvekkilinin başlı başına kusursuz olduğunun göstergesi olduğunu, müvekkilinin tüm önlemleri aldığını ve aracın yola taşan kapısına dahi çarpmadığını, ancak yine de müteveffanın kendisinden uzaklaşan tıra çarptığını, manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmadığı gibi, bu yolla gelir sağlanmasının da söz konusu olamayacağını, müteveffanın %100 kusuru göz önüne alındığında davacı yanın tüm maddi-manevi tazminat talepleri bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 22/05/2017 tarihinde İzmir Çevre yolunda  seyir halinde iken, ... plakalı aracını emniyet şeridine park eden ve araçtan  inen davacı ...'nin kocası, diğer davacıların ise babası olan ...'a  çarptığı, çarpma neticesinde ölümlü trafik kazasının meydana geldiği, davacılar ..., ... ve ...'in babası ve diğer davacı ...'ın eşi olan ...'ın hayatını kaybettiği, davacıların işbu dava ile maddi(destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, kazanın meydana geldiği mahalde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, keşif mahallinde tanıkların dinlendiği, keşif sonrası bilirkişi ...'ın bilirkişi raporunda; müteveffa sürücü ...'ın kazanın oluşumunda %75, davalı ...'ın kazanın oluşumunda %25 oranında  kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, kaza tespit tutanağı ve olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasında alınan  bilirkişi raporu ile mahkemece alınan bu rapor arasında çelişki olduğunun anlaşılması üzerine bu çelişkinin  giderilmesi için talimat yoluyla Karayolları Trafik Fen Heyetinden emekli bilirkişi heyetinden alınan 22/11/2019 tarihli kusur raporunda; davalı sürücünün % 25 kusurlu, müteveffa ...'ın %75 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, böylece mahkemece alınan her iki kusur raporunun birbiri ile uyumlu olduğu, keşif mahallinde dinlenen tanık beyanları da dikkate alındığında; davalı sürücünün emniyet şeridine taşacak şekilde aracını sevk ve idare ettiği, emniyet şeridinde muhtemelen duraklama yapan araç ve kişilerin olabileceğini gözetmeyen, tedbirsiz, dikkatsiz, özen yükümlülüğüne ve güvenli seyir kurallarına aykırı şekilde hareket eden davalı sürücünün meydana gelen kazada tali %25 kusurlu kabul edilmesinin oluşa, dosya kapsamına ve  hakkaniyete uygun olduğu, mahkemenin kaza tespit tutanağı ve savcılık kusur raporunda belirtilen  kusur değerlendirilmeleri ile bağlı olmadığı, bu nedenle davalıların yeniden kusur incelemesi yapılması ve davalı sürücünün kusuru bulunmadığına ilişkin savunmalarının yerinde görülmediği ve başka bir araştırma yapılmasına lüzum görülmediği, aktüer bilirkişinin 28/06/2021 tarihli ek raporuna göre, müteveffanın kusuru ve TRH 2010 yaşam tablosu-progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamada; davacı eş ... için 117.372,68 TL, davacı çocuklar ... ... için 17.071,55 TL, ... ... için 18.823,59 TL ve ... ... için 33.748,39 TL destekten yoksun kalma zararı olduğu kanaatinin bildirildiği, her ne kadar davalı sigorta tarafından hesaplamanın genel şartlara  göre yapılması istenilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunlu olduğu, usuli kazanılmış hakların istisnasını teşkil ettiği, bu kapsamda işbu davada Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartlarının yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği, yerleşik kararlara göre, tazminat için yapılacak hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması, teknik faizin hesaplamada kullanılmaması ve progresif rant yöntemine göre aktüer hesabının yapılması gerektiği, bu nedenle bu ilkeleri gözeten aktüer bilirkişinin 28/06/2021 tarihli raporuna ilişkin davalı itirazlarının yerinde olmadığı, müteveffanın eşi ve çocukları olan davacılar yönünden farazi destek ilişkisi bulunduğundan adı geçenlerin müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, alınan her iki kusur ve 28/06/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun usul, yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davacıların uğradığı maddi zarardan kazaya sebebiyet veren aracın kayıt maliki olan davalı ...'ın işleten, davalı ...'ın haksız fiil faili sürücü, davalı ... Sigorta A.Ş'nin ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğu, meydana gelen maddi zararın poliçe teminat limitleri kapsamında kaldığı, ayrıca davacıların faiz talebinde bulunmadığı anlaşılmakla  taleple bağlı kalınarak davacıların maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulüne dair karar vermek gerektiği, alınan kusur raporlarına göre kazaya sebebiyet veren aracın kayıt maliki olan davalı ...'ın işleten, davalı ...'ın haksız fiil faili sürücü olarak %25 kusurlu olduğu, bu nedenle davalıların davacıların uğradığı manevi zarardan sorumluluğu bulunduğu, manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek amacıyla insan yaşamının kutsallığı çevresinde olayın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine (kaza tarihi itibariyle 34 yaşında, 2 çocuğu olan ve ayrıca hamile olan davacı ...'ın eşini kaybettiği, kaza tarihi itibariyle diğer davacılar ... ve ...'in sırasıyla 8 ve 7 yaşlarında olduğu ve   babalarını kaybettiği, davacı ...'in ise kaza tarihi itibariyle annesinin karnında olduğu ve kazadan yaklaşık 2,5 ay sonra dünyaya geldiği, doğumdan itibaren babasının eksikliğini yaşayacağı), yaşanan olaydan doğrudan etkilenmelerine, hayatları boyunca bu olayın ve eksikliğin etkisiyle yaşamalarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine, günün ekonomik koşulları ile paranın satın alma gücüne, hak ve nesafet kurallarına göre manevi tazminat miktarının olayın ağırlığını ortaya koyması, hukuka aykırılığı özendirmemesi ve caydırıcı fonksiyonu bulunması gerektiği ve ayrıca davacıların faiz talebi de bulunmadığı anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile kısmen reddine dair karar vermek gerektiği, ayrıca, eldeki davada davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakta olup davacı sayısı kadar maddi ve manevi tazminat davası olduğundan yargılamada vekil ile temsil olunan tarafların her biri lehine maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmekle, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, davacı ...'ın maddi tazminat (destekten yoksun kalma) talebinin kabulü ile 117.372,68 TL MADDİ TAZMİNATIN davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ... ...'ın maddi tazminat (destekten yoksun kalma) talebinin kabulü ile 17.071,55 TL MADDİ TAZMİNATIN davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ... ...'ın maddi tazminat (destekten yoksun kalma) talebinin kabulü ile 18.823,59 TL MADDİ TAZMİNATIN davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ... ...'ın maddi tazminat (destekten yoksun kalma) talebinin kabulü ile 33.748,39 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ...'ın MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE 20.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... ...'ın MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE 20.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... ...'ın MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE 20.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... ...'ın MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE 20.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVALI ... SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Davanın, müvekkili şirket tarafından sigortalı ... plakalı aracın davacıların murisi ...'a aracına yüklü inşaat malzemelerini düzenlerken çarpması neticesinde davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talepleri ile ikame edildiğini, kazanın iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacıların murisinin İzmir Vergi Dairesi tarafından düzenlenen yazıda da sabit olduğu üzere inşaat amaçlı alçı ürünlerin imalatı faaliyeti yaptığını, yine tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacı yan aracındaki inşaat malzemelerini düzenlerken dava konusu kazanın meydana geldiğini, iş kazalarında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun aylık gelir bağladığını ve bu bağladığı gelirin peşin sermaye değerini müvekkili şirkete rücu ettiğini, müvekkili şirketin, peşin sermaye değeri düşülmemesi durumunda mükerrer ödeme yapmak durumunda kalacağını, bu sebeple SGK'ya müzekkere yazılarak davacı yanın rücuya tabi bir ödeme alıp almadığının sorulması, davacılara iş kazası bildirimi yapılması ya da SGK'ya dava açılması için süre verilmesi, bu hususun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde doğrudan hüküm kurulduğunu, gerek kaza tespit tutanağında gerekse ceza dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava konusu olayda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, nitekim bu sebeple ceza dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, ancak karara konu bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne %25 oranında kusur izafe edilmiş olup kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın ATK'ya tevdi taleplerinin reddedildiğini, hükme esas alınan hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu progressif rant yöntemine göre yapıldığını, kaza yeni genel şartlar döneminde meydana geldiğinden ve kanun değişikliği sebebiyle TRH 2010 hayat tablosu-1,8 teknik faiz oranına göre hesaplama yapılması gerektiğini, bir yasa boşluğu kanun koyucu tarafından doldurulduğunda derhal uygulanacağını, üstelik boşluk bulunan dönemde de genel şartların ve genel şartların dayanağı olan KTK md.93'ün yürürlükte olduğu dikkate alındığında, hesaplamaların TRH tablosu ve 1,8/1,65 teknik faiz ile aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerektiğini, hesaba esas alınan gelir durumuna itirazlarını sunduklarını, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığının, SGK hizmet dökümü gibi resmi kayıtlarının celp edilmesini talep ettiklerini, tebliğ edilen bilirkişi raporunda SGK kayıtlarından davacının gelirinin asgari ücret olduğunun sabit olduğunu, bu nedenle hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, davacı yanın dava konusu olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının da irdelenmediğini, müterafik kusurunun bulunması halinde hesaplanan tutardan müterafik kusur  indirimi yapılması gerektiğini, eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALILAR ... VE ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Eksik ve hatalı karar alındığını, müvekkillerinden ...’ın kendi şeridinde hız sınırlarına uygun olarak seyir halindeyken müteveffayı yolun ortasında gördükten sonra tırı yan şeride doğru kırdığını ve bu şekilde müteveffanın sürdüğü aracın kapısına dahi tırı veya dorsesini çarpmaktan kurtarmış olmasına rağmen müteveffa tamamen sebepsiz yere yolun ortasında olduğu için kendisinin tırın dorsesine çarptığını, müteveffanın sürdüğü aracı durması yasak yere çekip üstüne üstlük kapıyı yola taşacak şekilde açık bırakıp aracın arka tarafına yöneldikten sonra kendisini yolun ortasına atmasının müvekkilinin başlı başına kusursuz olduğunun göstergesi olduğunu, müteveffanın kendi kusuruyla ölümüne sebebiyet verdiğini, bu kaza müvekkilleri tarafından elem ve kederle karşılansa da müvekkillerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazadan sonra re’sen yürütülen 2017/59901 soruşturma numaralı dosyada aldırılan bilirkişi raporunda müvekkilinin kusursuz olduğunun ve müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, bunun neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kesinleştiğini, trafik kazası tespit tutanağı kısmında ...’ın, 2918 sayılı yasanın 68/1-a-2 ‘Yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmadığı veya bulunmadığı hallerde, taşıt trafiğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolunda yürümek’ maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ...’ın alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığı gibi kurallara aykırı olumsuz davranış faktörü de görülmediğinden kusursuz olduğu kanaatine varıldığını, daha sonra alınan bilirkişi raporunda müteveffanın kusur oranının %75 olması gerektiği kanaatine varıldığını ve müvekkili ...'ın ise; önünde seyir halinde bulunan kamyonu gerekli takip mesafesinden takip etmemesi nedeni ile çevre kontrolünün kısıtlanması ve emniyet şeridinde bekleyen aracı ve sürücüsünü görmeyerek sıyıracak mesafede geçmek isterken çarpması sonucu Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. maddesi c fıkrasında belirtilen önündeki araçla güvenli bir mesafe bırakmamaktan dolayı tali kusurlu(%25) olduğu kanaatine varıldığını, müvekkilinin önündeki araç ile takip mesafesini korumadığının tespitinin imkansız olup buna istinaden atfedilen kusur oranına yargılamanın tüm aşamalarında itiraz ettiklerini, itirazları mahkemece kabul görmemiş olup hiçbir kusuru bulunmayan müvekkilinin %25 kusurlu olduğuna ilişkin hesaplama yapılıp hüküm kurulduğunu, bir an için kabul edilse dahi müvekkilinin bu hususta bir kusuru bulunmadığını, şöyle ki; müteveffa tarafından hiçbir güvenlik önlemi alınmadığından neye göre müvekkilinin güvenli mesafe bırakmadığının anlaşılmadığını, güvenli bölge tespitine ilişkin ilk mesafe olarak müteveffanın bulunduğu konumun esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, müteveffa trafiğin akan şeridine girerek aracın yan kısmının kendisine çarpmasına sebep olduğundan aslında %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin elinden gelenin fazlasını yaptığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili ...’ın, aracını emniyet şeridine yakın mesafede kullanmış olmasının kanun ve yönetmelik kapmasında bir kusur yüklenmesine sebep oluşturmadığını, müvekkilinin kullanmış olduğu aracın uzun ve geniş araç olmasından dolayı her halükarda sağ şeritten gitmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, müvekkilinin şeridinin sınırları içerisinde aracını kullandığını ve hiçbir şekilde şerit ihlali, hatalı sollama gibi kural ihlalinde bulunmadığını, bunların dışında bir araç kullanıcısının, yolculuğun tamamı boyunca bulunduğu şeritte, şeridi tam olarak ortalayarak gitmesinin mümkün olmadığını, araçlar yüklenirken tehlike yaratmayacak şekilde yüklemesinin zorunlu olduğunu, bilirkişinin raporunda müteveffanın, kamyonetin kasasında bulunan parçaların hareket etmesini engellemek amacıyla aracını yolda durdurduğunu belirttiğini, dolayısıyla araç trafiğe çıkmadan evvel gerekli hiçbir önlemin alınmadığını, ölen bir kimse ile ilgili olarak bazı çıkarımlarla kamyonetin kasasında bulunan parçaları sabitlemek amacıyla durduğuna kanaat getirmenin hiçbir şekilde doğruyu yansıtmadığını ve maddi gerçeklerden uzak, soyut yorum yapmaktan ibaret olduğunu, aracındaki eşyaları düzenlemek isteyen bir kişinin akan bir yol otoyol trafiğinde taşıt yoluna hayatın olağan akışı içerisinde girmeyeceğini, resimde de görüldüğü gibi ve bilirkişi beyanında da sabitlendiği gibi kazaya sebebiyet veren aracın arıza şeridinde 50-60 cm içerde olduğunun görüldüğünü, müteveffanın kabul etmemekle birlikte herhangi bir mücbir nedenle durduğu bir an için bile düşünülse dahi araçtaki işlerini taşıt yoluna geçmeden yapabileceği ya da en azından taşıt yoluna çıkması gerçekten gerekiyorsa araç trafiğinin hafiflediği sırada yola çıkıp 30-40 saniyelik süreçte işini halletmesi gerektiğini, tüm bunlar değerlendirilmeden müvekkiline kusur atfedilmesinin bir kusurlu bulma çabası olduğunu, kazanın gerçekleştiği Örnekköy kavşağına yaklaşan araçların doğal olarak sağ tarafa doğru geçmesinin beklendiğini, kamyonetin durduğu konumun, yolun kavşakları değerlendirildiğinde ayrıca bir tehlike arz ettiğini, kamyonetin bu kavşağın 50m gerisinde durması hususunun raporda değerlendirilmediğini, müvekkili ...’ın ifadesinde önünde bir kamyonun seyir halinde olduğunu belirtmesinin de onun takip mesafesine vs. uymadığını göstermediğini, talep edilen tazminat adalete uygun olmadığı gibi mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının da uygun olmadığını, davacı yanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacak derecede yüksek miktara takdir edildiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı eş ve çocukların murisi ...'ın davaya konu kaza nedeniyle vefatından dolayı davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemli işbu davanın açıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece son alınan aktüer raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir.<br>Öncelikle, kusura dair yapılan istinaf itirazları bakımından yapılan değerlendirmede; mahkemece olayı gören tarafsız tanıklar da dinlenmiş olup, tanık ... beyanında; arkadan gelen tırın(davalı) emniyet şeridi ile sıfır hizasına geldiği için araçtan inip inşaat malzemelerini düzeltmekte olan müteveffaya çarpıp önüne alıp emniyet şeridine sürüklediğine dair açık beyanı, kazaya dair evraklar, kroki ve kamera kayıtlarına göre müteveffanın aracının emniyet şeridi içerisinde olması ve tutanak mümzilerinin beyanları karşısında, davalı tarafın müteveffanın yolun ortasına yaya olarak yürüdüğüne dair savunmasına itibar edilmesi mümkün görülmemiş, dosya kapsamına göre tırın müteveffayı aracının kapısına yandan sıkıştırmak suretiyle sürükleyip vefatına neden olduğu anlaşılmıştır. Yine, kazaya dair fotoğraflar ve mahkemece alınan kusur bilirkişi raporlarındaki ayrıntılı açıklamalar da gözetildiğinde, davalılar vekillerinin kusura dair itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir.<br>Müterafik kusur bakımından; müteveffa aracından inmiş ve artık yaya konumunda iken davalı taraf aracıyla çarpmış olup, somut olayda müterafik kusur indirimi uygulanacak bir husus görülmemiştir. <br>Davalı sigorta şirketi vekilinin olayın iş kazası olduğuna dair itirazının ise; dosyaya SGK'dan gelen yazılar, tüm dosya kapsamı, kaza tutanağı ve olayın oluşumuna göre kabulü mümkün görülmemiştir.<br>Murisin alçı, sıva ve kartonpiyer işi yaptığı, kendine ait vergi kaydı bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece emsal ücret araştırması yapılması neticesinde asgari ücretin 1,42 katı üzerinden gelire göre hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Hükme esas alınan aktüer raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant usulünce hesaplama yapılmış olup, bu hesaplama şeklinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun olduğu, müteveffanın sağ olan anne ve babasına da pay ayrılarak destek paylarının usulünce belirlendiği, yapılan tazminat hesabında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı görülmekle, rapora yönelik tüm itirazların da esastan reddi gerekmiştir.<br>Manevi tazminata yönelik itirazlar bakımından; davalı tarafın kusur oranına, kazanın meydana geliş şekline, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve davacı tarafça dava dilekçesinde talep olunan tutar ile hüküm altına alınan tutarlara göre, bu yöndeki itirazların da reddi gerekmiştir.  <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\t1-Davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1161 Esas - 2021/1194 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davalı ... Sigorta Şirketi'nden alınması gereken 12.775,07 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.600,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 8.175,07 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>b-Davalılar ... ve ...'dan alınması gereken 18.239,87 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.559,96 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 13.679,91 TL'nin bu davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı sigorta şirketi ve davalılar ... ile ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  22/01/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8b6007345866919","SID":"4e8f179d5f9ea34a"}}