{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1622 <br>KARAR NO: 2025/161<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2022<br>NUMARASI: 2020/840  Esas - 2022/128  Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ   D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının davalıdan  rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir.  İlk derece mahkemesince; \"...Davacı ... tarafından güvenlik hizmetleri için davalı ... LTD. ŞTİ  İLE hizmet alım sözleşmesi  akdedildiği,  davalılar tarafından çalıştırılan dava dışı ...'ın iş sözleşmesine son verilmesi nedeni ile işveren sıfatı ile davacı aleyhine açılan dava sonucunda kesinleşen İstanbul 14. İş Mahkemesinin 2017/664 Esas 2018/636  Karar sayılı  ilamı  tazminatların hüküm altına alındığı, dava dışı ... tarafından  ilamın  Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile takibe konulduğu, davacı kurum tarafından 39.568,53 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ; 1.SEÇENEKTE; Davacı asıl işverenin rücu alacağının 39.586,53 TL olduğu, - (10.638,57 TL +21.128,35 TL) 31.766,92 TL’sinden davalı ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.’nin sorumlu olduğu, - 7.801,61 TL’sinden davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti..’nin sorumlu olduğu, 2. SEÇENEKTE; Davacı asıl işverenin rücu alacağının 19.784,27 TL olduğu, -(5.319,28 TL +10.564,18 TL) 15.883,46 TL’sinden davalı ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.’nin sorumlu olduğu, -3.900,81 TL’sinden davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti..’nin sorumlu olduğu bildirmiştir. Davacı idare ile davalı yükleniciler arasındaki sözleşme ve şartnamede iç ilişkide nihai sorumluluğun yüklenicilere ait olduğu bu nedenle bilirkişi raporunda sonuç ve kanaat kısmında belirtilen birinci hesaplama yönteminin hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesinde ve İdari şartnamenin 49. Maddesi ve Teknik şartnamenin 10.maddesi ve Hizmet alım sözleşmesinin 23. maddesinde belirtildiği üzere işçinin çalışmasından hakların verilmemesinden tüm  sorumluluğun yükleniciye ait olduğu,  davalı şirketin alt işveren sıfatı ile davacı kurumdan ihale ile aldıkları iş nedeni ile çalıştırılan işçinin tazminatından davacı kurum ile yapılan sözleşme dönemi itibari ile sorumlu bulunacağı, sözleşme ve şartmane hükümlerinin tarafları hukuki olarak bağlayacağından davacının asıl işveren olarak ödemiş olduğu 39.586,53 TL rücu alacağının, -31.766,92 TL nin ... Hizmetleri LTD. ŞTİ.den ,-7.801,61 ... Hizmetleri LTD ŞTİden, ... Dan.Hiz. A.ş yöneltilen davanın işçinin çalıştığı dönem bulunmadığından...\" gerekçesi ile; \"Davanın  KISMEN KABULÜ İLE 36.586,53 TL rücu alacağının -31.766,92 TL nin ... Hizmetleri LTD. ŞTİ.den alınarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile  davacıya verilmesine, 7.801,61 ... LTD ŞTİden alınarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile  davacıya verilmesine, ... Dan.Hiz. A.ş yöneltilen davanın HUSUMET NEDENİYLE REDDİNE...\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı yanca istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahal mahkemece verilen kararın maddi hata içerdiğini, dava dilekçesinde rücu taleplerinin bilirkişi raporunun 1. seçeneğinde yer alan 39.586,73 TL olmasına rağmen, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüyle 36.586,53 TL'nin davacıya verilmesine karar verildiğini, buna göre yapılan hesaplamalarda ve gerekçeli kararda çelişki ve maddi hata bulunmakta olup öncelikle maddi hatanın düzeltilmesini talep ettiklerini, bilirkişi raporundaki itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, davacı yanın dava dışı işçiye yapılan ödemelerinin tamamını davalı şirketlere rücu edebilecek durumda olduğunu, davalı ... Hizmetleri A.Ş'ye yöneltilen davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğundan bahisle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkin eldeki davada, ilk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davacı yanca, yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun  341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Somut davada yerel mahkemece, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı işçi ...'a ait hizmet cetvelinde, davalı alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı dönemlerin; Şeklinde tespit edildiği ve rapora derc edildiği; Bu kapsamda bakıldığında da; dava dışı işçinin, davalı işyerlerinde geçen toplam çalışma süresinin 676 gün olduğu ve bu sürenin 286 gününün ... Hizmetleri Ltd. Şti.  ve 390 gününün de ... Tic. Ltd. Şti. nezdindeki çalışmaları olduğunun anlaşıldığı; Ayrıca aynı bilirkişi raporunda, davacı yanın davalılara rücu edebileceği miktarların; Şeklinde tespit edildiği ve rapora derc edildiği ve yerel mahkemece de yapılan yargılama sonucu; \"Davanın KISMEN KABULÜ İLE 36.586,53 TL rücu alacağının; -31.766,92 TL nin ... LTD. ŞTİ. den alınarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile  davacıya verilmesine, 7.801,61 TL 'nin ... LTD ŞTİ den alınarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya verilmesine, ... Dan. Hiz. A.Ş yöneltilen davanın HUSUMET NEDENİYLE REDDİNE...\" şeklinde karar verildiği, davacı yanca da; yerel mahkemece davalı ... Hizmetleri A.Ş'ye yöneltilen davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 1. seçeneğinde 39.586,73 TL olarak hesaplama yapılmış ise de, yerel mahkemece maddi hata sonucu 36.583,53 TL'ye hükmedildiğini beyan edilerek, mahkeme kararının aleyhe olan kısımlar yönünden kaldırılması talep edilmiştir. Dava; taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının davalıdan  rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1-Davacı yanın, yerel mahkemece hükmedilen rücu alacağının miktarına ilişkin İstinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Bknz. Yargıtay 6. H.D.'nin 04/12/2023 Tarih ve 2023/3544 Esas-2023/4060 Karar sayılı ilamı). Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında  her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin, 2019/296 Esas-2020/340 Karar ve 2019/1047 Esas-2020/2188 Karar sayılı ilamları). 22.02.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7166 sayılı \"Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11. ve 12. maddeleri değiştirilmiş ve kıdem tazminatının alt işverene rücu edebilmesi için bu konuda sözleşmede açık hüküm bulunması zorunluluğu getirilmiştir. Ancak değinilen kanun hükümleri Anayasa Mahkemesi'nin 19.09.2019 gün ve 2019/42 Esas-2019/73 Karar sayılı ilamıyla iptal edildiğinden uygulanma imkanı kalmamıştır. Anayasa'nın 153. maddesi gereğice, Anayasa Mahkemesi Kararları geriye yürümez. Geriye yürümemesinin gerekçesi olarak iptal kararlarının kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı bir sonuç doğurmasının önlenmesi olduğu belirtilmiştir. Ancak kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nın 21/01/2004 gün ve 2004/10-44 Esas-2004/19 Karar, 03/02/2010 gün ve 2010/4-40 Esas-2010/54 karar sayılı kararları). Bu durumda somut olaya Anayasa Mahkemesince iptal edilen 4857 sayılı İş Kanun'unun 62 ve geçici 12. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, Borçlar Kanun'u hükümlerine göre ihtilafın çözümlenmesi gerekmektedir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının son işveren olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu kısma oranı kadarını ilgili alt işverene rücu edebilir (Bknz. Yargıtay 6. H.D.'nin, 07/03/2022 Tarih ve 2021/2232 Esas-2022/1191 Karar sayılı kararı). Ayrıca yukarıda da belirtildiği üzere, somut uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, tarafların iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yaptığı itirazlar, rücu davalarında  hükme esas alınamaz. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde; davanın, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının davalıdan  rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu; Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu da her ne kadar; \"...Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesinde ve İdari şartnamenin 49. Maddesi ve Teknik şartnamenin 10. maddesi ve Hizmet alım sözleşmesinin 23.maddesinde belirtildiği üzere işçinin çalışmasından hakların verilmemesinden tüm  sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, davalı şirketin alt işveren sıfatı ile davacı kurumdan ihale ile aldıkları iş nedeni ile çalıştırılan işçinin tazminatından davacı kurum ile yapılan sözleşme dönemi itibari ile sorumlu bulunacağı, sözleşme ve şartmane hükümlerinin tarafları hukuki olarak bağlayacağından davacının asıl işveren olarak ödemiş olduğu 39.586,53 TL rücu alacağının, -31.766,92 TL'nin ... LTD. ŞTİ.den, -7.801,61 TL'nin ... LTD ŞTİ'den...\" alınmasına şeklinde gerekçe oluşturulmuş ve somut dava özelinde de, yerel mahkemenin gerekçesi yerinde ve isabetli ise de; yerel mahkemenin hüküm fıkrasının ise aynen; \"\"Davanın KISMEN KABULÜ İLE 36.586,53 TL rücu alacağının; -31.766,92 TL'nin ... Hizmetleri Ltd. Şti. den alınarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile  davacıya verilmesine, 7.801,61 TL'nin ... Ltd. Şti. den alınarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya verilmesine...\" şeklinde olduğu, bu haliyle değerlendirildiğinde ise; her ne kadar yerel mahkemece bilirkişi raporu ile belirlenen 39.586,53-TL rücu alacağı yönünden gerekçe oluşturulmuş ise de, hüküm fıkrasında 36.586,53-TL yönünden hüküm kurulduğu, bu haliyle de yerel mahkemenin gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki olduğu ve ayrıca yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun 7. Sayfasında davacı yanın rücu edebileceği alacağın miktarı 39.568,53-TL hesaplanmasına rağmen, 8. Sayfasındaki \"Sonuç\" kısmında iş bu miktarın maddi hata sonucu 39.586,53-TL olarak yazıldığı, bu durumun da 6100 sayılı HMK'nın 297 inci maddesine aykırı olduğu ve ayrıca davacı yanca da İstinaf sebebi yapıldığı anlaşıldığından, davacı yanın rücu alacağının miktarına ilişkin İstinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. 2-Davacı yanın, davalılardan ... Dan. Hiz. A.Ş. yönünden verilen Husumetten ret kararına yönelik İstinaf istemi yönünden yapılan incelemede ise; Davada sıfat, davanın tarafı ile dava konusu arasında \"hak ilişkisine dayalı bağ\"dır. Genel bir anlatımla, davada sıfat, maddi hukuktaki (borçlar hukukundaki) alacaklı sıfatı ve borçlu sıfatı ile özdeştir. Maddi hukuka göre alacaklı sıfatı bulunan kişinin davalı sıfatı vardır (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara, 2013, s. 543). Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Aktif sıfat Türk Hukuk Lûgatı'nda aktif husumetin karşılığı olarak \"Bir öznel hakkı dava etme yetkisi, davacı olma durumudur. Bu nitelik kural olarak o hakkın sahibine aittir\" şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Kurumu, Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara, 2021, s. 39). Hemen belirtmek gerekir ki, gerek davacı gerekse davalı sıfatı tamamen maddi hukuka göre belirlendiğinden sıfat konusu usul hukuku sorunu değildir ve bu sebepledir ki sıfat yokluğundan verilecek bir karar yine işin esasına yönelik bir karardır. Öte yandan, sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Başka bir anlatımla, dava şartları işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karardır. Sıfat, ileri sürülme zamanı kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’i de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur  (Bknz, Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.). Tüm bu açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde ise; somut davada her ne kadar davacı yanca, davalı ... Dan. Hiz. A.Ş’ye karşı, dava dışı işçi ...’nın davacıya ait işyerinde çalıştığı dönemde, alt işvereni olduğu gerekçesi ile dava açılmış ise de; işçi tarafından açılan işçilik alacakları davasında yapılan yargılama sırasında dosyaya getirtilen hizmet döküm cetveline göre bu işçinin davalı ... Dan. Hiz. A.Ş. işçisi olarak hizmet kaydının bulunmadığı anlaşılmakla, yerel mahkemece iş bu davalı yönünden açılan davanın husumetten yokluğundan reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir (Bknz. Yargıtay 13. H.D.'nin, 29/03/2018 Tarih ve 2015/23732 Esas-2018/3726 Karar sayılı kararı). Bu itibarla da; açıklanan gerekçelerle, davacı yanın İstinaf isteminin az yukarıda yazılı sebeplerle sınırlı olmak üzere kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 nci maddesi gereği kaldırılmasına, kaldırma kararının mahiyeti gereği yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, davacı yanın kabul edilen İstinaf istemleri ile sınırlı olarak düzeltilerek ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; \"1- Davalılar, ... Hizmetleri Ltd. Şti. Ve ...  Ltd. Şti. Yönünden açılan davanın KABULÜ İle; davacı yanın toplam 39.568,53-TL rücu alacağının; -31.766,92-TL'sinin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, -7.801,61-TL'sinin de, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Diğer davalı, ... Dan. Hiz. A.Ş. yönünden açılan davanın, Pasif Husumet Yokluğundan Usulden REDDİNE\" şeklinde karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine oy birliği ile varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A.Davacının İstinaf Başvurusu Yönünden; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK 353/1-b-2 maddesi gereği,  İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli ve 2020/840 Esas 2022/128  Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3-Davacının yatırdığı 179,90 TL harcın ilk derece mahkemesince iadesine, <br>B.Davanın Esası Yönünden; 1-Davalılar, ... Hizmetleri Ltd. Şti. Ve ... Ltd. Şti. Yönünden açılan davanın KABULÜ İle; davacı yanın toplam 39.568,53-TL rücu alacağının; -31.766,92-TL'sinin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, -7.801,61-TL'sinin de, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Diğer davalı, ... Dan. Hiz. A.Ş. yönünden açılan davanın, Pasif Husumet Yokluğundan Usulden REDDİNE, 3-Alınması gereken  2.702,92 TL karar ve ilam harcının; -2.169,99 TL'sinin davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, -532,92 TL'sinin  davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan  AAÜT 'nin 2/3. ve 13/1. maddeleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL  nispi vekalet ücretinin; -24.084,98 TL'sinin  davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, -5.915,011 TL'sinin  ... Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan  AAÜT 'nin 13/1. md uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Dan. Hiz. A.Ş. aleyhine verilmesine, 6.Davacının yaptığı 1.605,75 TL yargılama gideri ve 675,74 TL peşin harç olmak üzere toplam  2.281,49‬ TL yargılama giderinin; -1.831,65 TL'sinin davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine, -449,84‬ TL'sinin  davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine, 5.Davalıların yaptığı yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına, 6.Taraflarca yatırılmış olan gider avansından artan kısmın HMK 333 md. kapsamında karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 06/02/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94971b58dd6756e0","SID":"67a33ed1af2785e8"}}