{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1686 <br>KARAR NO:2025/96<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/05/2021<br>NUMARASI:2019/814 E. -  2021/376 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkinden kaynaklı ödenmemiş faturaların olduğunu, 11.286,66 TL ödenmemiş fatura olduğunu,  takip konusu faturalara ve içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini,  tüm faturaların davalı tarafından kabul edildiğini, bu borcu istinaden açılan icra takibinin davalı tarafından 28/05/2018 tarihinde kısmi itirazda bulunarak icra müdürlüğü hesabına 2.759,97 TL tutarında kesinleşen takip miktarının ödendiğini, takibin 8.526,69 TL tutarındaki kısmının durdurulması talebiyle takibin durdurulduğunu, davalı tarafın takip konusu faturalara ve içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, tüm faturaların davalı tarafından kabul edildiğini, bu sebeple faturaya dayanan borcun davalı tarafından ödenmesi zorunlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere  icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  taraflar arasında 22.02.2016 tarihinde implant, imlant ara parçaları ve cad/cam ürünlerinin alımına ilişkin satış sözleşmesi imzalandığını, imzalanan satış sözleşmesinin 13.maddesinde yetkili mahkemenin İstanbul Çağlayan Adliyesi olduğunu belirtildiğinin yetkisiz İstanbul Anadolu Adalet Sarayında açıldığını usule dayalı itirazlarının kabulünü ve davanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı şirket arasında ticari ilişki nedeni ile özellikle teknik destek nedeniyle yıllar süren bir ticaret olduğunu, bu kapsamda davalının davacıdan diş polikliniğinde kullanılmak üzere çeşitli malzemeler aldığını, müşterilerinin diş tedavisinde kullandığını, bu alım satımların faturalandırılarak gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki ticaretin, davacının  davalının  istediği teknik destek taleplerine cevap veremez hale gelmesi ve güncel yeniliklere göre kullanması gereken malzeme altyapısının sağlanamaması ve iadeye konu elde kalan malzemelerin iadesinin ilgili şirketçe kabul görmemesi üzerine sona erdiğini,  ödemelerin de gelen  faturalar karşılığında yapılarak kapatıldığını, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatıldığını,  davalının davacıdan aldığı malzemelerin bedelini kendilerine ödediğini, geri alınmayan malzemelere ilişkin de karşılıklı görüşmelere dayalı olarak mahsuplaşma yapılacağı düşüncesi ile bakiye defter borcunu beklettiğini, davacının hem altyapısı kalmayan, hem de altyapısı olmamasına ve malzeme desteği verme imkanı kalmamasına rağmen iade almadığı malzemelere ilişkin olumlu bir yaklaşımı olmadığı gibi alacağını bakiye borç miktarından daha fazlası ile takibe koyduğunu,  icra takibine davalının  muavin defterlerinde ne kadarlık bir borç görünüyorsa o şekilde kısmi ödeme yapılarak borç kapatıldığını, fazlaya ilişkin takip için icra dosyasına  haklı olarak kısmi itirazda bulunulduğunu, davalının icra takip dosyasına yapılan ödeme haricinde hiçbir borcu  bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, İtirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin edimlerini sözleşmeye uygun olarak ifa edip etmediği, bu nedenle davacının alacağının bulunup bulunmadığı, ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı,  tarafların temerrüde düşüp düşmediği, icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar ve kötüniyet tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.Dava ilkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevdi edilmiş, mahkemesince 2018/954 esas ve 2019/416 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile İstanbul Asliye ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu tespit edilmiş, talep üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş ve mahkememizin yukarıdaki esas sayısına kaydedilmiştir. Davanın itirazın iptali davası olması sebebi ile öncelikle itirazın yapıldığı icra dosyası mahkememiz dosyası arasına alınmış, yapılan incelemede ... sayılı dosyası ile mahkememiz dosyasının taraflarının aynı olduğu, icra dosyasında borçlu olarak yer alanın dosyamızda davalı konumunda olduğu, dosyamız davacısının alacaklı olduğu, davalı tarafından süresinde ve geçerli bir şekilde borcun bir kısmına dair itiraz dilekçesi sunulduğu görülmüştür.Mahkememizce resen görevlendirilen mali müşavir bilirkişi ... ve Diş Hekimi ... marifetiyle hazırlanan 26/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \" davacı ve davalı yana ait 2016 yılı hesap dönemine ilişkin tutulması zorunlu ticari defterlerinin kanuna uygun ve eksiksiz olarak tutulduğunu, anlaşmazlığın 02.08.2019 tarihli 114,09 TL fatura ile 87,11 TL fatura ve davacı tarafından ters kayıt yapılan 6.800 TL  tutarındaki senelerin iade edilmesinden kaynaklandığını, 02.08.2016 tarihli toplam 201,20 TL tutarlı faturaların 18.10.2016 tarihinde iptal olunan 6.800 TL senetlerin ödenmediğinin ve iade edildiğinin mahkemece kabulü halinde davacı tarafın davalı yandan toplam 11.286,66 TL tutarında alacaklı olduğunu,  davacının 2.257,33 TL icra inkar tazminatı isteyebileceğini, davacı tarafın kayıtlarına aldığı senelerin ödenmediğini davacı tarafın ispatına muhtaç olduğunu, 18.10/2016 tarihinde iptal olunan 6.800 TL' lik senetlerin mahkemece kabul edilmemesi halinde davacı tarafın davalı yandan  asıl alacak olarak 2.860, 29 TL tutarında alacaklı olduğunu ve 572,05 TL icra inkar tazminatı talep edebileceğini, \" mütalaa etmiştir.Mahkememizce bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş davacı taraf  22/07/2020 tarihli dilekçe ile raporda yer alan hesaplamaya itiraz ettiklerini, ticari defterlerden de davalıya 39.606,43 TL mal verildiği ancak 29.845,00 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığını, davalının ispat yükünü yerine getirmediğini ifade ederek rapora itiraz ettiklerini belirtmiştir. Davalı taraf 22/07/2020 tarihli dilekçe ile faiz hesaplamasında bilirkişinin hata yaptığını, bilirkişinin temerrüt hususunu değerlendirmediğini, davacı tarafça davalıya ihtarname gönderilmediğini, öte yandan 6.800,00 TL'lik senetlere ilişkin olarak davacının ispat edici evrak sunmadığını  ifade ederek rapora itiraz etmiştir.Mahkememizce verilen ara karar gereği hazırlanan 04/12/2020 tarihli ek raporda özetle; 02.08.2016 tarihli toplam 201,20 TL tutarlı faturaların ve 18.10.2016 tarihinde iptal olunan 6.800 TL tutarlı senetlerin ödenmediğini buna ilişkin davalı tarafından ödeme dekontlarının sunulmadığını, mahkemece kabul edilmesi halinde davacı tarafın davalı yandan kaydi olarak asıl alacak olarak 9.761,43 TL işlemiş faiz olarak 1.525,23 TL olmak üzere toplam 11.286,66 TL tutarında alacaklı olduğunu, davacı tarafın 2.257,33 TL icra inkar tazminatı talep edebileceğini,\" mütalaa etmiştir.Mahkememizce ek bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı taraf 22/12/2020 tarihli dilekçe ile faiz hesaplamasında bilirkişinin hata yaptığını, bilirkişinin temerrüt hususunu değerlendirmediğini, davacı tarafça davalıya ihtarname gönderilmediğini, öte yandan 6.800,00 TL'lik senetlere ilişkin olarak davacının ispat edici evrak sunmadığını  ifade ederek rapora itiraz etmiştir.Yapılan yargılama, toplanan deliller, tarafların dilekçe ve beyanları ile duruşma esnasındaki sözlü açıklamaları, davalının icra dairesine sunduğu itiraz dilekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığına dair bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı itiraz dilekçesinde ilişkinin bulunmadığına dair bir savunma ileri sürmemekte, faize ve asıl borcun bir kısmına dair itirazda bulunmaktadır. TTK’nın 18. maddesinde tacir olmanın hükümleri arasında sayılan yükümlülüklerin biri de kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmaktır. Defter tutma yükümlülüğü Kanunun 64. maddesinde ayrıca düzenlenerek her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu belirtilmiştir. Her iki tarafın da tacir olması nedeni ile her iki taraf vekillerinin hazır bulunduğu  20/12/2019 tarihli ön inceleme celsesinde tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına, tarafların inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini incelemeye esas olmak üzere HMK 222 gereği  sunmasına, bu süre içerisinde gereği yerine getirilmediği takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının taraflara ihtarına karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, davacı ve davalı tarafın ticari defterleri ve aldırılan bilirkişi raporundan tarafların ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfında olduğu, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, dava konusu alacağın fatura bedellerinden kaynaklandığı görülmüştür. TTK'nın 21. Maddesine göre \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\"Davalı taraf cevap dilekçesinde mahsuplaşma yapılacağı düşüncesi ile ellerindeki ürünleri geri vermediklerini, iade etmediklerini ifade etmekle birlikte davalı tarafça malın teslim edildiği hususuna ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Gerçekten de davalı tarafça, malın kendilerine teslim edildiğine dair bir itiraz bulunmadığı, öte yandan malın teslim edildiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar davalı tarafça mahsuplaşılacağı düşüncesi ile beklendiği ifade edilmiş ise de TTK 21 kapsamında basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalının iade süresi içerisinde iade yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir. Bu durumda malın bedelinin ödendiğini ispat yükünün davalıya geçtiğinin kabulü gerekir. Bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafça toplam 201,20 TL bedelli faturaların ve ters kaydı yapılan 6.800,00 TL'lik senet bedellerinin ödendiğine dair herhangi bir ödeme belgesi sunulmamıştır.Bu noktada icra takibine konu edilen faize değinmek gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun 10. Maddesine göre \"Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.\" Davacı tarafça davalıya takip öncesi herhangi bir ihtarname çekilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda takip öncesi faiz istenemeyeceğinin kabulü gerekir.  (Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir. (11.12.1957 tarih 17/29 sayılı İçihadı Birleştirme Kararı) Temerrüde esas icra takibi de bulunmuyorsa dava tarihinde temerrüt gerçekleşir.) Bu nedenle davacının takip öncesi faize ilişkin talebinin de reddine karar verilmiştir.Son tahlilde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan davacının davasını kısmen ispatladığı, davalının ise ödeme yaptığı hususunu ıspatlayamadığı anlaşılmış ve yukarıdaki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde  davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, ... sayılı takibine vaki itirazın 7.001,46 TL asıl alacak yönünden iptaline; takibin bu alacak yönünden kaldığı yerden devamına, 1.525,23 TL'lik takip öncesi faiz yönünden takip öncesi temerrüt oluştuğuna dair dosyamıza yansıyan herhangi bir belge bulunmadığından talebin reddine, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan kabul edilen alacağın %20 nispetinde hesaplanan 1.400,29 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kök raporla ek rapor arasındaki çelişkinin tamamen giderilmediğini,  kök raporun 8. sayfa 2. Paragrafında  6.800 TL'lik senetlere ilişkin ispat yükü tespitini davacıya verildiğini, davalı tarafça verilen senetlerin ödenmediğine ilişkin davacı tarafça dosya kapsamına  herhangi bir belge sunulmadığının belirildiğini,  ancak daha sonra ek raporun 3. sayfasının 1. Paragrafında  kanaat sonuç kısmında, hem senetlerin ters kayıt yapılarak  mahsuplaşmadan  bahsedilmişken hem de iade edilen senetlere ilişkin ispat yükünün  davalıya ait olduğundan bahsedildiğini,  aynı bilirkişi tarafından hazırlanan kök rapor ve ek rapor arasında çelişki oluştuğunu, senetlerin akıbeti ve aslının dosyaya ibrazı istenmesine rağmen senet asılları dosyaya davacı tarafından ibraz edilemediğini, mahkeme tarafından davacı defter kayıtlarında mahsuplaşma  ve ters işlem yapılarak kapatılan senet borçları üzerinden karar verilmesi  yasaya aykırı olduğunu,  6.800 TL'lik senetlere ilişkin herhangi bir ispat evrakı dosyaya sunulamadığını, icra dosyasına yapılan 2.759,97 TL lik   ödeme dikkate alındığında, raporda belirtilen 2.860,29 TL lik borç rakamından, yapılan  ödeme mahsup edildiğinde 100,32 TL lik bir borç bakiyesi le karşı karşıya olunduğunu,  bunun da itirazın  haklılığını ortaya koyduğunu,  bu ödeme dikkate alındığında ise bilirkişi tarafından icra inkar tazminatı olarak hesaplanan 572,05 TL'nin  de haksız olarak hesaplandığının  görüldüğünü,  davalının davacıya, açılan icra takip dosyasına yapılan ödeme haricinde (100,32 TL lik öngörülemeyen rakam haricinde)  takibe konulduğu gibi bir borcu olmadığını, raporun sonuç kısmındaki rakamdan ödenen rakam mahsup edildiğinde  açıkça görüldüğünü, icra inkar ve kötüniyet tazminatının koşullarının oluşmadığını,  haklı  itirazlarına ve kısmen kabul kısmen red kararına  rağmen  davacı için  kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, davanın  İstanbul Anadolu 3. Asliye  Ticaret Mahkemesinde  2018/954 Esas sayısı ile açıldığını, dosyanın  arabuluculuk dava şartı dışında olduğunu, gerekçeli kararda arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin  usule ve yasaya aykırı  olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturalara dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 9.761,43 TL asıl alacak, 1.525,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.286,66 TL alacak yönünden  17.05.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 18.10.2016 taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanan eksik fatura ödemesinden kaynaklanan açık hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 21.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 28.05.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun 7.00146 TL'lik kısmına itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, mal satışı yapıp malların teslim edildiğini ve eksik ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Davacı malları teslim ettiğini, davalı ise ödeme yapıldığını ispatla yükümlüdür. Mahkeme gerekçesinde de ifade edildiği gibi  davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise mahsuplaşma yapılacağı düşüncesi ile ellerindeki ürünleri geri vermediklerin belirtilerek malların teslim edildiği kabul edilmiştir. Bu durumda ödeme yapıldığını ispat yükü davalı taraftadır. Alınan bilirkişi raporu ile taraf defterleri incelenmiş olup davalının davacı tarafa ödeme için verdiği senetlerden ikisinin ödendiğine ilişkin dekontun davalı tarafça sunulamadığı görülmektedir. Belirtildiği üzere ödeme amacıyla davacıya verilen ve taraf defterlerinde kayıtlı olan senet bedellerinin ödendiğini ispat yükü davalı yanda olup davalı tarafça bu iki senede ilişkin ödeme belgesi sunulamamıştır.  Hukuki değerlendirme mahkemeye ait olup takdiri delil niteliğinde olan bilirkişi  kök raporunda ödeme konusunda ispatın davacıda olduğunun belirtilmesi, ek raporda ise aksinin belirtilmesinin sonuca  bir etkisi bulunmamaktadır.Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Dava konusu alacak fatura ve açık hesap alacağından kaynaklandığından likit olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olmuştur. Davacının reddedilen kısım yönünden kötüniyetli olduğuna dair bir delil dosya kapsamında bulunmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmediği yönündeki istinaf sebebi de yerinde değildir.Ancak somut olayda  dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge dosyada bulunmamasına rağmen ilk derece mahkemesi hüküm fıkrasında arabuluculuk ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki dava 13.08.2018 tarihinde açılmış olup bu tarihte henüz  zorunlu arabuluculuğa ilişkin yasal düzenleme de yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle  davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının arabuluculuk ücretine ilişkin bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmak suretiyle düzeltilerek yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.Hüküm kısmındaki arabuluculuk ücretine ilişkin bendin karardan çıkarılması için yeniden hüküm kurulduğundan ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti miktarları aynen muhafaza edilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi  uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile;... sayılı takibine vaki itirazın 7.001,46 TL asıl alacak yönünden iptaline,  takibin bu alacak yönünden kaldığı yerden devamına,  1.525,23 TL'lik takip öncesi faiz yönünden takip öncesi temerrüt oluştuğuna dair bir belge bulunmadığından talebin  reddine, 2-İtirazın haksız olması ve alacağın  likit olması sebebiyle kabul edilen alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 1.400,29 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 478,26-TL harçtan peşin alınan 145,62-TL harcın mahsubu ile bakiye 332,64-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırıldığı anlaşılan 181,52 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 750,00 TL bilirkişi ücreti, 589,20 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.339,20 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 1.099,64 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 900,00-TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 160,98-TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı lehine hüküm tarihindeki  AAÜT  uyarınca hesaplanan 1.525,23-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Kararımızın niteliğine göre, davalı tarafından yapılan kanun yol giderinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,12-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8974d46fc8aba928","SID":"4f68a94f0e1d04bc"}}